Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Şehrin çocuk hali röportajımız.

Konu, 'Basında ve Medyada Bisiklet' kısmında Soner Sarihan tarafından paylaşıldı.

  1. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.485
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Merhaba Dostlar, fırsat buldukça medya da bisiklet turlarımız ile ilgili röportaj taleplerini cevaplandırıyoruz. bunlardan birisini de, anne babalar arasında popüler bir blog olan şehrin çocuk hali ile yaptık.

    Bir hayal, iki öğretmen ve tabii ki bir de Tibet Çınar.

    Onlar alışılagelmiş, korumacı Türk aile tipinden çok farklı bir aile. Genelde küçük çocuğu olan aileler; “Aman evde oturalım, aman dışarı çıkmayalım, çocuk hasta olmasın” diye düşünürken, nam-ı diğer “minik gezgin” Tibet Çınar’ın ailesi, Sarıhan çifti, oğulları ile birlikte dünyayı dolaşıyor, hem de bisikletle! İnci ve Soner Sarıhan çiftinin hikayesi ilk başta çoğu aile için “akıl almaz” gelebilir ama okudukça hayallerinin peşinden giden bu cesur, gezgin çekirdek ailenin ne kadar ilham verici olduğunu anlıyorsunuz.

    2005’te radikal bir karar verip, modern hayatın dayatması olan tüketim çılgınlığına, yaz tatillerinde de olsa ara verip, ulaşım araçlarının en masumu bisiklet ile dağ, tepe fark etmeden pedal çevirmeye başlamışlar. “Bebeğiniz olunca bitecek bu macera” sözlerine aldırmadan Tibet Çınar 22 aylıkken Orta Avrupa turu yapmışlar. Sıra dışı, modern seyyahlarımız, 1 Temmuz 2011 tarihinde Almanya’dan başlayarak, Fransa, İsviçre, Avusturya, Slovakya, Macaristan ve son olarak Çek Cumhuriyeti’ni gezmiş, “Minik Gezgin” Tibet Çınar ile 54 günde 3486 km. yol kat etmişler.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir çok sosyal projeye dahil olan, belgesel filmler ve fotoğraf sergileri hazırlayarak topluma örnek olan aile, “Pedalımda 5 Ülke” ve “Minik Gezgin – Yolda Büyümek“ adlı kitaplarında paylaştıkları anıları ile bize, hayallerin gerçekleşmesinin o kadar da zor olmadığını, sadece alışıla gelmiş hayatımızı birazcık cesaretle irdelememiz gerektirdiğini gösteriyor. Bu kadar güzel amacı ve mesajları olan Sarıhan ailesini biraz daha yakından tanıyalım.
    İlk olarak bu serüvene nasıl başladınız? Bisiklet sürmek, doğada olmak, ne kadar zamandır hayatınızda?

    “Hayal ertelenmek için değildir.” Kimse evde oturmayı, hareket etmemeyi, spor yapmamayı hayal etmiyor. Herkes dünyayı görmek, kalıpların dışına çıkmak istiyor. Onları gerçekleştirmek ise emek istiyor. Yıllarımızın bir kısmını metropolde tükettikten sonra yakalayabildik kaçan ipin ucunu. Son vagona ancak binebildik. Ne zaman binerseniz binin zaten son vagona binmiş olursunuz. Yıl 2005’ti ve önce dağcılığa başladık ardından bisiklete bulaştık. Doğada olmak bize iyi geliyordu. Şehrin karmaşasına dönmek istemedik. Kamplarımız arasındaki yolu da bisikletle birleştirmeye karar verdik. Bu kararımızın son aşaması olarak Bursa İznik’e yerleştik. İstanbul’un vadettiği maddi, sosyal imkanları reddettik. Çok da mutluyuz. “Yol” çok uzun süredir bağıra bağıra bizi çağırıyormuş meğer. Fakat duyamamışız. Şimdi ise yol bizi bağrına bastı diyebiliriz. Yaptığımız yolculuklarla dünyaya, yaşama, sağlıklı mutlu olduğumuz günlere teşekkür ediyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    İlk seyahatinizde, acemilik yaşamışsınızdır mutlaka. İlk maceranızı biraz anlatabilir misiniz?

