Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Nasuh Mahruki yeniden Everest yolunda

Konu, 'Outdoor' kısmında Soner Sarihan tarafından paylaşıldı.

  1. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    8848 m yüksekliğindeki Dünya’nın en yüksek dağına çıkmayı başaran ilk Türk dağcı olan Nasuh Mahruki’nin bu seferki partneri Yılmaz Sevgül olacak.30 Mart’ta başlayacak olan faaliyette güney rotasını kullanarak zirve yapmayı hedefleyen Mahruki’nin bir diğer amacı da oksijen kullanmadan zirveye çıkmak.

    Kaynak: Gedosk
     
  2. bener kırkkavaklı

    bener kırkkavaklı Üye

    Kayıt:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    64
    Beğeniler:
    76
    Şehir:
    Balıkesir
    Seviye:
    Çıkışı başarıyla tamalarsa Everset'e oksijen desteği almadan çıkan ilk türk dağcı olacak.
     
  3. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Daha önceki tırmanışında da, yanlış hatırlamıyorsam 8400- 8500 metrenin altında oksijen kullanmamıştı.

    Umarım "dağ onları kabul eder".
     
    karatascaner bunu beğendi.
  4. haluk akalın

    haluk akalın Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    319
    Beğeniler:
    849
    Şehir:
    Keşan
    Seviye:
    İnşallah çıkışı başarırda bayrağımızı zirveye diker.
     
    karatascaner, bullshark ve Hakan Eşme bunu beğendi.
  5. 42FY

    42FY Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    380
    Beğeniler:
    199
    Şehir:
    KONYA-YOZGAT
    Seviye:
    Örnek alınacak nadide insanlardan biri...
     
  6. Speedy Gonzales

    Speedy Gonzales Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    275
    Beğeniler:
    130
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    aynen 8400 civarına kadar oksijen desteği olmaksızın tırmanıp daha sonra devam edebilecek halde olmasına rağmen riske sokmak istemeyip kullanmış.

    en son gitmeden önce kendisiyle konuşma fırsatım olmuştu bu kez farklı bir rotadan tırmanacağını söylemişti...

    tekrar k2 olabilir mi diye sordum.. k2 iki sefer çıkmayı denenmeyecek kadar tehlikeli bir dağ demişti.
     
  7. irfancan

    irfancan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    10 Kasım 2007
    Mesajlar:
    559
    Beğeniler:
    696
    Şehir:
    söke
    Seviye:
    Kalbimiz sizlerle,başarılar.
     
  8. samet_özdemir

    samet_özdemir Bisikletkolik

    Kayıt:
    31 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.395
    Beğeniler:
    1.386
    Şehir:
    Pendik
    Seviye:
    inş. kazasız bir şekilde zirveye çıkar bayrağımızı zirveye diker. bende üniversitede dağcılık kulubüne gitmiştim ama kayıtlar dolduğu için katılamamıştım :S
     
  9. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Sevgili Nasuh Mahruki'nin son mesajı aşağıdaki gibi arkadaşlar, İnşallah 5-6 gün sonra oksijen desteksiz çıkan ilk Türk olarak bayrağımızı tekrar zirveye dikmiş olacak.

    """""""
    Merhaba arkadaslar,

    Tirmanisin aklimatizasyon kismini son derece verimli bir sekilde bitirdik. Ben tirmanisi oksijen desteksiz deneyecegim icin neredeyse dagdaki herkesten daha ciddiye aliyorum bu aklimatizasyon konusunu. Serde biraz da, Ingilizcede gectigi gibi eski okullu olmak var tabi, ne de olsa yüksek irtifa dagciligini zamaninda Ruslardan, dunyanin en iyilerinden ogrenmis, onlarin gelenekleriyle yetismistim. Yilmaz da sagolsun beni yalniz birakmadi hicbirinde, aslinda o kadar da zorlamasina gerek yoktu kendisini. 3 gece, 1 + 2 olmak uzere 7100 ile 7200 metre arasinda kurulmus 3. kampimizda kaldik. Normalde buradakiler sadece bir kez 3. kampa kadar cikip iniyorlar, cogu bir gece yatmiyor bile. Bizim ekiptekilerin hicbiri yatmadi 3. kampta. Oksijen destekli tirmanislarda 3. kampa kadar cikip inmek yetiyormus, iyi mi. Ben 7900 kusur metredeki Geneva Spur'un ustune kadar tirmandim. Yilmaz da bunun bir 200 metre altina kadar cikti. Aslinda 7500 metredeki Sari Bant'a kadar tirmanmaya da razi olacaktim ama rotaya girince tutamadim kendimi. Biliyorsunuz insan vucudu normalde 7500 metrenin ustune aklimatize olamiyor. Ama tabi ki neredeyse 8000 metreye kadar tirmanmak 7500 metreye kadar tirmanmaktan cok daha faydali.

