Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Temel Fizyolojik Kavramlar

Konu, 'Sağlık - Antrenman - Beslenme' kısmında Mücahit Kıvrak tarafından paylaşıldı.

  1. Mücahit Kıvrak

    Mücahit Kıvrak Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    421
    Beğeniler:
    128
    Şehir:
    İstanbul - Aydın(Çine)
    Seviye:
    Maksimal oksijen tüketimi
    (max.VO2): Giderek artan
    aerobik bir kas egzersizi
    esnasinda, kullanilan maksimal
    oksijen miktaridir. Maksimal
    aerobik güç ya da maksimal
    aerobik metabolizma olarak da
    tanimlanir. Ölçüm genellikle; L/
    dak (dakikada kullanilan
    oksijenin litre olarak miktari) ya
    da ml/dak/kg (vücut agirliginin
    kilogrami basina dakikadaki
    mililitre olarak miktari) olarak
    degerlendirilir.
    Üst düzey bir max.VO2;
    - yüksek siddet ve uzun süreli
    egzersizleri desteklemeye,
    - yogun bir egzersizden sonra
    çabuk toparlanmaya
    -asiri yorgunluk göstermeksizin
    daha aktif olmaya,
    - önemli antrenman yüklerini
    desteklemeye,
    - uzun süreli yarismalarda daha
    basarili olmaya olanak saglar.
    Max.VO2, büyüme ile kizlarda
    14-15 yasa kadar, erkeklerde
    18-20 yasa kadar artis gösterir.
    Büyümeye bagli olan bu artis,
    özellikle düzenli, yogun ve uzun
    süreli çalismalar ile önemli
    derecede gelistirilebilir.
    Max.VO2, ortalama olarak erkek
    çocuklarda kizlara oranla daha
    yüksektir, yetiskin yastan
    itibaren yas ile azalir.
    Sedanterlerde (Duragan
    yasayanlarda) bu azalis hizli olur.
    Aerobik: Serbest oksijenin
    varliginda olusan organik
    süreçleri tanimlar. Bu süreçte,
    oksijen, su olusturmak için canli
    hücrede okside edilen ve
    besinlerde bulunan organik
    moleküllerin hidrojeni ile birlesir.
    Bu, suyun olusumu ile
    sentezlenen enerjinin bir miktari
    isiya dönüsür, diger kismi
    hücrelerde birikir. Bu süreç
    esnasinda serbestlenen oksijen
    miktari kisinin aerobik
    kapasitesine göredir.
    Aerobik Güç: Maksimal aerobik
    güç, Max.VO2’ nin %100’ ündeki
    bir efora denk gelen güçtür.
    Watts olarak ölçülür. Enerji
    aerobik anaerobik süreçlerden
    kaynaklanir. Bu durumda
    egzersizin süresi, asidoz ve
    glikojen oraninin düsmesi
    sonucu, sinirlidir.
    Maksimal Aerobik Hiz (MAH):
    Sporcunun maksimal aerobik
    güçte ya da max.VO2’ nin %100’
    ünde ürettigi hareket süratidir.
    Ölçüm km/saniye olarak yapilir.
    Max. VO2 yi bilmekten çok
    fizyolojik gelisimi daha fazla
    kolaylastiran kosu hizlarinin
    dozajini ayarlamak için zorunlu
    olan, maksimal aerobik hizi
    bilmek daha önemlidir.
    Aerobik Kapasite: Bireyin
    soludugu havadan alabildigi ve
    dokulara dogru tasiyabildigi
    maksimal oksijen miktaridir.
    Aerobik kapasite ya L/dakika
    (birim zamandaki oksijen hacmi)
    ya da ml/kg/dak (birim
    zamanda, birim vücut agirligina
    oksijen hacmi) olarak açiklanir.
    Aerobik dayaniklilik: Max.VO2’
    nin olasi en yüksek bir yüzdesini
    uyaran bir eforun
    desteklenebildigi “süre” dir.
    Diger bir deyisle, maksimal
    aerobik gücün yüksek bir
    yüzdesini uzun süre
    sürdürebilme kapasitesidir.
    Örnek; maksimal aerobik hizin %
    90’ nina denk gelen bir hizi sabit
    olarak sürdürmek ve bu hizda
    kosulan mesafeyi ya da süreyi
    ölçmek.
    Anaerobik: Serbest oksijenin ya
    da solunum ile alinan oksijenin
    yoklugunda cereyan eden
    organik süreçleri tanimlar. Bu tür
    çalisma siddetinde organizma,
    oksijen alimi ve enerji ihtiyaçlari
    arasindaki metabolik dengeyi
    saglayamaz. Bu süreçte enerji;
    - ya adenozin trifosfatin (ATP)
    ve kreatin fosfatin (CP)
    parçalanmasi ile,
    - ya da karbonhidratlarin (glikoz-
    glikojen) laktik aside
    parçalanmasi ile elde edilir.
    Anaerobik süreçlerde organizma,
    çalisma esnasinda olusan toplam
    laktik asitin eleminasyonuna esit
    bir oksijen borcu olusturur.
    Anaerobik dayaniklilik:
    Anaerobik ortamda
    gerçeklestirilen fiziki çalisma
    dayanikliligidir; bireyin olasi en
    büyük oksijen borcunu
    olusturma yetenegine baglidir.
    Laktik Asit (LA): Her insanin
    vücudunda olusan tabii bir
    organik bilesiktir, kas, kan ve
    vücudun degisik organlarinda
    bulunur.
