Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kırmızı Bisiklet

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Selim Çam tarafından paylaşıldı.

  1. Selim Çam

    Selim Çam Onursal Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.905
    Beğeniler:
    543
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Yıllar önce bir kitapta okuyup, yazmıştım; bu bahar başıma geldi. Oğluma bir kırmızı bisiklet aldık.
    Binmeyi öğrenene kadar dengesini sağlasın diye arkaya iki küçük tekerlek taktırmaya gittik.
    Çok görüp geçirdiği belli, bıçkın bir usta, lastiklere hava basarken "Yedek tekerleri boş verin" dedi, "...iki tekerle binmeyi denesin. Yardımcı olursanız 1 saatte öğrenir. Yoksa yedekleri atması aylar alır. Düşse de aldırmayın, düşe kalka öğrenir sürmeyi..."

    Öğüdü tuttuk ve açık alanda ilk denemelere giriştik.
    Önce pedal basmayı, fren sıkmayı anlattım, sonra selede dengede oturmayı...
    Oturdu.
    Ayakları pedala zor uzanıyor, düşmekten korkuyordu.
    "Hiç korkma, ben daima yanında olacağım ve seni tutacağım" dedim.
    Güvendi.
    Sol elimle gidona, sağ elimle seleye yapıştım; burnumu çocuksu kokular saçarak dalgalanan saçlarına gömüp kırmızı bisikletin yanı sıra koşmaya başladım; önce ağırdan alan, giderek hızlanan bir tempoda...
    O, yüzünü yalayan rüzgarın ve emin ellerde olmanın keyfiyle kahkahalar atarken ben bisikleti dengede tutmak için büyük enerji harcıyor, tekerden hızlı koşma çabasında nefes nefese soluyordum.
    Kolay değil; istikballe yarışıyordum.
    Bir süre sonra yoruldum.
    "Şimdi kendin binmeyi deneyeceksin" dedim.

    Çekindi biraz.

    "Süremem" diye diretti.
    "Sürersin" dedim, "Ben hemen arkandayım".
    Önce ürkerek bastı pedallara... Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim.
    Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim.
    Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu.
    Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu.
    Oysa ben farkındaydım:
    Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu.

    Bir saatin sonunda artık iki elim havada bisikletin yanında koşturuyordum.

    Ellerimi görüyor, her an tutabileceğimi biliyor, bunun verdiği güveni, kendi başına sürebiliyor olmanın özgüvenine katık edip direksiyona sımsıkı yapışmış halde pedala basıyordu.

    Giderek hızlandı.

    Bir süre sonra yetişemez olup peşini bıraktım.
    Kırmızı bisiklet sendeledi ilkin, bir o yana, bir bu yana yattı, sonra toparlanıp çığlıklarla kanatlandı.
    Ardından bakakaldım.
    Bir hayat provasıydı sanki...
    Sendelerse her an arkasında olacağımı, yardıma koşacağımı biliyor; ama vakti gelince süren bir bahar dalı gibi kırmızı kısrağını kendi başına sürmesi gerekiyordu.
    Erken bıraksam düşebilir, fazla tutsam ömür boyu dengesini sağlayamayabilirdi.
    Seledeki elim, onu biraz besleyip tam zamanında kesilen bir göbek bağıymışçasına görevini yapıp çekilmişti.
    Şimdi bir pedal ileri basıldıkça öbürü gerileyecek, yeni sürgün geldikçe, yorulan körelecek, hayatın tekerleri nesilleri öğütecek; devran böyle dönecekti.
    Yarın seledeki çocuğun eli tutacaktı çocuğunun selesinden...
    Onun selesini tutan el ise, senede bir gün öpülmeyi bekleyecekti...
    ..tıpkı bugün öpmeye gittiği gibi, zamanında kendi selesine yapışan eli...

    Can DÜNDAR
     
    sare, gizer, HaliliOzturk ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  2. penelope

    penelope Aktif Üye

    Kayıt:
    17 Ekim 2006
    Mesajlar:
    141
    Beğeniler:
    56
    Şehir:
    bursa
    Seviye:
    abi cok guzel bir yazı yazmıs can dündar. paylastıgın ıcın tesekkurler...
     
  3. Cemowski

    Cemowski Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Ocak 2007
    Mesajlar:
    290
    Beğeniler:
    122
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Can dündar süper yazmış bu yazıyı. hayatımda bööle güzel yazı görmemiştim paylaşım için teşekkürler;)
     
    sare bunu beğendi.
  4. bora_jb

    bora_jb Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Ocak 2007
    Mesajlar:
    469
    Beğeniler:
    105
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    gerceken cok guzel ıcıme oturdu boyle bellı belırsız bır huzun geldı ıcıme paylasım ıcın cok tesekkkurler...
     
  5. İdris ACA

    İdris ACA Onursal Üye

    Kayıt:
    23 Ekim 2006
    Mesajlar:
    1.807
    Beğeniler:
    1.516
    Şehir:
    bursa
    Seviye:
    yazı insanı derinlere daldırıyor
    yazıyı okurkan sanki kırmızı bisikletin selesinde ben varmışım gibi hissettim
    paylaşım için teşekkürler selim
     
  6. mutu88

    mutu88 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    ISTANBUL
    Seviye:
    Can Dündar'ı oldum olası sevmişimdir
    Şiir gibi yazıyor bütün yazılarını
    Paylaşım için teşekkürler
     
  7. simplonmurat

    simplonmurat Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    7 Ocak 2007
    Mesajlar:
    741
    Beğeniler:
    332
    Şehir:
    Evka-6 / İZMİR
    Adı:
    Murat ALTINCAN
    Bisiklet:
    Simplon
    Seviye:
    Diyebileceğim fazla bir kelime yok.Zaten kelimelere gerek te olduğunu sanmıyorum.Bu yazı üstüne sadece hayal kurmak gerekir.Paylaşıma edilen teşekkürler bile az....
     
  8. d.berkay

    d.berkay Onursal Üye

    Kayıt:
    2 Ekim 2006
    Mesajlar:
    3.886
    Beğeniler:
    3.203
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Demir Berkay
    Bisiklet:
    Marin
    Seviye:
    teşekkürler paylaşım için :eek:
     
    Sinto ve sare bunu beğendi.
  9. goxelkurt

    goxelkurt Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Aralık 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğeniler:
    121
    Şehir:
    istanbul/bakırköy
    Seviye:
    can dündar farkı
     
  10. hulyaars

    hulyaars Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    20 Şubat 2007
    Mesajlar:
    464
    Beğeniler:
    233
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    can dündarın duyguları gerçeklerle harmanlaması keyifli herzaman.kendisinin yazılarını beğenmemek mümkün olmasa gerek.paylaşımın için teşekküler.
     
  11. betmo

    betmo Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    25 Ocak 2005
    Mesajlar:
    477
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    Eskişehir
    Seviye:
    can dündar Gerçekten çok güzel yorumlarmış...