Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Pazartesi sendromundan nasıl kurtulunur?

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında vahapaydin tarafından paylaşıldı.

  1. vahapaydin

    vahapaydin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Haziran 2013
    Mesajlar:
    226
    Beğeniler:
    148
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    [​IMG]


    Sevgili okurlar, dostlar ve yaşayan güzel insanlar;

    Epeyce uzun zaman olmuştu sizlere hitap ederek bir şeyler kaleme almayalı. Malum; iş hayatının başlamış olması epeyce büyük bir kısmını alıp götürüyordu vaktimin... Bir de şehrin birbirine yasaklı köprüler ve martı boyalı vapurlarla bağlanan farklı yakalarında çalışınca yollar da vakit hırsızlığı yapıyordu...

    Haliyle ne bisiklete istediğim gibi vakit ayırabiliyordum ne de severek yaptığım diğer şeylere. Haliyle kaçınılmaz oluyordu pazartesi sendromu...

    Bir çözüm bulmak gerekti bu duruma...

    Öncelikle yer bilgisiyle başlayalım; İstanbul'un Bahçelievler ilçesinde yaşıyorum. Kadıköy ilçesinde de Eğitim Mahallesi'nde çalışmaktayım. Evim ve iş yerim arasındaki mesafe eğer Boğaziçi Köprüsü'nü kullanarak kıta değiştirir isem 33 km. Ayrıca her sabah saat 09:00'da işbaşı yapmam gerekiyor.

    Şimdi kullanabileceğim alternatif ulaşım yöntemlerine bakalım.

    Otomobil:

    [​IMG]

    Fabrika verilerine göre karma tüketim değerleri oldukça düşük olan bir otomobil kullanmaktayım. Karma tüketim değerleri 100 km'de 5,5 lt. olarak belirtiliyor broşüründe ancak oldukça sakin kullanıyor olmama rağmen aracım İstanbul trafiğinde 100 km'de 7,2 lt yakıt tüketmekte.

    Litre fiyatı (21.10.2014) itibarı ile 4,27 TL olan dizel yakıt ile bu yolun bana sadece yakıt maliyeti 3,07 TL. Aynı yolun dönüşünü de hesaba katacak olursak 6,14 TL'lik yakıt masrafı söz konusu oluyor.

    Ayrıca Boğaziçi Köprüsü'nden geçiş ücreti olan 4,25 TL'yi ve bizlere indirimli olarak uygulanan otopark ücreti olan 4,00 TL'yi de hesaba katacak olursak bu yolculuğun bana toplam maliyeti 14,39 TL oluyor. Tabi tüm bu değerler sadece evden işe, işten eve gittiğim zamanlar için geçerli.

    Ayrıca aracın kaskosu, sigortası, bakımı ve bilumum diğer hiç bir giderini hesaba katmıyorum.

    Zaman hususunda ise bir hayli sıkıntılı olmakta bu yöntem. 06:00'da evden çıkmam durumunda 30 dakika içerisinde işyerimde olur iken 06:30 ve sonrasında çıkmam halinde yolculuk minimum 60 dakika sürmekte. Tabi mümkün olduğunca iyimser değerler bunlar. Dönüşü hesaba katmadan etmemek lazım; o da en iyimser hali ile bir 80 dakika sürmekte. Bir günde 140 dakika...

    Metrobüs:

    [​IMG]

    Adı bile aklınızda ne fırtınalar estirdi değil mi? :)

    Eğer bana üçüncü dünya savaşı neden çıkacak diye sorsalar, sanırım metrobüste yer kapma meselesinden diye cevap veririm. Öyle bir toplu taşıma aracı bu.

    Gelelim ulaşım hususunda bana mal olduğu tutar ve zamana. Öncelikle evim metrobüs güzergahına pek de yakın sayılmıyor. Benim yürüyüşümle 25 dakikalık bir mesafede. Dolmuş ve otobüs kullanarak ulaşabilmekteyim ve bu araçlarla da bu yol en iyimser şartlarda 15 dakika sürüyor. Hele sabah trafiğinde kesinlikle daha fazla.

    Metrobüs'e ulaştıktan sonra binmek için de geçmesi gereken bir süreç söz konusu. 5 ila 15 dakika arasında değişmekte işin bu kısmı. Sonrasında ise yeni hat düzenlemesine göre İncirli - Söğütlüçeşme durakları arasında hiç aktarma yapmadan giden bir metrobüse binmiş isem 60-70 dakika kadar sonra Söğütlüçeşme durağında olmaktayım.

