Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Lisanslı ürünler

Konu, 'Genel Bisiklet Konuları' kısmında gurol tarafından paylaşıldı.

  1. gurol

    gurol Onursal Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.744
    Beğeniler:
    3.119
    Şehir:
    Kapadokya
    Seviye:
    Öncelikle çok güzel bir açıklama olduğunu kabul etmeliyim.

    Ama biraz üzerinde düşününce aynı mantıkla şunu da söyleyebilir miyim? Orjinal CD/Film alınca eklenen lisans parasıyla oldukça pahalı oluyor. Oysa MP3/DivX alırsak bu lisans parasını ödememiş oluruz. DivX de lisanslı değildir ama kalitesinin orijinal DVD'ye yakın olduğunu biliyoruz. Bu durumda herkesi MP3 ve DivX almaya yönlendirmeli miyiz?

    Paralel yönde düşündüğümde; Bir kadro üreticisi bir çok ünlü bir çok modelin taklitlerini üretebilir. Bunları bilinen markaların renklerine boyayıp, isimlendirip piyasaya sürdüğünde şunu iddia edebilir mi? "Bakın, hemen hemen aynı kalitede ve aynı görüntüye sahip, o halde lisans parasına neden o kadar para veresiniz?"

    Şu açıyı da unutmamak lazım. Acaba bu lisans sahipleri, forma ve aksesuar satışından gelecek gelirleri de hesap etmeselerdi bu büyüklükte sponsor olurlarmıydı? Biz kopyaya destek verirsek ileride ki olası sponsorlukları baltalamış olur muyuz?
     
  2. ilkerikier

    ilkerikier Kıdemli Üye

    Kayıt:
    25 Ocak 2007
    Mesajlar:
    369
    Beğeniler:
    258
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    beni bu konuda endişelendiren başka bir nokta daha var. bu da bu ürünlerin muhtemelen çinde üretilmesi. bir çok marka çinde üretiliyor olabilir ama kendi kalitelerinden ve kullandıkları boya ya da malzemeden ödün vermeden yapıyorlardır. fakat taklit lisanslsızürünlerde kullanılan boyadan ciddi tereddütlerim var. belki kanserojen olabilir belki olmayabilir ama taklit ve ucuz ürün oldu mu kafamda soru işaretleri olmuyor değil. bir de sürekli spor yaparken ciddi terleme ve formaların vücudumuza yapışık olduğunu düşünürsek ben orjinaline biraz daha fazla para vermeyi tercih ederim.
     
  3. mengutay

    mengutay Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    29 Haziran 2007
    Mesajlar:
    443
    Beğeniler:
    63
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Yukarıdaki alıntıyı arkadaşımız benden yapmış. Alıntıyı nereden yaptığını belirtmeliydi. Daha sonra özel mesajlaşmalarımız oldu ve benim açıklamalarıma pek yanıt vermek istemedi. Mesajları buraya alıntılamayı gerekli görüyorum.

    İlk mesajım:

    Merhabalar.

    Tüm dünyada ve birçok alanda yoğun şekilde tartışılan ve daha da tartışılacak gibi görünen bir konu bu.

    Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum; bu tartışmaların merkezi olan ülkeler, aynı zamanda ilgili lisansların ait olduğu ülkeler. O ülkelerin ortalama gelir düzeyini hesaba katıp kendi içlerindeki korsanlık uygulamasının etik durumunu tartışıyorlar. O tartşmaları olduğu gibi alıp bize getirirsenin bir takım gariplikler ortaya çıkıyor.

    İlgili ülkelerin kendi ekonomik döngüleri içinde sürdürülebilir bir telif-lisans-patent sistemleri var.
    Telif-lisans-patent konusunun bir etik boyutu vardır. Özetle şöyle düşünülür;
    Bu ürünü ortaya çıkarmak için harcanmış emek ya da üründe atıf yapılmış markanın belli bir popülerlik yakalamak için geçirdiği aşamalar sonuçta bir değerdir. Bu değerlerin sürdürülebilir kılınması için ürünün fiyatından bir kısmının da bu değerlerin bedeli olabilmesi gerekir. Bu değer belirlenirken o ürünün muhtemel kullanıcı kitlesinin alım gücü ve kullanım amacı hesaba katılır.

    Size kendi ilgi alanımdan örnek vereceğim. 3 Boyutlu modelleme ve canlandırma ile ilgileniyorum. Bu işi öğrenmeye başladığımda Türkiye'de bu alanın piyasası, profesyonelliği, amatörlüğü, gerekli programlar, programlar için eğitim materyalleri ve kursları yoktu. (Hâlâ da yok denebilir) Programların satış fiyatları 2000-3000 USD civarındaydı. Bende bu bedelin onda birini bile karşılayacak ekonomik güç yoktu. Programları korsan olarak edindim. Kullanmaya başlayınca programı oluşturanların becerisine ve emeğine hayran kaldım. Programı öğrenebileceğim Türkçe kaynak yoktu. İlgili yabancı kaynakları internetten araştırdım ve kitapların PDF versiyonlarını indirdim.
    Bu programların müşteri profiline baktığımızda programın fiyatını nasıl belirlediklerini anlayabiliyorsunuz. Film ve mimari görselleştirme gibi alanlarda bu programı kullananların elde ettikleri ortalama kazanç hesaba katıldığında bir üretim aracı olan programların aşağı yukarı ne kadarlık bir fiyata geleceği anlaşılır.

