Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kissadan Hisse

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında deutz tarafından paylaşıldı.

  1. deutz

    deutz Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    495
    Beğeniler:
    310
    Seviye:
    Guzel bir hikaye....


    Koyun birinde yasli, çok fakir bir adam varmış.. Ama kral bile onu
    kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için
    ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya
    yanaşmamış..

    "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermiş
    hep..

    Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..

    Köylü ihtiyarın başına toplanmış..

    "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.
    Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran
    var, ne de atın" demişler..

    İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'At kayıp' deyin.
    Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın
    kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz.
    Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse
    bilemez.."

    Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.

    Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış,
    dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine
    takıp getirmiş.

    Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..

    "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik
    değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."

    "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri
    döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini
    henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini
    okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."

    Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu
    adam sahiden akılsız" diye geçirmişler..

    Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu
    attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun
    zaman yatakta kalacakmış.

    Köylüler gene gelmişler ihtiyara..

    "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını
    uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi
    eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler..

    İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.

    "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin
    verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar
    halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.."

    Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son
    bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen
    görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere
    almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden
    gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes
    biliyormuş.

    Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..

    "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç
    değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun
    bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.."

    "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını
    kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda,
    sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık
    olduğunu sadece Allah biliyor."

    Lao Tzu, bu öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:

    "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın
    küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar
    aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile
    gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü
    gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla
    sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası
    açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta
    olduğunu görürsünüz."
     
    Cemowski bunu beğendi.
  2. Ozge Deniz

    Ozge Deniz Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.002
    Beğeniler:
    342
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    teşekkürler paylaşım için...
     
  3. Cemowski

    Cemowski Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Ocak 2007
    Mesajlar:
    290
    Beğeniler:
    122
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Paylaşım için teşekkür ederim. Arada sırada böyle hikayeler yazarsanız çok sevinirim:in:
     
  4. deutz

    deutz Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    495
    Beğeniler:
    310
    Seviye:

    Rastladigim guzel hikayeleri ilk paylastigim yer bisikletforum oluyor,belkide tek forum:D

    Guzel yorumlariniz icin cok tesekkur ederim.
     
  5. Cemowski

    Cemowski Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Ocak 2007
    Mesajlar:
    290
    Beğeniler:
    122
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Tamam teşekkürler:in: ;)