Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Trigliserid Nedir?

Konu, 'Sağlık - Antrenman - Beslenme' kısmında Derya AKYILDIZ tarafından paylaşıldı.

  1. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Değerli dostlarım hep duyarız Trigliserid'i; sonra da: aa.. neydi gerçekten
    yağmıydı, asitmiydi yoksa mikropmuy du? ee.. yok ya o lokositti değil mi?
    falan filan diye.. işte bende bir yakınımın bu değerinin yüksek çıkmasından
    sonra, şunu bir araştırayım bakıyım neymiş diyerek oturdum pc nin başına
    (ee.. evet haklısınız kalkmıyorum ki hiç :D) bulduğum sonuçları da sizlerle
    paylaşmak istedim buyrun bakın neymiş Trigliserid.

    Trigliserid Nedir?

    Yağ ve yağ içeren tereyağ, margarin, mısır özü, canola yağı tamamıyla
    trigliserid formatındadır.Vücut hücrelerimizde yağlar tigliserid formatında
    depolanır. Her gün yediğimiz yiyeceklerin içinde mutlaka trigiserid formatında
    yiyecekler mevcuttur.

    Trigliserid vücudumuzda karaciğerde bir kaç yolla işlem görür.

    1-Eğer çok fazla doymuş yağ (katı yağ) yediysek, karaciğer daha fazla
    kollestrol üretir ve kan içindeki kolestrol değeri de yükselir.

    2-Eğer çok fazla kalori aldıysak karaciğer bunu trigliseride dönüştürür ve yağ
    olarak depolar.

    3-Eğer çok fazla alkol alıyorsak, karaciğer daha fazla trigliserid üretir ve
    kandaki trigliserid oranı artar.

    YÜKSEK TRİGLİSERİD BİR SAĞLIK PROBLEMİDİR?
    Kanda yüksek trigliserid uzun dönemde diğer risk faktörlerini de beraberinde
    getirir, en önemli risk faktörünü de kalp krizinde görürüz. Risk faktörleri fiziksel
    aktivite sıklığımız, kandaki trigliserid seviyemiz, yüksek kan kolestrolümüz,
    genetik fakörler, sigara alışkanlığı, yüksek tansiyon ve şişmanlıkla artış
    gösterir.

    TRİGLİSERİD NE ZAMAN ÖLÇÜLMELİ?
    Trigliserid seviyemiz total kolestrol seviyemizle ilgili ölçülebildiği gibi, aşağıdaki
    faktörlerde de önem taşır:

    Yüksek total kolestrol,
    Kalp krizine kesin neden olacak iki faktöre sahip kişiler örneğin sigara içen ve
    şişman olanlar,

    Diabet, yüksek tansiyon, şişmanlık, kronik böbrek yetmezliği, dolaşım
    bozukluğu gibi sağlık sorunlarında ,

    Kan trigliserid seviyemiz yediğimiz öğün içeriğiyle de ilgilidir. İçilen ilaçlar,
    hormon tedavisi, diet, menstrasyon dönemi, gün içinde yapılan yoğun egzersiz
    ölçümün sonucunu etkiliyebilir. Alkol ve ilaç kullanımı trigliserid seviyesini
    etkiler.

    NORMAL TRİGLİSERİD SEVİYESİ NEDİR?
    Normal Trigliserid seviyesi 50-200 mg arasında olmalıdır. Normal trigliserid
    seviyesi genellikle normal kolestrol seviyesiyle paralel gider. Yüksek trigliserid
    seviyesine sahip kişilerde kalp krizi riski diğer hastalık risklerinden daha
    yüksektir.

    KAN TRİGLİSERİD SEVİYESİ NASIL DÜZENLENEBİLİR?
    Özellikle düşük yağ seviyesi olan yiyecekler seçilmelidir. Haftada en fazla 2-3
    yumurta yenmelidir. Bu ürün tüketildiği zaman posalı yiyecekler kullanılmalıdır.

    Boyumuza göre normal kilomuza gelmemiz gerekir. Hızlı verilen kilolarda
    trigliserid seviyesinin ayarlanması gerekir.

    Fiziksel aktivitenizi arttırın. Fiziksel aktivitedeki artış trigliserid seviyemizin
    düşmesine neden olur.

    Sigara içmeyin.
    Alkol içiyorsanız 1-2 kadeh üstüne çıkmayın.(Özellikle şarap tüketin.)

    Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
    Ülkemizde genel nüfusun %20'sinde, 60-70 yaş grubunun ise %50 de görülen
    yüksek tansiyon, kan basıncının artması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

    Kan basıncı, kalbin atardamarlara ve tüm dolaşım sistemine kan pompalarken
    ortaya cıkan güçtür. Kalpten pompalanan kan büyük damarlardan küçük
    damarlara akar. Küçük damarlar kasılır veya gevşer, böylece kanın akışı ve
    akışa karşı direnç değişir. Damarların genişlemesi kan akışını kolaylaştırır,
    direnci azaltır; kasılmasının ise bunun tersi etkisi vardır.

    Yüksek tansiyon; kalp hastalıkları, kalp yetmezliği, felç ve böbrek bozukluğu
    için önemli bir risk faktörüdür. Ayrıca, tansiyonun uzun süreli yüksek kalması,
    risk faktöründe %50'ye varan artışlara yol açtığı görülmüştür.

    Tansiyon nasıl yükselir?
    Fazla tuz ve sıvı birikimi nedeniyle kanın hacmi artarsa ya da bazı hormonların
    etkisiyle damarlar kasılı kalırsa kanın basıncı yükselir. Kanın basıncı düşük
    olduğu zaman sinir sistemi tarafından norefinefrin ve böbrekler tarafından renin
    adlı hormonlar salgılanır. Renin, renin -angiotensin adı verilen hormon sistemini
    uyarır ve kan basıncını yükseltir.

