Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Miraç Kandiliniz Mubarek Olsun

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Megavolt tarafından paylaşıldı.

  1. Megavolt

    Megavolt Yeni Üye

    Kayıt:
    16 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    41
    Beğeniler:
    25
    Şehir:
    Erenköy, İstanbul
    Seviye:
    Miraç Kandili, nedir,
    peygamberimiz niçin miraca çıkmıştır, en iyi şekilde nasıl değerlendirilir?



    İçindekiler



    1. Miraç
    Kandili

    2. Miraç
    Nasıl Oldu?

    3. Peygamberimiz
    neden mirac'a çıktı?

    4. Peygamberimiz
    Allah ile nasıl görüşebilir?

    5. Bir
    insan göklere nasıl çıkabilir?

    6. Peygamberimiz
    sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?

    7. Peygamberimiz
    kısa zamanda nasıl gidip geldi?

    8. Miraçın
    benzeri bir olay var mıdır?

    9. Miraçla
    gelen hediyeler

    10. Miraç
    Gecesi Namazı

    11. Miraç
    Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz

    12. Kaynaklar



    MİRAÇ KANDİLİ

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir.
    Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter
    temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.)
    şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.

    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde
    âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya
    konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki
    safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:


    “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek
    için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız
    Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir.
    Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.”
    (İsra Suresi, 1)


    Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan
    başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır.
    Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:


    “O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi
    ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu.
    Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi
    yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz?
    And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda
    gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın
    nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun
    ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)



    Miraç nasıl oldu?

    Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın
    rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan
    Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.

    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i
    Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi.
    Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki
    rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler
    kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam
    burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.

    Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada
    da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden
    Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.



    Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan
    Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa
    ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin”
    dediler, tebrik ettiler.

    Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın
    bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü
    Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir
    gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret
    etti.

    Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü
    Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh
    (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.

    Süleyman Çelebi'nin dediği gibi



    “Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...



    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin
    huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine
    neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50
    vakit namaz” buyurdu.



    Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin
    buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,
    beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi,
    sonunda beş vakitte karar kıldı.



    Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde
    Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü,
    Mekke'ye döndü.



    Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden
    delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü
    kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için
    Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam
    haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.



    Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler.
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını
    anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl
    bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i
    Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye
    Peygamberimize soru yönelttiler.


    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle
    anlattı:

    “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar
    öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i
    bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta
    bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben
    onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya
    ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”



    Bunun üzerine müşrikler:

    “Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.



    O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler.
    Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur”
    diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz
    inanan” ünvanını aldı.


    Peygamberimiz neden mirac’a
    çıktı?

    Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon
    ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik
    yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için
    özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman
    yayınlamasıdır.

    Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap
    olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette
    bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham
    etmesi birinciye örnektir.



    Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde
    bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı
    olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel
    olanına misaldir.



    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan
    Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet
    yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.



    Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna
    çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih
    ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz
    etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir.
    Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını
    Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı
    Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...


    Peygamberimiz, Allah ile
    nasıl görüşebilir?

    Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik
    mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi
    ne demektir?”


    Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır,
    fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.

    Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki
    ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.

    Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz.
    Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona
    yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek
    lazım. Bu da mümkün değildir.

    Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır,
    ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam,
    Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş;
    bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.



    Bir insan nasıl göklere
    çıkabilir?

    Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı
    çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan
    birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip
    gelebilir?”



    Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir
    dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam
    hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir
    insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan
    dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın
    Arşına çıkaramaz mı?


    Peygamberimiz sadece ruhuyla
    gitse olmaz mıydı?

    Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi
    ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"



    Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için,
    kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin
    âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı
    oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu
    seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.



    Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını
    Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini
    üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması
    akıl ve hikmet gereğidir.



    Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk
    görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.

    Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle
    birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya
    Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin
    tâ kendisidir.



    Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı.
    Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.



    Peygamberimiz kısa zamanda
    nasıl gidip geldi?

    Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen
    mümkün müdür?"



    Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin
    hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden
    bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ
    ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.



    Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında
    hareketi nasıl akla ters gelebilir?



    Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir.
    Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri,
    konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir
    zaman gerekir.



    Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir
    gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.



    İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek
    gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine
    ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.



    Miraçın benzeri bir olay
    var mıdır?

    Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün
    gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"



    Miraçın çok örnekleri vardır:

    Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.

    Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına
    bir dakikada gidebilir.

    İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir
    çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.

    Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir
    Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya
    kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.

    Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan
    yeryüzüne gidip geliyorlar.

    Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.



    Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın
    sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin
    makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi,
    bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.



    Miraçla gelen hediyeler



    Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü
    Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti,
    âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde
    ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min
    ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti,
    Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur;
    tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin
    saadetine kavuştular.


    İkincisi: İnsan herşeyi merak
    ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî
    Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.



    Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden
    ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak
    da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık”
    derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının
    razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti.
    Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.



    Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü
    Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve
    insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş,
    sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir.
    Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında
    bir saray verilse ne kadar sevinir.

    Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç
    ne kadar önemli ve değerlidir.


    Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta
    Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette
    mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça
    gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz”
    buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.



    Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli
    bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla
    anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan
    bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam
    ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense
    ne kadar sevinir.

    Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana
    birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın
    rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki
    ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında,
    kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate
    erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle
    bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi?
    Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said
    Nursî, Sözler, 31. Söz.)


    Miraç Gecesi Namazı

    Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek
    kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan
    sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra,
    imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz
    bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :



    “Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela
    havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.



    Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.


    Miraç Gecesinin Gündüzünde
    Kılınacak Namaz

    Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat
    namaz kılınır.

    Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi,
    ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr
    suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.
     
  2. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Tamamını okuyamadım ama yine de ellerine sağlık MegaVolt. Tüm forum ailesinin kandili mubarek olsun :).
     
    Anıl(shopar) bunu beğendi.
  3. Anıl(shopar)

    Anıl(shopar) Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    23 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    574
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Erenköy, İstanbul
    Seviye:
    büyüklerimin ellerinde küçüklerimin gözlerinden yaş grublarımıznda yanaklarından öperim kandiliniz mübarek olsun
     
  4. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.486
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    "La ilahe illallah" ne demek ?

    İlah yoktur Allah vardır demek.
    Yani islamiyet dini temelde ilah kavramını yıkmak için gönderilmiştir. Mekkelilerin temel problemi önce ilah sonra ilahlar yaratmaları ve onları insanileştirmeleridir. ( put haline getirmeleri yani)

    Yukarıda yazdıklarınızla muhtemelen bilmeyerek islamın özündeki "Allah" kavramını zedelediğinizi düşünüyorum.

    Allah benzetmek gibi olmasın bir nevi "Zeus" haline getiriliyor.

    Allah gibi düşünen ( kapsayıcılık ve kuşatıcılık anlamında ) insan ı amaçlayan din maalesef İnsan gibi düşünen bir İlah yarattı kendine.
    Asla islamda olmayan bir şey bu.
    bazılarına göre İslamın "Allah" ı maalesef ve esef verici bir şekilde kızıyor, bela gönderiyor, bazen iyilik ihsan ediyor, evliyalar ile konuşuyor vs vs.

    Mekkelilerin taptığı bir put sanki.

    İslamın ulaştığı başka bir aşama ( tasavvuf inancı ) ise "La mevcudu illallah" fikridir. yani Allah tan başka mevcut yoktur. bu Hallacı Mansur un ve tasavvuf ta belli basamaklara gelenlerin "enel hak" ben Allah ( la bir ) oldum. Allah a ulaştım dedikleri şeydir.
    Sizin anlattığınız miraca göre Peygamber efendimiz evrende yolculuk ederek Allah katına ulaşmıştır. Bu islamin temel görüşlerine terstir.
    İşte "Zeuslaştırma" denilen şey bu satır aralarında saklı.

    Velhasıl İslam dünyasının çileleri yakın zamanda bitecek gibi görünmüyor. Ne zamanki Anadolu selçuklular veya endülüs devrindeki kadar özgür ve açık olunmaya başlanır ve dinimiz sonradan katılan hurafelerden kurtulur belki yeniden o zaman hem bize hem dünyaya yeniden ışık olabilir.
     
    Megavolt bunu beğendi.
  5. Murat EVGİN

    Murat EVGİN Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Kasım 2004
    Mesajlar:
    1.015
    Beğeniler:
    1.063
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    üyerelerimizin ve tüm islam aleminin mirac kandili, mübarek olsun...
    hayırlara vesile olur inşallah..
     
  6. Önder Özdoğan

    Önder Özdoğan Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    2.329
    Beğeniler:
    1.290
    Seviye:
    Tüm Müslüman aleminin Mirac kandili mübarek olsun..

    Nice Kandillere İnşallah....