Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Son Harften Şehir Veya Ülke Bulma Oyunu!!

Konu, 'Eski Arşiv' kısmında Derya AKYILDIZ tarafından paylaşıldı.

  1. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Son Harften Şehir Veya Ülke Bulma Oyunu!!

    Çok bilinemeyecek şehirlerin yanına ülkesini'de yazarsak daha iyi olur kolay gelsin arkadaşlar.. Ülkenin ya da şehrin önemli özellikleri hakkında bilgi de olursa tabi daha da iyi olur:)İlk ben soruyorum:Soru:Fas-Kazablanka Sonraki arkadaş 'A' ile sorup devam etmeli:)

    Fas denince birçoğumuzun aklına hemen Kazablanka şehri gelir. Darül Beyza da (Beyaz Evler) denen ülkenin en büyük kenti, Michael Curtiz'in, 1943 yapımı olmasına rağmen etkileri halen süren o ünlü filminin de katkısıyla ülkenin en önemli markası konumunda. Kazablanka'ya gelen turistlerin uğrak yeri ise 2. Hasan Camii. Doldurulan okyanus kıyısında inşa edilen ve yaklaşık 900 milyon avro'ya mal olan camide aynı anda 120 bin kişi namaz kılabiliyor.

    Kazablanka'ya 250 km. mesafedeki Marakeş'te bütün binaların kırmızı ve turuncu renkleri dikkat çekiyor. Fas'ta her isteyen binasını istediği gibi boyayamıyor. Hatta farklı renkler için özel izin gerekiyor. Hemen her şehrin kendine özgü bir bina rengi var. Marakeş'in ünlü mekânlarından Behiye Sarayı'ndaki mükemmel el sanatları turistleri kendine hayran bırakıyor. Bu işlemelerde eskiden Yahudilerin çok iyi olduğunu öğreniyoruz. Ticarette gelişince onlar bu alandan çekilmiş ancak ortaya koydukları sanat eserleri halen bütün ihtişamıyla ayakta.

    Marakeş'teki Sonsuzluk Meydanı, kobra yılanları ile gösteri yapanların çokluğundan kendinizi Hindistan'da hissetmenizi sağlıyor. Burada halkın en önemli gelir kaynağının fotoğraf çekimleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü elinde bir yılan veya maymun bulunan ya da geleneksel bir kıyafet giymiş herkes çekeceğiniz fotoğraftan para talep ediyor. Meydanın tam karşısına düşen bir 12. asır eseri Kütübiyye camii ise eskiden minaresine merkeple çıkılmasıyla tanınıyor. Zamanın medrese öğrencileri Kuran'ı Kerim'i tahtalara yazarak öğrendiklerinden Kütübiyye (yazanlar) adını almış.

    Marakeş'te birçok Faslı sizin Türk olduğunuzu hemen tahmin edebiliyor. Buradaki en ünlü Türk ise tartışmasız Hasan Şaş. Türk kafilesini görenler hemen 2002 Dünya Kupasının yıldızı olan futbolcunun adını söylemeye başlıyor. Hasan Şaş dışındaki futbol gözdeleri ise İspanya'nın ünlü takımları Barcelona ve Real Madrid. İspanya'ya yakın bölgelerde bu iki takımın taraftarlarının buluştuğu kahvehanelerin bile olduğunu öğreniyoruz rehberimizden.

    Fas'ta özel okul kültürü son derece yaygın. Sadece Kazablanka'da aralarında İspanyol, Fransız ve Amerikan kolejlerinin de bulunduğu 500 özel okul var. Şehirdeki ilk Türk okulu Muhammed Fatih İlkokulu ise 2001 yılından bu yana faaliyette. Kurucu Müdür İsmail Subaşı 160 öğrencileri olduğunu belirtiyor. Ülkenin genelinde olduğu gibi burada da, Arapça ve Fransızca tedrisat yapılıyor. İngilizce ve Türkçe ise ancak isteyenlere seçmeli olarak verilebiliyor. Ülkede Arapça ve Fransızca dışındaki dillere karşı bir direnç olduğu bilgisini veriyor okul yönetimi.

    Aksiyon
     
    ahmetdogan ve Selay Yaman bunu beğendi.
  2. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    A'dan devam edelim.

    Ankara ..
     
  3. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    A dan devam edelim o zaman

    Amasya


    Doğuda Ferhat dağı, batıda Kırklar dağı; ikisinin arasından Yeşilırmak, yeşil yeşil süzülür, gider. Yamaçlarda Amasya'nın birbirinden güzel evleri.

    Buradaki dağa adını veren Ferhat, hepinizin bildiği "Ferhat - Şirin" hikayesinin kahramanıdır. Ferhat'ın da bir yüreği vardır. Bu yürek alev alev Şirin için yanmaktadır. Amasya beyinin güzel kızı Şirin, onun yüreğini ateşlemiş, bu ateş bir yangın olmuş. Gel gör ki beyin bir şartı var, kimseler yerine getiremez. Bey demiş bir kere:

    - Dağın ötesindeki suyu şehre akıtacak yiğite vereceğim kızım Şirin'i...

    Tek başına koca bir dağ yarılır mı? Yarılır. Ferhat gibi aşık olan yarar bu dağı. Bu aşk dağı da yarar, göğü de yere indirir. Almış balyozu eline Ferhat, çıkmış Şahinkaya'ya. Vurdukça ferahlamış, taşlar bileklerinde erimiş. Kocaman kayalar küçülmüş, Yeşilırmak akmış, Kaynar Havuz akmış Amasya'ya. Ferhat'ın alın teri gibi akmış sular şehre. Böylece iş bitmiş, Şirin'ine kavuşmuş mu? Hayır. Kötülükler onu da bulmuş. Şirin'in öldüğü haberini vermişler, suların şehre doğru çağıldadığı gün. Bağrındaki yangının bu sular söndüremez. Atmış havaya elindeki kırk okkalık demir külüngü, düşürmüş başı üzerine. Hemen orada can vermiş Ferhat'cık. Bu acıklı olay unutulur mu hiç? Amasyalılar bu dağa Ferhat demiş, onun dağ gibi derdiyle dertlenmişler yıllarca.

