Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Perşembe Akşamı Bisikletçileri İstanbul Anadolu Yakası - 26 Ocak 2012 Turu

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Mahsus Mahal tarafından paylaşıldı.

  1. Mahsus Mahal

    Mahsus Mahal Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Haziran 2011
    Mesajlar:
    398
    Beğeniler:
    101
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Aydın Bez
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    26 Ocak 2012 Sert rüzgar ve dondurucu soğuğa karşı pedal basmak! Kar yağar bisikletimin üstüne!

    Nereden bilebilirdim ki bir manyaklık daha yapabileceğimi kendisini normal sayan ve yaptığı tek spor dizi izlemek olan insanların gözünde! Oysa, ne güzel bir hava vardı bir gün önce ve biz pedallayıp gezmiştik güzelce KRON XC 2000 Yunus ile. Gerçi hava soğuk sayılırdı ama rüzgarsızdı nispeten ve söyleşi de keyifli… Bunları anlattım sabah mesai arkadaşlarıma ve gün başladı.

    Aslında gün, sabahın ilk ışıklarında yağmur ile birlikte rüzgarın duvarları dövmesiyle başlamıştı çoktan. Sabah uyandım, dışarı baktım: bırak penceremden denizin ve Adaların görünmesini beş metre ötedeki evin çatısı bile görülmüyordu yağmur ve sisten. Hazırlanıp kendimi dışarı attığımda yağmur ve rüzgar şemsiye düşmanı kesilmişlerdi; kapattım çaresiz şemsiyemi ve yürüdüm.

    Mesai arkadaşlarıma akşamın soğuğunda Kartal’a bisiklet sürdüğümüzü anlattığımda güldüler ve manyaklığıma verdiler; evet, manyaktım ben: dizi izlemeyen bisikletli manyak!

    Öğlen yemeğinde dışarı kabanımı dahi almadan çıkan ben akşam hava böyle ılıman ve rüzgarsız olursa tur da süper olur diye düşündüm. Ancak akşam üzeri hiç de öyle olmayacağı gökyüzünde toplaşan ve yavaşça yere inmeye başlayan bulutlardan ötürü belli olmuştu. Beklediğimiz hafif bir kış akşamı iken bulduğumuz dondurucu bir soğuk ve hızı 20-30 Km/s ile esen sert ama çok sert bir rüzgar oldu; öyle ki bir ben değildim yerlere eğilen, zavallı fidanlar bile bükülüyordu rüzgardan.

    Eve vardığımda ilk işim soğuğu el ayak kesen kış akşamı turun yapılıp yapılmayacağıydı ve KRON XC 2000 Yunus’u aradım: “biz, Şaşkınbakkal’dayız, sakın gelmemezlik etme!” Annemin tüm sevecenliğiyle “sizin bir tarafınız, kıçınız kalkmış” demesine sakinleştirici ve dikkatli olacağımı belirten nice güzel sözler söyleyerek soğuk havadan en az etkilenecek şekilde üzerimi giyindim, aydınlatma takımlarımı ayarladım ve yola koyuldum. Taş Ocağı Sokak inişi çok feci kaygan, rüzgar arkada olsa da arka teker titreye titreye indim, hızım 19 Km/s, hissedilen sıcaklık 2 derece, rüzgar arkadan kuvvetlice esiyor, hava ise yağışlı.

    Taş Ocağı Sokağından eski mezbaha üzerinden Gülsuyu Mezarlığına geçen yolda köpekleri peşime takınca hızım ister istemez can havliyle 26 Km/s’ye çıktı ve ıslak, kaygan Adatepe Yokuşunu korku ve tedirginlikle inmek zorunda kaldım. Bu sessiz dostlarımız da bazen çok sesli olabiliyorlar ve de tehlikeli! Mezarlık sonunda okul kavşağından 70 Evler Köprüsüne inerken yol yağmur sularından küçük bir dere gibiydi ve ben bu dereyi usulca ikiye bölen makas… Rüzgar arkadan şiddetle eserken bunun birde sahil yolunda tersine tam önümüzden eseceğini hesaplamakla meşgulken hızım 37 Km/s idi; bu su götüren yolda bir hayli tehlikeli. Çünkü lastiklerin yer ile olan temasının kesilmesi, hele trafik akışında, kaportası gövdesi olan bizler için ince çizgi demek; daha dikkatli olmak şart dedim ve köprü çıkışından Drama Köprüsüne kadar olan Feyzullah Caddesi inişini son derece sakin ve arkadan gelen araçlara aldırmaksızın ortalama 20 Km/s ile dikkatlice indim.

