Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

MACERA YARIŞLARINDA BİSİKLET (Eski Yazılarımdan)

Konu, 'Outdoor' kısmında Gürsel A. tarafından paylaşıldı.

  1. Gürsel A.

    Gürsel A. Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.403
    Beğeniler:
    2.248
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    MACERA YARIŞLARINDA BİSİKLET
    Bisiklet Seçimi-
    İlk anda "bu seçim tabi ki olayın geçeceği arazi şartlarına göre ayarlanmalıdır" diye düşünebiliriz..Ama bence bu seçimde bisikletin hafifliği çok önem kazanıyor. Yani çoğunlukla arazi koşulları ne olursa olsun olabilecek en hafif bisikleti seçmek size baştan avantaj kazandıracaktır. Çünkü bitap düşmüş bir halde bisikletinizi ne zaman ittireceğiniz, taşıyacağınız belli olmaz.. (2002 Coliseum'u hatırlayanlar bilir:) Tabi bu hafiflikten bahsederken 9 kg.'lık ince tekerli yol bisikletlerini kafanızdan atın..Bu tür etkinliklerde nerdeyse standart olmuş bisiklet türü aluminyum kadrolu ön amortisörlü orta veya üst kalite donanımlı bisikletler kullanılıyor..(Arkadaşlar ben bunlardan bahsederken hep "ideal" olanlardan söz ediyorum..Tabi ki sizin hazırdaki bisikletiniz bu koşulları yerine getirmiyorsa o bisikletin yerine yeni bir bisiklet alın demiyorum.. Ama bisikletinizi bu yazacağım özelliklere yaklaştırırsanız lehinize olur)

    Kadro: Aluminyum, karbon, titanyum, Cromoly'den veya bunların bazılarının karışımından olabilir..Çok yaygın olan ucuz ve demirden yapılmış (SB alaşım(!) yani Su Borusu:) bir bisikletiniz varsa "pedala" kuvvet derim..Şaka bir yana gerçekten bisikletiniz ağır ise onu hafifletme yoluna gitmekte fayda vardır.. Şimdilerde arka tarafı çok az esneyen "yarı" ön-arka amortisörlü bisikletler de var.. Bunlar belki çok uzun yarışlarda kuru ve bozuk arazide avantajlı olabilirler.. Sonuç olarak ön-arka amortisörlü bisiklet kullanmaya gerek yoktur.. Ama sizinki , amortisörleri kilitlenebilen cinsten, süper hafif, süper hi-tec bi bisikletse buyrun bekleriz:) Ama bu türlerde bazen bisiklette yük taşımak dert olabiliyor..

    Önemli NOT: Bir bisiklette en önemli ağırlık "rotasyonel" ağırlıktır.. Yani tekerleklerinizin ağır olması bisikletin diğer bölümlerinin ağır olmasından çok daha kötüdür.. Bir tekeri alıp elinizde döndürün. sonra da sağ sol yapmayı deneyin. Jiroskopik etkiyi hissedeceksiniz. Aynı işlemi bu sefer bulduğunuz hafif bir jant ile deneyin. Farkı göreceksiniz..Hafif tekerlekli bir bisiklet çabuk hızlanır, çabuk durur..Kontrol (gidonda) daha kolaydır. Jantlarınızın demir olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.. Yapılacak ilk iş hemen jantların aluminyum olanı ile değişmesidir..Bu göreceli pahalı bir iştir, uzmanlık gerektirir. Bu iş yapılacaksa göbeğinizi (demir janttaki göbek büyük bir olasılıkla "dandik" dir), adam gibi bir göbekle değiştirmekte çok fayda var..Tabi teorik olarak jant tellerinin de değişmesi gerekir.. (tellerin ölçü işini bana bırakın) Bu arada janttaki (ve tabi ki göbekteki) delik sayısı genelde 36 ve 32 dir. Mümkünse 32 olanı seçin , ama bu bulunması daha zor veya azıcık daha pahalı bir ölçüdür. Şu an piyasada ZAC 19 jantlar fiyatına göre çok kalitelidir..(Hatta çok üst kalitelerde olup fiyatı düşüktür..)

