Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ölümüne Uludağ Zirve Mücadelemiz.

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Haşim Okyay tarafından paylaşıldı.

  1. Haşim Okyay

    Haşim Okyay Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.246
    Beğeniler:
    4.692
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Evet dostlar, başlık biraz abartı mı oldu diye düşünüyorum ama, son 3 günde, özellikle zirve dönüşünden itibaren yaşadıklarımızdan sonra hiç de abartı olmadığı kanaatine vardım.

    Yaşadıklarımızı, dilim döndüğünce fotoğraflarla birlikte anlatmaya çalışacağım. Bilmiyorum ne kadarını anlatabilirim. Neyse, lafı daha fazla uzatmadan, mecburi olarak 1 gün uzattığımız " Uludağ Zirve " maceramıza başlayayım ;

    Evet, günler öncesinden kararlaştırdığımız üzere, bayramın 2. günü konuştuğumuz saatte Yenikapı iskelesinde toplanmaya başladık.

    [​IMG]

    Sağolsun Nedret kardeşimiz de bizleri yolculamaya gelmişti. Eksik olmasın. :)

    [​IMG]

    Bilet ve gişe işlemlerini hallettikten sonra, araç girişinden bisikletlerimizi Osman Gazi-1 feribotuna yerleştirmek üzere kenarda beklemeye başladık.

    [​IMG]

    Mideler aç, feribota yerleştikten sonra, evden getirdiğimiz pasta, çörek, börek ve bilimum kahvaltı malzemelerini midelerimize indirmek üzere masaya çıkarttık. Aytekin abimiz çok titiz bir insan. Her zaman ki gibi ilk işi, peçetesini takmak oldu. :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yaklaşık 1,5 saat sonra feribotumuz Mudanya iskelesine varmıştı. Hiç vakit kaybetmeden yola koyulmak için son hazırlıklarımızı yapmaya başladık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    İlk durağımız olan Çekirge'ye doğru pedallar dönmeye başladı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ve, ilk durağımız olan Çekirge'ye varıyoruz. Daha sonra ise, alışveriş için dağılıyoruz. Kerem bir araç kiralıyor, ve aldığımız malzemeleri de araca koyuyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yaklaşık 1 saat kadar sonra yola koyuluyoruz. Rampalar yollar bizi bekler, bekletmeye gelmez. ;) :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Tırmanışa başlamadan önce konuştuk, ve herkesin serbest sürüş yapmasına karar verdik. Tırmanışa başladıktan sonra, herkes kendi temposunda çıkmaya başladı. Herkesin performansı aynı olmadığı için, tabii ki kopmalar oldu. Ben ve abim ise Levent abi ile kaldık, kendimizi O'nun temposuna ayarladık çünkü herkesin yanında bir arkadaşı vardı. Yalnız bırakırsak daha kötü çıkacaktı. Yol kenarındaki ağaçtan topladığım kara incirler ise kendisine doping etkisi yaptı. Tabii ki bana da. :lick3: :)

    Herkes bir şekilde tırmanışını gerçekleştiriyordu fakat bizim iki kafadar Selim Leylak ve Selim Siliğ, önceki günden uykusuz kaldıkları için grubun çok gerisinde kaldılar.

    Tırmanışın ortalarına doğru, yol kenarında bir sucuk-ekmek kulübesine uğradık ve grup orada toplanmaya başladı. Tabii bu arada sucuk ekmekleri götürmeyi de ihmal etmedik.

    Derken, bir de yağmur başlamaz mı? Yağmurun ince ince yağması, yolların ıslak ve kaygan olması bir kaç arkadaşımızı endişelendirdi. Ayrıca, geride kalan kafadarlardan da ses çıkmıyordu.

    Hal böyle olunca, bir kamyonet tutuldu. Geride kalan arkadaşları da aldılar ve oteller bölgesine doğru hareket ettiler. Ramazan abim ve ben, araç kullanmamakta kararlıydık ve nitekim de öyle yaptık. Önümüzde Aytekin Erzan, Samet Misir ve Onur Berberci, arkada ise abim ve ben, sağ salim oteller bölgesine varıp tırmanışı tamamladık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kamp alanına geldiğimizde, vakit kaybetmeden hazırlıklara başlandı. Ateş yakıldı, çadırlar kuruldu ve aç olan midelerimizi doyurmak üzere çalışmalara başlandı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Daha sonra ise, sohbet-muhabbet ortamlarının değişmez yiyeceği olan çekirdek ile ateş başında toplanıldı ve neşeli muhabbetler yapıldı.

