Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Köpekler ve yanlış bilinenler ya da bilinmeyenler.

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında BF Okuru tarafından paylaşıldı.

  1. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:












    Köpekler Allah'ın insanlar için yarattığı çok özel yaratıklardır. Köpeğin mundar olduğu, evlerin içine alınmaması ile ilgili Kuran da hiçbir ayet yokdur. Tek kaynak peygamberin hadisi gösterilmekdedir.
    Hadislerin gerçek olup olmadığını, peygambere ait olup olmadığını ispatlamanın bir imkanı yokdur. Yapılması gereken hadisin kuran a uyup uymadığına bakılarak, ayrıca bilimsel araştırmalarla hadisde geçenlerin doğru olup olmadığını anlamaya çalışmakdır.

    Köpek salyasının ne kendisine, ne de insanlara hiç bir zararı yoktur eğer köpek sağlıklı ise. Hatta köpek salyası antibakteriyeldir ve yaralarını yalayarak temizler ve iyi eder. Bu bir çok hayvanda böyledir. İnsan ona verilen akıl ile tedavisini yaparken hayvan ona verilen güdüleri ile kendi kendini iyileştirir. Yapılan bilimsel araştırma sonucunda köpek ve insanın ağızındaki zararlı bakterilerin temizden pisliğe doğru sıralaması köpek sonra insandır. Sizi bir köpek, kedi ve insan ısırdığında komplikasyon riskiniz köpekde yüzde 3-18, kedide yüzde 20-80, insanda yüzde 9-50 dir. Ayrıca insan ısırığında hepatit, HIV ve diğer pek çok hastalığın bulaşma riski kedi ve köpekde yokdur. Köpek ısırığında yarayı hemen temiz sabunlu suyla yıkamak yeterli iken insan ve kedi ısırıklarında antiboyotik almak gerekli olabilmekdedir. (Bir insanla öpüşmek köpeğin sizi yalamasından daha risklidir.)

    Köpeklerin tüylerinde eğer köpek sağlıklı ve temiz olarak bakılıyorsa ne insanlar, ne de diğer canlılar için herhangi bir risk yoktur. Eğer bir köpek kılı yutarsanız mide ve bağırsaklarınızda diğer besinler gibi hazım edilir ve sadece protein almış olursunuz. Bütün bunların yanında her hayvanda olduğu gibi zoonoz yani insanlara bulaşan hastalıklar köpeklerde de görülür. Köpeklerde görülan zoonoz hastalıklar besin olarak kullandığımız büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda görülen zoonoz hastalıklardan çok daha azdır.

    Köpeklerden insanlara geçen en tehlikeli hastalık kuduz ve kist hidatikdir. Kuduz artık günüzüm dünyasında az gelişmiş ülkeler dışında tamamen kontrol altına alınmışdır. Kist hidatik dediğimiz oluşum bir tenya türü olan ekinokok (echinococcus granulosus)dur. Koyun, sığır, köpek ekinonkokun ara konağıdır ve bunlardan insana geçer. Ekinokok sadece köpekden insana geçmez koyun, sığır ve yeşilliklerden de insanlara geçer.
    Köpek eğer ekinokok parazitini taşıyorsa bunun yumurtalarını dışkısı ile dışarı atar. Ayrıca bu yumurtalar anüs kıllarının çevresine de yapışdığından köpek anüs çevresini ve vücudunun diğer taraflarını ağzıyla temizlemeye ve kaşınmaya çalışırken bu yumurtaları tüylerine bulaştırır. Bu yumurtlar gözle görünemeyecek kadar ufak ve binlercedir. Eğer bir insan köpeğin parazit bulaşmış tüylerine dokunursa ve sonra o eliyle ağzına dokunursa veya o eliyle herhangi bir yiyeceği tutup yerse bu yumurtaları yutmuş olur. Köpeğin yumurta bulaşmış tüylerini de yutarsa aynı şekilde paraziti almış olur. Ayrıca sokak köpekleri veya ilaçlanmamış ev köpeklerinin dışkıları sokakda kalırsa toza toprağa karışır ve esen rüzgarla insanların ağzından, burnundan girerek yutmalarına sebep verir veya açıkda satılan yiyeceklerin üzerlerine de yapışarak temizlenmeden bu yiyeceklerin yenmesiyle de insanlar tarafında alınırlar.
    Ekinokok çok fazla olarak pişirilmeden yenen yeşil sebzeler ve çiğ köfte gibi çiğ yenen veya az pişirilen etlerden de alınır. Türkiye gibi denetimin olmadığı, geri kalmış ülkelerde bu risk çok fazladır. Eğer lokantada et kesilen bıçakla salata yapılıyorsa ve etde ekinonok varsa yediğiniz salatadan size geçer.

