Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Pedallıyorum Mardin Bisiklet Turu

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Cengiz Yargıç tarafından paylaşıldı.

  1. Cengiz Yargıç

    Cengiz Yargıç Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    586
    Beğeniler:
    1.043
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Pedallıyorum doğal güzellikleri, tarihi özellikleri ve kültürel zenginliği ile ön planda olan bölgeleri tespit ediyor bu bölgelerdeki bisiklet etaplarını belirleyerek sizler için tüm hazırlıkları gerçekleştiriyor.
    Videolar, Fotoğraflar, Haritalar, Dökümanlarla tüm etapları önceden sunmanın yanında rehberlik, mola ve konaklama yerlerinde gerekli tüm aşamaları bölgelerdeki Pedallıyorum temsilcilerimizle birlikte bisikletli dostlarımıza sunuyoruz.
    Bisikletle Diyarbakır’a ister tek ister grup halinde tur yapmak isteyenler her dönem Pedallıyorum ile irtibat kurabilirler.

    MARDİN TURU
    Mardin Turumuza Diyarbakır dan başladık. 2012 Mart ayında bu turu gerçekleştirmemize rağmen hava şartları bizi hiç etkilemedi. Aşşağıkonak mevkiine geldiğimizde tipi şeklinde kar yağışına tutulduk ve tekerimizin patlaması işin cabasıydı. Mardin e vardığımızda ise güneş açmıştı ve bahar havası yaşanıyordu. Şunu anladık ki; Bu bölgede her dönem bisiklet turu yapmak mümkün.

    [video=youtube_share;vTtqrxerEpk]http://youtu.be/vTtqrxerEpk[/video]

    Mardin'e vardığımızda bizi Murat KÖKMEN arkadaşımız karşıladı. Birlikte Mardin gezi rotasını ayarlamak için çalışmalara başladık. Bölgeyi çok iyi bilen ve bize çok yardımcı olan Mardin Sinema Derneği Başkanı Mehmet Hadi Baran bize bisikletle gezebileceğimiz en ideal rotayı belirledi.

    [video=youtube_share;SeD16IzEQCM]http://youtu.be/SeD16IzEQCM[/video]

    DEYRULZAFARAN MANASTIRI
    İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşa edilen Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem mimarisi yanında Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biridir. 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgah yeriydi.
    Manastır, Mardin’in 4 kilometre doğusunda, şirin bir dağ yamacın da, Mardin Ovasına hakim bir noktadadır. Üç kattan oluşan Manastır 5. yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18. yüzyılda kavuşmuştur. Farklı zamanlarda yapılan eklentilere rağmen Manastır’ın adeta tek bir zamanda inşa edildiği havasını vermesi, bu eklenti binaları yapan mimarların ne kadar maharetli olduklarını gösteriyor.
    Manastır, Milattan önce Güneş Tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edildi. Romalılar bölgeden çekilince Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirdi.
    Bu nedenle Manastır, önceleri Mor Şleymun Manastırı olarak bilini- yordu. Mardin ve Kefertüth Metropoliti Aziz Hananyo’nun 793 yılından başlayarak büyük bir tadilat yapmasından sonra Ma-nastır onun adıyla, Mor Hananyo Manastırı olarak bilindi. 15. yüzyıldan sonra da Manastır’ın etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisinden dolayı Manastır, Dey- rulzafaran (Safran Manastırı) adı ile anılmaya başlandı.
    Kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışları ile insanın ilgisini çeken Deyrulzafaran Manastırı, uzun tarihi boyunca Süryani Kilisesi’nin dini eğitim merkezlerinden biriydi. Bölgeye ilk matbaayı getiren kişi de yine bu Manastır’da patriklik yapan ve 1895’te vefat eden 4. Petrus’tur. 1874 yılında İngiltere’ye yaptığı bir ziyaret sırasında satın aldığı matbaayı 1876 yılında Manastır’a getirtti. Matbaada 1969 yılına kadar başta Süryanice olmak üzere Arapça, Osmanlıca ve Türkçe kitaplar ile 1953’e kadar Öz Hikmet adında aylık bir dergi basılıyordu. Matbaadan geriye kalan parçaların bir kısmı Manastır’da diğer bir kısmı da Mardin’deki Kırklar Kilisesi’nde sergilenmektedir
    Manastır bugün de Süryani Kilisesi’nin önemli dini merkezlerinden biridir. Mardin Metropoliti’nin ikametgahı olan Deyrulzafaran Manastırı, dünyanın dört bir yanına dağılmış Süryaniler tarafından dua ve bereket almak için ziyaret edilir. Yine binlerce yerli ve yabancı turist, kısa veya uzun bir yol kat ederek Manastır’ı ziyaret etmektedirler.