    [​IMG]


    Daha sonra ise, herkes geceyi geçireceği çadırlarına dağıldı. Yol yorgunluğu sebebiyeti ile, horlamalar çoktan duyulmaya başlanmıştı bile. :)
     
  2. Haşim Okyay

    Haşim Okyay Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.246
    Beğeniler:
    4.692
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    İlk gün böyle geçti, sabahın ilk ışıklarıyla güne merhaba demek için çadırlarımızdan çıktık. Hava soğuk, kimsenin tulumundan çıkası yok. :) Yavaş yavaş çadırlardan çıkıldı ve sabah kahvaltısı için ateşin başında toplanıldı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kamp alanımızdan genel bir görünüm.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada, biz de biraderle odun toplamak maksadı ile şöyle bir gezintiye çıktık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kahvaltıdan sonra, zirveye çıkacaklar konuşuldu ve 4 arkadaşımız harici 12 kişi, zirve mücadelesi için hazırlıklarına başlamıştı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Zirve için hazırlıklar yapıldı ve 4 arkadaş kamp böylesinde bırakılıp ilk durağımız olan Madenler bölgesine doğru pedallara basıldı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Rakım yükseldikçe soğuk da artıyor, görüş açısı ise iyice azalıyordu.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Havanın iyice kötüleşmesi, görüş açısının ise iyice azalması, Bülent abimizi ve Kerem kardeşimizi zirve yürüyüşüncen caydırmıştı. Madenler bölgesine vardığımızda bizden ayrıldılar. Yolun geri kalan kısmını yürüyerek gerçekleştireceğimiz için, bisikletlerimizi biraz aşağıda soteye yatırdık.

    [​IMG]

    Ve yürüyüş başladı. Bisikletlerimizi orada bırakıp, kendimizi puslu Uludağ'ın eteklerine doğru bıraktık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  3. Haşim Okyay

    Haşim Okyay Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.246
    Beğeniler:
    4.692
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Önümüzde, daha önce zirve yapmış olan Aytekin Erzan abimiz, arkasında ise ekibin geri kalan kısmı, zirveye doğru adım adım ilerliyorduk.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yanımızda ne ekmek, ne de yiyecek var. Zirvenin heyecanı ile, yiyeceklerimizi kimimiz kamp yerinde, kimimiz ise bisikletleri koyduğumuz yerde heybesinde unutuyor. Neyse ki, Aytekin Erzan abimiz cebinden bir çikolata çıkartıyor ve paylaşıyoruz. Herkesin kan şekerinin düştüğü anda bu bizlere ilaç gibi geliyor.

    Birazcık mola. ;)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Molada, soğuktan dolayı Sefa kardeşimizin yüzünde oluşan değişikliklere gözümüz takılıyor. :)

    [​IMG]

    Sonrasında ise düşüyoruz tekrar yollara. Kaya diplerinde duran karlar, ve oyuklarda erimiş kar suları bizlere hayat veriyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüşten sonra nihayet zirveye ulaşıyoruz. Herkes çok sevinçli. Herkesin yüzünde, oluşan bütün zorluklara ve hava koşullarına rağmen zirveye ulaşmanın mutluluğu ve haklı gururu var.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Zirve defterine adımızı yazıyoruz.

    [​IMG]

    Yaşasın, zirvedeyiz... :)

    [​IMG]
     
  4. Haşim Okyay

    Haşim Okyay Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.246
    Beğeniler:
    4.692
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Yaklaşık 10-15 dk. zirvede oyalandıktan sonra dönüş yoluna geçiyoruz başımıza geleceklerden habersiz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hava çok bozuk, 10 saniye önce geçtiğimiz yerler sisten dolayı gözümüzün önünden kayboluyor ve nasıl olduğunu anlayamadığımız bir anda kaybolduğumuzu anlıyoruz.

