Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Mars'ta metan gazını incelemek üzere ExoMars yola çıktı!

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Bahadır Gürel tarafından paylaşıldı.

Etiketler:
  1. Bahadır Gürel

    Bahadır Gürel Onursal Üye

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.864
    Beğeniler:
    6.453
    Şehir:
    Maltepe/İstanbul
    Adı:
    Bahadır Gürel
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Avrupa Uzay Ajansı'na ait ExoMars Trace Gas Orbiter füzesi, dün Kazakistan'ın Baykonur kentinden uzaya gönderildi.

    Mars'ın yörüngesine yerleşip, iki yıl boyunca Mars atmosferini inceleyecek olan Orbiter'in görevi; geçen yıl Mars atmosferinde keşfedilen metan gazının kaynağını belirlemek. Bilindiği üzere; atmosferdeki metan Mars'taki biyolojik aktivitenin bir ürünü olabileceği gibi, jeolojik süreçlerin de bir sonucu olabilir.

    Bu uydunun ikinci görevi, 2018'te Mars'a gönderilecek Rover aracı için iletişimi üssü olarak çalışmak. Rover gezegene iniş yaptıktan sonra Orbiter, araç ile dünya arasındaki iletişimi sağlayacak.

    [​IMG]

    [​IMG]
     
    Kudret Kurtcebe ve Uğur S. bunu beğendi.
  2. Eagle

    Eagle ...flew up into the sky

    Kayıt:
    26 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.961
    Beğeniler:
    4.390
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Savaş
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Uzay bilimlerini çok sevmişimdir, ilgi alanımda olan bir konudur ama bu kadar para boşyere harcanıyor. Öğrenilecek kadar gerekli bilgileri öğrendik işte yetmiyor mu diyorum artık. Metan gazının kaynağını belirleseler ne olacak ki. Oradaki metan gazları zaten zehirli, çok tehlikeli. Şu gezegenleri keşfetmek ve bir şeyler yapmak için harcanan paraları keşke fakirlere dağıtsalar. Diğer gezegenlerden bize hiçbir fayda yok. Oralara gidiş yok, gitsen de dönüşü yok. Işık hızını geçebilecek bir teknoloji yok, olsa da o kadar hıza dayanabilecek insan yok. Bisiklette bile aşırı hızlanmada insan ne biçim zorlanıyor bir zaman sonra titremeye başlıyorsun. Bu yıldız sistemi de içindeki gezegenler de hayal olarak kalacaktır. Hele evrenlerin milyarlarca olmasından bahsetmiyorum bile. Çünkü biz, çapı 200 milyon ışık yılı genişliğinde yani normal hesap olarak ikiyüzbin, iki trilyon kilometre genişliğinde olan bir galaksinin barındırdığı milyarlarca güneş sisteminden sadece bir tanesiyiz. Bu arada bu tür rakamlar için genelde üslü sayı kullanılır. Hem mertebeyi gösteriyor hem de çarpmada kolaylık oluyor. Zira astronomide önemli olan mertebedir yani kesinlik yoktur. 300 katla 310 kat arasında pek fark yok mesela. İkisi birbirine yakın şeyler astronomi hesaplarında. Mesela şu yıldız güneşin 300 katı diyeceğimize 1000 katı dersek mertebe değişiyor ve yüzlerden binlere geçiyorsunuz. Bu da kabul edilemez mertebede hatalı sonuç demek oluyor.

