Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Maksimum Nabız

Konu, 'Sağlık - Antrenman - Beslenme' kısmında Önder Tarım tarafından paylaşıldı.

  1. Önder Tarım

    Önder Tarım Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.400
    Beğeniler:
    1.906
    Şehir:
    Bologna / İtalya
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Arkadaşlar Prof. Dr. Mehmet Öz'ün kitabını okurken gördüm ve buraya yazmam gerektiğini düşündüğüm bi bilgi edindim.Kitapta maksimum nabızın 220'den kendi yaşınızı çıkararak bulabilirsiniz diyor.Fakat bu yoğun kardiyovasküler çalışmalar sırasında bununda üzerine çıkabilirmiş.Bi diğer şeyde.Maksimum nabıza ulaştıktan sonra durduğunuzda nabzınızın 66 yada altına ne kadar sürede indiği.Eğer durduktan 2 dakika içinde nabzınız 66 yada altına iniyorsa herşey gayet sağlıklı.Normalden 8 yaş daha genç bir dolaşım sisteminiz var demek.Bu süre 4 dakikaya kadar uzuyor.Fakat 4 dakika sonunda hala 66 ya inmediyse birşeyler yapmanız gerektiğini belirtiyor.Herkese iyi günler
     
    Tknrn, NZH, burakb ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  2. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    bunu ayarlamanın kolay yolu zorlanmadan gideceğiniz tempo diye dusunuyorum.

    Bu arada nabıza etki eden bir çok faktör var. Vücudunuzdaki suyun azalması bile nabızı etkiler.

    O yuzden belli aralıklarla egzersiz esnasında cok aşırıya kaçmadan su içmekte nabızın aşırı yukselmesini etkiler.

    Belli aralıklarla sıvı ve katı besin alımı gerekir. Tabiki aşırıya kaçmadan.

    Yani tamam doğrudur ama egzersiz sırasında matematiksel hesap yapmak yerine nabız ölçer saat kullanmak veya tempoyu düşürüp devam etmek daha iyi sanki.
     
  3. Önder Tarım

    Önder Tarım Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.400
    Beğeniler:
    1.906
    Şehir:
    Bologna / İtalya
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    evet dediğin doğru olabilir. Zaten ben bunu daha çok nabız saati kullananları düşünerek yazdım. Diğer türlü nasıl anlıcazki nabzımızın kaç olduğunu.
     
  4. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    çok basit. vücudumuzun çeşitli yerlerinde atar damarlar var. 6 saniyedeki atış sayısını hesaplayıp 10 la çarpmanızdır.

    örneğin 6 saniyede 13 atış gerçekleşti 13*10 = 130 yapar .

    yolun bos oıldugu durumlarda kolayca anlayabilirsiniz.

    saygılar.
     
  5. Önder Tarım

    Önder Tarım Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.400
    Beğeniler:
    1.906
    Şehir:
    Bologna / İtalya
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    evet öle de yapılabilir ama 6 sn. içinde bile değişebilio yani ortalamayı bulmak biraz güç olabilir.Ama her zaman algılayabiliriz nabzımızı.
     
  6. Hakan Yazman

    Hakan Yazman Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    5.678
    Şehir:
    Alanya/İstanbul
    Seviye:
    Benim yaşım 35, buna göre maksimum 185 görmem gerekir. Geçen pazar Türkiye şampiyonasında 203 nabız gördüm :D ve iki saate yakın yarışta nabız ortalamam 190 idi :eek: :eek: Tabii bu iyi bir performans mı gösterdiğimi gösterir tabii ki hayır ama kendimi alabildiğince zorladığımı gösterir ;)
     
    Mesut Girgiç bunu beğendi.
  7. Önder Tarım

    Önder Tarım Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.400
    Beğeniler:
    1.906
    Şehir:
    Bologna / İtalya
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    evet zaten kitapta da ağır kardiyovasküler çalışmalar sırasında bu sınırın aşılabileceğinden bahsediyor.Sanırım o kadar korkulcak bişey yok bu durumda.
     
  8. Hakan Yazman

    Hakan Yazman Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    5.678
    Şehir:
    Alanya/İstanbul
    Seviye:
    Benim kalbim çok sağlam ama genel bir insana doktor kontrolünden geçmeden 200 ve üzeri çok önermem :D Benim de aslında yavaş yavaş yükseldi, önce 188, 190 lardaydı, sonra 193, 195 ve 198 lere kadar seneler içinde çıktı, ve bir kaç senedir de bence mucizevi bir nabız olan 200 ve üzerini görmeye başladım zaman zaman ;) Şu an itibariyle rekorum 204 :D
     
  9. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Üstad, nabzını 200 üzerine nasıl çıkarıyorsun? Yani o esnada bisikletle nasıl gidiyorsun da 200 küsurları görüyorsun?
    Sırrı sadece Türkiye şampiyonasına mı katılmak? Antrenmanlarda 200 küsurları görmek mümkün olamaz mı?


