Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Sen Kendini Ne Sanıyorsun İsrail ?

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Ali Menemen tarafından paylaşıldı.

  1. Ali Menemen

    Ali Menemen Onursal Üye

    Kayıt:
    20 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.959
    Beğeniler:
    2.997
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Gemiye saldırmak;
    -Nato kurallarına aykırıdır.
    -İkili ülke kurallarına aykırıdır.
    -İnsan Haklarına Aykırıdır.

    -14 tane israil savaş gemisi uluslar arası denizlerde Yardım gemisini taciz etti
    -4 tane zodiac botda gemiye yanaştı
    -Savunmasız sivilleri öldürdü

    İsrail bu güne kadar en alçak salırısnı gerçekleştirdi. Uluslar arası suda beyaz bayrak çekilmesine rağmen İsrail ordusu silahsız Yardım gemisine tam donanımlı komandolarla saldırdı.

    -İsrail 2 kişiyi Şehid etti ve 30 yaralı var [Onaylanmış]
    -İsrail Uydu yayınlarını ve telefon gibi haberleşme araçlarını kesti [Onaylanmış]
    -Bölgede gıda ve ilaç sıkıntısı da yaşanıyor.

    Türkiye Dışişleri bakanının çok sert bir tepkisi olucağını açıkladı.

    Biz evimizde rahat içinde otururken kardeşlerimiz saldırıya uğruyor onlar sadece yardım etmek için gitti ama büyük bir tokat atıldı. Alçakca sadırılar yapıldı, Allah yardımcıları olsun !
     
  2. ali karagönlü

    ali karagönlü Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.063
    Beğeniler:
    708
    Şehir:
    !Denizli-Horozkent!
    Seviye:
    Şerefsizler!!
     
    Hasan Kuru ve Ali Menemen bunu beğendi.
  3. Ceyhun Oğuz

    Ceyhun Oğuz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    8 Haziran 2008
    Mesajlar:
    615
    Beğeniler:
    327
    Şehir:
    Tarsus
    Seviye:
    Fatih GEZER ve Ali Menemen bunu beğendi.
  4. Aydın Hiçyılmaz

    Aydın Hiçyılmaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    2 Eylül 2009
    Mesajlar:
    227
    Beğeniler:
    130
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Allah'tan dilerimki hakettiklerini onlara nasip eder.
     
  5. M.Kaptanbaşı

    M.Kaptanbaşı Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    8 Aralık 2008
    Mesajlar:
    545
    Beğeniler:
    257
    Şehir:
    Balıkesir/Edremit
    Seviye:
    Zalimin zulmü ancak bir yere kadardır! Zamanı gelince, ona da aynısı veya bir benzeri yapılır. Allah (c.c.) İsrail'in tüm yaptıklarının cezasını versin İnşallah!
     
  6. Suphi BAHADIRLI

    Suphi BAHADIRLI Üye

    Kayıt:
    18 Nisan 2009
    Mesajlar:
    60
    Beğeniler:
    18
    Şehir:
    Gaziantep
    Seviye:
    Şerefsizlik, kalleşlik üzerine kurulmuş ülkenin aynı şerefsizlikteki yöneticileri, ordusu..
    Allah (c.c.) hepsinin belasını versin!
     
    Ali Menemen bunu beğendi.
  7. levent akkaya

    levent akkaya Yeni Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2010
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    12
    Şehir:
    İZMİR KARŞIYAKA
    Seviye:
    şerefsiz adiler
     
    Fatih GEZER ve Ali Menemen bunu beğendi.
  8. Hasan Oğuz

    Hasan Oğuz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    277
    Beğeniler:
    119
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    İsrail yapmış olduğu bu son alçakça hareketiyle artık haddini çok fazla aşmıştır. Dünya'nın önde gelen ülkelerinin başta Türkiye olmak üzere çok sert tepki göstermeleri ve bir takım yaptırımlar uygulamaları gerekir fakat bunun olacağını zannetmiyorum.
     
    Fatih GEZER ve Ali Menemen bunu beğendi.
  9. Cem Unden

    Cem Unden Onursal Üye

    Kayıt:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    3.461
    Beğeniler:
    5.524
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    İsrail çok mantıksız hareketler yapıyor .Devlet sorumluluğuna sahip değiller . Kabile gibi yönetilen bir ülke . Devletin aptallığının cezasını ,sorumsuzluğunu bütün Yahudi halkı da çekiyor.