    İlk bisiklet turumuz Akdeniz turumuzdu. Ağustos sıcağında sauna etkili bir çadır, kadro boyu, selesi ve daha bir çok ayarı bize göre olmayan çok amatör bisikletler ile düşmüştük yollara. Şu da olsun diye ön şart sürmedik. Toros dağlarında susuz kaldık, bilmediğimiz tamirleri yaparken zorlandık. Yokuşlarda biz bisikletlere değil genellikle onlar bize bindi. Çok eğlendik, çok yorulduk sonuçta Akdeniz turunu bitirdik. Yol bize sabretmeyi, sakin olmayı öğretti. Hala da öğreniyoruz. Bu yüzden yollarda olmaya devam ediyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tibet Çınar doğdu ve düşünülenin aksine siz seyahatlerinize, oğlunuzu da dahil ederek devam ettiniz. Gerçekten de 22 aylık bir bebek ile seyahat cesaret gerektiren bir durum. İlk yolculuğunuza Tibet Çınar’ı ve kendinizi nasıl hazırladınız?

    Çevremizdeki çoğu insan için imkansız bir yolculuktu. “Uyumaz, hasta olur, huyu değişir, kaybolur” gibi hep felaket senaryoları yazanlar oldu. 2 yaş sendromunun ilk işaretlerini veren kuzumuzla bu yolculuk elbette zorlu olacaktı. Kolikli bir bebekti oğlumuz. O süreci atlattıktan ve birbirimizin ritmini yakaladıktan sonra melek bebeğe dönüştü Tibet Çınar. Uzun yolculuklarda uyku rutini çok önemlidir. Tibet’in, Maviş’i (uyku nesnesi/arkadaşı) varsa ve kitabı okunduysa uyku moduna girer hemen. Evde de bu halen böyledir. Oğlumuz bu yolculukta bez kullanmaya devam ediyordu. Bir tek içinde çok sayıda bez bulunan kocaman paketi taşımak, yeni alındığından bu havaleli ürünü bir yere sıkıştırmak büyük problemdi. Oğlumuzu çadıra alıştırmak için bir hafta evin içine ve bahçeye çadır kurduk. Oğlumuz zaten daha öncesinde kamplara gidiyordu ve alışkındı. Orada yattık, kalktık, oynadık, yedik, çadırda yaşadık. Hafta sonları kamplara daha yoğun gitmeye devam ettik. Oturmaya başladığı ayalarda alışkın olduğu römorku ise ona çok tanıdıktı. Şimdi ise onun için de olağan bir macera bisiklet turlarımız. Ne zaman bisiklet turuna gideceğiz diye soruyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Peki, sizin aileniz bu seyahatleriniz için ne diyorlar? Kesin onlar için de torun çok kıymetlidir ve korkuları vardır mutlaka. Onlar ne düşünüyorlar?

    2010 yılında, 1.yaşını yolda kutlamayı planlarken yoğun baskı üzerine tekerleklerimiz dönemedi maalesef. Keşke dinlemeseydik diyoruz hala. Tibet Çınar, bisiklet üzerinde 18. ülkesini arşınladı geçen yıl. Ailelerimiz alışmış gibi görünse de hep umutları var bizim bir gün gelip bu sevdadan vazgeçeceğimize dair. Sağ olsunlar yola çıkana kadar gönül koysalar da, başladıktan sonra her zaman yanımızdalar. Özellikle Soner’in Almanya Berlin’de yaşayan ablası Sultan Sarıhan, her zaman bize destek oluyor ve onlarca çantamız yüzlerce kilogram ağırlıktaki malzemelerimiz ile evini işgal etmemize katlanıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Seyahat edeceğiniz ülkeyi, rotanızı, oğlunuza göre mi belirliyorsunuz?

    Hani hep yazılır çizilir ya “Tarih rotası mı doğa rotası mı?” diye. Biz kahkaha ile güleriz bu söze. Gitmeden önce hayalini kurduğumuz ülkeye dair internet sitelerini tarıyoruz. Biz herhangi bir ülke ve şehir için olmazsa olmazlar listesi yapmıyoruz. Genelde en çok tercih edilen yerlerden de kaçıyoruz diyebiliriz. Google Earth üzerinden ve bisiklet turlarının paylaşımlarının yapıldığı sayfalardan rotayı planlıyoruz. Şimdilik sadece oğlumuzla 18 ülkede pedal çevirdik. Önümüzdeki bir kaç yılda Avrupa’da kalan birkaç ülkeyi de görüp bas pedala Kuzey ve Güney Amerika diyeceğiz. Bakarsınız Tibet de kendi bisikletini sürer bir kaç sene sonra. Şerpalıktan azat ediliriz bizde. Bir gün umarız kendi başına turlara da çıkacak.