    Drama Köprüsüne inen yolda bir hayli dikkatli olmak gerek; çünkü bu 200 metrelik yola sağlı sollu arabalar park ettikleri gibi kısacık olmasına karşın bir dört yol ağzına ve iki ara yola sahip: ara yollardan sadece sağına bakmayı bilen şoförümsü kılıklıların araçları ile çöp toplayan geri dönüşümcülerin devasa çek çek arabaları çıkabiliyor. Bu yol üzerinde ayrıca iki bisikletçi bulunuyor: Saka Bisiklet ve Eda Bisiklet. Zor anlarda aklınızda bulunsun. Diğer Saka Kardeşler Bisikletçisi ise Drama Köprüsünü geçer geçmez stadın karşısında.

    Drama Köprüsüne yüksek vitesle keyifle tırmandım ama inişi fazlaca kavisli olduğu için frenlere kuvvet dedim ve hız kese kese inişi tamamladım. Maltepe Stadını geçip sağdan sahile inecekken tam sağa kocaman bir tankerin park ettiğini biraz daha geç görseydim şimdi bu yazıyı yazamayacaktım! Sahile inip İDO İskelesinden sağa döndüğüm anda günün büyük sürprizi karşıladı beni: şiddetli rüzgar!

    Kısa bilgi: PAB (Perşembe Akşamı Bisikletçileri İstanbul Anadolu Yakası) turdaşlarım bilirsiniz beni… Düz yolda grubun önüne KRON XC 2000 Yunus ile düşüp ortalama 24-32 Km/s arası hız ile sürdüğümüzü… Ama bugünkü rüzgar öyle bir kuvvetli esiyordu ki düz yolların 100 numaralı koşucusu ben ilk kez vites küçülte küçülte rüzgara yenik düşerek hızımı Maltepe İDO İskelesinden grubu yakaladığım Küçükyalı viyadüğüne dek 4-10 Km/s arasında sabitlemek zorunda kaldım. Düşünün artık rüzgarın şiddetini! Öyle ki denizin sonsuz karanlığı, el ayak kesen, akan burnumu donduran, soğuk ve başlıcası rüzgar saatte 40-50 Km/s ile eserek değil pedal basmama yürümeme bile izin vermiyordu. Kaldı ki, sessiz dostlarımız bile yoktu ortada; anlayın havanın soğuğunu, denizin karanlığını ve rüzgarın acımasızlığını. Bir tek martıları gördüm deniz seviyesinde gruplar halinde uçan. Maltepe İDO İskelesi ile Küçükyalı köprülü kavşağı arasında PAB’ı yakalayana dek hızım en düşük devirde 4-12 Km/s arasında gitti geldi. PAB ile bütünleşince ben dahil 9 pedalşörün “manyaklaşarak” soğuğa meydan okuduğunu görmek gerçekten insanın içini ısıtıcıydı.

    Küçükyalı’ya girmeden geri dönüp Maltepe’ye yol alırken arada bir yerde KRON XC 2000 Necati Yunus ile Salcano GN 255 SD Ahmet’in Tiguan Taner Hocayı da aralarına almış bizleri beklediğini gördük; zaten Yunus ve Ahmet soğuğu yara yara önden geçip gitmişler, üstelik bende onları görmeden PAB’ı yakalamaya koyulmuşum! Tur şimdi 12 kişi ve firesiz bir şekilde (ilk fire Bostancı’da öğlenin güneşine aldanıp da ince tiril üst baş ile yola çıkan Onur arkadaşımız olmuş; doğru karar, gurur değil bu sağlık!) Kartal’a doğru rüzgarı da arkamıza alarak sürmeye başladık. Pedal çevirmeksizin rüzgarın bizi 15 Km/s hızla ilerletse de soğuk olunca hava pedal çevirmek gerek ısınabilmek için. Turun ortalama hızı 18-22 Km/s.