    Yürüyoruz, ama nereye? Aytekin Erzan, GPRS ile yönümüzü bulmayı deniyor ama maalesef bağlantı kurulamıyor. Geçtiğimiz yerleri hatırlamak ne mümkün? Her yer birbiri ile aynı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir an bulutların ardından güneş görünüyor ve az da olsa bir kaç saniyeliğine sis perdesi aralanıyor. İşte, kırılma noktası burası oluyor. Sisin az da olsa dağılması ile, dere yatağının aşağısındaki yol ve ilerisindeki köy gözümüze çarpıyor ve dere yatağından aşağıya doğru inmeye başlıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sinirler iyice geriliyor. Hava kararmadan yola ulaşmaya çabalıyoruz. Hadi yola ulaştık, sonrasında ne yapacağız onu da bilmiyoruz. Bu dere yatağının, bizi nereye götürdüğünden habersiz iniyoruz sert yamaçlardan, kayaların üzerinden. Ağaç dalları halatlarımız oluyor kimi zaman.

    Derken, yukarıda iki tane insan görüyoruz ve bağırıyoruz. Sesimiz yankılanıyor, yankılar ile anlayabiliyoruz birbirimizi. Bisikletleri bıraktığımız yer olan Madenlerin uzak, köyün ise daha yakın olduğunu, dere yatağının da bizi oraya götürdüğünü öğreniyoruz ve inişimize devam ediyoruz. Yarım saat kadar sonra, bu iki insan aşağıya yanımıza geliyorlar. İyikine de geliyorlar. Yoksa, biz o köye nasıl ulaşabilirdik bilmiyorum. Aşağıya beraber inmeye başlıyoruz. Ava çıktıklarını söylüyorlar. Bizi görünce önce defineci zannetmişler. Daha sonra da yolu bulamayacağımızı düşünerek yanımıza inmişler.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    İşte hayat kurtaranlarımız. Hasan amca ve damadı Şaban. Bu insanlardan Allah binlerce kez razı olsun.

    [​IMG]

    Bu arada, Jandarmaya da haber veriyoruz ve durumu anlatıyoruz. Şaban'da bizi köye götürmek için araç ayarlıyor ve köyün muhtarına haber ulaştırıyor.

    [​IMG]

    Araç geldikten sonra, bizi köye ulaştırıyorlar. Hava çoktan kararmış, eğer Hasan Amca ve Şaban ile karşılaşmasaydık, o karanlıkta dere yatağında ne yapacaktık hala düşünemiyorum. Bu arada, derenin de ay deresi olduğunu, köye yakın olduğu için ayıların köye inmek için genellikle bu yatağı kullandıklarını öğreniyoruz.

    15-20 dk. lık bir yolculuktan sonra köye ulaşıyoruz ve Muhtar Emmi bizi karşılıyor. Biz ise çevremizde olup bitenlere ve hala olayın şokunu atlatamadığımız için çevremize şaşkın şaşkın bakıyoruz. Çevredekiler de bize tabii ki.

    Muhtar Emmi.

    [​IMG]

    Sonrasında ise, karnımızın aç olduğunu söylüyor ve bakkal soruyoruz. Bizi köy kahvesine davet ediyor ve hayatımız boyunca lezletini unutamayacağımız domates, peynir, biber ve helvaları önümüze koyuyorlar.

    [​IMG]

    Küçük Deliller Köyü.

    [​IMG]

    Daha sonra ise Muhtar Emmi bize bir araç tahsis ediyor ve kamp yerimiz olan Çobankaya'ya kadar bizi götürüyor.

    Kamp alanına geldiğimizde, hala olayın şokunu atamıyoruz üzerimizden ve Rabbimize binlerce kez şükrediyoruz.
     
  5. Haşim Okyay

    Haşim Okyay Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.246
    Beğeniler:
    4.692
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    [​IMG]

    Kamp alanına geldiğimiz gecenin sabahı, uyanıyoruz ve kahvaltımızı yapıyoruz. Madenler bölgesinde bıraktığımız bisikletlerimizi almak için Jandarma'dan yardım istiyoruz ve sağolsun karakol komutanı Üsteğmen Tolga kendi şahsi arabası ile bizi Madenler bölgesine götürüyor. Allah O'ndan da razı olsun.

    Bir gece orada kalan bisikletlerimizi bıraktığımız yerde bulacağımıza inanıyoruz, aksini düşünemiyoruz bile. Çok şükür öyle de oluyor. Bisikletlerimizi gördüğümüze bu kadar sevindiğimizi başka zaman hatırlamıyorum ben. :)

    Daha sonra bisikletlerimiz ile kamp bölgesine doğru inişe geçiyoruz ve vardıktan sonra toparlanıp yola koyuluyoruz.

    Madenlerden inişte Hasan abimizin arka balatası bitiyor ve yedek balatası da olmadığı için otellerin oradan araca biniyor ve merkeze öyle iniyor. Merkezde de yaptıramadığı bisikleti ile Mudanya'ya kadar o şekilde geliyor.

    Oteller bölgesine çıktığımız rampanın uzunluğunu ve eğimini inerken anlıyoruz. Soruyoruz kendi kendimize, " biz bu kadar yolu nasıl çıkmışız? " diye.

    Dönüşte Tarihi Çınar'a uğruyoruz ve bir demlik çayımızı içip yorgunluk atıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çekirge'de çorba içiyoruz ve Mudanya'ya doğru pedal basmaya başlıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ve limana sağ salim ulaşıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Limana geldiğimizde, bizleri bir sürpriz daha bekliyor. Ek seferin kaldırıldığını, bu feribotun son olduğunu, ve ayrıca yer kalmadığının haberini alıyoruz. Suratlar birden düşüyor. Ne yapacağımızı bilmez halde beklerken, feribot kaptanının bir bisikletçi olduğunu öğreniyoruz.

    Sağolsunlar, Altan ve Onur arkadaşlarımız da buldukları damardan giriyorlar ve kendimize iptal edilen biletlerden ayarlatabiliyoruz.

    Kaptan yanımızdan ayrılmadan önce, " sizi köprü üstüne bekliyorum " diyor. Yani kaptan köşküne. :eek:

    Şaşkınlık içerisinde ve heyecanla feribota en son biz bineceğimiz için kenarda beklemeye başlıyoruz.

    [​IMG]

    Feribota bindikten sonra, kaptanın ricasını kırmayıp yanına götürülüyoruz ve belki de hayatımızda bir daha giremeyeceğimiz ve göremeyeceğimiz kaptan köşkünde buluyoruz bir anda kendimizi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kaptan bize, geminin kumanda edilişini, manevra yapılışını ve sorduğumuz bilimum soruları hiç sıkılmadan cevaplıyor. Fotoğraf çekilmesine de izin veriyor.

    Bunca yaşadıklarımızdan sonra, kaptan köşkünde yolculuk etmek de son 3 günde yaşadığımız şaşkınlıkların üzerine bir şaşkınlık daha ekliyor. :)

    Buradan Zekeriya Kaptan'a bir kez daha teşekkürler.

    İlk biz ineceğimiz için, araç bölümüne indiriliyoruz ve geminin yanaşmasını bekliyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    İndikten sonra ise, son fotoğraflar çekiliyor ve evlerimize dağılmak üzere helalleşip sarılıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Böyle işte dostlar. Unutamayacağımız bir Uludağ Zirve turunu geride bırakmış bulunuyoruz. Oradan bakınca nasıl görünüyor bilmiyorum ama, hafızalarımıza kazınmış bir 3 gün ile evlerimize giriyoruz.

    Tur toplamda, benim saatime göre 144 km. ( Zeytinburnu-Zirve ) görünüyor. Çıktığımız zirvenin yüksekliği ise 2542 km.

    Tura katılan tüm arkadaşlarımı bir kez daha yürekten tebrik ediyorum.

    Elimden geldiğince, yaşadıklarımızı anlatmaya çalıştım. Unuttuğum bir yer var ise, diğer arkadaşlarım eklesinler. Duygu ve düşüncelerini, ve ayrıca diğer fotoğrafları eklemeyi de ihmal etmesinler. ;)

    İyi forumlar dilerim.
     
  6. Atila Filmer

    Atila Filmer Bisikletkolik

    Kayıt:
    3 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.133
    Beğeniler:
    802
    Şehir:
    İstanbul/Nişantaşı
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Tebrik ederim arkadaslar. Uludağ tırmanış ve yürüyüş açısından ultra zor bir yer olmasada anlık değişebilen hava durumu sayesinde, yürüyüşçüleri, kampçı ve dağcıları ve bisikletçileri de mağdur edebiliyor. Ben açıkçası sizin gibi bir keresinde siste kaldıktan sonra, Uludağ'a birdaha GPS olmadan gitmeyeceğim demiştim. Sis bazen o kadar artıyorki yayladaki taş kuleleri görünmemeye başlıyor zamanla.

    Tekrar tebrikler, benim de bu ay aklımdaydı Uludağ, benden önce davranmışsınız, keşke haberim olsaydı gelmek isterdim.
     
