Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Sağlıklı beslenmede doğru bildiğimiz yanlışlar

Konu, 'Sağlık - Antrenman - Beslenme' kısmında Adem Kaya tarafından paylaşıldı.

  1. Adem Kaya

    Adem Kaya Forum Bağımlısı

    Yaş:
    26
    Kayıt:
    3 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    689
    Beğeniler:
    686
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Raleigh-USA
    Seviye:
    Merhaba bisikletseverler..Sizlere genelde beslenme ve buna bağlı olarak "sporcu beslenmesi" konusunda son 1 yıllık "nacizane" deneyimlerimden bahsetmek istiyorum. (Ek not: Aralık 2013 itibariyle deneyimlerin süresi 4 yıla yaklaşmıştır)

    1- Bütün dünyanın kabul ettiği 40-50 yıllık "Amerikan Beslenme Piramidi" tamamen çökmüş durumda. (Örnek: Amerika'da her 3 kişiden biri şişman,10 kişiden 1-2 kişi de obez. Kalp krizi ve kanser gibi yüksek oranda öldüren hastalıklar tüm dünyada olduğu kadar orada da yaygın. Bu piramidin tabanını unlu/tahıllı gıdalardan yani ekmek vb. ürünlerden oluşuyor. Hayvansal yağlar ve et mümkün olduğunca az tüketilmesi gerek bu piramide göre. Biz sporculara da bu piramit doğrultusunda yıllarca karbonhidrat ağırlıklı beslenme dayatılmıştı. (Illinois üniversitesinin bir sürü yanlış ve de "yanlı" araştırmaları sonucunda). İnsanlık evrimi sırasında milyonlarca yıl boyunca sadece et ve sebze yedi. Meyve de yedi ama o çağlarda meyveler günümüzdeki gibi şekerli değildi. Genlerimiz de bu beslenme şekline göre yapılandı. Bizim (günümüzde) genlerimiz milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızınkilerle %99.9 aynı.

    Genlerimiz en az birkaç milyon yıl boyunca yağlı et ve bitki yiyen atalarımızınkiyle aynı olduğuna göre günümüzde değişen ne?

    10 bin sene kadar önce tarımla birlikte insanlık yerleşik düzene geçti. Bulunduğu yerde yiyecek elde etmek daha kolaylaştı. Saatlerce avlanacak hayvan peşinde koşmaktan kurtuldu. Yeni ve kolay bir beslenme şekli ortaya çıktı. Bu beslenme tahıllara dayalıydı. (Tabii yine de son 30-40 yıl hariç katkısız ve de son 100 yıl hariç şekersiz ve rafine unsuz bir biçimde). Burada rakamlara dikkat edelim. Önce on milyonlarca yıllık bir süreç, sonra 10 bin yıl. Genlerimiz hala sadece proteini ve bazı bitkileri tanıyor. Daha tahılları, unları, şekerleri tanımış değil.. Çünkü mütasyon denen değişim/uyum süreci yüzbinlerce, milyonlarca yıl sürüyor. Günümüzde biliniyor ki hastalıkların %60' beslenme kaynaklı. Zaten günümüzdeki kadar olmasa bile dejeneratif hastalıklar tarımdan sonra ortaya çıkmaya başlıyor. Tabii ki günümüzdeki gibi sapıtmış durumda değil. Mesela diş çürükleri tarım öncesi az rastlanırken tarım toplumlarında çoğalmaya başlıyor. Kanser ve damar hastalıkları son yüzyılda (endustri devrimiyle) çıldırmış durumda. Tıpta bu kadar ilerleme olurken insanlar en çok kanserden ve damar hastalıklarından ölüyor. Bunda bir çelişki yok mu sizce? Bazıları diyor ki eskiden insan ortalama ömrü daha kısaydı, şimdi arttı. Evet arttı doğru. Eskiden devamlı savaşmaktan, salgın hastalıklardan, kötü yaşam şartlarından insanlar pek uzun yaşamıyordu. Ama şartları iyi olanlar da gayet sağlıklı bir şekilde yaşlanıyordu. Ayrıca bu istatiklere yenidoğan ölümleri eklendiği için ortalama çok düşüyor. (Anne ve baba 40'ar yıl yaşamış olsa ve bebekleri doğduğu yıl ölse, ailenin yaşam süresi ortalaması 26.6 yıla düşer bir anda) Şimdi yaşam ortalaması uzadı ama yaşamlarımızın son yılları işkenceye dönüşmüyor mu çoğumuz için?..

