Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Pedallıyorum Hasankeyf Turu

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Cengiz Yargıç tarafından paylaşıldı.

  1. Cengiz Yargıç

    Cengiz Yargıç Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    586
    Beğeniler:
    1.043
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Pedallıyorum olarak başlattığımız Sosyal içerikli, Tarihi ve Coğrafi bölge turlarımızda bizim için çok önemli bir bölge vardı; HASANKEYF
    Hasankeyf hem tarihsel geçmişi hem doğal güzellikleri içinde olmasıyla ama daha önemlisi buranın baraj suları altında kalması tehdidi yönünden bizim için büyük önem kazanıyordu.
    Hasankeyf e biran önce varmak için pedallarımıza daha bir azimle bastık...



    Hasankeyf i bilenler görenler buranın ne denli kıymetli olduğunun farkındadırlar. Ama eğer daha Hasankeyf i görmemişseniz bence sizde acele edin...



    Hasankeyf te bizi Fırat Akgün arkadaşımız karşıladı.



     
    Oğuz. bunu beğendi.
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 4 Ocak 2015
  2. Cengiz Yargıç

    Cengiz Yargıç Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    586
    Beğeniler:
    1.043
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Hasankeyf e yapılacak barajın 50 yıllık ömrü olmasına ve sağlayacağı elektrik enerjisine bu bölgenin ihtiyacı olmamasına rağmen (ki güneş ve rüzgar enerjisi gibi birçok alternatif varken) bu tarih ve doğa katliamına cevap bulmakta zorlanıyoruz.
    Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Hasankeyf te bu konu hakkında özel röportaj yaptık.



    Hasankeyf, üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı ile sular altında kalma ve tüm kültürel hazinesini yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yerleşim merkezlerinin ve 10.000 yılı aşkın tarihi bulunan kültürel varlıklarından yanında bilirkişilerce hazırlanan raporda Ilısu Barajı'nın barındırdığı çevresel tehlikeler şöyle sıralanmıştır:

    Soyu tükenen hayvanları besin ve habitatlarının yok edilmesi
    Kitlesel balık ölümleri
    Çökelme ve ötrofikasyon
    Su kalitesinde ciddi düşüş
    Sıtma gibi su kaynaklı hastalıklarda artış
    Su kaynaklı çatışmalarda artış (özellikle Türkiye ile komşu devletler arasında)



    Hasankeyf, Batman'a bağlı olan, iki yakasını Dicle Nehrinin ayırdığı tarihi bir ilçedir. 1975 yılı nüfus sayımlarına göre nüfusu 13.823 olan Hasankeyf, verdiği sürekli göçler nedeniyle 2000 yılında nüfusu 7493'e düşmüştür. Eski şehrinin tarihi, 10.000 yıl öncesine kadar gitmektedir. 1981'de doğal koruma alanı ilan edilmiştir.

    Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticari ve ekonomik olarak da gelişti.

    Hasankeyf'i Artuklular'dan alan (1232) Eyyubiler, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilasi ve harabiyeti ile karşılaştı. Birçok yerleşim yeri gibi burası da altüst oldu.

    Eyyubiler, Moğol şokunu atlattıktan sonra 14. yüzyıl başlarından itibaren Hasankeyf'i yeniden imar etmeye başladı. Özellikle bugün Hasankeyf'te bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler'in, Sultan Süleyman zamanında bu imar faaliyeti zirveye ulaştı. Hasankeyf, bu yıllarda tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşadı.

    Nihayet Osmanlılar'ın gücüne karşı direnemeyen, Safeviler'in baskıları ve iç hesaplaşmalarla iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında burayı Osmanlılar'a bıraktı.



