Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Toroslar'ın Etekleri Zil Çalıyordu! (2.Gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    2.Gün: Yazılı Kanyon - Çetince

    “Keçi Gibi Tırmandık!”

    Beni tanıyanlar bilir. Turlarda pek bir keyifli geçer kahvaltılarımız. Demlenen çayına kadar eksiksiz olur. Turu organize eden liderimiz emekli albay olunca “sabah yedide tekerler dönecek” diye akşamdan emir verildi. Ekibe uymak için göz gözü görmeyecek derecede sabahın köründe kalktım “iki saatte zor hazırlanırım” diyerek. Yıllardır bisikletle tura çıkarım ama bu turda bir ilki yaşadım. Kendim için rekor denebilecek bir zaman zarfında herkesten önce hazırlanarak saat 6’da her şeyimle hazırdım. Ben miydim buna tek şaşıran? Elbette hayır…

    Gürül gürül nehirlerin üzerinden geçerken “hay maşallah” diyorum yüksek sesle. Şu suların yarısı Ankara’dan geçseydi belki de hiç gelmezdim buralara diye düşünürken bir an gezgin ruhumu unutuyorum. Kalamaz ki bu beden arkada, ruhu gidince önden. Balık tutanların yerinde olmak, buz gibi sulara girip “dondum” diyene kadar çıkmamak istiyorum. Aç karnına tırmanıyoruz yokuşları daha iyi çıkılır diye. Bizi çok tatlı bir yol bekliyor gölü uzaktan seyreyleyen. Yeşillikler içinde yine sessiz ve sakin.

    İlk köy kahvesinde durup kahvaltı edeceğiz diye anlaşmıştık ancak ekipten heyecanlı olanlar farkına varmadan gitmişler. “Hiç beni ilgilendirmez. Çayımı içip, kahvaltımı yapmadan hiçbir yere gitmiyorum” diyerek kuruldum başköşeye. Geride kalanlar da yamacıma. Ha önde gidenlere de telsizle çağrı yapıyoruz. “Boşuna gittiniz, geri dönün. Kahveyi geçtiniz!” diye. Çay bu! Başka bir şeye benzemez. Tırmandıkları yokuştan inmeleri çok da vakit almadı sihirli kelimeyi cümle içinde kullanınca. Kahvaltıda ton balığı ve barbunya konservesi yemeyi tercih edip az yük taşımak uğruna zevkinden vazgeçen, kuş sütü eksik soframıza melül melül bakan turdaşlarımıza “eşek gibi taşırım, kral gibi yaşarım” diyoruz Serkan ile aynı anda. Domatessiz, peynirsiz, zeytinsiz kahvaltı mı olurmuş canım!

    Öğle sıcağı bastırıp canımızdan bezdirince sanrılar görmeye, hayaller kurmaya başlıyoruz “Şimdi buz gibi karpuz olacaktı ki ortadan yaracaktık ya da buz gibi tuzlu bir ayran! Offfff!” diye. Yol kenarlarından incecik akan suları gördükçe kaynağını arıyoruz ancak bulamayınca mataralarımızdaki banyo suyu sıcaklığını andıran kaynamış sularımızı mecburen içiyoruz “hiç yoktan iyidir” diyerek. Hani başka bir şey dilesem olacakmış deriz ya; indiğimiz ilk köyde o dilediğimiz buz gibi ayranları içme fırsatını bulunca ağzımız kulaklarımıza varıyor. Elinizin altındayken farkına varmadığınız, günlerce dolapta bekletip çöpe döktüğünüz yemekler, bozulan yiyecekler, tarihi geçen içeceklere muhtaç kalacağınız günler aklınıza geliyor mu? Bunlardan mahrum kaldığınız dağ başlarında “evet”.
    Toroslar’ın misafiri olduğumuzu unutup iri taşlı yollarda meydan okurcasına rampaları tırmanmaya çalışıyorduk. “Güneşin önüne lütfen bir bulut gelsin. Ne olur azıcık rüzgar essin. Önden esip direncimi kırsa da azıcık essin,” gibi dileklerin ardından ilk gerçekçi teklif geliyor. “İlk ağaç gölgesinde bir su molası verelim.” Yağmur yağar, “bu sene de güneş çıkmadı” deriz. Güneş çıkar, azıcık bulut isteriz. Bulut olur, “hava da içimi kararttı, uykum geldi” deriz. Biz insanoğlunu aynı anda memnun etmek zor! Tanrı ne yapsın?