    Artık insan olma sorumluluğu içinde hareket etmeliler .
     
    Fatih GEZER ve M.öztürk bunu beğendi.
  10. M.öztürk

    M.öztürk Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2010
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    62
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    Bu vahşet anca israil e yakışırdı. Resmen dünyayı tınlamıyoruz mesajı verdiler. Bide utanmadan bundan sonra ilişkilerimizi güçlendirmemiz lazım diyor katiller.
     
    Fatih GEZER ve Ali Menemen bunu beğendi.
  11. Serden Us

    Serden Us Onursal Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    2 Şubat 2007
    Mesajlar:
    2.762
    Beğeniler:
    1.540
    Şehir:
    Eskişehir
    Bisiklet:
    Amoeba
    Seviye:
    Uzunca bir yazı yazmıştım, sildim. Olay hakkında konuşmaya başladığınızda dinden, siyasetten, ırklardan, insanlıktan... O kadar çok konu açılıyor ki peşpeşe, ne forum kuralları izin verir buna ne de yazarak-okuyarak sabaha kadar biter. (Özeti: Allah belalarını versin!)


    Onun yerine bir haberi alıntı yapayım:



    Biz terörist bir millet değiliz. Bu nedenle onların seviyesine inmememiz gerekir. Protestolar elbette olacaktır ama onlarla aynı haysiyetsizliğe düşerek olmamalı bu!
     
  12. Deniz Taş

    Deniz Taş Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    243
    Beğeniler:
    193
    Şehir:
    istanbul büyükçekmece
    Bisiklet:
    Dahon
    Seviye:
    yıkılsın siyonist israil
     
    M.öztürk ve Fatih GEZER bunu beğendi.
  13. Tolga Ayla

    Tolga Ayla Onursal Üye

    Kayıt:
    12 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.744
    Beğeniler:
    2.576
    Şehir:
    İstanbul, Ümraniye
    Seviye:
    Arkadaşlar;
    Hepimizin duyguları incindi, hepimiz bir hınç içindeyiz..

    Size bizzat bu gemide görev alan gönüllü bir doktorumuzun bizim 112 acil yardım ambulans sistemine attığı mali sizinle paylaştım. Biraz önce kendisiyle kontakt kurup bisikletforum.com'da yazısını paylaşacağıma dair izinde aldım.

    Kendisinden olayın olduğu günden Vatan toprağına gelişine kadar haber alamamış ve çok endişelenmiştik. Çok şükür ufak tefek yaralarla döndü..

    İşte İstanbul 112 İl Ambulans Servisi Başhekimli Sisteminin eski başhekim yardımcısı Dr. Mahmut COŞKUN'un mail grubumuza attığı yazı.

    Kahrolsun İsrail..

    Tolga..