    Valla benim nabızım bisiklet üzerinde ne yaparsam yapayım eğer yokuş yukarı giderken arkamdan lafdan anlamayan öküz gibi bir kangal kovalamazsa 180 e bile varmıyor. Ha, o 180 de köpeğin sayesinde ha... eksik olmasınlar... :D
    Olmazsa bi de bisiklete iki kişi binip deneyim bari.. :rolleyes: :(




    .
     
    Tolga Gürgün ve gokhancan bunu beğendi.
  10. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    185 nabız çok iyi aslında bunun yukarısı biraz risk faktörü olabiliyor.

    Bende sprint koşusu yaparım.

    Özellikle 100 metre koşusu için yaptıgım antremanlarda çok fena zorlarım.

    Genelde vücut su kaybetmeye başladıgı an kalp daha hızlı calısmaya baslıyo.

    Bu arada kalbin maksimum atış hızının yüzde 65-70 ini geçmek risk diye biliyorum. Gerci ben kısa süre içinde butun gucumu bir anda kullandıgım icin daha kolay size göre .

    Ama zaten sporcuların kalpleri, sporcunun eforuna göre kendisini geliştiriyor.

    Saygılar.
     
    Mesut Girgiç bunu beğendi.
  11. Hakan Yazman

    Hakan Yazman Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    5.678
    Şehir:
    Alanya/İstanbul
    Seviye:
    Antrenmanda imkansız gibi birşey Mesut abi :) şimdi şöyle düşün adamın elinde bıçak var ve sizi kovalıyor, yakalarsa biliyorsunuzki kıtır kıtır doğrayacak, işte yarış temposu öyle bir tempo o yüzden görebiliyorsunuz abartı nabızları. O nabızlarda inanılmaz acı çekiyorsunuz, beyne çok daha az oksijen gidiyor, ama alışıksanız yine mantıklı hareket edebiliyorsunuz :D Benim ilk 190 lara çıktığımda gözlerim kararır gibi olmuştu, ama bir dahakine o kadar kötü olmadıydı insan vücudu işte alışıyor herşeye, en sevdiğim laflardan birisi de : seni öldürmeyen şey seni kuvvetlendirir, aladağlarda kışın emler faaliyeti yaparken soğuktan irtifadan ve fırtınalardan dolayı elim ayağım donarken ve inanılmaz acı çekerken kendi kendime hep bunu tekrarlıyordum, gerçekten de uygarlığa döndüğümüzde hepimiz zımba gibi olmuştuk, her türlü zorlukla başa çıkabilirdik o zorluklara karşı koyduktan sonra ;)...
     
    tayfur ve gokhancan bunu beğendi.
  12. melih3576

    melih3576 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    20 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    266
    Beğeniler:
    126
    Şehir:
    KASTAMONU
    Seviye:
    Vücudun bu kadar zorlanması ;spor esnasında kalp krizlerine yada geriye dönüşü olmayan tahribatlara neden olmaktadır.Kalbimiz sonuçta bir kas grubudur ve aşırı uyarılar karşısında gerekli kan dolaşımını sağlayabilmek için kalp hacim olarak gelişir.Kalbin büyümesi erken ölümlere neden olmaktadır.Üniversitedeyken 30 sn lik ( treadmil-yanlış yazmış olabilirim)bir bisiklet testine girmiştik ve bu kadar kısa sürede kalp atımı maksimumlara ulaşıyordu.Yani çoğu kez 220 - yaş seviyesi.O teste katılan profesyonel yada amatör arkadaşların bayıldıklarına yada kustuklarına birebir şahit oldum ve kendim yaparken bile başımın döndüğünü hatırlıyorum.
    Kısacası arkadaşlar , hangi sporu yaparsak yapalım profesyonel olarak yapmıyorsak ( para kazanmak)vücudumuzu zorlamayalım bu kadar.Çünkü bu kadar zorlamak özellikle ilerleyen yaşlarda bize telafisi olmayan sakatlıklar getirecektir.
     
    gokhancan bunu beğendi.
  13. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Gelişen modern dünya ile beraber insanların yaşam şekilleri gayet değişmiştir.

