Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

meşhur anti-bisiklet söylentileri

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Admin tarafından paylaşıldı.

  1. Admin

    Admin Yönetim Kurulu

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    2.035
    Beğeniler:
    3.680
    Seviye:
    Uzun süredir kulağa yayılan bu söylentilerden en sarsıcı olanı, Amerika'da yayınlanan ünlü Bicycling dergisinde yer alan bir yazıyla ayyuka çıkmıştı. Dergi editörü Joe Kita tarafından kaleme alınan ve Dr. Irwin Goldstein'in açıklamalarını içeren makalede, bisiklet sporunun, insan sağlığını, özellikle erkek sürücüleri, gizlice tehdit ettiği iddia ediliyordu. Erkeklerin asla bisiklete binmemesi gerektiğini, bisikletlerin yasadışı ilan edilerek yasaklanmasını savunan fanatik doktor, bisiklet kullanmanın erkeklerde iktidarsızlığa neden olduğunu belirtiyordu.
    [​IMG]

    Söz konusu yazıda, bisiklet kullanan sürücünün vücut ağırlığının, küçük ve sert bir selenin üzerinde yoğunlaştığına ve bu yükün erkek üreme organının tabanındaki atardamarlara ve sinir uçlarına baskı uyguladığına dikkat çekiliyordu. Bahsedilen ezilmenin uzun süre devam etmesi halinde, penise yeterli miktarlarda kan ulaşmayacağı iddia edilerek, ileri aşamalarda ereksiyon problemleri yaşanabileceğinin altı çiziliyordu.


    Bisiklet alemini paniğe sokan şok teorinin açıklanmasının ardından, pek çok doktor ve tecrübeli bisikletçi, iktidarsızlık ile bisiklet kullanımı arasında ilişki kuran bu teşhise tam anlamıyla katılmadıklarını açıkladılar. Bunun yanı sıra, bilinçsizce, doğru vücut pozisyonu sağlanmadan yapılan sürüşlerin ve uygunsuz sele seçiminin iktidarsızlığın kaynağı olabileceğini belirterek, probleme bu açıdan yaklaşılması gerektiğini savundular.

    Avrupa kıtasında ise, rüzgar ters taraftan esiyordu. İtalyan Doktor Franco Antonini, 100 çift üzerinde yaptığı araştırmaların sonucunu şöyle özetliyordu; "Günde en az üç mil bisiklete binmek, seks hayatınızı canlandırır." Antonini bulgularında, denge sağlamak için çaba sarfetmenin, çevredeki tehlikelere karşı devamlı tetikte olmanın ve ritmik egzersiz yapmanın, testosteron ve östrojen salgılanmasını teşvik ettiğini belirlemişti.

    İktidarsızlık söylentilerine benzer bir rivayet, iki sene üst üste Fransa Bisiklet Turunu kazanan Lance Armstrong'a, 25 yaşındayken yumurtalık kanseri teşhisi konulduğunda çıkmıştı. Haberin yayılmasının ardından pek çok erkek bisikletçinin sinirleri ayağa kalkmış ve bisiklet yine sanık sandalyesine oturtulmuştu. Şampiyonun özel doktorunun ve diğer tıp uzmanlarının, bisiklet üzerinde geçirilen zamanın yumurtalık kanserine sebep olmayacağını anlatıp, hastalığın gerçek nedenlerini açıklamaları, bisiklet tutkunlarını rahatlatmıştı.

    Sözünü ettiğim konular tıp uzmanlık alanına girdiği için yorum yapmak bana düşmez. Ancak kendimi, sorunların kaynağının bilinçsiz bisiklet kullanımı olduğunu düşünenlerin tarafında görüyorum. Tabii bir de Çin'deki, Hindistan'daki durum aklıma takılıyor. Milyonlarca bisiklet kullanıcısı olan ve ulaşımın büyük bölümünün pedal gücüyle sağlandığı bu ülkelerde, önlenemeyen nüfus artışını iktidarsızlıkla pek bağdaştıramıyorum.

    Aslında anti-bisiklet söylentilerinin yayılması, çağımıza özgü bir olay değil. 1869'da, "English Mechanic" dergisinin bir yazarı, şu ilginç iddiada bulunmuş: "Bisiklete binerken harcanması gereken aşırı yoğun güç, sağlıklı egzersiz sağlamaktan çok, sürücüyü perişan eder. Uzun süre yapılan bisiklet sürüşleri, depresyon, tükenme, yıpranma ve vücudun parçalara ayrılması ile sonuçlanır. Demirden bacaklarınız ve çelikten kalçalarınız olmadıkça, bisiklet selesine oturmanızı tavsiye etmem."

    Bisikletin alıştığımız formu ile milyonlarca insanı etkilediği 1890'lı yıllarda ise bazı doktorlar bisiklete binmenin, akıl hastalıklarına, hazımsızlığa, kronik rahatsızlıklara, sinir sisteminde hasarlara ve en ilginci, insanları alkolizme sürükleyecek aşırı susuzluğa neden olduğunu ortaya atmışlar. Bu yılların enteresan kuramlardan bir tanesi de İrlandalı Çavuş Fottrell'in "Molekül Teorisi" imiş. Teoriye göre doğal hayatlarını kayalık yollar üzerinde sürdükleri demir bisikletlere binerek geçirenlerin kişilikleri, meydana gelen şiddetli sarsıntı ile atomların yer değiştirmesi sonucu, bisikletlerinin kişilikleri ile karışacaktı. Bu yüzden, bisikletli yaşamın var olduğu bölgelerde, insan-bisiklet karışımı yaratıkların görülmesine şaşmamak gerekiyordu.

    Bisikletin, tüm karalamalara rağmen bir yaşam biçimi olarak benimsenmesi, daha tutarlı anti-bisiklet teorileri üretilmesini zorunlu kıldı. "Bisikletçi Yürüyüşü" ve "Bisikletçi Sırtı" diye adlandırılan rahatsızlıklarla ilgili söylentileri çok yaratıcı buluyorum. Bazı sürücülerin pedal çevirme hareketini andıran tuhaf yürüyüş tarzlarına "Bisikletçi Yürüyüşü" adı veriliyor. Sözde bu rahatsızlığa yakalanan bisikletçilerin, klasik adım atma hareketi yerine, ayaklarını pedal çevirirmiş gibi dairesel hareketle kaldırarak yürüdükleri iddia ediliyor. Hastalığın ilerleyen aşamalarında "Bisikletçi Yürüyüşüne" omuzların ve başın aşağı-yukarı sallanması ve geriden gelen rakipleri kontrol edercesine arkaya doğru atılan ani bakışlar ekleniyor. "Bisikletçi Sırtı", diğer adıyla "Bisikletçi Kamburu", günümüzde yol bisikletçilerinin eğik gidonlu, yüksek seleli bisikletler üzerinde aldıkları ve omurganın doğal eğimini zorladığı varsayılan pozisyon sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak ortaya atıldı. Bazı bisikletçilerin yarışları protesto etmelerine neden olan söylentinin yayılmasından sonra yetkili ağızlar, bisiklete binmekten kaynaklanan tek bir belkemiği deformasyonu vakasına bile rastlamadıklarını açıklamak zorunda kaldılar. Bisiklete biniyor ve bir rahatsızlık hissediyorsanız öncelikle sürüş stilinizi, bisiklete biniş alışkanlıklarınızı gözden geçirmenizi ve kontrol için bir doktora görünmenizi öneririm. Bisiklet ile sürücünün vücudu ahenk içinde olmalıdır. Bisiklete binerken doğru pozisyon almak, daha rahat, emniyetli ve etkin sürüş deneyimi yaşatır, sakatlanma riskini azaltır.

    Selim ATAZ izniyle nethaber.com
     
    basar ve nero bunu beğendi.
  2. ergin

    ergin Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    19 Nisan 2007
    Mesajlar:
    489
    Beğeniler:
    66
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    paylaşım için teşekkürler önemli nir paylaşım
     
  3. Karakartal Platton

    Karakartal Platton Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    31 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    763
    Beğeniler:
    180
    Seviye:
    Bak bunları öğrendiğim iyi oldu paylaşım için teşekkürler.
     
  4. Ercan Bayram

    Ercan Bayram Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.092
    Beğeniler:
    1.655
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    bende etrafımdaki birkaç kişiden cinsel yaşamla ilgili birkaç duyum almıştım
    ve sele baskısı konusunda da o sıralarda forumumuzda bir konu açılmıştı!

    okuyup rahatlamıştım

    bence bunlar bir satış politikası
    birisi kuyuya taş atar kimse çıkaramaz misali

    ne bileyim ortası delikli bir sele yaparlar işte cinsel isteği etkilemez damarları tıkamaz onaylıdır gibi birkaç testle onay alıp paraları cebe indirmenin kolay bir yolu :)

    paylaşım için Teşekkürler Reis ;)
     
  5. Ediz Tevfik Özgan

    Ediz Tevfik Özgan Bisikletkolik

    Kayıt:
    26 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.143
    Beğeniler:
    1.069
    Şehir:
    BURSA
    Seviye:
    Ben bu yaşıma geldim,bisiklet kazaları dışında sağlığını kabeden insan görmedim. Ama her gittiği yere otomobilleri ile gidenlerin göbekleri, tansiyonları efor kapasiteleri hakkında bir şey söylemeye gerek de duymuyorum. Ben çocukluğumda Bolu bisiklet takımına yazılıyordum,sırf bu söylentiler yüzünden babam beni yazdırmamıştı.Ama hiç değilse gezi ve günlük kullanımda çok dar olmayan selelere yerverelim ne olur ne olmaz derim genede Allah muhafaza:in: