Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Köşe Yazısı | Parlak bir geleceğe doğru pedal çevirmek

Konu, 'Basında ve Medyada Bisiklet' kısmında Bisikletli Gezgin tarafından paylaşıldı.

  1. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.264
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Parlak bir geleceğe doğru pedal çevirmek

    Geçen hafta Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye çapında yeni 64 bisiklet yolu projesinin onaylandığını ve yakın zamanda hayata geçirileceklerini duyurdu.

    Bakanın planlarını ‘bu saatten sonra çok geç ve çok yetersiz’ diye özetleyerek, elinin tersiyle itmek çok cazip geliyor. Hükümet arabaların ortalıkta hiçbir kısıtlama olmaksızın vızır vızır dolanmasını sağlamak için milyarlarca lira harcamaya devam eder ve son derece tartışmalı şehir planlama politikalarında sürdürülebilirliğe sadece sözde bağlı kalırken, birkaç bisiklet yolu yapmışsın, ne fark eder?
    İstanbul ve ülkenin diğer köşelerinde bisiklete binmeye çalışan biri olarak, bisikletçilerin özellikle de şehirlerde karşılaştığı devasa engelleri ve bisikleti de kapsayan şehir ulaştırma politikası geliştirmek için sistematik çabanın yokluğunu bizzat teyit ederim. Çoğu otomobil sürücüsünün bisikletçilere saygısı yok ve genellikle bisikletçileri zorbalıkla yoldan çıkarmaya çalışıyorlar. İki ay önce, yüzlerce bisikletçi, pedal çeviren arkadaşlarının trafik kazalarında öldürülmesini protesto için bir dizi kentte gösteri düzenledi.

    Bisiklet yolları inşa edildiğinde de, genellikle otomobillerin park edilmesi ya da insanların çöp konteynerlerini koyması için kullanılıyor ve yetkililer bu yanlış kullanım karşısında kıllarını bile kıpırdatmıyor. 1950’lerden beri Türkiye’nin her yerinde, toplu ulaşım ve bisikletçiler pahasına, öncelik ve üstünlük hep arabalarda olduğundan, şüpheciler, birkaç kilometrelik bisiklet yolunun hiçbir şey değiştirmeyeceğini iddia edecektir.
    Tüm bu itirazlar ve çekinceler tümüyle anlaşılır ve yerinde. Yine de, başka bir yaklaşımı tercih etmeyi ve yeni hasıl olan bisiklet altyapısına yatırım isteğini, yerel ve ulusal yetkilileri daha fazla harekete geçmeye zorlamak için atlama tahtası olarak kullanmayı önereceğim. Niye mi?

    Bence Türkiye’de işlerin yavaş yavaş değişmesinin iki sebebi var. İlkin, pek çok büyük kentte, otomobil sayısındaki artışın, otoyolların kontrolsüz yayılmasının ve bu sorunlarla baş edecek herhangi bir şehir planlama politikasının bulunmamasının sonucu olarak, son 20 yılda yaşam kalitesi hızla düştü. Günün büyük bölümünde trafik kapalı. Çalışanlar ve şirketleri açısından çok değerli bir zaman yollarda kayboluyor, gerilim ve kızgınlık artarken, halk sağlığı bozuluyor. Aynı kalıbı dünyadaki diğer mega şehirlerde de gördük. Bunların bir dizisinde (New York, Paris, Londra, Rio de Janeiro) yerel siyasilerin, politikalarını radikal biçimde değiştirmeye, insanları araba kullanımından etkin biçimde vazgeçirmeye ve şehirlerini daha insan-bisiklet dostu yapmaya büyük paralar yatırmaya karar vermesi tesadüf değil. Sıra Türk şehirlerinde olabilir.

    İhtiyatlı iyimserlik için ikinci sebep, aktif sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkması ve bunların geçmişteki hatalardan şikâyet etmekle kalmayıp gelecek için alternatifler de masaya koyması. En görünür ve tecrübelilerinden biri olan EMBARQ, çevre kirliliğini azaltmak ve sağlıklı, erişilebilir, çekici şehirsel alanlar yaratmak için yerel ulaşım yetkilileriyle işbirliği yapmaya çalışan uluslararası bir ağın bir parçası. Sadece İstanbul değil, Eskişehir, Sakarya, Antalya gibi şehirlerde de çalışıyor ve tek başına bir bisiklet yolu yerine ayrı bisiklet yolları ağı yapılmasını, toplu ulaşım sistemine entegre edilmesini ve bunların denemelerine şehirlerin bisikletçiler için en münasip bölgelerinde başlanmasını teşvik ediyorlar.
    Lakin doğru düzgün altyapının olmaması, üstesinden gelinmesi gereken engellerden sadece biri. Bir diğeri, bisikletlerin kötü imajı, zira Türklerin çoğu bisikletlere ‘yoksul adamın aracı’ gözüyle bakıyor. Yine de zamanın bisiklet taraftarı aktivistlerden yana çalıştığına inanıyorum, çünkü hâlihazırdaki otomobil dostu sistem pek çok yerde limitlerine ulaştı.

    Türkiye’de bir bisiklet meraklısı iseniz, hayatın parlak yanına bakmayı becerebilmeniz lazım. İstanbul’un Anadolu yakasında küçük bir bisiklet dükkânı işleten Hasan Cari’nin bir keresinde belirttiği gibi: “İstanbul ulaşıma çevresel açıdan sürdürülebilir yaklaşım sunma yolunda bebek adımları atıyor olabilir, ama en azından doğru yönde yol alıyor. (…) Değişim hep küçük grupların savundukları davanın görünürlüğünü artırmalarıyla başlamıştır. İnsanlar saflarımıza katılıyor ve parlak bir geleceğe doğru pedal çeviriyoruz.”

    20 Ekim 2013 Pazar

    Joost Lagendijk


    Kaynak
     
    sabihavni ve suatgecer bunu beğendi.
  2. sabihavni

    sabihavni Kıdemli Üye

    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    212
    Beğeniler:
    60
    Şehir:
    Erzurum
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    güzel paylaşılmasıda güzel olmuş