    [video=youtube_share;2Z0jN3VvmUE]http://youtu.be/2Z0jN3VvmUE[/video]

    Deyrulzafaran Manastırı Rehberi Alex bisiklet turumuzun rotasında görmemiz gereken yerler hakkında bilgi verdi.

    [video=youtube_share;yVFRfMFdFzY]http://youtu.be/yVFRfMFdFzY[/video]

    Mardin coğrafi yapısına ilk bakıldığında burada bisiklet turu çok zor olur gibi görünsede aslında Mardin de gezebileceğiniz en ideal araç bisiklettir.
    Dar ve tarihi sokaklar içinde dolaşmadıkça Mardin'i tanımış olmazsınız.
    Her ne kadar Mardin içinde bisiklet kullananların sayısı az olsada burada herkes bisiklet dostu.
    Özellikle Mardin Reyhani Kasrı bisiklet dostu olarak Mardin'e bisikletle gelenler için özel indirimler yapıyor.

    [video=youtube_share;ZMp7I7FxmPQ]http://youtu.be/ZMp7I7FxmPQ[/video]
     
    Nedret Günaydın bunu beğendi.
  2. Cengiz Yargıç

    Cengiz Yargıç Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    586
    Beğeniler:
    1.043
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Pedallıyorum turlarında illerin tarihi ve coğrafi özelliklerini yazıyoruz ama Mardin için farklı bir anlatım seçtik. Çünkü Mardin şiir gibi bir şehir...

    [​IMG]

    TAŞIN VE İNANCIN ŞİİRİ MARDİN
    O kadın niye durur Mar Şabil kiisesi önünde
    Mar Şabil'in Midyat içinde durduğu gibi...

    [​IMG]

    Şair, sen niye durursun, zaman niye durur
    Kalbin yarası, ki candandır bir de hicrandan
    Eser hüzün rüzgarı, ne can kalır ne hicran
    Mardinim Ben...
    Taşın ve İnancın Şiiri

    [​IMG]

    Sokaklarımın labirentlerinde
    Günün ve gecenin kanaviçesi
    Kiminde ezan sesleriyle dokunur
    Kimi zaman çan...

    [​IMG]

    O tünellerin, o sokakların taşları...
    O taşların özel bir dili vardır : O dil
    Süryani kiliselerinin çan seslerindedir,
    Camilerin minarelerinde,
    Tavus kuşunu, daireyi kutsayan
    Yezidilerin inancında...

    [​IMG]

    O dili konuşan ve anlayanım ben
    Mardinim ben...
    Taşın ve İnancın Şiiri

    [​IMG]

    Yüzümün bir yanı Deyrulzafaran'dır
    Bir yanı Ulu Cami
    Ayaklarımın altında uzanır
    Mezopotamya.

    [​IMG]

    Doğu'nun ve Batı'nın kervanları
    Benim beşiğimde açarlar ipeğin ve
    Hayatın, baharatın ve ölümün,
    Ketenin ve tütünün sırrının kundağını...

    Ben, bedenini kaleler üzere inşa etmiş
    Mardin kenti...

    Ben taşın ve inancın şiiriyim...
    Ben Mardinim çünkü...


    [​IMG]


    Mardin'de Gece
    Gördüğüm tek güzellik
    Bana umut veren,huzur veren
    Sabrediyorum,sabretmek zorundayım
    Bitecek elbet,bitmek zorunda
    Geleceğim,döneceğim bekleyin
    Bu ayrılık bitmek zorunda
    Ağlamayacağım,yılmayacağım
    Dayanacağım
    Sevginle, hayalinle
    Geçecek elbet, geçmek zorunda
    Ve O gün geldiğinde bitti diyeceğim
    Bitti sonunda...!