    İnsanlığın tarım geçmişi 10 bin yıl. Yani 0.01 milyon yıl yaşında tarımımız var . İnsanlık en az 4-5 milyon boyunca (metabolizmasının) alıştığı beslenme biçimini bıraktığı anda dejeneratif hastalıklar dediğimiz hastalıklarla boğuşuyor. Diyabet, damar hastalıkları ve kanser..Ayrıca burada sayması zor olacak kadar diğer hastalıklar mevcut. Sadece şekerin neden olduğu hastalık sayısı 70 kadar!!. Bunların en öldürücü olanları (ölüm nedeni yüzdelerine bakıldığında) damar hastalıkları ve kanser.. Çevrenize bir bakın en az bir yakınınız ya kanser ya kalp hastası. Tıp bu kadar ilerlerken bu hastalıklar habire neden artıyor dersiniz? Gözü paraya doymayan ilaç ve besin endüstrisi sayesinde.. Bu ilaç endüstrisi (iyi firmaları tenzi ederim) öyle bir endüstri ki Amerikalı bir ilaç firması sahibi geçmiş yıllarda şu sözü alenen söyleyebiliyor. "Sağlıksız insanlara ilaç satmak zaten kolay. Benim hayalim bir gün SAĞLIKLI insanlara ilaç satabilmek" Bunu günümüzde başardılar arkadaşlar. En ufak soğuk algınlığında doktorunuz en ağır antibiyotikleri dayayıveriyor önünüze. Bazı "doktorları" ilaç firmaları besliyor daha fazla ilaç yazılsın diye.. Amerika'da FDA denen kurumu iyi bilirdiniz değil mi? Ben de öyle bilirdim.. Maalesef kazın ayağı öyle değilmiş. Shane Ellison isimli doktorun yayımladığı belgelere göre FDA da görevli ilaç firması ortakları, yönetim kurulu üyeleri halk sağlığını hiçe sayıp insanları ölüme götürecek ilaçlara çarçabuk izin vermişler, sırf para uğruna. Ani bebek ölümü sendromu vardı bir aralar. Benim de kızım küçükken çok endişelenirdim bu durumdan. Sebepleri ne olabilir diye baktığım zaman "yok efendim anne hamileyken şu ilacı almış olabilir, yok efendim bebek uyurken nefessiz kalmış olabilir " gibi sebepler yazıyorlardı. Gerçek neymiş yazayım: FDA nın onayladığı bir aşı imiş bu bebek ölümlerinin nedeni.!! Bunun yan etkilerini bile bile izin ermişler aşıya. (Hayy Kitap: Batı Tıbbı Sağlığınızın Altını Nasıl Oyar, Shane Ellison) Aynı FDA efedra denen ve hiç bir yan etkisi olmayan şifalı bitkiyi satanları hapse bile attırmış çünkü aynı bitkiden elde edilen ve bir ton yan etkisi olan efedrin ilacı yapan firmalara yaranmak istiyorlarmış..Bunun gibi yüzlerce örnek var. Bunların kimi yargıya taşınmış, kimi basına sızmış..

    Gelelim benim son 1 yıllık deneyimlerime...
    1-) 1 yıl önce 4-5 kg. fazlam vardı.Sadece beyaz unlu ve şekerli gıdaları keserek 2 haftada çok rahat bir şekilde 4 kg verdim. Bu 2 hafta boyunca bol tereyağ, kaymak, bol yumurta, yağlı et,yağlı peynir ve her türlü sebze, bol sızma zeytinyağlı salata yedim. Ayrıca bol bol kefir tükettim. (Günde 1 lt.) O zamanlar şimdi daha az tükettiğim İstanbul Halk Ekmeğin ya tam buğday organik ekmeğini, veya küçük porsiyon olarak satılan "Altın Çörek"inden yedim. Bu ekmeklerin üzerine bolcana kaymak üzerine de azıcık bal koyaranız nefis oluyor .(Özellikle içinde üzüm, fındık, zerdeçal olan Altın Çörek üzerine.. Aman balı az kullanın. Bal yerine şeker konmadan yapılan yaban mersini marmeladı da olabilir))..2 günde tek başıma 250-300 gr kaymak veya teryağ yedim. Bu 2 hafta boyunca da zerre kadar spor yapmadım..
    SONUÇ: Doğal yağların (tereyağ, sızma zeytinyağı) kilo aldırmadığı kanıtlanmış oldu. (Hala aynı şekilde besleniyorum, kilom hep aynı) Zaten bu beslenmeyi savunan Canan Karatay ve Ahmet Aydın der ki: Tereyağ yemeden sağlıklı zayıflamanız zor..(Ek not: Şimdilerde beslenmeme kuyruk yağı da ekledim. FDA geçen yıl o yağı sağlıklı yağlar listesine sokmuş!!Bizim Karatay hocamız yıllardır yırtınıyor; sağlıklıdır diye)

    2- Bizim dükkana gelen genç bir arkadaş 130 kg idi ve hayali yol bisikletine binmekti.O ağırlıkla binmesi mümkün değildi tabi.. Yukarıdaki beslenmeyi önerdim: Sonuç 5 ayda 30 küsur kilo verdi. Önceki abuk sabuk diyetler yüzünden karaciğeri bozulmuş çocuğun.. Ailesi çok şaşırmış bu duruma.. Bunun gibi onlarca örnek var. Hiç kalori hesabı yapmadan sadece katkısız, doğal, şekersiz ve özellikle beyaz unsuz bir beslenmeyle sağlıklı kalmak çok kolay..(1 yıl sonunda aynı arkadaşın verdiği kilo: 55!)

    3-Eskiden tatlı ve unlu mamülleri çok severdim. Habire kan şekerim düşer, bisiklet binişlerinde "duvara çarpma" denilen durumu yaşardım..Bunun sonucu yine karbonhidaratlara saldırırdım ve yine kısır döngü..Artık onlara elveda dedim.. 51 yaşında (şimdi 53 oldum) antrenman yapmadan saatelerce yorulmadan bisiklete binebiliyorum..O zamanlar enerjimizi şeker ve karbonhidrattan aldığımızı sanırdık.. Öyle değilmiş kazın ayağı..
    (Ek not 1: 2012 yılında 2 günde bisikletle İstanbul-Ankara yaptım. Ortalama sürat 28 idi. Günde 9 saat pedal bastım, nerdeyse durmadan.
    Ek not 2: Bu Ankara etkinliğmden hemen sonra 30 sene önce bıraktığım bir spora, sırıkla atlamaya geri döndüm. Türkiye'de yaş kategorimde tekim. Eylül 2103'de de Balkan 2. si oldum. Sırığım kırılmasaydı 1. olmuştum..:) )