    Hepinize teşkkür ediyorum.
    Dualarını hissettik. Olayları kısaca yazdım, Merak edenler için. Tüm baskın ve tutuklanma sırasında asla ölüm korkusu yaşamadım. Etraftakilere moral vermeye çalıştım bu sürecin biiteceği konusunda sürekli telkinde bulundum ve asla ezik görünmedim . Ne zamanki uçaktan dışarı adım attım ve sarı sarı 112 ekiplerini gördüm gözleirm doldu. Tamam itiraf ediyorum bende ağlayabiliyorum :)
    MAVİ MARMARA.
    23 Mayıs da İstanbul dan yola çıktık. Antalya ya varmamız yaklaşık iki gün sürdü, Antalya da iki gün içinde yolcuların toplanması malzemelerin depolanması ile geçti, bu arada gündemi sıkı sıkı takip ettik. 28 Mayıs ta Antalya dan dan Akdeniz açıklarına doğru yol almaya başladık Gemide her ülkeden renkli farklı karakter ve inançtan insanlar vardı. Her dil konuşuluyor, hatta dil bilmeyen insanlar bile vücut diliyle şakalar bile yapabiliyorlardı. Yemekler beraber yeniyor yemekler ve tadlar paylaşılıyordu. Bu arada Finike açıklarında bizi bekleyen Defne adlı kuru yük gemisi de bize katıldı. Akdeniz in ortasında Kıbrıs’ın yaklaşık 30 mil açıklarında açık denizde diğer gemileri bekledik. Gemilerin gelmesi ve yola çıkmamız iki gün sürdü. 30 mayıs’ta motorlar çalıştı hesabımıza göre gün ağardıktan sonra Filistin karasularına Mısır karasularının yakınından girmeyi planlamıştık. Normalde Mavi Marmara gemisi 15 mil/h hız yapabilmesine rağmen Konvoyun en yavaş gemisi 7 mil/h hız yapabildiği için tüm konvoy bu hızda devam ediyorduk.
    Gece sabaha karşı baskın olacağını tahmin ediyorduk (karasularına girmeyeceğimiz halde) Gemide bir gün önce doktorlar toplandık saldırıda neler kullanabileceği konusunda konuştuk .. Iraklı ve Filistinli doktorlar tecrübelerini aktardı. Tüm ekibe gaz maskelerini nasıl takacağı anlatıldı gösterildi. Gemide 8 Türk 1 Alman ,1 Cezayir, 2 Malezya , 1 Filistin , 1 Suriye, ve 1 Endonezyalı Doktor, 1 Türk diş hekimi, 2 hemşire 2 Sağlık memuru bulunuyorduk. Gemide çatışma çıkması halinde nerelerde görev yapacağımızı kararlaştırdık. En çok ve ciddi yaralının geminin en üst bölümünde olacağını tahmin ediyorduk, Ben en üstte olmayı teklif ettim, Dr.Zekeriya ve Dr. Bahadır ve birde sağlık memuru Ercan bizimle olmak istedi. Yukarının ekibini kurmuştuk, Yelekler hazırladık. Yeleklerin içine sargı bezi, pet, elastik bandajla doldurduk. Gaz maskelerimiz hazırdı ve birde can simidi aldık yanımıza.
    Akşam yatmaya hazırlanıyordum hatta uzanmıştım yatağa tüm ekipler görev yerlerine gitsin denildi. Heyecan başlamıştı mat uyku tulumu da alıp geminin en üst bölümüne çıktık ekip olarak. Yukarıda yaklaşık 30 kişi vardı 4 de Sağlık ekibi, Herkes dinlenmek için matları serip üzerine yatıyordu bizlerde sabaha karşı bir şeyler olabileceğini hissettiğimiz için erkenden yatmaya karar verdik. Hava açık yıldızlar harika görünüyordu ay ışığı fazla ama tam bir dolunay değildi.
    Gece bir iki defa yanlış alarm verildi kalktık tekrar yattık, ben ikinci yanlış alarmdan sonra uykumda kaçtığı için yatmadım. Alt kata inip kahve baktım yoktu geri çıktım yukarıya bede nöbetçilerle beraber etrafı seyretmeye başladım.
    Kolumda saat yoktu ama saat yaklaşık 04:00 sularında diğer gemilerle aramızda bir dalga hareketi gördük geminin ışığını çevirince zodiac bot yaklaşıyordu geminin solundan evet hareket başlamıştı arkadaşlarda kalktı bu arada. Bot gemiye sol arkadan yanaştı ve çıkmaya çalışıyorlardı aşağıda ekipler ellerine ne gelirse bota atıyor itfaiye hortumuyla su tutuyorlardı bu sırada sağ taraftan 2 bot daha yanaşmaya başlamıştı ama benim gözüm yukardaydı aşağıdan gemiye binebilmeleri çok zordu, evet düşündüğümde olmuştu helikopter sesi yoktu sesini duyduğumuzda tam geminin üzerinde Cooger tipi helikopteri göründü, halatlar sarktı hemen aşağıya askerler kaymaya başladı geminin ön tarafındaydık arkasına indirme yapıyorlardı oradaki arkadaşlar askerlere sopalarla girişti üç askerin al aşağı edildiği bilgisi geldi. Ben sadece sopaların kalkıp indiğini gördüm ben hala yukarılara bakıyor 2. Helikopterinde ön tarafa indirme yapacağını düşünüyordum. Yukarıdan aşağıya sürekli ses bombaları atılıyorlardı, ışık bombası atılma riskine karşılık bakmıyordum o tarafa. Ses bombasına karşında kulak tıkacı kullanıyorduk. 3 İsrail askerini aşağı atmışlar alt güverteden de almışlardı. Helikopterden ses bombası atmaya devam ediyorlar hatta arka tarafa doğru ateş ediliyordu sürekli. Gemini arkası çözülmüş gerçek mermiyle vurulanlar vardı. Öne doğru kaçışmalar olmuş ve 3-4 İsrail askeri artık gemini arkasında organize olabilmiş ve diğerleri de iplerden sarkmaya başlamışlardı. İki kişi saldırmaya karar vermişti yerden demir çubuk alıp yukardan sarkan askerlere kitlenmiş aşağıda artık organize olmuş askerleri gözden kaçırıyorlardı. Kendisini tuttum artık silahlı adamlara karşı sopalarla hiç bir şey yapamayacağını bağırdım ve tuttum. Sağ taraftan bacaklarından vurulmuş arkadaşı gördüm hemen ona odaklandım sargı bezi çıkartıp bacaklarını sarmaya başlamıştım etrafımda 8-10 kişi vardı. Bu sırada İsrail askerleri geminin arkasını tamamen ele geçirmiş artık öne doğru gelmişlerdi. 5 İsrail askeri toplu şekilde arkaya yanaşmış silahları çevirmişlerdi üzerimize “Don’t Move” diye bağırıyorlardı. Ben bacaktaki kanamaya baskı yapıyor ve sarmak için hazırlanırken bana da “Don’t Move” diye bağırıyorlar. Bende onlara ben doktorum diyorum ve hareketimle hastayı saracağımı gösteriyordum. Üzerimde hatırlamıyorum ama 4-5 tane plastik mermi patlamıştı bile ama ben hala doktor olduğumu ve kanamanın olduğunu gösteriyordum tam bu sırada kafamda bir darbe hissettim ama hala elimde sargı bezi duruyordu ve yaraya baskı yapmaya devam ediyordum. ( Femur kırık ve diger bacağındanda vurulmuş). Bana yere yatmamı söylüyorlardı yatmayınca da 2 asker beni yatırıp hastadan uzaklaştırdı. O sırada kafama vurduklarında kafamın kanamaya başladığı hissettim. Herkes yere yatmıştı artık, hepimizi plastik kelepçelerle arkadan bağladılar yüzükoyun yerde yatıyorduk. Hala doktor olduğumu yaralıya müdahale için izin vermelerini istiyordum bana sadece hareket etme diye bağırıyorlardı. Yaklaşık 2 saat boyunca eller arkada sıkıca plastik kelepçelerle bağlı yerde yatık bu süre boyunca sürekli tepemize helikopterle askerler gelip indirme yaptı, helikopter yanaşınca ıslak zeminde sabah karşı yatan bizler üşümeye hatta titreme ye başladıkı. İki bacağından vurulan sonradan adının Ahmet olduğunu öğrendiğim arkadaşım bana yalvarıyordu yüzü solmuş kan kaybından şok belirtileri başlamıştı hayatımda kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim, benimde kafam kanamış yüzükoyun yattığım için göz kapaklarıma kadar kanın geldiğini hissettim ama tek düşüncem Ahmet’in az sonra şoka girip ölebileceğiydi. Defalarca ve defalarca askerlere seslendim çoğu zaman cevap bile vermediler. Askerlerden birine “doktorum ben izin ver yardım edeyim” dedim , bana “Ne ilginç….. Ben seni öldürebilirim.” dedi. Ahmet’le aramızda 1 metre kadar vardı ve yüz yüze bakıyorduk diğerleri bizden daha arkada geminin ön tarafına doğruydular biz koridor gibi ön tarafı arkaya bağlayan kısımda sağlı sollu yatıyorduk. Ahmet e sadece “Sabret…” “Geçecek bunların hepsi” diyebiliyordum. Ahmet dualar ediyordu. Şahadet getiriyordu. Gözümün içine bakarak yalvarıyordu bana . Saatler geçiyor yerde yatmak eller arkada sıkıca bağlı halde çok acı vermeye başlamıştı eller uyuşmaya başlamıştı. Birkaç arkadaşım ellerinin acısına dayanamamış bağırmaya başlamıştı. İsrail askeri Gelip sırtına basıp kelepçeleri değiştirmişti. Benimde ellerim acıyor hatta uyuşuyordu ama sırtıma basılıp kelepçenin değiştirilmesini istemedim ve dayanıyordum. Dr. Zekeriya (Filistin asıllı) benim ayak tarafımda yaklaşık 3m mesafede idi ellerinin morardığını o göremiyordu sadece acısına dayanamıyor sesi titremeye başlamıştı bile. Ben yan yatıp arada arkada ne olup bittiğine bakıyor İsrail askeri bağırınca düzeltiyordum pozisyonumu. Dr. Zekeriya’nın yanında yatan arkadaşın bacağında kurşun yarası vardı. Acısına dayanamıyor yardım istiyordu, gözlerimle gördüm İsrail askeri neren acıyor diye sordu yaralı arkadaşım (ismini bilmiyorum ) bacağında kanlı bölgeyi gösterince İsrail askeri yaklaştı sandık ki yardım edecek böle bir şey görmedim ben hayatımda ayağıyla kurşun yarasının üzerine bastı ve çenesini kapatmasını söyledi. Bunu gördükten sonra Ahmet için yardım istemeyi kestim. Bir ara İsrail askerleri geminin üzerinde tüm milletlerin bayrağı asılı olan ipleri kestiler. Türk bayrağı Ahmet’in yüzü ile benim yüzümün arasına düştü koridor olduğu için sürekli askerler oradan geçip duruyorlardı, Bayrağı çenemle çekip yüzümün altına getirip yanağımı koydum üzerine ıslak zeminde saatlerce yattık.. Acılar çekilmez hale geliyor alt katlardaki çatışmaları duyuyorduk. Helikopterler yanaşınca geminin üzerine ne kadar kovan varsa rüzgârıyla başıma çarpıyor yüzümüze gelmesin diye kolluyorduk. Bir ara sandalyeler uçuştu kafama 4-5 sandalye dayandı artık helikopterin rüzgârı sandalyeleri o kadar şiddetle iteliyordu ki boynum kırılacak gibi hissediyordum. Neyse saatler geçti bilmiyorum ne kadar oldu güneş baya yükselmişti artık 8-9 diyebilirim saate geminin ele geçirilmesi tamamen bitmişti sanırım artık bizleri kaldırıp oturttular dizlerimizin üzerine ve dışarı bakar pozisyonda. Bu sırada kovanları topladı askerler gemideki kanları yıkadılar cesetlerin üzerini örttüler. Bizleri teker teker aşağı inilen deliğin önüne getirdiler , eller bağlıyken inme şansımız yoktu , ellerimizi çözüp aşağı inmemizi sağladılar hemen aşağıda tekrar arkadan plastik kelepçelerle bağladılar. Sonra bir alt kattaki koridora gidip tekrar bizi geminin içine dönük vaziyette dizlerimizin üzerine çöktürdüler bu durum yaklaşık 3 saat sürdü ve çok acı veren bir süreçti. Sonrasında aşağı kattaki salondaki tüm eşyaları salonun orta kısmına toplayıp koltukları boşaltıp bizleri oralara taşıdılar. Bu sırada ellerimizi arkadan çözüp önden bağladılar. Teşekkür mü etseydik bilemiyorum J . Teker teker aşağı götürülüp koltuklara oturtulduk ve yolculuk böle devam etti. Yaklaşık 8 saat sonra Asdot limanına ulaşmıştık. Gemiden çıkartılma işlemimiz gece yarısına kadar sürdü ben Kafamda yarık ve omzumda ağrı olduğu için hastaneye götürülmek için ayırdılar. Hastaneye gitmek için gece 12:00 civarında minibüse bindirildim. yaklaşık 3 saat orda bekledim, 4 yaralı olunca hastaneye gidecek yaklaşık 45 dak uzaklıktaki hastaneye gittik. Acil serviste Orijininin Rus olduğunu tahmin ettiğim hemşire ve doktor tarafından pansuman yapıldı ve tetanos aşısı yapıldım.
    Daha sonra hapishaneye doğru yola çıktık İsrail’in iç kesimlerinde çöle doğru Be’en Sabba bölgesindeki hapishaneye getirildik yaklaşık 1 saat sürmüştü yolculuk. Diğer arkadaşlar çoktan hapse girmişti bile biz 4 kişi tedavi sonrası hapse getirildik. Hapse girmeye sevinen tek insan ben olabilirim sanırım. Gece 04:00 den sonra ertesi gün öğlen 13:00 e kadar başımızı yastığa koymamıştık ve ellerimiz bağdan kurtuluyordu. (33 saat) girer girmez bize temiz kıyafetler verildi diş fırçası sabun verildi duşa girip hemen yatağa yattım. Yemeğe kaldırıldım 2-3 saat sonra tekrar yatağa girdim . Kuş tüyü yataktı sanırım :p Yada bana öle geldi J. Ertesi gün sabah bizi 04:00 de kaldırdılar gideceksiniz diye ama hapisten çıkmamız saat 15:00 i buldu . Tel-Aviv e doğru yola çıktık uçağa binmemiz sanım 7-8 gibiydi. Tüm ekibin tamamlanması ve yola çıkmamız 00:30 u buldu gerisi hepiniz biliyorsunuz ..

    Dr.Mahmut COŞKUN
    Mobile : +90 532 5665486
    İş : +90 212 7896732
    dr.mahmutcoskun@ gmail.com
    TB1CTI
     
  14. serdar canıbeyaz

    serdar canıbeyaz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    669
    Beğeniler:
    506
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    israil diyorki;
    ---gazze topraklarına benden izin almadan giremezsin izin alsan bile asla giremezsin..
    ---- one minute intikamamı aldım erdogan ayagını denk al
    ----her kim olursanız olun hangi ırktan hangi bayraktan asla ve asla gazzeye ulaşmayın
    ----ben hukuk mukuk tanımam istedigimi yaparım fatura ödetirim

    bende bir türk genci olarak diyorumki;

    senin komandoların daha elleri sopalı sivilleri haklayamıyorsa,
    yaptığın adil olmayan erkekliğe erkeklik diyorsan,
    islam sancağını sadece senin kontrolunde arsa buyuklugunde bir yere esir düşürdügünü zannediyorsan,

    sen bu karakterinle zaten yenilgiye mahkumsun.
    inanıyormusun siyonist rejim kalıcı olacaktır o topraklarda... unutma kan kardeşin abd de senın gırısımlerınde cok defa bulundu ama vietnam kayıplarını bir hatırla istersen.senden korktuk zannedıyorsun bır daha yardım goturmeyızmı zannedıyorsun..sana sadece gülüyorum. yeni bir filo yakında yıne yollara cıkacaktır uluslararası sulardan gazzeye girecegiz sende izleyeceksın

    UNUTMA SENİN İNSANIN İYİLİK ADINA ŞEHİT OLMUŞ İNSANLARLA ALAY EDER KAPASİTESİNDE
    BİZİM İNSANIMIZ DAHA 5 YAŞINDA BİR ÇOÇUK AMCALAR YARDIM GÖTÜRÜYOR GAZZEYE DİYE SABAH ARKADAŞLARINDAN ŞEKER VS. GİBİ ŞEYLER TOPLAYIP YARDIM YARDIMDIR DİYEBİLCEK KAPASİTEDE.
     
    M.öztürk ve Fatih GEZER bunu beğendi.
  15. serdar canıbeyaz

    serdar canıbeyaz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    669
    Beğeniler:
    506
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    GAZZENİN SON HİKAYESİ OKUYUNUZ.

    [​IMG]

    6 yaşındaki Yusuf, Filistin dramını anlatan "Kanarya" filminden etkilenmiş, Gazze'deki yaşıtlarına kendince 'özgürlük' hediye etmek istemişti. Yusuf'un kanaryası da gemi baskınında öldürüldü. Hikaye etkileyici:
    KORSANLARLA 44 SAAT -3 / MURAT PALAVAR'ın haberi

    Minik Yusuf'un Gazze gönüllüsü Musa Cuhaş ile 'Bir yetime hediyem olsun' diyerek Filistin'e gönderdiği 'Gazze' adlı kanarya da İsrail teröründen nasibini aldı. Göğsündeki mermiyi unutan Çuhaş, Yusuf'un emanetini kaybetmenin acısını yaşıyor...

    Minik Yusuf kanaryasının öldürüldüğünü öğrenince gözyaşlarına hakim olamadı.

    Gazze yolunda kana bulanan yardım gemisinin belki de en özel misafiri 6 yaşındaki minik çocuğun "Bir yetime hediyem olsun" diye gönüllülerden birine teslim ettiği kanaryaydı. İzmirli Yusuf Mervan Ekici, Filistin'deki özgürlük mücadelesini anlatan "Kanarya" filminden etkilenmiş, Gazze'deki yaşıtlarına kendince 'özgürlük' hediye etmek istemişti. Kanaryasını gönüllülerden Musa Çuhaş'a teslim etti. Mavi Marmara gemisine renk katan o kanarya da 9 insanı şehit eden İsrail komandolarının vahşetinden nasibini aldı. Minik Yusuf'un kanaryası, İsrail kurşunlarıyla can verdi.