    [​IMG][​IMG]

    Küçük çocuğu olan çoğu aile, bir restorana giderken bile iki kere düşünür. Siz, bisiklet ile bir de dünyayı dolaşıyorsunuz. Hiç zorluk yaşamıyor musunuz?

    Biz zorluklarından daha çok zevklerini anlatmak taraftarıyız. Elbette çok zor oluyor. Ancak evde, kapalı bir alanda kaliteli zaman geçirmek de çok kolay değil. Ayrıca bile bile zarar vermiş oluyorsunuz yavrunuza. Bisikletle ve bebekle yapılan bu derece uzun bir yolculuk ebeveynlerin özverisi ile mümkün elbette. Ebeveynlik elbette çok istenen bir şey. Fakat çiftler buna hazır olmadan pat diye içine düştükleri bir durum olarak karşı karşıya kalınca ebeveynlik serüveninde bocalamalar yaşamaları normal. Bu yüzden bir çok aile ikinci bebeklerinde daha rahat ediyor. Fakat ilk bebeğin suçu nedir? Biz çocukların doğada daha mutlu olduğunu bilen ebeveynler olarak kendimizi bu konuda özellikle eğitmek için çok çaba harcadık. Alternatif ebeveynlik yöntemleri konusunda ne var ne yok okuduk. Tibet Çınar’ı eğlendirmek ve oyalamak için her gün farklı ve ilgi çekici etkinlikler icat edebilmek, ufacık çadırın bir köşesinde, bulabildiğimiz sebzelerle oğlum yanlış beslenmesin diye kendi yemeğimizi pişirmek ve bunu kimseye zarar vermeden güvenli şekilde yapmak özveri gerektiriyordu elbette. Çılgınlar gibi suyla oynamayı seven bebeğinizin ıslanan ve çekmeceler dolusu yedeği yanınızda bulunmayan kıyafetlerini kurutmaya çalışmak, yol almanız, ilerlemeniz gerekirken nehirdeki balıkları küçük ahşap oltasıyla yakalamak isteyen oğlunuzla balık tutup, sonra kalacak yer bulmak için karanlıkta pedal çevirmek zorunda kalmak da hem zorluklar hem de işin keyifli yönlerinden sayılabilir. On değil, belki yüz kaplan gücünde olmanız gerekiyor kısacası ama buna hazır olduğunuzda sorun yok bizce. Ebeveynler ne kendilerini ne de bebeklerini hafife almasınlar. Zevkleri ise o kadar fazla ki; en başta biz ilk kez bu kadar uzun süre Tibet Çınar ile her saniye bir arada yaşadık. Normalde, işe gitmek, arkadaş ziyaretleri, alışveriş, bazı özel zevkler ve zorunlu seyahatler sebebi ile ayrı kaldığımız oluyor günlük hayatta. Ancak böyle bir seyahatte hiç ayrılmıyorsunuz. 24 saatin her saniyesi birlikte olabiliyorsunuz. Yolculuk hayatın kendisi haline geliyor. Yol, yolculuk dışında başka bir hayatınız mevcut olmuyor. Anne baba için bundan daha değerli bir zaman yoktur diye düşünüyoruz. Biz çok şanslıyız bu ortak ve kaliteli zamanı birlikte geçirebildiğimiz için.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bildiğim kadarıyla Tibet Çınar, bir römorkta ve bisiklet arkasına takılan bir bebek koltuğunda yolculuk ediyor. Biraz bu römorktan bahseder misiniz?

    Uzun yolculuklarda kullanıyorsunuz, dayanıklı olmalı. Özel bir tasarım mı? 2011-2012 yıllarındaki turumuzda Burley marka çift kişilik bir römork kullandık. Almanya ve Hollanda’da günlük hayatta da kullanılan malzemeler bunlar. Biz iki çocuk için olan geniş modelini tercih etmiştik. Yanlara uyku tulumu, suluk, yoldan oynamak için toplanmış dal, tüy, yaprak ve bebek bezi koyabilmek için. Bebek koltuğumuz ve bisiklete takılan aparatını Delta Bisiklet’ten aldık. Topeak markaydı. Gerekli testleri yapılmış alt tarafında titreşim azaltıcı özellikleri olan çok sağlam bir üründü. Kendi emniyet kemeri vardı ve devrilse dahi başı koruyacak kadar geniş yan kafalıklara sahipti. Elbette biz ilk yaşından bu yana hep kask kullandığımız için içimiz rahattı. 2013-2014 yıllarında ise kervanımıza Wehoo marka bir özel tandem bisiklet eklendi. Ön kısmı büyük bisiklete bağlı olan küçük ve yarım bir bisiklet olarak tanımlanabilir kendisi. Son 3 yıldır bebek koltuğu kullanmıyoruz. Son iki yıldır uyku saatlerini römorkunda geçirip geri kalan zamanlarında ise weehosunda pedal çevirdi oğlumuz. Önümüzdeki yıldan itibaren artık öğlen uykuları uyumayacağı için römorkumuzu kullanmayacağız.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu uzun yolculuklarınız boyunca çoğu gün kamp kuruyorsunuz, çadırda konaklıyorsunuz. Sineği var, böceği var. Peki, Tibet Çınar hiç hastalanmadı mı?

    İnsanlık buzul çağlarını atlatmış, dünyanın her coğrafyasında medeniyet kurmuş, her yere uyum sağlamış bir canlı türü. Sinek, böcek ve doğal yaşama dair her türlü canlı olsun diye çıkıyoruz zaten bu tura. Ayı, kurt, ren geyiği bile oluyor bazen rotamız üzerinde. Bunların izlerini veya kendilerini görüyoruz. Hepsiyle aramız iyi. Kuzey Kutup dairesine doğru gittikçe birkaç dakika içinde onlarca sinek tarafından ısırılmak dışında ciddi bir sorun yaşamadık bugüne kadar hayvanlar ile. Tibet Çınar yolda hiç hastalanmadı bugüne kadar. Neden hastalansın ki zaten? Açık havada ve daha temiz olan kırsal da geçiyor zamanının büyük bölümü. Hastalıklar daha çok kapalı alanlarda, toplu taşıma araçlarında yayılmıyor mu? Biz mi yanlış biliyoruz? Doğada vakit geçiren çocuklar daha çok düşüp kalkıyor, yaralanıyor ama biz oğlumuzun en çok dizlerindeki yaraları seviyoruz zaten. Bunlar onun öğrenme sürecinin ve zevkli geçen günlerinin hatıraları bizce. Steril ve güya hijyenik ortamda büyümesini sonra ilk alerjenle karşılaştığında bağışıklık sisteminin şaşırmasını istemiyoruz. Bitkilere, toprağa, dokunabilen, çamura doymayan bir çocuk olmasını istedik her zaman. Bizim isteğimiz de önemli değil. Daha 10.000 yıl önce mağarada yaşıyordu insanlık. 100 sene önce elektrik yoktu. Yine olmasın demek değil bu ama, teknoloji karşılığında ne ödedik diye sormak lazım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir haftalık tatile giderken bile yanımıza ne alacağımızı şaşırıyoruz. Bazen 2 valiz bile az gelebiliyor. Sizin hem taşıma alanınız kısıtlı hem de küçük çocuğunuz var yanınızda. Bu sorun ile nasıl başa çıkıyorsunuz?

    2007 yılındaki turumuzda 2 kişi olarak yola çıktığımızda, 103 ayrı malzemeden oluşan ve her biri 50 kg’ a yaklaşan bisikletlerimiz ile yola çıkmıştık. Şu anda Tibet, Tibet’in koltuğu ve römorku eklenmesine rağmen Soner’in bisikleti römorkla birlikte 80, İnci’nin bisikleti 60 kg kadar geliyor. Yani giderek daha hafif olmayı öğreniyoruz. Özellikle ebeveyn olarak biz konforumuzdan vazgeçiyoruz. Bir yandan da ruhumuzu terbiye ediyoruz. Aslında o kadar çok eşyaya ihtiyacımız yok. Birbirinin benzeri kravatlar, kemerler, çantalar ayakkabılar için, sevmediği işi yapan, alırken mutlu öderken mutsuz o kadar çok tanıdığımız var ki. En son saydığımızda 127 kalem malzeme vardı. Bu sene saymadık herhalde daha fazlaydı. Diğer yandan, hayallerimiz, umutlarımız, emeğimiz, cesaretimiz de yanımızda. Bunlar bagajların aksine bizi hafifleten yüklerimiz. En ağır yük başlama cesareti gösterememek olurdu herhalde. Hacim ve kilogram olarak sınırlarımız olsa da hayallerimizin sınırı yok.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu süreçte anılarınızı topladığınız iki de kitap yazdınız. Nasıl ortaya çıktı kitap yazma fikri?

    Kitaplarda nelerden söz ediyorsunuz? Bu kitapları kimler okumalı? Kitaplarımız gezi kültürü, seyahat kitapları, bisiklet sevenler ve özellikle böyle bir yolculuğa cesaret edişimize hayret eden ebeveynler tarafından okunuyor. Kitaplarımızda yolda olmanın hallerinden, yaşadığımız acı tatlı olaylardan, çevremizden, insanlardan, gittiğimiz ülkenin insanlarından, yemeklerinden bahsediyoruz. Kitaplarımızı oturup yazmıyoruz. Kitaplar yolda yazılıyor. Orada gün gün tuttuğumuz notların bir araya getirilmesinden oluşuyor. İlk kitabımız “Pedalımda 5 Ülke”, Optimist yayınları tarafından basılmıştı. İran, Pakistan, Hindistan yolculuğumuzu anlatıyor. 2. baskısı bu yaz Esen Kitap tarafından yapılacak. “Minik Gezgin Yolda Büyümek” Esen kitap tarafından basıldı. Şu anda 2. baskıya hazırlanıyor. Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti’nde geçen 3486 kilometrelik Tibet Çınar’ın ilk yolculuğunu anlatıyor. Kitaplarımızı hayallerini erteleyenlere özellikle tavsiye ediyoruz. Biz hayallerimizin peşine her şey yolunda olduğu ve herkes destek olduğu için çıkmıyoruz. Hatta her şeye ve destek olmayıp köstek olanlara rağmen yapılıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Maalesef, artık çocuklar bizim kadar şanslı değil ve dört duvar arasında, bir kutu karşında, ellerinde akıllı telefonlar, okul-ev döngüsü içinde büyümek zorunda kalıyorlar. Doğaya saygı duyarak, bilinçli olarak, hissederek büyüyen çok az çocuk olduğunu düşünüyorum. Tibet, bu şanslı çocuklardan. Yaptığınız bu yolculukların dışında Tibet Çınar’ın nasıl bir hayatı var?

    Diğer çocuklar gibi mi büyüyor? Tibet Çınar, kışın karda bisiklet süren, sahile her gittiğinde tepeden tırnağa ıslanmadan durmayan, 5,5 yaşında bir köy okulunda okula başlayan 1.sınıf serüvenin büyük kısmını okul bahçesinde devam ettiren, arkadaşının hakkını savunmak adına kavgaya giren, hava şartları ile uyum içinde yaşamayı, elindekiler ile yetinmeyi, çevreye saygılı olmayı ve kirletmemeyi, bir kaç farklı dilde merhaba demeyi becerebilen 2009 ağustos doğumlu yağız bir delikanlı. Yani aslında olması gerektiği gibi bir çocuk. Her çocuğun böyle olması gerekiyor zaten. Bir arkadaşımız Tibet Çınar’ın hayata 1-0 önde başladığını ifade etmişti. Umarız öyledir. Çocuklar dışında büyüklerde bir kıskacın içindeler. Bunu herkes hissediyor zaten. Biz de büyük şehirden kaçanlardanız. Tibet Çınar doğduktan sonra, İznik’in de biraz dışında, bahçesi olan bir ev alma şansımız doğdu. Dilediğimizce sahilde koşuyor, gölde yüzüyor, dağlarda yürüyor ve bisiklet sürüyoruz. Ayrıca hayatın keyfini sürüyoruz. Ayda bir kere doğaya kaçmak yerine, belki ayda bir kere büyük şehre iniyoruz. Ufak bir bostan yaptık, sebze topluyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sizin serüveniniz ile cesaretlenen birçok çift vardır mutlaka. Bisiklet ile çıkılan bu yolculukta kesinlikle yanlarına almaları gereken ekipmanlar ve dikkat etmeleri gereken konular hakkında tavsiyede bulunabilir misiniz?

    Evet her hafta birkaç tane teşekkür eden mail, telefon alıyoruz. Bebeğinin uyku ve yemek sorunlarını çözememiş ailelerin buna benzer bir yolculuğa çıkması elbette çok doğru olmayacaktır. Küçükken bu düzenleri oturtmak çok zor gibi geliyor. Fakat doğru yaklaşımlar ve bebeğin zaten var olan düzenine uyumlu yöntemler ile bir rutin tutturmak mümkün. Bu rutin tuttuktan sonra çocuklarla her faaliyet yapılır. Eğer böyle değilse, yolculuk var olan sorunların daha da artmasına sebep olabilir. Annelerin, babaların kafalarındaki kalıpları kırmaları en öncelikli adım elbette. En zor şey bu. İlk kez bir tur yapılacaksa, daha düz ve takibi kolay olan nehir rotalarını seçebilirler. Elbe, Tuna rotaları üzerinde hem tarih, hem doğal güzellik, hem damak zevki açısından çok alternatif bulabilirler. Bisiklet kiralamak ve paket turlar yapmak için daha favori rotalar bunlar. ADFC Allgemeiner Deutscher Fahrrad-Club e. V. sitesinden incelemelerde bulunabilirler.
    Doğa sporlarının hepsinde olduğu gibi bisiklette de güvenlik çok önemli. Sonuçta kaportası olmayan bir araç ile seyahat ediyorsunuz.

    Biz, doğa sporlarına Zirve Dağcılık kulübünde başladık. Buradaki hocalarımız, üye bütün arkadaşlar tedbirli olmak konusunda bize bir bilinç kazandırdılar. Buradan kaynaklanan bir tedbirli olma hali günlük yaşamımıza bile her zaman egemendir. Bisiklet sürücüleri mutlaka kask kullanmalılar. Baş harflerini düşünürsek KASK Kaza Anında Sizi Korur. Eldiven ve gözlük de vazgeçilmezler arasında sayılabilir. Ön ve arka ışıklandırmaların güçlü olması riskleri görmemizi ve bisikletliyi görünür kılması açısından çok önemli. Ayrıca reflektörlü formalar gece kesinlikle kullanılmalı diye düşünüyoruz. Biz günlük sürüşlerimizde bile ufak bir ilk yardım çantasını yanımızda bulunduruyoruz. Yedek lastik ve ufak bir tamir takımı da yanlarında bulunmalı. Bisiklet bakımlı olarak muhafaza edilmeli, yıpranan parçalar ve ayarları kontrol altında tutulmalı. Güvenli sürüş teknikleri ile ilgili eğitim almak, tehlikelerden korunmanızı ve reflekslerinizi geliştirmek açısından önemli.

    [​IMG]

    Eminim çok güzel anılar biriktirmişsinizdir bu seyahatlerinizde. Tibet Çınar ile yaşadığınız, enteresan bir anınız var mı? Her gün ve her an çok güzel diyerek klasik bir cevap vermiş olacağız ama hakikaten öyle. Bisiklet yolculukları ve diğer doğa sporlarında anı yaşamak çok önemlidir. Çok uzun bir tırmanışın her anı önemli tırmanışı yapan kişi için. Bizim çevirdiğimiz her pedal bizi hedefe götürüyor. Evet insan zirvedeki son adımını, hedefe ulaştığındaki o son anı daha bir öne çıkartıyor ama aslında geride kalan her bir pedalın tek biri dahi olmasaydı yolculuk tamam olmayacaktı. Zamanı ve anın akışını hatırlatan, pedal çevirmek, adım atmak gibi sporlar bizce mistik ve efsunlu bir hal yaşanıyor.

    2011 yılın da, Tibet’le çıktığımız ilk turun, ilk gününün daha ilk kilometresinde Tibet’in özgürlüğü için gösteri yapan Tibet’li göçmenlerle karşılaşmıştık. Yaşlı bir Tibet’li dede, bize dua bayrakları verdi ve bu bayraklar yol boyu Tibet’in bebek koltuğunda rüzgarda dalgalandı. O bayrakları tüm yolculuklarımızda hala taşıyoruz. 2014 yılında, Budapeşte’de internet üzerinden turumuzu takip eden bir ailenin yanında kaldık. Tesadüfen o gün Tibet Çınar’ın doğum günüydü. Ailenin Esti adında 4 yaşındaki kızı ve Levi adında 6 yaşındaki oğulları kendi oyuncaklarından birer tanesini paket yapıp Tibet Çınar’a verdiler. Bir de yaş pasta çıkıverdi sonra sürpriz olarak. Bu içten paylaşımlar bizi çok etkiledi. Ve dil, din, ırk farkının nasıl kolay aşılabileceğini gösterdi.

    [​IMG]

    Bir çok ülkeye seyahat ettiniz, her ülkede bisiklet kullanımına verilen özen farklılıklar gösteriyordur. Eğer kıyaslamanızı istersem, Türkiye’de bisiklet sürmek diğer ülkelere göre daha mı zor? Bisikletle en rahat yaşanılacak, gezilecek ülke sizce hangisi? Bisiklet ülkesi olarak adlandırılabilecek ve bisikletin pozitif ayrımcılığa en çok sahip olduğu ülkele Almanya ve Hollanda bizce. Çünkü buralardaki bisiklet yollarının toplamı on binlerce km’yi buluyor. Bu yolların işaretlemeleri, tabelaları, yollar hakkında bulabileceğiniz kitaplar, internet siteleri çok fazla. Yolların kalitesi mükemmel. Alman bisiklet federasyonu büroları çok yardımsever. Otel ve pansiyonlarda bisikletliler için indirimler var. Bu yollar sadece bisikletlilere ait olduğu için motorlu araçlar ile beraber sürmüyorsunuz. Ayrıca Almanya’daki sürücüler daha dikkatli ve çok saygılı.

    [​IMG]

    Siz hayalleriniz gerçekleştirmek için bu serüvene başladınız. Peki, hayalleriniz vardı da, korkularınız hiç yok muydu? Evde oturarak sadece hayal kurmaktan, hep keşke demekten, her zaman bir bahanesi olan insanlara benzemekten çok korkuyoruz. Son olarak, bu yaz tatiliniz için de rotanızı şimdiden planladığınızı düşünüyorum. Yolculuk nereye?

    Yolculuk Alp dağlarına doğru. Berlin’den başlayacağız ve Lüksemburg’u ziyaret edeceğiz. Lüksemburg bisikletle ulaştığımız 25. ülke olacak. Buradan arada bir Fransa’ya geçerek Almanya – Fransa sınırı boyunca güneye doğru sürecek, karanlık ormandan geçecek ve İsviçre Basel, Cenevre şehirlerinden sonra Alp dağlarındaki Sain Bernart geçidine zorlu bir tırmanış ile İtalya sınırına ulaşacağız. 2016 yılında ise yolculuğumuz İspanya’ya doğru devam edecek.

    Röportaj: Senem Şapçı

    [​IMG]

    binlerce insana kendileri, çocukları ve aileleri için bisikletli bir yaşamı seçmelerine ışık yaktık, eylemlerimiz devam edecek. :)

    Kaynak: Dünyayı Bisikletle Dolaşan Minik Gezgin’in Hikayesi | Blog Şehrin Çocuk Hali
     
    Edip Dinçer ve thomisus lx bunu beğendi.
  2. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
    sürdürülebilir bir dünya beton seviciler ve asfalt fetisleri ile mümkün değil. Sizi tebrik ediyorum.
     
  3. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.485
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Hepimiz, az yada çok, yakın yada uzakta pedal basan bütün dostlar, pedal pedal bisikleti hak ettiği yere getireceğiz. Bizim, binbir zorlukla 9. uzun turumuza çıkacak olmamız, belgesel projemiz, medya da yer alması için uğraşımız, kitaplarımız hep bu ortak amaç için zaman emek harcanan projeler. Ben de herkesi tebrik ediyorum.
     
    Tolstoy bunu beğendi.