    LASTİKLER (ağırlık incelemesi)

    Jantlarla uğraşmak istemiyorsanız hemen el atacağınız yer lastiklerdir. Arkadaşlar bir zahmet dış lastiğinizi söküp ağırlına bir bakın..Çok iri dişli düşük kalite bir lastiğiniz varsa emin olun onun ağırlığı en az 750 gr.dır..halbuki çok ucuza (5-6 YTL TL)bundan en az (tanesinde)
    250 gr. daha hafif olan lastikler vardır..(Lastik seçimi birazdan) 2 adet lastikde yarım kilo eder.. İşte taşıyacağınız yük şimdiden "koca" bir yarım kilo azaldı. Bu " feci" bir hafiflemedir (Yarışçı arkadaşlar bilir yarım kg. mın ne demek olduğunu..Ben bazen bisikletimde arka bagaj takılı olduğunu (1/2 kg.) unutur, yokuşlarda "Tüh, bak yaşlandık işte, bisiklet gitmiyor derken arkama bakarım ki alu bagaj bana bakıyor) Kıssadan hisse: 1/2 kg. bile doping etkisi yapar..
    İÇ LASTİKLER:
    Gelelim iç lastiklere: İç lastiğinize yarıştan önce bi çıkarın zaten.. Bakın bakalım çürüme, eskime gibi belirtiler var mı. Elastikiyetini yitirmiş bir lastik daha çabuk patlar ve inanın bisikletin sürüş hızını etkiler. İç lastiğiniz yeni olup da çok ağır olabilir.. Piysada "et gibi" hissi veren çok kalın cidarlı lastikler var.. Sizinki bunlardansa hiç düşünmeden "adam gibi hafif bir iç lastik alın.. Burda da fark en az 100-150 gr. olacaktır Yani toplamda 200-300 gr. Lastiklerde 700-800 gr. hafifletme yapmış olduk.. Bu bile yeter ama biz yine devam edelim..

    Sübap seçimi:
    Presta (iğneli denen) sübaplu lastikleri elle şişirmek için daha az güç gerekir.. Schraeder (otomobil) sübaplu lastikleri de benzincilerde de (veya oto lastiği şişiren herhangi bir yerde) şişirebilirsiniz.. Ama bu bir avantaj sayılır mı bilemem. Bunların bir avantajı "Slime" denen , lastiği 2 yıl süresince patlamalara karşı %95 koruyan sıvıların kolaylıkla sübaptan içeri akıtılmasıdır. 150 gr ağırlaştırır ama patlakla uğraşamam diyorsanız bunu seçmenizde fayda var..

    Dış lastikler (tip) :
    Arkadaşlar, macera yarışları bir olasılıkla ıslak koşullarda geçer.. Islaklık artı toprak eşittir çamur demektir :) Çamur da bilin ki bizim en büyük rakibimizdir.. 30-40 km. hızla gidebileceğimiz yer çamur olursa hızımız (yapışkan çamurda) yürüme hızına iner..Burda en akılcı seçim eni kalın olmayan dış lastiklerdir. Genelde tersi düşünülür. kalın lastik çamurda daha iyi "çeker" diye.. Bu lastiğin etrafında "hiç bir şey " olmadığı zaman doğru olabilir.. Ama bisikletinizde lastiklerin ne kadar dar yerler arasında olduğuna bakın.. Siz tutup da buraları (kalın lastik takarak) daha da daraltırsanız çamurun ilk 10 metresinde (çamurun cinsine göre değişir ama..) saplanıp kalırsınız..(bakınız Trophy 2002 :) Burada en iyi seçim mümkün olduğunca az kalın olan lastik seçilmelidir.. (26 X 1,95 veya 2,20 maximum ) Tabi iyi kadrolarda çatal araları daha geniştir..Bunlar daha kalın lastik takmaya (veya daha az çamur tutmaya) yatkındır. Lastikleri de aşırı iri dişli olanlardan seçmeye gerek yok bence..Hatta ortası düz, kenarlarda az diş olan "semi-slick" lastikler bile iyi seçim olabilir.. Belki çok teknik (kaygan) arazide biraz daha "temkinli" gitmeniz gerekir ama çamurda ittirmekten daha avantajlıdır. Önemli NOT: Ayrıca asfalt yolda oldukça süratli gidersiniz..

