Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Temel Fizyolojik Kavramlar

Konu, 'Sağlık - Antrenman - Beslenme' kısmında Mücahit Kıvrak tarafından paylaşıldı.

  1. Mücahit Kıvrak

    Mücahit Kıvrak Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    421
    Beğeniler:
    128
    Şehir:
    İstanbul - Aydın(Çine)
    Seviye:
    Temel Fizyolojik Kavramlar

    Maksimal oksijen tüketimi (max.VO2): Giderek artan aerobik bir kas egzersizi esnasinda, kullanilan maksimal oksijen miktaridir. Maksimal aerobik güç ya da maksimal aerobik metabolizma olarak da tanimlanir. Ölçüm genellikle; L/dak (dakikada kullanilan oksijenin litre olarak miktari) ya da ml/dak/kg (vücut agirliginin kilogrami basina dakikadaki mililitre olarak miktari) olarak degerlendirilir.

    Üst düzey bir max.VO2;

    - yüksek siddet ve uzun süreli egzersizleri desteklemeye,

    - yogun bir egzersizden sonra çabuk toparlanmaya

    -asiri yorgunluk göstermeksizin daha aktif olmaya,

    - önemli antrenman yüklerini desteklemeye,

    - uzun süreli yarismalarda daha basarili olmaya olanak saglar.

    Max.VO2, büyüme ile kizlarda 14-15 yasa kadar, erkeklerde 18-20 yasa kadar artis gösterir. Büyümeye bagli olan bu artis, özellikle düzenli, yogun ve uzun süreli çalismalar ile önemli derecede gelistirilebilir.
    Max.VO2, ortalama olarak erkek çocuklarda kizlara oranla daha yüksektir, yetiskin yastan itibaren yas ile azalir. Sedanterlerde (Duragan yasayanlarda) bu azalis hizli olur.

    Aerobik: Serbest oksijenin varliginda olusan organik süreçleri tanimlar. Bu süreçte, oksijen, su olusturmak için canli hücrede okside edilen ve besinlerde bulunan organik moleküllerin hidrojeni ile birlesir. Bu, suyun olusumu ile sentezlenen enerjinin bir miktari isiya dönüsür, diger kismi hücrelerde birikir. Bu süreç esnasinda serbestlenen oksijen miktari kisinin aerobik kapasitesine göredir.

    Aerobik Güç: Maksimal aerobik güç, Max.VO2’ nin %100’ ündeki bir efora denk gelen güçtür. Watts olarak ölçülür. Enerji aerobik anaerobik süreçlerden kaynaklanir. Bu durumda egzersizin süresi, asidoz ve glikojen oraninin düsmesi sonucu, sinirlidir.

    Maksimal Aerobik Hiz (MAH): Sporcunun maksimal aerobik güçte ya da max.VO2’ nin %100’ ünde ürettigi hareket süratidir. Ölçüm km/saniye olarak yapilir. Max. VO2 yi bilmekten çok fizyolojik gelisimi daha fazla kolaylastiran kosu hizlarinin dozajini ayarlamak için zorunlu olan, maksimal aerobik hizi bilmek daha önemlidir.

    Aerobik Kapasite: Bireyin soludugu havadan alabildigi ve dokulara dogru tasiyabildigi maksimal oksijen miktaridir. Aerobik kapasite ya L/dakika (birim zamandaki oksijen hacmi) ya da ml/kg/dak (birim zamanda, birim vücut agirligina oksijen hacmi) olarak açiklanir.

    Aerobik dayaniklilik: Max.VO2’ nin olasi en yüksek bir yüzdesini uyaran bir eforun desteklenebildigi “süre” dir. Diger bir deyisle, maksimal aerobik gücün yüksek bir yüzdesini uzun süre sürdürebilme kapasitesidir.

    Örnek; maksimal aerobik hizin % 90’ nina denk gelen bir hizi sabit olarak sürdürmek ve bu hizda kosulan mesafeyi ya da süreyi ölçmek.

    Anaerobik: Serbest oksijenin ya da solunum ile alinan oksijenin yoklugunda cereyan eden organik süreçleri tanimlar. Bu tür çalisma siddetinde organizma, oksijen alimi ve enerji ihtiyaçlari arasindaki metabolik dengeyi saglayamaz. Bu süreçte enerji;

    - ya adenozin trifosfatin (ATP) ve kreatin fosfatin (CP) parçalanmasi ile,

    - ya da karbonhidratlarin (glikoz-glikojen) laktik aside parçalanmasi ile elde edilir.

    Anaerobik süreçlerde organizma, çalisma esnasinda olusan toplam laktik asitin eleminasyonuna esit bir oksijen borcu olusturur.

    Anaerobik dayaniklilik: Anaerobik ortamda gerçeklestirilen fiziki çalisma dayanikliligidir; bireyin olasi en büyük oksijen borcunu olusturma yetenegine baglidir.

    Laktik Asit (LA): Her insanin vücudunda olusan tabii bir organik bilesiktir, kas, kan ve vücudun degisik organlarinda bulunur.

