Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kızılcahamam Jeopark Bisiklet Turu Fotoğraflar (19-20 Mayıs)

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Kızılcahamam Jeopark Bisiklet Turu



    19-20 Mayıs’ta Kızılcahamam’a gidip 23 milyon yıllık mirası göreceğiz diye hepimiz heyecanlıydık. Amma ve lakin televizyonlardan bangır bangır verilen hava tahminlerine göre yola çıkmamamız gerekiyordu. Yurt genelinde sağanak yağış çoğu yerde sel baskınına sebep olmuş birçok organizasyon da iptal edilmişti. Yol yakınken dönün bakın gitmeyin uyarıları arkadaşlarımız tarafından bizlere de yapıldı. Ancak hayaller kurulmuş, organizasyon ayarlanmıştı ve biz bu yüzden ertelemek veya iptal etmek istemiyorduk. Kötü hava koşullarını düşünerek tüm katılımcılara uyarı e-mailleri gönderdik. Dikkat dikkat herkes yağmuruğunu, büyük boy çöp poşetlerini ve yedek kıyafetlerini getirmeyi unutmasın!

    Nihayetinde herkes dersini çalışmış gelmişti. Aferin bize! :))



    19 Mayıs 2012 Cumartesi


    Sabah 7.30’da ilk durak olan Etlik Garajında buluştuk ve bisikletleri yerleştirdik. Daha sonra Ankamall, Ayaş Kavşağı duraklarında bekleyen bisikletçileri de aldıktan sonra yola çıktık. Bir haftadır çok yoğun tempoda geceli gündüzlü çalıştığım için inanılmaz uykusuzum. Bu gece de yine 4 saat uyuyabildim. Gözlerim kanlanmış bir şekilde uyuyunca sabaha hiç enerjim olmayacak zannettim. Ancak garajda içilen bir çay, peşine tanışma faslı ve muhabbetler derken kendi kendimin uykusunu kaçırabildim. Belki de herkesin haha :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Az kalsın benzinlikte unutacağımız ekip görevlilerini fark edince otobüste tanışma faslının ardından tek başına tura katılanlara hemen bir buddy (partner) ayarlıyoruz. Herkes partnerini bilecek, bir yere giderse görevlilere haber verecek.

    Tek başıma yolculuk yaptığımda çok uzun gelen yol ne de çabuk bitiverdi bugün. Belediye’ye vardığımızda basın müşaviri Yusuf Bey bizleri karşılıyor. Yağmur ihtimaline karşı tüm eşyalarımızı çöp poşetlerinin içine koyup ağızlarını bağlıyor ve kamyonete yüklüyoruz.

    [​IMG]

    Alışveriş yapacaklar civardaki marketlere dağılıyor. Çay bahçesinde yemeklerimizi beklerken startın verileceğini duyuyoruz. Hemen stadın yanındaki yere pedallıyoruz.
    [​IMG]

    19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek olan Kızılcahamam Jeopark Bisiklet Turu ancak bu kadar anlam ve içeriğine uygun olabilirdi. Gittiğimizde Kaymakam Mustafa Çit, Belediye Başkanı Coşkun Ünal, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ekrem Demirtaş, İlçe Eminiyet Müdürü Bülent Biliş, Garnizon Komutanı Mustafa Hazırbulan bizi karşıladıktan sonra start verildi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kızılcahamam çıkışındaki petrole doğru pedalladık. Yiyeceklerimiz henüz hazır olmadığı için buradaki tesiste oturup çaylarımızı yudumladık. Paketlenen pidelerimizi yedikten sonra ise haydi bakalım akşama kalmayalım diyerek yola koyulduk. Yemek boyunca aman ha çok yemeyin, çok içmeyin bugün çok rampa tırmanacağız diye uyarılarda bulunduk.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Azıcık bir düzlüğün ardından hakikaten de rampalar başladı. Önce çok yumuşak ve sevimlilerdi, sonra birden dikleşti ve sevimsizleştiler.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Rampa tırmanırken ekip kopmasın diye arkada kalanları beklemek için sağa çekiyoruz. O sırada Can yerde paslanmış bir tabanca fark ediyor. Tam elini dokunacakken “dur dur sakın elleme” diye 5-6 kişi birden bağırıp çocuğu korkutuyoruz. “Yavrucum sen hiç mi CSI ya da Kurtlar Vadisi izlemedin. Ellenir mi hiç silaha” diyorum. Jandarmaya haber veriyoruz. Olay yeri incelemesi için ekipleri arıyorlar bir iki de foto çekiyorlar. “Vay beeh! Görüyor musun bisikletçileri bir olayı daha aydınlatacaklar” diye espri yapıyoruz.