    Lastiğin yakınlarında çamur toplayabilecek reflektör demiri gibi gereksiz şeyleri çıkartın.. (Jant tellerindeki reflektörleri de şehirde bırakın lütfen)..Cantilever frenler (hala kaldıysa) çok çamur tutar. Yatay arazide çamur yüzünden çok yavaş yol alıyorsanız (yürüme hızında gibi) frenleri salabilirsiniz. Çünkü zaten pedalı boşladığınız anda bisiklet duracaktır..Ara ara durup bir çomakla sıkışan çamurları sökmeniz gerekebilir..
    ÇAMURLUK:
    Ha bu arada sakın kazara bisiklette klasik çamurluk takılı olmasın.. Yoksa facia olur..Ama özellikle öne kadro borusuna takılan çamurluklardan edinmek gerek çünkü hızlıca giderken surata, göze çamur yemenin alemi yok.. Çamurluk yoksa pet şişeden bir çamurluk yapıverin.. (www.yesilbisiklet.com da var)
    Arka MTB tipi plastik çamurluk da sırtınızdaki çantanın iyice çamura bulanmasını engeller.. (Elbiseden çoktan vazgeçtik zaten!!)

    BİSİKLETTE YÜK TAŞIMA

    Önemli NOT: Arkadaşlar bisiklet sürerken üstünüzde taşıdığınız 3 kg. bisiklete 1 kg. olarak yansır.. Yani bisikletiniz ne kadar hafif olursa o kadar iyidir diyorduk ya.. İşte bunun çözümü burda yatıyor.. Yarışma sırasında bisikletinizdeki yük ne kadar çok size geçerse performansınız artar. Tabi bunun da bir sınırı var.. Sırtınıza alacağınız yük (kişiye göre değişir) 10 kg.'ı geçmemesi iyi olur.. Ama bazen zorunlu olarak geçer.(partnerin yorulması vs yüzünden..). İdeali 5-7 kg.dır.Yükünüz fazla ise mecburen bunu bisiklete aktarmak zorundasınız..Bunun için arka teker üzerinde duran bir bagaja ihtiyaç var. Neyse.. Ucuz, iğreti duran bagajlardan sakının .. Bunlar size dert açabilir, hatta tehlikeli durumlar bile yaratabilir..Arka teker üstünde duran ama bağlantısı sele borusunda olan bagajlar da vardır.. Fakat bunlara çok büyük olmayan bir çantayı kancalı lastiklerle bağlamanız gerekir.. Bu yükün dengeli bir sürüş için mümkün olduğunca yere, (tekere) yakın olması gerekir.Bu tip bagajların yük taşıma kapasitesi fazla değildir ona göre..

    DİSK Mİ ; V- FREN Mİ?:

    Her iki sitemin kendine göre artıları, eksileri vardır.. Disk frenler ıslak koşullarda iyi tutmaya devam ederler..(Bu hepsi için geçerli olmayabilir)
    V-frenler genelde kuru şartlarda çok iyi tutar.. Ama işin içine çamur girince bir süre sonra çuvallarlar..Nedeni çamurun aşındırıcı etkisi yüzünden pabuç lastiğinin erimesidir.. Tabi ki ıslak jantın da freni azaltma yetisi vardır. Diskler, özellikle hidrolik olanlar karmaşık olabilirler. Bozulunca o şartlarda tamiri çok zor hatta imkansızdır.. Biz eco'ya giderken ön arka hidrolik diskli bisikletlerimizde (Scott Team/comp Racing) ön disk frenleri söküp yerine Deore LX V-frenler takmıştık ne olur ne olmaz diye.. Neyse ki hiçbir sorun yaşamadık .1 kişide sadece 2 kez lastik patladı. Duyduk ki başka takımlar vitesleri, tekerleri, kadroları (!) parçalamışlar (Team Playboy) ve aynı gün içinde 18 takım elenmiş (he he he:)

