Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

kazdagları aglıyor..

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında rahmankarataş tarafından paylaşıldı.

  1. rahmankarataş

    rahmankarataş Bisikletkolik

    Kayıt:
    12 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.049
    Beğeniler:
    748
    Şehir:
    greek and tr
    Seviye:
    KaZ dAgLaRı iCin PeDaLLıYoRuM
    Kazdağları coğrafi konum olarak Marmara bölgesinin batısında Biga yarım adasının güneyinde Edremit körfezinin kuzey kenarındadır. Marmara ve ege bölgesinin doğal sınırıdır. Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan flora bölgelerinin kesişim alanında yer almaktadır. Bu sınır Çanakkale ve Balıkesir illerinin de sınırıdır. Bu durum bölgede flora ve fauna zenginliğinin en önemli nedenidir. Kazdağları biyolojik çeşitliliğini bu sınıra borçludur. Ayrıca bölgenin jeolojik yapısı da çeşitliliği arttırır. Çanakkale ilinin %54 ‘ü orman alanı ile kaplıdır. Başta Kazdağı göknarı (endemik) olmak üzere kayın, karaçam, kızılçam, bodur ardıç, ve porsuk türlerini barındırır. Endemik (50 ye yakın) ve nadir bitki örtüsü ile doğal gen koruma alanıdır. Tarımsal potansiyeli çok yüksek bir bölgedir. Güneyde zeytincilik kuzeyde bahçe başat gelir kaynağıdır. Hayvancılık ürünlerinden Ezine peyniri başta olmak üzere süt ve süt ürünleri ile ünlüdür.
    Su kaynakları açısından adeta bir su deposudur. Bin pınarlı İda dağı antik çağlardan bu güne söylemdir. Marmara denizinden Edremit körfezine kadar çok geniş bir alan da yer alan akarsuların kaynağı ve havzası Kazdağılarıdır. Yeraltı suları ile ünlü sıcak su kaplıcalarına sahiptir.
    İklim Altınoluk mevkinin oksijen deposu olması sırtını kazdağlarına yaslamaktan kaynaklanmaktadır.
    Antik tarih ve kültürel yapısı önemli bir turizm cenneti olmasını sağlamıştır. Doğal yapı başlıca çekim nedenidir.

    [​IMG]

    Bu Maden Kanunuyla
    Nice Kaz Dağı Yok Olacak!
    TEMA Vakfı'na Son 6 ayda 95 İhbar Yapıldı
    Maden Kanunu'nda yapılan değişikliklerin doğal varlıklarımız üzerinde yarattığı baskı ve tahribat toplumda infiala neden oldu. Çanakkale Kaz Dağları'ndan İzmir ve Balıkesir Kozak Yaylası'na, Artvin Cerattepe'den, Antalya Kurşunlu'ya, Samsun Bafra'dan Kırklareli Vize'ye, Balıkesir Havran'dan Kastamonu Hanönü'ne her yerden yükselen patlayıcı, dozer sesleri ormanlarımızı, tarım, mera, SİT alanlarımızı, kıyı şeritlerini, sulak alanları, milli parkları, özel koruma alanlarını tahrip ediyor.
    TEMA Vakfı'na son altı ayda ülkenin 95 ayrı noktasından maden arama ve işletme, taşocağı, kumocağı ihbarları yağdı. Ülkemizin en önemli doğa koruma alanlarından olan Kaz Dağları'nda yaşanan sorun ne yazık ki, sadece buzdağının görünen ucu.
    TEMA Ne Yaptı ?
    Maden Kanunu'ndaki, doğal varlıkların korunması ve geliştirilmesi, toplum sağlığının korunmasıyla ilgili hükümleri etkisiz hale getiren değişiklik girişimi 2002 yılında 57'nci Hükümet tarafından yapıldı. TEMA Vakfı'nın lobi çalışmaları ile üstün kamu yararına aykırılıklar içeren Maden Kanunu'nda değişiklikler öngören tasarının geri çekilmesi sağlandı. Ancak tasarı 59'ncu hükümet tarafından Nisan 2004'te Meclis onayına sunularak yasalaştı.
    Ana Muhalefet Partisi Anayasaya aykırılığını öne sürerek Anayasa Mahkemesinde dava açtı. Dava henüz sonuçlanmadı. 21 Haziran 2005 tarihli Madencilik Faaliyetleri için İzin Yönetmeliği'nin yayınlanmasının ardından 02 Ağustos 2005'te TEMA Vakfı bu yönetmelik hakkında Danıştay 8'nci Daire'sinde iptal davası açtı.
    Nisan 2007'de Madencilik Faaliyetleri için izin Yönetmeliği'nde değişiklik yapılarak, ruhsat izinleri için idareden gelecek onay süreler yarı yarıya azaltıldı. Bunun üzerine 31 Mayıs 2007 tarihinde Danıştay 8'nci Daire'de TEMA Vakfı tarafından ikinci bir dava daha açıldı. Her iki dava da halen devam ediyor.
    Şimdi Ne Olacak ?
    Dünyadaki 200 en önemli ekolojik bölgeden biri olan Kazdağları'nda ve en önemli fıstıkçamı üretim bölgesi olan Kozak Yaylası'nda yaşanacak doğa katliamının buzdağının sadece görünen ucu olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Genel Müdürü Dr. Uygar Özesmi, "İnsanımızın da doğamızın da Maden Kanunu'na sırtını dayayarak gerçekleştirilen yağmaya, tahribata tahammülü kalmamıştır. TEMA Vakfı'na son altı ayda gelen 95'in üzerinde maden arama-işletme, taş ve kumocağı ihbarları bu konuda toplumsal hareketin başladığını ve şiddetle de devam edeceğini göstermektedir TEMA Vakfı, Temsilcileri ve Gönüllüleri aracılığıyla bu toplumsal hareketlere destek vermekte aynı zamanda da Maden Kanunu ile hukuki mücadelesini Danıştay 8'nci Dairesi'nde 2005 ve 2007 yılında açtığı 2 dava ile sürdürmektedir. Ne Kaz Dağları'nın ne Balıkesir Kozak Yaylası'nın ne de başka bir doğal varlığımızın tahribine toplum olarak müsaade etmeyeceğiz." dedi.
    Maden Yasası İçin Kamuoyunun Sesine Kulak Verin
    T.C. Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü Verilerine göre Maden Kanununda 2004 yılında yapılan değişiklikler maden arama ve işletme ruhsatı talebinde patlamaya neden oldu. 2004 yılında 3.984 izin talebinde bulunulurken, 2005'te 15.149, 2006'da 18.208, 30.09.2007 itibariyle de 13.908 izin başvurusu yapıldı. TEMA Vakfı, bu çarpıcı veriler ışığında hükümetin üstün kamu yararı ve toplumsal uzlaşının sağlanması adına kamuoyundan yükselen sese kulak vermesi gerektiğini değerlendirmektedir. Maden Yasası konu ile ilgili sivil toplum örgütlerinin de görüşleri alınarak yeniden düzenlenmeli, talana izin veren maddeler kaldırılmalı, verilen arama ve işletme izinlerinin iptali için de gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Toplumsal mutabakat şart.

    Saygılarımızla;




    Toprağına Sahip Çık ! TEMA Vakfı






    alındıdır



    [​IMG]


    Kazdağları’nda Altın?





    Bin pınarlı İDA diye anılan, su kaynakları, sayısı 50 kadar olan endemik bitkileri, zeytin yetiştiriciliği ve ekoturizm faaliyetleriyle anılan Kazdağları altın arama ve işletme faaliyetleri yüzünden özellik değiştiriyor.





    Türkiye genelinde 177 Sayılı Maden Kanununa göre hiçbir sınırlama yapılmadan maden arama ruhsatları verilen 450 bin km2 alan mevcuttur. Kazdağları’nda bu rakam 150 bin dekardır. Sadece Çanakkale’de altın arama izni verilen toplam 66 bin 490 dekarlık alanda, 36 işletme sahasında 12 tane şirket maden arama faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bunlardan Çanakkale Çan’da faaliyet gösteren Fronteer adlı firmanın sondaj kuyusunda kullandığı bentonit maddesinin 25 köye içme suyu sağlayan şebekeye karıştığı iddia edilmiştir. Ayvacık Bahçedere Köyü’nde Zeytinliklerle çevrili alanda arama faaliyetleri yapan Global Madencilik firmasına karşı da Turizmciler ve Zeytin üreticileri tepkilerini dile getirmişlerdir. Sondaj çalışmaları sırasında çıkarılan atık suyunun yeraltı sularına karıştığı iddia edilmektedir. Maden işleme faaliyetlerine geçileceği sırada toz ve zerreciklerin zeytin ağaçlarını tahrip etmesi söz konusudur.