    İnsana geçmesi yumurtaların yutulması ile sindirim sisteminden bu yumurtaların kan yolu ile çeşitli organlara taşınmasıyla olur. En fazla karaciğer, dalak ve akciğerlere yerleşir fakat kemik dahil her organda görülme olasılığı vardır. Örneğin Numune göğüs hastalıkları kliniği yatan hastalarına bakarsanız çok sayıda kist hidatik hastası görürsünüz. Askeri hastanelerde köylerden gelen askerlerin kist hidatikden yattığını çok fazla görebilirsiniz. Bunun aksine gelişmiş ülkelerde ise hemen hemen hiç göremezsiniz. Bu gelişmiş ülkelerde kist hidatiğin ameliyatla çıkarılması da bir meseledir çünkü bu konuda tecrübeli doktor bulunmaz. Ülkemizde çok sık görüldüğünden doktorlarımız tecrübeli ve başarılıdırlar. Kist hidatiğin ameliyatla alınması çok zordur eğer kist alırken patlatılırsa her yere yayılır ve ölüm kaçınılmaz olur. Allahın bir lütfu olarak müslüman olmayan gelişmiş ülkelerde ekinokok insanlar için hiçbir tehlike ihtiva etmezken, gelişmemiş ve pislik içinde bilim ve akıldan uzak olan müslüman ülkelerinde kist hidatikden ölümler çok fazladır.
    Ekinokokun insanlar için tehdit olmadığı gelişmiş ülkelerde sokaklarda başıboş dolaşan kedi, köpek gibi evcil hayvanları görmeniz mümkün değildir. Eğer evcil hayvanlar her 3 ayda bir bu parazite karşı ilaçlanırlarsa o hayvanlardan insanlara ekinokok geçme riski yüzde sıfırdır. Sokaklardaki hayvanları kayıt altına almak ve her 3 ayda bir düzenli ilaçlamak mümkün değildir.