    4- Öğün sayısı konusu: Cahil tıp dünyasının çoğu "azar azar sık yiyin" diye öğütler hastalarına. Külliyen yanlış.. Yüzyıllar önceki hekim İbn-i Sina bile "3 öğün hastalık, 2 öğün sağlıktır" der. Değeri yeni anlaşılmış (1996) bir söz.. Vücuttaki leptin hormonu yemek yedikten 3-4 saat sonra devreye giriyor ve depolanmış yağı yaktırıyor. Ama siz ara öğün yaptığınız anda leptin salgılanmıyor ve yağ yakamıyorsunuz.. Bu kadar basit..Diyeceksiniz ki 2 öğünle nasıl idare edelim:
    Çok erken kalkıyorsanız 3 öğün olabilir. Eğer geç kahvaltı ediliyorsa 2 öğün haydi haydi yetiyor yazayım..Amaaaaa: Siz kahvaltıda abul sabuk şekerli, ve bol beyaz ekmek, kurabiye, börek yediyseniz unutun zaten .. Sizi temin ederim ki 2 saat içinde acıkacaksınız..
    Ayrıca da fasılalı açlıkta (intermittant fasting) yani 10-12 saatlik periodlarda sıvı hariç bir şey yemedğinizde vücut kendini onarmaya zaman buluyor ve bir çok hastalık bu yolla önleniyor veya azaltılıyor.
    (Ek not: Bu gün ormanda bisiklete bindik. (15 Aralık 2013) 14 Aralık günü saat 19.00 da yediğim sadece yumurta dan sonra 15 Aralık günü bisiklete binip saat 16.00 da bir şeyler yedim. (19 saat sonra) Ne acıkma ne de halsizlik oldu. O yediğim günün tek yemeği . Yani günde tek öğün bile yetiyor bisiklete binsem bile.. Çünkü artık enerjimi yağlardan alıyorum. Yağlar da en kaliteli ve uzun süreli enerji kaynağı)

    5-Kahvaltı örneğim: Bol yağlı peynirler. (light ürün girmez soframa) Bol tereyağ (hakiki olacak; marketlerdeki paketli büyük markalı ürünlerde hakiki tereyağını aramayın.. ) Tam buğday organik, ekşi mayadan yapılan İHE ekmeği ve altın çörek.. Badem, fındık, ceviz. Belki 1-2 ad. kuru kayısı.Bol yumurta.. (çok önemli.. Yumurtasız bir sofra kahvaltı sayılmaz) En az 2 ad. (her gün)Yumurtanın mümkün olduğunca az pişmesi gerekiyor.. Menemen şeklinde de olabilir. içine bol tereyağ, yeşillik, baharatlar katın.. Tabii ki ayrıca yeşillik. kırmızı, yeşil biber, köy domatesi, maydanoz..Gelelim en önemli besinlerden birine.. Bol bol zeytin yemeniz gerekiyor.. 15-20 tane bile yenebilir."Çok zeytin şişmanlatır lafı cahillere ait"..Kekik, pul biber vb. eklenmiş zeytinyağına (sızma olana) hafifçe kızartılmış ekmeğinizi bandırın yiyin!!.. Şahane!!

    6-Sakatat konusu: Bol bol yiyebilirsiniz!! Etten bile yararlı!!. Hayvanların en besleyici yeri.. Kolesterolü dert etmeyin öyle bir şey yok.. Dışarıdan kolesterollü gıda almakla kolesterolünüz yükselmez.. Cahiller şunu anlamıyor. Yediğiniz hiç bir şey vücuda girdiği zaman (sindirildiğinde) ilk girdiği gibi kalmıyor ki.. Bir aralar şunu duyardım: "Fazla tereyağ yeme damarlarında da aynı şekilde yağ dolaşır".:)). (vay be!! nasıl bir besin ki o kadar yerden geçtikten sonra aynı kalıyor!!) Mideye giren her şey parçalanır. Bu ilkokulda öğretilir bize.. Yağ yağ olarak kalmaz..Koyunlar,inekler yağ mı yiyor da o kadar yağlanıyor? Neyse konuya dönelim; temiz ise kokoreç yemekte hiç bir sakınca yok, üstelik faydası var..

    7-Öğlen-Akşam yemekleri: Geç kahvaltı etmişşem (10-11.00) akşama kadar bir şey yemiyorum.. Su içiyorum o kadar.. Acıkmıyorum, tatlı krizi falan hiç olmuyor..Ama yemeniz gerekiyorsa şekersiz ve unsuz ne bulursanız yiyin.. Çatlayıncaya kadar değil ama doyuncaya kadar yiyin..!Bu beslenmede sınırlama yok..!Yeter ki ayçiçek, mısırözü veya margarinle yapılmış olmasın.. Bunların hepsi kanserojen veya başka her türlü hastalığa davetiye..Öğlen veya akşam yemeğinde mutlaka et, balık vb. bulunsun..Büyük balık yerine toksik maddelerin daha az biriktiği küçük balıkları tercih edin..Koyun kemiği ile yapılan çorbalar en güzel ve ucuz protein ve kollajen kaynağı. Eklemlere, kemiklere bire bir..

    Bakliyat yenebilir ama sık olmasın.(Suda bekletilerek yenmeli.) Kebapları yiyin ama ekmek olayına dikkat.
    Meyva konusu: Az yiyorum diye üzülmeyin. Günde 1-2 elma vb olabilir. Şekerli meyvalardan kaçının.. (karpuz, üzüm, incir gibi )Muz günde 2-3 ad. yenebilir.
    Taze sıkılmış meyve suyu yerine o meyveyi yiyin. Sıkılınca :a-kıymetli posayı atmış oluyorsunuz, b- az şekerli meyve bile olsa bardaktaki en az 3-5 meyvenin suyu olduğu için şeker oranı yükseliyor. Posasız olduğu için mideden çabuk geçiyor, ayrıca şeker yüksek olduğu için çabuk acıktırıyor.. Ormanda binmeden önce bir arkadaşa içme onu dedim, dinlemedi.. O gün çok kötü hissetmiş.. 1 hafta sonra içmedi ve canavar gibi bindi bisiklete.. (Deneyimle sabit)
    Piyasada (marketlerde) tek gerçek yoğurt var: Kanlıca Yoğurdu. (Dr. Yavuz Dizdar da beni onayladı) Diğerleri yoğurda benzer cisim.Köy tipi (3-5 günde ekşiyen) yoğurt bulursanız bol bol tüketin..
    Süt içmeyi kestim.. Buzağılar, kuzular içsin onu..
    Onun yerine günde 1 lt kadar kefir içiyorum, şahane.. Kefiri evde hazırlıyorum.. Mayasını süte koyuyorsun, 24/48 saat sonra kendiliğinden oluyor kefir denen iksir.. Hepsi bu.Yoğurtta 5 ad. prebiyotik var, kefirde 40 ad. probiyotik var.. İçindeki antioksidanın vb. nin haddi hesabı yok.Yarışlardan önce bile kefir içer oldum. Ben kefirin içine muz çırpıyorum süper lezzetli oluyor..(Kefiri burada anlatmaya yer yok.. Google da arayın artık) Protein tozlarına yüzlerce TL vereceğinize 1 lt süt fiyatına dünyanın en yararlı iksiri. Süt köyden gelirse şahane.. Olmadı, günlük pastörize de idare eder..(İçmeyin ama)