    4. kampa kadar cikip Ana Kampa inince hic usenmeden ertesi gun Namche'ye kadar indim. Yilmaz bu bir haftalik sureyi Ana Kampta gecirmek istedi, bu uzun etabi inmek istemedi hakli olarak. Dile kolay hizli bir tempoda ve 10 saatte indim bu uzun etabi. Aslinda epey de yoruldum acikcasi ama dedigim gibi eski okul bunu soyler. Bu isi tam yapmak en onemlisi benim icin. 1998 yilindaki Lhotse tirmanisimda da bizim ekipten bir tek ben inmistim buraya kadar. 3 gun iyice dinlenmis ve iki gunde de geri cikmistim ve tirmanista da cok faydasini gormustum. Oksijen destekli gidenlerden bile daha hizli olmustum. Bu arada 30 yasinda yaptiklarimin aynisini 42 yasinda yapiyor olmanin heyecanini size anlatamam. 8000 metrelik daglari gercekten cok ozlemisim su son 10 yilda. Butun bu ugras cok iyi geldi bana, yine eski Nasuh'u buldum daglarda...

    Internet fırsati bulunca ulkede neler olup bittigini de takip edebildim ve Türkiye'nin iç karartıcı, yüz kızartıcı, mide bulandırıcı siyasi gündeminin içinde olmadigim icin de ayrica mutlu oldum. Hepinize gercekten sabirlar dilerim, hergun bu pislikleri izlemek zorunda kalmak cok agir olsa gerek. Bu ulkenin temel degerleriyle bu kadar oynayanlar, uc kurusluk dunya menfaati icin bizi birbirimize dusurenler ve herseyimizi altust edenler eminim bir gun bunlarin hesabini da verecekler. Tum bu cirkin, ucuz ve onursuz tiyatro birgun sona erecek. Bunlari gordukce Yilmaz'lar ne iyi etti de ayarladilar Antalya'lı CANTEK'in sponsorlugunu demekten kendimi alamiyorum. Neyse, Turkiye'den ne kadar uzak olsak da Turkiyesiz olmuyor elbette.

    Himalayalara gelince. Buralar gercekten cok degismis, tirmanislarin stili de, katilimcilarin profili de 15 yil oncesine kiyasla bambaska bir hal almis. Dogrusu ya duyuyordum ama bu kadarini beklemiyordum diyebilirim. 15 yil once dagda gercek dagcilar vardi, tirmanis icin bir cok seyi goze almis, kendilerince asil sebepleri olan insanlardi. Simdi Everest Dagi'ni bir proje olarak goren ticari ekspedisyon liderleri ve musterileri var. Muthis bir Serpa ve oksijen destegi ile bu projeler gerceklestiriliyor. Yarim yamalak aklimatizasyonla dagda bir dolu insan dolasiyor. Everest Dagi tırmanislarinin ruhu baska bir sey olmus. Bunu kritik etmek icin soylemiyorum, bence her dunyali dunyanin en yüksek noktasina ulasmayi isteyebilir ve bunu Serpa ve oksijen destegiyle gerceklestirebilir. Sadece bu dunyaya gelmis olmak bile bence isteyen herkese bu hakki veriyor. Ben dunyanin ve icindeki herseyin insanlar icin olduguna inanirim, asiriya kacmamak kaydiyla tabi ki. Buraya kadar hicbir itirazim yok ama biliyorsunuz bir seyin gercek maliyeti ne kadar duserse insanin gozunde degeri de o kadar dusuyor. Bu isin toplam maliyetini sadece 30.000 - 40.000 - 50.000, bilmemne kadar bin dolar olarak gorunce ve icindeki emek, kan, ter, gozyasi, risk, heyecan, tehlike, korku ve bilinmezlik maliyetlerini dusurunce, isin gercek degeri de sulaniyor gibi geliyor bana. Burada gorduklerimin bir cogu daglari tutkuyla, coskuyla, askla sevenlerden ziyade, Everest Dagi'nin zirvesine tirmanmanin mumkun oldugunu bilen ve bunu istemek icin kendilerince cok degisik sebepleri olan insanlar. Bir cok kisi sırtlarinda canta bile tasimiyor, yaninda hazir asker bir Serpasi var ve cantasini, yukunu bile o tasıyor. Hayatinda ilk defa kazma, krampon takan bile var iclerinde. Buradaki ilk gunlerinde once hizlandirilmis bir buzul gecisi egitimi alarak basliyorlar ise. Vay ki ne vay...

