Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Robbie McEwen'la A'dan Z'ye

Konu, 'Basında ve Medyada Bisiklet' kısmında Bisikletli Gezgin tarafından paylaşıldı.

  1. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.262
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Robbie McEwen'la A'dan Z'ye


    [​IMG]

    Soru: Kariyerine veda etmek üzere olan bir efsaneyle konuşmak için kaç kilometre yol tepersiniz?
    Cevap veriyorum, bayağı...

    Sultanahmet'te başlayan, Cadde'de biten Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu son etabından sonra yeterince yorulmamış gibi bisikletçilerin peşine düştük, Atatürk Havalimanı'nın yakınındaki Holiday Inn'de Avustralyalı efsane Robbie McEwen'ı yakaladık. McEwen, ünlü Kazak bisikletçi Alexander Vinokourov'un barda bira içip kuruyemiş yediği, kaza yapan Matthew Goss'un asık suratı ve kısa şortu ile gezindiği, yetkililerin akşam bisikletçileri götürecek mekan aradığı bir ortamda lobide sorularımızı yanıtladı.


    Tour of Turkey'nin ardından nasıl hissediyorsun? İki gün önce Twitter hesabından "Bacaklarım iflas etti" yazmıştın. Şimdi öyle mi?

    Evet, iki gün önce öyleydi. Fakat şimdi bacaklarım normale dönmüş durumda. Bugün etap başında biraz yorgundum lâkin şimdi rahatım. Tek sıkıntım, şanssızlığımdı. Takım olarak öyleydik esasında. Ana sprinterimiz Matthew Goss bugün kaza yaptı. Ben gitmek istedim, yaşadığım bir zincir problemi her şeyi bitirdi.

    Genel olarak Tur hakkında düşüncelerin neler? Yollar, parkur, hava durumu, insanların davranışı nasıldı?

    Yollar çok zorluydu, bazı bölümlerde hafif bozukluklar vardı. Bu bisikletçi olarak daha fazla enerji sarf etmenizi, beklediğinizden daha fazla yorulmanızı sağlıyor. Dağlardan geçtik, etaplar normal ve yeterli uzunluktaydı. Fakat genel olarak, buraya geldiğimden ötürü çok mutluyum. Şubat'taki Katar Turu'ndan beri yarışmamıştım. Kondüsyonumu kazanmak ve Kaliforniya Turu'na hazır gitmek için doğru bir adım oldu.

    Belki burada kazanamadınız ama takım olarak, GreenEdge sezona harika bir başlangıç yaptı, özellikle de yeni kurulan bir ekip için. Bu başarıları bekliyor muydunuz?

    Sezona fantastik bir başlangıç yaptık! İnanılmaz sonuçlar aldık. Soruna gelirsek, herkes böyle bir sezon başlangıcını umuyordu fakat beklemiyordu. Böyle bir şeyi bekleyemezsin. Yeni kurulmuş bir takım olarak, alçakgönüllü olmayı bilmelisin. İlk 3 ayında, 7 tane WorldTour yarışı kazanmayı beklemezsin. Milan-San Remo'yu kazanmayı beklemezsin. Bunları umut edersin, hayal kurarsın.

    Genel olarak takımın yaptığı başlangıçtan ötürü çok mutluyuz. Çok farklı tip yarışlarda, çok güzel şeyler yaptık. Simon Gerrans hem Avustralya Ulusal Yol Şampiyonası'nı hem Tour Down Under'ı hem de Milan-San Remo'yu alarak muazzam bir iş yaptı. Michael Albasini, Katalunya Turu'nda iki etap zaferi arkasından da genel klasman alarak büyük iş yaptı. Fleche Wallonne'da ikinci oldu. Matthew Goss istediği forma yavaş yavaş geliyor. Şimdi yılın ikinci ve en önemli kısmı başlıyor. Kaliforniya Turu, İtalya Turu, Fransa Turu sırasıyla gelecek. Matthew Goss başrolde olacak. Burada onu nasıl finişe taşıyacağımızı çalıştık. Brad Lancaster onun en büyük destekçisi olacak. İyi iş çıkaracağımızı düşünüyoruz.

    Avustralya bisikleti, son yıllarda inanılmaz bir atılım yaptı. Sen, Cadel Evans, Stuart O'Grady, Matt Goss büyük başarılar elde ettiniz. Her sene de ülke olarak daha iyiye gidiyorsunuz. Bize bunun biraz sırrını anlatır mısın?

    Avustralya bisikletinin gelişimi büyük bir sır değil. 30 yıllık çalışmanın bir ürünü. Avustralya Spor Enstitüsü'nün kurulduğu 80'ler burada kilit rol oynuyor. Bisiklet bölümü 1984'te açıldı. Başarılı bir pist bisikleti programımız vardı o yıllarda. Daha sonra yol bisikleti programı da açıldı. İkisini bazı bölümlerde bir araya getirerek harika iş yapıldı. Temelde bir takım ruhu oluşturuldu, akabinde bisikletçiler uzmanlık alanlarına ayrıldı.