    BEYAZ GÖMLEĞİ KANIYLA KIRMIZIYA DÖNDÜ

    Yusuf'un 'Gazze' adını verdiği özgürlük kanaryasını Filistinli bir çocuğa tellim etmek üzere emanet alan gönüllü Musa Çuhaş, baskın anında İsrail askerlerinin ortasında kalmıştı. Silahlı komandolara savunmasız haliyle direniyordu. Katliam başladı bir anda. Gazze gönüllüsü Çuhaş'ın vurulduğunu gördüm. Göğsüne İsrail kurşunu saplanan Çuhaş, sedyeyle güverteden aşağı indiriliyordu. Onu taşıyanlar yaralı Çuhaş'tan sürekli Kelime-i Tevhid getirmesini istiyordu. Durumu o kadar ağırdı ki, dehşet sonrası konuşabildiğimiz Çuhaş, sedyeyle taşındığı anda kendisi için söylenen "Bir şehidimiz daha var" sözlerini hatırladığını ifade ediyor.

    KANARYANIN ACISI KURŞUN YARASINI UNUTTURDU

    Güvertede yerde kanlar içinde yatan Çuhaş'ın sedye ile geminin iç kısmına taşınacağı sırada bomba patladı. Çuhaş'ın başındaki herkes etrafa dağıldı. O anda "Kaldırın o adamı" diye bağırdım. Dağılan gönüllüler tekrar toplandı. Beyaz gömleği kanıyla kırmızıya boyanan Çuhaş'ı yaralıların olduğu bölüme götürdüler. İsrail komandoları gemiyi teslim aldığında esirler olarak geminin arka kısmında toplandık. Orda Çuhaş'ı gördüm. Yerde yatıyordu. En önemlisi de yaşıyordu. Çok sevindim. Yanına gittim. Zor da olsa konuştu. Ağzından dökülen ilk sözler minik Yusuf'un özgürlük kanaryasıyla ilgili oldu. Yerde yatarken kanaryayı sormuş etrafındakilere. "İsrail askeri kanaryayı kurşunladı" cevabını almış. Yarasını unutmuş gibiydi. Emaneti yerine sağ salim ulaştıramadığına üzülüyordu.
    Yaşatmak için gemi seferber oldu

    Kafilede özel ilgi gören kanarya için özel örtüsü ve özel yemleri aksatılmadan verilmişti. Arabayla İzmir'den gelen Kanarya için özel güvenlik önlemleri de alınmış, yaşaması için herşey yapılmıştı. Soğuk ve sıcağa karşı korunması için Filistin bayraklı örtüsü de bulunan kanaryanın ismini yine yolculuk yaptığı Gazze'den almıştı.

    Sabaha kadar ağladı

    Kanaryasını Gazze'ye göndermek isteyen Yusuf'un babası Raşit Ekici, oğlunun kanlı baskının yaşandığı gece sabaha kadar uyuyamadığını ve hiç durmadan ağladığını söyledi. Baba Ekici, minik Yusuf'un durumunu anlatırken "Onlara göstereceğim, diyerek bağırıyor. Psikolojisi bozuldu. Okulda da ağlamış" dedi.
    KUŞUNU SORAMADI

    Minik Yusuf babasıyla birlikte kanaryasını teslim ettiği Musa Çuhaş'ı karşılamak için havaalanına da gitti. Yusuf, yaralı Çuhaş'a kanaryasının ne durumda olduğunu sormadı. Baba Raşit Ekici "Doğrusu ben de merak ediyorum kuşa ne olduğunu ama emaneti koruyamamanın üzüntüsü içerisinde olduğunu biliyorum. Bundan dolayı kendisine kuşu soramadık" dedi.

    Hanzala hayranı Filistin dostu Yusuf Küçük Yusuf İsrail'in füze saldırısında ölen ünlü Filistinli karikatürist Hanzala'nın da hayranı. Hanzala karikatürlerinde sürekli sırtı dönük bir çocuğu resmediyor. Hanzala eserlerinde bu çocuğun ancak Filistin özgür olunca sırtının döneceğini anlatıyor. Minik Yusuf, Hanzala figürlü tişörtleri ile Filistin dayanışma gecelerinde boy gösteriyor.