    Benim en cok uzuldugum Everest Dagı'nın insanlarin hayallerindeki bir centik atabilecekleri 'bir baska proje daha' halini almasi. Everest Dagi bundan daha fazlasini hak etmeliydi, eskiden ediyordu, 15 yil once bile ediyordu. Sanirim onun sansi ve sanssizligi dunyanin en yuksek dagi olmasinda. 1920'lerden 1970'lere, 1980'lere kadar dunyanin en prestijli, en zorlu, en olaganustu ve en degerli hedefiyken ve ancak dunyanin en iyi, en cevval, en gozukara insanlari tarafindan hedef olarak gorulebiliyorken, 2000'lerde artik bambaska bir insan profili tarafindan hedeflenebiliyor olması da Dunyanin Ana Tanricasinin makus kaderiymis demek ki. Zaman nasil da herseyi tepetaklak cevirebiliyor.

    O yuzden dostlar bence en degerlisi herseyi zamaninda yapmak, zamanin ruhunu yakalamak, hep dalganin en ucunda, kirildigi yerde olmaya calismak. Yoksa goruntude yine ayni seyi yapiyor gibi gorunsek bile, gercekte sadece eskinin zorlu mücadelelerinin ve asil insanlarinin kotu bir kopyasini taklit etmekten baska bir sey yapiyor olamayiz. Everest tirmanislari bir acidan bakinca artik bu hale gelmis...

    Son yillarda her yil yuzlerce insanin zirveye varabilmesinin sirri buymus demek ki. Bu cok saglam kurulmus sistem olmasa dagdakilerin yarisindan cogu zirveyi hayal bile edemez. Bu arada Serpalar da artik bambaska bir performansa ve kabiliyete ulasmislar. Herzaman iyi ve guclu dagcilardi ama artik kendi cografyalarinin tamamen sahibi olmuslar. Nepal'deki Dagcilik Enstitusu ve iyi planlanmis egitimler sayesinde yeni nesil, daha 20'li yaslarindaki Serpalarin gelistirdikleri kabiliyetlerini ve guclerini takdir etmemek mumkun degil. Eskiden Anatoli Boukreev gibi cok guclu Batılı dagcilarin onculugunde ve Serpalarin destegiyle asilirdi en zor etaplar. Artik rotalarda oncu olarak sadece Serpalar var. Her ekip belli sayida en nitelikli Serpalarini rota hazirliklari icin veriyor ve zaten hepsi birbirini cok iyi taniyan Serpalar kusursuz bir makina gibi cok hizli ve cok saglam bir sekilde islerini yapiyorlar. Batili egitim modeli yeni neslin atakligiyla birlesince harika bir kombinasyon cikarmis ortaya. Bu cocuklarin Everest Dagi'ndan baska ilgi alani yok ne yazik ki, cunku sonucta butun bunlari ailelerini gecindirmek icin, bir is olarak gordukleri icin yapiyorlar. Ancak eger bir gun gozlerini diger daglara ve rotalara cevirirlerse butun dunya dagcilik tarihinin sinirlarini bambaska bir yere tasiyacaklari da kesin.