    Gps ile harita tutmayınca üç kez yanlış yola girdik. Hepsi de zorlu rampalardı. Artık kimse önden gitmek istemiyor, “siz gidin, ben nasıl olsa yetişirim” diyerek arkada kalmayı tercih ediyordu. Kamp atacak uygun bir yer bulana kadar tahminimizden çok daha fazla yol aldık. Turun en zorlu günü bugündü. Neyse ki akşam yemeğinde sıcak çorbanın ve taze alabalıkların hakkını fazlasıyla verdik.


    İşte Tur Ayrıntıları;

    Bu sabahın hatta turun en unutulmaz anlarından biri şüphesiz Serkan’ın uyandırılması olayı idi. Normalde sabahın kaçı olursa olsun boru gibi çıkan sesimle bağırarak uyandırırım herkesi “hadi kalkın!” diye. Ancak ilk defa bu kadar erken kalktığımız ve etrafta başka insanlar da olduğu için sessiz bir uyanma ve uyandırma şekli seçtim. Gözlerimi açtım ilk olarak çadırdan dışarı baktım. Zifiri karanlık göz gözü görmüyor. Serkan’ı uyandırma girişimi için hazırlandım. Acaba nasıl yapsam diye düşünüyorum. Şimdi birden dürtsem korkabilir en iyisi yavaşça uyandırmak dedim. “Şşşşş Serkan!” dedim yavaşça omzuna dokunarak. Ama yok! Hissetmedi bile. Bu sefer “Şşşş” diye başına dokundum birkaç kez. Gözünü bile açmadan bileğimden sıktı defalarca yere vurdu vurdu vurdu! “Ne yapıyorsun ya elim acıdı! Size iyilik de yaramıyor!” dedim. “Gerizekalı ben seni yılan zannettim öldürmeye çalışıyorum!” diyince ben koptum tabi. O kadar da kasmıştım kendimi gürültü yapmayacağım diye ancak buna da gülünmez mi! Etraftaki herkes ister istemez uyanmıştır kahkahalarıma. Bundan sonra Serkan’ın yorumu şu oldu : “Alışmışız senin bağırarak uyandırmana, keşke öyle yapsaydın. Sinsice yaklaşınca korktum.”

    Havanın aydınlanmış hali,
    [​IMG]

    Çok da uyuşuk değilmişiz. Bizimkisi turlarda keyif için yaymaktan oluyormuş.
    [​IMG]

    Hayatımda gördüğüm en iri kurbağa. Tam da gelmiş benim çadırın tentesinin altına saklanmış kerata.
    [​IMG]

    Ben hazırım, haydi çabuk olun!
    [​IMG]

    Milli parkın çıkışında hatıra fotoları,
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sabahın serinliği içimize işlerken muhteşem yollardan geçmek neşemize neşe katıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Haritanın katları açılıyor,
    [​IMG]

    [​IMG]

    İlk köy kahvesinde kahvaltı yapma ve çay içme heyecanı ile yükleniyoruz pedallara. Aç karnına çok daha iyi rampa çıkıldığı kesin!
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Off! O balıklar yenmez mi!
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kahveyi görmeden geçen arkadaşlar geldikten sonra çayımızı demletiyoruz.
    Eşek gibi taşıyan ama kral gibi yaşayanların kahvaltısı!
    [​IMG]

    Ay yazık! Bunlar da konserveciler hahahaha…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Fındık kremasını ekmeğine sürmüş, çay keyfini layıkıyla yapan mutlu insan!
    [​IMG]

    Bu da domates, salatalık ikramından sonraki mutlu insan! Hahahaha
    [​IMG]

    [​IMG]

    Senin yerinde olmak için neler verirdik neler! Belki sen de bizim!
    [​IMG]