    Vücudun tuz dengesini yöneten bu sistemdeki angiotensin adlı hormonlar aşırı
    salgılandığı zaman damarlar daralır, bu da tansiyonun yükselmesine neden olur.
    Son yıllarda angiotensin hormonunu salgılayan bir gen bulunmuştur. Böylece
    neden bazı ailelerde yüksek tansiyonun daha sık görüldüğü açıklanabilir.

    Tansiyon ne zaman yüksek sayılır?
    Kan basıncı iki farklı rakamla ifade edilir. Bu rakamdan bir tanesi kalbin kasıldığı
    andaki kan basıncını gösterir, halk arasında büyük tansiyon diye bilinen bu
    basınca sistolik basınç denir. İkinci rakam ise halk arasında küçük tansiyon
    diye adlandırılan diastolik basınçtır. Bu basıçta kalp dinlendiği zaman açığa
    çıkar.

    Normal sistolik basınç 100 ile130 mm Hg, normal diastolik basınç ise 60 ile 85
    mm Hg arasında değişir. Eğer kan basıncı ilk belirlemeden sonraki en az iki
    ölçüm olmak üzere 140/90 mm Hg'nın üzerinde kalıyorsa Hipertansiyon teşhişi
    konur.

    Yüksek tansiyonun nedenleri nelerdir?
    Hastaların çoğunda tansiyon yükselmesinin nedeni bilinmemektedir. Onun için
    bu tür tansiyona Primer (Birincil) Esansiyel Tansiyon denir. Esansiyel tansiyon,
    kişi farketmeden geliştiğinden sessiz bir hastalık olarak değerlendirilir. Daha az
    sayıdaki hastada ise yüksek tansiyona böbrek ya da hormon sorunları gibi
    başka bir hastalık neden olabilir. Buna da Sekonder (ikincil) Tansiyon adı
    verilir.

    Kanın basıncı genellikle yaş ilerledikçe artar. Yüksek tansiyon kalıtsal olabildiği
    gibi, şeker hastalığı, şişmanlık ve atheroskleroz (damar sertliği) gibi bazı sağlık
    sorunlarının hipertansiyon riskini artırdığı düşünülmektedir. Ayrıca aşırı stres,
    alkol ve sigara kullanımı, hareketsizlik ve beslenmenin de önemli etkisi vardır.

    Şişman kişilerin kilo vermesi ve haftada 2-3 kez egzersiz yapması yüksek
    tansiyonu normal düzeye indirmektedir.

    Beslenmemiz tansiyonu nasıl etkiler?
    Fazla tuzlu, yağlı ve proteinli gıdalar sodyumun vücutta tutulmasına neden
    olur. Vücutta biriken sodyum, sıvı birikmesine dolayısıyla kan basıncının
    artmasına yol açar. Günde ortalama 1,5g sodyum tüketen toplumlarda
    hipertansiyon ender görülmektedir. Oysa, birçok toplumda günde yaklaşık 3-7
    g arasında sodyum kullanılmaktadır. Günlük sodyum miktarının 3-4 g
    düşürülmesiyle tansiyon yüksekliği normale dönmektedir. Sodyumun tersine
    potasyum vücuttaki tuz ve sıvı dengesini düzenleyerek tansiyonun
    yükselmesini engeller. Kalsiyum yetersizliğinin de yüksek tansiyona neden
    olduğu belirlenmiştir. Yeterli alınan magnezyumun da kan basıncını kontrol
    etmede rolü vardır.

    Bazı soya ürünlerininde tansiyonu önleyici peptitler içerdiği bulunmuştur.
    Peptitler birkaç amino asidin bir araya gelmesinden oluşan kısa zincirli
    moleküllerdir. Soyadaki bu peptitlerin kan basıncının yükselmesinde rol
    oynayan bir enzimin çalışmasını engellediği ortaya çıkmıştır. Bazı araştırmalarda
    sarımsağın da tansiyon düşürücü etkisi olduğu gösterilmiştir. Ancak sarımsağın
    rahatsız edici kokusu olduğundan yeterince kullanılmamaktadır. Bu nedenle son
    yıllarda kokuya engel olan sarımsak tozları ve tabletler üretilmektedir.

    Yapılan araştırmalar genellikle meyva ve sebzelerle süt ürünlerini bol tüketen
    kişilerin normal tansiyona sahip olduğunu göstermektedir. Sebzelerin ve süt,
    yoğurt peynir gibi gıdaların tansiyon düşürücü etkisi içerdikleri potasyum,
    kalsiyum, magnezyum ve diyet liflerden kaynaklanmaktadır.

    ÖZETLE
    *Günlük sodyum alımının 4 gm altında tutulması,
    (Gıdalarımızın çoğunda sodyum doğal olarak mevcuttur ve hiç ilave tuz
    kullanmadan sodyum tüketimimizi karşılayabiliriz. Hazır ve işlenmiş gıdaların
    tüketimi -konserve, salamura gıdalar, salam,sosis,vb.- normalin üstünde tuz
    almamıza neden olmakta ve hipertansiyon risk faktörü oluşturmaktadır.)

    *Kalsiyum, potasyum ve magnezyum yeterince alınması,
    *Katı yağ tüketiminin azaltılması,
    *Şişmanlığın önlenmesi, egzersiz yapılması,
    *Stresli ortamlardan kaçınılması,
    *Sigara ve alkolün mümkün olduğunca az kullanılması önerilir.

    kaynak: http://www.afiyetle.com