    İndikten sonra ise yol açıksa 10 dakika kadar süren bir dolmuş veya otobüs yolculuğum daha var. En iyimser şartlarda bu yolculuk 100 dakika sürmekte. Bir de akşam dönüş meselesi var, o da en aşağı bu kadar zaman almakta.

    1,75 TL dolmuşla metrobüse gidiş, 2,95 TL metrobüs ve 1,75 TL dolmuşla metrobüsten işyerine gidiş olmak üzere gidişte 6,45 TL harcıyorum ve dönüşte de bir bu kadar harcamaktayım. Metrobüsle işe gidişin bana günlük maliyeti ise 12,90 TL olmakta.

    Vapur:

    [​IMG]

    İçlerinde belki en huzurlu ulaşım aracı vapur ama ulaşması ayrı mesele.

    Asıl amacım vapurla karşıya geçmek olsa da vapura ulaşmak hep sorun olmuştur benim için.

    Minibüs veya Metro ile önce Tramvay istasyonuna ulaşmak gerekir. Sonrasında ise 50 dakika kadar süren bir yolculuk sonrasında Sirkeci durağında iner ve vapura binerim.

    30 dakika kadar da o sürmekte. Sonrasında ise bir 20 dakika işe ulaşma kısmı var. Dönüşle birlikte günlük toplam 200 dakikalık bir süreç.

    Maliyetine gelince; o da bir 10,00 TL kadar tutmakta.

    Deniz Otobüsü:

    [​IMG]

    İşte en hızlı ulaşım yöntemi. Önce Bakırköy'e 30 dakikalık bir dolmuş seyahati, 10 dakikalık bir yürüyüş, 15 dakikalık bir yolculuktan sonra Kadıköy ve 20 dakika sonra otobüsle işyeri. Dönüşle birlikte 150 dakika günlük yol. Bir gün içerisinde dolmuşa verilen 4,00 TL ve deniz otobüsüne verilen 14,00 TL ile toplam 18,00 TL ile en masraflı yolculuk biçimi.



    "Eee, bisikletle alakası ne şimdi tüm bunların?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

    Hadi bir de işin o kısmına değinelim :) Ama öncesinde şu manzarayı paylaşayım sizlerle, sonra devam edelim :)

    [​IMG]

    Eğer evden işte bisikletle en ekonomik şekilde gidecek olursam Sirkeci'ye ulaşmam ve buradan vapurla Kadıköy'e geçmem gerekiyor. Bunun için de E5 Karayolu'nu kullanabilir, Cevizlibağ'ı geçtikten sonra Aksaray ve Beyazıt üzerinden geçerek Sirkeci'ye ulaşabilirim. Bu yolun 13 km kadar bir mesafesi var ve 30 dakika kadar sürmekte.

    Bir diğer seçeneğim ise Bakırköy üzerinden geçerek Zeytinburnu'ndan bisiklet yolunu takip etmek ve sahil boyunca ilerleyerek Sirkeci'ye varmak. Bu yolun uzunluğu da 20 km tutmakta ve 45 dakika kadar sürmekte.

    Sonrasında ise 30 dakikalık bir vapur yolculuğunu 1,50 TL'ye yaparak Anadolu yakasına geçiyorum ve son olarak 4 km'lik bir bisiklet yolculuğunu 10 - 15 dakika içerisinde tamamlıyor ve iş yerime varıyorum. Minimum 75 dakika sürüyor gidiş kısmı. dönüşle birlikte 150 dakikalık bir yolculuk söz konusu ve 3,00 TL kadar bir maliyetle karşılaşıyorum.

    İş yerimde duş alma imkanım yok ancak müsait bir odada üzerimi değiştirme şansım var. Kırışmayan kumaşlardan yapılan kıyafetler, gömlek üzerine giyilen kazaklarla kırışıklıkları gizleme çabaları, işyerinde yer alan dolaba bırakılan kıyafetler ve bilimum diğer pratik çözümlerle bu kıyafet işine de çok seçenekli bir çözüm uydurdum.

    Bir de işe her gün bisikletle gitme meselesi var ki; ona da değinmeden olmaz.

    Evet; her gün işe bisikletle gitmem söz konusu olmayabiliyor. Özellikle de sağanak yağmur, kar ve aşırı soğukların hakim olduğu kış günlerinde. Ancak kış mevsiminde olabildiğince çok seferde bisiklet kullanmaya özen gösteriyorum.