    Laktik asitin temel kaynagi,
    glikojen olarak adlandirilan,
    karbonhidratin yikimi sonucu
    olusan bir yan üründür.
    Anaerobik glikoliz sonucu
    pirüvat üretildigi zaman kas
    hücresi onu aerobik olarak enerji
    üretimine katmayi dener. Sayet,
    kas hücresi üretilen tüm pirüvati
    kullanma kapasitesine (aerobik
    olarak) sahip degilse, pirüvat
    laktata dönüsür. Laktat, laktik
    asitin Na, K tuzudur, laktik asit ile
    ayni anlamda kullanilir.
    Aerobik Esik: Nispeten zor bir
    aerobik çalisma esnasinda kanda
    yaklasik 2 mmol/L laktatin
    üretildigi düzeydir. Antrenmanin
    tekrari oldugu durumlar hariç, bu
    esigin altindaki uyarilar
    yetersizdir. Max.VO2’ nin
    yaklasik % 70’ ine, yaklasik 140
    nabiz/dakikaya denk gelir.
    Anaerobik Esik: Kas
    çalismasinin artik oksijen
    ihtiyacinin karsilanamadigi,
    aerobik süreçlerin ötesindeki
    fizik çalisma siddeti ya da sürekli
    bir anaerobik çalismadaki kabul
    edilir asidoz siniridir (4 mmol/L).
    Bu esikten öteye interval
    çalismalar gerekir. Max.VO2’ nin
    % 80’ ine, yaklasik 170/175
    nabiz/dakikaya denk gelir.
    Çalisma yükü: Antrenman
    çerçevesinde organizmaya
    dayatilan is miktaridir. Yük;
    - ya çalisma birimi (kgm ya da
    watt)
    - ya da çalismaya bagli direkt
    fizyolojik parametrelere göre
    (kalp atim hizi, solunum debisi,
    oksijen tüketimi vb.) açiklanir.
    Yük çalisma kapasitesini artirir.
    Onun antrenman degerlerini
    korumak, "alisma" fenomenini
    önlemek için, düzenli olarak
    yüklenmenin hacmini ve
    siddetini artirmak gerekir.
    Antrenmanin etkinligi, temel
    olarak, onun uygulama
    biçimlerine, dengesine ve yükün
    mantiki hesaplanmasina dayanir.
    Optimal yük: Antrenman
    programinin belirli bir aninda
    beklenilen etkiye uyumlu çalisma
    yüküdür. Optimal yük aliskanlik
    düzeyini asmak ve
    sürantrenman riski olmadan
    kisinin performans düzeyini
    iyilestirmek için gerekli olan
    çalisma miktaridir.
    Kas kuvveti
    Bir kasin kuvvetini, kasin
    büyüklügü belirler. Maksimum
    kasilma kuvveti kasin enine
    kesitinin cm2’ si basina 3-4 kg
    kadardir. Egzersizle belirli bir
    antrenman programi
    uygulayarak kas hipertrofisi
    saglayan sporcular kas gücünü
    de artirirlar. Kaslari gergin tutan
    kuvvet, kontraksiyon
    kuvvetinden yaklasik %40 daha
    büyüktür. Yani eger kas
    kontraksiyon durumunda iken,
    kas disinda bir güç onu germeye
    çalisirsa, atlamadan sonra ayagin
    topraga çarpmasi gibi, bu
    durumda kontraksiyon
    kuvvetinden %40 daha fazla
    kuvvet uygulanir. Böylece patella
    tendonuna 800 kg civarinda bir
    kuvvet uygulanir. Bu kuvvet
    dogal olarak tendon, eklem ve
    ligamentlerde karmasik
    problemler olusturur. Kasin
    kendisinde de iç yirtilmalara
    neden olur. Gerçektende
    maksimal kisalmis bir kasin
    gerilmesi kasta ileri derecede
    agrili bir durum yaratmak için en
    uygun bir yoldur.
    Kas Gücü
    Güç, hareket hizinin ve kuvvetin
    islevsel uygulamasi, diger bir
    anlatimla kuvvetin patlayici
    görüntüsüdür. Güç=(kuvvet x
    yol)/zaman
    Örnegin; iki sporcu penç-press
    de ayni agirligi biri 5 saniyede,
    digeri 8 saniyede iki kere
    kaldirmis olsun. 5 saniyede 2
    kere kaldiran sporcu digerine
    göre daha güçlüdür.
    Kas Hipertrofisi ve Atrofisi
    Kasin total kitlesinin büyümesine
    kas hipertrofisi, azalmasina ise
    kas atrofisi denir. Hemen hemen
    bütün kas hipertrofileri kas
    liflerindeki aktin ve miyozin
    flamentlerinin sayisindaki
    artistan kaynaklanir, buna bagli
    olarak kas lifi genisler ki buna lif
    hipertrofisi denir. Bu olay
    genellikle kasin maksimal veya
    maksimale yakin kasilmasina
    yanit olarak meydana gelir.
    Kasilma islemi esnasinda kasin
    eszamanli olarak gerilmesi de
    hipertrofi olusturur. Maksimal
    hipertrofi olabilmesi için 6-10
    hafta her gün sadece birkaç tane
    maksimal kasilma yeterlidir.
    Güçlü kasilmalarin hangi yolla
    hipertrofiye neden oldugu
    bilinmemektedir. Ancak
    hipertrofi gelisirken kasin
    kontraktil proteinlerinin sentez
    hizinin yikilma hizlarindan daha
    fazla oldugu bilinmektedir.