    Bir ara fazla üşüdüğümüzden olsa gerek “Şekilsiz ve Şemasiz” Corratec (X-Vert Motion) Cenk ile pedallara asıldık ve grup ile arayı bir hayli açtık; hem nasıl açılmasın ki: rüzgar arkamızda ve hızımız 28 Km/s! İBB Dragos Sosyal Tesislerine dek tanrı nedir, inanç kişi için gerekli mi, neye inanmalı, ateis, teist vs… gibi inanç özgürlüğü konularını konuştuk; keyifli bir sohbetti. Dragos girişi ile Kartal’a dek sahil yolunda hep balık artıkları saçılmıştı düzenli aralıklarla; “Şekilsiz ve Şemasiz” Corratec (X-Vert Motion) Cenk ile bunları kim atmış bir türlü akıl sır erdiremedik, ama atılmaları da sahilin miskin kedileri için ziyafet olmuştu.

    Kartal’a vardığımızda As Erzincan Çay Bahçesine girdik ve anında çaylarımız bizi bekliyormuşlarcasına geldi; ardından da KRON XC 2000 Yunus’un annesinin değerli ellerinden çıkan perişan kurabiyesi ile patatesli minik poğaçalar, Sedona 311 Oğuz Abinin getirdiği tatlı kurabiyeler ve kimin getirdiğini bilmediğim elmalı, muzlu tart-kek soframızı tatlandırdı. Bir güzel yedik, demli sıcak çaylarımızı da için ısındık; herkes kendi arasında ilgilendiği konular üzerine sohbet etti.

    Aramıza yeni katılan ise bisikletin teknik yönüne eğilmiş TREK 7.5 kullanıcısı “seyyar talebe” Burak’ı KRON XC 2000 Yunus ve Salcano NG 255 SD Ahmet ile aramıza alıp şu bisiklet iyi, şu donanım kullanılmalı, onu salla buna gel, yemişim bunu… Özgür Yazılım, Debian, komut ver… o bisikletin ağırlığı faşla, maşayı değiştirmek gerek, ona ne gerek var bunu al… konuştuk da konuştuk, bir de baktık ki ne görelim millet ayaklanmış, Galatasaray basketbol takımı Olimpiyakos’u tek sayı ile yenmiş bizlere de yola koyulmak kalmış.

    Dönüş yolunda evleri Kartal’ın gerisinde kalanlardan ayrıldık ve Kartal’dan Üsküdar’a dek uzanan şeritte evlerimize dağılmak için yola koyulduk. Ancak gelirken arkamızdan kovalayan rüzgar bu kez bize geçit vermemek için söz vermiş gibiydi ve bunu başardı da: PAB çok zor durumda!

    Kordonboyu sahilinde konuşlu Cevizli Askeri kampına dek grup ikişerli üçerli öbekler halinde ilerlerken amansız rüzgar hızımızı 8 Km/S’ye dek düşürünce mecburen sahil yolunun dışına geçmek zorunda kaldık ancak bu kez daha da sert rüzgarla karşılaşınca ilk ışıklardan karşıya geçip kendimizi Cevizli Askeri Kampı tarafına attık. Ama ne görsek iyidir: saatte 50 Km/s ile esen ve şiddetini daha da arttıran rüzgar! O esnada 30 vitesmiş, 27 vitesmiş fark etmeksizin hepimiz ön dişli birde arka dişli birde ilerlemeye çalışıyorduk: hızımız 4 Km/s ve grup asfalt yolda tek sıra halinde!

    Maltepe Üniversitesi Orhangazi Kampüsü ile Cevizli Askeri Kampı arasında Tekel Caddesine dik çıkan ara sokaklara sapıp rüzgarın şiddetinden kaçma kurnazlığımız fark edilmiş olacak ki, şiddetli rüzgar düşük hızla ilerlediğimiz için dengemiz de zayıfladığından vurdukça bisikletlerimizi salladı… Lodosa tutulmuş kayıklar gibiydik…

    Ara sokaktan demiryoluna paralel bir şekilde Tekel Caddesinden tek sıra halinde en fazla 8 Km/s ile ilerlemeye çalışırken ne olur ne olmaz diyerek Atalar civarında durdum ve üzerime montumu geçirdim; grup ilerlerken yanımda “Şekilsiz ve Şemasiz” Corratec (X-Vert Motion) Cenk vardı ve iki dakikalık gecikme sonrasızda yola koyulduğumuzda grubun gözden kaybolduğunu gördük ve rüzgar da kimmiş dedik pedallara bastık: Tekel Caddesi boyunca hızımız 18 Km/s! Tek sıra halinde ilerlerken “Şekilsiz ve Şemasiz” Corratec (X-Vert Motion) Cenk ile Tekel Caddesinden Cevizli minibüs yoluna geçit veren alt geçitten grubun geçtiği düşüncesi geldi aklımıza, ama buna olanak vermeyip Tekel Caddesi sonundaki köprülü kavşağa doğru sürmeye devam ettik bisikletlerimizi. Biz sürerken rüzgar daha da şiddetlendi ve köprüyü orta karar tırmanıp Cevizçli Adliyesinin önüne dek kendimizi serbest salınımla bıraktık.

    “Şekilsiz ve Şemasiz” Corratec (X-Vert Motion) Cenk ile grup bizi geçti mi geçmedi mi, arkadalar mı değiller mi tartışmasına Sedona SD 711 Nilhan noktayı koydu: biz alt geçitten minibüs yoluna çıktık siz neredesiniz?” Konumumuzu belirttikten sonra dondurucu soğukta ve artık kar serpiştirmeye başlayan rüzgar eşliğinde buna karşın yine de iyi performans yaptık diyerek Cenk’le grubu beklemeye başladık. Kar, havada kiristaller halinde bize doğru geliyordu…

    4 dakikalık bir beklemeden sonra tam teşkilatlı ekip otosu görünümlü KRON CT 1000 Engin Doğan’ın gece lambasının ışığını görünce grubun da geldiğini anlamış olduk. Grup ile bütünleştikten sonra minibüs caddesi üzerinde düzeni bozmadan ve kendimizi de tehlikeye atmadan tek sıra halinde düşük hızda rüzgardan korunarak ilerlemeye başladık: hızımız 11 Km/s

    Maltepe Koruma köprüsüne geldiğimizde gruptan ayrıldım ve çilekeş yokuş tırmanışımı başlattım: önce Orhangazi Caddesi, Gülsuyu’na giriş ve Fevzi Çakmak caddesi hafif rampa tırmanışı, ardından da Sevtap Caddesi tırmanışı ve evim evim güzel evim! Sedona SD 711 Nilhan’ın “bu yokuşu tırmanıp tepeye mi çıkacaksın” sorusuna cevabın her zaman için “evet.”

    Orhangazi Caddesi yokuşu çift taraflı trafiğe açık olan bir cadde ve o bir haftadır alt yapı, atık su çalışmaları yüzünden kazılmış, deşilmiş halde, yolun yarısı iş makineleriyle kapanmış ve üstelik altyapı malzemeleri de her yerde. Haliyle tırmanış bir hayli tehlikeli ve zor oldu; ara sokaklar zaten tekinsiz ve köpeklerle dolu olduğundan mecburen kaldırımdan sürmek zorunda kaldım.

    Gülsuyuna girdiğimde ise beni kar yağmış olması ve yolların da buzlanması hiç şaşırtmadı…

    İstatistikler:

    Gülsuyu-Maltepe-Kartal-Gülsuyu arası toplam mesafe: 24.46 Km
    Ortalama hız: 15.9 Km/s
    En yüksek hız: 35.7 Km/s (rüzgarı arkamıza alıp da sahipde ilerlediğimiz an)
    En düşük hız: 4 Km/s (maltepe İDO’dan Küçükyalıya dek tam 6 dakika boyunca!)
    Pedalın aktif olduğu tur zamanı: 1 saat 31 dakika
    Hava sıcaklığı: Kar yağdı zten sonunda ve baştan sona rüzgarlıydı, bir de sıcaklık mı yazalım? -5 derece

    Soğuğa meydan okuyan ve karı karşılayan katılımcılar:

    Bianchi AFX 2.0 Mahsus Mahal
    KRON XC 2000 Necati Yunus
    Salcano NG 255 SD Ahmet
    Merida Matts TFS 100 D Ayşe
    Sedona SD771 V Nilhan Ceylan
    “Şekilsiz ve de şemalsiz” Corratec X-Vert Motion Cenk
    Sedona 311 Selahattin Oğuz
    Salcano NG 650 Den Moon
    Tiguan Taner
    KRON CT 1000 ve olay yeri aydınlatma ışığı ile Engin
    TREK 7.5 Burak
    Cembio Cihan

    Okuduğunuz için teşekkürler.

    İstanbul, 26-30 Ocak 2012
     
  2. burak çolak

    burak çolak Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2012
    Mesajlar:
    50
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    :) aydın ellerine sağlık. burada yeni dikkatimi çekiyor. çok keyifli geziydi. herkesi bekleriz gezilerimize.