Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Trans anatolian tour 5.gün (göksu cenneti ile tanışma)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Osman Kıtay tarafından paylaşıldı.

  1. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Bu sefer sabah geç kalkıp otelin açık büfe kahvaltısından faydalanıyor, güzelce karnımızı doyuruyoruz. Karaman’ dan çıkarken anayolu kullanmak yerine ara yollardan gitmeye kalkınca, sayemde bir güzel kayboluyoruz. Orası mı burası mı derken güç bela yolu bulup Akdeniz kıyılarındaki yolculuğumuza yelken açıyoruz. Artık soğuk havadan kurtulacağız. Ama meteoroloji Silifke tarafına yağmur veriyor.
    Karaman çıkışından yaklaşık 5 kilometre sonra, Sertavul geçidine doğru yükselmemiz başlıyor. Rampa ne çok sert, ne de çok rahat 15 kilometre ortalama ile yolumuza devam ediyoruz. Ardından biraz sert 6-7 derecelik bir eğim ondan sonrada 10 derecelik bir rampaya girip, ardından muta kadar kesintisiz iniş olacağını tahmin ediyoruz. Birinci rampayı bitirip, ikinci rampaya başlayacakken yol kenarındaki çeşmeyle ve oradaki iki ihtiyarla karşılaşıyoruz.

    20150513_091651.jpg 20150513_103244.jpg

    Yanlış tarif veren İhtiyar heyeti. (Yinede sevimliler) 20150513_103427.jpg 20150513_103440.jpg

    İhtiyarlar emekli olmuş ehli keyf tipler. Birisi Alamancı, diğeri ise bacanağıymış. Bize yolun 2-3 kilometre daha tırmandığını ardından sadece iniş olduğunu söyleyerek bilgilerimizi pekiştiriyorlar. Hatta bize yemek yemek için Mut’ un hemen çıkışında kasap bilmem ne hoca’ da mutlaka et yememiz gerektiğini söylüyorlar. Bizde kafalara not alıp fotoğraflarımızı çekip “son rampamıza” başlıyoruz. Bacağımdaki ağrının da sayesinde ahlaya vahlaya tırmanışı tamamlıyorum. Zirve noktası 1.650 metre ve ben ilk defa bisikletle bu kadar yükseğe çıktım.

    20150513_110122.jpg

    Fazla vakit kaybetmeden geçitten ayrılıyoruz. O beklediğimiz 40 kilometrelik inişe başlıyoruz ki, anam! Ulan rampa var. Daha 500 metre inmeden sert rampa hızımızı sıfırlıyor ve hazırlıksız yakalanmamdan dolayı vitesi bile değiştiremiyorum. İnsanın istediği umduğu gibi olmayınca moral tepe taklak oluyor. Hele ki benim gibi hayatındaki tüm riskleri öngörmeye çalışan tipler tepe taklak oluyor. Bisikletle uzun turlara başladığımdan beri şunu öğrendim ki, yollar bütün planları bozuyor. Rampasıydı, yol çalışmasıydı, rüzgarıydı, yağmuruydu, ağrısı, cırcırıydı derken hep rotanın gerisinde kalıyorsun. Onun için hiç kasmadan programsız yola çıkmak gerektiği inancına ulaştım.

    Yaklaşık 10 kilometre kadar in-çıklarla devam ediyoruz. Bu arada asfaltta geçitten sonra değişerek, sıcak asfalt tarzı pütürlü ve bozuk bir asfalt. Ama inişteki manzara mükemmel. Yolun kenarında dağlarda belki binlerce yıl önce insanların oymuş olduğu yerleşim yerleri gözümüze çarpıyor. Sağınızda yüzlerce metrelik uçurumlar, ihtiyar Sedir ağaçları görülmeye değerler. Daha sonra yaklaşık 20 kilometre neredeyse hiç durmadan ve pedal çevirmeden 10 derecelik eğimlerden aşağıya doğru iniyoruz. Asfaltın kötü olmasından ve virajlardan dolayı kontrollü iniş yapıyorum.

    Soğuk ve rüzgar
    20150513_112507.jpg
    Ama sadece bana
    20150513_112525.jpg

    20150513_115250.jpg

    20150513_115257.jpg

    20150513_115354.jpg
    En sevdiğim fotoğraf : Ufo Görmüş Masum Köylüler
    20150513_115430.jpg

    20150513_115524.jpg

    20150513_115704.jpg
    Mut’ a girerken hava ısınmaya başlıyor ve o sıcakta sağlam bir rampa yiyoruz. Saat öğlen 1’ i bulduğundan ve ihtiyarların rampalardaki yanlış tahmininden dolayı Mut’ ta yemek yeme kararı alıyoruz. Yol kenarında sıralı bir sürü esnaf lokantası mevcut. Hepsi neredeyse boşken, bir tanesi tıka basa dolu. Serhat’ a burada yemeliyiz diyerek hemen kapının önünde bir masaya kuruluyoruz. Lavaboda elimi yıkamaya giderken tezgahta taze fasulye dikkatimi çekiyor. O kadar lezzetli ve albenili ki hemen bir tabak sipariş veriyorum. Ve hayatımda yediğim en leziz fasulyelerden birisini Serhat’la boğuyoruz. Yemek faslından sonra gördüğümüz eczaneden benim bacak için merhem ve marketten birer şapka alıyoruz. Şapka ve gözlüklerle CIA ajanlarına benziyoruz.​

    Biraz ileride tarihi bir cami de Serhat abdest aldıktan sonra yanıma geldiğinde benim de çoraplarımı çıkartıp bacağıma soğuk su tutmamı tavsiye ediyor. O sırada çoraplarımı çıkardığımda sağ ayak bileğimin şiştiğini fark ediyorum. Arkadaş insan bir kendini kontrol eder. Ne zaman şişti? Hiç fikrim yok. Hazır merhemi almışız masaj yapa yapa ayağıma merhemi sürüyorum.

    Mut' taki tarihi cami
    20150513_143855.jpg

    Ajan 0000008
    20150513_151604.jpg

    Bu sırada Mut’ ta miting hazırlıkları var. CHP’ den birileri gelip konuşma yapacak. Bu nedenle ortalık kalabalıklaşmadan çıkmanın planını yapıyoruz. Daha 500 metre gitmeden sağ bilek aşil tendonuma sanki birisi satırla vuruyor. İnanılmaz bir acı ile çığlığı basıp. Bisikletin üzerinden kendimi atıyorum. Acı o kadar yüksek ki, sanki kafa tasım yerinden fırlayacak. Yolun kenarındaki bankın üstüne kendimi zor atıyorum. Serhat “Tamam tur bitti. Hemen otobüse binip dönelim” diyor. Daha yolu yarılamamışız burada turu kesmek istemiyorum. Ama ayak hiçte öyle demiyor. Bankın üzerinde 10 - 15 dakika geçirdikten sonra, ayağımı kontrol için kalkıp yürüyorum. Yürürken hafif bir acı var. Ancak parmağımın ucuna kalktığım zaman inanılmaz acı yaşıyorum. Bu da oturarak yavaş tempo sürebileceğimi, ama ayakta süremeyeceğimi işaret ediyor. Serhat’ a “Silifke’ ye kadar gidelim, orada karar veririz” diyorum ve gerçekten hafif bir tempo ile yola devam ediyoruz.

    Ayağımdaki acı nedeni ile yola konsantre olmakta zorlanıyorum. Bu arada miting nedeni ile Mut’tan Silifke’ ye doğru olan yolda trafik epey bir arttı. Yol derseniz iyice berbatlaşmaya başladı. Üstüne birde hava kapatmaya ve uzaklarda yağış olduğunu da gördük, hazır ortalıkta yarı çöl durumundayken bizim gözler etrafta kutup ayısını aramaya başladı. İyi kötü bozuk bağırsak, ağrılı sol bacakla gidiyorduk. Öyle bir yerlerden geçiyoruz ki, dönmek istesen de dönemeyeceğin yerler.