    8- Ama saat 20.00 den sonra bir şey yememeye bakın.. (Leptin durumları)Gece 02-03.00 den sonra yağ yakmaya başlayacaksınız..

    9- UNUTMANIZ GEREKEN YİYECEKLER:
    Her türlü gazlı içecekler.(maden suyu hariç).Kolalar (Bin türlü zehir içeriyor)
    Beyaz pirinç pilavı..(Glisemik indexi 100!!) Ha şeker ha beyaz pilav.. (Bulgur yenebilir abartmadan)
    Her türlü yapay içecekler: Icetea (rezalet) vb..Meyva sularına bile şeker katıyorlar
    Her türlü pastane malzemesi, unlu tatlılar.. (Arada aşure, kabak tatlısı, az şekerli bitter çukulata yenebilir):)
    Konsantre meyve suları.. (Taze sıkılmış olanları da bazen) :))
    Patates
    makarna
    pizza (Lahmacun az da olsa yenebilir)
    ŞEKERRRRRR : her türlüsü.. Meyve şekeri masum değil!! hele mısırdan yapılan (fruktoz şurubu) iyice rezalet!! Şekeri tamamen çıkartınca hayatınızdan bakın her şey ne kadar güzel olacak!!
    Unların özellikle bembeyaz olanı..Sadece IHE ekmeklerini öneriyorum.
    her türlü konserve, paketli uzun ömürlü ürünler..
    Cipsler (hele bilmemneli olanlar kanserojen) MSG içeriyor.. (öldüren lezzet!!)
    SOSİS-SALAM: Doğrudan pankreas kanserinin sorumluları.. (geçenlerde tam olarak kanıtlandı) Cinayet!!
    Sucuk: Eğer kasap sucuğu değilse yemeyin. (Katkısız olacak..pastırma da genelde sorun yok)
    her türlü çukulata barları(Mars falan ) vb, marketlerdeki kekler, brovniler..Açlığını yatıştırır (reklamı var ya) sonra yine acıktırır.. Ohh, gelsin paralar!! Bir brownie alın okuyun içindekileri: yarım sayfa kimya dersi sanki.. Doğal olan 3-5 malzeme var..
    Haribo benzeri şekerlemeler.. Rezaletin son perdesi.. Çocukları hedef almışlar, öldürmeye çalışıyorlar..
    Salata sosları,ketçap, mayonez (çoğunda şeker var) bazıları katkısız, olabilir..
    UHT kutu sütler.. Süt değil beyaz eşya.. Hastalık bile yapıyormuş diye araştırmalar var..Pastörize olabilir( kefir yapıyorsanız) Onun dışında süt içmeseniz de olur..İlle de içilecekse köylüden süt alın, azıcık kaynatın için..
    Şimdilik aklıma gelenler bunlar..

    10- Çerez konusu: Şişmanlatır lafı doğru değil.. Ben karbonhidratımı fıstıktan alıyorum.. İçinde en güzel yağlar vs dolu..Güzel bir Omega-3 kaynağı.. Günde 1-2 avuç yenebilir. Ceviz iç badem, fındık da süper.. Fındıkta arjinin var.. Damarları açıyor.. (Reklam doğru yani)

    11-1 yıl öncesine kadar uzun yıllar boyunca ayakta uzun kalınca sol kalçamda siyatik ağrısı olurdu. (Spordan kalan bel problemleri kaynaklı) Ayrıca buna bağlı olarak belki 10 senedir sol ayak parmaklarımın küçükleri hafif uyuşuktu. Son 5-6 aydır bu dertlerim azaldı!!
    (Ek: Saç dökülmem azaldı, enerjim arttı, yorulma eşiğim çok ileri gitti.. Ayrıca 4 yıldır nerdeyse hiç hastalanmadım. Belki bir kez hafif öksürük oldu ve çabuk atlattım)

    12- Siz en iyisi Hayy Yayınlarından Karatay veya Taş Devri Diyetleri kitaplarını alın okuyun, hayatınız değişsin!

    Gürsel Akay
     
  2. Ahmet SARI

    Ahmet SARI Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Kasım 2012
    Mesajlar:
    329
    Beğeniler:
    291
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Okurken istemeden ikibuçuk kilo verdim.

    Paylaşım için teşekkürler.:islik:
     
  3. BFOkuru

    BFOkuru Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Eylül 2013
    Mesajlar:
    2.902
    Beğeniler:
    4.023
    Seviye:
    güzel yazmışsınız, sonuna kadar okudum. teşekkürler yazı için

    16 yıldır ekmek yemiyorum. yersem belki günde 1-2 dilim belki.

    yıllardır evime margarin girmez. mutlaka köyden gelme tereyağı kullanırım. kızartmalar hariç herşeyde sızma (yerinden özel sipariş gelmiş) zeytinyağı kullanırım.

    ablamlar arıcılık yapıyor, balı onlardan alıyorum.

    fındık, ceviz, fıstık vs mutlaka evde olur ve yenir.

    çukulata yerine fiskobirlik fındık ezmesi yerim.

    cips ve kola eğer misafir gelmiyorsa almamaya çalışırım.

    demek ki daha da çok dikkat etmemiz gerekiyormuş.
     