    Evlerde bakılan ve düzenli ilaçlanan, vet. Kontrolundan geçen köpeklerden insanalara geçecek zoonoz hastalık yokdur. İngiltere de ve diğer gelişmiş pek çok avrupa ülkesinde hemen hemen her evde kedi köpek vardır ve bu insanların çocukları bu hayvanlarla alt alta üst üste yakın temasda büyürler ve kimsenin çocuğuda hasta olmaz. Bilimin ilerlediği, bilinçli insanların olduğu bu ülkelerdeki insanlar aptal veya deli değillerdir ki kendilerini ve çocuklarını riske atsınlar.
    Bebeklikden itibaren kedi, köpek gibi bir hayvanla beraber büyüyen çocukların bağışıklıkları artmakda ileride allerjik, devamlı hasta olan bireyler olmaları engellenmekdedir. Köpek ile yaşayan bir insanın kalp atışları düzenli olmakda tansiyonları normal seviyede seyretmekdedir. Kalp hastaları için doktorlar köpek tavsiye etmekdedirler. Bosna savaşından sonra yapılan bir araştırmada savaş sırasında evlerde mahsur kalan ve zar zor yiyecek bulan insanların bazılarının sokakda kalmış köpekleri evlerine aldıkları ve bu az yiyeceklerini onlarla paylaşdıkları görülmüş. Savaş sonrası psikolojik travma görülmeyen veya çok az görülüp hemen iyileşen insanlar hep bu köpekleri evlerine alıp onlarla yaşayanlar olduğu belirlenmiş. Köpeklerin insanlarla yaşamı insanlara çok faydalar sağlamakdadır. Görmeyenlere yol gösterici rehber olmaları, engelli kişilere ev işlerinde yardımcı olmaları, sara gibi hastalıklarda sahibinin bayılmasını daha bayılmadan onlara haber verip sahibinin güvenli bir yerde beklemelerini sağlamaları, gene sağır ve engelli insanların ilaç saatlerini onlara hatırlatmaları daha pek çok yararlarının arasında bazılarıdır. Artık günümüzde kanser için eğitilen köpekler hiçbir görüntü cihazının bulamayacağı erkenlikde kanseri koklayarak tespit edebilmektedirler. Eğitilmemiş köpeklerin dahi sahiplerinin vücütlarının çeşitli yerlerine vurarak onların o bölgeye dikkatini çekerek yapılacak ilk kontrolde kanser tehşisi konularak hayatlarını kurtarmakdadırlar. Yangın, deprem, sel gibi felaketlerde üstün hisleri sayesinde sahiplerini bu afetlerden önce uyarmış ve kurtarmış sayısız köpek vardır. Halen köpek burnu kadar hassas bir dedektör bulunamamışdır ki köpekler uyuşturucu ve bomba bulmakda kullanılırlar. ABD nin kullandığı savaş köpekleri sayısız askerin hayatını kurtarmışdır.
    ABD ve Avrupada ki, ülkelerde hastanelerde görev yapan terapi köpekleri vardır. Psikiyatri hastaları, yaşlılar ile hergün temas ettirilen bu köpekler onların iyileşmesini sağlamakdadır. Otistik çocuklar için en büyük yardımcı köpeklerdir. Ayrıca ameliyat olmuş hastaların daha serumları dahi çıkarılmadan bu terapi köpeklerini yataklarına almalarına müssaade edilmekdedir. Köpekle temas bu hastaların çok çabuk ayağa kalkmalarını sağlamakdadır. Hastane ortamına ve ameliyatlı hasta yatağına alınan bu köpeklerin pis olduğu düşünülebilirmi? Ya da bu insanların akılsız ve deli oldukları düşünülebilirmi?

    Dünyanın pek çok ülkesinde yaptıkları davranışlar ve sadakatlerinden ötürü heykelleri dikilmiş köpekler vardır. İnsanların köpeklerden öğrenecekleri çok şeyler vardır. Bir köpekler yaşayan, o köpekden çok büyük insanlık dersleri alabilir.


    KÖPEKLERİN EZANDA ULUMALARI

    Bu konuda hiç bir bilimsel dayanağı olmayan hadis gibi duyumlarla açıklamalar yapılabilmekdedir. Örneğin ezan okunurken şeytanın kaçdığı ve köpeklerin insanların göremedikleri şeyleri görebildiğinden şeytanı görmeleri ve ulumalarıdır.

    Köpeğin ezanda neden uluduğunu anlamak için köpeğin neden uluduğunu bilmek lazımdır. Köpek familyasından ona akraba olan ve sürüler halinde yaşayan kurt, çakal, tilki gibi hayvanlar haberleşmek için ulurlar. Sürü avlanmaya çıkdığında dağıldığı zaman veya yavrular olduğunda ve yollarını kaybettiklerinde uzaklardan duyulabilmesi için uzun bir makamda uzatarak ulurlar. Ulumayı duyan sürü de buna aynı şekilde yerini belli eder ve sürüden ayrı kalmış birey bu karşılıklı ulumalarla birbirlerine yaklaşır ve buluşurlar. Doğada ulumalar genelde geceleri, av sırasında yani sürünün dağılma riski olduğu zamanlarda fazla olur. Bu hayvanlarda güdüsel olarak bu davranış olduğundan kendilerini tehlikede hissettiklerinde de uluyabilirler. Uluma tehlikedeyim, yardım edin, neredesiniz, yanımıza gel gibi aralarındaki anlaşma dilidir.
    Köpekler doğadan kopmuş ve yüzyıllardır insanlarla beraber yaşamışlardır. Köpek bilindiği üzere insan tarafından zorla ehlileştirilmemiş insan tarafından ehlileştirilmeyi kendi seçmişdir. İnsana yaklaşmış kendisinin insan tarafından alınıp yaşamasına izin vermişdir. Bunun sonucu olarak yabani atalarının bazı davranışları körelmiş, bazıları çok zayıflamışdır. Ulumada bunlardan biridir. Köpekler genelde ulumazlar ama atlarından kalan bu davranış zaman zaman ortaya çıkar ve ırkların yaşayışına göre ırkdan ırka şiddeti farklılıklar gösterir. Toplu halde bakılan kızak köpekleri husky gibi ırklarda, gene toplu halde av yapılan bazı ırklar beagle, foxhound gibi. Genellikle görerek veya kokuyla kovan tazılar da ulumaya meyillidirler. Ezan okunduğunda bu ırk köpekler daha çok ulurlar ama pek çok köpek hiç aldırış etmez. Ezan hoparlörle uzun bir makamda, uzatarak okunduğundan köpek bunu uzaklardan gelen uluma gibi algılar ve ne olduğunu bilmeden içgüdüsel olarak buna cevap verir. Ezanda uluyan bir köpeği eğiterek bu huyundan vazgeçirmek de mümkündür. Ezan vakti hoparlörden ezan yerine oynak bir makam çalınırsa bu uluyan köpekler ulumayacakdır. Hoparlörlerle satış yapan arabalarda eğer satıcı lafları uzatarak söylüyorsa bu uluyan köpeklerin gene uluyarak bunlara cevap verme olasılığı vardır. Eğer uluyan bir köpeğiniz varsa müzik setine ezanın okunduğu makamlarla okunan bir şarkı koyup sesini uzakdan gelecek şekilde açarsanız köpek gene uluyacakdır.
    Yukarıda yazdığım konular memleketimizde köpekler hakkında en anlaşılmayan ve köpeklerin sevilmemesine sebep olanlardır. Bakalım yapılan yorumlarla konu silinecekmi kalacakmı? Anlayana hayırlı uğurlu olsun.
    Sinan
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 9 Haziran 2015
  2. Serden Us

    Serden Us Onursal Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    2 Şubat 2007
    Mesajlar:
    2.762
    Beğeniler:
    1.540
    Şehir:
    Eskişehir
    Bisiklet:
    Amoeba
    Seviye:
    Konu dışı: Sinan Bey bir soru soracaktım ama size özel mesaj atamıyorum. Bir köpeğin korkularını (insanlardan, her türlü elde tutulan cisimden, koşarken fark etmeden bir yerine takılan veya çarpan dal parçasından vs.) aşması için sahibi olarak ben ne gibi bir yol izleyebilirim? Köpeğim biraz anormal şartlar geçirdi küçükken ve veterinerlerden tatmin edici bilgi alamadım konuyla ilgili. Siz eğitimlerini falan biliyordunuz yanlış hatırlamıyorsam. Bilginiz, fikriniz, öneriniz varsa memnun olurum.

    Konu içi: henüz okumadım, son cümleye bakarak: konu silinmezse ilerleyen saatlerde okuyacağım.
     
  3. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:
    Köpeklerin korkularını gidermek için sistematik duyarsızlaştırma tekniği ile başarabilirsiniz. Bu insanlarda da aynıdır. Örneğin yılandan korkan bir insana önce yılan resimleri gösterilir, daha sonra videolar seyrettirilir, daha sonra canlı yılanların olduğu akvaryumlara korkmadan bakabileceği uzaklıkdan baktırılır ve gün be gün o akvaryumlara yaklaştırlır. akvaryuma el değecek mesafeye kadar yaklaşdığı zaman akvaryum camına eliyle değmesi sağlanır daha da iler gidilmek istiyorsa ilerleyen zamanlarda canlı yılana elle dokundurtulur. Bu prosedür günlarce veya aylarca devam edebilir çok yavaş ilerler. Buna sistematik duyarsızlaştırma denir. Ayrıca yılanı alıp hemen korkanın kucağına vermek vardır buna da taşırma terapisi (flooding) denilir bunun sakıncaları olduğu anlaşılmış ver artık uygulaması kalkmışdır. Cesar milan 'ın bazı videolarını izlerseniz taşırma terapisini kullandığını görürsünüz örneğin sudan korkan köpeği hemen hazuvun yanına götürüp suya atar. Bu yöntem ne insan ne de köpek terapisinde tavsiye edilmez ve pozitif eğitmenler ve köpek psikologları tarafından kullanılmazlar.

    Sizin köpeğinizi korktuğu şeye kademeli olarak yaklaştırmanız gerekir. Korkmadığı sürece çok seveceği bir yiyecekle ödüllendirip, severek güzel sözler söyleyebilirsiniz. Eğer korkarsa hiçbir tepki vermeden, onunla hiç temas kurmadan acilen korktuğu şeyden uzaklaştırmanız bir zaman sonra tekrar denemeiz her korkmadığında ödül verip korktuğu şeye bir kademe kadar daha yaklaştırmanız gerekir. Eğer örneğin 4 kademe yaklaştınız 4. de korktı hemen gene 3. kademeye geri dönüp ordan tekrar başlamanız gerekir. Bu zaman alan sabır isteyen bir uğraşdır.
     
    Serden Us bunu beğendi.
  4. DOKTORBEY

    DOKTORBEY Bianchi TDL 1100

    Kayıt:
    5 Haziran 2015
    Mesajlar:
    467
    Beğeniler:
    314
    Şehir:
    Kütahya
    Adı:
    Samet
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    çok teşekkürler
     
  5. Serden Us

    Serden Us Onursal Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    2 Şubat 2007
    Mesajlar:
    2.762
    Beğeniler:
    1.540
    Şehir:
    Eskişehir
    Bisiklet:
    Amoeba
    Seviye:
    @A.Sinan Ben demek ki yöntemin adını ve kendisini tam bilmeden "sistematik duyarsızlaştırma tekniği"ni uygulamaya başlamışım. Artık daha emin şekilde devam edebilirim. Köpeğim 4 yaşına geldi. Umarım yaşın olumsuz yönde etkisi (oluyorsa) fazla değildir. Çok teşekkürler bilgiler için.
     
  6. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:
    Yaşın etkisi köpeğin öğrenmesinde fazla etkili olmaz sadece istenmeyen davranışların yer etmesinde, perçinlenmesinde etkilidir. Her köpek her yaşda öğrenir. Genç köpekler daha çabuk öğrenirken yaşlılar biraz daha geç öğrenebilirler bu ayrıca ırkların karakteristik özelliklerine görede değişir.
     
    Serden Us bunu beğendi.
  7. Serden Us

    Serden Us Onursal Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    2 Şubat 2007
    Mesajlar:
    2.762
    Beğeniler:
    1.540
    Şehir:
    Eskişehir
    Bisiklet:
    Amoeba
    Seviye:
    Bu arada konuyu okudum da... İlk paragrafa katılmakla beraber, şu salya meselesi "benim için" bilimsellikten uzak kalıyor.
    Yani tamam bilimsel açıdan temizdir falan ama benim midem kaldırmıyor köpekle öpüşenleri. :)
     
  8. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:
    Her köpek sevenin köpeği öpmesi gerekmiyor. Fakat köpeğin salyası temizdir ve sizin ağzınızı da yalasa, yiyeceğiniz yemeğe de ağzı deyse hiçbir zarar görmezsiniz eğer köpek bakımlı ve kontrollu ise. Köpeklerin sahiplerinin genellikle ağızlarına atlayıp yalamayı istemeleri içgüdüseldir. Bu da gene kurt, çakal, gibi onların atalarından gelen davranışlardır. BU hayvanların yavruları annelerinin ağızlarını yalayarak onların kusmasını sağlarlar ve bu kusmuk ile süt emme döneminden sonra ilk mamalarını yemeye başlamış olurlar.

    Eğer köpeklerin salyaları tehlikeli olsaydı gelişmiş ülkelerde evler içinde bebek ve çocuklarla yaşayan ve büyük çoğunluğu teşkil eden insanların hastalanıp telef olup gitmesi, hastanelerden çıkamaması gerekirdi ki buralarda hastahane gibi hijyenin çok önemli olduğu yerlere dahi köpekler sokulmakdadır ve tıp bu ülkelerde bizden çok ileridir. Tıp alanında zaten ne varsa hepsi o ülkelerden bizim gibi ülkelere gelir buradan oralara hiçbirşey gitmez. Ama bizde doktorlar aman eve bebek geliyorsa köpeği evden uzaklaştırın derler. Eşiniz hamileyse evden kediyi, köpeği uzaklaştırın derler. Evde çocukla köpek beraber olmaz tüyü kaçar bilmemne olur derler. Ama bu dedikleri binlerce köpeğin evlerde yaşadığı ülkelerde olmaz.

    Herkes köpeğine olan sevgisini değişik gösterebilir. Kimisi sarılır yatar, kimisi öper, kimisi şiir yazar köpek bunların hepsinden anlamasada.

    Lord Byron köpeğinin mezar taşına şunları yazmış;

    Burada kendini beğenmiş olmaksızın güzel olan,
    Küstah olmaksızın kuvvetli, yırtıcı olmaksızın cesur;

    Kendinde insanların hiçbir kusuru bulunmadan,
    Bütün meziyetleri bulunan biri yatıyor.

    Gerçekden de böyledir. Köpeklerde insanların hiçbir kusuru olmadan bütün meziyetleri vardır. Bir insanın mezar taşına bunlar yazılsa muhtemelen yalakalık olarak değerlendirilir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 10 Haziran 2015
  9. clubber

    clubber Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    26 Mart 2006
    Mesajlar:
    575
    Beğeniler:
    240
    Şehir:
    Istanbul
    Seviye:
    Benim de 11 yaşında bir köpeğim var. İnsan köpek sahibi olunca çok şey öğreniyor.
     
  10. emre önen

    emre önen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Aralık 2013
    Mesajlar:
    227
    Beğeniler:
    372
    Şehir:
    amasya
    Bisiklet:
    Motobecane
    Seviye:
    @Woodcock

    Köpeğin mundar olduğu, evlerin içine alınmaması ile ilgili Kuran da hiçbir ayet yokdur. Tek kaynak peygamberin hadisi gösterilmekdedir.
    Hadislerin gerçek olup olmadığını, peygambere ait olup olmadığını ispatlamanın bir imkanı yokdur. Yapılması gereken hadisin kuran a uyup uymadığına bakılarak, ayrıca bilimsel araştırmalarla hadisde geçenlerin doğru olup olmadığını anlamaya çalışmakdır.

    bu paragrafta yazdıkların yanlıştır.

    hadis ilmi öyle senin burada basitçe yazdığın şekliyle anlatılamaz.

    Efendimiz (S.A.S) e isnat edilen sahih hadisi şerifler bize doğruluğunda şüphe bulunmayan ve yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan ravilerin nakil yolu ile bizlere kadar ulaşmıştır. bu hadisler ehli sünnet alimlerinin üzerinde ittifak ettiği muteber hadis kitaplarında toplanmış ve kaynağı sabit hale gelmiştir. bu kitaplara örnek olarak sahihi buhari , sahihi müslim , Sünen-i tirmizi , Ahmet bin hambelin müsnedi gibi eserler örnek verilebilir.
    bu kaynaklardaki hadisi şeriflerin hepsi yalan ile ittifak etmesi mümkün olmayan farklı ravilerden tavatür yolu ile eser sahiplerine ulaşmış ve kayıt altına alınmıştır.

    senin iddia ettiğin gibi avamdan herkes hadisi şerifin sıhhatini kuran ile mizan edebilecek ilim seviyesinde değildir böyle alimler zamanımızda yoktur.
    bizlere düşen bu hadis kaynakları ile amel etmektir.

    yine senin iddia ettiğin gibi her hadis bilimsel araştırmalarla anlaşılamaz. mesela Efendimizin (S.A.S) kıyamet alametleri gibi gelecekten haber verdiği hadislerin bir çoğu hala bile zamanımız teknolojisi ile izah edilemez (ör. dabbe , güneşin batıdan doğuşu yecüc ve mecüc istilası vs. gibi hadisler)

    hadisi şerif konusunda sağlam bilgi sahibi olmadan yazdıklarını okuyan insanların itikatları ile oynamak senin ve onların namına çok tehlikeli bir iştir.

    sözlerimi asla seni yahut bilgilerini küçümsemek için değil bilakis senin ve okuyucularının düşeceği iman zafiyetinden alıkoymak için emri bil maruf olarak kabul etmeni rica ederim.
     