    [​IMG]

    Eğim %5, %7 ve %10. Hımm haydi bakalım bundan sonra inişe geçeceğiz diye tüm ekibi motive ediyorum. Ne yalan söyleyim bundan daha kötüsünü planlamıştım. Herkes elinden geldiğinin en iyisini yapıyor ve bir şekilde rampaları tırmanıyor. E tabi çekilen fotoğraflardan da görüleceği üzere Görev Adamı İso’nun yardımları da yadsınamayacak kadar büyük.

    [​IMG]

    Yusuf Bey,
    [​IMG]

    Şahin Bey,
    [​IMG]

    Tamam yeter bu kadar gülmek. Hadi rampa tırmanmaya devam. Sol, sol sağ sol. Çevir çevir, vites düşür, devrini yükselt, haydiiii. :))

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu sırada Utkan’ın zinciri kopuyor. O kadar zorlamaya gelemedi tabi meret. Teknik arkadaşlar bu konuda yardımcı olurken ben de öndekileri bekletiyorum. Ne de olsa amaç deli gibi pedal basmak değil bir grup olma bilincini yaşayarak birlikte hareket edebilmek.

    Evet ben çıktım, başardım nidalarının ardından bizleri muhteşem bir iniş bekliyor. İnsanın hak ettiği yoldan inmesi ayrı bir keyif tabi ki. İniş bitiminde bir çeşme bulup güzelce serinliyoruz. Tabi yanında dut kurusu, ceviz, fındık, fıstık artık kimde ne varsa takviye yaparak. Hava muhteşem tam bisikletlik ne soğuk ne de sıcak. Ama omzumdaki ödem henüz geçmediği için yokuş aşağı inerken rüzgardan korumak için bi yandan da onu korumaya çalışıyorum.

    Ekip toparlandıktan sonra Güvem’deki jeosit alanını geziyoruz. Emekli Öğretmen Muzaffer Eker, 20 milyon yıllık oluşum hakkında bizleri bilgilendiriyor. Soğuma biçimine göre altıgen şekillerin nasıl oluştuğundan tutun yöre halkının nasıl sahipleneceğine kadar birçok konuya değindik. Gerçekten de büyüleyici. Elimi dokunduğum taşın yaşının bilinmesi, oluşum şeklini hayal etmek beni gerçekten de büyülüyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Muzaffer Eker,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu fotoğraflardaki bazaltlar fırsatçıların iş makineleri tarafından açıldığı için bu kadar net. Normalde karşı taraftaki kayalıklar gibi daha koyu kahverengi ve içlerindeki yapı çok belli olmuyor.
    [​IMG]

    Belpınar köyüne girdiğimizde el yüz yıkama ve biraz atıştırıp biraz dinlenme molası veriyoruz. Bundan sonra yollar biraz daha arazi yapısında. Enerji toplamakta fayda var.
    [​IMG]