    Ekoturizmin öncü gelişim bölgesinde Kazdağları bölgesinde Çanakkale Madencilik LTD. ŞTİ.; TÜPRAG Metal Madencilik Sanayi ve Tic. LTD. ŞTİ., Kuzey Truva Madencilik, Doğu Truva Madencilik, TECK COMİNCO gibi şirketler işletme faaliyetlerini sürdürmektedir.

    1 gram altın elde etmek için 1 ton kadar toprağın işlem görmesi gerektiği düşünülürse rezerv miktarı 7 ton olan işletmede 7 milyon ton toprak kazılacak ve yer değiştirecektir.

    Bu kazı işlemleri bölgeyi erozyona hassas hale getirecektir.

    Kazdağları gibi İzmir Ovacık, Efemçukuru’nda, Uşak İnay’da kirlenen su kaynakları Manisa-Turgutlu da %5 seyreltilmiş Sulfirik asitle çökeltme yolu ile Nikel madeni havuzlarda çökeltilecek olması ve 220 bin ağacın kesilmesi gündemdedir.


    [​IMG]
    ü Altın madenleriyle ilgili bazı rakamlar
    1 Arama ruhsatı %10 işletme olanağı verilmektedir.
    Ocaktaki cevher miktarının belirlenmesi ruhsat alan firmaya bırakılmıştır.
    Çıkarılacak madenden devletin payı %2 dir.

    ü Uluslararası hukuk ne diyor?


    Yukarıda sayılan örneklerde Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası anlaşmaların bazı hükümlerine de aykırı davranıldığı tespit edilebilir.
    1992 - Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Zirvesi Sonuç Deklarasyonu; “…İnsanlar, doğa ile uyum içinde sağlıklı ve verimli bir hayata layıktır.(…)Çevre konuları en iyi şekilde, ancak ilgili bütün vatandaşların katılımı ile yönetilir.Devletler, geniş çapta çevre bilgilendirmesi yaparak kamuoyu aydınlatılmasını ve katılımı gerçekleştirecek ve teşvik edecektir..”
    1992 - BM-Rio-Gündem 21 Sözleşmesi ( 7.ci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile hükümeti bağlayıcı olduğu kabul edildi) (R.G; 25/7/1995-22534 mük. sh.157) “… Hükümetler, iş çevreleri ve kalkınma kuruluşları, kalkınma projelerinin biyolojik çeşitlilik üzerine etkisinin nasıl değerlendirileceğini ve bu çeşitliliği kaybetmenin maliyetinin nasıl hesaplanacağını öğrenmelidirler. Önemli etkileri olabilecek projelerde, halkın geniş ölçüde katılmasıyla çevresel etki değerlendirmesi yapılmalıdır. (…) Kişiler, gruplar ve kuruluşlar, özellikle kendi toplumlarını etkiliyebilecek çevre ve kalkınma kararlarını bilmeli ve bunlara katılmalıdır. İnsanlara kararlar hakkında bilgi vermek için, ulusal hükümetler, kişilerin çevre ve kalkınma konularıyla ilgili bütün bilgilere ulaşmasını sağlamalıdır. Bu bilgi, çevre üzerine önemli etkisi olan veya olabilecek olan üretim veya faaliyetleri ve çevre koruma önlemlerini içermelidir…”
    .

    Çevre Hakkı, pek çok uluslar arası sözleşmede ve ulusal hukuk metinlerde ele alınmış bir insan hakkıdır.
    • 5 Haziran’ın Dünya Çevre Günü olarak kutlanmasına yol açan 1972 Stockholm B.M. İnsan Çevresi Konferansı Bildirisi’nin 1. maddesine göre; “...insanın; hürriyet, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları sağlayan onurlu ve refah içinde bir çevrede yaşamak temel hakkıdır...”

    • Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir
    • Anayasa 56; Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
    Uluslararası anlaşmalarda yer alan Biyolojik çeşitliliğin korunması prensibi ve ülkemizin verdiği taahhüt yerine getirilmelidir.


    ü TEMA’n
    Tarih, kültür ve doğal zenginlikleri ile ülkemizde çok önemli ekonomik değer taşıyan Kazdağlarında ve başta Ege Bölgesi olmak üzere Artvin, Gümüşhane ve tüm Anadolu’da altın arama çalışmalarının bölgeye ne gibi bir katkı getireceği yeniden değerlendirilmelidir. Bölgenin yeraltı ve yer üstü zenginlikleri kirletilerek geriye bozulmuş bitki örtüsünden yoksun, erozyona uğramış bir alan bırakma ihtimali değerlendirilmeli arama ve işletme ruhsatları izinlerinde bunlar göz önünde bulundurulmalıdır. Açık liç yöntemiyle zenginleştirme tekniğinin çevresel etkileri göz önünde bulundurulara…… Su kaynaklarının kirletilmesi tarımsal potansiyeli olumsuz etkileyecektir. Kazdağları ekosisteminde üstün kamu yararı sağlayan projeler üretilmelidir. 5 Haziran 2004 tarihinde RG de yayınlanan 5177 nolu kanunun 3. maddesinde 3213 sayılı kanunda yapılan değişiklik geri çekilmelidir.3573 sayılı Zeytin kanununa aykırılık önlenmelidir.






    TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN! TEMA VAKFI

    [​IMG]

    Biyoloğun Felsefe Taşı



    KAZ DAĞLARI
    Alpler'den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağının Kaz Dağları olduğunu biliyor muydunuz? Durum böyle olunca da ülkemizin en fazla oksijen üreten bölgesi de tabii ki burası. Mitolojideki ismi İda olan Kaz Dağları'nın jeolojik konumu nedeniyle oluşmuş ilginç bitki örtüsü, iklim ve toprak yapısı sayesinde bu bölge devamlı olarak yüksek oranda oksijen üretiyor. Ayrıca Ege Denizi'nin kıyılarına kadar inen Kaz Dağları'nda hem kara hem de deniz iklimi birlikte görülüyor. Çanakkale Boğazı'ndan gelen hava akımları, karadan denize doğru oluşan bir oksijen hareketi oluşturuyor
    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    Dünya'da bulunmayan bitki türleri

    Bitki yapısı olarak Avrupa-Sibirya bölgesiyle, Doğu Akdeniz bölgesinin tam sınırını oluşturan Kaz Dağları'nda doğal olarak her iki bölgenin bitkisel özelliklerinin harmanlanmasıyla yeni bitki türleri kendini göstermiş. Bu nedenle bölgede 21 çeşit bitki türü var ki, Dünya'da sadece Kaz Dağları'nda yetişiyor. 'Kesin olarak korunması gerekir' ibaresi ile kayıtlara geçen Kaz Dağı Göknarı, bu 21 çeşit bitki arasında en önemlisi. Kaz Dağları'ndaki köylerde bu ağacın kozalakları çaya katılır. Demlenen çaya özel bir aroma verir. Aynı şekilde köylülerin Kaz Dağı adaçayı dedikleri 'Sideris trojana', Kaz Dağı çiğdemi, dağ lalesi, beyaz ve kırmızı şakayık Kaz Dağları'nda yetişen onlarca bitkiden birkaçı.
    Bölgede bulunan endemik, yani 'Yayılışı sınırlı olan tür' denilen bitki türleri üç grup altında sınıflandırılıyor. Dünya'da sadece Kaz Dağları'nda yetişen endemik türler birinci grubu, Dünya'da sadece Türkiye'de aynı zamanda Kaz Dağları'nda yetişen türler ikinci grubu, endemik olmayan ancak Türkiye'de sadece bu bölgede yetişen türler ise üçüncü grubu oluşturuyor.
    Dünya Bankası, 'Türkiye'de Genetik Çeşitliliğin Yerinde Korunması Projesi' için 5.1 milyon dolar ayırmış. Yedi yıl boyunca Kaz Dağları yedi bölgeye ayrılarak türleri saptanan bitkiler tek tek sınıflandırılmış. Bu proje içinde 4. Bölge olarak ayrılan Kalkım'daki Koca Mezarlık denilen bölge ne yazık ki, bugün linyit kömürü çıkarmak adına kazılıyor. Son yirmi yıl içerisinde zeytinlik alanların imara açılmasıyla yapılaşma dağın eteklerinden yukarılara doğru tırmanmaya başladı. Ancak son dönemde zeytincilikten para kazanılmaya başlanmasıyla bu yapılaşma şimdilik hız kesmiş görünüyor. İnsanların son zamanlarda doğaya dönüşü ve doğal olanı yerinde görme isteği, bölgenin korunabilmesine önemli katkılar sağladı. Bu duygularla hareket eden insanlar, Kaz Dağları'nın orijinalliğini hâlâ koruyan Adatepe, Yeşilyurt gibi köylerine yerleşerek evlerini aslına sadık kalarak restore ettiler. Böylece bu köyler betonlaşmanın etkilerinde kurtarılarak, bugün insanların zevkle ziyaret ettikleri yerler haline geldi.

    [COLOR=#808080]Dünyanın en büyük deniz kaplumbağası

    [COLOR=#808080]Aynı şekilde Tahtakuşlar Köyü'nde emekli öğretmen Alibey Kudar ve ailesi tarafından kurulan Etnografya Galerisi ve Türkiye'nin ilk köy müzesi sayesinde de Kaz Dağları'nın geleneksel yaşantısından geriye kalan objeleri görmek, bizzat Alibey Kudar'ın ağzından onların efsanelerini dinleme fırsatı bulabilirsiniz. Dünya'da sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağısını da görebilirsiniz. Latince ismi 'Dermochhelys corıacea' olan kaplumbağa'nın boyu 1.97 cm, ağırlığı da 360 kg. Bu kaplumbağa 1997 yılında Edremit Körfezi'nde ölü olarak bulunmuş, sonra da galeri sahipleri tarafından mumyalanmış. Müzeyi tanımak için [COLOR=#ffffff][URL="http://www.etnografyagalerisi.com/"][COLOR=#808080]www.etnografyagalerisi.com[/COLOR][/URL][COLOR=#808080][COLOR=#808080] ve

    [COLOR=#808080][IMG]http://www.arnika.com.tr/fotogaleri/erolsahin/ocak05/210105suteven.jpg[/IMG]
    Mitolojinin efsaneleriyle örülü geçmişine, Yörük kültürünün hikâyelerini katan Kazdağı, bahar aylarında doğasının tüm cömertliğini ziyaretçilerine sunuyor.

    İda yada Kazdağı , binlerce yıldır kim ne ad vermiş olursa olsun onun mütevazi heybeti bölge insanını geçmişte de etkiledi, bugünde etkiliyor, gelecekte de etkileyecek. İnsanlar üzerindeki etkisi efsanelerle dile getirilmiş çağlar boyunca. Adını aldığı efsane şöyle anlatılıyor. “Tanrılar tanrısı Zeus’un kaçamaklarından biri olan güzeller güzeli İda, Hera’nın öfkesinden kurtulmak için buzağı kılığına girer. Bu durumu öğrenen Zeus’un eşi Hera, buzağı kılığındaki İda’nın başına bir atsineği musallat eder. Atsineğinden kurtulmak isteyen İda’nın kaçışı tanrıların dağı Olimpos’tan başlayıp Kazdağları’nda son bulur. O gün bugündür bölge İda Dağı olarak anılır.”[IMG]http://www.voyager.com.tr/images/aylik/nisan05/kaz-dagi2.jpg[/IMG]
    Türklerin bölgeye gelişiyle Yörük kültüründe önemli yeri olan Kaz nedeniyle Kazdağları adını alır. Küçükkuyu’dan, Edremit’e yaklaşık 80 kilometre masif bir kütle halinde uzanan Kazdağları’nın en yüksek noktası 1796 rakımlı Babadağ zirvesi.


    Doğu’dan, batıya doğru uzanan Kazdağları’nın kuzey yamaçlarından gelen rüzgarlar

    yoğun bitki örtüsünden aldığı oksijeni güneydeki denizin iyotuyla buluşturur. Bu durum bölgenin Alplerden sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip olmasının nedeni.

    Kazdağları’na yapılacak bir yolculukta deniz kıyısıyla, dağın yamaçları arasında sıralanan gezilecek yerlere ulaşmak son derece kolay. Söz konusu mekanlara giden yollar oldukça iyi durumda.

    Kazdağları’nı gezmeye Yeşilyurt Köyü ile başlamak uygun olur. Böylece bölgenin geçmişteki mimarisini ve yaşam biçimini anlayabiliriz. Tamamen taş evlerden oluşan köyde büyük kentlerden gelenlerle, yöre insanı bir arada yaşıyor. Son yıllarda İzmir, İstanbul, Ankara gibi kentlerimizden gelenlerin köy evlerini satın alıp restore etmeleriyle birçok ev yıkılmaktan kurtulmuş. Bu evler bugün konut, pansiyon veya kafe olarak kullanılıyor. Köy halkının çoğunluğunun burayı terk etmemiş olması köyün canlılığının devam etmesini sağlamış.

    Yeşilyurt’tan sonra Edremit’e doğru devam edildiğinde Küçükkuyu’dan geçiliyor. Buradan dağlara doğru beş kilometrelik bir yolla ulaşılan Adatepe Köyü yolculuğun ikinci durağı olabilir. Adatepe’de Yeşilyurt gibi taş evlerden oluşuyor. Ancak burada yaşayanların neredeyse tamamı dışarıdan gelenler. Bu nedenle köyün evleri iyi durumda ancak sokakları bomboş.

    Adatepe’nin girişindeki sarı bir tabela Zeus Altarı’nı işaret ediyor. Yaklaşık on dakikalık keyifli bir yürüyüşle ulaşılan altarın manzarası büyüleyici. Bir tarafta Edremit Körfezi, diğer tarafta Midilli Adası’yla Ege’nin mavisi adeta ayaklarınızın altına seriliyor. Söylenceye göre Zeus, Truva savaşını buradan izlemiş. Ancak manzarayı izlemekten savaşı izlemeye pek fırsat bulduğunu sanmıyorum.

    Zeus’tan söz açılmışken, Kazdağları’nın en ünlü efsanesini anlatmamak olmaz.

    “ Tanrıların Dağı Olimpos’ta yapılan bir düğüne tüm tanrı ve tanrıçalar davet edilmiş, ancak nifak tanrıçası Eris çağrılmamıştı. Bu duruma sinirlenen Eris düğünün eğlencesini bozmak için düğün sofrasının ortasına üzerinde “en güzele” yazılı altın bir elma atar. Güzel olduğunu düşünen tanrıçaların ellerinde dolaşan elma sonunda üç güzelin arasında kalır. Zeus’un huzuruna çıkan Hera, Afrodit ve Athena elmayı en güzele vermesini isterler. Zor durumda kalan Zeus en güzeli seçmesi için İda Dağı’nda çobanlık yapan Paris’e gönderir onları. Ancak Paris sıradan bir çoban değil Truva Kralının oğludur. Doğduğunda kahinlerin bu çocuk Truva’nın mahvına sebep olacak demeleri nedeniyle İda Dağı’na bıraktırılmış ve burada büyümüştür. Paris kendisine Helena’nı aşkını vadeden Afrodit’i güzel seçer. Ardından Helena’yı alıp Truva’ya kaçırır. Böylece on yıl sürecek savaşlar başlar ve kehanet doğru çıkar. Yani Truva mahvolur.”


    [IMG]http://www.voyager.com.tr/images/aylik/nisan05/kaz-dagi3.jpg[/IMG]
    Adatepe Köyü’nden tekrar anayola çıkıp Edremit’e doğru yöneldikten yaklaşık 20 kilometre sonra kaplıcalarıyla ünlü Güre’ye ulaşırsınız. Ancak Güre’ye girmeden önce dağlara doğru tabelalar Tahtakuşlar Etnografya Galerisi’ni işaret eder. 1994 yılında Unesco ödülünü alan galerinin kurucusu emekli öğretmen Alibey Kudar. Muhtemelen sizi o karşılayacak ve doyumsuz sohbetiyle Kazdağları’nın öykülerini anlatacaktır. Galeride Yörük kültürünün gündelik kullanım objelerinin yanında Kazdağları’nın şifalı bitkilerini de bulmanız mümkün. Bu bitkilerin nasıl kullanılacağını ve nelere iyi geldiğini yine Alibey Kudar sizlere anlatacaktır. Dünyada sadece Kazdağları’nda yetişen 21 bitki türünden biri olan Kazdağı Köknarı’nın kozalaklarını buradan alabilir ve demlediğiniz çaya katarak keyifle içebilirsiniz.

    Galeriden sonra yola devam ettiğinizde içinden geçeceğiniz Güre özellikle serin havalarda kaplıcaları ve termal sularıyla mutlaka değerlendirilmesi gereken bir seçenek. Güre’den sonraki durağımız patikalarda yürümek ve Kazdağları’nın zirvesinden akıp gelen gürül gürül suların yanıbaşında keyif yapmak isteyenler için Sutüven Şelalesi.

    Akçay’ı geçer geçmez Zeytinli tabelasını takip ettiğinizde kasabanın içindeki tabelalar sizi Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Büveti’ne ulaştırır. Dilerseniz aracınızı Beyoba Köyü’nde bırakabilir ve buradan başlayan hoş bir patikadan kısa bir yürüyüşle şelaleye ulaşabilirsiniz.

    Homeros’un İlyada Destanında bölgeyi, “bin pınarlı İda” diye tanımlamasının nedeni, yaklaşık 15 metreden dökülen şelaleyi görünce daha iyi anlaşılıyor. Şelale ve çevresi doğaseverler için tam bir cennet görünümünde.

    Şelaleden dere boyunca yapılacak kısa bir yürüyüş sizi etkileyici öyküsüyle ünlü Hasanboğuldu Büvetine ulaştırır. Akan suların darbeleriyle oluşan havuzlara büvet deniyor. Burasıda büyükçe bir havuz görünümünde. Ünlü öykücümüz Sabahattin Ali’nin bir kitabında anlattığı Yörük kızı Emine ile ovalı Hasan’ın hazin aşk hikayesinin son bulduğu Hasanboğuldu Büveti yaz aylarında yüzmek için uygun bir mekan.

    Kazdağları doğasının bir aynası olan Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Büveti’nin ardından Edremit’i görmek gerekir. Edremit’in girişinde yer alan ve yüz yıllık zeytinyağı geleneği olan Midas firmasının açtığı ve geçmişte zeytinyağı üretiminde kullandıkları malzemeleri sergiledikleri müze görülmeye değer. Buradan bölgenin ünlü sızma zeytinyağını alma şansıda bulabiliyorsunuz.

    Kazdağları’nın geleneksel köylerini ve doğasını gezmenin ardından , bu geleneklerin ve coşkulu doğanın bölgenin daha büyük yerleşimlerini nasıl etkileyip, şekillendirdiğini anlamak için son durak kesinlikle Edremit olmalıdır.


    selamlar saygılar ....[/COLOR][/COLOR][/color][/COLOR][/COLOR][/COLOR]
     
  2. burak kilavuz

    burak kilavuz Üye

    Kayıt:
    26 Kasım 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğeniler:
    20
    Seviye:
    Size katılmayı çok isterdim.

    Tebrikler.
     
  3. ergn73

    ergn73 Yeni Üye

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    42
    Beğeniler:
    17
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    selamlar

    Doğrusu ülkemizde bu tür çevre katliamları gün geçtikçe çoğalmakta.Bu tür haberlari duydukça çok üzülüyorum.Şimdi merak ediyorum da acaba oraların orjinal halinin değerini biliyorlarmı, bulabilirlermi,tekrar geri getirebilirlermi????Elbette hayır.Bu haberi paylaştığın için teşekkürler umarım eyleminiz başarıyla sonuçlanır ve bizde elimizden gelen desteği verebiliriz.Pedalına sağlık....

    saygılar
     
  4. oktays

    oktays Üye

    Kayıt:
    27 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Eline, gözüne, aklına sağlık Rahman. Ne güzel toparlamışsın. Ansiklopedik bir makale olmuş. "Altın yer altında mı dursun" diyenlere: Dünyada topraklarında altın çıkarılıp da zengin olan bir tane bile ülke yok; ama altını götüren Kanada, Alman şirketleri dünyanın en büyükleri arasında. Bkz.: Resimli Temel Emperyalizm Bilgileri:Skull-175
     
    ahmet ozgen bunu beğendi.
  5. Mert Bağcılar

    Mert Bağcılar Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    1.826
    Beğeniler:
    1.331
    Şehir:
    Eyüp, İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Yaşım büyük olsa ailem bana karışmasa 1 dakka düşünmem...Sondan 3. foto süper..orayı görmek isterdim..vede tabikide bulutların üstüne çıkmak...:eek:Paylaşım için ayrıca çok teşekkürler.