Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

'Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı'ndan Bisiklet Alıntısı

Konu, 'Basında ve Medyada Bisiklet' kısmında Muhammed Kurum tarafından paylaşıldı.

  1. Muhammed Kurum

    Muhammed Kurum Genç Pedal

    Kayıt:
    27 Eylül 2014
    Mesajlar:
    1
    Beğeniler:
    10
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Muhammed Kurum
    Bisiklet:
    Salcano
    Merhaba arkadaşlar,

    Yeni okumaya başlamış olduğum Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı'nda bisiklet ile ilgili güzel bir metine denk geldim ve sizinle paylaşmak istedim. Hızlı bir şekilde yazacağım için imla hataları yapabilirim onun için şimdiden özür dilerim.

    - Biliyor musunuz, bisiklete binerken, kafama kask takıyorum ben. "E ne var bunda?" demeyin. Zira, tasa benzeyen o tuhaf nesneyi 25 yıldır kullanıyorum. Çeyrek asır önce, bu memlekette kask takana alenen uzaylı muamelesi yapılırdı. Hani Beyoğlu'nda, UFO Müzesi'nden çıkıp İstiklal'de dolaşan uzay kostümlü biri var ya. Memleket ahalisi o "alien"a bile hemşeri muamelesi çekerken, bana hangi gezegenden geldiğimi soruyorlardı. Jeton yıllar sonra düştü. Uzaylı zannedilmemin nedeni kask değildi. Onlar aslında tayta laf atıyorlardı.

    Uzay Yolu, bale ve bisiklet arasındaki ortak nokta nedir? Tayt. Her üçünde de erkekler tayt giyer. Cem Yılmaz'a göre bu memlekette uzay çalışmaları ve bale bir türlü gelişmediyse sebebi o tayttır. Türkiye'de bisiklet gelişmediyse gene o melun tayt yüzündendir. Üstelik bisiklet taytı diğerlerinden daha tuhaf bir giysidir. İçinde bir tane ped vardır. En kanatlısından hem de. Ayrıca bisikleti ciddi yapan insanlar, o taytın içine tıraş edilmiş bir bacakla girerler. Greame Obree'nin hayatının anlatıldığı Uçan İskoçyalı filminde, kadının biri, bisikletçiye: "Bacaklarını benden daha çok tıraş eden bir adamla çıkmam için makul bir sebep söyle" diye kazık bir soru sorar. Bisikletçiler hülya adamları olduklarından bu "tuhaf" alışkanlıklarına laf edilmesine gülüp geçerler. Şeytanla koalisyon yapmış biri için bunlar lafügüzaftır. Tayt ve sele Yin-Yang gibi bir ikilidir. Bu iki tuhaf şey sıcak temas sağladıklarında, samanlığa seyran olmaktan başka seçenek kalmaz.

    Sele de tuhaf bir şeydir. Bir dost toplantısında bisiklet tutkumu anlatmak için "O seleye oturan bir daha iflah olmaz" diye bir cümle kurdum. Arkadaşımın karısı: "Sele mi? Bir insan niye bir seleye otursun ki?" diye karşılık verdi. Vizontele'de Siti Ana'nın televizyona aşkla bakan ve "Bu alet dünyayı evimize getirecek" diyen kocasına verdiği tarihi cevap gibi: "Sebep?" Sebep? Tıkandım kaldım. Hakikaten, insan neden bir seleye otursun ki? Hoş, arkadaşımın karısının anladığı şey çamaşır selesi olsa da soru baki... Zira bisiklet selesi dünya üzerindeki en tuhaf şeylerden biridir. Hele o yarış bisikletlerinin selesi. Avuç içi kadar bir şeydir onlar. Üstelik acayip sert olurlar. Karbon fiberden yapılanları bile vardır. Bildiğimiz kemik yani. Taytın içinde leğen kemiği, leğen kemiğinin altında başka bir kemik! (Gördüğünüz üzere, işin içinde çamaşır selesi yoksa bile leğen var.) Bir de kösele seleler var. Kıçının teriyle nemlenen, nemlendikçe kıçının şeklini alan klasik seleler bunlar. (Aslında bu bir tevatür. Aslında kıç, selenin şeklini alır.) Kıçınız selenin şeklini aldıysa artık geri dönüş yoktur. Artık iflah olamazsınız. Hele bir de tayt giydiyseniz, hem de Refik Halid Karay'ın dediği gibi bisiklet üstünde pozisyonunuz bir maymun gibiyse, tuhaflık sadece alışkanlığınızda deil, bizzat sizdedir. Mahalle baskısı yüzünden taytın üstüne haşemaya benzeyen şortlar giyseniz bile...

    Baştan sonra ben yazdım arkadaşlar, bu sebeple hataları göz ardı ederseniz sevinirim çünkü hızlı yazmaya çalıştım. Bu konu altında bu metini tartışabilir, doğrularına ve yanlışlarına değinebiliriz. Hayırlı geceler dilerim...
     
  2. yakubi

    yakubi Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ocak 2015
    Mesajlar:
    263
    Beğeniler:
    972
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    çok güzel:)
    yaşadığımız ülkeyi aşağılamıyorum ama türkiye gibi bir ülkede dert sahibi olmadan birşeylerle uğraşma imkanı yok gibi birşey. müzik yapmak zor, şiir yazmak zor, memur olmak zor, özgür inandığını ya da düşündüğünü yaşamak ve söylemek zor vs vs.. bu yüzden tayt konusu sıkıntılı bir konu bisikletçiler için.
    metin çok rahat ve eğlenceli. ama kimin yazdığı belirsiz. kadir aydemir derlediği bu kitapta bisikletle ilgili bu metni yazan kim merak ettim.
    teşekkürler.