    Hasankeyf’teki 5000’inden fazla mağara, çevresindeki 200’ün üzerinde henüz altında ne olduğu dahi bilinmeyen höyük, Hasankeyf’te henüz 13. yüzyıldan öncesine ait kazı çalışması yapılmadığı için altında binler yıl öncesinden kalan ve ne olduğu bilinmeyen tarih bir şafak vakti kenti yutarcasına sular altında kalacak! Hem de çok yakında…



    Bilinir ki; Dicle Nehri, Elazığ yakınlarındaki Hazar Gölü'nden çıkar. Ancak esas kaynağını, Diyarbakır’a bağlı Dicle ilçesi yakınlarında bulunan bir mağaradan çıkan ve debisi oldukça yüksek bir su kaynağından alır. Dicle’nin Nehir haline geldiği bu mağaranın ağzından itibaren Basra Körfezine kadar olan akış güzergahı, inanışa göre Danyal Peygamber tarafından çizilmiştir. Rivayete göre, tanrı Danyal Peygambere gönderir, “Elindeki asa ile suyun çıktığı mağaranın ağzından itibaren başlayarak bir çizgi çiz, su arkandan gelir. Ancak, yetimlerin, dul kadınların, fakirlerin, yoksulların ve vakıfların malına ve mülküne yetiştiğin zaman, güzergahını değiştir ki su bunlara zarar vermesin.” Danyal Peygamber, bu tanrı buyruğuna riayet ederek, Dicle Nehri’nin güzergahını çıktığı noktadan itibaren, asası ile Basra Körfezi'ne kadar çizer. Suyun akışı bazı yerlerde yukarda belirtilen özelliklere sahip mal ve mülklere isabet ettiği zaman, Danyal Peygamber buyruğa uygun olarak suyun yönünü çorak ve verimsiz bir alandan geçecek şekilde değiştirir. Bu nedenle Dicle Nehrinin, çıktığı yerden itibaren Basra Körfezi'ne kadar olan akış güzergahının birçok yerinde zikzaklar ve menderesler vardır. Bu nehir üzerindeki kıvrımların çok oluşu ve hiç kimseye zarar vermeyecek şekildeki akışında bir Peygamber elinin bulunması inancı hakimdir. Bu nedenle Dicle Nehri, her zaman ve her devirde kutsal bir nehir olarak değerlendirilmiştir.

    İşte Dicle Nehrinin en gösterişli kanyon görüntüsünün olduğu vadi Hasankeyf’e denk düşer..



    Hasankeyf Kalesinin eski çağlardan beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı mağara yapılardan anlaşılmaktadır. Ancak kale olarak kullanılmaya başlanması daha çok Bizanslılar dönemine denk düşer. Yekpare taştan olması nedeniyle çok korunaklı olması, üzerinde birkaç tarihi eserin olması, gizli yollarla nehre inilmesi ve kaleye çıkan yol üzerindeki zarif, muhteşem taş kapısıyla dikkatleri çekmektedir. Kaleye doğudan merdivenli bir yolla ulaşılır. Bu yol, hemen başında bulunan oyma taşlardan yapılmış kitabeden anlaşıldığı kadarıyla Eyyübilere aittir.

    Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray yer alır. Kalenin dikkate değer özelliklerinden biri de, gerek Artuklular gerekse Eyyübiler döneminde buraya su çıkarılmış olmasıdır. Asırlarca kale bu su ile hayat bulmuş. Bu suyun kesildiği olağanüstü zamanlarda kalenin kuzeyinde yer alan merdivenli yollarla nehirden su alınmış. Kalenin sarp ve mukavim olması nedeniyle silah zoru ile ele geçirildiği hiçbir kayıtta yazılmıyor.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 4 Ocak 2015
  3. Cengiz Yargıç

    Cengiz Yargıç Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    586
    Beğeniler:
    1.043
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Dicle nehrinin doğusunda köprü ayağına yakın bir mevkide El Rızk Camii yer alır. Portal girişindeki kitabeden eserin, 1409 yılında Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bugün camiden sadece minare sağlam kalmış. Kısmen yıkılmış portal giriş kapısında yer alan kitabenin altında bitkisel süsler arasında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılmış. Camiin önemli özelliklerinden biri de cami minaresinin çift yollu olmasıdır. Çift yolla ilgili bir de efsanesi vardır.