    İlk bahar, yaz ve son baharda ise genellikle bisikleti kullanmaktayım ve iş yerime bu şekilde ulaşmaktayım. Muhafaza etme kısmına gelince; çalıştığım odada müsait bir köşeye koyuyorum.

    İşe bisikletle gitmekten söz ettik, bir de pazartesi sendromuna değinelim.

    Aylık aşağı yukarı 200,00 TL gibi bir tutar sadece ulaşım masraflarından cebimde kalırken ve ben her gün yarım saat daha fazla uyuyabiliyorken, bir de üstelik spor salonuna gitme ihtiyacı duymuyorken sendromum var dersem doğru olmaz değil mi? :)

    Bir de küçük bir not; tüm bu tespitleri yapabilmek için iki haftadır her bir yöntemi birden fazla kez denedim. Çıkardığım sonuçları da yukarıda olduğu gibi paylaştım sizlerle.

    Benim işe bisikletle gitme hikâyem bu dostlar.

    Çokça arkadaşım var bu şekilde işe giden.

    Bisikletle Çanakkale ekibinden Erhan Açar, İstanbul Sirkeci'de zanaatkarlık yapan Burak Arı, İstanbul Yenibosna'da faaliyet gösteren bir firmada çalışan, forumumuza da üye olan Nevres hanım bunlardan yalnızca üçü.

    Gökhan Kutluer var, bizim Denge Tekeri'nin yazarı; o da bisikletiyle gider gelirdi işe...

    Peki ya sizin bisikletle işe gitme hikâyeniz?

    Yazıyı VeloAkademi'de okumak için tıklayınız.
     
    turk.u.az, rmznlcck, tekkir ve 13 kişi daha bunu beğendi.
  2. evrenozbilen

    evrenozbilen Velocity216

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    13 Haziran 2014
    Mesajlar:
    771
    Beğeniler:
    1.169
    Şehir:
    istanbul
    Adı:
    Evren
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Herşey güzel duruyor da hocam; 'ter' konusuna hiç değinmemişsiniz. :)
     
  3. Uğur S.

    Uğur S. Onursal Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    4 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.897
    Beğeniler:
    2.103
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    Hergün aynı mesafeyi aldıkça vücudunuzun terleme oranı azalıyor. Kendimden biliyorum. Artık işe gidip gelirken aynı tempoda sürdüğüm için çok nadir terliyorum.
    Gaza gelip basarsam terliyorum tabi.
     
  4. KaanG

    KaanG Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    712
    Beğeniler:
    1.056
    Şehir:
    Istanbul Maslak
    Bisiklet:
    KTM
    Seviye:
    Ter kokusu, terin vücutta ve özellikle giysilerde beklemesi sonucu bakteriler tarafından oluşturuluyor. Yani terin kendisi kokan bir şey değil aslında.
    Bu manada eğer sürüşten sonra duş alma şansınız yoksa (mantığa aykırı olsa bile) sürüşten önce duş almak bile ter kokusunu bayağı azaltıyor.
    İşyerine gelince de lavoboda kritik yerleri (koltukaltı, baş boyun çevresi) sabunla yıkamak, deodorant sıkıp temiz çamaşır/giysi giymek sayesinde ter kokusu hemen hemen hiç olmuyor. Bir gün giydiğiniz bisiklet giysisini yıkamadan ikinci gün giymeyeceksiniz mesela. (Dönüşte giyilebilir tabi :) )
    Ben işyerindeki arkadaşlara "talimat" :D verdim, ter kokusu hissederseniz mutlaka bana söyleyin, alınmam diye. :) Ara ara da yokluyorum, var mı koku diye, şimdiye kadar var diyen çıkmadı.
     
  5. vahapaydin

    vahapaydin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Haziran 2013
    Mesajlar:
    226
    Beğeniler:
    148
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Zaten her sabah kendime gelmek için kısa bir duş alıp çıkıyorum evden. Pudralı deodorantlar da koltuk altlarında terlemenin önüne bir hayli geçiyor. Termal kıyafetler, hava geçirgenliği olan anti bakteriyel kıyafetler de bu riski oldukça azaltıyor.
     
    FatihC., vedat karakaya ve Fanonn bunu beğendi.
  6. Atilla G.

    Atilla G. Fırtına Getiren

    Kayıt:
    13 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    1.816
    Beğeniler:
    4.261
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Evet bunu bende yapıyorum işyerimde. Temiz kıyafetler taşıyorum sırt çantamda ve hemen onları giyiniyorum. Ayrıca kaliteli bir kolonya kullanırsanız deodoranttan daha etkili sonuç alacaksınızdır. Ben spreyli bir kolonya şişesine rebul lavanta kolonyasını doldurup kullanıyorum. Terleyip elimizi yüzümüzü temizledikten sonra bir iki kere sürersek koku falan kalmıyor. Hiç dert etmeyin.
     
  7. Homer

    Homer Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Eylül 2004
    Mesajlar:
    250
    Beğeniler:
    182
    Şehir:
    Akatlar / İstanbul
    Adı:
    A.Murat Günal
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Çok güzel bir yazı olmuş, teşekkürler.

    Benim hikayemin Pazartesi sendromuyla veya ekonomik nedenlerle bir alakası yok.
    Tüm hikaye kızıma ayırabileceğim vakitlerin otobüslerde harcandığına bozulmamla başlıyor.

    Akatlar'da oturuyor, Gebze Organize Sanayi'de çalışıyorum.
    Şirketimin servis hizmeti var. Toplam harcamam günlük 2 otobüs bileti. Ayda 100 TL gibi.
    Benim ilk bozulduğum akşam trafiği oldu.
    Servis Zincirlikuyu Metrobüs durağında beni indirdikten sonra otobüsün hemen geldiğini varsaysak bile Zincirlikuyu-Etiler trafiğinde 3km.lik mesafeyi almam ve eve ulaşmam 40-45dk bile sürebiliyor.
    Sabah da ayrı bir dert servis saati.
    Mahallemden geçen ilk otobüse binmek zorundayım ve bu otobüsün 2dk bile gecikmesi benim servisi kaçırmama sebep oluyor.
    Her sabah stresle başlamak güne !

    2012 Kasım - 2013 Mayıs arası bu eziyeti çektikten sonra ilk gördüğümde bir an bile düşünmeden katlanır bisikletimi satın aldım.
    Sabah stresim ortadan kalktı, akşam 10dk.da evime kızıma ulaşmaya başladım.
    2013 Mayıs - 2013 Aralık arası sağanak yağış olmayan her gün bisikletimi tercih ettim.
    2014 Mart ayında soğuklar sebebiyle verdiğim ara sonrası tekrar bisikleti kullanıyorum.
    Katlanır olduğu için servise veya ofise almak hiç sorun olmuyor.
    Sabah serininde terlemeyecek bir tempo ile servise ulaşıyorum 10dk.da.

    Ha bu arada harcamadığım otobüs bileti parası da bisikletin taksitlerini ödedi :)
     
  8. vahapaydin

    vahapaydin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Haziran 2013
    Mesajlar:
    226
    Beğeniler:
    148
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Benim başlama niyetim de maddi değildi, vaktî idi :) nakdi kısmını hesaplamayı geçtiğimiz hafta akıl ettim :)
     
  9. pilot

    pilot Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    28 Ocak 2014
    Mesajlar:
    504
    Beğeniler:
    301
    Şehir:
    bolu
    Adı:
    mehmet coşkun uzak
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Ben sizler gibi kalabalık bir şehirde yaşamıyorum. Bolu merkezde bir ucundan diğerine araba ile 10 dk bisikletle 20dk da ulaşılan bir şehirde yaşıyorum. Hanımın arabası ayrı kendi arabam ayrı yıllardır kapının önünde binip iş yerinin kapısında inip asansöre binip odama geçtim. Sedanter bir yaşam, işin verdiği tatminsizlik ve bol bol mutsuzluk. Çok şükür aile hayatımda bir sıkıntım yok. Tek tesellim bu. Sonra bir gün varolan bisikletimi bodrumdan çıkardım. Bir kaç haftasonu gezintisi ve ardından işe bisikletle gitme hevesi çıktı. Bir iki kendimi hergün daha iyi hissediyorum. Kendime kask eldiven vs ekipman alıyorum, foruma takılmaya başladım derken mutsuzluk hastalığından kurtuldum bi de baktım bisiklet hastalığına yakalanmışım. Şimdi havalar soğudu eksileri göreceğiz ama ben bisikleti bırakamıyorum. Kendimi iyi hissediyorum. Her fırsatta çevremdeki insanlara hareket etmeyi, bisiklet sürmeyi tavsiye ediyorum. Herkese boludan selamlar
     
  10. Olgun Zeybekoğlu

    Olgun Zeybekoğlu Yeni Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    27
    Beğeniler:
    36
    Şehir:
    Denizli
    Bisiklet:
    Ghost
    Seviye:
    Aklın yolu birdir . Hepside güzel tecrübeler.
     
    Fanonn bunu beğendi.