    Ekibi yan yana gitmeyin arada mesafe açın, ille geçecekseniz soldayım şeklinde uyarı yapın diye uyarıyorum biri düştüğünde zincirleme kaza yaşanmasın veya biri düşme tehlikesi atlatmaısn diye. Emre ve ben Schwalbe marathon plus tour lastik kullanıyoruz. İkimiz de şunu fark ettik ki bu lastikler kuma girince anında yavaşlatıyor sanki insanı geri doğru çekiyormuş gibi oluyor. Hımm demek ki arazide kullanım için çok da uygun değil. O sırada o taştan kaçayım aman burda kuma saplanmayım diye çabalarken yanaklarında tutucu dişleri olmayan lastiğin azizliğine uğruyor ve yeri öpüyorum. Sol dizim taşa geliyor. Acısını hafifletmek için ovalıyorum, üzerine basıyorum. Belli ki diz gitti ama sıcağı sıcağına yola devam. Mola verirsem biliyorum ki bir daha gidemem. Aslında araç da var bisikleti arkaya atıp araçla yola devam edebilirim çok az bir yolumuz kaldı. Ama ekiptekileri yalnız bırakmak istemiyorum. Son yokuşlarda motive edilmeye ihtiyaçları olacak. Amanın bende derman kalmadı diyenlerin bir kısmı araca bisikletleri yüklüyor bir kısmı ise ahtapot gibi kolları uzatarak araca tutunuyor. Aman dikkatli olun çok tehlikeli bir iş yapıyorsunuz! Arkamı dönüp baktığımda bir İso, bir Serkan bir de ben varım. Amma oyalanmışız yahu. Neyse basıyoruz pedallara. Yokuşlarda insanların performansını kesmemek adına karışmıyorum istedikleri gibi çıksınlar yukarıda beklemek koşuluyla. Amma ve lakin inişler çok tehlikeli olabiliyor ekip halindeyken, o yüzden kontrollü olmak zorundayız.

    Karagöl’e nihayet varıyoruz. Yolun solundaki pınardan kanasıya su içiyoruz. Bir su bu kadar mı tatlı olur yahu, ohhh buz gibi mis. Karagöl’e gelen piknikçiler dikkatimizi çekiyor, biz de onların. Gölün diğer tarafına dolanmak için pedallamaya devam ederken piknikçilere laf atıyorum “cızbız var mı cızbız” diye. Anlaşılan yavaştan acıkmaya başlamışız.
    [​IMG]

    Gölün diğer tarafı da muhteşemmiş. Kurbağa seslerinden ve rüzgardan mümkün olduğunca kaçalım diyerek ormanın içinde bir yer belirliyor ve oraya kamp atıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Herkes çadırlarını kurduktan sonra gelin bakalım kaçmak yok diyerek herkesi göl kenarına topluyorum. Haydi bakalım esnetme hareketleri, bacak ve sırt ağrılarına, kramplara son. Yapan mutlu yapmayan bin pişman. “Bak yarına tutulup kalırsınız haa” diyerek güzelce diziliyoruz. Hareketleri yaparken “anam vay vay, bi ben mi yapamıyorum, sen nasıl oturdun” gibi birçok esprili an yaşanıyor. Bunda bile oldukça eğleniyor ve rahatlıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Kamp ateşi olayını biraz abartmış mı ne bizimkiler ahah :))
    [​IMG]

    [​IMG]

    Acıktık mı ne? İkinci soruşum değil mi? Siz bir de bana kaç kez sorulduğunu tahmin edin. Belpınar sucukları sahibi Recep Bey’i arıyorum “Recep Bey kaç gibi gölde olursunuz, insanlar” acıktı diye. Aradığımda saat 6 idi. 7- 7,5 gibi orada oluruz diyor.

