Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Sevgililer günü

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında Derya AKYILDIZ tarafından paylaşıldı.

  1. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Eğer

    O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
    Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
    O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
    sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
    ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
    dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
    hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse...
    elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,
    kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
    her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa...
    bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
    iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
    iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
    eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
    mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
    kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
    özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
    hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
    O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
    ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
    gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
    bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine...
    uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
    dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
    nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
    kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
    gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
    Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
    ...o halde bugün (sevgililer günü) sizin gününüz!..
    "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

    Can Dündar
     
  2. ymgirgic

    ymgirgic Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Ocak 2006
    Mesajlar:
    101
    Beğeniler:
    126
    Şehir:
    Konya civarı...
    Seviye:
    O olmazsa yaşayamam,
    O olmazsa yaşayamam, demeyeceksin..
    Demeyeceksin işte..
    Yaşarsın çünkü..
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

    Çok sevmeyeceksin mesela
    O daha az severse kırılırsın
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni..
    Sen’in onu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kart-vizitini
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın..
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin
    Gökyüzünü sahipleneceksin
    Güneşi, ayı, yıldızları
    Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak.
    “O benim” diyeceksin

    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin
    Mesela gökkuşağı senin olacak
    İlle de bir şeylere ait olacaksan, renklere ait olacaksın
    Mesela turuncuya, yada pembeye
    Yada cennete ait olacaksın

    Çok sahiplenmeden
    Çok ait olmadan yaşayacaksın
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat
    İlişik yaşayacaksın
    Ucundan tutarak

    CAN YÜCEL
     
  3. Gürsel A.

    Gürsel A. Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.403
    Beğeniler:
    2.248
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    BEŞ GÜL


    Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili,
    durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan.
    Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak,
    tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan.

    Başka bir el koparmış onları, benim elim
    bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim, bir de
    dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın
    beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım.

    kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kâğıt,
    seçtiğim kelimelerin arasında nedense mağrur,
    ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt,
    ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül.


    Enis BATUR





     
  4. ymgirgic

    ymgirgic Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Ocak 2006
    Mesajlar:
    101
    Beğeniler:
    126
    Şehir:
    Konya civarı...
    Seviye:

    Ustam,
    Teşekkürler..
    ama sizde görüyorsunuz ki çok kısa olmuş sizin seçtiğiniz şiir..
    Güzel, ama kısa...
    Lütfen..lütfen daha uzun bir tane daha..
    Yoksa saymam valla..:D

    ymgirgic
     
  5. Gürsel A.

    Gürsel A. Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.403
    Beğeniler:
    2.248
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    BULUŞMAK ÜZERE
    Diyelim yağmura tutuldun bir gün
    Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
    Öbür yanda güneş kendi keyfinde
    Ne de olsa yaz yağmuru
    Pırıl pırıl düşüyor damlalar
    Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
    Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
    İşte o evin kapısında bulacaksın beni
    Diyelim için çekti bir sabah vakti
    Erkenceden denize gireyim dedin
    Kulaç attıkça sen
    Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
    Ege denizi bu efendi deniz
    Seslenmiyor
    Derken bi de dibe dalayım diyorsun
    İçine doğdu belki de
    İşte çil çil koşuşan balıklar
    Lapinalar gümüşler var ya
    Eylim eylim salınan yosunlar
    Onların arasında bulacaksın beni
    Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
    Çakmak çakmak gözleri
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
    Herkes orda sen de ordasın
    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    Özgürlüğe mutluluğa doğru
    Her işin başında sevgi diyor
    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
    Bi de başını çeviriyorsun ki
    Yanında ben varım

    Can YÜCEL

    Mesut bey. Bu seferkini kabul edin lütfen..:)
    Selamlar

     
    çağatay_çankaya bunu beğendi.
  6. eYa

    eYa Bisikletkolik

    Kayıt:
    18 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.297
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    Eskişehir & Didim
    Seviye:
    Sevginin Üç Türü

    Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye
    başlıyor, Masumi Toyotome.
    "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye
    soruyor..
    Sonra anlatmaya basliyor...

    "Sevgi üç türlüdür!.."
    Birincisinin adı'Eğer" türü sevgi!..
    Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye
    bu adı takmış yazar...
    Örnekler veriyor:

    Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.
    Eğer başarılı ve önemli bir kişi olursan, seni
    severim.
    Eğer ek olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni
    severim.

    Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor.
    Bir şarta bağlı sevgi... Karşılık bekleyen sevgi...
    "Sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı
    olarak vaad
    edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar...

    "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi
    karşılığı birşey kazanmaktır."
    Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi
    üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler
    birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,
    hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık
    oluyor ve beklentilere giriyorlar.

    Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıklarıda
    başlıyor.
    Sevgi giderek nefrete dönüşüyor.
    Ve maalesef en saf olmasi gereken anne baba sevgisinde
    bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Fakat aslında insanlar
    "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı
    içindeler...
    .....
    İkinci türe geçiyoruz. "Çünkü türü sevgi...
    Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor:
    "Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, birşeye sahip
    olduğu ya da birşey başardığı için sevilir. Başka
    birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da
    koşula bağlıdır.
    Örnek mi?..
    "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin/yakışıklısın!"
    "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar
    zengin, o kadar ünlüsün ki.."
    "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun
    ki.."

    Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih
    edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti
    koşuluna bağlı oldugundan büyük ve ağır bir yük haline
    gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik
    yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar.

    Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir.
    İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu
    tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır.
    Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden
    temelde pek farklı olmadığını görürsünüz.
    Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana...
    İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek
    isterler.

    Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.
    Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip
    biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini
    sevmeye başlayacağından korkarlar.

    Böylece yaşama, sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve
    rekabet girer.
    Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler.
    Sınıfın en güzel kızı yeni gelen güzel kıza içerler.
    Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı Ferrari
    ilegelene içerler.
    Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine
    içerler.
    "O halde bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?"
    diye soruyor, yazar. "'Çünkü türü sevgi de, gerçek ve
    sağlam sevgi olamaz" diyor.

    Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı
    nedeni daha var...
    Birincisi; "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi
    miyiz?" korkusu...
    Tüm insanların en az iki yönü vardır.
    Biri dışa gösterdikleri..
    Öteki yalnızca kendilerinin bildiği...
    "İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi
    terkederlerse" korkusu buradan doğar.

    Ikincisi de; "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar
    beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.
    Japonya'da bir kuru temizleyicide çalışan dünya güzeli
    bir kızın yüzü patlayan kazan yüzünden parçalanmış.
    Kız fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup
    onu terketmiş Daha acısı aynı kentte oturan anne ve
    babası onu artık ziyarete bile gitmemişler... Sahip
    olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina
    edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş
    Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış.
    Ve kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş...
    Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü
    türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda
    insani hep kuşkuya düşürür" diyor.

    Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?

    Ve işte sevgilerin en gerçegi!..
    Nedir peki, gerçek sevgi..
    Asıl sevgi..
    En güzel sevgi?.. "Üçüncü tür sevgi, 'Rağmen' diye
    adlandırdığım türdür" diyor yazar. Bir koşula bağlı
    olmadığı
    için ve karşılığında birşey beklenmediği
    için, "Eğer" türü sevgiden farklıdır bu... Sevilen
    kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin
    varlığını temel olarak almadığından, 'Çünkü türü sevgi
    de
    değildir bu.

    Bu üçüncü tür sevgide, insan "birşey olduğu için"
    değil, "birşey olmasına rağmen" sevilir.
    Güzelliğe bakar mısınız?..
    'Rağmen' türü sevgi!..
    Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanin en çirkin, en korkunç
    kamburu
    olmasına "rağmen" sever. Yakışıklı ve zengin
    delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasına "rağmen"
    tapar!..
    Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı en sefil insanı
    olabilir.
    Bunlara 'rağmen' sevilebilir.
    Tabii bu sevgiyle karsılaşması şartı ile..
    "Burada insanin, iyi, çekici, başarılı ya da zengin
    bir konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor.
    Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü
    geçmişine "rağmen", olduğu gibi, o haliyle
    sevilebiliyor kişi. Bütünüyle çok değersiz biri gibi
    görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor.
    Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur"
    diyor.
    "Farkinda olsaniz da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin
    için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik,
    başarı ya da ünden daha önemlidir."

    "Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen'
    türü sevgiyi şu anda yaşıyor olmanız ya da birgün bu
    sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."

    Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome:
    "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak ve mutlu
    edecek bu sevgiyi bulmak çok zor. Çünkü herkesin
    sevgiye ihtiyaci var ve başkalarına verecek kadar
    fazlası kimsede yok!

    Ben hala umutluyum arkadaşlar. Bu kadar güzel bir yazıyı bana ulaştıran ve sizlerle paylaşmama da imkan veren insana ayrıca huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum :) Umarım herkes birbirini herşeye rağmen sevebilir... ;)
     
  7. ymgirgic

    ymgirgic Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Ocak 2006
    Mesajlar:
    101
    Beğeniler:
    126
    Şehir:
    Konya civarı...
    Seviye:
    Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar denir ya..
    Bence bu da şüpheli..
    Diğer sevgileri ise geçelim bir kalemde..
    Öptürmezse kim sever sevgiliyi, Mecnun'dan gayri..
    Bence gerçek sevgi nedir denirse..
    Kötülük gördüğün halde, bitmeyen sevgidir.. sevgiliye..
    Düştükçe daha çok seviyorum şu bisikleti beeee..
    Gerçek sevgi yoksa bu mu nee?
     
  8. Gürsel A.

    Gürsel A. Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.403
    Beğeniler:
    2.248
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Mesut bey valla tebrikler.. 14 Şubat vesilesiyle bu şiirler çok iyi oldu. Burda bir şiir köşesi açsak mı ne?