    Laktik asitin temel kaynagi, glikojen olarak adlandirilan, karbonhidratin yikimi sonucu olusan bir yan üründür. Anaerobik glikoliz sonucu pirüvat üretildigi zaman kas hücresi onu aerobik olarak enerji üretimine katmayi dener. Sayet, kas hücresi üretilen tüm pirüvati kullanma kapasitesine (aerobik olarak) sahip degilse, pirüvat laktata dönüsür. Laktat, laktik asitin Na, K tuzudur, laktik asit ile ayni anlamda kullanilir.

    Aerobik Esik: Nispeten zor bir aerobik çalisma esnasinda kanda yaklasik 2 mmol/L laktatin üretildigi düzeydir. Antrenmanin tekrari oldugu durumlar hariç, bu esigin altindaki uyarilar yetersizdir. Max.VO2’ nin yaklasik % 70’ ine, yaklasik 140 nabiz/dakikaya denk gelir.

    Anaerobik Esik: Kas çalismasinin artik oksijen ihtiyacinin karsilanamadigi, aerobik süreçlerin ötesindeki fizik çalisma siddeti ya da sürekli bir anaerobik çalismadaki kabul edilir asidoz siniridir (4 mmol/L). Bu esikten öteye interval çalismalar gerekir. Max.VO2’ nin % 80’ ine, yaklasik 170/175 nabiz/dakikaya denk gelir.

    Çalisma yükü: Antrenman çerçevesinde organizmaya dayatilan is miktaridir. Yük;

    - ya çalisma birimi (kgm ya da watt)

    - ya da çalismaya bagli direkt fizyolojik parametrelere göre (kalp atim hizi, solunum debisi, oksijen tüketimi vb.) açiklanir.

    Yük çalisma kapasitesini artirir. Onun antrenman degerlerini korumak, "alisma" fenomenini önlemek için, düzenli olarak yüklenmenin hacmini ve siddetini artirmak gerekir. Antrenmanin etkinligi, temel olarak, onun uygulama biçimlerine, dengesine ve yükün mantiki hesaplanmasina dayanir.

    Optimal yük: Antrenman programinin belirli bir aninda beklenilen etkiye uyumlu çalisma yüküdür. Optimal yük aliskanlik düzeyini asmak ve sürantrenman riski olmadan kisinin performans düzeyini iyilestirmek için gerekli olan çalisma miktaridir.

    Kas kuvveti

    Bir kasin kuvvetini, kasin büyüklügü belirler. Maksimum kasilma kuvveti kasin enine kesitinin cm2’ si basina 3-4 kg kadardir. Egzersizle belirli bir antrenman programi uygulayarak kas hipertrofisi saglayan sporcular kas gücünü de artirirlar. Kaslari gergin tutan kuvvet, kontraksiyon kuvvetinden yaklasik %40 daha büyüktür. Yani eger kas kontraksiyon durumunda iken, kas disinda bir güç onu germeye çalisirsa, atlamadan sonra ayagin topraga çarpmasi gibi, bu durumda kontraksiyon kuvvetinden %40 daha fazla kuvvet uygulanir. Böylece patella tendonuna 800 kg civarinda bir kuvvet uygulanir. Bu kuvvet dogal olarak tendon, eklem ve ligamentlerde karmasik problemler olusturur. Kasin kendisinde de iç yirtilmalara neden olur. Gerçektende maksimal kisalmis bir kasin gerilmesi kasta ileri derecede agrili bir durum yaratmak için en uygun bir yoldur.

    Kas Gücü

    Güç, hareket hizinin ve kuvvetin islevsel uygulamasi, diger bir anlatimla kuvvetin patlayici görüntüsüdür. Güç=(kuvvet x yol)/zaman

    Örnegin; iki sporcu penç-press de ayni agirligi biri 5 saniyede, digeri 8 saniyede iki kere kaldirmis olsun. 5 saniyede 2 kere kaldiran sporcu digerine göre daha güçlüdür.

    Kas Hipertrofisi ve Atrofisi

    Kasin total kitlesinin büyümesine kas hipertrofisi, azalmasina ise kas atrofisi denir. Hemen hemen bütün kas hipertrofileri kas liflerindeki aktin ve miyozin flamentlerinin sayisindaki artistan kaynaklanir, buna bagli olarak kas lifi genisler ki buna lif hipertrofisi denir. Bu olay genellikle kasin maksimal veya maksimale yakin kasilmasina yanit olarak meydana gelir. Kasilma islemi esnasinda kasin eszamanli olarak gerilmesi de hipertrofi olusturur. Maksimal hipertrofi olabilmesi için 6-10 hafta her gün sadece birkaç tane maksimal kasilma yeterlidir.