    SELE
    Önemli NOT: Arkadaşlar, sakın ola yarışma için yeni sele alacaksanız bunu yarıştan hemen önce yapmayın.. (aynı ayakkabıda olduğu gibi) Haşat halde yarışırken bir de seleyle uğraşmayın...

    Bisiklet etapları genelde uzun sürüyor.. Kıçınız da selenin yüzünü az görmüş ise bir süre sonra isyan başlıyor.(isyan seleden çıkmıyor tabii ki:)).
    Bunun için "jel" sele kılıfları mevcut. Bunlar bayağı bir rahatlık sağlıyor..Fakat bunları sıkıca tutturmak gerekiyor seleye.. Yoksa altınızda vıgır vıgır oynar durur..Zaten et gibi bir şey..Selenizden hiç memnun değilseniz yeni bir seleyi deneyebilirsiniz..Oldukça ucuza çok rahat seleler bulabilirsiniz..Ama bunları almak için çok gecikmemekte fayda var..Ortası yarık seleler son yıllarda çok yaygın olarak kullanılmaya başladılar.. Bunlar her iki cinste "hassas yerleri" daha az üzüyor.. Erkeklerde bu sorun daha az oluyor.. Ama çok km. yapan erkek bisikletçilere de (prostatı kızdırmamak için) kesinlikle bu yarık seleleri öneriyorlar..(Doktorlar)
    Bisiklet konusu daha bitmedi sanıyorum.. Bu arada ben yoruldum..
     
  2. Özgür!

    Özgür! Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ocak 2007
    Mesajlar:
    1.100
    Beğeniler:
    562
    Şehir:
    Güzelyalı, İzmir
    Seviye:
    güzel bi yazı teşekkürler
    zaten her yazınızı cok begeniyorum..
     
    Oksal Özdöl bunu beğendi.
  3. Burak Meşe

    Burak Meşe Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    19 Ocak 2007
    Mesajlar:
    597
    Beğeniler:
    281
    Şehir:
    İdealtepe-İstanbul
    Seviye:
    Tatilden sonra lastiklerle ilgili yenilik düşünüyordum. Yazınız benim için çok faydalı oldu :in:
     
  4. burak kilavuz

    burak kilavuz Üye

    Kayıt:
    26 Kasım 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğeniler:
    20
    Seviye:
    Gürsel abi söylediklerinin hepsine katılıyorumda ben şimdi 8900'e kıyıp nasıl götüreyim macera yarışına. Hemde yeni. :)
    Şaka bir yana macera yarışlarında gerçekten bisikletin hafifliği çok önemli.
    Salomon'un Aydos ve Ömerli yarışlarının her ikisindede bisikletleri elimizde çok uzun süre taşımak zorunda kalmıştık. Sonuçta macera yarışlarında hedeflere biran önce varmak için bisiklet etabı bile olsa bisiklet'in sürülemeyeceği kestirmeler yapıp bisikleti elinize alıp yürümeniz, hatta koşmanız bile gerekebiliyor. Bazen bu durum Km'lerce sürebiliyor. Yada çok uzun sürmüyor ama dik yangın yollarını yürümeniz gerekebiliyor. Aydosda en tepedeki baz istasyonuna elimizde bisiklet ile yürürken burda ne işimiz var diye isyan etmiştik:D Uzun lafın kısası macera yarışlarında XC yarışlarındaki kadar, hatta daha fazla önem kazanıyor hafiflik.