    Türkiye'ye gelelim. Türkiye, teknoloji ürünleri alım gücünde dünyada son sıralarda. Ortalama gelir düzeyi ve bu ürünlerin fiyatları karşılaştırıldığında çok komik oranlar ortaya çıkıyor. Ben bu programları profesyonel işlerde kullanmıyorum. Daha çok hobi düzeyinde, kişisel çalışmalar için kullanıyorum. Düşünsenize, bir gelir elde etmeden ilgili programlara toplamda 10.000-15.000 USD parayı nasıl verirdim? Eğer mesele etik meselesiyse, şu da çıkıyor ortaya; "kardeşim, ekonomik düzeyin beni ilgilendirmiyor. Paran yoksa aminasyon yapmayacaksın" Bence bu daha da etik dışı.
    O yüzden belli ilkeler konabilir. Birincisi, yapılan faaliyet profesyonel değilse, ikincisi kullanılan ürünlerin maliyeti hesaplanırken o ülkeninkinden çok farklı ekonomik parametreler hesaba katılmışsa o koşulların yaşandığı yerlere özel olarak taklit, kopya meşrudur.

    Bisiklet konusu özelinde kendimden örnek vereyim. Çoğumuz bu işi profesyonel olarak falan yapmıyoruz. Çoğumuz yarışlara falan bile katılmıyoruz. Bu işin ekonomik boyutu bizim için sadece masraf kalemlerinden ibaret. Spor, hobi ve keyif için yapılan bu etkinlikte bisikletin gıcır, kıyafetlerin afilli olması işin keyfini daha da arttıran bir konu. Diyelim ki, sizin gibi düşündük ve ekonomik uçurumları bir kenara koyup her türk bisiklet meraklısı gencinin 3-4 bin euro gelire sahip olduğunu varsayarak orijinal ürünler almasını istedik. Tepeden tırnağa giyim için ne kadar bir harcama yaparız? Yazlık-kışlık ve yedekleri de hesaba katarsak 2-3 bin USD civarı. Bisiklet ve aksesuarları için de aynı mantıktan hareket edersek ortaya çıkan maliyet farklı bir boyuta girer. Tüm dünyanın tek bir ülkeden ibaret olmadığını hesaba katarsak bu maliyet Türkiye'de sadece şu anlama gelir:
    -Şöyle layıkıyla MTB bineceksen ailen multi-milyarder olacak. Hobi için 8-10 bin USD harcayacaksın.
    -Paran yoksa düz renk giyeceksin. O efsaneleşmiş marka ve isimleri üzerinde başında taşımayı zengin abilerine bırakacaksın vs.

    Ben bu zihniyete karşıyım. Bahsettiğiniz sponsorluk döngüsünün bu ülkede gerçekleşmesinin imkansız olduğunu, ilgili markaların sadece reklam amaçlı sponsorluklar yaparak zengin elit içinde pazar yaratma gayretinde bulunabileceğini düşünüyorum.

    Bisiklet binme zevkinin (örneğin) istanbullu orta yaş üstü soylu-zengin bay ve bayanların sosyal etkinlik portföyüne sıkıştırılması gerçeğini kabullenmiyorum. Konya'dan, Ordu'dan, Denizli'den harçlıklarını biriktirerek müthiş hevesle bisiklet ve aksesuarları almaya çalışan yetenekli ve heyecanlı arkadaşlarımızın da üstünde "SCOTT" yazan forma giyebilmeye hakkı var. Konya ovasında SCOTT formayla bisiklet binen arkadaşımız sizce SCOTT markasının marka değerini manipüle eder mi? Tamam, bisiklet kültürünün ezici çoğunluğu batı kaynaklı, ama eğri oturup doğru konuşalım; biz Batı'da yaşamıyoruz.

    Esenlikler dilerim.

    Gurol'un Yanıtı:

    Bir sorum var.

    Yazılımı yazan kişisiniz diyelim. Yazılım çok büyük değil ama siz bundan geçinmeyi hedefliyorsunuz. Ve birisi kırıp piyasaya sürüyor. İnsanlar da sizden satın almayıp kırılmışını kullanıyor. Ne hissedersiniz?

    Benim Yanıtım:

    Birincisi, ben özgür yazılımdan yanayım. İnsanlığın ürettiği tüm kültür ve bilginin insanlığın ortak malı olduğuna inanıyorum.

    Elbette program yazma işinden geçimini sağlayan insanlar var ve bunlar emeğinin karşılığını almak zorunda.

    Ben olsam ne mi yapardım?