    Güçlü kasilmalarin hangi yolla hipertrofiye neden oldugu bilinmemektedir. Ancak hipertrofi gelisirken kasin kontraktil proteinlerinin sentez hizinin yikilma hizlarindan daha fazla oldugu bilinmektedir. Böylece miyofibrillerde hem aktin hem de miyozin flamentlerinin sayisi giderek artar. Kas liflerinde miyofibriller bölünerek yeni miyofibriller olustururlar. Dolayisiyla kas liflerinde hipertrofiye neden olan baslica etken miyofibril sayisindaki bu artistir.

    Miyofibrillerin sayisindaki artisla birlikte enerji saglayan enzim sistemleri de artar. Bu artis özellikle glikoliz enzimleri için geçerlidir.

    Kas uzun süre kullanilmadigi zaman kontraktil proteinlerin ve miyofibrillerin yikilma hizi, yenilenme hizindan daha fazladir. Dolayisiyla kas atrofisi meydana gelir.

    Kas Kasilmalari

    Kaslar izometrik ve dinamik olarak kasilirlar. Izometrik kasilmalarda kasin boyu degismez fakat tonusu artar, kemik bölümde hareket yoktur.

    Dinamik kasilma iki sekilde olur;

    - Konsantrik (izotonik) kasilma; kasin tonusu, gerimi ayni kalirken boyu kisalir ( bir agirligin yerden kaldirilmasi). Bu tür kasilmada pozitif mekanik bir is yapilir.

    - Eksantrik kasilma; kasin tonusu, gerimi artarken boyu uzar; merdiven inme, bir agirligi kol ile indirme..

    Izokinetik kasilma; hareket hizinin sabit tutuldugu maksimal bir kasilma seklidir. Izokinetik kasilmalar için sürati konrol eden özel bir aparey gereklidir. Kas kuvvetini ve dayanikliligini gelistirmede yararli bir yöntemdir.

    Kas fibrilleri: Kaslarin farkli fibrilleri içerdigini bilmekteyiz; yavas fibriller (ST) ya da tip I, aerobik olarak islev görürler; zayif ATP kullanma yetenegine, düsük kasilma hizina, yüksek dayaniklilk yetenegine sahiptirler.

    Hizli fibriller (FT) ya da tip II; yüksek düzeyde ATP kullanma yetenegine, yüksek kasilma hizina, düsük dayaniklilik yetenegine sahiptirler.

    Hizli fibriller iki kategoriye ayrilir;

    - tip II A; aerobik - anaerobik olarak islev görürler;

    - tip II B; yalnizca anaerobik olarak islev görürler;


    Metabolizma

    Metabolizma kavrami genel olarak su üç farkli olayi kapsar;

    - Vücut içi ve vücut disi kaynaklardan enerji üretimi,

    - Fonksiyonel ve yapisal doku komponentlerinin sentezi,

    - Olusan metabolik artik maddenin uzaklastirilmasi.

    Bu durumda organizmadaki madde ve enerji dönüsümlerinin tümünün metabolizma kapsamina girdigini söyleyebiliriz. Metabolizma iki alt birimden meydana gelir : Anabolizma ve katabolizma.

    Anabolizma: Küçük moleküllerden büyük moleküllerin sentezi ve enerji depolanmasi (protein, yag, karbonhidrat seklinde).

    Katabolizma:Büyük moleküllerin (karbonhidrat, yag, protein) küçük moleküllere dönüsmesi ve bu esnada enerji üretimi.

    Organizmanin en önemli enerji kaynagi ATP seklinde depolanan yüksek enerjili fosfat (PO4) baglarindan olusan kimyasal bilesiktir.

    Adenozin – PO3 ~ PO3 ~ PO3 “ ~ “ yüksek enerjili fosfat baglarinin sembolüdür. Bu iki yüksek enerjili baglarini her birinin ayrilmasiyla fizyolojik kosullarda 12.000 kal/mol (= 12 k.kal)

    Kalori:Birim zamanda organizmadan isi seklinde serbestlenen enerji birimidir.

    1 cal: 1 gr. suyun sicakligini bir derece yükseltmek için gereken isi

    1 Cal: 1000 cal (Cal= Kal=kilo kalori) = bir kg. suyun isisini bir derece yükseltmek için gereken isi miktaridir.

    1 kilo kalori = 4184 joule

    Tüm besinlerin enerji degeri esit degildir. Bir gram için;

    -karbonhidratlar 4 kalori,

    -proteinler 4 kalori

    -yaglar 9 kalori enerji verirler.

    Yagli maddeleri tüketmek en iyi seçim görünse de hiç bir sey gerçekten daha farkli olamaz. Gerçektende profesyonel sporcular özellikle yarisma öncesi yagli besinlerin tüketimini en aza indirirler.

    Enerji üretimi

    Kaslar kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye çevirirler. Kas enerjisinin kaynagi organik fosfat (PO4) bilesikleri olan ATP (Adenozin tri fosfat) ve CP (Kreatin fosfat) dir.

    Kas aktivitesi veya genel vücut dokularinin aktivitesi için gereken enerji 2 ana metabolik yol ile temin edilir.

    - Anaerobik sistem (yol)

    - Aerobik sistem (yol)

    1. Anaerobik sistem: anaerobik deyimi enerji eldesinde oksijenin olaya karismadigini ya da çok az karistigini belirtir. Bu sistemde enerji iki sekilde elde edilir.

    A. Alaktik Anaerobik Sistem (Fosfatojen Sistem = ATP-CP): Terim, anaerobik ortamda elde edilen enerji esnasinda yan ürün olarak laktik asitin olusmadigini açiklar.Enerji, kaslarda hazir olarak bulunan ATP' den elde edilir. Tükenen ATP' yi CP bir fosfatini vererek yeniler.

    - Hücrede fazla ATP sentezlenince bunun büyük kismi CP’ ye dönüstürülerek depolanir. ATP tükendigi anda bu depo kullanilir.

    - Fosfokreatin + ADP ATP + kreatin seklinde reversible iliski; konsantrasyona göre sürekli iki yönlü çalisir.

    - CP’den enerji transferinin önemli tarafi, bu olayin saniyenin küçük bir bölümünde gerçeklesmesidir. Bu olay özellikle ani bir kas kasilmasi saglar. ATP ile beraber bu sisteme fosfatojen sistem denir ve her ikisi toplam 8 – 10 saniye maksimal kas gücü saglar.

    B. Laktik Anaerobik Sistem: Terim, anaerobik ortamda elde edilen enerji esnasinda yan ürün olarak laktik asitin olusdugunu açiklar. Karbonhidratlarin bir özelligi O2 siz ortamda da enerji için kullanilabilmeleridir. Bu sistemde glikoz veya glikojenin glikolitik yol ile yikimi olur. (hizi:2,5mol/dk)

    - Glikoz + 2ATP (önce pürivat, sonra laktat olusur) = 2 Laktik Asit + 4ATP, net kazanç 2 ATP

    - Glikojen + 1ATP 2 Laktik Asit + 4ATP, (net kazanç 3ATP)

    - Glikozdan ATP üretiminin farki; hücreye giren serbest glikozun parçalanmadan önce 1 mol ATP ile fosforilasyonudur. (+ 1 ATP’ de yikim için kullanilir, tüketim=2 ATP).

    - Oysa glikojendeki glikoz zaten fosforiledir. Bu durumda hücredeki anaerobik kosullar için en önemli kaynak depo glikojendir.

    Depo Oksijen: 0.5 litre akcigerlerdeki hava, 0.25 litre vücut sivilarinda erimis olarak, 1 litre Hb ile birlesmis olarak, 0.3 litre myoglobinde bulunur (toplam; 2 litre).

    Özellikle akut hipoksilerde hemoglobindeki mevcut depo oksijen ancak 1-2 dakika yeter, bu süre disinda ek enerji kaynagi gerekir. Anaerobik glikoliz ile de birkaç dakikalik ek enerji saglanir. Bu sirada glikoz pirüvat (O2 varliginda kas glikojeni fazla laktata çevrilmiyor, bir kismi Krebs siklusuna girer; aerobik glikoliz) , sonra laktata çevrilir; laktat hücre disina difüze olur.Bu durum yani hipoksi maksimal kas kasilmasinin ilk dakikalarinda ortaya çikar. Kasta depo glikojen (ilk 10 saniyede fosfojen sistem yeterli ) 10.saniye sonunda bu sistem devreye girer; 1-2 dakikalik kisa süreli agir aktiviteler için depolar kullanilir. Glikojen tükenince agir aktivite sonlanir ve artik aerobik sistem (ki bu sistem anaerobikten yavas enerji üretiyor; glikojen laktik anaerobik sistem (anaerobik glikoliz), aerobik glikolizden 2,.5-3 kat daha hizli çalisir (mitokondriyal oksidatif sistem =aerobik sistem, daha yavas ama kalicidir.)

    - Fosfatojen sistemin enerji üretim hizi ise anaerobik sistemin yaklasik 2 katidir.

    Agir egzersizde glikojen deposu azalirken laktik asit konsantrasyonu artar. Egzersiz sonrasi normal oksijen saglanarak biriken laktik asit, tekrar glikoza çevrilir (çogu karacigerde). Bir kismi da (1/5) pirüvik aside çevrilerek siklik asit siklusunda kullanilir.

    2. Aerobik Sistem: Besin maddelerinin mitokondrilerde oksidasyonu ile ATP sentezidir. Glikoz, yag asitleri, aminoasitler, O2 ile birleserek AMP (Adenozin mono fosfat) ve ADP (adenozin di fosfat)’ nin ATP’ ye çevrilmesinde tüketilecek büyük miktarlardaki enerjiyi serbestlestirirler.

    Örnegin: Depo glikojen tükenince yerine plazmadan glikoz alimi ile enerji saglanir.

    Glikoz önce pirüvik aside dönüsür. Ortamda yeterli O2 varliginda pirüvik asit Krebs siklusuna girerek bir glikozdan 40 mol ATP elde edilir ( 2 ATP kullanilir net kazanç 38 ATP’ dir).