  11. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
    Çokk seviyorum ama çok korkuyorum. Kedim olduktan sonra artık korkum azaldı ama yine de yaklasmaktan çekiniyorum. Güzel hayvanlar. Sevimliler
     
  12. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:






    Böyle hadis olurmu bunun akla mantıkla ne ilgisi var. Bizim yazlık evde kertenkele vardı ve annem ona hiç dokunmazdı mutfakda gezerdi ve evdeki bütün haşeratı yerdi senelerce bizle yaşadı kimseye en ufak bir zararı olmadı.



    Geçen gün seyrettiğim belgeselde evdeki karbonmonoksit gazından uykuda zehirlenmeye başlayan aileyi evin kedisi uyandırarak hayatlarını kurtarıyordu.

    kedi, köpek, at çok özel hayvanlardır. İnsanlarda olmayan pek çok yetenek onlarda mevcuttur. Diğer pek çok hayvan da bu hayvanlar gibi insanlara yakın olabiliyorlar ve hisleriyle, duygularıyla insanlara yardım edebiliyorlar. İnsanların insan gibi yaşamaları hayvanlar olmadan olmaz.


    Allah akıl fikir versin.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 10 Haziran 2015
  13. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
     
  14. Oğuzhan k

    Oğuzhan k Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Şubat 2013
    Mesajlar:
    1.441
    Beğeniler:
    242
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Bu köpek olayı arkadaşlar çok zor yani ne yapsak büyük sıkıntı:(
     
  15. Artık Yok

    Artık Yok Bisikletkolik

    Kayıt:
    13 Haziran 2012
    Mesajlar:
    1.357
    Beğeniler:
    1.602
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Konuyu birde bizi asıl ilgilendiren kısmından ele alsak diyorum gerçi bununla ilgili pek çok topic de forumda mevcuttur lakin farklı bilgilere her zaman açığızdır diye düşünüyorum

    Köpeklerin kimi zaman bisikletlilere kimi zaman diğer taşıtlara havlaması , saldırgan bir yapı içinde olmasının kesin şudur diyebileceğimiz bir nedeni varmıdır ?
    Pek çoğu da şaşırtıcı derecede bizlere yakın olabiliyor hatta bisikletli olanları koruyan arabalara havlayan bir köpeğimiz bile var şehrimizde :)
     
  16. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:
    Köpeklerinde insanlar gibi bireye göre farklılıklar gösteren karakter yapıları olur. Genel köpek davranışları dışına çıkabilen bu tür köpeklerin neden bu davranışları sergilediğini tam olarak anlayabilmek için o köpeğin geçmişini bilmek gerekir.

    Köpekler hakkında meraklı olup öğrenmek isteyenler için Raymond Coppinger ve Lorna Coppinger in DOGS isimli kitabını öneririm. Türkiye de bulamazsınız amazon.com gibi bir siteden almanız gerekir.

    Köpek ve bisiskletl,lerle ilgili daha önce yazdığım bir yazı vardı.

     
    herdagli ve buzgibi01 bunu beğendi.
  17. FelixTheCat

    FelixTheCat Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    3 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    625
    Beğeniler:
    533
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Havlayan köpekler o kişileri, nesneleri tehtit olarak algılıyorlar. Eğer bir şiddet yada ürkütmek amaçlı '' hoşt, höst, pişt'' gibi bağrımlarda bulunup taş sopa v.b. nesneleri fırlatmışlarsa her geçen bisikletli, arabalı, hatta genelde plastik atık toplayanlara saldırırlar. Tepkisel olarak nitelendiriyorum ben yoksa bir köpek biriyle husumeti olmadan kolay kolay hiç bir şekilde saldırmazlar. @ReşitÇağırgan
     