    Adem Kaya bunu beğendi.
  4. ali bal

    ali bal Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Nisan 2012
    Mesajlar:
    170
    Beğeniler:
    115
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Abi doğru yazmışsın güzel yazmışsın iyi yazmışsın da bu ülke karatayı bir bardak su da boğmaya çalışıyor. Seni yakalarlarsa valla recm cezasına çarptırırlar taşlarlar valla her yerde söyleme bunları da. Cicili bicili afilli şehirli hatunlarla kavga etme. )))

    yazdıklarının hepsine sonuna kadar katılıyorum.
     
    Adem Kaya bunu beğendi.
  5. Adem Kaya

    Adem Kaya Forum Bağımlısı

    Yaş:
    26
    Kayıt:
    3 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    689
    Beğeniler:
    686
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Raleigh-USA
    Seviye:
    Arkadaşlar yazı Gürsel Akay abime aittir. Kaynak vermiştim en altta ama (göremediniz belki) :

    https://www.facebook.com/notes/yeşil-bisiklet/beslenme-konusu/10150643453920429

    Ben sigara içmem ve alkol almam hayatımda sıfır risk yani.
    Makarna ve pilav çok tüketiyordum azaltacağım ve şekeri minimum seviyeye indireceğim.
    Fast Food da yasak artık bana. Kola ve şekerli gıdalar yasak.. Kola yüzünden midem gastrit (veya reflü) oldu. Bırakınca düzeldim.

    İçme suyu ve yağa gelince. Evde devamlı ay çiçek var. Zeytin yağı hiç kullanmadık. Çeşme suyuna talip..
    Tereyağı da tüketmiyoruz malesef.

    Genç yaşta belli etmiyor ama ileride hastalık çıkıyor. Sağlıklı pedallar herkese :)
     
    Umut Y. bunu beğendi.
  6. muratcolakoglu

    muratcolakoglu Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Haziran 2012
    Mesajlar:
    2.869
    Beğeniler:
    517
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Colnago
    Seviye:
    Bal da fındık ezmesi de yememelisiniz. Şeker içeriyorlar.
     
    Adem Kaya bunu beğendi.
  7. BFOkuru

    BFOkuru Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Eylül 2013
    Mesajlar:
    2.902
    Beğeniler:
    4.023
    Seviye:
    saf bal'ın ne zararı var?
     
  8. Umut Y.

    Umut Y. Aktif Üye

    Kayıt:
    23 Haziran 2013
    Mesajlar:
    186
    Beğeniler:
    87
    Şehir:
    Bahçelievler İstanbul
    Bisiklet:
    Castello
    Seviye:
    Bu paylaşımlar Adem bey sizin düşünceleriniz değil galiba değil mi?Çünkü Gürsel Akay isimli kişiden alıntı yapmışsınız galiba.Benim düşüncem yazılanların çoğu doğru ve katılıyorum ancak bazı katılmadığım yanları var;Bol yağlı,tam yağlı peynir ve süt bence biz amatör sporcular ve fiziğim güzel olsun,yağ oranım düşük olsun diyenler için yanlış bir saptama.Çünkü ben peynirin ve sütün light olanını tercih ederim.Mesela normal P.N.R marka süt 100 ml da 65 kcal varsa light olanda 30 kcal var hele ki yağ oranı light sütte 0.1 ml ama normal sütte yağ oranı 3.3 dür...Ben bunlara dikkat ederim mesela.Günde 2 öğün çok doğru bence,en büyük yanlış az ama sık yeme alışkanlığı.Bu yorumları kendim deneyip uyguladığımdan ve başarılı olduğum yada başarılı olmadığım rejimlerden dolayı bu sık yeme ben de bir işe yaramadı.Ben yaz başında tartıldığımda 112 kiloydum ve o kiloyu görünce,yeter artık zayıflıcam deyip 3 ay gibi bir sürede 32 kilo verdim şuan 79-80 arası gidip geliyorum.Nasıl diye soranlara şunu diyorum;öncelikle spor şart,olmazsa olmaz.yeme alışkanlığıma gelince sabah kahvaltıda aklıma ne gelirse yerim,soframda en az 2-3 çeşit peynirim olcak,peynir çeşitlerini çok severim,tahin pekmez,reçel,bal hepsinden yerim,2 dilim bol tahıllı ekmek tercih ediyorum,bu rejim sürecinde normal beyaz ekmek ağzıma koymadım mesela ve en önemlisi;ben de her sabah 2 yumurta yemeden sofradan kalkmam mümkünse diğer yani ikincinin sarısını yememeye bakarım.2'nci öğünümde genelde fırında ızgara yapıyorum mesela somon balığını çok tükettim bu süreçte ve bana güç verdiğini hissediyorum,arada tavuk göğsü yiyordum tabi bu da fırında,yemek yapasım olmazsa ton balığı yerdim,kuru fasulye,nohut çok tüketirdim.Tabi bu rejim sürecinde istikrar çok önemli olmazsa olmazlarınız olmalı mesela ben akşam 6 dan sonra bir şey yemezdim,çok acıkırsam bir avuç fındık,kuru kayısı(esmer olanı)yada bir kase yoğurt yerdim...Bu rejim sürecinde yani haziran ortası yada temmuz başından beri ağzıma sürmediğim bazı şeyler var;1 beyaz ekmek 2 patates cipsi (lays rufless) ama geri kalan canım ne isterse yiyorum çikolata,malesef kola ama zero olanı :)tabi ocak şubat gibi bu çikolata ve kolayada veda etcem amacım yağ oranımı düşürüp six pack ve adonis kaslarını görünür hale getirmek...

    Herşeyin fazlası zararlıdır bence de,eğer bu vucuda giren fazla balı enerji olarak kullanmazsan bunu da yağ olarak vucüt saklar
     
    Adem Kaya bunu beğendi.
  9. Derya Keçeci

    Derya Keçeci Onursal Üye

    Kayıt:
    2 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.748
    Beğeniler:
    4.270
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Derya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Gürsel Akay önemli bir bisiklet figürüdür ve çok önemli ilklere de imza atmış değerli bir sporcudur."Yanlış beslenme" konusundaki tesbitlerinin de büyük bir kısmı artık günümüzde kabullenilmekte.