    Ekip yola çıkıyor. Emre ve ben ise Serkan’ın yanında kalıyoruz. Patlayan lastiği tamir etmek üzere kolası sıvıyorlar. Boşuna uğraşmayalım diye bendeki iç lastiği veriyorum. Çabucak takıp öndekilere yetişmeye çalışıyoruz. (Patlak vakası:1)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Rampada bisiklet gitmeyince Serkan bir kez daha lastiğin patladığını anlıyor. (Patlak vakası:2 Yamama çabası:1)
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada boş yere tırmanmışız o kadar rampayı. Yanlış yoldayız haberi gelince gerisin geri iniyoruz. Gps ile harita tutmuyor. Ayrıca güncellenmeyen yeni yollar açılmış bu da bizi baya bir yanıltıyor. (Yanlış yoldayız vakası:1)

    Aşağıya kadar iniyoruz ve doğru yolu buluyoruz. Ahmet ve Zeki ikilisi yanlış yoldan gittilerse doğrusunu bulsunlar diye ağaçlardan ok yapıyoruz. Aynısını onlar da bizim için düşünmüş doğrusunu bulduktan sonra. Fikirler güzel ancak iki ekip de birbirinin işaretini görmemiş hahahaha…
    [​IMG]

    Yeni bir rampanın habercisi bu tatlı yokuşlar,
    [​IMG]

    [​IMG]

    Güneş etkisini göstermeye başladı. Artık benim için hiçbir rampanın tatlılığı kalmamıştır.
    [​IMG]

    Sanırım ekiple hemfikiriz. Hararetim artıp kaynayan sular yüzümden gözümden aşağı akmaya başlayınca atıyorum kendimi bisikletten aşağı. Ejderha gibi ağzımdan alev çıkarıp en güzel şovlardan birini sergileyebilirdim o anda.
    [​IMG]

    Yanan bedenleri gölgede soğutma çabaları,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Onlar dinlenedursun, gezedursun peki ya biz nerdeyiz?
    Serkan’ın tekrar lastiği patlıyor! O yamamaya çalışırken ben de yüzümü gözümü yıkamak için biraz su bulmak için aşağıya iniyorum. (Patlak vakası:3 Yamama:2)

    Turdaki ilk ve tek kazayı burada geçiriyorum. Ama yok hayır bisikletle değil. Yok öyle suya inilmez yok böyle gidilmez aman örümceklere değmeyim, larvalar elime dolmasın diye çabalarken elimi bastığım taş yerinden kopuyor ve suya düşmekten son anda kurtuluyorum. Tabi ki kolumda küçücük bir çizikle! O da turun nazar değmesin anısı!
    [​IMG]

    [​IMG]

    Şimdi buz gibi bir ayran olacaktı ki ya da buz gibi bir karpuz oy oy derken indiğimiz köyde bir evden ayran rica ediyoruz tabi ki parasıyla!
    [​IMG]

    Nurettin Abi’nin gazına gelip ikinci ayranları içiyoruz. Benim neyimeyse o kadar ayran! Rampada eğildikçe ağzıma geliyor. “Biz daha birincileri içmeden ikinciyi içer misiniz oh olsun öyle ağzınızdan gelir işte!” diye dalga geçiyor Müfit Abi. Serkan ile çok utanıyoruz bu düşüncesizliğimize.
    [​IMG]
     
  2. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Ayranlardan sonra yine rampaya vuruyoruz kendimizi. Ben önden gidiyim derken suda mola vereceklerini bilmeden tırmanıyorum. “Kevser geri dön!” çağrısı geliyor telsizden.
    [​IMG]

    Sıcaktan pişen beyinlerimizi buz gibi suyun altında bekletip aynı efekti veriyoruz “ohhhhhh” diye. Hava o kadar sıcak ki kuruması en fazla 5 dakikayı alıyor.
    [​IMG]

    Çaydanlığı görünce şok oluyorum! Bizden keyifçileri de varmış diye. Sen üşenme evden çelik çaydanlık getir yanında. Maşallah Saadettin Abi!
    [​IMG]

    Ateşi görünce akıllarına çaydan başka şeyler gelenler de var. Şiddetle kınıyoruz ve sigaraya karşı olanlar olarak arkadaşları dışlıyoruz hıhhh.
    [​IMG]

    Turun komik muhabbetlerinden birinin geçtiği an.
    [​IMG]

    Müfit Abi şaşaldaki su soğusun diye buz gibi suya bırakıyor. Bir yandan da kabak çekirdeği çitleyerek keyif yapıyor. Şaşal ilerledikçe arada sırada yerinden kalkıp alıp tekrar yanına koyuyor.