    [​IMG]

    ZAMANIN BEŞİĞİ MARDİN
    Zamanı ezelden almış koynuna
    Sallar durur sonsuz uykusuna

    Her renk safran, ikindi vakti
    Ezan, çan, hazan söyler ninni

    Süryani, Mervani sürmüş ilk hükmü
    Süslemiş her yeri Artuk'lu mührü

    Önünden geçen nice kavmi üzmüş
    Anlı, şanlı krallar boyun bükmüş

    [​IMG]

    Dicle Zaza’ca sokulur kıyısına
    Hasrettir çağlarca Kral Kızına

    Biri yerin altında, biri yüzeyde
    Rüzgârın dilinde birer söylence

    Onların ahından sevdalar yanık
    Kavuşmayanlara çaresizlik tanık

    Kale gururlu, suskun hep ağlasa da
    Zamanı ezelden beri sallar koynunda

    [​IMG]

    Kurmanci, Daşi, Sorani ovayı işler
    Toprak kokulu, güneş yanığı yüzler

    Yaşatır dört mevsimlik şenliği
    Ezan, çan, hazan söyler birliği

    [​IMG]

    Mardin - Kültürler Kavşağı

    Kusursuz bir işçilik.
    Aşkla, sevgiyle yontulup perdahlanmış,
    Belki de, acıyla yoğrulmuş,
    Emek ile, ter ile şekillenmiş,
    Büyük taş bloklar,
    İşlemeli kapılar...
    Yüzyılların sararttığı,
    Taş konaklarla süslü,
    Her taşın tanıklığında,
    Her evin ayrı bir hikayesi,
    Ayrı bir gizemi ve sırrı olan,
    Her taşı tarih kokan bir şehir,
    Bir taş yapı simgesi...
    Doğaya, taşa, toprağa ve güneşe saygılı,
    İklime ve insana dost,
    'Marduk' kuralları geçerli burada...

    [​IMG]

    Yazılı olmayan,
    Ama, Babil'den beri geçerli olan yaşam kuralları;
    Kimse,
    Kimsenin güneşini, havasını kesmez,
    Kimse,
    Kimsenin suyunu kirletmez...
    Zamana karşı bir direnişe tanık olursunuz,
    Zamanın durduğu bu kentte.
    Öykülerle bezeli bu kent...Mardin...

    [​IMG]

    Mezopotamya'da,
    Bir dağ yamacında kurulmuş,
    Kervan ve savaş yolları olmuş bin yıllarca.
    Timur, Kustus, İskender ve diğerlerinin,
    Hep ağzını sulandırmış...
    İçinde,
    Çeşitli dinlerin ve dillerin,
    Kapı komşu yaşadığı;
    Müslümanlar, Kameriler ve Museviler,
    Süryani, Ermeni, Keldani ve Yezidiler,
    Kürtler, Araplar, Çeçenler ve diğerleri
    Bir dinsel ve dilsel mozaik...
    Hiçbir din ve dil baskın olmamış diğerine,
    Yaşam damarını kesmemiş, gücü elinde bulundurduğunda...

    [​IMG]

    Sevgi, saygı ve hoşgörü bir gelenek buralarda,
    Nusaybin'de Zeynel Abidin Camii,
    Süryani bir usta ve oğulları tarafından inşa edilmiş...
    Deyru'z- Zafaran Manastırı'nın alt katında;
    Tavanı, 'Kilit Taşı' ile ayakta duran,
    Harçsız, dev taş bloklarla örülmüş Zerdüşti ateş ve güneş tapınağı,
    Rahatsız etmemiş bugünkü sahiplerini.
    Ve korumuşlar gözbebekleri gibi,
    Bu güne taşımışlar hiç gocunmadan,
    Binlerce yıllık bir kültür abidesini.
    Büyüleyici ve muhteşem bir insanlık mirası... Bu şehir Mardin...

    [​IMG]

    Sapsarı,
    Safran sarısı bir gün ışığında,
    Mor lacivert akşamlarda,
    Üzerine kurulduğu dağa yaslanıp,
    Mezopotamya ovasını seyre dalar.
    Yüzyılların yorgunluğunu;
    Aşağıda dalgalanan yeşil denize,
    Üzerinde yaşayan insanlara,
    Taşa toprağa ve tüm canlılara
    Sevgiyle, coşkuyla bakarak atmaya çalışır,
    Kentin yaşlıları gibi...

    [​IMG]

    Yaşlılar;
    Çarşıda,
    Kapı önlerinde,
    Kaldırımlara konulan,
    Alçak iskemlelerde oturur çoğu zaman.
    Bir yandan serinlenirken gölgede,
    Bir yandan da,
    Tespih çekilir, tütün sarılır,
    Geçmiş yad edilir,
    Doyulmamış yaşama,

    [​IMG]

    Ve,
    Yaşanmamış anlara derinden bir ahhh çekilir...
    Biraz sonra,
    Sıcak bir yağmur yağar,
    Ve yıkamaya başlar,
    Kentin,
    Dar ve biçimsiz sokaklarını,
    Yaşanmamış anlarla beraber...

    [​IMG]

    Dantel gibi işlenmiş evler;
    Çoğunun girişinde geniş merdivenler,
    Heybetli sütunlarla desteklenmiş sahanlıklar,
    İçerden açmak için,
    Bahçe kapısı mandalına bağlı uzunca ipler,
    Güneşi boylu boyunca alan,
    Dar ve uzun odalar,
    Seyrine doyum olmayan cumbalar,
    Yol veren abbaralar...
    Buralarda ne sevdalar,
    Ne acılar,
    Ne sevinçler yaşandı kim bilir..

    [​IMG]

    Güneş;
    Bütün ihtişamı ve tüm çıplaklığıyla,
    En güzel renklerini buraya taşır,
    Sarı, tüm tonlarıyla,
    Bir renk akustiği oluşturur dağda, ovada.
    Renk sıtmasına tutulur, toprak ve su.
    Debelleşir tatlı bir heyecanla,
    Bu sancının ürünü,
    Muhteşem bir doğum olur,
    Güneşin altın renginde,
    Üzüm, zeytin, incir ve nar...

    [​IMG]

    Geleneklerin belirlediği haşin bir yaşam.
    Kahve içmekten,
    Konak ağırlamaya,
    Düğünden ölüme
    Yaşama yön veren ritüeller,
    Uyulması zorunlu katı kurallar...
    Bazen de güçsüze, yurtsuza,
    Uçsuz bucaksız bir sığınak olur.
    Zamansız zamanlarda,
    Şiirsel zamansızlık,
    Çağlar ötesi kültürlerin harmanladığı,
    Kültürler kavşağı...

    [​IMG]

    Dirlik, düzen ve gücün sembolü,
    Siyah kıl çadırlarda düğün ve taziyeler;
    Sohbet, barış ve dostlukta,
    Bazen de ölümde Acı kahve 'Mırra',
    Büyük bir huşu ve saygıyla,
    Sunulur misafire.
    Konukseverlik;
    Buralarda bir ibadet gibi,
    Bir ayine hazırlanır gibi,
    İkrama hazırlanılır,
    Kurallarıyla, adetleriyle...
    Öyle ki;
    Kestiği hayvanın başı ve organları bile,
    Büyük tepsilerdeki yemeğin üstüne konur,
    Misafire saygı ifadesi olarak...

    [​IMG]

    İp atlayan,
    İstop, körebe, saklambaç oynayan çocuklar,
    Karanfil kokan kırık leblebi...
    Hafif is kokan mis gibi yoğurt,
    Toprak gibi kokan toprak,
    Damlarda beslenen keklikler,
    Taklabaz güvercinler,
    Gökyüzünün yorgan olduğu,
    Yıldızların şarkı söylediği yaz akşamları,

    [​IMG]

    Gündüzleri,
    Van Gogh'un resimlerindeki mutluluk güneşi,
    Akrep ve Yelkovanın koşmaktan yorulduğu,
    Zamanın durduğu,
    Dokunulmamış zamanlar;
    Geçmişin ve geleceğin o an yaşandığı,
    Çocuksu, özgür ve insancıl zamanlar...

    [​IMG]

    Tek bir dilin sözcükleri değildir,
    Burada konuşulanlar.
    Birkaç ayrı dil konuşulur şehrin sokaklarında,
    Ama herkes her sözcüğü anlar,
    Kendisine lazım olacak kadar...
    Bir yanda;
    Camilerde okunan ezan,
    Bir yanda;
    Aziz Petrus'tan bu yana,
    Zangoçun çaldığı çan,
    Diğer tarafta;
    Doğan güneşe saf tutan insanlar...
    Bu kadar baştan çıkarıcı,
    Sürükleyici,
    Davetkar,
    İnsanı başka alemlere götüren,
    Şaşırtan,
    Ağlatan,
    Güldüren bir mekan,
    Yeryüzünün hiçbir yerinde yoktur...

    [​IMG]

    Mardin - Kültürler Kavşağı
    Kusursuz bir işçilik.
    Aşkla, sevgiyle yontulup perdahlanmış,
    Belki de, acıyla yoğrulmuş,
    Emek ile, ter ile şekillenmiş,
    Büyük taş bloklar,
    İşlemeli kapılar...
    Yüzyılların sararttığı,
    Taş konaklarla süslü,
    Her taşın tanıklığında,
    Her evin ayrı bir hikayesi,
    Ayrı bir gizemi ve sırrı olan,
    Her taşı tarih kokan bir şehir,
    Bir taş yapı simgesi...
    Doğaya, taşa, toprağa ve güneşe saygılı,
    İklime ve insana dost,
    'Marduk' kuralları geçerli burada...

    [​IMG]

    Yazılı olmayan,
    Ama, Babil'den beri geçerli olan yaşam kuralları;
    Kimse,
    Kimsenin güneşini, havasını kesmez,
    Kimse,
    Kimsenin suyunu kirletmez...
    Zamana karşı bir direnişe tanık olursunuz,
    Zamanın durduğu bu kentte.
    Öykülerle bezeli bu kent...Mardin...

    [​IMG]

    Mezopotamya'da,
    Bir dağ yamacında kurulmuş,
    Kervan ve savaş yolları olmuş bin yıllarca.
    Timur, Kustus, İskender ve diğerlerinin,
    Hep ağzını sulandırmış...
    İçinde,
    Çeşitli dinlerin ve dillerin,
    Kapı komşu yaşadığı;
    Müslümanlar, Kameriler ve Museviler,
    Süryani, Ermeni, Keldani ve Yezidiler,
    Kürtler, Araplar, Çeçenler ve diğerleri
    Bir dinsel ve dilsel mozaik...

    [​IMG]

    Hiçbir din ve dil baskın olmamış diğerine,
    Yaşam damarını kesmemiş, gücü elinde bulundurduğunda...
    Sevgi, saygı ve hoşgörü bir gelenek buralarda,
    Nusaybin'de Zeynel Abidin Camii,
    Süryani bir usta ve oğulları tarafından inşa edilmiş...
    Deyru'z- Zafaran Manastırı'nın alt katında;
    Tavanı, 'Kilit Taşı' ile ayakta duran,
    Harçsız, dev taş bloklarla örülmüş Zerdüşti ateş ve güneş tapınağı,
    Rahatsız etmemiş bugünkü sahiplerini.
    Ve korumuşlar gözbebekleri gibi,
    Bu güne taşımışlar hiç gocunmadan,
    Binlerce yıllık bir kültür abidesini.
    Büyüleyici ve muhteşem bir insanlık mirası... Bu şehir Mardin...

    [​IMG]

    Sapsarı,
    Safran sarısı bir gün ışığında,
    Mor lacivert akşamlarda,
    Üzerine kurulduğu dağa yaslanıp,
    Mezopotamya ovasını seyre dalar.
    Yüzyılların yorgunluğunu;
    Aşağıda dalgalanan yeşil denize,
    Üzerinde yaşayan insanlara,
    Taşa toprağa ve tüm canlılara
    Sevgiyle, coşkuyla bakarak atmaya çalışır,
    Kentin yaşlıları gibi...

    [​IMG]

    Yaşlılar;
    Çarşıda,
    Kapı önlerinde,
    Kaldırımlara konulan,
    Alçak iskemlelerde oturur çoğu zaman.
    Bir yandan serinlenirken gölgede,
    Bir yandan da,
    Tespih çekilir, tütün sarılır,
    Geçmiş yad edilir,
    Doyulmamış yaşama,

    [​IMG]

    Ve,
    Yaşanmamış anlara derinden bir ahhh çekilir...
    Biraz sonra,
    Sıcak bir yağmur yağar,
    Ve yıkamaya başlar,
    Kentin,
    Dar ve biçimsiz sokaklarını,
    Yaşanmamış anlarla beraber...

    [​IMG]

    Dantel gibi işlenmiş evler;
    Çoğunun girişinde geniş merdivenler,
    Heybetli sütunlarla desteklenmiş sahanlıklar,
    İçerden açmak için,
    Bahçe kapısı mandalına bağlı uzunca ipler,
    Güneşi boylu boyunca alan,
    Dar ve uzun odalar,
    Seyrine doyum olmayan cumbalar,
    Yol veren abbaralar...
    Buralarda ne sevdalar,
    Ne acılar,
    Ne sevinçler yaşandı kim bilir..