    Yanımızda getirdiğimiz ne varsa paylaşıyoruz tadımlık. Muzaffer Hocamız ve eşyalarımızın taşınmasında bize yardımcı olan şoför bey Şahin’e de mangal partisine kalmaları için ısrar ediyorum. Gözü yollarda aç bisikletçiler uzaktan gelmekte olan bir araç görürler ve hemen sevindirik olurlar. Araç belediyenin aracı içinden Yusuf Bey ve bir Bey daha çıkıyor. “Recep Bey mi” diyorum. “Hayır” diyince “o zaman niye heyecan yaratıyorsunuz” diyorum ve kopuyoruz haha :))

    Hava kararmaya başladı. Bir yanlış anlaşılma olmuş. Recep Bey sadece sucuk tedarik edeceğini zannetmiş, belediye de akşam yemeği. O yüzden Güvem’e dönüp ekmek ve ayran almışlar o yüzden de geç kalmışlar. Neyse ki her şeyimiz hazır. Biz ateşi yakalı çok oldu odunlar köz bile oldu. Recep Bey ile birlikte gelen bir kafile de bizimle birlikte etrafa yayılıyor. Fabrika sahibiyim siz yapın ben yiyeceğim gibi bir şey söz konusu değil. O kadar mütevazı bir insan ki. O kadar kişiye ızagarayı kendi elleri ile yapıp bazlama veya ekmek arası mı diye sora sora ikram ediyor. İlk seriyi bitirenler ikinci sıraya geçiyor. Birisi lavaş mı getirmiş? Yok canım kimmiş o haha :)) Lavaş arası sucuk bile dürüp yiyoruz. Ayyh tamam yeter çatlıyacağız artık. Ne kuru soğan ve ayran da mı varmış? Yok canım! Ay iyiki ilk yiyenlerden olmamışım. Ay yazııık siz şimdi ayransız mı yediniz. Alın bi de ayran için bakalım! :)) “Jandarmalar da gelecek onların hakkını ayıralım” diyorum. “Gelselerdi bu saate çoktan gelirlerdi” diyorlar. “Yok yahu 9 gibi geliriz dediler, ayıralım biz ayıralım.” Tam sucuklar bitecekti ki 9.05’te jandarma birliklerinden bir komutan ve askerleri de geliyor. “Ben senin için patates bulayım sen bana sucuk ayırma haa” diyor. “Aaa olur mu hiç valla söyledim kaç kere” diyorum. Kamp ateşinde patates yapma imkanımız olur mu demiştim. Köyde satılan bir yer yok. Birlikte yok. Valla nasıl sağladılar bilmiyorum ama 5-6 kilo patates getirmişler. Allah razı olsun teşekkür ediyoruz kendilerine. Tabi insanlar sucuk yemekten çatladıkları için patatese rağbet gösteren olmadı ben ve birkaç kişi hariç. :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Maillerini okuyup hazırlıklı gelenler bak nasıl da belli ediyor kendini. Çekirdekler yavaş yavaş poşetlerinden çıkıyor. Kamp ateşi olur da muhabbetin yanında çekirdek olmaz mı hiç? Gece 10’a kadar çekirdek ve muhabbet devam ediyoruz. Bir ara herkesin çay krizi tutuyor ama sonra bastırıyoruz. Yorulanlar çadırlarına çekiliyor. Biz de turdan ordan burdan muhabbet ediyoruz. O sıra beklenen yağmur da geliyor inceden inceye. İyiki kamp alanını ağaçların arasına kurmuşuz diye bir kez daha seviniyoruz. Ateş hala yanıyor, etrafında dizildik. Komutan da bizler gibi genç olunca sardırıyoruz muhabbeti. Saat geç olunca tabi onlar da birliklerine geri dönüyorlar.

    Neee, herkes yattı mı? E kaç kişi kaldık şimdi? Altı. Emre yanında kamp ocağı ve çaydanlık getirmiş ama mini minnacık boyutta olanlardan. “Herkes çay isterken bi ara çıkarıyım dedim ama yetmeyeceği için vazgeçtim ayıp olur diye düşündüm” dedi. E hacı ne bekliyorsun hadi yapalım da içelim diyorum. Gece 11.30’da çay mı içilirmiş demeyin. Biraz yağmur çiselerken, biraz ateşin sıcaklığı vururken yanına bir de tatlı bisküviler varken o çay öyle bir tatlı geliyor ki offf. :)) Gizem hadi yine iyisin!

    Gece 12’yi geçiyordu yattığımızda. Sabah 7’de kalkmak üzere alarmlarımızı kurduk. 8’de herkes hazır olacak, 8.30’da da tekerler dönecek. Arada sırada tulumu ince olduğu için uyananlar, sıkıştığı halde ihtiyaç molasına tek başına gitmeye korkanlar, ben uyuyamıyorsam sen de uyuma diye yanındakini uyaranlar olsa da çok zevkli bir geceydi.

    Merak edenler için işte istatistikler ve grafikler;
    Distance: 32,40 km
    Time: 2:46:09
    Avg Speed: 11,7 km/h
    Calories: 1.633 C
    Avg Moving Speed: 12,5 km/h
    Max Speed: 59,6 km/h
    Elevation Gain: 946 m
    Elevation Loss: 356 m
    Min Elevation: 969 m
    Max Elevation: 1.587 m
    [​IMG]


    20 Mayıs 2012 Pazar

    Saati kurmama rağmen duyduğumu hatılamıyorum. Neyse ki başkalarının sesini duyarak gözlerimi açıyorum. Üzerimi değiştirip öyle çadırdan çıkayım derken bir de bakıyorum ki çadırların üzeri kurusun diye çoktan ağaçlara serenler bile var. Çıkış saatini hatırlatarak eşyalarımı toplamaya dönüyorum. Araç da vaktinde geliyor. Yüklemeyi yapıp yola çıkıyoruz. O sırada jandarma da geliyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kahvaltı mı? Ona daha var. Arazide giderken Utkan’ın zinciri yine kopuyor ve bu sefer düşmesine sebep oluyor. Hemen kalkıyor, soruyoruz bir şey var mı yok mu diye. Yok iyiyim diyince boşuna zaman kaybetmeyelim. Az ileride fabrika var, oraya gidince bakarız diyerek Utkan’ın bisikleti de kamyonete atıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    5-6 km’lik bir inişten sonra Belpınar fabrikasına varıyoruz. Zinciri uzun, dişleri sivri, kendisi kocaman köpek hepimizi tedirgin ediyor. Jandarma “siz geride durun biz de kapıyı açtıralım” diyor. Hep birlikte içeri giriyoruz. Recep Bey de o sırada fabrikaya geliyor. Mutfakta bir bayan tek başına kolları sıvamış, işe girişmiş. “Ellerimizi yıkayıp hemen size yardıma gelelim” diyoruz. Tavada pişen sucukların kokusu yine herkesin iştahını kabartıyor. Ben hariç. Anaaaym mideyi bir üşütmüşüm ki off sormayın. Artık ne dokundu bilmiyorum. Haşlanmış patates olsa iyi giderdi bak şimdi. Baouuuuw gurul gurul sesler geliyor, sanırım içeride çok büyük savaş var. :))

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kahvaltıda iki demlik de çay var. Hiçbir şey olmasa bile şu bana yeter diyorum. :) Afiyetle kahvaltimizi yaptiktan sonra bir kısmımız pastırma bölümünü ziyarete gidiyor bir kısmımız da Utkan’ın selesini yapmaya çalışıyoruz. Düşme anında selenin demirlerinden birisi yuvasından çıkmış. Öyle bir güç lazım ki deniyorlar deniyorlar olmuyor. Hemen komando Serdar’ı çağırıyoruz yapsan yapsan sen yaparsın diye veriyoruz gazı. Harbi de öyle oluyor. Bu ne kuvvet böyle, seni neyle besliyorlarsa biz de aynısından istiyoruz. :)) Bu da bir şey mi askerde cephaneliğin anahtarları kaybolmuş, kırmam için beni çağırdılar vura vura orayı kırdım diyor tabi biz kopuyoruz. :))
    [​IMG]

    Fabrikadan çıkışta muhteşem yollarda pedallıyoruz. Hava düne göre daha serin. Gözümüz sürekli toplanan bulutlarda. Molaları mümkün olduğunca kısa kesip yağmura ne kadar geç yakalanırsak o kadar iyi diyerek, bir yandan da inşallah yağmaz diye dua ederek gidiyoruz. Bugün çoğunlukla iniş olduğu için tur kısmen erken bitecek. İnişlerde çok dikkatli olmamız gerek. Yollar çoğunlukla mıcır, rüzgara karşı da herkes önünü, kafasını bir şekilde kapatsın diyorum. Güneş olsa da dün geceki yağmurun verdiği bir serinlik var. Güya yavaş girdim çamura. Her tarafım batmış yine amaaayn. Neyse canım mtb’ci dediğin çamurlu olur.

    Fren sıkmama rağmen ekipte kopmalar olmuş. Dikiz aynamdan ekibin sadece bir kısmını görebiliyorum. Bendeki telsizin de şarjı bittiği için arka tarafla haberleşemiyorum. Güvenli bir şekilde jandarma kontrolünde gitmek için iyice yavaşlıyoruz hatta bayanları yanıma alarak tempoyu onlara göre ayarlıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Ekip o kadar uyumlu ve birbirine karşı saygılı ki kimse sorun çıkarmıyor, bıdı bıdı yapmıyor. Sabırla ve sakin bir şekilde inişimizi gerçekleştiriyoruz.

    Seyhamamı yol ayrımında marketi bulunca mola veriyoruz. Herkes ihtiyaçlarını alıyor. E tabi Belpınar sucuklarına bayılanlar da eve götürmek için kanga kangal topluyor. :) Ben de bi kangal alıyorum ama bi müddet yiyebileceğimi zannetmiyorum. :))
    [​IMG]

    [​IMG]

    Dünkü komutan bugün nöbetçiymiş, onunla da iki dakika muhabbet ediyor ve yola çıkıyoruz. Seyhamamı’na vardığımızda restore edilmiş tarihi evler ve Roma zamanından kalma eski bir hamam karşılıyor bizi. Hamamın işletmecisinden izin alıp içeriyi geziyoruz. Evlerin olduğu yerleri de şöyle bir dolanıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Arkadaşlar iyice dinlenin, soda için, şeker takviyesi yapın. Şimdi bizi Ayvacık rampaları bekliyor diyorum. Herkesin gözü korkuyor. Yol ayrımına girmemizle birlikte yeni açılan mıcırlı yolun rampaları merhaba diyor bize. Bakıyorum yokuş, hep yokuş, amaan diyerek kafamı öne eğiyorum ve basıyorum pedala. Ekip beklediğimden çok daha iyi. Bir de benim şu karnımdaki sancılar olmasa tam süper olacak. İkide bir bi yukarı bi aşağı galdur guldur beni öldürüyor. Araca binebilirim ama bu sefer de sarsıntıda daha kötü olacağımı biliyorum. Çok eneteresan ama bisikletteyken bir şey olmuyor, arazide beni araç tutuyor. Şimdi o mide bulantısına dayanamam zate hala döne döne yediklerimin tadı ağzıma geliyor. :(

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    4-5 km’lik rampanın ardından artık sürekli inişimiz var. Ama ne iniş huhuww! Kontrollü bir şekilde sert inişleri gerçekleştiriyoruz. Güvenlik adına kimse kimsenin yanına geçmiyor ve arada 10’ar metre boşluk açıyoruz. Yolda çukurlar ve mıcırlar olduğu için sağa sola kaçacak pay bırakmak gerekiyor. Böyle bir düzen nizam olamaz. Herkesi tebrik ediyorum saygısından dolayı. Köy yollarına giriş yapıyoruz. Yeşilliklerin içinden kuş cıvıltıları eşliğinde pedal çeviriyoruz. Tempoyu iyice düşürüyorum sırf bu güzelliklerin tadını çıkarabilelim diye. Amaç Kızılcahamam’a varmak değil yolların ve bu huzurun keyfini çıkarmak. Hız ve antrenman yapmak isteyenleri antrenman turlarımıza bekleriz. :))

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kızılcahamam’a vardığımızda jandarma birlikleri bizi polis eskortuna teslim ediyor. İlçe merkezinde bisikletle farkındalık yaratmak adına Soğuksu Milli Parkına kadar çkıp tekrar iniyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Belediye Başkanı Coşkun Ünal ile son kez hatıra fotoğrafı çektiriyoruz.
    [​IMG]

    Yusuf Çetintaş ile de bir poz,
    [​IMG]

    Bugün çok yorulmadık ama yine acıktık. Belediyenin ayarladığı bir yerde muhteşem bir yemek yiyip çaylarımızı yudumluyoruz. Tur hakkında katılımcıların görüşlerini dinliyor ve kendi adıma herkese teşekkür ediyorum. Bisikletlerimizi tekrar parçalayarak Ankara’ya dönmek üzere otobüse yerleştiriyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Merak edenler için işte istatistikler ve grafikler;

    Distance: 49,61 km
    Time: 4:21:43
    Avg Speed: 11,4 km/h
    Calories: 1.697 C
    Avg Moving Speed: 13,9 km/h
    Max Speed: 77,3 km/h
    Elevation Gain: 561 m
    Elevation Loss: 1.129 m
    Min Elevation: 954 m
    Max Elevation: 1.588 m
    [​IMG]


    Yusuf Bey’in organizasyon çok hoşuna gitmiş olacak ki bir dahaki sefere de şu rotayı gezdirelim diyerek kitapçıklardan bize fotoğrafarı ve rotayı gösteriyor.

    Başta Kızılcahamam Belediyesi başkan Cokşun Ünal ve Kızılcahamam Kaymakamı Mustfa Çit olmak üzere, organizasyonun gerçekleşmesinde büyük katkıları olan basın müşaviri Yusuf Çetintaş’a, Jeoparkın tanıtımı için bizlere eşlik eden Muzaffer Eker Hocamıza, eşyalarımızın taşınmasında ve yorulanların imadına etmekte görevli Şahin Bey’e, çatlayana kadar sucuk yedirip bizi doyuran Belpınar Sucukları sahibi Recep Bey’e, 2 gün boyunca sabırla bizlere eskortluk yapan emniyet ve jandarma birliklerine, ambulansla eşlik eden sağlık ekiplerine, gönüllü olarak her konuda yardımcı olan Serkan, Emre, Tuğba ve İsmail’e ve organizasyona iştirak eden sabırlı ve nazik tüm şanslı katılımcılara çok teşekkürler. Bir sonraki organizasyonda görüşmek dileğiyle hoşça kalın, dosta kalın efendim.

    Bol pedallı güzel günler sizlerin olsun efendim,

    Sevgilerimle KevSerSeri
     
  2. Kadir Altuntaş

    Kadir Altuntaş Forum Bağımlısı

    Yaş:
    55
    Kayıt:
    13 Kasım 2011
    Mesajlar:
    756
    Beğeniler:
    710
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Whistle
    Seviye:
    :) Aaa!.Arkadaşım Muhteşem!.Bol Fotoğraf,Ellerinize Ayaklarınıza sağlık.Bu tura katılamadım,İnşallah bir dahaki Tur'a katılmak dileğiyle,Kısmet..
    Hoşça Kalın...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  3. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.262
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Farklı bir tur nedeniyle katılmadığım bir etkinlik oldu... Fotoğraflar ne kadar güzel geçtiğinin kanıtı... Ayaklarınıza sağlık... :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  4. Oguzhan.Pilgir

    Oguzhan.Pilgir Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    14 Mart 2012
    Mesajlar:
    789
    Beğeniler:
    436
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    süper bir tur, elinize sağlık..
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  5. Oğuz.