    Kevser: Abi niye uğraşıyorsun! Şaşalın havasını alıp da yanına koysana.
    Müfit Abi: Doğru ya! Niye benim aklıma gelmedi bu. Bir de denizaltıcı olucam.


    Emekli albayımızın bu cevabı beni gülmekten kırıyor kahkahayı basıyorum tabi.

    Aramızda bir tek Nurettin Abi yok. Zamandan kazanmak için önden bastı gitti!
    [​IMG]

    Dedik abi senin gittiğin yol yol değil. Gel vazgeç bu sevdadan. Ancak telsizle ulaşamadık. E tabi aynı yolu doğru olup olmadığını anlayana kadar biz de baya bir tırmandık. (Yanlış yol vakası:2)

    Serkan ben bakıp geleyim diyor. İleride bir bahçe bulmuş Nurettin Abi. Onlar gelene kadar dinleneyim diye yatmış gölgeye de bir güzel manzaranın tadını çıkartıyormuş.
    [​IMG]

    Ekibi toparlayınca yola koyuluyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hangi yoldan gideceğimiz belli olunca basıyorum yokuş aşağı bir an önce varabilmek için. Yüklüyken yokuş aşağı nasıl indiğim bilinir. Kollarımdan ve yakamdan girip tüm vücudu dolaşarak rahatlatan o soğuk rüzgar için her şeyi yaparım. O kadar dikkat etmeme rağmen küçük bir çukura girince gidondaki çantamın çıtçıtı açılıyor. Karabina ile tutturmuş olmama rağmen içimden bir ses yavaşlamamı söylüyor. Durup onu takmaya çalışırken telsizden uyarı geliyor “Kevser dur!” yanlış yoldayız. (Yanlış yol vakası:3)

    Yo yo bu sefer olamaz. Olmamalı! Çok indim şimdi aynı yolları nasıl çıkacağım derken Serkan da beni durdurmak için peşimden basmış gelmiş. Haydi dermen kalmayan bacaklara basın bakalım! Çık Kevser çık! Çık Serkan çık! Ekibin bulunduğu yere gidiyoruz. Yoldan geçenlere sorup haritayı iyice kontrol ettikten sonra indiğim yolun doğruluğuna karar veriliyor. Ağlayacağım neredeyse. “Ya Nurettin Abi niye beni geri çağırdın! Beklerdim sizi aşağıda bak” doğruymuş diye serzenişlerdeyim. “Kendin bugün hep yanlış gittin diye beni bilerek çağırdın değil mi?” diye bir de espriyle sataşıyorum.

    Hoppa tekrar iniyoruz!
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Nurettin Abi kovuğa sığsa orada yatmayı düşünüyor galiba. Artık hepimiz çok yorulduk. Bugün inanılmaz yollar tırmandık.
    [​IMG]

    Rampada ölü yılanı görünce foto için aşağı iniyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Akşam yemeği için Çetince’de alabalık tesisine giriyoruz. Teyze’ye çorba yapması için ricada bulunuyoruz. Sağ olsun bizi kırmıyor. Nam-ı diğer Çorba Canavarı tencereyi görünce birkaç diresek darbesiyle rakiplerini eledikten sonra en başa geçiyor. “Balık için geldik ama çorbayı içtim ya artık çok da önemli değil” diyorum.
    [​IMG]

    Buz gibi ayran ve çay keyfinden sonra bizden daha mutlusu olamaz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yazılı Kanyon’da bir tek yıkanamayan ben kalmıştım. Abi’den rica ediyorum. Kovayla sıcak su taşıyor sağ olsun bana. Kullanmadıkları bir evleri olduğunu söylüyor ve banyoyu kullanmam için izin veriyor.