    Bizim tirmanisa gelince. Bugün Namche'deki ikinci gunum, yarini da burada dinlenerek ve bol bol yemek yiyerek gecirecegim sonra ayin 11'inde Ana Kampa yuruyuse basliyorum. 12'si aksami Ana Kampa varacagim. Ya hemen ertesi gunu ya da bir gun dinlenerek 2. kampa oradan da 3. kampa, 4. kampa ve zirveye gidecegiz Yilmaz'la. Everest Dagi'na oksijen desteksiz tirmanmak biliyorsunuz 1978 yilina kadar, Reinhold Messner ve Peter Hebeler tarafindan basarilincaya dek, bilim adamlari tarafindan insanoglunun metabolizmasi itibariyle mumkun degil diye nitelendiriliyordu. Ancak onlardan sonra cok iyi hazirlanmis, cok guclu ve cok motive dagcilar tarafindan tekrarlari da yapildi. Bugüne dek bunu basaran toplam dagci sayisi 130 - 140 kisi civarinda. Genelde son 10 yilda Everest Dagi'na yapilan oksijen desteksiz tirmanislarin cogu kuzeyden gerceklestirilmis, 1'e 4 gibi bir orani oldugunu soyleyebilirim. Kuzey'e gore 250 - 300 metre asagidan baslandigi icin oksijen desteksiz denemelerde genelde guneyi, Nepal tarafini tercih etmiyor dagcilar. Ben 15 yil once kuzeyden ciktigim icin bu sefer mecburen guneye denk geldi bu denemem. Bu durumu dert etmiyorum merak etmeyin. Tirmanisla ilgili bu istatistiklerin hepsinin dogrusunu Katmandu'ya donunce Liz Hawley'den alacagim, simdilik ancak havada bilgi verebiliyorum.

    Sanirim 16 - 17 - 18 - 19 Mayis gibi bir tarihte Yilmaz'la birlikte zirveyi deniyor olacagiz. Everest Dagi'na oksijen desteksiz tirmanmak insanoglunun fizyolojik yapisi ve kabiliyetleri itibariyle bu dunyada yapabilecegi en zor bir kac seyden biri. Sizin anlayacaginiz, bir hafta icinde, teknik olarak degilse bile fiziksel olarak hayatim boyunca yaptigim en zorlu seylerden bile, K2 Dagi'na oksijen desteksiz tirmanmak dahil, daha zor bir seye kalkisiyorum. Buraya kadar, profesyonel bilgilerimin ve tecrubelerimin tamamini en iyi ve en dogru sekilde kullanarak kendimi buna hazirlamaya gayret ettim. Zamani geldiginde hazir olacagima inaniyorum ancak yine de benim hazir olmam, bu isin olabilmesi icin gerekli 4 - 5 degiskenden sadece biri. Rotanin, ruzgarin, havanin durumunun, rota uzerindeki dagci sayisinin ve benzeri bir kac unsurun da ideal kosullarda olması gerekli ki bu tirmanisin altindan kalkabilelim. Yanimda Yilmaz gibi daglarda cok iyi anlastigim, cok guvendigim ve oksijen destegi aldigi icin de rasyonelligini yitirmeyecek birinin surekli beni kontrol edecek olmasi cok buyuk bir avantaj. Bunu en iyi sekilde degerlendirmek ve bu tirmanisin altindan ikimiz birlikte kalkmak istiyoruz. Aklimatizasyon tirmanislarindan itibaren cok uyumlu calistigimiz ve tum planlamamizi bu hedefe gore yaptigimiz bu tirmanisi basarirsak, bu ikimizin basarisi olacak.

    Son olarak, bildiginiz gibi sizlerden istedigim cok onemli bir sey daha var. Lutfen bize bol sans dilemeyi ihmal etmeyin. Ben dagdaki herseye, her zorluga, her sikintiya hazirim. Yukarida isler ne kadar sertlesirse sertlessin Yilmaz'la birlikte hepsini asabilecek kabiliyete, donanima, motivasyona sahibiz. Tek korkumuz sansimizin ters donmesi. Sanssizlik en iyileri, en gucluleri bile bir anda bitirebilir, ben ornegini cok gordum. Bu yuzden arkadaslar zirve denemesini yapiyor olacagimiz bahsettigim gunler icin bize sans dilemeyi ihmal etmeyin. Gerisini de merak etmeyin, orasi bizim isimiz...