    Yeni Şafak
     
    Hasan Kuru ve M.öztürk bunu beğendi.
  16. Hasan Kuru

    Hasan Kuru Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.655
    Beğeniler:
    1.313
    Şehir:
    Denizli-Merkez >> Denizli Bisik
    Seviye:
    Yazıları için teşekkürler Serdar abi.
     
    serdar canıbeyaz bunu beğendi.
  17. serdar canıbeyaz

    serdar canıbeyaz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    669
    Beğeniler:
    506
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    siyonizm kurucusu

    Theodor Herzl
    [​IMG]

    Budapeşteli ortasınıf bir ailenin ferdidir. Viyana Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı. Avukat sıfatını taşısa da mesleğinin yerine yazarlık yaptı, çeşitli oyunlar yazdı. O zamanlar İsrail devleti olmadığından bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarladı. Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yaptı. Fransa'da ortaya çıkan Dreyfus Olayı hem onun yaşamına hem de siyonizm fikrinin seyrine yön verdi.Yahudilerin tüm dünyada ezildiği ve acı çektiği düşüncesinden hareketle "Yahudi Devleti" (Judenstaat) adlı kitabını yayınladı (1896). 1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurulmasını ve kurulduğu İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır.Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde yada elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir.

    Teşkilatın amacına uygun olarak kutsal Siyon tepesinin bulunduğu Filistin topraklarında Yahudi Devleti'ni kurmak amacı ile önce İngilizlerle bağlantıya geçmiş, ancak Filistin topraklarının Osmanlı egemenliği altında olması çözümün adresi olarak dönemin padişahı II. Abdülhamid'i göstermiştir. Öncelikle Osmanlı ile iyi ilişkileri olması hasebiyle Alman İmparatoru II. Wilhelm ile ilişkiye geçmiş ancak umduğunu bulamamıştır. 17 Mayıs 1901 tarihinde Abdülhamid ile görüşmeyi başarmıştır. Görüşmede Herzl, padişaha "Yahudilerin vadedilmiş topraklarda "yurt" kurmasına izin verildiği taktirde Avrupa'daki Yahudi bankerlerin Osmanlı'nın tüm dış borçlarını ödeyeceğini" bildirir.Bu taahhüdü Abdülhamid "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır." cevabı ile reddetmiştir. Aslında teklif oldukça caziptir, Osmanlı Devleti moratoryum ilan etmiştir, mali açıdan çok zor durumdadır, Abdülhamid bu durumu şu sözleri ile açıklamıştır : "Kudüs taraflarından toprak satın alarak her taraftan Yahudileri oraya iskan istediler.Adeta orada bir memleket tahsis etmek isterler. Teklifleri de devletin Düyun-u Umumiyesini kamilen deruhte etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye birgün gelip de borçlarımızı ödemez isek, devletin maliyesini murakebeye almak gibi bir tehlike mevcuttur." Herzl, II. Abdülhamid ile ikinci görüşmesini 4 Temmuz 1902 tarihinde yapar ancak istekleri yeniden reddedilir
    Bunun üzerine İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği fikrinden hareketle İngiliz Sömürgeler Bakanı Chamberlein ile görüşür. Bu görüşmeden de istediği sonucu alamayan Herzl kısa bir süre sonra Londra'ya davet edilir. Bu görüşmede "yahudi yurdu" olarak kendisine Uganda teklif edilir, ancak Teşkilat kongrede bunu reddeder. Filistin topraklarının "vadedilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya dikmesinin nedenidir. Sorun Osmanlı iradesi ile çözümlenecektir ancak Padişah'ın, teklif ve istekleri reddetmesi Herzl'i başka yöntemler kullanmaya teşvik eder. Herzl bu planlarından birini şu şekilde açıklamıştır : "Bir tek plan aklıma geliyor. Sultan'a karşı bir kampanya açmalı, bu iş için de sürgün edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalı." Bu plana uygun hareket edilmesini sağlayan Herzl, Padişah'ın 1908 yılında darbe ile tahtan indirilmesine "neredeyse" katkıda bulunmuştur. Uzun yıllardır Filistin'e "hac" vazifesi için giden Yahudilere uygulanan kısıtlama ve yasakların, 1908 yılında II. Meşrutiyet ile birlikte, yönetimde söz sahibi olan İttihat ve Terakki tarafından kaldırılmasını ve Yahudilerin Osmanlı Devleti izni ile Filistin'den toprak satın almalarını göremeden ölmüştür.

    O BİLE BAŞARAMADI