    Ben la la la laaaa şa la la la diye mutlu mutlu banyo yaparken tesisteki abinin çadır kurmanıza gerek yok bu evde kalabilirsiniz dediği jawslar bütün yatakları kapmış. Bir odaya giriyorum bakıyorum tısss. Ötekine giriyorum yine tıss. Ya hepsi uyumuş ya da rol yapıyorlar uyandırmayım diye. Her ikisinde de ışığı açıyorum. “Burada kimler var ses verin bakayım” diyorum tulumdan gözükmeyen suratları yüzünden. Baktım ki bana burada ekmek yok kör karanlıkta yıldızlara baka baka yolumu buluyorum tesise kadar. Işığı yanına almayı unutursan böyle olur. Nihayet geliyorum. Serkan ve Emre de yatmamış. [​IMG]

    Arkadaşlar böyle böyle… “Yer kalmamış haydi biz çadırları kuralım” diyorum. Abi; “bir ev daha var. İsterseniz siz de orayı kullanabilirsiniz,” diyince “Emre haydi topla da gel eşyalarını oraya gidelim hep beraber” diyoruz. Burası böyleyse bir de yanımızda bayan olunca daha temiz daha güzel bir yer olur diye Emre’nin aklında düşünce baloncukları oluşuyor. Odaya bir gidiyoruz ki aman Allah’ım! Odada bir tane yatak var çarşaflar kim bilir kaç aylık! “Tamam biz matları serip yerde yatarız yatak senin olsun,” diyorlar. Yer de yataktan pis. Her taraf odun kırıntısı dolu. İçerisi de cayır cayır yanıyor. “Ben burada hayatta uyuyamam. Daha yeni banyo yaptım. Saçımı başımı pis yerlere süremem. Gelin çadırları kuralım ne olur!” diyorum. Yorgunluktan bayılanlar hiç önemli değil deyip yatıyorlar aşağı. “offfff offf” nidalarıyla tulumu yatağın üstüne koyup saçımı da şapkasının içine havluyla sokuyorum. Daha bir dakika geçmeden ateş basıyor. Bütün gün güneşte haşlandık. Ellerimin içi, ayaklarımın altı ve yüzümden alev fışkırıyor. Defalarca dışarı çıkıp giriyorum. Yüzümü gözümü ıslatıp tekrar geliyorum ama olmuyor. “Ya ne olur kalkın gidelim!” diyorum yalvarırcasına ama dinlemiyorlar. Gece 4-5 sefer kalktım yattım. Gidip diğer odaların pencerelerini de açıyorum cereyan yapsın diye. Ama yok yok yok! Kesinlikle uyuyamıyorum. Sabaha kadar gözüme uyku girmediği gibi bir de dünyaya düşen alev topu gibi kızardım. Ben bunu unutur muyum? Aslaaaa! Elbette acısı çıkacaktır başka bir yerde…

    Turun en rampalı, en uzun süren, en çok lastik patlaklı, en çok yanlış yola sapılan, kısacası en zorlu günüydü. Ancak bize birçok ders verdi.

    Birincisi neymiş efendim; tura çok yıpranmış dış lastikle çıkmamak lazımmış. Mümkünse hiç uğraşmamak için patlak önleyici slime sıktırmak daha iyi olacaktır. Zira bir senedir dağ lastiklerimi yamamadım.

    İkincisi neymiş efendim; her ne olursa olsun ekipten kopmamak lazımmış. Kaybolsak da beraberiz, keyif yaparken de, geç giderken de.


    Tur Bilgileri

    Tarih: 17 Mayıs 2009 Pazar
    Mekan: Yazılı Kanyon – Hasdümen - Çetince
    Mesafe: 63 km
    Tırmanış: 1408 m
    Tur Zamanı: 6:27
    Başlangıç ve Bitiş: 6:30 ve 20:00
     
  3. Hacı Murat ŞAHİN

    Hacı Murat ŞAHİN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    26 Mart 2009
    Mesajlar:
    639
    Beğeniler:
    799
    Şehir:
    Ankara/Keçiören
    Seviye:
    Tebrikler. Çok güzel bir tur olduğunu defalarca duydunuz zaten ;). En az tur kadar turda yaşadıklarınız da yakından takip ediliyor :D.
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  4. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bu güzel turun merakla beklediğim ikinci günü ilaç gibi geldi; zira sabahtan beri odada tıkılıp çalışmaktan iyice fenalık gelmişti :(

    Bu güzel anlarınızı, anılarınızı bizlerle paylaşarak bizleri de ortak ettiğiniz için teşekkürler.
    Bilgisayar başından da olsa takip etmek keyif verici..