    Ancak karbonhidrat ağırlıklı beslenme konusu,aktif spor yapanlarla yapmayanlar için farklı etkileri olan bir mesele.Aktif sporcuların tamamı için geçerli olan bir beslenme modeli vardır.Bu antrenman ve yarış öncesi için bir dizi beslenme programını zorunlu kılar.Et yiyerek,baklagillerle beslenerek,sebze yiterek kaslarınızdaki glikojen depolarını dolduramazsınız.Çünkü karbonhidrat'ın bir alternatifi yok.Elbette insan vücudu,sadece spor yapsın ve birbiriyle yarışsın diye evrilmedi ancak günümüzde böyle bir gerçek var.Spor,diye bir olgu var.Bu da,sıradan insanlardan daha fazla enerji ihtiyacı demek.Benzinle çalışan aracımızı "Nitro" ile güçlendirdiğimiz bir gerçek.Ancak günümüzde bu gerçeğin bir alternatifi yok.Tüm bisiklet takımları,futbolcular ve performans'a dayalı spor yapanlar beslenmelerinin büyük bir bölümünü karbonhidratla yapmak zorundalar.Yanı sıra protein,az miktarda basit şeker ve sindirim sistemini düzenlemesi amacıyla yedikleri sebzeler.Vitamin ve mineral katkılarını ise ne şekilde aldıkları malum.

    Öte yandan beslenme konusu bireysel bir konu.Genel beslenmenin ilkeleri olsa da,genetik yatkınlıklar,farklılıklar,allerjiler ve kişiden kişiye farklılık gösteren bazı özel durumları kapsar.Örneğin bazı sindirim sistemleri baklagilleri sindiremez.Asya ve Anadolu insanlarında en yaygın görülen durum "Laktoz intoleransı" dır.Ben de bunlardan biriyim.Süt içtim mi zehirlenirim.

    Şimdi size bir şey anlatayım.Hani bebekliğimizde başlar bu zulüm.Acıktık mı dayarlar süt'ü.Sütteki laktoz'u çözemez çocuğun sistemi.Başlar karın ağrıları.Çocuk ağlar,anne dayar sütü.Sonra bir de gaz alma meselesi var tabi.Bu vücudun zamanla alışacağı,bağışıklık geliştireceği bir şey değil.Demem o ki,her derde deva bir diyet yok.Arkadaşınıza 30 kilo verdiren bir diyet,Allah esirgesin bir başka şahsı öldürüverir.Şekeri düşer,komaya girer.Benim gibi genetik kolesterol sorunu vardır.Normal insanın beşte biri kadar et yaer ama kolesterol tavandadır.

    Diyet konusunun daima iyi bir diyetisyenle bireysel olarak ele alınması ve kontrollü olarak uygulanması gerekir.Aç ve tok olarak tam kan sayımı yapılacak.Tüm değerler masaya yatırılacak ve bu faktörler de dikkate alınarak bir program uygulanacak.Doğrusu budur.
     
  10. Ömer KARAN

    Ömer KARAN Onursal Üye

    Kayıt:
    21 Aralık 2012
    Mesajlar:
    1.745
    Beğeniler:
    1.803
    Şehir:
    DENİZLİ
    Adı:
    Ömer KARAN
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    Faydalı bir paylaşım emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Atalarımız boşuna dememiş her işin başı sağlık diye. İnsanın kendine sağlığına dikkat etmesi gerekiyor.
     
    Adem Kaya bunu beğendi.
  11. Uğur SARIGÖL

    Uğur SARIGÖL Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    15 Ekim 2012
    Mesajlar:
    448
    Beğeniler:
    187
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    Beslenme konusundaki anlatılar zaten akla mantığa yatan şeyler. Yanlış olacağını sanmam. Fakat yine de bir diyetisyen kontrolünde uygulanması bana daha uygun geliyor. Yalnız aşağıda alıntıladığım noktanın yanlış olduğunda ısrar ediyorum.

    Ben de 130 kilo ile yol bisikletine başladım. Binilmez diye bir şey yok. Biniliyor, binilir. Halen yol bisikletine biniyorum, 120 Kiloyum.
     
    Soner Sarihan, BFOkuru ve Ömer KARAN bunu beğendi.
  12. Emre Keleşoğlu

    Emre Keleşoğlu Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Eylül 2013
    Mesajlar:
    42
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    Bahçeşehir / İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Biz öğrenciler için önerebileceğiniz birşey varmı ? Sonuçta bütün gün okuldayız. Beslenmemizin en büyük kısmı okulda gerçekleşiyor.Bildiğiniz üzerede okuldaki kantinlerinde sağlıklı yiyecek barındırdığını söyleyemeyiz.
    Kendimi örnek verir isem sabah kalkar kalkmaz zamanımında kısıtlı olmasından dolayı makarna veya pilav yiyorum doyurucu olduğundan ve kahvaltı yapmayı sevmediğimden de diyebiliriz :) Okula gittiğimde ise ilk veya ikinci tenefüste tost yiyorum. Öğle yemeği öncesi de köfte ekmek veya hamburger vb. şeyler tüketiyorum. Öğle yemeğinde ise yemekhaneye gidiyorum. Orada ki menü ise çorba , pilav makarna veya erişte , ve o günün yemeği. + salata bar mevcut. Tenefüsler arasında ise günde en az 2 adet çikolata tüketmekteyim. Önerebileceğiniz birşey varmıdır. Teşekkür ederim.
     
  13. Sinan Çakır

    Sinan Çakır Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    457
    Beğeniler:
    484
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    unutmanız gereken yiyecekler diye geçen kısımda "patates ve makarna" yı görünce şaşırdım bunlar kompleks karbonhidratlardır vücuda uzun süre enerji verir.
     