    Besinler ve O2 oldugu sürece bu üretim sinirsizdir (O2 yetersiz ise pirüvat laktata dönüsür; anaerobik sistem).

    Karbonhidratlarin enerji için yetersiz oldugu veya kullanilmadigi kosullarda yag asitleri, mitokondrilerde CO2 ve H2O’ ya kadar yikilir. Yag asitleri oksidasyonu, serbest yag asitlerinin kandan hücrelere alinmasiyla baslar. Mitokondride beta oksidasyon ile yag asitleri asetil Co-A’ ya yikilir. Asetil CoA Krebss siklusuna girerek okside edilir. Olusan ATP miktari yag asit zincirinin uzunluguna baglidir (ör: palmitik asit; 129 ATP elde edilir).

    Yag asitleri biter veya yetersiz olursa artik vücudun depo proteinleri yikilir ve enerji elde edilir. Sonuçta üre meydana gelir, normal sartlar altinda günlük fizyolojik bir protein yikimi ve üre olusumu vardir.

    Glikoliz: Glikozun pirüvik aside dönüsüm sürecidir. Bu süreç, hücrede bir çok safhada tamamlanir, yüksek enerji (ATP) olusumu için her reaksiyon özel bir enzim tarafindan katalizlenir. Bu süreç ya glikojenin parçalanmasi ile olusan glikozu ya da kanda normal olarak bulunan glikozu (glisemi) kullanir. Aerobik glikolizde pirüvik asid su ve CO2 ye indirgenir, Aneerobik glikoliz sonucu laktik asid olusur.

    Oksijen açigi: Egzersizin baslangicinda (egzersiz siddetine göre) organizmaya giren oksijen, ihtiyacin altindadir. Bu anda geçici bir O2 açigi vardir. Bu geçis döneminde kaslar aerobik metabolizma tarafindan üretilenin üzerinde bir enerji miktarini harcar. Bu O2 açigi kas seviyesinde gaz degisim sisteminin uyumunun durgunlugundan dogar. Daha sonra, belli bir düzeyde organizma oksijen alimi ihtiyacini karsilar ve denge kurulur (steady-state). Egzersizin baslangicindaki bu O2 eksikligine “oksijen açigi” denir.

    Oksijen borcu, toparlanma döneminde normal dinlenme dönemine göre tüketilen asiri oksijen miktari olarak tanimlanir.

    Aerobik çalismalarda oksijen açigi yoktur ya da çok azdir (% 5).


    Dolasim Sistemi

    Tanimlar:

    - sistol; kalp odaciklarinin kasilma dönemidir. Atriyumlarin (kulakçik) kasilmasi ile kan kariciklara, ventriküllerin (karincik) kasilmasi ile kan akcigerlere ve tüm vücuda gönderilir.

    - diyastol; atriyum ve venriküllerin gevseme dönemidir, bu sürede kan ile dolarlar.

    - kardiyak frekans; kalp atim hizi/nabiz, bir dakika olarak degerlendirilir. Bir yasinda 120/130, normal bireylerde 70-75 arasindadir.

    - atim hacmi; bir sistolde aorta ve akcigerlere gönderilen kan miktaridir. Sporcu olmayanlarda 70 ml kadardir.

    - kardiyak debi (kardiyak çikti); bir dakikada kalpten çikan kan miktaridir, 5-6 litredir. Kardiyak frekans ile atim hacminin çarpimima esittir.

    - tasikardi; kalp hizinin artisini anlamina gelir, genellikle dakikada 100 atimdan daha büyük hizlari tanimlar.

    - bradikardi; kalp hizinin yavaslamasi anlamina gelir, genellikle dakikada 60 atimdan daha düsük hizlari tanimlar.

    Organizma, yasamini sürdürebilmek için, hücrelerinin her biri sürekli olarak besin maddeleri ve oksijen destegi almak, ayni zamanda hücreler tarafindan üretilen karbondioksid ve diger metabolizma artiklarni toplamak ve uzaklastirmak zorundadir. Bu çifte görev dolasim apareyi (kalp-damarlar) tarafindan gerçeklestirilir.

    Dolasim sistemi, kalp ve içerisinde kanin dolastigi çok genis bir damar agindan olusur. Kan daima ayni yönü takip eder; kalptan arterler ile ayrilir, kilcal damarlardan geçer, venler ile tekrar kalbe döner. Iki tür dolasim vardir;

    - Küçük dolasim (akciger dolasimi); kan sag kalpten akciger atar damari ile çikar, akcigerlerde yenilenir (oksijen tutar) ve 4 akciger veni ile sol kalbe döner.

    - Büyük dolasim (sistemik dolasim); kan sol kalpten aort atar damari ile ayrilir, tüm vücuttaki görevlerini gerçeklestirdikten sonra, alt ve üst ana toplar damarlar ile sag kalbe geri döner. Büyük dolasimin 3 önemli görevi vardir;

    -sindirim sistemine gider, kalbe döner; beslenme görevi,

    -böbrekleri besler, kalbe döner; bosaltim görevi,

    -gövde ve bacaklari besler

    Dolasim Sistemi

    Kalp

    Içi oyuk bir kas yapiya sahiptir, çizgili kas özelligindeki bu kas yapi miyokard olarak adlandirilir. Iki akcigerin arasinda, hemen hemen gögüs boslugunun ortasinda yer alir. Bir armut seklinde, tepesi asagida tabani yukarida, yaklasik 13 cm boyunda 8 cm genisligindedir. Yetiskin insanda ortalama agirligi 250-300 gram kadardir.

    Kalp birbiriyle kan alisverisi olmayan iki bölmeye ayrilir; sag kalp, sol kalp. Sag ve sol kalp bir üst bir alt olmak üzere ikiser bosluga ayrilir. Üst bosluklar “atriyum-kulakçik” alt bosluklar “ventrikül-karincik” olarak adlandirilirlar. Kulakçik ve karinciklar kalp kapaklari ile birbirlerinden ayrilir. Sag atriyuma alt ve üst ana toplar damarlar, sol atriyuma 4 akciger veni açilir.

    Kalbin Islevi

    Kalp islevini kasilma "sistol" gevseme "diyastol" dönemleri ile gerçeklestirir. Atriyumlar ve ventriküller ayni anda kasilir ve gevserler. Ventriküller, atriyumlardan 1/10 saniye sonra kasilirlar, bu sürede ventriküller atriyumlardan gelen kan ile dolar. Bu olay sürekli olarak tekrarlanir.

    Egzersiz ve Dolasim Sistemi

    Egzersiz esnasinda, dolasim sisteminin görevi, aktif dokulara gerekli kani temin etmektir. Bu sayede doku ve kas ihtiyaci olan oksijen ve diger besin maddelerini aldigi gibi, metabolik faaliyetler sonucu ortaya çikan artik maddelerinin de atilmasini saglar. Uzun süren egzersizlerde ise dolasim sisteminin ikinci bir görevi de, vücut isisini normalde tutmaktir.

    Dolasim sisteminin kontrolü, otonom sinir sisteminin bölümü olan sempatik sinir sistemi tarafindan yapilir.

    Egzersizde, akcigerler ile hücreler arasinda gazlarin tasinmasi yogunlasir. Kan ve dolasim apareyi (kalp-damarlar) bu adaptasyona katilirlar.

    Egzersiz esnasinda, dolasim sisteminin uyumu, yas, cins, vücut postürü, sahsin kondisyon düzeyi gibi faktörlere baglidir.

    Normal kosullarda, istirahat halinde kalbin dakikada perifere gönderdigi kan 5-6 litredir (kardiyak çikti). Kassal egzersize geçildiginde, kalbin dakika volümü, ihtiyaca cevap verecek sekilde artar ve dokulara dagilim, çalisan dokulara daha fazla, çalismayan dokulara daha az olmak üzere orantili olarak degisir. Yani, kalbin tüm organizmaya bir dakikada gönderdigi total kan miktari ve bunun dokulara dagilimi dokularin ihtiyaçlarina göre fizyolojik bir uyum gösterir. Istirahatte iskelet kaslarina giden kan, kalbin dakika volümünün % 15-20 sini olusturdugu halde, egzersizde bu oran % 85-90 civarina kadar yükselir. Karin içi organlara giden kan miktarinda azalma olur, fakat beyine giden kan miktari degismez. Antrenmansiz kisilerde uyum, kalp atim hizinin artisi ile, antrenmanli kisilerde ise debinin artmasi ile gerçeklesir.

    Görünen degisiklikler; kalp atim hizinin artisii ile atim volümü artar. Maksimal yüklenmede kalp atim hizi dengelenmez.

    Kas kan akimi

    Istirahatte, iskelet kasinda kas kan akimi düsüktür (3-6 ml/100 g/dak). Kas maksimumu geriminin % 10’ undan daha fazla kasilir ise içinde yer alan damarlari baskilar. Maksimum geriminin % 70 den fazlasi olusursa kan akimi tamamen durur. Bununla beraber kasilmalar arasinda kan akimi o kadar büyük miktarda akar ki, ritmik olarak kasilan bir kasta, birim zaman içinde kan akimi 30 kat kadar yükselir. Bazen kan akimi egzersiz baslarken ve hatta egzersiz baslamadan önce artar, ilk artis muhtemelen sinirsel bir yanittir. Sempatik vazodilatör sistemdeki impulslar olaya katiliyor olabilir.

    Egzersiz yapan kaslarda yüksek kan akimini sürdüren yerel mekanizmalar arasinda doku PO2 (parsiyel oksijen basinci)’ sinde bir düsme, doku PCO2 (parsiyel karbondioksit basinci)’ sinde bir artis, K+ ve diger vazodilatör metabolitlerin birikimi bulunmaktadir.