    Dünyayı tek bir ülkeden ibaret saymaya devam ediyorsunuz. Bahsettiğim yazılımların çoğunun üretildiği ABD'de olsam ve pazarın çoğu ABD olsa o programı kullanarak para kazananların programı satın almasını ve bu konuda gerekli yasal tedbirlerin alınmasını isterim. Neden mi? ABD'de kapitalist bir ekonomi sözkonusu ve program yazarak insanlık kültürüne katkı koyanların yaşamını ve geleceğini garanti altına alacak bie ekonomik sistem yok.
    Programı kullanarak para kazanmayacak olanlarınsa programı ücretsiz olarak kullanmalarını isterim. Parası yok diye yetenekli bir insanın becerilerini ortaya koymasının engellenmesini cinayet sayarım.

    Örnekleri genişletecek olursak; Türkiye'de mi yaşıyorsunuz, bilmiyorum ama, sinema filmlerinin, kitapların, her türlü görsel ve işitsel iletişim aracının amerikan standartlarına göre belirlenmiş fiyatlarla satın alınmasını savunuyorsanız otomatikman nüfusumuzun yüzde doksanbeşinin bu araçlardan yararlanmamasını savunuyorsunuz demektir. Bu gayri ahlaki ve gayri insanidir bence. Korsan program kullanmasam asla 3D sanatçısı olamazdım, korsan film izlemesem sinema kültürümün yüzde doksanı olmazdı, korsan kitap okumasam şu sözcükleri bir araya getirecek birikime sahip olamazdım. Bizim gerçeğimiz bu. Ama dilerseniz siz bizim telif etiğine uymak pahasına karanlıkta kalmamızı savunabilirsiniz.


    Gurol'un son yanıtı:

    Mengutay, tartışmaya devam edemicem çünkü vaktim yok.

    Dünya'nın senin inandığın kadar iyi bir yer olmasını diliyorum. Yazılımların bedava, sinemanın çok küçük paralara izlendiği, kitapları alanlara okudu diye para verildiği bir yer.

    Sevgilerle.
     
  4. Ali AKTAŞ

    Ali AKTAŞ Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    31 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    836
    Beğeniler:
    1.027
    Şehir:
    Denizli
    Seviye:
    Çocukluğumdan hatırladığım kadarı ile (bisiklet sporuna başladığımda çocuk denilecek yaştaydım) ne kadar kötü olsa da harçlıklarımla aldığım o formayı hatırlıyorum da. korsan mı sahte mi neyse formanın şerefine çok uzun süre çatlayıncaya kadar antrenman yaptığımı hatırlıyorum.

    Sanırım o formayı şu anda giymezdim. Neyse sadete geleyim iyi kötü çakma sahte bile olsa o forma beni bisiklet sporuna karşı daha da isteklendirmişti.Ulusal takım forması giymeme neden oldu diyebilirim. Şimdi zaman zaman formalarımı yeni başlayan arkadaşlara verdiğimde de gözlerinde aynı parıltıyı görüyorum ve mutlu oluyorum. Yani birçok kimse marka ürün alamıyor ancak sırf bu yüzden spor yapmamak da hoş birşey olmaz.

    Bu ülkede bisiklet sporunda,büyük bir öğrenci-sporcu kitlesi var, ve ne yazık ki ekmek arası yiyeceklerle yarışa çıkanları bile biliyorum. Kaldi ki harçlıklarından biriktirip yarışa gelen arkadaşlardan lisanlı ürün telif hakkı gibi dayatmalar ve bu yönüyle yapılan ahlaki yargılamaların yersiz olacağını düşünüyorum.
     
    MertSayın, ateze, fletcher ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  5. ilkerikier

    ilkerikier Kıdemli Üye

    Kayıt:
    25 Ocak 2007
    Mesajlar:
    369
    Beğeniler:
    258
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    tartışmasının bile yapılmayacağı konuyu savunabilmeni aklım almıyor. lisanssız ürün almanin savunulabilir bir yanı yok. öyle olsa suç olmazdı herhalde değil mi.
    Sen de sürekli MARKA lafını kullanıyorsun. marka yaratmak ve bunu dünya çapında yapmak bunu taklit etmekten ne kadar daha zor olduğunu o markayı yaratanlarında her zaman zengin insanlar olmadığını bu güne kadar ne kadar emek verdiklerini göz ardı ediyorsun.
    lisanssız ürün kullanmanın hiç bir geçer yanı yok. bu ülkelerin ekonomik şartlarına veya alım güçlerine göre değişen bir konu değildir. ayrıca bu lisanslı ürünleri satan dükkanların sahiplerininde multi milyarder insanlar olmadığını bu markayı satmak için bir çok teminatlar verdiklerini ve riskler aldıklarını ve geçimlerini bu şekilde sağladıklarını da lütfen unutma

    eğer bazı ayrıcalıklı ve marka dediğin şeyleri kullanmak istiyorsan bunun maaliyetine katlanmak zorundasın.
     
    Mehmet Boran ve fletcher bunu beğendi.