    Biliyorsunuz bu yil sizlerin olumlu enerjisine ve sans dileklerine ihtiyaci olan 3 Turk var Himalayalarda, Tunc'a, Yilmaz'a ve bana olumlu enerjilerinizi yollamayi lutfen unutmayin.

    Allah utandirmasin

    Sevgiler,

    Nasuh

    """"""
     
  10. Semih DORU

    Semih DORU Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Ocak 2010
    Mesajlar:
    285
    Beğeniler:
    265
    Şehir:
    Gebze
    Seviye:
    Allah yardımcısı olsun Dualarımız seninle Nasuh :dua::dua::dua:
     
  11. Mehmet Boran

    Mehmet Boran Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    4 Haziran 2008
    Mesajlar:
    713
    Beğeniler:
    736
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Allah utandırmasın ; örnek bir insan.
     
    TÜRKER ÜNAL bunu beğendi.
  12. serhad

    serhad Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    3 Nisan 2008
    Mesajlar:
    484
    Beğeniler:
    1.299
    Şehir:
    Eskihisar
    Seviye:
    Ulaşmışlar :)


    http://www.explorersweb.com/everest_k2/news.php?id=19383
    Posted: May 23, 2010 01:25 am EST

    Peak Freaks team member Fergus White reached Everest summit at 7:00am, Nepal Time. Yilmaz Sevgul from Turkey, Angel Armesto from Argentina and Australian Greg Yack followed at 08:15am, Nepal Time; Turkish Nasuh Mahruki was about half an hour behind.
     
  13. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Everest'e tırmanmaktan belki de dah aönemli olan aşağı inme kısmında da işler yolunda gitmiş.
    Ana kampa kadar inmiş dağcılarımız.
    Nasuh Mahruki yine çok zor bir iş başararak 8500 metreye kadar oksijen kullanmamış. Sonrasında parmaklarındaki donma tehlikesi üzerine oksijen desteğine başvurmuş.

    Tekrar tebrik ediyor ve yurda dönüp fotolarını , anılarını paylaşmalarını bekliyoruz.
     
    Mehmet Boran ve Murat İLK bunu beğendi.
  14. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Arkadaslar merhaba,

    Bildiginiz gibi Yilmaz'la birlikte 23 Mayis sabahi 08:15 - 08:30 arasi saatlerde Everest Dagi'nin zirvesine vardik. Yaklasik 2 aylik zorlu bir ugrasidan sonra elde ettigimiz bu sonuctan, sartlar gozonunde bulunduruldugunda gayet memnun oldugumuzu bilmenizi isterim.

    Bildiginiz gibi benim hedefim bu tirmanisi oksijen destegi almadan tamamlamakti ve butun hazirliklarimi da buna gore yapmistim. Cok iyi bir aklimatizasyon programi uygulamis ve bunun icin de epey ugrasmistim. Normalde artik Serpa ve oksijen destegi en ust duzeyde kullanildigi icin, diger dagcilar sadece bir kez 7100 - 7300 metre arasinda kurulan 3. kampa kadar tirmanarak ve orada bir gece bile gecirmeden inererek aklimatisyonlarini bitiriyorlar. Zirveye giderken de bazilari yaklasik 8000 metredeki, aslinda 7925 - 7950 metredeki 4. kampta bir gece fazladan oksijenle yatarak dinleniyorlar ve ertesi gun de zirveye gidiyorlar. Butun bu surecte de 3. kamptan sonra tamamen oksijen destegi ile ilerliyorlar, yani 7100 - 7300'den sonrasinda oksijen destekli gidiyorlar. Bu durum tabi ki işi cok degistiriyor, bu arada bu tirmanista her dagci 3 tup oksijen kullaniyor.

    Oksijenin en buyuk avantaji vucudu isitmasi, bir digeri de daha alcak bir irtifadaymis hissi vermesi, kesin hesabina emin degilim ama sanirim 800 - 1000 metre gibi daha alcak bir yerdeymis hissi yaratiyor dagciya. Tabi her dagci icin x 3 oksijen tupunu uygun yerlere lojistik olarak yerlestirmek buyuk bir Serpa gucune ihtiyac duyuruyor. Bu nedenle dagda her bir Batili dagciya karsilik neredeyse 1.5 Serpa dustugunu soyleyebilirim.

    Neyse bunlar isin teknik detaylari. Kendi adima, aklimatizasyon icin diger dagcilarin sadece 3. kampa kadar ciktigi ve Ana Kampa dondugu surecte Geneva Spur'a, 4. kampin cok yakinina kadar tirmanip aklimatizasyonumu tamamladim. 5300 metredeki Ana kampa indikten sonra da 3450 metredeki Namche'ye kadar inerek iyice de pekistirdim, dedigim gibi bunu yapan kimseyi de gormedim. Hatta sonra bir firsat cikti ve tekrar 8000 metreye kadar tirmanip bu kez bir gece de orada yatip ki bu aklimatizasyonumu cok cok iyi bir seviyeye cikardi, tekrar Ana kampa geri indik. Dolayisiyla Everest Dagi'na oksijen desteksiz tirmanabilmek icin gercekten cok calistik ve en ust duzeyde aklimatizasyon tirmanislarimi tamamladim. İs kaldi tirmanis icin kosullarin uygun olmasina.

    Malesef bu noktada isler umdugumuz gibi gitmedi. Size ilk yazimda bahsettigim degiskenlerden bir kismi uygun kosullarda gerceklesmedi. 22 Mayis'ta saat 19:00 - 19:30 arasi bir saatte, ilerleyen saat icerisinde azalacagini umarak, oldukca sert bir ruzgarin altinda tirmanisa basladik. Ancak sert ruzgar hizini kesmeden butun gece devam etti ve bu 7 - 7.5 saatte benim de gucumu iyice tuketti. Tirmanisla ilgili planimiz once 8500 metredeki Balkon adi verilen yere kadar cikmak ve orada Yilmaz'la bir durum degerlendirmesi yapmakti. Burada hersey yolundaysa bu kez 8700 veya 8750 metreye kadar devam etmek ve son bir durum degerlendirmesi de orada yaparak tirmanisa nasil devam edecegime karar vermekti.

    8500 metreye vardigimizda, sadece ayak parmaklarim degil butun vucudum donmak uzereydi neredeyse. Bu arada buraya kadar oksijen destekli geldigi halde 8500 metreden donenler oldugunu da soylemek isterim. O kadar usuyordum ve titriyordum ki sonunda bu sekilde bu tırmanisi surdurmenin mumkun olmayacagina ikna oldum. 8500'de Yilmaz'a ilk soyledigim sey; 'Bu is olmayacak Yilmaz, neredeyse donuyorum ve vucudumu isitabilmek icin oksijene ıhtiyacim var' oldu. O da zaten, ayakkabisinin birini cikartmak zorunda kalarak kendi parmaklarini isitmaya ugrastigi icin, ben geldigimde zorla da olsa oksijene gecmemi saglamaya karar vermis kendince. Bu konuda tartismadik bile.

    8500'e kadar oksijensiz gelen birine oksijeni tattirinca tabi olay bir anda degisti, once bir 10 dakika durdugum yerde sadece nefes alip verdim ve butun vucudumun kendine gelmesini bekledim. Bu duygu muthis rahatlatici ve insanı gercekten hayata yeniden bagliyor. 10 dakika once zangir zangir titrerken tekrar normale donme hissi insanin moralini de yukseltiyor. Hayati her zaman gercekci ve nesnel sartlara gore degerlendirdigim icin, aklimda oksijen desteksiz Everest tirmanisi hayalimin sona ermesi ile ilgili en kucuk bir tereddut ve hicbir psikolojik rahatsizligim olmadi. Bu tirmanisi oksijen desteksiz surdurmeyi ne kadar istesem de bu yilin bu deneme icin dogru bir yil olmadigi gercegi
    herseyin ustundeydi ve ben de bunu kabullendim.