    Bir de efsane anlatırlar bu sular üstüne. Amasya'nın Güllübağlarına akan ırmağın kaynağına azılı bir ejder oturmuş, suyu kesmiş bir zamanlar. Bağlar kurumuş, şehir susuzluktan kırılmağa başlamış. Amasyalılar, bakmışlar olacak gibi değil, ejderle de başa çıkmak her babayiğidin işi değil, düşünüp taşınmışlar, bir çare bulmuşlar. Ejderi çatlatıp öldürmek.

    Ertesi gün semizce bir katıra, iki çuval tuz yüklemişler, sürmüşler ejdere. Azılı ejder, bir nefeste katırı, sırtındaki çuvallarla birlikte yutuvermiş. Birkaç saat sonra tuzun verdiği hararetle başlamış ırmağın suyunu çekmeğe. Çektikçe şişmiş, dağ gibi olmuş. Az sonra da çatlayıp ölmüş. Amasya da bu felaketten böylece kurtulmuş.

    Amasya adına gelince, Milattan önce Birinci Yüzyılda Amasya'da doğan tanınmış tarih- coğrafya bilgini Stırabon'a göre, şehri ilk kuranlar Amazonlar'dır. Amazon kraliçesi Amasis, Karadeniz kıyılarından aşağı inmiş, Amasya'nın bulunduğu yeri beğenerek bir şehir kurmuş, adına " Amasis şehri" demek olan "Amaseia" demişler. Bir söylentiye göre de, bir zamanlar buradaki dağlarda elmas madeni işletilirmiş, bundan dolayı şehre "Elmasiye" denmiş, bu ad zamanla Amasya olmuş. Şehrin adının Amasya'yı fetheden Danişmend Ahmed Gazi'nin karısı "Ümmü Asiye" den geldiğini, Ümmü Asiye'nin Amasya'da oturduğunu söyleyenler var. Fakat, Amasya, Danişmend Gazi'nin burayı fethinden önce de "Amasea" adıyla tanınan, bilinen bir şehirdir.
     
  4. Murat CER

    Murat CER Onursal Üye

    Kayıt:
    11 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.072
    Beğeniler:
    1.264
    Seviye:
    afyonkarahisar..
     
  5. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    Rize

    Yüzölçümü:
    3.920 km²

    Nüfus:
    348.776 (1990)

    Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu'nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısı ile de ayrılır.

    Dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri ile çok özel bir turizm beldesidir.

    Önemli Not : Elazığ demeyin sakın :)
     
    Derya AKYILDIZ bunu beğendi.
  6. Murat CER

    Murat CER Onursal Üye

    Kayıt:
    11 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.072
    Beğeniler:
    1.264
    Seviye:
    Eskişehir...

    çiğbörek, porsuk çayı, lüle taşı ;)

    ve biz tabii ki :p :D
     
    Derya AKYILDIZ bunu beğendi.
  7. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Riyad...
    Suudi Arabistanın Başkenti...

    Sevgiler...
     
    Derya AKYILDIZ bunu beğendi.
  8. cambaz24

    cambaz24 Aktif Üye

    Kayıt:
    20 Mart 2006
    Mesajlar:
    168
    Beğeniler:
    98
    Şehir:
    Erzincan
    Seviye:
    Denizli...






    Tarihçe

    DENİZLİ'NİN ADI VE YERİ




    Denizli şehri, ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Bu şehir M.O.( 261 - 245 ) yılları arasında, Suriye Kralı II. Antiyokustheos tarafından kurulmuş ve karısının adına izafeten LAODICIA denilmiştir. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine naklettirmişlerdir.



    Denizli adına, tarihi kaynaklarda başka başka isimler olarak rastlamaktayız. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi serciye sicilleri (Ladik) ismini vermektedir. Ibni Batuta'nın seyahatnamesi (Tunguzlu) denilmektedir. Mesalikullebsar'da da (Tunguzlu) olarak kaydedilmiştir.



    Timurlenk'in zafer namesini yazan, Ser afettin Zemdi (Tenguzlug) ve (Tonguzlug) gibi iki isimden bahsetmektedir. Tensiz kelimesi eski Türkçe'de Deniz demektir. Tunguzlu ise bugünkü imlasıyla Denizli demektir. Netice olarak Denizli adi, Tunguzlu ve Tunguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan agıza, Denizli kelimesi haline gelmesinden bugünkü seklini almıştır.
     
  9. specialagent

    specialagent Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Eylül 2004
    Mesajlar:
    562
    Beğeniler:
    389
    Şehir:
    İSTANBUL
    Seviye:
    İstanbul


    İstanbul'un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yasadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ'a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ'a özgü aletlere rastlanmıştır. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı'da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.
     
  10. Anıl(shopar)

    Anıl(shopar) Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    23 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    574
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Erenköy, İstanbul
    Seviye:
    eeeeee L ile başlayan türkiyede il var mı ??
     
  11. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    Türkiye olması şart değil.

    Lyon-Fransa

    lyon unesco tarafından verilen "patirmoine mondial"lerden birine sahiptir. gastronomik bir merkez olan lyon fransa'nın en büyük ikinci metropoliten alanıdır. sehrin merkez nufusu 650.000 banliyoleriyle nufusu ise 1.350.000dir. sehrin ayni zamanda 5.000.000 civarinda bir nufusa sahip olan rhône-alpes bolgesinin dogal ve tarihsel baskenti oldugu da hatirlanmalidir.

    lyon'lu unluler arasinda saint exupéry, lumière kardesler, tony garnier sayilabilir. sehir ulasim bakimindan mükemel durumdadir. avrupa'nın tam ortasinda yer alan şehrin iki ana garı, biri uluslararasi olmak uzere iki havalimani, bir havalimani tgv gari (bkz: satolas tgv), 4 metro, 2 tramvay, 2 furnikuler hatti bulunmaktadir. şehir çagdas mimarî konusunda da pek onemlidir. le corbusier, renzo piano, jean nouvel gibi pekçok mimarin eserleri lyon'da bulunmaktadir. villeurbannede bulunan gratte ciel semti ile 8. ilçedeki états-unis mahallesi 20. yüzyil toplu konut mimarîsi açisindan onemli birer ornektirler. şehirde 4 universite ve 10 kadar école bulunmaktadir -ki bu da 100.000'i askin bir ogrenci nufusuna tekabul etmektedir. lyon paris'e tgv ile 1 saat 55 dakika, marsilya'ya ise 1 saat 15 dakika uzakliktadir.

    lyon'un tarihi paris'e gore çok daha eskilere dayanir; zaten şehrin esas guzelligi paris'te hausmann yıkımlarından sonra artık bulunmayan rönesans guzelliğidir. lyon iki nehir (saône ve rhône) uzerine kuruludur. bu anlamda da bir su şehridir. lyon biennale'i alaninda en onemlilerdendir. şehir cenevre, grenoble ve saint etienne'e pek yakındır.

    uzun yıllar boyunca merkez sağca yönetilen lyon belediyesi son seçimlerden bu yana sosyalist partiye mensup olan gérard collomb tarafından yönetilmektedir. lyon'un güneydoğu ve doğu bölgesi özellikle kuzey afrika, mağrep ülkelerinden göçmüş, göçmenlerin oturduğu, çirkin hlm mahalleleriyle doludur. (bkz: venissieux) şehrin batısı ve kuzeyi ise köklü lyon burjuvazisinin yaşadığı bölgedir. şehrin 2.5 milyonu aşkın medya bulunduran ve avrupa'nın en büyük on halk kütüphanesinden biri olan bir belediye kütüphanesi mevcuttur. lyon'la içiçe olan villeurbane uydukentinde de françois mittérand'nın şehircilik projeleri çerçevesinde inşa edilmiş olan bir milyona yakın medya içeren oldukça şık bir medyatek bulunur. lyon bu anlamda fransa'nın en gelişmiş şehridir. pek tabiî paris'teki halk kütüphanelerinde de en az lyon'daki kadar medya bulunmaktadır. (3 milyon) ancak bunlara olan talebin fazlalığı ve kütüphaneler arasındaki sirkülasyonun yokluğu lyon'u avantajlı kılmaktadır. lyon'da herhangi bir ilçe kütüphanesinden alınan materyel herhangi bir lyon kütühanesine iade edilebilir. bu materyeller içinde kitapların yanısıra, çizgi romanlar, video kasetler, dvdler, cdler, laser-disc'ler, tablolar, afişler, vb. de vardır. école normale supérieure'lerin ikisinin paris'ten lyon'a taşınmış olması da lyon için önemli bir prestij kaynağı olmuştur. ens--lsh'a balı olan üniversiteler arası sosyal ve insanî bilimler kütüphanesi mükemmel binası, olağanüstü periyodik yayın kataloğu ve anglo-sakson akademisindeki yeni yayınları izlemesiyle oldukça kaydadeğer bir araştırma merkezidir. pek tabiî tüm bu kültür kaynaklarına erişim ücretsiz ya da oldukça cüzî ücretlidir.

    şehrin bunun dışında david robertson yönetiminde çağdaş müziğe şans tanıyan ulusal bir senfoni orkestrası, cenevre operasıyla işbirliği eden, prestijli bir operası, lyon uluslararası dans bienaline evsahipliği yapan bir dansevi ve pek çok tiyatrosu da mevcuttur.

    şehrin fransa'nın tüm orta ve büyük boy şehirleriyle olduğu gibi, torino, milano ve cenevre'yle de direkt tren bağlantısı mevcuttur. havalimanından (türkiye dahil) 40 kadar ülkeye direkt uçak kalkmaktadır.

    Kaynak : Ekşi Sözlük
     
    Derya AKYILDIZ bunu beğendi.
  12. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    New York/Amerika Birleşik Devletleri

    [​IMG]

    New York
    New York kenti Amerika Birleşik Devletleri'nin nufus bakımından en büyük kentidir. Aynı isimli New York eyaletinde yer alır. Dünyaca önemli bir siyasi, ticaret, moda, eğlence ve finans merkezidir. Birleşmiş Milletler Genel Konseyi New York kentindeki binasında toplanır. İç nufusu 8,1 milyon olmasına karşılık yakın çevresindeki yerleşim bölgeleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusuyla dünyanın en kalabalık yerleşim bölgelerinden birini oluşturur. Kent 5 bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island.

    İlçeler: Bronx, Manhattan, Brooklyn, Queens, Staten Island
    Belediye Başkanı : Michael Bloomberg

    Coğrafi özellikleri
    Yüzölçümü
    Toplam 1.214,4 km²
    Kara 800,31 km²
    Su 414,09 km²

    Nüfus
    Toplam (2004) 8.168.338
    Metro toplamı 21.923.089
    Yoğunluk 10.292/km²


    Tarihçesi
    New York kenti 1613 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında İngilizlere geçti ve New York adını aldı. 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulmuş olan Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti oldu. Başkent Washington'a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti.

    11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanik oldu. 11 Eylül 2001 Saldırısı olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York'un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına çarpan teröristler 3000'e yakın insanın ölümüne neden oldular.


    Kentin Önemi
    Finans dünyasinin kalbinin attığı Wall Street, New York'un Manhattan bölümünde yer alan bir caddedir. New York borsası (New York Stock Exchange) burada yer alır. Dünyaca ünlü Özgürlük Abidesi (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adada yer alır. Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. New York'un John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiği taşıyan havaalanlarından biridir. New York'un Metropolitan Museum of Art gibi müzeleri dünyanın en değerli sanat kolleksiyonlarına sahiptirler. Şehrin ünlü gazetesi New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika'nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC'nin merkezleri New York'ta yer alır.


    Ek: Arkadaşlar ben, detay ve bilgi veriyorum (herzaman değil) amacım eğlenirken de öğrenebilmek bilgilerimizi tazelemek için, Tuğrul ve bazı arkadaşlarım da veriyor ama bu şart değil siz isterseniz New York deyip geçebilirsiniz
     
    gurkankas ve Deniz Kılıç bunu beğendi.
  13. bikergrrl

    bikergrrl Bisikletkolik

    Kayıt:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.106
    Beğeniler:
    798
    Seviye:
    kutahya :)

    Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk Hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki Arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili IV. Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

    2. ŞEHRE VERİLEN ADLAR :

    Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion”dur. Ünlü Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın M.S. 38’de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir.

    3. KÜTAHYA’NIN İLK KURULUŞ YERİ:

    İlimizin ilk yerleşim yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar kentidir.

    Yapılan Arkeolojik Kazılar ve Eski Yerleşim Merkezleri :

    Bugüne kadar Kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına Clive Foss - Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew Bear - Yazıtları, David French - Roma Yolları ve Mil Taşlarını, İstanbul Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Turan Efe Antik Yerleşimlerden Höyük ve Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir. Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya Merkez Seyitömer Höyük’te yapılan kurtarma kazılarında Eski Tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan Tavşanlı Tunçbilek, Boyalık ve Gevence mevkileridir. İlin yerleşim tarihine ışık tutan Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer, Tavşanlı - Kayı Köyü, Altıntaş - Üçhöyük, Domaniç - Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya çanak - çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması, Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.

    4. HİTİT - FRİG DÖNEMİ:
    Kütahya yöresi, Hititler Dönemi'nde Assuva'nın doğusunda, Hitit Devlet sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik Çağ bölümlenmesine göre ise ilin doğu yarısındaki toprakları Frigya, batısı da Mysia bölgesindedir.
    O dönemde Hititlerin siyasal etkisi dışında kalan Batı Anadolu'daki pek çok kent konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı Anadolu'daki As-suva Konfederasyonu bunlardan biridir ve Kütah*ya'nın batısında kalan topraklar bu konfederasyona bağlıdır. İlin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatak*ları ve buna bağlı gelişmiş ticaret yolları dolayısıyla Hititlerin sürekli ilgi ve etki alanında kalmakta, bu yüz*den sıkça saldırılara uğramaktadır
    Hitit İmparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda Assuva yöresindeki bakır yataklarının Asurlar'a kaptırılması, Hitit*ler'in Kütahya'ya ilgisinin artmasına ne*den olmuştur. Bu sırada Assuva'nın ba*şında Sum Dlama, Hititler'in başında IV. Tuthaliya bulunmaktadır. (M.Ö. 1256-1220).
    Assuva'ya saldıran Hititler'in ülkeyi yakıp yıktıklarını, Assuva kralı ve oğlu Kukkulis'i tutsak alıp Hattuşaş'a götür*düklerini IV. Tuthaliya yıllıklarından öğre*niyoruz.
    M.Ö. 1200'lerde Trakya'dan Anado*lu'ya büyük dalgalar halinde geçen Frig-ler, bölgede Hitit egemenliğine son verip, doğuda Kızılırmak, güneybatıda Burdur Gölü'ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır.
    Bursa, Balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya sürmeleri sonucunda Kütahya'nın batı kesimleri Mysia bölgesinde yer almıştır.

    Yine Frigler'in bir kolu olan Bitin ve Tinler'in Kütahya'nın kuzeyine Bilecik-Sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler'in asıl kalabalık oymaklarının ise Afyon, Eskişehir, Kütahya üçgenin*deki bölgeye yerleşmesi sonucunda, Kütahya'nın doğusu Epiktetos Frigyası adını almıştır. Kütahya'nın güneyine, Temnos (Şaphane) ve Dindimos (Murat) Dağı'na kadar yayılan Frigler yerli Hititler'le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını genişleterek doğuda Fırat'a, batıda Ege Denizi'ne kadar dayan*malarına rağmen Lidyalılar üzerinde sürekli bir ege*menlik kuramamışlardır.
    Frig Yerleşimi-Söğüt Köyü
    M.Ö. VIII. yüzyılda devlet olarak örgütlenen Frigler'in barışçı bir toplum olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir. Antik kay*naklar, ünlü masalcı Ezop'un doğum yeri olarak Kütahya'yı göstermektedir.
    M.Ö. 676'da Kafkasya üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler'in, Frigya Kralı III. Midas'ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra M.Ö. 607'de Lidya kralı Alyattes'in Kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar döneminde Efes'ten başlayıp başkent Şart, Uşak ve Kütahya'dan geçerek Adalar Denizi ve Kızılırmak'ın doğu yakasını birbirine bağlayan Kral Yolu bu dönemde yapılmıştır.
    Doğuda gelişerek Anadolu'yu Marmara'ya kadar istila eden Persler'in ünlü kralı II. Kyros, M.Ö. 546'da Lidyalıları tarihten silmiş, Kütahya'yı Frig Satraplığı'nın merkezi yaptığı Dinar'a bağlamıştır. Pers yönetiminin zayıflamasıyla M.Ö. 334'te Biga Çayı civarındaki savaşı kazanan Makedonyalı İskender bölgede üstünlük kurmuştur. İskender'in M.Ö. 324'te ölümüyle Kütahya ve çevresi komutan*larından Antigonas'a geçmiştir. Bölgede M.Ö. III. yüzyılın başlarında yaşanan karışıklıklardan sonra
    Bergama Krallığının üstünlük sağladığı ve M.Ö. 133 tarihinde Kütahya'nın Roma'nın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.

    5. ROMA VE BİZANS DÖNEMİ
    Kütahya, Roma egemenliğine girdiği sırada böl*gede küçük şehir devletleri vardır. Kütahya'da Koti-aeion, Gediz'de Cadı, Simav'da Synaus, Emet'te Ti-beriopolis, Simav Boğazköy'de Ancyra, Altıntaş'ta Soa ve Çavdarhisar'da Aizanoi Antik yerleşim mer*kezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini Claudius unvanlı valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölü*münü merkeze gönderip kalanını kentin imarına har*camışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu Aizanoi'nin Zeus Tapınağı, İmparator Hadrian MS. (117-138) döneminde toplanan arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde Latince fiyat listeleri bulunmaktadır. Bu lis*teler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.

    M.S.395'te Roma İmparatorluğu'nin ikiye ayrıl*masıyla Kütahya, Doğu Roma İmparatorluğu (Bi*zanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir pisko*posluk merkezi olan Kütahya hızla gelişmiş, çevresi*ne yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline getiril*miştir. Zeus Tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevre*sinde çok sayıda kilise inşa edilmiştir.

    6. SELÇUKLULAR DÖNEMİ :
    1071 'de Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi'ne getiril*miş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır.
    Anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075'te İznik'i aldıktan sonra Kütah*ya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078'de şehri ele geçirmiştir.
    II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi
    1097'de Haçlıların saldırısıyla Bizans'ın eline ge*çen Kütahya 1182'de Selçuklular tarafından geri alın*mıştır. 1186'da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev'e düş*müş, çıkan karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196'da Kütahya tekrar Bizanslıların eline geçmiş, 1233'de Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden kazandırılmıştır
    Kütahya'daki Hıdırlık Mescidi, Yoncalı Hamamı ve Camisi, Balıklı Camii ve Medresesi Selçuklu döne*mi eserlerindendir.

    7. BEYLİKLER DÖNEMİ
    I. Alaaddin Keykubad döneminde 1230'da Ana*dolu'ya gelen Germiyanoğlu Aşireti, Malatya yöresi*ne yerleştirilmiş olup 1240'ta Baba İshak ayaklanma*sında Selçuklulara yardım etmişlerdir. 1243 Kösedağ bozgunundan sonra artan Moğol baskısı karşısında Germiyanoğulları 1260'ta göç ederek Kütahya yöre*sine yerleşmiştir.
    Ulu Camii
    1277'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılma*sıyla Kütahya ve yöresi Germiyanoğullarfnın payına düşmüş, hızla gelişen Germiyanoğlu Beyliği, Batı Anadolu'nun en güçlü beyliği olmuştur. İlk beylerinin Alişir olduğu bilinmektedir. Alişiroğlu I. Yakup 1300'de bağımsızlığını ilan ederek Kütahya'yı baş*kent yapmıştır. 1340'ta yerine geçen oğlu Mehmet Bey döneminde gelişimini sürdüren Germiyanoğlu Devleti'nin başında 1361'de Süleyman Şah görün*mektedir. Bu dönemde Osmanlı Sultanı I. Murad'ın
    Vacidiye Medresesi
    oğlu Bayezid'e kızını veren Süleyman Şah, Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı kızı Devlet Hatun'un çeyi*zi olarak Osmanlılar'a vermiştir. (1381) Yıldırım Baye-zid 1389'a kadar Kütahya'da valilik yapmıştır. Süley*man Şah, Kula'ya çekildikten sonra 1387'de ölmüş, yerine oğlu II. Yakup Bey geçmiştir. Germiyanoğulla*rı Beyliği II. Yakup'un vasiyeti üzerine 1429'da Os*manlılara katılmıştır.
    Kütahya'daki Germiyanoğlu eserleri arasında bu*gün Çini Müzesi olan II. Yakup İmaret Külliyesi, şimdi Arkeoloji Müzes olan Umur-Bin Savcı Medresesi ile İshak Fakih Camii ve Medresesi sayılabilir. Germiyan oğulları döneminde Yıldırım Bayezid'in Kütahya Valili*ği sırasında yapımına başlanan Ulu Camii XV. Yüzyıl*da Musa Çelebi döneminde tamamlanmıştır.

    8. OSMANLILAR DONEMİ :
    1429'da Germiyanoğlu II. Yakup'un vasiyeti ile Osmanlılara geçen Kütahya bu dönemde bir sancak merkezidir. 1451'de Anadolu Beylerbeyliği'nin mer*kezi olan Kütahya'da Kanuni'nin oğulları Şehzade Bayezid (1542-1558) ve (Sultan II.) Selim (1558-1566) valilik yapmışlardır.
    1511'de Safavilerin Anadolu'da yaptıkları bölü*cülük sonucunda çıkan Şahkulu ayaklanması Kütah*ya'ya kadar yayılmıştır. 1833'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın Kütah*ya'yı işgali ve aynı yıl imzalanan Kütahya Antlaşması ile şehri terk etmesi dönemin kayda değer olaylarıdır. Kütahya Osmanlı mimarisinin güzel örnekleriyle do*natılmış, çeşme, köprü, cami, medrese, han ve ha*mamlarla imar edilmiştir. Selçuklulardan bu yana de*vam eden çini sanatı bu dönemde en parlak devrini yaşamıştır. Dünya tarihinin devlet gözetiminde yapı*lan ilk toplu iş sözleşmesi, Fincancılar Esnafı An*laşması adıyla 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütah*ya'da imzalanmıştır.
    1849'da Osmanlı Devleti'ne sığınan Macar ba*ğımsızlık hareketinin önderi Lajos Kossuth ve bera*berindeki 56 mülteci, 1850-1851 yıllarında Kütah*ya'da konuk edilmiştir. Lajos Kossuth'un Kütahya'da kaldığı ev 1982 yılında müze haline getirilmiştir.
    1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir san*cak merkezi olan Kütahya, 8 Ekim 1923'te vilayet ol*muştur.

    9. MİLLİ MÜCADELE VE CUMHURİYET DÖNEMİ:
    Kütahya'nın Milli Mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Cumhuriyetimizin kurulması için verilen bağımsızlık mücadelesinin en önemli saf*hası ilimiz sınırları içerisinde yaşanmıştır.
    I. Dünya Savaşı sonunda itilaf devletleri, Mond*ros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak Ana*dolu'yu işgale başladılar. İşgaller karşısında milleti ve memleketi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının endişesine düşerek gerekli tedbirleri almamışlar*dı.Ordunun elinden cephanesi alınmış, itilaf devletle*ri türlü vesilelerle yurdun çeşitli bölgelerini işgale baş*lamışlardır. İtilaf donanması İstanbul'da; Fransızlar, Adana'da; İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzi*fon'da; İtalyanlar, Antalya ve Güneybatı Anadolu'da bulunuyorlardı. 15 Mayıs'ta itilaf devletlerinin izni ile Yunan ordusu İzmir'e çıkmıştır. Bu durum karşısında Türk milleti tarih boyunca gösterdiği "millet olma bilin*ci" içerisinde işgallere karşı Kuva-i Milliye hareketini başlatmıştır.
    Kütahya'da Milli Mücadele 20 Eylül 1919 günü başlamıştır. Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı İsmet, Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Beyler Kütah*ya'ya gelerek Kuva-i Milliye Teşkilatını kurmuşlardır. Teşkilatın başına Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Nüzhet Bey seçilmiştir. İsmail Hakkı Bey Komutasın*da oluşturulan 350 kişilik bir müfrezenin İngilizleri Kü*tahya'dan çekilmek zorunda bırakması Kütahya'da Milli Mücadelenin ilk başarısıdır.
    Kütahya'da, Milli Alayı kurmayı başaran (Prişti-neli) İsmail Hakkı Bey, Batı Cephesi Komutanı Ali Fu*at (Cebesoy) Paşa tarafından Kütahya Milil Alayı Ku*mandanlığıma atanmıştır. İsmail Hakkı Bey Pozantı Kongresi'nden dönmekte olan Mustafa Kemal Paşa'ya Afyon'da bulunduğu sırada telgraf çekerek Kütahya'ya "Milli Alayı" denetlemesi için davet etmiş*tir.
    6 Ağustos 1920 tarihinde Kütahya'ya gelen Mus*tafa Kemal Atatürk, Milli Alayı denetlemiş ve Kütah*ya'dan ayrılırken Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey'e ken*di el yazısıyla takdirname vermiştir.

    Kütahya Milli Alayı, Milli Mücadele yıllarında önemli görevler üstlenmiş, işgal yıllarında büyük ya*rarlılıklar göstermiştir. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin antlaşmayı tanımadığını ilan etmesi üzeri*ne işgal hızlanmış, Yunanlılar 13 Temmuz'da Altın*taş'a, 14 Temmuz'da Tavşanlı'ya, 17 Temmuz'da Emet, Simav ve Kütahya'ya 3 Eylülde Simav'a, 5 Ey*lülde Gediz'e girmişlerdir. 28 Temmuz 1921'de Kü*tahya'ya gelen Yunan Kralı Konstantin Savaş Konse*yini burada toplayıp Ankara üzerine yürüme kararı çı*kartmıştır.
    Yunan Ordusunun bu ilerleyişi karşısında Türk Ordusu, Sakarya'da Başkomutan Mustafa Kemal ko*mutasında dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir taktikle büyük bir zafer kazanmıştır.
    Sakarya'da durdurulan düşman ordusunu tama*men yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazır*lık döneminden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Büyük Taarruzu başlat*tı. Bu çarpışmalar sırasında Türk askeri, tarihimizin her döneminde görülen kahramanlık ve fedakarlıkla*rına yenilerini ekledi. 57. Tümen Komutanı Albay Re*şat (Çiğiltepe) Bey'in Çiğiltepe'nin alınmasının yarım
    saat gecikmesi üzerine görevini yerine getirememe*nin üzüntüsü ile kendisini vurması, bu anlayışa örnek teşkil eder. Zaferden sonra buraya Albay Reşat Çiğil*tepe Anıtı yapılarak anısı ölümsüzleştirilmiştir.
    Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu bizzat cephede idare ederek üstün askerlik vasıflarını gös*termiş ve her zaman askerinin yanında Türk ordusu*na büyük moral ve destek olmuştur.
    30 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal'in Zafertepe'den bizzat yönettiği meydan muharebesin*de Allıören, Keçiler, Kızıltaş Deresi yolunun iki yanın*da Yunan birlikleri tamamen sarılmış ve imha edilmiş*lerdir. Kızıltaş Deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri ve General Trikopis, General Di-yenis ve bir çok Yunan komutanı kaçmışlardır.
    Başkomutan Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa Çalköy'de yıkık bir evin avlusun*da kırık bir kağnı arabasının üzerinde durum değer*lendirmesi yaparak Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve Yunanlıları mağlup etmek için İzmir'e girmek görüşüne varmışlardır. Mustafa Kemal burada Batı Cephesindeki tüm subay ve erlere okunmak üzere bir bildiri yayınlamıştır.

    "Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları, Afyonka-rahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılma*yacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu gele*ceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki ba*şarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum. Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracı*lık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli ola*rak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başku*mandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe kuman*danlığına büyürdüm: Bütün arkadaşlarımın, Anado-
    lu'da daha başka meydan muharebeleri de verilece*ğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herke*sin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kulla*narak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim. Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"
    Böylece Kütahya 30 Ağustos Zaferi ile düşman işgalinden kurtarılmış, bunu 1 Eylülde Gediz, 3 Ey-lül'de Emet ve Tavşanlı'nın kurtuluşları izlemiştir.
    9 Eylülde İzmir'de Yunan ordusunu denize döken Türk ordusu Mustafa Kemal'in emrini büyük bir başarı ile yerine getirmiştir.

    KRONOLOJİK KÜTAHYA TARİHİ

    M.Ö.(1800-1200) Hitit Dönemi,

    M.Ö.(1460-1200) Assuva Konfederasyonu içinde Kütahya,

    M.Ö.(1200-676) Frigler Dönemi,

    M.Ö.(607-546) Lidya Dönemi,

    M.Ö.(546-334) Persler Dönemi,

    M.Ö.(334-281) İskender Dönemi,

    M.Ö.(281-133) Bergama Dönemi,

    M.Ö.(133)-M.S.(395) Roma Dönemi,

    M.S. 395 Bizans Dönemi’nin başlaması,

    M.S. 8.yy Kütahya Kalesi’nin inşası,

    1078 Kütahya’nın Selçuklularca alınması,

    1097 Haçlıların Kütahya’yı alıp Bizanslılara bırakması,

    1182 Kütahya’nın yeniden Selçuklulara geçmesi,

    1197 Kütahya’nın Bizanslılarca geri alınması,

    1233 Kentin kesin olarak Selçukluların eline geçmesi ve Kütahya Kalesine ilaveler yapılması,

    1260 Germiyanoğlu Aşiretinin Kütahya’ya yerleşmesi,

    1277 Kütahya’nın Germiyanoğullarına ikta olarak verilmesi,

    1300 Germiyanoğlu Devleti’nin kuruluşu,

    1314 Umur-Bin Savcı Medresesi’nin yapılması,

    1381 Germiyanlı Devlet Hatun’un Yıldırım Bayezid ile evlenmesi,

    1381-1389 Yıldırım Bayezid’ın Kütahya Valiliği,

    1390 Yıldırım Bayezid’ın Germiyanoğlu Devletine son vermesi,

    1402 Timur’un Germiyanoğlu Devleti’ni tekrar canlandırması,

    1410 Yıldırım Bayezid’ın yapımını başlattığı Ulu Camii’nin tamamlanması,

    1411 II. Yakup İmaret Külliyesi’nin yapılması,

    1429 Germiyanoğlu II. Yakup’un ölümü ve vasiyetiyle topraklarının Osmanlılara geçmesi,

    1451 Anadolu Beylerbeyliği Merkezi’nin Kütahya’ya taşınması,

    1511 Şahkulu Ayaklanması,

    1542-1558 Şehzade Bayezid’ın Kütahya Valiliği,

    1558-1566 Sultan II. Selim’in Kütahya Valiliği,

    1766 Fincancılar Esnafı Anlaşması,

    1833 Mısır ordusunun Kütahya’yı işgali,

    1850-1851 Lajoss Kossuth’un Kütahya’da misafir edilmesi,

    10.09.1885 İlk telgrafın çekilmesi,

    1892 Demiryolunun gelmesi,

    1905 Kütahya eski Hükümet Konağı’nın yapılışı,

    20.09.1919 Kütahya Kuva-i Milliye Teşkilatının kurulması,

    21.07.1920 Kütahya Milli Alayı’nın Kuruluşu,

    06.08.1920 Atatürk’ün Kütahya’ya İlk Gelişi,

    03.09.1920 Simav’ın işgali,

    05.09.1920 Gediz’in işgali,

    05.01.1921 Gediz’in Çerkez Ethem’den alınması,

    13.07.1921 Altıntaş’ın işgali,

    14.07.1921 Tavşanlı’nın işgali,

    17.07.1921 Kütahya’nın işgali,

    28.07.1921 Yunan Kralı Konstantin’in Kütahya’ya gelmesi,

    30.08.1922 Dumlupınar Meydan Muharebesi Kütahya’nın Kurtuluşu s:18.00,

    01.09.1922 Gediz’in Kurtuluşu,

    03.09.1922 Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşu,

    24.03.1923 Atatürk ve Latife Hanımın Kütahya’yı ziyaretleri,

    08.10.1923 Kütahya’nın il olması,

    30.08.1922 Atatürk’ün Dumlupınar’a gelişleri,

    1926 Kütahya’ya ilk elektrik verilmesi,

    1926 Sümerbank Kiremit Fabrikası’nın Açılması,

    23-24.01.1933 Atatürk’ün Kütahya’yı ziyaretleri,

    21.06.1934 Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi’nin Alayunt İstasyonu’nda dinlenmeleri,

    24.11.1954 Kütahya Şeker Fabrikası’nın açılması,

    1956 Tunçbilek Termik Santralı’nın üretime başlaması,

    1958 SLİ Termik Santralı’nın üretime başlaması Emet Etibor İşletmeleri’nin Açılması,

    27.10.1961 TÜGSAŞ (Azot) Fabrikası’nın açılması,

    1976 Kütahya Manyezit Fabrikası’nın açılması,

    1981 Gümüş Fabrikası’nın açılması,

    1992 Dumlupınar Üniversitesi’nin kurulması.
     
    hdeveci ve Derya AKYILDIZ bunu beğendi.
  14. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Plaka : 06
    İsim : Ankara

    Yüzölçümü (km2) : 25615
    Nufusu: 4.007,860
    Nufus yoğunluğu : 156,86
    Merkez: Ankara (B.şehir)
    Merkez nufusu : 3.203,362

    Veriler 2004 yılına aittir.
    Kaynak: http://www.turkcebilgi.com
     
  15. bikergrrl

    bikergrrl Bisikletkolik

    Kayıt:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.106
    Beğeniler:
    798
    Seviye:
    Astana -- Kazakistan

    kazakistan cumhuriyeti'nin bozkir ortasina kurulmus ismarlama baskentidir. alma ata'nin yerine baskent olan kent, buyuk olcude turk muteahhit firmalarinin insaat faaliyetleri icin zemin ve olanak saglamistir. kazakcada kelime anlamı "baskent"tir. bir duzluge kurulan ve tarihi bir yerlesim yeri olmayan ismarlama sehirlerin en iyi ornegi olan rio de janeiro'dan oldukca farklidir. iklimi tundra iklimi olup, yazin +45 derece santigrat, kisin ise -45 derece santigrat arasinda oynayan sicaklik farkina sahne olur. icinden isim nehri gecerek kenti ikiye boler, kavaktan baska bir sey yetismez.
    (mortimes, 04.10.2001 09:58 ~ 10:04)
    #708460
    -----------------------------------------------
    kutsal bilgi kaynagi :eksi sozluk :D
     
  16. allofsins

    allofsins Yeni Üye

    Kayıt:
    6 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    43
    Beğeniler:
    44
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Antananavario

    madagaskar'ın başkenti.

    buda bisiklet kiralanan yeri:) belki birgun giderseniz

    Madagascar on Bike SARL
    , 101 Antananarivo
    tel. 261 20 2248429.
    http://madagascar-on-bike.com/
    Antananarivo: Madagascar on Bike SARL
     
  17. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    Sayın Whitestar,

    Ankara daha önce verilmişti.Tekrar aynı şehirleri vermememiz lazım diye düşünüyorum.
     
  18. cambaz24

    cambaz24 Aktif Üye

    Kayıt:
    20 Mart 2006
    Mesajlar:
    168
    Beğeniler:
    98
    Şehir:
    Erzincan
    Seviye:
    "O" harfiyle devam edelim.
    "O" Şimdi Asker...:D:D:D
    ORDU
    Yunan tarihçisi Ksenophon(d.M.Ö.431)’nun Onbinlerin Dönüşü(1962,1984)adlı eserine göre,Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde,M.Ö400 yılında,Kolhlar,Driller,Mosinoikler,Halibler ve Tibarenler gibi Yunan asıllı olmayan yerli halklar yaşıyordu.

    M.Ö675’lerden itibaren, bu bölgeye, sırasıyla Kimmerler, Miletoslular (Miletliler) (656’larda), Persler (M.Ö.547’de), Makedonyalı İskender (M.Ö.334’de) ve komutanları(M.Ö.312-280)hakim oluyor.Bundan sonra bölgede yaklaşık üçbuçuk asırlık bir ömür süren Pontus Devleti (M.Ö.280-M.S.63)gözüküyor.Bu devleti,Roma İmparatorluğu ortadan kaldırıyor ve bölgeyi 395’te Bizans(Doğu Roma)İmparatorluğu devralıyor.Bu arada zikredilmesi gereken önemli bir hadise deM.S.324 yılında bölgede hristiyanlığın yayılması hadisesidir.

    Bilindiği üzere 1204 yılında,İstanbul Latinler tarafından istila edilmiş,bunun üzerine,Bizans Komnenoslar hanedanından I.Andronikos’un torunları Aleksios ve David İstanbul’dan kaçarak Trabzon’a gelmişler ve Gürcü kraliçesi Tamara’nın da desteğiyle Trabzon İmparatorluğu’nu kurmuşlardır.(1204-1461).Bilindiği üzere bu devlete Fatih Sultan Mehmed son vermiştir.İşte Ünye’den Giresun’a kadar uzanan Orta Karadeniz Bölgesi,diğer bir ifadeyle Ordu ve yöresi,Osmanlılar tarafından değil,1270’lerden 1380’lere kadar uzanan uzun bir süreç içinde diğer Türk gruplarının özellikle Hacı Emiroğullarının mücadeleleri sonucunda fethedilmiştir.Bu fetih üzerinde ciddi bir surette durulması gerekmektedir.Çünkü bu,özel orduların yerli halka boyun eğdirerek gerçekleştirdiği bir fetih değil fakat ordu biçiminde teşkilatlanmış bir uç beyliği halkının fethidir;bu fetih,söz konusu yeni halkın yeni bir toprakla bütünleşerek orayı iskan edişi ve orayı vatanlaştırması biçiminde cereyan eden bir fetih olayıdır.Osmanlı döneminde Ordu ve yöresinin sosyal tarihi,bu fetih sırasında ve sonrasında oluşan yapılanmanın devamından başka bir şey değildir.Bu sebeple,Osmanlı dönemi Ordu etnik ve sosyal yapısını,siyasi,dini ve iktisadi tarihini anlayabilmek için,fethin nasıl gerçekleştiği ve fetih sonrasında bu bölgede nasıl bir sosyal,idari ve iktisadi yapı oluştuğunu bilmek ve anlamak gerekmektedir.Şimdi kısaca bunu görmeye çalışacağız.Ancak bundan önce,Trabzon İmparatorluğu zamanında Canik dağlarının arkasında neler olduğuna da bir göz atmak gerekmektedir.
     
  19. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Sevgili kardeşim Tuğrul,

    Öncelikle konuya verdiğin destek ve katkından dolayı teşekkür ederim sağol. ben bu oyunu foruma koyarken, tıkanabilme öngörüsünden haraketle böyle bir şart koymak istemedim. çünkü tıkanma olasılığı yüksek bir konu.. yalnız şu olabilir mümkün oldunğunca ve elverdiğince farklı şehir ismi seçmeye özen gösterebiliriz. birde Elazığ gelirse "G" ile davam edelim. eğer çok tıkanırsak o zaman joker kullanırız.. bilmiyorum ben böyle düşünüyorum değerlendirme sizlerin.. sevgi ve saygılarımla,
     
    Selay Yaman bunu beğendi.
  20. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Plaka : 64
    İsim : UŞAK

    Yüzölçümü (km2) : 5174
    Nufusu: 322,313
    Nufus yoğunluğu : 62,29
    Merkez:Uşak
    Merkez nufusu : 137,001

    Veriler 2004 yılına aittir.


    TARİHÇE

    [​IMG]

    Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak,
    İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede
    yeralmaktadır.

    Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz
    yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir.

    [​IMG]

    Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük
    İskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te
    ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.

    [​IMG]

    1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da
    bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin
    yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan
    Uşak, Kütahya sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953
    yılında il merkezi haline gelmiştir.