    Örneğin atalarımız bir geyiği avlamak için delicesine koşmak zorundalardı. Atlamak, sıçramak, aşırı sıcaklar altında yürümek zorundaydılar. Zorlu kış koşullarında hem savaşmak hemde avlanmak zorundaydılar.

    Bu anlamda bakıldıgında karanlık çağlar öncesindeki yaşam irdelenirse insan vücudunun ne denli akıllı oldugu ortaya cıkar.

    Tabiki o zamanın yaşam koşulları simdiki gibi değildi. Sigara ve zararlı maddeler yoktu o zamanlar. İnsanlar bu zararlı maddelerle tanışmamışlardı. Hatta ve hatta eti çiğ olarak yiyorlardı. Sanırım ekmek yapmasını ve gunumuzdeki bir çok gıda maddesini yapmayı bilmediklerinide biliyorsunuz.

    O zamanlar doğanın dengesi bozulmamıştı.

    Bana kalırsa bütün insanlar bedeni olarak hemen hemen her türlü faaliyete hazır hale gelebilir.

    Dunyanın modern hale gelmesi ile beraber artık insanoğlu beslenme ihtiyacına bir çözüm bulmuştu. Her şeyi hazır alarak. Oysa ilk zamanlar insanlar koşmak zorundaydı.

    Koşu bir atasporudur diyelim o zaman. Butun insanlığın ortak atasporu.

    Bir ceylanı avlamak için deli gibi koşmak zorundaydınız. Veya bir mamuttan kaçmak için. komik gelebilir ama bu gerçek.

    Adına spor dediğimiz yürüyüş ve koşu insanoğlunun en temel hareketiydi. Modern çağa gelene kadar özellikle teknolojinin daha gelişmediği, hayvanların evrimleşemediği yada geç evrimleştiği her yerde çokta tercih edilir.

    Ondan sonra insanlar ata binmeyi öğrendi geleceğin tanklarına bu bir örnek olabilirmiydi?

    insanlar ilk zamanlarda yaya olarak, yürüyerek ellerinde mızraklarla koşarak deliler gibi savaşıyorlardı pek duyamadım acaba koşan bir yerlinin durup aha kalbim fazla çarpmış 200 seviyelerinde yaw diyebilecek olma olasılıgını pek dusunemiyorum:))

    velakin insanoğlu gelecekte rahat yaşama oldukça alıştı. Artık evden cıkıp 4 silindirli arabamıza biniyoruz ve 80km hızla iş yerimize doğru yol alıyoruz.

    Karnımızmı acıktı şu köşede bir mc donalds veya bir kentucky frieds chicken var nede olsa .

    Gerçekten bunları komik olsun diye yazmadım hocam. Yani ben değişen dunya dunyevi duzeni anlatmaya çalıştım.

    Bu gun insanların çok zararlı gördüğü kırmızı etin bir zamanlar yenilecek tek besin maddesi oldugunu ve insanüstü insanların adını spor diyerek adlandırdıgımız faaliyetlerini acıklamaya çalıştım.

    Kesinlikle koşu ve yürüyüş ve buna benzer olan herşey birer spor değil insanların en temel gereksinimidir.

    Modern dunyanın sorunlarından kurtulmak için bir yabani gibi hareket etmek gerekiyor :))

    saygılar.
     
  14. Önder Tarım

    Önder Tarım Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.400
    Beğeniler:
    1.906
    Şehir:
    Bologna / İtalya
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Evet %80 e ulaşması maksimum nabız olarak ifade ediliyor.Ama tekrar diyim ağır kardiyovasküler çalışmalarda geçilebiliyormuş.
     
    Hakan Yazman bunu beğendi.
  15. deniz AYLIKCI

    deniz AYLIKCI Kıdemli Üye

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    24 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    216
    Beğeniler:
    100
    Şehir:
    ankara
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    (Bu arada kalbin maksimum atış hızının yüzde 65-70 ini geçmek risk diye biliyorum.)

    Bu nasıl bi risk?yani çok fazla efor sarf etmeden ve uzun süre bu şekilde bisiklete bine biliyorum.
     
  16. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    En ideal olanı yüzde 50sine kadar. 140-150 dakika atım adedi cok iyi.
     
  17. Hakan Yazman

    Hakan Yazman Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    5.678
    Şehir:
    Alanya/İstanbul
    Seviye:
    Bu mesaja katılamadığımı belirtmek isterim, bunlar hep söylenen şeyler ama hurafeden ibaret, aynı bisikletin kısırlık yaptığı hurafesi gibi, vücudunuz kırılgan değildir, Gökhan ın yazdığı gibi eski çağlarda herşeyi vücudumuzla yapıyorduk, onlarca kilometre koşabiliyor, ağır yükler taşıyabiliyor, avlanabiliyor gerektiğinde doğal güçlerle savaşabiliyorduk. Eğer sağlıklıysanız, sağlıklı besleniyorsanız zaten bir sorun olmaz. Siz kırılgan değilsiniz ! (belki kötü yaşam ve kötü beslenme profillerinizden dolayı kırılgan hale gelmiş olabilirsiniz!). Ayrıca vücudun koruma ve kapatma fonksiyonları vardır, hayati tehlike yaratacak kadar zorlamanız güçtür (yasal olmayan dopingler almadıysanız). Sağlıklı bir atletin zaman zaman sınırlarını zorlamasında hiçbir sakınca yoktur. Yine yaşlı ve bir zamanlar sınırları zorlayan emekli olmuş atletlere baktığımızda yaşıtları arasında en enerjikleri en sağlıklıları olduklarını görürsünüz genel olarak. Yukarda mesajda yazılanlar bir makine için doğru olabilir ama vücut zorlandıkça insan yapısı bir makinenin aksine daha güçlü bir hale gelmektedir ;)
     
  18. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Bunları hala yapabiliriz hocam. 50li-60lı yaşlara kadar iddia ediyorum doğası temiz ve bozulmamış olan,çok iyi beslenen bir insanın 70 li yaşlara kadar gerçekten performansı yüksek olabilir.

    Ama tabiki 20-30 yaşlarındaki performans olmicaktır bu.

    Yani ultra maratoncuların içerisinde yaşlı insanlarda var.

    Vücudun bir makine düzeninde çalışmasının sebebi, her ortam ve şarta uyum sağlayabilmiş olmasıdır.

    Bir araba tekerlekleri arazi ortamına uygun değilse arazi de çamurun içinde ilerleyemez ama bir insan bırakın çamuru en zor şartlarda bile vücudun mekanizması kendisini ona göre kurarak bu zor şartlarada uyum sağlamasına olanak sağlıyor.

    Vücudun çabuk yaşlanmaması içinse oldukça yeşil sebzelere ihtiyac var.

    eğer sporcu beslenmesinde dikkat edeceğiniz en buyuk husus yesil sebze tüketmeye özen göstermek tabaklar dolusu yesil sebze tüketebilirsiniz.

    Şu çağdaki beslenme anlayışı tam bir zehirlenme, zaten bir kola içtiğinizde, bir redbull alıp içtiğinizde bi bakmışsınız nabzınız 130 ları görüyor :))

    Oturdugu yerde insanın nabzının 130 atması.

    Dikkat edicek olursak eğer koşu ve yürüyüş vb sporları birer spor olarak görmemeye dikkat etmek lazım. Bunlar biz insanların yapması gerekenlerdir.

    Mutlulugun, enerjikliğin, dinamizmin tek sebebi bu hareketli taş devri yaşantısına bağlı.

    saygılar.
     
  19. Hakan Yazman

    Hakan Yazman Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    5.678
    Şehir:
    Alanya/İstanbul
    Seviye:
    Zaten Joe Friel'in Mountain Biking Training Bible (Dağ bisikleti antrenman incili :D) kitabında yaşlanma için bir mit yani efsane kelimesi telafuz ediliyor ve yüksek seviyede antrenman yapmayı bırakmadığınız sürece performansınızda kaydedeğer bir düşme olmadığı belirtiliyor. Benim görüşümce bir çok insan benim yaşım ilerledi artık performansım düşer ya da artık eskisi kadar güçlü değilim şartlanmasına kendilerini inandırdıkları için spordan ellerini eteklerini çekiyorlar. Gerçekte yapılan bir araştırmaya göre 60 ve üzeri insanlarda antrenmanla 20 yaşındaki insanlar kadar kas kütlesi elde edebildikleri ve bir o kadar güçlü olabildikleri görülmüş (Anthony Robbins) . Yaşlanma büyük ölçüde kafamızın içinde ve biz buna inandığımız içinde kendimizi salıyoruz düşüncemizde inanmışsak vücut ne yapsınki o da bu düşünce şekline uyum sağlıyor ;)
     
  20. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    insanlık için fiziksel hareketliliği bırakmak veya azaltmak korkuya ve endişeye gerek yok o halde?