Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Sporda en iyi noktaya gelmek...

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Bahadır Gürel tarafından paylaşıldı.

  1. Bahadır Gürel

    Bahadır Gürel Onursal Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    2.040
    Beğeniler:
    7.735
    Şehir:
    Maltepe/İstanbul
    Adı:
    Bahadır Gürel
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Joe Friel'ın kendi bloğunda yazığı konu öyle faydalı ki çevirip aktarayım diyordum. Baktım çok güzel çevirisi de yapılmış. Onu buraya ekliyorum.

    [​IMG]

    Bir gün bir partide birisi, ünlü triatlon koçu Joe Friel‘e “sizi koç olarak tutmak isteyen sporcuda ne ararsınız, yani başarılı olabilecek sporcuyu nasıl tanırsınız?” diye sormuş. O da sporda en iyi noktaya (yazısında “excellence” kullanmış, tam karşılığı mükemmellik ama sanki her sporcu için en iyi noktayı kastediyor gibi algıladım) ulaşabilecek sporcuyu kestirmek için sırasıyla aşağıdaki göstergelerin kullanılabileceğini anlatmış.

    [Kendi ağzından]

    Motivasyon:
    Bu diğerlerinin toplamından bile daha önemlidir. Eğer sporcu motive değilse en iyi noktaya gelmesi neredeyse imkânsızdır. Aslında, motivasyon yoksa diğer göstergeler zaten yoktur. Ama motivasyondan söz ederken hedefleri ağzına pelesenk etmekten daha fazlasını kastediyorum.

    Gerçekten motive bir sporcu durup kendi durumunu gözden geçiremez bile. Bu tip sporcular aşırı antrenman, sakatlık, hastalık veya tükenme gibi durumlardan uzak kalmak için gerçekten de bir koça ihtiyaç duyarlar. Koç sürekli motive etmek, ittirmek zorunda kalıyorsa sporcunun ne kadar yetenekli olduğunun bir önemi yoktur. Zaten koç hiçbir zaman tam anlamıyla motive edemez. Motivasyonun sporcunun kendi içinde olması gerekir. Sporcularla ön görüşme yaparken ne kadar motive olduklarını anlayabilmek için sorular sorarım. Örneğin, ne sıklıkla bir gruptan ayrı yalnız başlarına antrenman yaptıklarını sorarım. Düşük motivasyona sahip sporcular antrenmanda çoğunlukla arkadaşa ihtiyaç duyarlar. Eğer motiveyseniz aşağıdaki diğer göstergeler zaman içinde de olsa muhakkak ortaya çıkacaktır.

    Disiplin:
    Bu basittir. Disiplinli sporcu günlük fedakârlıklar yapar ve en iyiye ulaşmak için zorluklara katlanır. Böyle sporcular neredeyse felaket bile olsa antrenman kaçırmaz. Hava durumu önemsiz bir etkendir. Disiplinli sporcu küçük detayların önemli olduğunu bilir. Beslenme, dinlenme, donanım veya hedefe ulaşmak için gereken diğer benzer konularda baştan savma yaklaşım sergilemez. Disiplin kolay değildir. Toplum motive olmuş kişileri kabullenebilir ama disiplinli kişilerle sorun yaşar. Çevrenizde garip karşılanmamak, kabullenilmek için disiplininizi düşük göstermek ve hatta saklamak zorunda kalabilirsiniz. Bu konuda iyi şanslar.

    [​IMG]

    Kendine güven:
    Bazı insanlar, kendilerine ve davranışlarına sarsılmaz bir güven içinde yaşıyormuş gibi görünürler. Bu tür insanlar azdır. Yaptığı iş konusunda endişesi, şüpheleri olmayan çok az sayıda sporcu ile tanıştım. Kendine güven oldukça değişken boyutlarda olabilir. Birçoğumuz ortada bir yerlere düşeriz. Kendine güven tarafına doğru kaymak için hepimiz biraz başarıya ihtiyaç duyarız. Başarı güven getirir. Başarı olmadan insanın kendine güvenini artırması zordur. Birlikte çalıştığım güveni düşük atletlere günlük güven artırıcılar öneririm. Uykuya dalmadan önce o günkü antrenmanlarında veya ilgili etkinliklerinde herhangi seviyede bir başarıyı düşünmelerini salık veririm. Bu, küçük bir tepeyi yukarı koşarken güçlü hissetmek veya tatlı yerine meyve yemek gibi çok küçük bir başarı da olabilir. Nadiren büyük başarılar da olur. İşte onlar, ileride, belki bir yarış başlangıcında, güven sıkıntısı yaşadığınızda dönüp kullanabileceğiniz önemli başarılar olarak saklanması gerekenlerdir. İnsanın başarılarını düşünmesi yeni başarılar elde etmesini sağlar. Başarı kendine güveni doğurur.

    Odaklanma:
    Buna “amaç” da diyebiliriz. Sporcu yaptığı sporda nereye gitmek istediğini bilmelidir. Günlük antrenmanlar en iyiye doğru yol almak için amaçlı aktivitelerdir. Her antrenman (ve ertesinde dinlenme) en iyiye doğru atılmış küçük bir adımdır. Ama her seferinde bir adım atmalısınız ki bu da bizi son göstergeye yani sabra getiriyor.

    [​IMG]

    Sabır:
    Malcolm Gladwell’in kitabı The Outliers’da yazdığına göre bir insanın herhangi bir konuda ustalaşması için 10000 saat çalışması gerekirmiş. Ben antrenman saatlerini hiç istatistiksel olarak tutmadım ama deneyimlerim bana bir sporda en üst seviyeye ulaşmak için başladığınız zamandan bağımsız olarak 10 yıl ciddi şekilde çalışmanız gerektiğini öğretti. O nedenle bence Gladwell büyük olasılıkla haklı. Muhakkak istisnalar vardır ya da yüzeyden baktığınızda öyle görünüyordur. Ne zaman bir sporcu bir anda en üst seviyeye çıkmış gibi görünse onun bilinen başarı yolları dışında bir yoldan geliştiğini fark ederiz. Sabrın, bu uzun vadeli başarı yaklaşımından farklı olan bir bileşeni daha vardır. Bu yakın dönemli, günlük olan bileşen antrenmanlarda veya yarışlarda başlangıçta doğru tempoda kalabilme yetisidir. Bunu yapmayı öğrenemeyen atletler bu konuda ustalaşanlara göre daha az başarılı olurlar.

    [/Kendi ağzından]

    Sonra şöyle demiş... Dikkat ettin mi doğuştan gelen özelliklerden, fizyolojiden, yeteneklerden ve hatta deneyimden söz etmedim bile. Tüm bunlar, yukarıdaki göstergeler varsa bir şekilde öğretilebilir veya geliştirilebilir.

    Sporda En İyi Noktaya Gelmek | Ritim

    Yazının aslı Joe Friel'in kendi blogunda okunabilir.
     
  2. MehmetAliB.

    MehmetAliB. VivaVelo

    Kayıt:
    20 Ekim 2013
    Mesajlar:
    1.902
    Beğeniler:
    4.141
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Böylesi yazıları forumda görmek çok nadir. Paylaşım için teşekkürler.
     
    Bahadır Gürel bunu beğendi.
  3. Osman D.

    Osman D. Forum Bağımlısı

    Yaş:
    26
    Kayıt:
    18 Nisan 2012
    Mesajlar:
    737
    Beğeniler:
    271
    Şehir:
    Antalya\Kepez
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Çok güzel bir yazı paylaşım için teşekkürler :)

    Friel de benden bahsetmiş zaten :islik:
     
    Bahadır Gürel bunu beğendi.
  4. Hiko

    Hiko Aktif Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    16 Haziran 2015
    Mesajlar:
    112
    Beğeniler:
    96
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    İlk hedefim triatlona katılmak. Bunu ailemle ve çevredeki arkadaş, eş-dost ile paylaştığımda çılgın olarak addediliyorum ancak bunu mutlaka bir gün yapacağım. Önce askerliğim sorundu, şimdi onu aradan çıkardım. Bisikletimi aldım, tekrar koşulara başladım ve dün ilk defa bir havuza kaydoldum.

    Gerekli motivasyonu kendimde görüyorum ve başkalarının söylediklerini zerre umursamıyorum. Vücudumun limitlerini biliyorum, hangi noktada duracağımı daha da iyi biliyorum. Çok disiplinli olduğum söylenemez belki ama sigarayı bırakmış olmak bile belli bir irade ve azmi ortaya koyar diye düşünüyorum. Zaten çevredekilerin aşağı yönlü konuşmalarından ziyade kendimi tanımıyor gibi davranmaları daha fazla sinir bozucu.

    Yarışta ise birincilik gibi bir hedefim yok, tek isteğim inşallah giriş seviyesi ufak çaplı-mesafeli bir triatlonu tamamlamak. Ve yine inşallah bunu bir gün yaptığımda yine bu sayfaya yazıyor olurum. :)
     
  5. oktayakgoz

    oktayakgoz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    14 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    747
    Beğeniler:
    532
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    @Hiko Allah tamaamina erdirsin kardesim. İnsallah basarirsin.

    Dun yaklasik 100 km bisiklet surdukten sonra uzun bir yokus cikti karsima. 2 3 km kadar ve baya egimli. Susuzluk had safhada. Yolun yarisini gectigim halde su bulamadim ve gunes mil gibi tepemdeydi. Yokusu cikabilirmiyim diye dusunmuyordum acaba eve gidebilecekmiydim diye dusunmeye basladim. Baya yol yurudukden sonra benzinlik ten sandwich su ve sporci icecegi aldim. Allahin izni ile eve geldim ama o yokus ciddi seyler ogretti bana ve en onemlisi gucumun farkina varmami sagladi. İnsanin dayanma gucu gercekten cok fazla