    Bir başka camii Sultan Süleyman camiidir. Minare şerefeden itibaren bilinmeyen bir tarihte yıkılmış. Minare, kuşaklara ayrılmış, kuşaklar farklı bitkisel süslerle bezenmiştir.

    Sultan Süleyman Camii doğusunda yer alan bir diğer camii Koç Camiidir. Genel özelliklerinden, alçı süslemelerinden Eyyübiler’e ait olduğu sanılmaktadır. Yer yer sökülmesine rağmen Hasankeyf’te en canlı alçı süslemelere sahip bir eserdir. Kitabesi olmadığından kesin olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

    Suyun karşı tarafında Zeynel Bey Türbesi vardır. Kısa bir süre Hasankeyf’te hakim olan Akkoyunlular’a ait tek eserdir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır.



    Kaledeki Ulu Cami Eyyubiler’in Hasankeyf’teki ilk eseridir. 1325 yılında Süryanilerden kalma bir kilise kalıntısı üzerine inşa edilmiştir. Yapı gibi minaresi de genellikle moloz taşlardan yapılmıştır. Minarenin kuzeyinde bulunan alçı süsleme ve kitabe dikkate değer. Cami minberinden günümüze ulaşan ahşap kitabe, yazısı ve oyma süsleri ile günümüze ulaşan nadir parçalarlardan biridir.

    Kalenin kuzey-doğu ucunda yer alan Küçük Saray, aşağıdan itibaren yontulmuş kaya kütlesi üzerinde inşa edilmiştir. Eyyubilerin Hasankeyf’teki ilk eserlerinden biridir. Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması, bu kabartmaların ortasında kufi levhalar yer almaktadır. Sarayın kuzey ve batı cephelerinde alçı süslemelerin izlerini bugün de görmek mümkündür.

    Kalenin kuzeyinde Ulu Camiinin altında Büyük Saray yer alır. Büyük ölçüde yıkılmış ve göçükler altında kalmıştır. Yapının en önemli özelliği, binadan bağımsız, giriş kapısının karşısında dikdörtgen bir kulenin yükseliyor olmasıdır. Burası kesme taşlardan örülmüş, köprüden olduğu gibi taşlar madeni kramplarla birbirine kenetlenmiştir. Burasının gözetleme kulesi veya yıldırımlık görevi gördüğü tahmin edilmektedir.*

    İşte bütün bu anlatılanlar sadece değil, Hasankeyf’teki 5000’inden fazla mağara, çevresindeki 200’ün üzerinde henüz altında ne olduğu dahi bilinmeyen höyük, Hasankeyf’te henüz 13. yüzyıldan öncesine ait kazı çalışması yapılmadığı için altında binler yıl öncesinden kalan ve ne olduğu bilinmeyen tarih bir şafak vakti kenti yutarcasına sular altında kalacak! Hem de çok yakında…

    Bu yok oluşa sessiz mi kalacaksınız. Yoksa Hasankeyf’e sadakat mı göstereceksiniz.



    Hasankeyf sahip olduğu bu tarihi önemle bile kültür turizminin merkezi olabilecek nitelikte iken... bu turizm yapılacak baraj için harcanan bedellere ihtiyaç duymamasına rağmen... barajla elde edilecek gelirin kat katı turizmle elde edilebilirken... Çevreye doğaya bitki ve hayvanlara yapılacak katliamın yanında bölge halkının mağduriyeti telaffi edilemiyecek düzeyde iken... Neden bu ısrar!
    Neden bu tarihi yok etmeye sular altında bırakmaya çalışılıyor!
    Yoksa korktukları elektriksiz kalıp klimaları, Tv leri çalışmaması mı? Yoksa bu tarihin gerçekliğinden mi korkuluyor?
    En basiti bisiklet turları ve bisiklet yarışları ile bu bölgenin tanıtımını yapabiliriz!
    Gölge etme başka ihsan istemem :boese157:



    Belki kelimeler anlatmak istedilerimizi ifade etmiyor.
    Belki bizi daha iyi anlarlar umuduyla Bakan Mehmet Şimşek i bisiklete bindirdik...

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 4 Ocak 2015