  14. BFOkuru

    BFOkuru Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Eylül 2013
    Mesajlar:
    2.902
    Beğeniler:
    4.023
    Seviye:
    iyi de ben günde yarım kilo yiyorum demedim ki; günde iki üç tatlı kaşığı en fazla yersem yerim.
     
    Umut Y. bunu beğendi.
  15. no haşhaş no vitamin

    no haşhaş no vitamin Onursal Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.075
    Beğeniler:
    1.156
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    makarna, patates ve pizzanın pirinç pilavının yanına eklenmesi lazım.

    bunlar bir numara kilo aldırıcılar...
     
  16. ismail eren

    ismail eren Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    17 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    506
    Beğeniler:
    924
    Şehir:
    Yalova - Manisa
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    bende spora ve beraberinde diyete başladığımda 95kg den 85kg ye 1 ayda düştüm. çünkü bu vucüdün vermeye hazır olduğu ağırlıktı.
    ama 85kg den 83kg ye inmem (yani sadece 2kg) 6 aydan fazla sürdü.
    yani bu kilo verme olayı çok mu çok göreceli bir olay.
    ben marathon antremanları yapıyorum. vucudümün belli bir şekli var. o diyeti bende uygulayalım. 1kg dahi verebileceğimi sanmıyorum.
    .
    vucüt aç kaldığında yağ yakımını HIZLANDIRMAZ.
    bu çok yanlış bir tespit.
    vucüt aç kaldığında savunma mekanızmaları harekete geçer ve metabolizmayı yavaşlatılır.
    aç kaldığımızda daha uyuşuk olmamızın sebebi bu metabolizma yavaşlamasıdır.
    metabolizma yavaşladığında ise yağ yakımı azalır.
    vucuda gıda girdiğinde ise hem sindirim sistemi çalışır hemde metobolizma hızlanır.
    bu metabolizma hızlaması neticesinde kendimizi daha enerjik hissederiz.
    sık-sık yemek olayının başarısızlığa uğraması kişilerin bilinçsizliği yüzünden.
    günde 6 öğün yemek diye bu işe başlayan kişi bu 6 öğünün herbirinde tam sofra kurup tam öğün yerse, veya bir lokantaya gidip full mide yaparsa elbette başarılı olamaz.
    bu 6 öğünden birisi bazen sadece 1 elma veya benzeri miktarda besinler olmalıdır.
    .
    Karbonhidratlara kötü denmesinin sebebi en kolay sindirilen dolayısıyla en hızlı enerjiye dönüşen bu gıdaların verdiği enerji tüketilmesse (ki günümüz şehir toplumu insanı enerji tüketemeyen hayatlar yaşıyor)
    aynı hızda bunlar vucud yağlarına dönüşüyor.
    ama Kudret beyinde dediği gibi ağır antremanları olan sporcular için karbonhidratın alternatifi yok.
    20km lik bir koşu antremanımdan önce et-peynir yiyerek bana gerekli olan enerjiyi alamam.
    .
    yazının ilaç sektörü ile ilgili kısımlarına katılıyorum,
    ama beslenme ile ilgili kısımların bir kişinin şahsi tecrübeleri olduğunu düşünüyorum,
    ve şahsi tecrübeler kimi insan için uyar kimisi için uymaz. bu herkese uyar herkese tavsiye edelim gibi bir yaklaşım bence hatalı olur.
    zira bu iş bu kadar kolay olsaydı; dünya üzerinedeki milyonlarca sporcu hemen bunu uygular ve çok kısa sürede dünya rekorları yenilenmiş olurdu.
    yok böyle bir dünya.
    tüm gününü ofiste oturarak geçiren bir kişiyle haftada 70-80km koşu antremanı yapan kişiye aynı beslenme şekli önerilemez.
    .
    dipnot: Amerika şehirlerinde bol miktar göçmen vardır. özellikle meksikalı ve italyan göçmenler gıda işlerinde çok çalışır.
    ve bu göçmenler en ucuz beslenme alternatiflerini sunmuş oluyorlar.
    yani Amerika'nın en ucuz beslenme şekli olan pizza ve fastfoodu.
    bakmayın fastfoodun bizde pahalı olduğuna,
    Amerikada 1$ fiyatla hamburger satan birçok göçmen lokantası var.
    yani onlar fastfoodu kültür olduğu için, orada en ucuz alternatif o olduğu için tercih ediyorlar
     
  17. Bahadır Gürel

    Bahadır Gürel Onursal Üye

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.854
    Beğeniler:
    6.405
    Şehir:
    Maltepe/İstanbul
    Adı:
    Bahadır Gürel
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Gürsel Akay'ın yazısı gerçekten önemli tespitleri içeriyor. Katılmadığım bazı yanları olsa da genelde doğru içeriğe sahip ve özellikle uygulayabilmiş biri olarak tecrübelerini paylaşmış olması da işin güzel yanı.

    Katılmadığım kısmı Amerikan Beslenme Piramidi konusu. Neden katılmıyorum açıklayayım: Amerikan Beslenme Piramidiyle Amerikan beslenme kültürü arasında bir paralellik görmüyorum da ondan. Üç neden söyleyebilirim:

    - Amerika bundan 40-50 yıl önce geleneklerine bağlı bir toplumdu; yemekler belli saatlerde ve belli yerlerde yenirdi. Ulu orta aklına estiği yerde yemek yenmezdi. Ancak geçen süre içinde bu alışkanlık bozuldu. Herhangi biri hot-dog'u eline alıp sokak ortasında, aklına estiği saatte yer oldu.

    - Sağlığa faydası çok az olan, hatta zararları fazla olan hazır yiyecekler yaygınlaştı; Amerikan Beslenme Piramidinde böyle bir seçenek yer almıyor.