    Emek verip paylaştığınız için teşekkürler, tüm ekibe selamlar
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  5. Mehmet Tugay

    Mehmet Tugay Yeni Üye

    Kayıt:
    21 Nisan 2009
    Mesajlar:
    25
    Beğeniler:
    20
    Şehir:
    İstanbul(Yazın Isparta)
    Seviye:
    Resimler için çok teşekkürler.Bizim oraları gösterdiniz bana yine.Çok teşekkür ederim.
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  6. Ozan Yılmaz

    Ozan Yılmaz Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    461
    Beğeniler:
    1.283
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Yazdıklarınızı okurken,sanki şu an sizlerle birlikte turluyorum gibi hisettim.Birbirinden harika resimleriniz ise beni oralara götürdü:) Anlatımınız o kadar içten,o kadar tatlı ki...Hiç tanışmamamıza rağmen içim kaynadı size:) Umarım bir gün,bir yerlerde pedallayabiliriz sizlerle:)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  7. cedrick41

    cedrick41 Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.168
    Beğeniler:
    1.565
    Şehir:
    izmit-merkez
    Seviye:
    arkadaşlar sizi tebrik ediyorum patlaklar yanlış yol olaylarından sonra övgü hakketmişiniz bravo:) yeni gezilerinizi bekliyoruz:)
     
    KevSerSeri ve serself bunu beğendi.
  8. serdar gültekin

    serdar gültekin Bisikletkolik

    Kayıt:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.108
    Beğeniler:
    1.264
    Şehir:
    ankara / söğütözü
    Seviye:
    Sizi yürekten tebrik ediyorum. Harika bir tur olmuş.
     
    KevSerSeri ve serself bunu beğendi.
  9. Said Ergöktaş

    Said Ergöktaş Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    15 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    449
    Beğeniler:
    207
    Şehir:
    KAYSERİ - Hill Climb - XC
    Seviye:
    Aç karnına daha iyi rampa çıkmanın sebebi köy kahvesindeki o kahvaltı olmasın sakın haa :D ;)

    Şaka bir yana harika bir turun harika bir günü...
    Bu güzel manzaralar,fotoğraflar ve paylaşım için çok teşekkürler.
    ( Ben de çıksam gitsem hemen bir yerlere,böyle bakınca fotolara canım çekti bir tur :) )

    Pedallarınıza kuvvet. Kazasız - Keyifli ve Bol Pedallı Günler
     
    KevSerSeri ve serself bunu beğendi.
  10. serself

    serself Yeni Üye

    Kayıt:
    5 Şubat 2007
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    59
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    Kevsercim ellerine sağlık.Okuyup fotoğraflara bakınca,yav diyorum kendi kendime acaba bende mi oradaydım:)
    Demek ki rampa tırmanmaktan ne nerede olduğumu anlayamamışım:)O kadar tırmandık yani:)
    Şaka bi yana muhteşem rota için Müfit abiye,muhteşem tur için tüm tur arkadaşlarıma tekrar teşekkür
    ederim.Bi daha yapsak nasıl olur?:)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  11. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Sizleri bir an olsun o sıkıcı odadan ve yapıştığınız koltuktan alıp Toroslar'a götürebildiysek biz bu işi başardık demektir!

    Belki uzun yazıyorum ama bu şekilde o günleri yaşattığımı düşünüyorum. Sizler de sabır gösterip okuduysanız ve o anı yalayabildiyseniz ne mutlu!

    Sorma Kankaaa. Ben de erken mi döndük acaba? Bir daha ne zaman oraya yolumuz düşer diye beklemeye başladım şimdiden! :(
     
    serself, Ozan Yılmaz ve Serkan Çoban bunu beğendi.