  7. Burock134

    Burock134 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2008
    Mesajlar:
    200
    Beğeniler:
    44
    Şehir:
    Esk
    Seviye:
    süper bir tur olmus gücünüze saglık...
     
  8. fatıh aslan

    fatıh aslan Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Haziran 2009
    Mesajlar:
    113
    Beğeniler:
    93
    Şehir:
    İstanbul/Beylikdüzü
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Tebrikler arkadaşlar ayaklarınıza sağlık
     
  9. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    Selamlar arkadaşlar..
    Her şeye rağmen güzel bir deneyim. Mevsim itibariyle şanslı sayılırsınız.Bu faaliyet 1 ay sonra olsa başınıza gelecekleri düşünmek bile istemem.Aytekin arkadaşın Erciyes çıkışına ilişkin yazmıştım dağların kendine özgü tehlikelerini.Yıllardır Türkiyenin tüm dağlarını,tüm zirvelerini çeşitli rotalardan defalarca yapmış biri olarak Uludağ'ı da çok iyi bilen biri olarak diyorum ki En riskli dağların başında gelir Uludağ.. Bu çıkış zorluğu anlamında anlaşılmasın. Yaşlı bir dağ ve hatları çok yumuşak olduğundan havanın da ani ve sıkça değişmesinden kaynaklı bir durum. Rotayı iyi havalarda geçen,gerçekte Uludağ'ı yeterince tanımayan dağcıların bile aniden değişen şartlarda sıkça kaybolduğu bir dağdır Uludağ. Hatta o geçtiğiniz Volfram madeninin faal olduğu yıllarda Ağustos ayında hem de ,madende çalışan ve sizin rotayı kaybederek tesadüfen ulaştığınız köylerde yaşayan iki madenci Köylü, madenden kestirme olarak köylerine gitmeye çalışırken birden değişen hava ve tipi nedeniyle ( Ay ağustos) hipotermiyle yaşamlarını yitirmişlerdi. Aktif dağcılığım döneminde sayısını bile hatırlayamadığım kadar kaybolma olayına arama kurtarma ekibimizle müdahil oldum.Çok nahoş vakalarla karşılaştım. Bu nedenle diyorum şansınız yaver gitmiş. Yağış olsaydı o giysilerle işiniz çok zordu. Yazın bile çok iyi izalasyon gerekir Uludağda geceyi açıkta geçirmek için.
    Tüm bunları yazma nedenim zirveleri hayal eden arkadaşlarımın neyle karşılaşanileceklerinin altını çizmek ve gerçekten o zirvelere erzak ve izalasyonlu gitmelerinin gerekliliğine dikkat çekmek. Dağları hafife almamak gerek.
    Tüm katılımcı arkadaşlara teşekkürler. Her yönüyle anılara kazınacak bir etkinlik olmuş
     
  10. Alp Aslan

    Alp Aslan Onursal Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    2.108
    Beğeniler:
    4.322
    Şehir:
    istanbul - Küçükyalı
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Haşim'in nezdinde katılan tüm arkadaşlarımı tebrik ederim işte macera işte zirve:)
    Süpersiniz herkesi kutluyorum,görüşmek üzere
     
  11. temucin90

    temucin90 Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.821
    Beğeniler:
    2.645
    Şehir:
    İstanbul Bahçelievler
    Seviye:
    Süper, mucize, sağ salim döndüğünüz için çok mutluyum ne maceralar atlatmışsınız...
     
  12. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    Selamlar,
    Bu macera ve tehlike dolu zirve mücadelenizin mutlu bir şekilde sonlanmış olmasına gerçekten çok sevindim. Yaşadıklarınız hepimize ders niteliğinde.
    Yolunuz açık olsun...
     
  13. serisonu

    serisonu Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    26 Haziran 2008
    Mesajlar:
    736
    Beğeniler:
    209
    Seviye:
    tebrikler. roman tadında hemen okunuyor.. nice zirveler...
     
  14. sado

    sado Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    738
    Beğeniler:
    1.645
    Şehir:
    Istanbul
    Seviye:
    Bayram tatili bu kadar güzel değerlendirilebilirdi ancak.
    Ayaklarınıza sağlık.
    Bu arada çok sürükleyici bir maceraya dönüşmüş tur gerçekten. Okurken koca bir paket cipsi bitirmişim haberim yok:)
    Paylaşımınız için teşekkürler.
     