    İşte bu mesafeleri hesaplayınca, haliyle korkunç rakamlar ve ağzımızın zor yuvarlayacağı hatta yuvarlayamayacağı şekilde dev rakamlar ortaya çıkıyor. Galaksiler sarmal oluyor, çubuklu sarmal oluyor ve deformke oluyor. Bazen çarpışıyorlar mesela. Birbirlerinin içinden geçip gittikleri oluyor. Etrafa yıldızlar savruluyor. Yıldız savrulması demişken, gezegenler de birbirlerini fırlatıyor olabilirler. Büyük gezegenler mesela Jüpiter ya da Satürn, yakınlarından geçen masum gezegenleri birkaç tur döndükten sonra yavaşlatıp Güneş'e düşürebilir veya hızlandırıp Güneş sistemi dışına fırlatabilir. Tabii Güneş sistemi artık nispeten güvenli ama diğer güneş sistemlerine gitmek için asla yeterli bir teknolojimiz yok. Galaksilere gidiş hiç yok zaten. Bugüne kadar sadece Ay'a gidildi ki bu konu şaibeli diye düşünüyorum. Mars'a da insansız araç gönderildi. Onun dışında ancak teleskopla bakılıp fotoğraf çekiliyor. Dolayısıyla diğer kendi güneş sistemimizdeki gezegenlere zaten gidilemiyor. Misal bugün Neptün veya Üranüs gibi bir gezegen öyle bir soğuk ki, buna dayanabilecek Dünya insanı yok. Şimdi mutlak sıfır diye bir olay var. Mutlak sıfır referans alındığında bizim kullandığımız Celsisus derece cinsinden ölçüm aralığı maksimum -273 derece olabiliyor. Yani evrende -273c dereceden daha soğuk bir ortam yok. Kelvin diye bir ölçüm daha var. Celsisus'ta sıfır derece, suyun deniz seviyesinde donma noktası Kelvin'de sıfır derece de mutlak sıfır anlamına geliyor. Yani olabilecek en soğuk ortam 0 derece oluyor, soğukluğun dip noktası.

    Bir de Kelvin derece ekiyle yazılmıyor. Farhenheit derece kullanılarak yazılıyor ama bildiğimiz kadarıyla -300, -400 derece bir soğuk, Fahrenheit skalasında görülebilir tabii. Buradan inceleme yapabilirsiniz. Fahrenheit derece cinsinden, -400 küsürlere kadar iniyormuş. Sıcaklık meselesi sadece tanımla alakalı elbette. Yani mutlak sıfır noktası enerjinin hiç olmadığı teorik bir nokta. Gerçekte mutlak sıfıra yaklaşabiliyoruz ama ulaşamıyoruz. Bütün evrenin ortalama sıcaklığı da şu sıralar 4 Kelvin diye geçiyor. Yani yıldızları noktasal olarak çok sıcak olan yerler varsayarsak boşlukta da güneşlerin çok uzağında da süper soğuk noktalar dahil -270 dereceye ulaşmıyor. Zaten bu sıcaklıkta (ya da soğuklukta) sıvı olmayacak madde yoktur herhalde. Buna dayanabilecek insan yok Dünya için söylüyorum bunu yani bizim insanoğlu buna dayanamaz ki, bugün -35 derecede telef oluyor insanlar. Bu gezegenlerde aşırı soğuktan sonra metan gazları, zehirli gazlar, radyasyon var ve sürekli patlamalar oluyor. Atmosferleri de çok zayıf, Dünya gibi değiller. Yani sizlere demem o ki, buralara bir şekilde gidilse bile yaşam yok, yaşayacak hiçbir şey yok. Ama buradaki bağlantıdan Drake Denklemi hakkında bilgi alıp, iyimser bir gözle baktığınız zaman dünya dışı varlıkların yaşadığını düşünebiliriz. Bu canlılar insan mı yoksa hayvan mı bunu bilemiyoruz ve bilmeye ihtiyacımız yok. Lâkin olası bir uzaylı istilasını geri püskürtmek için de nükleer silahlara ihtiyacımız var bu bir gerçek.
     
  3. Bahadır Gürel

    Bahadır Gürel Onursal Üye

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.864
    Beğeniler:
    6.453
    Şehir:
    Maltepe/İstanbul
    Adı:
    Bahadır Gürel
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    @Eagle Ben de evren konularını araştırmayı çok severim. Bu merakım ortaokul sıralarında başladı. Tam da hatırlıyorum 1980'li yılların başında Bulvar gazetesi bir yazı disizi yayınlıyordu. Konusu da UFO'lardı. UFO'lar o kadar ilgimi çekmişti ki, o dönem hem Tübitak Bilim ve Teknik hem de Görsel Bilim ve Teknik dergilerini almaya başlamıştım. Bunlardan ciltler yapmıştım. Sonra bu merak üniversitede astronomi ve uzay bilimleri okumama, devamında da astrofizik yüksek lisansı yapmama neden olmuştu. Ancak baba parası bir süre sonra kesilip, çalışıp kazanmak zorunda kalınca yüksek lisansı bitiremedim. O yıllarda en yakın sınıf arkadaşım Selçuk Bilir okumaya devam edip önce profesör oldu ardından da İÜ Astronomi Bölümü Başkan Yardımcısı oldu; halen de fırsat bulunca görüşüyoruz.

    Üniversitede olsun, dışında olsun çeşitli astronomi kulüpleri kurduk. Halen İstanbul Üniversitesi'nde Amatör Astronomlar Kulübü devam ediyor. Zaman ayırabiliyorsan etkinliklerine katılmanı öneririm, herkese açık. Biz o kulübü 1990'da binbir zorlukla kurduk. Çünkü o dönem 4-5 kişi biraraya gelip üniversite içinde toplantı yapsak ya polisler tarafından ya rektörlük tarafından ya da sağcı-solcu öğrenci kesimi tarafından hedef gösteriliyorduk. Bu nedenle kulüp toplantılarını üniversitenin kütüphanesinde gizliden yapıyorduk. Bugün ne güzel ki bu kulüp serbestçe ve halkı da davet ederek etkinlikler yapıyor. Okul dışında İstanbul Metropol Astronomları kulübünü kurduk. TRT'de bilim programlarına gece gözlemlerimizin bilgilerini veriyorduk.

    Şu an sadece amatör ve hobi anlamında fizik ve astronomiyi takip ediyorum. Yıllardır posta kutuma her gün Phys.org - News and Articles on Science and Technology sitesinin fizik ve astronomi haberleri geliyor. Yani uygulama yapamasam da üniversitede aldığım temel bilgileri tazelemeye ve ilerletmeye özen gösteriyorum.

    Bilim şüpheciliği gerektiriyor. Bir kitap vardı çok satan: "yüreğinin götürdüğü yere git". İşte bilim uğraşısı bunun tam tersi olmalı. Bilim bizim arzularımıza yanıt için değil, tam tersine, evren bizi nereye götürüyorsa oraya gitmemiz, gerekirse tüm bildiklerimizi çöpe atmamızı gerektiriyor. Bu nedenle de 'şu yapılmamalı, herşey çözüldü' düşünceleri sadece bugün bilinenler, yarının cevabı değil. Stephen Hawking'in bir kitabı var: Büyük Tasarım. Bu kitap aslında sorduklarına çok güzel yanıtlar veriyor. Hawking gerçekten müthiş bir adam.
     
    hakan64 bunu beğendi.
  4. BurakS

    BurakS Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2011
    Mesajlar:
    117
    Beğeniler:
    214
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    @Eagle Derin uzay madenciliği için veya sadece teknolojiyi ileri götürmek için bile uzay keşif görevleri (güneş sistemi ölçeğinde) hayati derecede önemlidir. Dünyada şuan kullandığımız bir çok teknolojiyi uzay bilimlerinin getirdiği yaratıcılığa ve ayrılan büyük Ar-ge bütçelerine borçlu olduğumuzu biliyorsunuzdur. Şu sırf plüton keşfi ve kuyruklu yıldıza yapılan inişten o kadar çok şey öğrenildi ki, neredeyse güneş sistemi ve gezegen formasyonu ile ilgili her ince detay, tarihleri ile birlikte değişime uğradı, yazılımsal olarak harika tecrübeler edinildi ileride kullanmak için, organik materyallerin kuyruklu yıldızlarda halen bileşik halinde bulunabildiğinin ıspatı, en önemlisi her zaman sorduğumuz canlılığının kökeni ile ilgili bilimsel bilgileri edinebilmek bile yeterli. Hatta sırf keşfetmek ve her alanda tecrübeleri geliştirmek için bile güneş sistemi kaşifliği olmazsa olmazdır gelişmiş ülkeler için. Elbette çok romantik olmanın da anlamı yok çünkü bunun prestij meselesi de olduğu ortada ülkeler için ama çok şey getirdiği de ortada, sadece sonuçlar hemen alınamıyor, uzaya gittikten 3 gün sonra cepindeki telefon 100m basınca dayanabilir hale gelmiyor, uzun süreçte, çok daha köklü büyük teknolojik atılımlar oluyor.

    Güneş sistemi sonrası.. tamamen ayrı bir mesele :) Merak etmeyin bunun için zaten dünyada hiçbir uzay şirketi, devlet destekli olsun olmasın elle tutulur bütçe ayırmayacak, 2008'de uluslararası bir sempozyumda herkesin görüş birliğine vardığı bir konuydu bu. Güneş sisteminden sonra mesafeler korkunç, bunun yakın dönem teknolojisi veya atılımla ilgisi yok, tutup alpha centauri sistemine gideceğiz diye bütçe ayırmak söz konusu olamaz, Voyager 1 gidiyor işte 1977'den beri, 70-80bin yıl sonra orada kısmetse :) Zaten 100 dünya ekonomisi kadar bütçe ayırsan yine insanı zaman aralıklarında gidemezsin. Ancak güneş sistemi sonrası için sonraki 20-25 yılda nano optik ve materyal teknolojinin gelişmesi, muhtemel quatum bilgisayar teknolojisi ile muazzam teleskoplar ve gözlemler yapabileceğiz. Zaten güneş sisteminden itibaren istenen şey de bu. Ancak sadece Jupiter'in Ganymede uydusundaki dev okyanusu, muhtemel bileşikleri, hatta olası yaşam izlerini keşfetmek bile yeter.
     
    Kudret Kurtcebe bunu beğendi.
  5. Kudret Kurtcebe

    Kudret Kurtcebe Onursal Üye

    Yaş:
    59
    Kayıt:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    31.534
    Beğeniler:
    40.967
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    savaş konu derin,,
    5000 yıllık insanlık tarihini ele alalım ,ne vakit savaş olmadı acaba ,düşüncelerimiz evrimleştimi,ya da çok ileri beşer yaratıkmıyız,hala 2016 'da yok ortadoğu savaşları,yok efendim afrikada iç karışıklıklar yetti yahu,nedir bu insanın insanla savaşı,nedir,neden savaşıyoruz ? açgözlülük ,kibir ne vakit bitecek ne vakit insanlık adam olacak,özü doğru kaç insan var,kaç insan göründüğü gibi yaşar olmak istediği gibi yaşamaz,kaç insan tüketim budalalığına yakalanmamıştır.
    israf her ülkede var,suudi arabistanda yemek israf edilir yenmeden yemekler dökülür ,somali açlıktan kırılır,keza afrikada ölümler, bizde ekmek israf edilir,nedir bu israf kepazeliği,4 araban olsa ne yazar 10 uçağın olsa ne yazar,mezaramı götürecen mallarını ya da paracıklarını henry ford toprak altında ,çoktan kurtlar yedi onu,milyarder henryden geriye ne kaldı ya da bizim şişiklerden,mal sahii mülk sahibi hani bunun ilk sahibi diyen koca yunus eyyyyyy kalkta bir bak şu dünyanın kepaze gidişine ,önce kendi mavi küremizde düzenmi sağladıkta oralara uzaklara gidiyoruz,adama derlerki arkadaş sen önce komşun ile iyi geçin,hiç gidilmesinde demiyorum ama önce kafalar değişecek,
    insanlığın yararına olacak her doğru adıma evet,kendi dünyamızda barış ve huzurun temini,aç insanların doyurulması ,işşizlere iş bulunması,insanların açıkta bırakılmamaları ,insan tabiatına ruhuna uygun evlerin inşası,
    amaç nedir,6 milyarı aşmış dünya insanlığının mutluluğu.ha hayal dersen o vakit hep sıkıntı sıkıntı görürüz,
    insn ne ister karnını doyurmak bir de iş,ve barınak bunlar olmazsa olmazlardandır.
     
    hakan64 bunu beğendi.