    Böylece miyofibrillerde hem
    aktin hem de miyozin
    flamentlerinin sayisi giderek
    artar. Kas liflerinde miyofibriller
    bölünerek yeni miyofibriller
    olustururlar. Dolayisiyla kas
    liflerinde hipertrofiye neden
    olan baslica etken miyofibril
    sayisindaki bu artistir.
    Miyofibrillerin sayisindaki artisla
    birlikte enerji saglayan enzim
    sistemleri de artar. Bu artis
    özellikle glikoliz enzimleri için
    geçerlidir.
    Kas uzun süre kullanilmadigi
    zaman kontraktil proteinlerin ve
    miyofibrillerin yikilma hizi,
    yenilenme hizindan daha
    fazladir. Dolayisiyla kas atrofisi
    meydana gelir.
    Kas Kasilmalari
    Kaslar izometrik ve dinamik
    olarak kasilirlar. Izometrik
    kasilmalarda kasin boyu
    degismez fakat tonusu artar,
    kemik bölümde hareket yoktur.
    Dinamik kasilma iki sekilde olur;
    - Konsantrik (izotonik) kasilma;
    kasin tonusu, gerimi ayni
    kalirken boyu kisalir ( bir
    agirligin yerden kaldirilmasi). Bu
    tür kasilmada pozitif mekanik bir
    is yapilir.
    - Eksantrik kasilma; kasin tonusu,
    gerimi artarken boyu uzar;
    merdiven inme, bir agirligi kol ile
    indirme..
    Izokinetik kasilma; hareket
    hizinin sabit tutuldugu maksimal
    bir kasilma seklidir. Izokinetik
    kasilmalar için sürati konrol eden
    özel bir aparey gereklidir. Kas
    kuvvetini ve dayanikliligini
    gelistirmede yararli bir
    yöntemdir.
    Kas fibrilleri: Kaslarin farkli
    fibrilleri içerdigini bilmekteyiz;
    yavas fibriller (ST) ya da tip I,
    aerobik olarak islev görürler;
    zayif ATP kullanma yetenegine,
    düsük kasilma hizina, yüksek
    dayaniklilk yetenegine
    sahiptirler.
    Hizli fibriller (FT) ya da tip II;
    yüksek düzeyde ATP kullanma
    yetenegine, yüksek kasilma
    hizina, düsük dayaniklilik
    yetenegine sahiptirler.
    Hizli fibriller iki kategoriye
    ayrilir;
    - tip II A; aerobik - anaerobik
    olarak islev görürler;
    - tip II B; yalnizca anaerobik
    olarak islev görürler;
    Metabolizma
    Metabolizma kavrami genel
    olarak su üç farkli olayi kapsar;
    - Vücut içi ve vücut disi
    kaynaklardan enerji üretimi,
    - Fonksiyonel ve yapisal doku
    komponentlerinin sentezi,
    - Olusan metabolik artik
    maddenin uzaklastirilmasi.
    Bu durumda organizmadaki
    madde ve enerji dönüsümlerinin
    tümünün metabolizma
    kapsamina girdigini
    söyleyebiliriz. Metabolizma iki alt
    birimden meydana gelir :
    Anabolizma ve katabolizma.
    Anabolizma: Küçük
    moleküllerden büyük
    moleküllerin sentezi ve enerji
    depolanmasi (protein, yag,
    karbonhidrat seklinde).
    Katabolizma:Büyük
    moleküllerin (karbonhidrat, yag,
    protein) küçük moleküllere
    dönüsmesi ve bu esnada enerji
    üretimi.
    Organizmanin en önemli enerji
    kaynagi ATP seklinde depolanan
    yüksek enerjili fosfat (PO4)
    baglarindan olusan kimyasal
    bilesiktir.
    Adenozin – PO3 ~ PO3 ~ PO3 “ ~
    “ yüksek enerjili fosfat
    baglarinin sembolüdür. Bu iki
    yüksek enerjili baglarini her
    birinin ayrilmasiyla fizyolojik
    kosullarda 12.000 kal/mol (= 12
    k.kal)
    Kalori:Birim zamanda
    organizmadan isi seklinde
    serbestlenen enerji birimidir.
    1 cal: 1 gr. suyun sicakligini bir
    derece yükseltmek için gereken
    isi
    1 Cal: 1000 cal (Cal= Kal=kilo
    kalori) = bir kg. suyun isisini bir
    derece yükseltmek için gereken
    isi miktaridir.
    1 kilo kalori = 4184 joule
    Tüm besinlerin enerji degeri esit
    degildir. Bir gram için;
    -karbonhidratlar 4 kalori,
    -proteinler 4 kalori
    -yaglar 9 kalori enerji verirler.
    Yagli maddeleri tüketmek en iyi
    seçim görünse de hiç bir sey
    gerçekten daha farkli olamaz.
    Gerçektende profesyonel
    sporcular özellikle yarisma öncesi
    yagli besinlerin tüketimini en aza
    indirirler.
    Enerji üretimi
    Kaslar kimyasal enerjiyi mekanik
    enerjiye çevirirler. Kas enerjisinin
    kaynagi organik fosfat (PO4)
    bilesikleri olan ATP (Adenozin tri
    fosfat) ve CP (Kreatin fosfat) dir.
    Kas aktivitesi veya genel vücut
    dokularinin aktivitesi için
    gereken enerji 2 ana metabolik
    yol ile temin edilir.
    - Anaerobik sistem (yol)
    - Aerobik sistem (yol)
    1. Anaerobik sistem:
    anaerobik deyimi enerji
    eldesinde oksijenin olaya
    karismadigini ya da çok az
    karistigini belirtir. Bu sistemde
    enerji iki sekilde elde edilir.
    A. Alaktik Anaerobik Sistem
    (Fosfatojen Sistem = ATP-CP):
    Terim, anaerobik ortamda elde
    edilen enerji esnasinda yan ürün
    olarak laktik asitin olusmadigini
    açiklar.Enerji, kaslarda hazir
    olarak bulunan ATP' den elde
    edilir. Tükenen ATP' yi CP bir
    fosfatini vererek yeniler.
    - Hücrede fazla ATP
    sentezlenince bunun büyük
    kismi CP’ ye dönüstürülerek
    depolanir. ATP tükendigi anda bu
    depo kullanilir.
    - Fosfokreatin + ADP ATP +
    kreatin seklinde reversible iliski;
    konsantrasyona göre sürekli iki
    yönlü çalisir.
    - CP’den enerji transferinin
    önemli tarafi, bu olayin
    saniyenin küçük bir bölümünde
    gerçeklesmesidir. Bu olay
    özellikle ani bir kas kasilmasi
    saglar. ATP ile beraber bu
    sisteme fosfatojen sistem denir
    ve her ikisi toplam 8 – 10 saniye
    maksimal kas gücü saglar.
    B. Laktik Anaerobik Sistem:
    Terim, anaerobik ortamda elde
    edilen enerji esnasinda yan ürün
    olarak laktik asitin olusdugunu
    açiklar. Karbonhidratlarin bir
    özelligi O2 siz ortamda da enerji
    için kullanilabilmeleridir. Bu
    sistemde glikoz veya glikojenin
    glikolitik yol ile yikimi olur.
    (hizi:2,5mol/dk)
    - Glikoz + 2ATP (önce pürivat,
    sonra laktat olusur) = 2 Laktik
    Asit + 4ATP, net kazanç 2 ATP
    - Glikojen + 1ATP 2 Laktik Asit +
    4ATP, (net kazanç 3ATP)
    - Glikozdan ATP üretiminin farki;
    hücreye giren serbest glikozun
    parçalanmadan önce 1 mol ATP
    ile fosforilasyonudur. (+ 1 ATP’
    de yikim için kullanilir, tüketim=2
    ATP).
    - Oysa glikojendeki glikoz zaten
    fosforiledir. Bu durumda
    hücredeki anaerobik kosullar için
    en önemli kaynak depo
    glikojendir.
    Depo Oksijen: 0.5 litre
    akcigerlerdeki hava, 0.25 litre
    vücut sivilarinda erimis olarak, 1
    litre Hb ile birlesmis olarak, 0.3
    litre myoglobinde bulunur
    (toplam; 2 litre).
    Özellikle akut hipoksilerde
    hemoglobindeki mevcut depo
    oksijen ancak 1-2 dakika yeter,
    bu süre disinda ek enerji kaynagi
    gerekir. Anaerobik glikoliz ile de
    birkaç dakikalik ek enerji
    saglanir. Bu sirada glikoz pirüvat
    (O2 varliginda kas glikojeni fazla
    laktata çevrilmiyor, bir kismi
    Krebs siklusuna girer; aerobik
    glikoliz) , sonra laktata çevrilir;
    laktat hücre disina difüze olur.Bu
    durum yani hipoksi maksimal
    kas kasilmasinin ilk dakikalarinda
    ortaya çikar. Kasta depo glikojen
    (ilk 10 saniyede fosfojen sistem
    yeterli ) 10.saniye sonunda bu
    sistem devreye girer; 1-2
    dakikalik kisa süreli agir
    aktiviteler için depolar kullanilir.
    Glikojen tükenince agir aktivite
    sonlanir ve artik aerobik sistem
    (ki bu sistem anaerobikten
    yavas enerji üretiyor; glikojen
    laktik anaerobik sistem
    (anaerobik glikoliz), aerobik
    glikolizden 2,.5-3 kat daha hizli
    çalisir (mitokondriyal oksidatif
    sistem =aerobik sistem, daha
    yavas ama kalicidir.)
    - Fosfatojen sistemin enerji
    üretim hizi ise anaerobik
    sistemin yaklasik 2 katidir.
    Agir egzersizde glikojen deposu
    azalirken laktik asit
    konsantrasyonu artar. Egzersiz
    sonrasi normal oksijen
    saglanarak biriken laktik asit,
    tekrar glikoza çevrilir (çogu
    karacigerde). Bir kismi da (1/5)
    pirüvik aside çevrilerek siklik asit
    siklusunda kullanilir.
    2. Aerobik Sistem: Besin
    maddelerinin mitokondrilerde
    oksidasyonu ile ATP sentezidir.
    Glikoz, yag asitleri, aminoasitler,
    O2 ile birleserek AMP (Adenozin
    mono fosfat) ve ADP (adenozin
    di fosfat)’ nin ATP’ ye
    çevrilmesinde tüketilecek büyük
    miktarlardaki enerjiyi
    serbestlestirirler.
    Örnegin: Depo glikojen tükenince
    yerine plazmadan glikoz alimi ile
    enerji saglanir.
    Glikoz önce pirüvik aside
    dönüsür. Ortamda yeterli O2
    varliginda pirüvik asit Krebs
    siklusuna girerek bir glikozdan
    40 mol ATP elde edilir ( 2 ATP
    kullanilir net kazanç 38 ATP’ dir).
    Besinler ve O2 oldugu sürece bu
    üretim sinirsizdir (O2 yetersiz ise
    pirüvat laktata dönüsür;
    anaerobik sistem).
    Karbonhidratlarin enerji için
    yetersiz oldugu veya
    kullanilmadigi kosullarda yag
    asitleri, mitokondrilerde CO2 ve
    H2O’ ya kadar yikilir. Yag asitleri
    oksidasyonu, serbest yag
    asitlerinin kandan hücrelere
    alinmasiyla baslar. Mitokondride
    beta oksidasyon ile yag asitleri
    asetil Co-A’ ya yikilir. Asetil CoA
    Krebss siklusuna girerek okside
    edilir. Olusan ATP miktari yag
    asit zincirinin uzunluguna
    baglidir (ör: palmitik asit; 129
    ATP elde edilir).
    Yag asitleri biter veya yetersiz
    olursa artik vücudun depo
    proteinleri yikilir ve enerji elde
    edilir. Sonuçta üre meydana gelir,
    normal sartlar altinda günlük
    fizyolojik bir protein yikimi ve
    üre olusumu vardir.
    Glikoliz: Glikozun pirüvik aside
    dönüsüm sürecidir. Bu süreç,
    hücrede bir çok safhada
    tamamlanir, yüksek enerji (ATP)
    olusumu için her reaksiyon özel
    bir enzim tarafindan katalizlenir.
    Bu süreç ya glikojenin
    parçalanmasi ile olusan glikozu
    ya da kanda normal olarak
    bulunan glikozu (glisemi)
    kullanir. Aerobik glikolizde
    pirüvik asid su ve CO2 ye
    indirgenir, Aneerobik glikoliz
    sonucu laktik asid olusur.
    Oksijen açigi: Egzersizin
    baslangicinda (egzersiz siddetine
    göre) organizmaya giren oksijen,
    ihtiyacin altindadir. Bu anda
    geçici bir O2 açigi vardir. Bu
    geçis döneminde kaslar aerobik
    metabolizma tarafindan
    üretilenin üzerinde bir enerji
    miktarini harcar. Bu O2 açigi kas
    seviyesinde gaz degisim
    sisteminin uyumunun
    durgunlugundan dogar. Daha
    sonra, belli bir düzeyde
    organizma oksijen alimi
    ihtiyacini karsilar ve denge
    kurulur (steady-state). Egzersizin
    baslangicindaki bu O2 eksikligine
    “oksijen açigi” denir.
    Oksijen borcu, toparlanma
    döneminde normal dinlenme
    dönemine göre tüketilen asiri
    oksijen miktari olarak tanimlanir.
    Aerobik çalismalarda oksijen
    açigi yoktur ya da çok azdir (%
    5).
    Dolasim Sistemi
    Tanimlar:
    - sistol; kalp odaciklarinin
    kasilma dönemidir. Atriyumlarin
    (kulakçik) kasilmasi ile kan
    kariciklara, ventriküllerin
    (karincik) kasilmasi ile kan
    akcigerlere ve tüm vücuda
    gönderilir.
    - diyastol; atriyum ve
    venriküllerin gevseme
    dönemidir, bu sürede kan ile
    dolarlar.
    - kardiyak frekans; kalp atim
    hizi/nabiz, bir dakika olarak
    degerlendirilir. Bir yasinda
    120/130, normal bireylerde
    70-75 arasindadir.
    - atim hacmi; bir sistolde aorta
    ve akcigerlere gönderilen kan
    miktaridir. Sporcu olmayanlarda
    70 ml kadardir.
    - kardiyak debi (kardiyak çikti);
    bir dakikada kalpten çikan kan
    miktaridir, 5-6 litredir. Kardiyak
    frekans ile atim hacminin
    çarpimima esittir.
    - tasikardi; kalp hizinin artisini
    anlamina gelir, genellikle
    dakikada 100 atimdan daha
    büyük hizlari tanimlar.
    - bradikardi; kalp hizinin
    yavaslamasi anlamina gelir,
    genellikle dakikada 60 atimdan
    daha düsük hizlari tanimlar.
    Organizma, yasamini
    sürdürebilmek için, hücrelerinin
    her biri sürekli olarak besin
    maddeleri ve oksijen destegi
    almak, ayni zamanda hücreler
    tarafindan üretilen
    karbondioksid ve diger
    metabolizma artiklarni toplamak
    ve uzaklastirmak zorundadir. Bu
    çifte görev dolasim apareyi
    (kalp-damarlar) tarafindan
    gerçeklestirilir.
    Dolasim sistemi, kalp ve
    içerisinde kanin dolastigi çok
    genis bir damar agindan olusur.
    Kan daima ayni yönü takip eder;
    kalptan arterler ile ayrilir, kilcal
    damarlardan geçer, venler ile
    tekrar kalbe döner. Iki tür
    dolasim vardir;
    - Küçük dolasim (akciger
    dolasimi); kan sag kalpten
    akciger atar damari ile çikar,
    akcigerlerde yenilenir (oksijen
    tutar) ve 4 akciger veni ile sol
    kalbe döner.
    - Büyük dolasim (sistemik
    dolasim); kan sol kalpten aort
    atar damari ile ayrilir, tüm
    vücuttaki görevlerini
    gerçeklestirdikten sonra, alt ve
    üst ana toplar damarlar ile sag
    kalbe geri döner. Büyük
    dolasimin 3 önemli görevi
    vardir;
    -sindirim sistemine gider, kalbe
    döner; beslenme görevi,
    -böbrekleri besler, kalbe döner;
    bosaltim görevi,
    -gövde ve bacaklari besler
    Dolasim Sistemi
    Kalp
    Içi oyuk bir kas yapiya sahiptir,
    çizgili kas özelligindeki bu kas
    yapi miyokard olarak adlandirilir.
    Iki akcigerin arasinda, hemen
    hemen gögüs boslugunun
    ortasinda yer alir. Bir armut
    seklinde, tepesi asagida tabani
    yukarida, yaklasik 13 cm
    boyunda 8 cm genisligindedir.
    Yetiskin insanda ortalama
    agirligi 250-300 gram kadardir.
    Kalp birbiriyle kan alisverisi
    olmayan iki bölmeye ayrilir; sag
    kalp, sol kalp. Sag ve sol kalp bir
    üst bir alt olmak üzere ikiser
    bosluga ayrilir. Üst bosluklar
    “atriyum-kulakçik” alt bosluklar
    “ventrikül-karincik” olarak
    adlandirilirlar. Kulakçik ve
    karinciklar kalp kapaklari ile
    birbirlerinden ayrilir. Sag
    atriyuma alt ve üst ana toplar
    damarlar, sol atriyuma 4 akciger
    veni açilir.
    Kalbin Islevi
    Kalp islevini kasilma "sistol"
    gevseme "diyastol" dönemleri ile
    gerçeklestirir. Atriyumlar ve
    ventriküller ayni anda kasilir ve
    gevserler. Ventriküller,
    atriyumlardan 1/10 saniye sonra
    kasilirlar, bu sürede ventriküller
    atriyumlardan gelen kan ile
    dolar. Bu olay sürekli olarak
    tekrarlanir.
    Egzersiz ve Dolasim Sistemi
    Egzersiz esnasinda, dolasim
    sisteminin görevi, aktif dokulara
    gerekli kani temin etmektir. Bu
    sayede doku ve kas ihtiyaci olan
    oksijen ve diger besin
    maddelerini aldigi gibi, metabolik
    faaliyetler sonucu ortaya çikan
    artik maddelerinin de atilmasini
    saglar. Uzun süren egzersizlerde
    ise dolasim sisteminin ikinci bir
    görevi de, vücut isisini normalde
    tutmaktir.
    Dolasim sisteminin kontrolü,
    otonom sinir sisteminin bölümü
    olan sempatik sinir sistemi
    tarafindan yapilir.
    Egzersizde, akcigerler ile hücreler
    arasinda gazlarin tasinmasi
    yogunlasir. Kan ve dolasim
    apareyi (kalp-damarlar) bu
    adaptasyona katilirlar.
    Egzersiz esnasinda, dolasim
    sisteminin uyumu, yas, cins,
    vücut postürü, sahsin kondisyon
    düzeyi gibi faktörlere baglidir.
    Normal kosullarda, istirahat
    halinde kalbin dakikada perifere
    gönderdigi kan 5-6 litredir
    (kardiyak çikti). Kassal egzersize
    geçildiginde, kalbin dakika
    volümü, ihtiyaca cevap verecek
    sekilde artar ve dokulara dagilim,
    çalisan dokulara daha fazla,
    çalismayan dokulara daha az
    olmak üzere orantili olarak
    degisir. Yani, kalbin tüm
    organizmaya bir dakikada
    gönderdigi total kan miktari ve
    bunun dokulara dagilimi
    dokularin ihtiyaçlarina göre
    fizyolojik bir uyum gösterir.
    Istirahatte iskelet kaslarina
    giden kan, kalbin dakika
    volümünün % 15-20 sini
    olusturdugu halde, egzersizde bu
    oran % 85-90 civarina kadar
    yükselir. Karin içi organlara
    giden kan miktarinda azalma
    olur, fakat beyine giden kan
    miktari degismez. Antrenmansiz
    kisilerde uyum, kalp atim hizinin
    artisi ile, antrenmanli kisilerde ise
    debinin artmasi ile gerçeklesir.
    Görünen degisiklikler; kalp atim
    hizinin artisii ile atim volümü
    artar. Maksimal yüklenmede kalp
    atim hizi dengelenmez.
    Kas kan akimi
    Istirahatte, iskelet kasinda kas
    kan akimi düsüktür (3-6 ml/100
    g/dak). Kas maksimumu
    geriminin % 10’ undan daha
    fazla kasilir ise içinde yer alan
    damarlari baskilar. Maksimum
    geriminin % 70 den fazlasi
    olusursa kan akimi tamamen
    durur. Bununla beraber
    kasilmalar arasinda kan akimi o
    kadar büyük miktarda akar ki,
    ritmik olarak kasilan bir kasta,
    birim zaman içinde kan akimi 30
    kat kadar yükselir. Bazen kan
    akimi egzersiz baslarken ve
    hatta egzersiz baslamadan önce
    artar, ilk artis muhtemelen
    sinirsel bir yanittir. Sempatik
    vazodilatör sistemdeki impulslar
    olaya katiliyor olabilir.
    Egzersiz yapan kaslarda yüksek
    kan akimini sürdüren yerel
    mekanizmalar arasinda doku PO2
    (parsiyel oksijen basinci)’ sinde
    bir düsme, doku PCO2 (parsiyel
    karbondioksit basinci)’ sinde bir
    artis, K+ ve diger vazodilatör
    metabolitlerin birikimi
    bulunmaktadir.
    Aktif kasta sicaklik yükselir ve
    bu olay damarlari daha da
    genisletir. Arteriyollerin ve
    prekapiller sfinkterlerin
    gevsemesi açik kapiller sayisinda
    10 – 100 kat bir artis yapar. Kan
    ve aktif hücreler arasindaki
    ortalama mesafe (O2 ve
    metabolik ürünlerin difüze olma
    zorunda olduklari mesafe)
    böylece büyük ölçüde azalir.
    Damarlarin dilatasyonu vasküler
    yatagin enine kesit yüzünü
    arttirir ve dolayisiyla akis hizi
    azalir. Kapiller basinç kapillerin
    tüm uzunlugu boyunca onkotik
    basinci asincaya kadar yükselir.
    Dokular arasi alana sivi geçisi
    son derece artar.
    Kan akiminda görülen büyük bir
    artis yaninda, her kasilma islemi
    bu akimi azaltmaktadir. Bundan
    iki sonuç çikar: (1) kasilmal olayi
    kasin bizzat kendisinde kan
    akiminin azalmasina neden olur,
    çünkü kasilmis kas, kas içi kan
    damarlarina basinç yapar.
    Böylece kuvvetli tonik kasilmalar
    kasta yorgunlugun hizla
    gelismesine neden olur. Zira
    sürekli kasilmalar esnasinda O2
    ve besin maddelerinin
    saglanmasi yetersiz kalmaktadir.
    (2) egzersiz sirasinda kaslara kan
    akimi belirgin sekilde artabilir.
    Asagidaki karsilastirma
    antrenmanli bir sporcu da
    maksimum artisi göstermektedir.
    Dinlenme esnasinda kan akimi
    3.6 ml/100 gr kas/dakika
    Maksimal egzersiz esnasinda kan
    akimi 90.0 " "
    Kan basinci: Egzersiz esnasinda
    arteriyel kan basinci ne
    durumdadir? Her zamanki gibi,
    ortalama arteriyel basinç; kalp
    debisi ve total periferik direncin
    çarpimina esittir. Kalp debisi
    total periferik direnç azalisindan
    biraz daha fazla artmaya
    meyillidir. Böylece ortalama
    arteriyel basinç genellikle hafifçe
    artar.
    Egzersiz sirasindaki kalp debisi
    artisina, kalbin daha fazla olan
    sempatik aktivitesi ve azalan
    parasempatik aktivitesine neden
    olur (bu iki otonomik
    degismelerin biri, egzersizin
    farkli tiplerinde daha önemli
    degismeler gösterir).
    Kalp hizindaki artis genellikle
    atim hacminden daha fazladir.
    Diyastol sonu ventriküler hacim
    degismeksizin, atim hacmi
    artmaktadir. Buna göre, bu
    durumda artan atim hacmi
    Starling kanununa baglanamaz,
    fakat tamamen, kalbin sempatik
    sinirlere uyarilan kontraktilite
    artisina baglidir.
    Egzersizde ortaya çikan kalp
    debisi artisindan, kalbin
    güçlenmis sempatik aktivitesinin
    sorunlu oldugu düsünülmektedir.
    Gerçekte kalp debisi, eger venöz
    dönüs ayni anda ayni derecede
    kolaylastirilirsa, yüksek düzeye
    çikabilmektedir. Diger bir deyisle,
    yüksek kalp hizi nedeniyle
    kisalan dolma zamani, diyastol
    sonu hacmi ve atim hacmi
    azaltacaktir (Starling kanunu).
    Buna dayanarak, egzersiz
    sirasinda venöz dönüsü
    güçlendiren faktörler oldukça
    önemlidir. Bunlar;
    - iskelet kasi pompa aktivitesinin
    artmasi
    - inspirasyonun derinliginde ve
    sikliginda artis
    - venöz tonusta sempatiklerin
    aracilik ettigi artis
    - genislemis iskelet kasi
    arteriyollerinden kanin
    arterlerden venlere dogru daha
    kolay akmasi
    Agir egzersiz sirasinda, hafif
    egzersizin aksine bu 4 faktör o
    kadar güçlü olabilir ki, venöz
    dönüs ventrikül diyastol sonu
    hacminde bir artisa neden
    olmaya yetecek kadar artar. Bu
    sartlar altinda, atim hacmi,
    kontraktilite artisinin neden
    oldugundan daha da yüksek bir
    dereceye ulasir.
    Egzersize verilen sistemik
    kardiovasküler yanit kas
    kasilmalarinin temel olarak
    izometrik mi yoksa bir dis is
    gerçeklestirecek sekilde izotonik
    mi olduguna bagimlidir.
    Izometrik kas kasilmasinin
    baslamasiyla kalp hizi artar.
    Artmis kardiyak sempatik sinir
    desarjinin da bir kisim rolünün
    bulunmasina karsin kalp
    hizindaki bu artis büyük ölçüde
    azalmis vagal tonusa baglidir.
    Izometrik bir kas kasilmasinin
    baslamasini izleyen birkaç saniye
    içinde sistolik ve diastolik kan
    basinçlari keskin bir sekilde
    yükselir. Atim hacmi nispeten
    daha az degisir ve sürekli
    kasilmakta olan kaslara giden
    kan akisi bunlarin kan damarlari
    üzerine basi yapiyor olmasindan
    dolayi azalir.
    Izotonik kas kasilmasini içeren
    egzersize yanit, kalp hizinda ani
    bir artis olmasi yönünden
    yukarida anlatilan duruma
    benzer, fakat bundan farkli
    olarak bu tabloda atim hacminde
    de belirgin bir artis vardir. Buna
    ek olarak egzersiz yapan
    kaslardaki vazodilatasyona bagli
    olarak total periferik dirençte
    net bir düsme görülür. Sonuç
    olarak sistolik kan basinci orta
    derecede artarken diastolik
    basinç genellikle degismez veya
    azalir.
    Izometrik ve izotonik
    egzersizlere verilen yanitlar
    arasindaki fark aktif kaslarin
    izometrik egzersiz esnasinda
    tonik olarak kasilmalari ve sonuç
    olarak total periferik direncin
    artmasina katkida bulunmalari
    gerçegiyle kismen açiklanir.
    Kalp debisi izotonik egzersiz
    esnasinda 35 l/dk asan degerlere
    yükselebilir ve bu artis miktari
    O2 tüketimindeki artisla
    orantilidir. Bu artis kalp hizi ve
    atim hacmindeki artisa bagli olup
    kalp kasi daha güçlü kasilarak
    ventriküllerdeki sistol sonu kan
    hacminin daha büyük bir
    bölümünü firlatir.
    Egzersiz sirasinda ulasilabilecek
    kalp hizi yasa bagli olarak gelisir.
    Çocuklarda bu hiz dakikada 200
    veya üzeri atima yükselirken
    eriskinlerde ender olarak
    dakikada 195 atimi asar ve yasli
    kisilerde bu artis daha da azalir.
    Ani yüklenme altinda sistolik kan
    basinci artmasi beklenen bir
    uyumdur, çünkü yüklenme
    siddeti arttikça kalp debisi
    artacaktir ve sistolik kan basinci
    artacaktir.
    Istirahatte kan basinci 120-80
    mm/Hg civarindadir, egzersizde,
    siddete bagli olarak sistolik
    basinç artar, diastolik basinç ya
    çok az artar ya da degismez.
    Debi (Vm)=Atim volümü(V) x
    Atim sayisi (n), oldugundan
    egzersizde kalbin dakika
    volümünün artmasi, hem atim
    volümünün artmasi hem de
    kalbin bir dakikadaki vurum
    sayisinin artmasi ile gerçeklesir.
    Bu iki faktör kalbin dakika
    volümüne etki eder.
    Istirahat nabzi yas ile giderek
    azalir. Istirahatte bir dakikada 5
    lt. kan dolasimda bulunur. Yogun
    egzersizde 25-30 litreye kadar
    çikabilir.
    Kalp atim hizinin neden
    artmadigini belirten faktörler:
    - normal bir kalp atim hizinda da
    ventriküllerin dolmasi 0.55” de
    gerçeklesir,.
    - kalp atim hizinin 195’ in üzerine
    çikmasi halinde, diyastol için
    süre yetersiz kalir (bu süre 0.12”
    nin altina düsemez, aksi halde
    kalb kan ile dolamaz). Ventrikül
    ne kadar doluysa, ventrikül
    gerimi ve kasilmasi o kadar fazla
    olur ve perifere o kadar fazla
    kan gönderilir.
    Kalp Debisi, Atim Hacmi ve Kalp
    Atim Hizi (KAH)
    Dayaniklilik sporcularinda KAH
    azalir ve atim hacmi artar,
    böylece kalp debisi korunur.
    Antrenmanla, kalp debisi artis
    gösterir, KAH artmadigina göre,
    bu degisim atim hacminin
    artisiyla açiklanir.
    Kalp debisinin dinlenme düzeyi
    olan 5,5 litre / dakikadan,
    maraton kosucusundaki gibi,
    dakikada 30 litreye çikmasi
    sirasinda, kalp atim hacmi ile,
    kalp hizindaki degisikliklerin
    yaklasik degerleri asagidadir.
    Atim sayisi/dakika Atim hacmi
    Dinlenmede
    Sedanter 75 70
    Maratoncu 50 105
    Max.Egzersizde
    Sedanter 195 110
    Maratoncu 180 162
    Atim hacmi, 105 ml den 162 ml’
    ye çikarken % 50 artar. Kalp hizi
    dakikada 50 den 180’ e
    yükselirken ise % 250 bir artis
    vardir. Böylece agir bir egzersiz
    esnasinda kalp debisinin
    artmasinda kalp hizindaki artisin,
    atim hacmindeki yükselmeden
    çok daha büyük oranda rol
    oynadigi görülmektedir. Kalp
    debisi, maksimumun yarisina
    ulastigi zaman, vurum hacmi
    kendi maksimum degerini
    kazanir. Kalp debisinin bundan
    sonraki yükselmesi kalp
    hizindaki artisina baglidir.
    Dolasim sisteminin egzersize
    uyumu, akut ve kronik olmak
    üzere iki sekilde olur. Akut uyum,
    spor yapmayan herhangi bir
    kimsenin egzersiz esnasinda,
    dolasim sisteminin gösterdigi
    uyumdur. Kronik uyum ise,
    sportif antrenman yapan bir
    kimsede, istirahatte ve efor
    esnasinda, dolasim sisteminin
    gösterdigi uyum ve dolasim
    sisteminin kazandigi özelliklerdir.
     
    levent sünger bunu beğendi.