    Aktif kasta sicaklik yükselir ve bu olay damarlari daha da genisletir. Arteriyollerin ve prekapiller sfinkterlerin gevsemesi açik kapiller sayisinda 10 – 100 kat bir artis yapar. Kan ve aktif hücreler arasindaki ortalama mesafe (O2 ve metabolik ürünlerin difüze olma zorunda olduklari mesafe) böylece büyük ölçüde azalir. Damarlarin dilatasyonu vasküler yatagin enine kesit yüzünü arttirir ve dolayisiyla akis hizi azalir. Kapiller basinç kapillerin tüm uzunlugu boyunca onkotik basinci asincaya kadar yükselir. Dokular arasi alana sivi geçisi son derece artar.

    Kan akiminda görülen büyük bir artis yaninda, her kasilma islemi bu akimi azaltmaktadir. Bundan iki sonuç çikar: (1) kasilmal olayi kasin bizzat kendisinde kan akiminin azalmasina neden olur, çünkü kasilmis kas, kas içi kan damarlarina basinç yapar. Böylece kuvvetli tonik kasilmalar kasta yorgunlugun hizla gelismesine neden olur. Zira sürekli kasilmalar esnasinda O2 ve besin maddelerinin saglanmasi yetersiz kalmaktadir. (2) egzersiz sirasinda kaslara kan akimi belirgin sekilde artabilir. Asagidaki karsilastirma antrenmanli bir sporcu da maksimum artisi göstermektedir.

    Dinlenme esnasinda kan akimi 3.6 ml/100 gr kas/dakika

    Maksimal egzersiz esnasinda kan akimi 90.0 " "

    Kan basinci: Egzersiz esnasinda arteriyel kan basinci ne durumdadir? Her zamanki gibi, ortalama arteriyel basinç; kalp debisi ve total periferik direncin çarpimina esittir. Kalp debisi total periferik direnç azalisindan biraz daha fazla artmaya meyillidir. Böylece ortalama arteriyel basinç genellikle hafifçe artar.

    Egzersiz sirasindaki kalp debisi artisina, kalbin daha fazla olan sempatik aktivitesi ve azalan parasempatik aktivitesine neden olur (bu iki otonomik degismelerin biri, egzersizin farkli tiplerinde daha önemli degismeler gösterir).

    Kalp hizindaki artis genellikle atim hacminden daha fazladir. Diyastol sonu ventriküler hacim degismeksizin, atim hacmi artmaktadir. Buna göre, bu durumda artan atim hacmi Starling kanununa baglanamaz, fakat tamamen, kalbin sempatik sinirlere uyarilan kontraktilite artisina baglidir.

    Egzersizde ortaya çikan kalp debisi artisindan, kalbin güçlenmis sempatik aktivitesinin sorunlu oldugu düsünülmektedir. Gerçekte kalp debisi, eger venöz dönüs ayni anda ayni derecede kolaylastirilirsa, yüksek düzeye çikabilmektedir. Diger bir deyisle, yüksek kalp hizi nedeniyle kisalan dolma zamani, diyastol sonu hacmi ve atim hacmi azaltacaktir (Starling kanunu). Buna dayanarak, egzersiz sirasinda venöz dönüsü güçlendiren faktörler oldukça önemlidir. Bunlar;

    - iskelet kasi pompa aktivitesinin artmasi

    - inspirasyonun derinliginde ve sikliginda artis

    - venöz tonusta sempatiklerin aracilik ettigi artis

    - genislemis iskelet kasi arteriyollerinden kanin arterlerden venlere dogru daha kolay akmasi

    Agir egzersiz sirasinda, hafif egzersizin aksine bu 4 faktör o kadar güçlü olabilir ki, venöz dönüs ventrikül diyastol sonu hacminde bir artisa neden olmaya yetecek kadar artar. Bu sartlar altinda, atim hacmi, kontraktilite artisinin neden oldugundan daha da yüksek bir dereceye ulasir.

    Egzersize verilen sistemik kardiovasküler yanit kas kasilmalarinin temel olarak izometrik mi yoksa bir dis is gerçeklestirecek sekilde izotonik mi olduguna bagimlidir. Izometrik kas kasilmasinin baslamasiyla kalp hizi artar. Artmis kardiyak sempatik sinir desarjinin da bir kisim rolünün bulunmasina karsin kalp hizindaki bu artis büyük ölçüde azalmis vagal tonusa baglidir. Izometrik bir kas kasilmasinin baslamasini izleyen birkaç saniye içinde sistolik ve diastolik kan basinçlari keskin bir sekilde yükselir. Atim hacmi nispeten daha az degisir ve sürekli kasilmakta olan kaslara giden kan akisi bunlarin kan damarlari üzerine basi yapiyor olmasindan dolayi azalir.