  18. Artık Yok

    Artık Yok Bisikletkolik

    Kayıt:
    13 Haziran 2012
    Mesajlar:
    1.357
    Beğeniler:
    1.602
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    @FelixTheCat Benim zaten kendileriyle herhalde sevgimden ve kendilerinin bunu hissedebilmesinden dolayı aram oldukça iyidir ama yakın geçmişte beni de kovalayanlar oldu neyseki çabuk hızlanabiliyorum
    :)
     
    FelixTheCat bunu beğendi.
  19. FelixTheCat

    FelixTheCat Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    3 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    625
    Beğeniler:
    533
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    @ReşitÇağırgan Hayvanların hissiyatı çok çok güçlü buna her şekilde inanıyorum. Sevgiyi, nefreti çok iyi ayırt edebiliyorlar. Bilinç altında yatanları bilemeyiz tabi ki. Bende çok severim hayvanları fakat yeni gördüğüm bir köpeğe yada kediye ay ne ciciymiş diye yaklaşamıyorum ne yazık ki. Ruh hallerini uzaktan bir süzmek gerekiyor. Fakat insan hayatında kedi ve köpek kesinlikle olması gereken canlılardan biri.
     
  20. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    73
    Seviye:
    Köpeklerin kağıt, plastik toplayanlara havlaması, saldırması şu sebepten olmakdadır;

    Köpekler, insanlar ve diğer bütün hayvanların doğdukdan sonra kritik period dediğimiz biz zaman dilimi vardır. Bu her canlının ırkına göre değişik zaman sürelerini kapsar. Köpeklerde bu süre 4 ay kadardır. Bu süre zarfında köpek görmediği, hiç iletişime geçmediği nesnelerle (canlı cansız) karşılaşdığında bir takım tepkiler verir buna fight or flight yani dövüş yada kaç davranışı diyoruz. Eğer bu davranış olmasaydı hiçbir canlı hayatta kalamazdı. Örneğin ormana gittiğinizde geyikler, tavşanlar, domuzlar hepsi koşarak yanınıza gelip sizden kaçmadan etrafınızda dolaşması gerekirdi ve hepside yırtıcılara ve insanlara yem olurdu. Köpek bu kritik period zamanı içersinde sık görmediği insan veya hayvanları gördüğünde ya kaçar yada onlara saldırmaya onları kovalamaya çalışır. Eğer köpek şehrin içinde büyümüşse ve o şehirde kağıt toplayanlar gibi hırpani şekilde gezen az insan görmüşse bu insanları gördüğünde fight or flight davranışını sergiler.

    Mesela evinde büyüyen bir bebek hiç zenci insan görmemişse ilk defa zenci gördüğünde ağlar ve kaçmaya çalışır. Videoda babasını devamlı sakallı gören bu bebek babası sakallarını kesince ondan korkuyor. Arkadaşımın bebeği beni gözlğklü görünce ağlar gözlüklerimi çıkarınca susardı çünkü evde hiç gözlüklü insan görmemişdi.


    Köpeklerin ve diğer hayvanların davranışlarının çoğu insanlar tarafından henüz çözülememişdir.

    2. dünya savaşında bir ingiliz savaş pilotunun köpeği onunla beraber birlikde kalıyor ve her uçağı seferden gelmeden hava alanına inmesine yakın barakalardan koşarak pistin başına gidiyor ve onun inmesini bekliyor. Bir gün arkadaşları bu köpek bunu rutin yapıyor sen gelmezsende bu köpek piste gidecek filonun dönüş saatini ezberlemiş çünkü diyorlar ve denemek için pilot filoyla havalandıkdan sonra başka bir hava alanına iniyor ve orada uçağını diğer pilota verip kendisi orada kalıyor. Uçak filoyla hava alanına döndüğünde köpek barakalardan kalkıp pist başına gitmemiş oluyor.
     
    Ahmet-E ve buzgibi01 bunu beğendi.
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 11 Haziran 2015