    Oğuz. Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Mart 2012
    Mesajlar:
    272
    Beğeniler:
    271
    Şehir:
    İstanbul/Beşiktaş
    Seviye:
    Gerçekten mükemmel bir tur olmuş.Ayaklarınıza sağlık.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  6. Ömer Gündoğdu

    Ömer Gündoğdu Kıdemli Üye

    Kayıt:
    2 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    232
    Beğeniler:
    84
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Çok güzel bir tur olmuş.Ayaklarınıza sağlık.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  7. Barış TURAN

    Barış TURAN Onursal Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    28 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    3.031
    Beğeniler:
    2.506
    Şehir:
    Bursa
    Bisiklet:
    Kron
    Seviye:
    ayaklarınıza sağlık,daha nice turlara inşallah.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  8. Natural_animal

    Natural_animal Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    223
    Beğeniler:
    192
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Çok keyifli çok güzel bir gezi olmuş. Göl kenarındaki ekip olarak çektiğiniz fotoraf çok güzel.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  9. Fuat KURT

    Fuat KURT Aktif Üye

    Kayıt:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    101
    Beğeniler:
    83
    Şehir:
    ANTALYA
    Bisiklet:
    KTM
    Seviye:
    Muhteşem bir tur ve muhteşem bir anlatım... teşekkürler...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  10. recep24ank

    recep24ank Bisikletkolik

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    12 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.005
    Beğeniler:
    1.707
    Şehir:
    Sakarya Adapazarı
    Adı:
    Recep Eşref ÇINAR
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    organizasyon, gezi gerçekten çok eğlenceli ve güzel geçmiş. bol oksijenli bir tur olmuş. ayaklarınıza sağlık
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  11. Frédéric LAPOİNTE

    Frédéric LAPOİNTE Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    593
    Beğeniler:
    1.518
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    Ankara yakinlarinda o kadar yesil ve guzel yer vardigini bilmiyordum.
    çok guzel bir organizasyon ve tur;tebrikler;
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  12. Barış Güney

    Barış Güney Bisikletkolik

    Kayıt:
    28 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    1.357
    Beğeniler:
    1.362
    Şehir:
    Kadıköy/İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    güzel tur olmuş.. tebrik ederim..
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  13. sfkvural

    sfkvural Yeni Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2012
    Mesajlar:
    32
    Beğeniler:
    39
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Fotoğraflar çok güzel. Anlatım da biz takipçileri de turun içerisine dahil etti. Devlet büyüklerimiz sağlık ekiplerimiz ve askerlermizin tura yardım ve destekleri de çok güzel olmuş. Paylaşım için teşekkürler. Oksijeli günler.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  14. Onur Erk

    Onur Erk Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2012
    Mesajlar:
    69
    Beğeniler:
    54
    Şehir:
    Bursa
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bu nedir abi ya?Tek Kelimeyle "Mükemmel"
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  15. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Tura katılan herkeze kucak dolusu selamlar, ayaklarınıza sağlık.
     
  16. o.kucuk

    o.kucuk Aktif Üye

    Kayıt:
    26 Mart 2012
    Mesajlar:
    190
    Beğeniler:
    237
    Şehir:
    ANTAKYA/HATAY
    Adı:
    Ömer
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    mükemmel'den başka bir sıfat oturmaz bu turu tanımlamak için..
    resmen insanı gaza getirecek türden bir anlatımla sunmuşsunuz..
    ne diyelim. pedalınıza sağlık..
    darısı bizlerin başına :)
     
  17. caner demir

    caner demir Üye

    Kayıt:
    12 Ekim 2009
    Mesajlar:
    64
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    çok güzel bir anlatım tebrik ederim sizi ve ekibi
     
  18. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    gerçekten muhteşem bir tur olmuş.bende aranızda olmayı çok isterdim.tura katılan herkesin ayağına,emeğine sağlık...