    Biraz sonra Göksu nehri ile buluyoruz. Tam nehirle buluştuk derken, bir de CHP nin konvoyuyla da buluşuyoruz. Meğerse mitinge Kemal Kılıçdaroğlu geliyormuş. Bir an göz göze geliyor ve selamlaşıyoruz. Otobüste sunuculuk (Çığırtkan ya da onlara ne deniyorsa) yapan kişi o kadar hızlı ki hemen bize “Hayırlı yolculuklar” diliyor. Ve hemen peşinden hayırlı yağmur çiselemeye başlıyor. Hızlıca yağmurluklar giyilip yola devam ediyoruz. Hızım o kadar düştü ki akşam Silifke’ ye yetişmekte sıkıntı yaşayabiliriz.

    Göbek operasyonum (Before)
    20150513_170129.jpg

    (After)
    ) 20150513_170134.jpg

    20150513_170220.jpg

    Bu arada yağmur fos çıktığı için yağmurluklar da çıkarılıyor. Yolda benim ağrı arttıkça bol bol mola vermeye başlıyoruz. Sürekli ayağımı dinlendirmeye çalışıyorum. Ama bir yönü ile de kötü oluyor. Bisikletten inmek ve binmem gerçek bir zulüm. Kas gevşetici ya da ağrı kesici de almak istemiyorum. Çünkü yolun gittiğimiz tarafı uçuruma çok yakın. Ufak bir hatayı dahi kaldırmayacak yollardan gidiyoruz. Bu arada manzara ufak ufak güzelleşmeye ve dikkatimi cezbetmeye başlıyor. Göksu vadisine girdik ve mükemmel bir manzara var. Aşağıda Göksu nehri kanyonun içinden yılan gibi kıvrılarak mükemmel bir manzara veriyor. Her yer ağaçlık, karşımızdaki yamaç aşağıya kadar bir duvar gibi düz ve neredeyse pürüzsüz. Manzaraya odaklanmam ağrımı 2. Plana atmamı sağlıyor. Burada olmaktan gerçekten de mutluyum. Biraz daha gittikten sonra Değirmendere köyünün içinden geçerken bir mola veriyoruz. Bu arada Karaman tarafında bize ihtiyarların “Mut’un hemen çıkışında” diye tarif ettikleri lokantanın en az 60 km uzaklıktaki Değirmendere köyünde olduğunu orada mola verdiğimizde öğreniyoruz. Eğer onların lafını dikkate alsaydık kesin aç kalmıştık. Çünkü Mut’ la burası arasında neredeyse hiçbir şey yok. Molamızda biraz Çilek alıp dinlenirken hoş sohbet bir köylü yanımıza geliyor ve sohbete dalıyoruz. Özellikle Mayıs ayında İstanbul’ a gelen çilek ve can eriğinin bu bölgede yetiştiğini söylüyor. Gerçekten de yolda erik ve çilek kamyonları ve evlerin önündeki erik paketleri dikkatimiz çekmişti. Yolun durumunu vereceği cevaba inanmayacağımızı bildiğimiz halde soruyor ve engebeli yörelerin meşhur “bundan sonrası dümdüz” cevabını alıyoruz. Konya ahalisinin gözünü seveyim. Adamlara rampa sorduğunda 30 metrelik yükselti bile dağ gibi geldiğinden, o kadar detaylı anlatıyorlardı ki, hepsi tutuyordu. Ama Geçen yılki Çanakkale turunda olduğu gibi engebeli yörelerde aldığımız cevaplarda “bundan sonrası düz” lafının ne kadar can acıtacağını biliyoruz.

    20150513_175255.jpg 20150513_175259.jpg 20150513_175319.jpg 20150513_175354.jpg 20150513_190026.jpg 20150513_190047.jpg

    Ahali ile vedalaşıp bir iki fotoğraf çektikten sonra yolumuza koyuluyoruz. Yolda ki ufak tefek iniş çıkışlardan sonra Göksu nehrinin üzerindeki bir köprüden karşıya geçiyoruz. Kanyonun içinde olmanın sonucu olarak hava erkenden kararmaya başlıyor. Yolumuzun son 15 kilometresi ve yol buradan sonra genişleyip asfalt kalitesi artıyor. Ama aynı anda %8 lik bir rampa bizi karşılıyor. Vitesi en hafife ayarlayıp ayağa kalkmadan ağrılı sızılı yoluma devam ediyorum. Yol tamamen kararmış durumdayken son 3-4 kilometremizi lambayı bile monte etmeden tamamlıyoruz. Silifke’ de öğretmenevine gittiğimizde ortalıkta kimseyi bulamıyoruz. Öğretmenevinin içinde, öğretmenevini arayarak bir kişiye ulaşıyor, lobide olduğumuzu söylüyoruz. Görevli geldikten sonra hemen odamıza çıkıp duş alıyoruz. Duşta parmaklarımın üzerine kalktığımda o acının yine aynı sertlikte devam ettiğini görüyorum.

    Bu sefer yemeği dışarıda yemek istediğimizden sokağa çıkıyor ve bir han girişinde kebapçı buluyoruz. Önümüze geleni bitirmemiz saniyeler aldığından garson çocuk bizi garip garip süzüyor. Oğlum açız aç! Midem her daim boş. Utanmasam 1-2 porsiyon daha bir şeyler yiyeceğim.

    Yemek faslından sonra fazla oyalanmadan odamıza dönüyorum. Yarınki durumuma göre turun devam edip etmeyeceğine karar verip uykuya çekiliyoruz.

    5.Gün teknik verileri :
    Yol : 150 km.
    Süre :8 saat 30 dakika
    Yolda geçen süre : 12 saat 34 dakika
    Tırmanma : 2.564 metre

    Strava Kaydı :
    Bike Ride Profile | 5.gun göksu cennetini gördüm. Başka ne istenir ki? near Karaman | Times and Records | Strava
     

    Ekli Dosyalar:

  2. Raşit S

    Raşit S Bisikletkolik

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    3 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.168
    Beğeniler:
    1.446
    Seviye:
    @Osman Kıtay
    Göksu, adı üstünde masmavi bir nehirdir. N'olur fotograf makinasının ayarı bozuktu de, ya da yukarılarda bir sel mi gitmiş o ne öyle, Sakarya nehri gibi.

    göksu.jpg
     
    skapilar ve Osman Kıtay bunu beğendi.
  3. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Maalesef suyun rengi böyleydi. Belki de o gün o taraflarda çok yağmur yağmıştı. Ondan dolayı olabilir.
     
    skapilar bunu beğendi.
  4. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    @Osman Kıtay yollar harika ve bir o kadar da zorlu. Manzaralar güzel. Tarifler her zamanki gibi muallak...

    Ama her daim bir gerçek var "Bundan sonra hep iniş (veya hep düz)." Asla değişmez. :) Bisiklete binmeyenlere bisikleti binmeyi ve turları tarif ederken tekrarladığım bir söz var: "Yolun her santiminin iniş mi yokuş mu olduğunu anlarsınız. Ve trafik levhaları artık size daha anlamlı gelmeye başlar."

    Hepimiz için bundan sonrası hep iniş olsun. :)

    Takibe devam.

    Selamlar
    five
     
  5. Kahraman Süslü

    Kahraman Süslü Üye

    Yaş:
    25
    Kayıt:
    15 Mart 2014
    Mesajlar:
    67
    Beğeniler:
    33
    Şehir:
    İstanbul / Fatih
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Güzel gezi olmuş, Yolu yanlış tarif eden amcalar her yerde var ama , Niyeti yardımcı olmak olduğu sürece sıkıntı yok bazı canlılar var sırf haset ettiğinden yanlış tarif veriyor.
     
    skapilar ve Osman Kıtay bunu beğendi.
  6. deathsidestory

    deathsidestory memnuniyetsiz.

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    19 Şubat 2014
    Mesajlar:
    271
    Beğeniler:
    530
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Cem
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    bu turun en iyi yazılarından biri olmuş bence. bu kadar aksilik ve yaşadığın acıya rağmen, fotoğraflarda gülebiliyor olman da turculuğun gayriresmi tanımı olmuş. "tüm eziyetlerine rağmen, yollarda olmanın keyfi"..
     
    five, skapilar ve Osman Kıtay bunu beğendi.
  7. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    @five O kadar karşılaştık ki onlarla artık bizde lakayıt bir şekilde dinliyoruz. Sohbet açılsın filan diye :)

    @Kahraman Süslü akıllı telefonlar sağolsun. Yol sormaya ihtiyaç kalmıyor. Birde Cycleroute telefon uygulaması yapıp yükseltiler gösterse güzel olacak.

    @deathsidestory "Ne güzeldir yollarda olmak şimdi" diyerek hasretimi belirtmek istiyorum.
     
    five, skapilar ve deathsidestory bunu beğendi.
  8. S.Koca

    S.Koca Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Ekim 2013
    Mesajlar:
    310
    Beğeniler:
    234
    Şehir:
    Muğla
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Gerçekten klişe olmuş bir söylem "buradan sonrası dümdüz". Yine güzel bir yazı elinize sağlık.
     
  9. cagdascaneroglu

    cagdascaneroglu Kıdemli Üye

    Yaş:
    25
    Kayıt:
    6 Mayıs 2015
    Mesajlar:
    224
    Beğeniler:
    903
    Şehir:
    Antalya
    Adı:
    Çağdaş Can
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    2 hafta önce o bölgelerde 700 km'lik parkur yapmış biri olarak; en çok yanılgıya düşüp kendi motivasyonumu sınadığım anlardan biridir "artık yokuş yok yeğenim, Mut'a kadar hep iniş" lafı... Ama sanırım artık şu cümleyi kurabilirim. "Hamdım, piştim, yandım... :)" Yana yana tecrübeyle öğreniyoruz. Bol tecrübeli, sağlıklı pedallamalar...
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.
  10. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Bende, 16 Haziran 2015 tarihinde Karaman'dan yola çıkmıştım, ihtiyar amcaların durduğu o çeşmeden bende mataralırımı doldurdum güzel bir suyu vardı, orda olan birkaç kişide bana sizinkine benzer şeyler söyledi, şuradan sonra rampa bitiyor hep iniş var falan dedi fakat fark şu onlar arabayla gittiikleri yolu biliyorlar, biz bisikletle gidiyoruz. Ben gittiğimde de hava ısınmaya başlamıştı lakin sizinki yakmış :) doğa harikaydı sizlerde güzel resimler paylaşmışsınız. Teşekkürler :)
     
    five ve Osman Kıtay bunu beğendi.
  11. Ahmet Ayaz

    Ahmet Ayaz Bisikletkolik

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    19 Nisan 2013
    Mesajlar:
    1.040
    Beğeniler:
    1.823
    Şehir:
    K.Çekmece İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    abi imrenerek okuyorum vallahi elinize özellikle ayağınıza sağlık :) keşke benim de zamanım olsa uzun turlara çıkabilsem. 2,5 yılda bir polonezköy (50 km) bir de silivri git gel var (100 km) :(
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.
  12. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    @Ahmet Ayaz Zamanı yaratmazsan hayatın pişmanlıklarla geçip biter. Dost acı söylermiş.
     
  13. MertAhci35

    MertAhci35 Üye

    Yaş:
    22
    Kayıt:
    20 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    152
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    Mert Ahçı
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    Gerçekten güzel yerler o kanyon tarzı yerdeki ağaçlar olmasa turuncu renk olsa al sana amerikadaki kanyonlar.Gerçekten ülkemiz çok güzel de insanları kötü.
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.