    [​IMG]

    Güneş;
    Bütün ihtişamı ve tüm çıplaklığıyla,
    En güzel renklerini buraya taşır,
    Sarı, tüm tonlarıyla,
    Bir renk akustiği oluşturur dağda, ovada.
    Renk sıtmasına tutulur, toprak ve su.
    Debelleşir tatlı bir heyecanla,
    Bu sancının ürünü,
    Muhteşem bir doğum olur,
    Güneşin altın renginde,
    Üzüm, zeytin, incir ve nar...

    [​IMG]

    Geleneklerin belirlediği haşin bir yaşam.
    Kahve içmekten,
    Konak ağırlamaya,
    Düğünden ölüme
    Yaşama yön veren ritüeller,
    Uyulması zorunlu katı kurallar...
    Bazen de güçsüze, yurtsuza,
    Uçsuz bucaksız bir sığınak olur.
    Zamansız zamanlarda,
    Şiirsel zamansızlık,
    Çağlar ötesi kültürlerin harmanladığı,
    Kültürler kavşağı...

    [​IMG]

    Dirlik, düzen ve gücün sembolü,
    Siyah kıl çadırlarda düğün ve taziyeler;
    Sohbet, barış ve dostlukta,
    Bazen de ölümde Acı kahve 'Mırra',
    Büyük bir huşu ve saygıyla,
    Sunulur misafire.
    Konukseverlik;
    Buralarda bir ibadet gibi,
    Bir ayine hazırlanır gibi,
    İkrama hazırlanılır,
    Kurallarıyla, adetleriyle...

    Öyle ki;
    Kestiği hayvanın başı ve organları bile,
    Büyük tepsilerdeki yemeğin üstüne konur,
    Misafire saygı ifadesi olarak...

    [​IMG]

    İp atlayan,
    İstop, körebe, saklambaç oynayan çocuklar,
    Karanfil kokan kırık leblebi...
    Hafif is kokan mis gibi yoğurt,
    Toprak gibi kokan toprak,
    Damlarda beslenen keklikler,
    Taklabaz güvercinler,
    Gökyüzünün yorgan olduğu,
    Yıldızların şarkı söylediği yaz akşamları,
    Gündüzleri,
    Van Gogh'un resimlerindeki mutluluk güneşi,
    Akrep ve Yelkovanın koşmaktan yorulduğu,
    Zamanın durduğu,
    Dokunulmamış zamanlar;
    Geçmişin ve geleceğin o an yaşandığı,
    Çocuksu, özgür ve insancıl zamanlar...

    Tek bir dilin sözcükleri değildir,
    Burada konuşulanlar.
    Birkaç ayrı dil konuşulur şehrin sokaklarında,
    Ama herkes her sözcüğü anlar,
    Kendisine lazım olacak kadar...

    [​IMG]

    Bir yanda;
    Camilerde okunan ezan,
    Bir yanda;
    Aziz Petrus'tan bu yana,
    Zangoçun çaldığı çan,
    Diğer tarafta;
    Doğan güneşe saf tutan insanlar...
    Bu kadar baştan çıkarıcı,
    Sürükleyici,
    Davetkar,
    İnsanı başka alemlere götüren,
    Şaşırtan,
    Ağlatan,
    Güldüren bir mekan,
    Yeryüzünün hiçbir yerinde yoktur...

    [​IMG]

    Tarihi Mardin
    kalesinden bakınca kuş bakışı manzarası
    deniz gibi görünür o yemyeşil ovası
    uzaktan görüntüsü sanki kartal yuvası
    nakışlı minareler,medreseler cabası

    deyrulzafaran,dara,ulucami ve kırklar
    her birisi ap ayrı bir tarih anlatırlar
    camiler,hanlar,kilise ve hamamlar
    başka yerde bulunmaz bin yüzyıllık çarşılar

    [​IMG]

    ihtişamdan geçilmez cihangir kasımiye
    her hanıyla gizemli yedi asırlık zinciriye
    avrupa ilan etmiş uygarlık baş kenti diye
    bu haysiyet ve onur yakışır mardin'liye

    her ırktan her mezhepten her dilden ve her dinden
    yaşarlar bir arada kürt,arap,türk demeden
    modern avrupa bile ibret alıyor bizden
    gel sende gör şahit ol yolun geçse mardin'den
     
    MuhammedErkan bunu beğendi.
  3. MuhammedErkan

    MuhammedErkan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    895
    Beğeniler:
    436
    Şehir:
    Sivas
    Seviye:
    Bir şehir ancak bu kadar güzel anlatılır.
     
    Cengiz Yargıç bunu beğendi.