Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Sakarya-Doğançay Şelalesi 03.10.2015

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında recep24ank tarafından paylaşıldı.

  1. recep24ank

    recep24ank Bisikletkolik

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    12 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.002
    Beğeniler:
    1.694
    Şehir:
    Sakarya Adapazarı
    Adı:
    Recep Eşref ÇINAR
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Sakarya Bisiklet ve Doğa Sporlar Derneğinin Facebook'a Giriş Yap | Facebook) Katkılarıya Gerçekleştirdiğimiz bu turu sizlerle baylaşmaktan gurur duyuyoruz.

    Bu gün Kentpark Buluşma noktamızdan Yavuz Abi, Batuhan, Semih Abi ve Ben, 4 Kişi olarak yola koyulduk, rüzgar ne gariptir ki arkadan esmesi beklenirken her zamanki gibi Geyve Boğazının ters köşesi yine önden esiyordu, bize bir garazı var ama çözemedim))) Sohbet ede ede düştük yollara, Batuhan'dan birisiyle telefonda konuşuyor, kim diye soruyorum, diyor ki Serkan Yıldırım, Adliye Köyündeymiş geçerken beni de alın diye haber veriyor, bizde Adliye köyünü yeni geçtiğimizi bize yetişebileceğini söylüyoruz o da tamam diyerek yola devam ediyoruz. Doğançay
    tabelasından içeri girince solda dağdan gelen doğal kaynak suyunun başında duruyoruz ve buradan mataralarımızı dolduruyoruz.
    Bu arada da Serkan da bize yetişiyor, olduk 5 kişi. Hemen köyün bakkalına giriyoruz ne alsak ne yapsak derken karar veriliyor Zeytin, peynir, ekmek,
    meyve suyu, su, çantalara poşetlere koyuyoruz düşüyoruz yollara, tam tamına Doğançay Köyü içerisinden şelale ortalama olarak 11 Km. ve 9 Km.si tırmanma))) bir hışımla düştüğümüz bu yolculukta manzaralar mükemmel ötesi, su hırçın biraz çamurlu akıyor, mevsimlik şelaleler tepelerden su misali şırıl şırıl akıyor, bir iki şipşaktan sonra yola devam ediyoruz, demir köprüyü geçtik artık yokuşlar başladı, 1 km.
    çıktıktan sonra böğürtlenler ye beni diye bağırıyorlar, eee yemeden olmaz enerji lazım. biraz tıkındıktan sonra, yola devam, her yer yemyeşil, yoldan sular akıyor, mis gibi kokular, her yerde kestane ceviz ağacı, düşmüşler yerlere, bizlerde fırsat buldukça otlanıyoruz topluyoruz, bir güzel afiyetle yiyoruz, tatları mükemmel, her yerde doğal kaynak suyu çeşme, rampalar bayırlar bitmek bilmiyor, virajların
    sayısını ben bile unuttum, nihayetinde Şelale 2 km. tabelasına varıyoruz, artık asfalt bitti mtb parkuru toprak yol başladı,
    yol da ne yol ama bırakın aracı hayvan geçemez)) Batuhan gençlik iksiri içmiş ışık hızıyla önden iniyor, biz ihtiyarlar arkadan kibar feyzo gibi ama süratli iniyoruz, o kadar da değil yani))) aşagıdaki taş köprüyü geçiyoruz hafif yukarı tırmanma yaptıktan sonra yol ikiye ayrılıyor, buradan ilk sağdan dağ evlerine doğru koyuluyoruz yola, yaklaşık 200 mt. gittikten sonra evin yanından fındıklıktan şelaleye doğru traking yolculuğumuz başlıyor, onca yağmur yağdı malum aşağısı uçurum, bir inişler yapıyoruz ama hop oturup hop kalkıyoruz, düşenler yuvarlananlar
    hey gidi hey))) ayaklar tutmuyor, toprak kayıyor, dallara ağaçlara tutunmaktan bisikletin balatası misali ellerimiz haşat oluyor)))
    şelale göründü şimdi iniş zamanı bizler için yapılan merdivenden inişimizi gerçekleştiriyoruz, bir yandan da ipe tutunuyoruz, dere süratli akıyor daha önceden bulunan ağaç uçmuş, tek çare ayakkabısız geçmek, hemen paçaları sıvıyoruz, ayakkabıları karşıya fırlatıyoruz, hemen keşif geçişi yapıyoruz, öncü her zamanki gibi ben))) yolu buluyoruz ve hep birlikte geçiyoruz. Manzara diyecek söz anlatacak kelime bulamıyorum, anı yaşamayanlar bilemez diyerek geçiştiriyorum. Fotolar şipşaklar derken acıkıyoruz, nevaleler hazırlanıyor, bu arada
    Serkan'ın daha önceden telefonla arkadaşı Mehmet Yıldırım ile irtibata geçiyor o da araçla gelerek bize eşlik ediyor. Olduk 6 kişi, 3 ekmek yarımşardan bölüşüyoruz, peyniri 6 ya bölüyoruz derken yemeklere hücummmm. Depoyu dolduruyoruz, şelaleden gelen sisler bizi üşütüyor, buraya kadar geldin oturmadan olmaz, hemen ateşimizi yakıyoruz, güzelce ısınıyoruz, toplu fotonun ardından artık dönüş yolu
    başladı, yine dereden geçmeler başladı, o kadar indir yediklerimizi eritme zamanı, çık babam çık, patika bitmiyor, inerken kaydık, çıkarken de kayıyoruz, herkes gülüyor, keyifler yerinde, bir baktım ağacın arkasına tospaa gibi dev bir kaplumbağa,bir karış çok rahat vardı, yaklaştım zıplayıp kaçmıyor, ağır ağır yürüyordu, fotosunu aldım yola devam ettik. Ben bir hızla daha yukarı çıkarak şelalenin her ikisinide gösteren manzarayı yakalamak için açık alana doğru gittim ve o görüntüyü yakaladım. Hemen öndekilere yetiştim,
    2 km. tırmanma, yol felaketiye)) yukarıya kadar yine keçiler gibi kestane kebap, ceviz sevap misali tıkınarak çıkıyoruz, çeşmeye varıyoruz, su bizim evin
    buzluğundan çıkmış gibi buz gibi,, hemen sulanıyoruz, artık 9 km. iniş zamanı, aman diyoruz hız yasak, araç çıkabilir ayı çıkabilir)) derken uçuşa geçiyoruz, arada sinyalsiz sollamalar olsa da hızımız 35-40 ı geçmedi, h,ç riske girmeye gerek yok. Sağ sağlim inişimizi gerçekleştiriyoruz. Yola koyuluyoruz rüzgar Karaçam'a kadar arkadan ittiriyor dedik yaşadık, Karaçamı geçtik rüzgar yine ters köşe))
    yapacak birşey yok, in çık derken yol bitiyor yolculukta bitiyor, bir dahaki turlarda görüşmek dileğiyle..

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]