    - 40-50 yıl önce Amerikalıların mükemmel insan idolu vardı. Herkes fit olmak, güzel giyinmek ve mutlu aile tablosu çizmek için birbiriyle yarışıyordu. O döneme ait filmleri ya da o dönemle dalga geçen filmleri izlemişsinizdir. Ancak geçen sürede bunun tam aksi alışkanlıklar geçerlilik kazandı. Kilo almak; özgürlüğü, bağımsızlığı ve gelenekçi kurallara başkaldırıyı ifade eder oldu. Adeta başarı ve mutluluğun kiloyla, görüntüyle vb. şeylerle ilgisi olmadığını göstermek için yarışmaya başladılar. Aslında 40-50 yıl öncesine karşı bir harekettir bu.

    Bu nedenle; Amerikan Beslenme Piramidini, buna uymayan bir toplumu örnek göstererek eleştirmek hatalı olur.

    Yazıda geçen bir çok beslenme seçeneğine katılıyorum ancak zor olan kısmına hiç girmemiş. Kendimi örnek vereyim; kalp ameliyatı olduktan sonra bir yıl boyunca doğru beslenmek için her yolu denedim. İlgili kitapları alıp okudum, iki ayrı doktordan beslenme tavsiyeleri aldım. Sonuç: Çoğu yerde aç kaldım. İşim gereği öğle yemeğini bazen işyerinde bazen de İstanbul'un çeşitli yerlerindeki müşterilerimi ziyaretlerim sırasında bulabildiğim AVM'lerde veya cadde üzerindeki lokantalarda yerim. Ancak gelin görün ki; Gürsel Akay'ın yazısında geçen kriterleri veya benim bir yıl boyunca okuyup araştırdığım beslenme şeklini buralarda bulabilmemin imkanı yok. İnanın geçen yıl bu titiz beslenme kararlılığım nedeniyle öğlenleri yarı aç kaldım. Sadece sorun öğle yemeği değil; sabah ve akşam yemekleri için de sorunlar var. Büyük marketlere gitmiyorsanız veya yakınınızda ürünlerin doğal halini satan satıcılar yoksa işiniz yaş demektir. Çünkü genellikle en sık alışveriş yaptığınız ve size haliyle en yakın olan yerler burada yazılan kriterleri sağlamıyor.

    Benim kalp ameliyatı sonrası o sıkı diyetimi sürdüremememin tek nedeni kriterlere uyan şeyleri değil bulduğum şeyleri yemek zorunda kalmamdı. Size zorluğumu şöyle anlatayım: ben ömrüm boyunca balık yememiştim ancak ameliyat sonrası diyete başlayınca balık yemeyi de başardım; keza brokoli, karnabahar ve bamyayı ömrümde yememiştim, onları da yemeye başladım ancak buna rağmen yazıda anlatılanları sürekli bulabilmek ve yiyebilmek işin en zor kısmı. Ziyaretçisi bol olan bir caddeye çıkın yemek yiyebileceğiniz dükkanları tek tek sayın, sonra bunların kaçında sağlıklı beslenebileceğinizi hayal edin; örneğin tuz, şeker, yağ, un ve işlenmiş gıda kriterlerine bakın.
     
  18. Hasan 16

    Hasan 16 Bisikletkolik

    Kayıt:
    8 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.157
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    Bursa
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Çok yararlandım.Teşekkürler.
     
  19. MehmetAliB.

    MehmetAliB. VivaVelo

    Kayıt:
    20 Ekim 2013
    Mesajlar:
    1.802
    Beğeniler:
    3.784
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    benim beslenme şeklimi de slyvester stallone'nin bir filmi belirliyor.:D hani şu bilek güreşi yaptığı film.
    filmde hayatında ilk kez karşılaştığı oğluyla beraber kamyonculuk yapan sly yolculuk yapıyorlar. arada kuşak ve anlayış çatışmaları oluyor tabi. yolda bir lokantada mola veriyorlar. bizim sly hamburger, omlet, pirzola ne bulduysa sipariş veriyor. oğlu karşı çıkıyor ve ''bunlar vücudun için çok zararlı kendini zehirliyorsun'' diyor. adamın cevabı hoşuma gitti.
    ''harcayabiliyorsan hiç bir yemeğin zararı yoktur.''
     
    ismail eren bunu beğendi.
  20. Kudret Kurtcebe

    Kudret Kurtcebe Onursal Üye

    Yaş:
    59
    Kayıt:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    31.447
    Beğeniler:
    40.841
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    derya dostum ,,

    teşekkür ederim yukarıdaki kırmızı ile belirttiğim düşüncelerin son derece isabetli..
    evet karbonhidrat yükleniyorum ne vakit ct akşamından ondan sonra 50 km boyunca pedal kesmeden basıyorum
    6-7-10-13 eğimlerde ortalama 32 idi iki saat 10 dakikada aldım mesafeyi ama bura 70 km düz yola bedel rampalar çok çünki
    evet ct akşamından gene yapacağım karbonhidrat yükleme ,makarnayı kıymalı yerim 4 tabak yanına yoğurt ,sabah kahvaltı 1 yumurta lor peynir ile çırpılır ve yanına yeşil zeytin ve yeşil çay ,
    mtb com tr de aynı durumdan bahsetmekte ağır performans sürüş öncesi yüzde 70 karbonhidrat yüklenilecek deniyor yağ ve protein az alınıyor ,bu şekilde dudullu-göçbeyli etabında 50 km lik parkurda hiç bir sorun ile asla karşılaşmadım 13 eğimlerde ne kalp krizi ne de bel ağrıları artık taşlaştık kastan adam olduk,
    evet beslenme olayı bizim gibi pedal kesmeyenler için özellikle 50 km de ve rampalı etaplarda çok önemli bi durum ,
    giderken su içeriz, bahar aylarında su eksilir çünki ,yalnız beni gerçekten fişekleyen ise 13 eğimli rampada energel sıvı içecek olmuştur proların kullandığı, dehşet bi olay anında kana karışıyor, bi anda ateşlemeye geçiyor insan ,,
     
    Derya Keçeci bunu beğendi.