    Sistemimiz temelde şöyle işliyor: Her şey küçük kulüplerde başlıyor, arkasından yerel seviyede takımlara geçiliyor. Sonrasında yerel okullar, enstitünün yerel kolları devreye giriyor. Oradaki en iyi sporcular ülke çapındaki enstitünün yolunu tutuyor. Orada pist bisikleti, yol bisikleti, zamana karşı gibi çeşitli uzmanlık alanlarına ayrılıyor. Akabinde ulusal takım geliyor. Yani her şeyin temelinde olaya adım adım bakılması var. Her şey çok net ayarlanmış, çok iyi kontrol ediliyor. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından gelen uzmanlarla çalışılıyor. Çok iyi profesyonel olmak öğretiliyor orada.
    Baktığınızda ben, Stuart, Cadel ve daha birçok isim harika sonuçlar aldı. Genç, bisiklet sporuna yeni giren insanlar da bizi görerek, bizi örnek alarak bu işe daha da fazla mesai harcadı. Sonucunda bizden sonraki kuşakların daha da inanılmaz olacağını söyleyebilirim. Biz harika işler yaptık fakat geriden gelenler bunu daha da ileriye taşıyacak.
    Onlar bizim Avrupa'da yaptıklarımızı izledi ve şöyle dedi: "Ben de bunu yapabilirim. Ben de bunları başarabilirim. " Şimdi bir takımımız da var. Gelecek çok daha parlak.


    [​IMG]

    Sen de Avustralya Spor Enstitüsü'nden mezun oldun. Orada Doğu Alman koç Heiko Salzwedel ile çalıştın. BMX'le başlamıştın fakat yol bisikletine döndün. İlk yol bisikleti takımın Rabobank'dı. Yeni, genç bir bisikletçi olarak ilk yılında Avrupa'da yarışmak ve yaşamak zor muydu?

    Başlangıçta biraz zordu ama şöyle bir avantajım vardı. Ulusal takımla senelerdir Avrupa'da yarışıyordum. Fransa'da Hollanda'da Belçika'da yarışmıştım. Rabobank'la imzaladığımda Belçika'da yaşamaya başladım. Bu her şeyin başladığı noktaydı. Kendi yolumu bulmayı, her geçen yeni şeyler öğrenmeyi, güçlü olmayı öğrendim. Avrupa beni daha iyi, daha başarılı yaptı. Neredeyse tüm kariyerimi Belçika'da geçirdim. Ve bundan ötürü çok mutluyum.

    Lotto'da geçirdiğin yıllarda dünya çapında ünlendin. Bugün geri dönüp tüm kariyerine baktığında mutlu musun? Herhangi bir pişmanlığın var mı?

    Eğer başlangıçta bana biri, "Kariyerinde bunları kazanacaksın. Giro'da Tour'da şu etapları alacaksın. Bu kadar yeşil mayo kazanacaksın" deseydi hemen kabul eder, altına imza atardım. Yani çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Kişisel olarak önemli olan bir nokta da her sene daha iyiye gitmem, bir profesyonel olarak her sene gelişimimin sürmesi. Her sene daha fazla kazandım, adım adım gittim.

    Herhangi bir pişmanlığım var mı? Şöyle bir geriye dönüp baktığımda şu üç yarış için "Keşke kazanabilseydim" diyorum: Paris-Tours, Milan-San Remo, Dünya Şampiyonası. Paris-Tours'da kazanmaya birkaç kere çok yaklaştım. Milan-San Remo'da dördüncü oldum. Dünya Şampiyonası'nı Mario Cipollini'nin arkasından ikinci bitirdim, podyuma çıktım. Fakat şikayet edemem, güzel bir kariyerim olduğunu düşünüyorum.

    Bisikletle ilgilenen birçok insan bugün hâlâ 1999'da Fransa Bisiklet Turu'nun son etabında Champs-Elysees'de kazandığın yarışı hatırlıyor. Erik Zabel'i geçmiştin.

    Tour de France'taki üçüncü yılımdı. Bir etap zaferi elde etmeyi çok istiyordum, çok çalışıyordum. Ve sonunda kazanmıştım. Kişisel olarak bu zaferin en güzel tarafı da Champs-Elysees'de kazanmaktı. Çünkü o yarışa, o etaba, o son güne ulaşmak çok fazla acı çekiyorsun, çok fazla çaba sarf ediyorsun. Ve bir sprinter olarak orada kazanmak, en prestijlisi oluyor.


    Gençliğinde, bir sprinter olarak, idollerin var mıydı?

    Bu enteresan çünkü yola BMX ile koyulduğumdan, sonrasında yol bisikletine döndüğümden hiç büyük bir idolüm olmadı. Daha çok örnek aldıklarım vardı. Djamolidine Abdoujaparov'u örnek alırdım fakat onu idolize etmezdim. Onun gibi olmak istemezdim, çünkü inanılmaz kazalar da yapardı (Gülüyor) Cipolini'yi Zabel'i örnek alırdım. Onlardan öğrenirdim, fakat onlar gibi olmak istemezdim.

    Peki günümüz bisikletine, yeni gelen genç sprinterlere baktığında kimi daha başarılı görüyorsun. Önümüzdeki yıllarda Mark Cavendish'in hakimiyetine kim son verebilir?

    Cavendish şu anda en iyi ve önümüzdeki yıllarda da ortalıkta olacak. Fakat onunla baş edeceğini düşündüğüm isim, Marcel Kittel. Çok hızlı, son metrelerde inanılmaz patlayıcı gücü olan birisi. İkisini kafa kafaya bir sprint finişinde görmek isterim. Şu ana kadar bir türlü karşılaşamadılar. Aynı yarışlarda yarıştılar ama net bir sprint düellosuna giremediler. Kittel'in geleceğini çok parlak görüyorum.


    [​IMG]

    Birçok insan senin bir bisikletçi ve insan olarak öteki tarafını biliyor. Amerikalıların dediği gibi "trash-talking"i çok seviyorsun. Hem yarış içinde hem de sonrasında. Geçtiğimiz yıl Riccardo Ricco'nun geri dönüşü sonrası Twitter hesabından küfürlü bir mesaj atmıştın.

    Yollarda, yarış sırasında bunu yapmayı sevdiğim doğru. Fakat Ricco meselesine gelirsek, onun gibi birinin bisiklette yeri yok. Hiçbir şekilde olmamalı, bundan sonra da olmayacak. Burada çok açığım. Herkes şu anda aynı fikirde. Artık kimse onu görmek istemiyor.

    Bisikleti sarsan doping skandallarına nasıl bakıyorsun? Geçmişteki dönemler düşünüldüğünde bisikletin artık daha temiz olduğunu söyleyebilir misin?

    Evet, bisiklet her geçen gün daha da temiz hale geliyor. Üzücü olan, her sene ortaya çıkan tek bir örneğin her şeyi kötü göstermesi. En son Contador meselesinde bunu yaşadık. En iyi bilinen, herkesin en iyi şekilde tanıdığı isim. Ve bir anda suçlu bulunuyor. Bu çok kötü. Ben hala onun doping yaptığına inanmıyorum bu arada, cezası konusunda çok emin değilim.

    Bisiklet her geçen gün daha temiz bir spor haline geliyor. Testler sıklaştı, daha hedefe yönelik, daha ayrıntılı bir şekle büründü. Bisiklet, öteki tüm sporlardan çok daha iyi durumda. Ben en temiz sporlardan biri olduğunu düşünüyorum. En çok test yapılan sporuz. Şu anda genel durumu çok iyi görüyorum, yeni kurallarla, uygulamalarla birlikte daha da iyiye gideceğiz.

    "En çok testin yapıldığı spor" Lance Armstrong'un diline pelesenk ettiği bir laftır. Onunla ilişkiniz nasıl? Radioshack'ten ayrılışın sonrasında, ilişkinizin bozuk olduğuna dair bir şeyler okumuştum.

    Yok hayır, bunlar sadece birer dedikodu. Şu anda çok iyiyiz. Yıllar öncesinde, 2002'de Fransa Bisiklet Turu'ndaki çok zorlu, kazaların olduğu bir dağ etabında kavga etmiştik. Fakat o güne mahsus bir olaydı. Şu anda çok iyiyiz.


    [​IMG]

    Kaliforniya Turu son yarışın mı olacak?

    Evet.

    Emekli olduktan sonra planın nedir? GreenEdge'de kalacağın, başka bir rolde çalışacağın söyleniyor.

    Aynen öyle olacak. Yarış koçu olmayı düşünüyorum. 2013'e kadar bu takımla kontratım var ve böyle çalışacağım. Takımdaki gençlere yardım etmek, tecrübelerimi onlara aktarmak istiyorum. Özellikle sprinterler üzerine sıkı çalışacağım. Sprint trenini daha yararlı hale getirmek, son kilometrelerde, son dönüşlerde neler yapmaları gerektiğini anlatmak istiyorum. Bilhassa Tour de France'ta etkin olacağım.

    Peki ileride menajerlik, sportif direktörlük düşünüyor musun?

    Yok hayır, böyle bir görev istemiyorum. Masanın arkasında olmak istemiyorum. Ben daha teknik bir rol alacağım. Bisikletçilere daha yakın olacağım. Öteki tip bir görevde çalışmayı düşünmüyorum.

    Bisikletin dışında, Avustralya'da bir kahve dükkanın olduğunu biliyoruz. Ayrıca bazı iş yatırımların da var. Bunlara devam edecek misin?

    Bir kahve dükkanım var, arkadaşlarımın oluşturduğu bir iş ortaklığında etkin bir hissem var. Bunlar sadece bazı küçük hobiler. Çok ciddi şeyler değil. Emekli olduktan sonra bunları yapmayı sürdüreceğim.

    30 Nisan 2012
    İnan Özdemir - Çağrı Develioğlu - Cem Ünalan
    http://tr.eurosport.com
     
    Raven_35 ve Barış TURAN bunu beğendi.