    Izotonik kas kasilmasini içeren egzersize yanit, kalp hizinda ani bir artis olmasi yönünden yukarida anlatilan duruma benzer, fakat bundan farkli olarak bu tabloda atim hacminde de belirgin bir artis vardir. Buna ek olarak egzersiz yapan kaslardaki vazodilatasyona bagli olarak total periferik dirençte net bir düsme görülür. Sonuç olarak sistolik kan basinci orta derecede artarken diastolik basinç genellikle degismez veya azalir.

    Izometrik ve izotonik egzersizlere verilen yanitlar arasindaki fark aktif kaslarin izometrik egzersiz esnasinda tonik olarak kasilmalari ve sonuç olarak total periferik direncin artmasina katkida bulunmalari gerçegiyle kismen açiklanir.

    Kalp debisi izotonik egzersiz esnasinda 35 l/dk asan degerlere yükselebilir ve bu artis miktari O2 tüketimindeki artisla orantilidir. Bu artis kalp hizi ve atim hacmindeki artisa bagli olup kalp kasi daha güçlü kasilarak ventriküllerdeki sistol sonu kan hacminin daha büyük bir bölümünü firlatir.

    Egzersiz sirasinda ulasilabilecek kalp hizi yasa bagli olarak gelisir. Çocuklarda bu hiz dakikada 200 veya üzeri atima yükselirken eriskinlerde ender olarak dakikada 195 atimi asar ve yasli kisilerde bu artis daha da azalir.

    Ani yüklenme altinda sistolik kan basinci artmasi beklenen bir uyumdur, çünkü yüklenme siddeti arttikça kalp debisi artacaktir ve sistolik kan basinci artacaktir.

    Istirahatte kan basinci 120-80 mm/Hg civarindadir, egzersizde, siddete bagli olarak sistolik basinç artar, diastolik basinç ya çok az artar ya da degismez.

    Debi (Vm)=Atim volümü(V) x Atim sayisi (n), oldugundan egzersizde kalbin dakika volümünün artmasi, hem atim volümünün artmasi hem de kalbin bir dakikadaki vurum sayisinin artmasi ile gerçeklesir. Bu iki faktör kalbin dakika volümüne etki eder.

    Istirahat nabzi yas ile giderek azalir. Istirahatte bir dakikada 5 lt. kan dolasimda bulunur. Yogun egzersizde 25-30 litreye kadar çikabilir.

    Kalp atim hizinin neden artmadigini belirten faktörler:

    - normal bir kalp atim hizinda da ventriküllerin dolmasi 0.55” de gerçeklesir,.

    - kalp atim hizinin 195’ in üzerine çikmasi halinde, diyastol için süre yetersiz kalir (bu süre 0.12” nin altina düsemez, aksi halde kalb kan ile dolamaz). Ventrikül ne kadar doluysa, ventrikül gerimi ve kasilmasi o kadar fazla olur ve perifere o kadar fazla kan gönderilir.

    Kalp Debisi, Atim Hacmi ve Kalp Atim Hizi (KAH)

    Dayaniklilik sporcularinda KAH azalir ve atim hacmi artar, böylece kalp debisi korunur. Antrenmanla, kalp debisi artis gösterir, KAH artmadigina göre, bu degisim atim hacminin artisiyla açiklanir.

    Kalp debisinin dinlenme düzeyi olan 5,5 litre / dakikadan, maraton kosucusundaki gibi, dakikada 30 litreye çikmasi sirasinda, kalp atim hacmi ile, kalp hizindaki degisikliklerin yaklasik degerleri asagidadir.

    Atim sayisi/dakika Atim hacmi

    Dinlenmede

    Sedanter 75 70

    Maratoncu 50 105

    Max.Egzersizde

    Sedanter 195 110

    Maratoncu 180 162


    Atim hacmi, 105 ml den 162 ml’ ye çikarken % 50 artar. Kalp hizi dakikada 50 den 180’ e yükselirken ise % 250 bir artis vardir. Böylece agir bir egzersiz esnasinda kalp debisinin artmasinda kalp hizindaki artisin, atim hacmindeki yükselmeden çok daha büyük oranda rol oynadigi görülmektedir. Kalp debisi, maksimumun yarisina ulastigi zaman, vurum hacmi kendi maksimum degerini kazanir. Kalp debisinin bundan sonraki yükselmesi kalp hizindaki artisina baglidir.

    Dolasim sisteminin egzersize uyumu, akut ve kronik olmak üzere iki sekilde olur. Akut uyum, spor yapmayan herhangi bir kimsenin egzersiz esnasinda, dolasim sisteminin gösterdigi uyumdur. Kronik uyum ise, sportif antrenman yapan bir kimsede, istirahatte ve efor esnasinda, dolasim sisteminin gösterdigi uyum ve dolasim sisteminin kazandigi özelliklerdir.
     
    Hamza Hakkı bunu beğendi.
  2. Mücahit Kıvrak

    Mücahit Kıvrak Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    421
    Beğeniler:
    128
    Şehir:
    İstanbul - Aydın(Çine)
    Seviye:
    Arkadaşlar bayağı sey öğrendim, umarım sizlere de faydası dokunur..

    Selamlar...