  15. Aytekin Erzan

    Aytekin Erzan Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.575
    Beğeniler:
    2.422
    Seviye:
    Haşim bundan daha iyi bi şekilde anlatılamzdı...
    bence eklenecek çok fazla birşey yok aslında çok şey var ama genel hatlar tam olmuş eline sağlık tüm arkadaşlarımı yürekten kutluyorum...

    Arkadaşlar bu gezide gösterilen azim , sabır ve cesaret sonucu mutlu bir sona ulaştık inanılmaz bir arkadaşlık ve dayanışma takım ruhu gösterilmiştir dikkat çekilmesi gereken en önemli noktada budur inanılmaz zor durumlarda bile takım ruhu kaybolmamıştır bu uyum beni çok etkilemiştir herkese binlerce teşekkürler...
     
  16. Alp Kuterdem

    Alp Kuterdem Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    28 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    498
    Beğeniler:
    89
    Şehir:
    İdealtepe, İstanbul
    Seviye:
    müthiş bir yazı bir solukta okudum.Ayaklarınız dert görmesin
     
  17. ayhan248

    ayhan248 Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.454
    Şehir:
    İSTANBUL/zeytinburnu
    Seviye:
    süper olmuş arkadaşlar o an orada olmak varmış, bidaki sefere inşaallah.katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim bu güzellikleri bizlere yaşattığı için.:D :in:
     
  18. Sedat YUKARIÇUKUR

    Sedat YUKARIÇUKUR Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    366
    Beğeniler:
    388
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Bisiklet:
    Kron
    Seviye:
    Başınıza gelemdik olay kalmamış. Ama eminim cok zevkli bir tur olmuştur. Herkesin tatması gereken bir macera olmuş. Daha nice bol pedallara...
     
  19. Selim Siliğ

    Selim Siliğ Onursal Üye

    Kayıt:
    24 Nisan 2009
    Mesajlar:
    2.192
    Beğeniler:
    962
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sağol Haşim abi harika fotoğraflar ve harika açıklama.

    Ama yanlış hatırlanmalar olmuş sanırım, düzeltelim :)

    Herkesin düşüncesini alarak oy birliğiyle grup halinde gidilmesine karar vermiştik. Hatta Çekirge'den tırmanışa başladığımız anda arka kısım son 3'lüsü Selim, Selim ve Aytekin abi idi. Aytekin abi arkamdan seslendi "En arkadayım arkamda kalan olmasın" diye.
     
    RECEP İŞLEK bunu beğendi.
  20. Onur Berberci

    Onur Berberci Bisikletkolik

    Kayıt:
    21 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.311
    Beğeniler:
    1.304
    Şehir:
    İstanbul / Küçükçekmece
    Seviye:
    Sıradaki fotoğraflar benden olsun. Haşim arkadaşımız anlatımı yaptığı için ayrıntılı anlatıma girmeyeceğim. Ve başlıyoruz

    Sabah 5:10 kalkıp hazırlanıp istasyonda Levent abiyle buluşup Halkalı'dan trene biniyoruz.
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    Florya'dan Sefa'da atlıyor trene.
    [​IMG] [​IMG]
    Yenikapı'da konuşulan saatte buluşuyoruz. Bizi uğurlamaya gelen Nedret abiye çok teşekkür ederim.
    [​IMG] [​IMG]
    Feribota biniyoruz. Evlerden getirdiğimiz pasta, börek, çörek ve kahvaltılıkları midelere indiriyoruz.
    [​IMG] [​IMG][​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    Feribottan Mudanya'da iniyoruz. Bir hatıra fotosu.
    [​IMG] [​IMG]
    Son hazırlıklarımızı da tamamladıktan sonra yola koyuluyoruz.
    [​IMG] [​IMG]
    Yola çıkar çıkmaz Samet'in lastiği patlıyor. Bu gidişte ilk ve son patlağımız oluyor.
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    Çekirge'ye ulaşıyoruz. Alışverişimizi yapıyoruz.
    [​IMG] [​IMG]
    Sonunda tırmanış başlıyor.
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    Biraz tırmandıktan sonra arayı fazla açmamak adına uygun bir yerde duruyorum.
    [​IMG] [​IMG]
    Biraz bekledikten sonra Aytekin abi görünüyor. Beklemekten sıkılmış sanırım.:)
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    Grup toplandıktan sonra yola devam ediyoruz.