    Sonrasi oldukca rahat gecti. Dagdaki, sayisina tam emin degilim ama 70 - 80 dagcinin arasinda kendimize buldugumuz yerde tirmanisi surdurduk. Dogrusu bu tirmanis kuyrugu da enteresan bir deneyim. 8500 sonrasinda, hele rotanin iyice sirt hattina dondugu yerden sonra onunuzdekini gecemiyorsunuz, siraniz neresiyse orasi ve herkes adim adim ilerliyor. Arada birisi, mesela Hillary Step'te takilirsa malesef o orayi asana kadar da beklemek zorunda kaliyorsunuz. saat 04:30'dan sonra artik yavas yavas hava da acti ve ortalik isinmaya basladi, ruzgar devam etmekle birlikte gunesin bu sartlar altindaki buyuleyici etkisi bambaska bir sey. Insanin enerjisini ve moralini, motivasyonunu yukseltiyor. Sonunda zirveye giden kuyrukta, arada sabit hatlardaki bir sorundan dolayi 45 dakika kadar hic kipirdamadan beklemek zorunda kalsak da, herkesle birlilkte ilerleyerek zirveye variyoruz. Zirve tabi ki oldukca kalabalik, aynı anda 30 - 40 kisiyle zirvede olmak da baska bir deneyim. Bu kalabalikta kendi karenize bir yabanci girmeden fotograf cektirmek bile bir mesele. Bu kisilerin kucuk bir kismi da Kuzey rotasindan, Tibet'ten gelenler.

    15 yil onceki tirmanisimda neredeyse hic ruzgar yoktu oysa bugun cok baska sartlar vardi dagda. Ben bu yilki hava pencerelerinden pek bir sey anlayamadim dogrusu. Hava sartlari bu yil 3 kez tirmanisa musade etti, erken bir 7 - 8 Mayis'ta, en iyisi olarak 17 - 18 Mayis'ta ve 22 - 23 ve yagis sonrasi olmakla birlikte 24 - 25 Mayis'ta. Bu hava pencerelerinde ruzgar cok degiskenlik gosterdi. Dagda bildiginiz gibi en onemli sorun ruzgarin yarattigi sogutma etkisidir. 15 yil once zirvedeyken hava - 29 dereceydi, bu sene de - 27, - 28 dereceymis ama ruzgar olayi cok degistirdi.

    Boylece saglam bir ruzgar altinda AKUT SPOR KULUBU lisanslı sporcuları olarak Everest Dagi'nin zirvesinde fotograflarimizi, videolarimizi cekerek, sartlar elverdigince zirvenin tadini cikararak inise gectik. Hersey bir yana 15 yil aradan sonra, daha 27 yasindayken bana hayatimin o gune kadarki en buyuk gururunu yasatan dagi yeniden ziyaret etmek, tirmanisi arzu ettigim sekilde tamamlayamasak bile, her ani itibariyle benim icin heyecan vericiydi. Butun bunlarin olmasini saglayan 20. yilini kutlayan CANTEK SOGUTMA'ya, sevgili Hakan KARACA'ya ve diger yardimci destekcilerimize tum kalbimle tesekkur ederim. Hayalleri gerceklestirebilmek icin kabiliyetler kadar imkanlar da cok onemli. Sponsorluk olmadan, maddi destek olmadan bu tur tirmanislari gerceklestirmek ne yazik ki mumkun degil.

    Cok sey ogrendigim, yeni seyler deneyimledigim, eski bilgilerimi guncelledigim ve butun bunlari sevgili Yilmaz'la birlikte paylastigimiz hic unutmayacagim bir 2 ay yasadik. Yıllar sonra yeniden Himalayalarda olmak bana her acidan cok iyi geldi.

    Katmandu'daki son gunlerimizin ardindan 4 Haziran'da Turkiye'ye donuyoruz. Sanirim onumuzdeki gunlerde Tunc da Katmandu'ya varir onunla da bir guzel hasret gideririz, birbirimizi tebrik ederiz.

    Katmandu'da 2010 yili, Himalayalardaki Turk dagciliginin ucte uc basariyla dondugu verimli bir yil olarak hatirlanacak. Tum katkisi olanlara bir kez daha tesekkurler, Turk Dagciligi biraz onlarin biraz bizim gayretlerimizle yine zirvelerde boy gosterdi. Darisi buralarda hayalleri ve hedefleri olan genc dagcilarimizin basina...

    Himalayalardan hepinize cok sevgiler,

    Nasuh
     
  15. Bülent ÖZER

    Bülent ÖZER Onursal Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    3.110
    Beğeniler:
    2.967
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Colnago
    Seviye: