Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İZNİK-2 (Topçular-Ayazma-Çamdibi Baraj Gölü-Fulacık-Yörükler-İZNİK-Orhangazi-Yalova)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Engin Ertekin tarafından paylaşıldı.

  1. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    3 hafta önce çıkmış olduğum ilk İznik turumdan (http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=91357) farklı bir güzergâh kullanarak geçen Cumartesi yeniden İznik’e gittim.

    Tavşanlı-Fevziye-Mahmudiye yolunu kullandığım ilk turu konaklamalı gerçekleştirmiştim, bu sefer aynı gün içinde tamamladım. Tabii ekipman anlamında daha hafifim, çantaları almadım bu sefer. Turun son bölümlerinde yaşadığım sinir bozucu bir olay dışında tur gayet güzel geçti ve merak ettiğim Çamdibi Baraj Gölü’nü de görmüş oldum. Bu sinir bozucu olayın detaylarını bu yazının sonuna doğru (Yeniköy sapağı bölümü) paylaştım.


    Güzergâh Detayları:
    TOPÇULAR – Subaşı ayrımı – Ayazma – Çamdibi Baraj Gölü – Çamdibi – Fulacık – Yörükler – Çakırca – İZNİK – Boyalıca – Orhangazi – YALOVA


    Çamdibi Baraj Gölü’nü bilen-gören elbette vardır aranızda ama bisikletlilerin çok kullandığı bir yol değil sanırım. Bu güzergâhı denemek isteyenlere de kesinlikle tavsiye ederim.


    Önce haritalar ve istatistikler, sonra fotoğraflar…

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    -----------------------------

    Erenköy’den saat 06:12’de geçecek olan Gebze trenini bekliyorum.
    [​IMG]

    -----------------------------

    Vagonlar yenilenmiş, metro gibi olmuş. Gayet güzel ve modern bir görüntü ama bisikletleri koyacak bir alan maalesef yaratılmamış.
    [​IMG]
    [​IMG]

    -----------------------------

    Akbil’i bastıktan sonra baktım ki bir feribot tamamen dolmuş ve kalkmak üzere. Son anda yetiştim. Feribot beklemekten de kurtulmuş oldum.
    Sabah oldukça rüzgarlı ve serin bir hava var… Bisikletin yanında daha fazla duramadım ve yukarı çıkıp kuytu bir yere sığındım.
    [​IMG]
    [​IMG]

    -----------------------------

    …ve Topçular Feribot İskelesi’nden gerçek startı veriyorum. Saat 08:01, km sayacı 0.
    [​IMG]

    -----------------------------

    Subaşı ayrımı
    (http://g.co/maps/xfngf)
    [​IMG]

    -----------------------------
    Akçukur-Fevziye ayrımı. Akçukur-İznik yönüne doğru devam.
    (http://g.co/maps/fr9r5)
    [​IMG]

    -----------------------------

    Ballıkaya Doğa Çiftliği
    (http://g.co/maps/7zhdv)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    -----------------------------

    16.-17.yy.’da Osmanlı döneminde inşa edilen ve restorasyon aşamasındaki üç gözlü Tarihi Valide Sultan Köprüsü. (Restorasyonun Kasım 2011’de bitmesi planlanıyormuş)
    (http://g.co/maps/ne6u9)
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    -----------------------------

    Valide Sultan Köprüsü’nün hemen yanında kaderine terk edilmiş bir ilkokul.
    [​IMG]

    -----------------------------

    Yol boyunca hep sağ tarafımda kalan dereyi geçiyorum. Bu derenin adının Yalakdere olduğunu sanıyordum, köprüdeki Valide yazısı kafamı karıştırmadı değil.
    (http://g.co/maps/bz5f2)
    [​IMG]

    -----------------------------

    Kızderbent’e doğru devam eden yoldan ayrılıp Çamdibi Göletini görmek üzere buradan sapıyorum.
    (http://g.co/maps/u84ev)

    [​IMG]

    -----------------------------

    DSİ yazısı göründü.
    (http://g.co/maps/s9whd)
    [​IMG]
     
    guneykaragoz ve Şevket Şahin bunu beğendi.
  2. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    …ve Çamdibi Baraj Gölü…
    (http://g.co/maps/rzk4h)
    Burası çok hoşuma gitti. Müthiş bir sessizlik ve sıfır insan. Gölün çevresinin büyük bölümünü dolaştım. Her açısı farklı güzellikte kareler veriyordu. Burada fotoğraf çekmek için bayağı oyalandım. Onlardan birkaçı :
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Baraj Gölünden hemen sonra başlayan uzun tırmanış Çamdibi köyüne kadar devam ediyor..
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Çamdibi
    (http://g.co/maps/v7ern)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Çamdibi Köy Meydanı ve evleri
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Çamdibi köyünden Fulacık Köyü’ne tırmanma devam ediyor…
    (http://g.co/maps/qerty)
    [​IMG]

    ------------------------------

    Çamdibi’ne tepeden bakış
    [​IMG]

    ------------------------------

    Fulacık köyüne varış
    (http://g.co/maps/2vrba)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Çok dik yokuşlara sahip Fulacık köyü küçük bir köy olmasına rağmen ilginç bir dörtyol hatta altıyol kavşağına sahip. Hiçbir yerde tabela/levha olmaması biraz sıkıntı yarattı.
    (http://g.co/maps/6g7sb)
    [​IMG]

    ------------------------------

    Fulacık’a tepeden bakış…
    Bu arada Fulacık isminin nereden geldiğini araştırırken köyün 1600’lü yıllara dayanan ilginç tarihini de öğrenmiş oldum. Rumca “Fugagli” isminden türetilen Fuğlacık (Yasemincik) köyünün tarihini merak edenler için : http://www.fu-der.org/?&Bid=862859
    [​IMG]

    ------------------------------

    Fulacık’tan hemen sonra Tahtalı ayrımı…. Baraj Gölü’nden bu yana yaklaşık 11 km süren tırmanma nihayet sona eriyor. Artık zirveden aşağı İznik’e doğru iniş zamanı…
    (http://g.co/maps/h9qxa)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Yörükler Köyü…
    (http://g.co/maps/bgjuz)
    Esas müthiş iniş meğer bu köyden sonra başlıyormuş. Her ne kadar Mahmudiye inişi gibi olmasa da 59km’yi gördüm.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ------------------------------

    Hızlı inişi yarıda kestirecek bir İznik Gölü manzarası…
    [​IMG]
     
    guneykaragoz ve Şevket Şahin bunu beğendi.
  3. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    …bu anı bir yerden hatırlıyorum sanki :)
    [​IMG]

    ---------------------------------

    İznik levhasına gelmeden hemen önce selamlayıp geçtiğim çift yanımda durdu ve ayak üstü sohbet ettik. Mualla Hanım ve Mengüç Bey İstanbul’da yaşıyorlar, her hafta sonu İznik’teki evlerine gelip bisiklete biniyorlarmış. Her ikisinin de her halinden sağlam bisikletçi oldukları belliydi. Buradan tekrar selamlıyorum bu sempatik çifti. :)
    [​IMG]

    ---------------------------------

    Sabah 8’de Topçular’dan başlayan ve 60 km. süren yolculuğun ilk ayağı saat 13’te Köfteci Yusuf’ta sona eriyor. Bu 5 saatin 3,5 saati bisiklet üzerinde geçti.
    [​IMG]

    [​IMG]

    ---------------------------------

    Karnımı doyurduktan sonra İznik Gölü kenarında biraz dinlenme ve gölün keyfini çıkarma zamanı… Neyse ki 3 hafta önceki konaklamalı turumda İznik’i doya doya gezmiştim.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ---------------------------------

    Yaklaşık 1,5 saatlik dinlenmeden sonra tekrar yola koyulma zamanı. Önceki turda gölün güney tarafını dolaşıp Sölöz üzerinden Orhangazi-Yalova yolunu takip etmiştim. Dönüşü bu sefer kuzey yolundan yapacağım. Keramet ve Çakırlı ayrımlarını da geçerek Yeniköy ayrımından sapıp Sugören köyü üzerinden Yalova’ya gitmeyi planlıyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ---------------------------------

    Keramet Ilıcası sapağı ile Keramet köyü sapağı arasındaki meşhur mini şelale… Ilık suyla serinlemek iyi geldi. Bu arada buraya gelmeden 1-2 km. önce yanımdan bir bisikletli geçti şöyle bir merhaba diyerek. Ben 20-25’le gitmeme rağmen o kadar hızlı gidiyordu ki kısa sürede uzaklaştı benden. Belki de bu forumdan birisidir kimbilir.
    [​IMG]

    [​IMG]

    ---------------------------------

    Yeniköy ayrımı…
    (http://g.co/maps/c44nk)
    [​IMG]

    Evet gelelim bu güzel turda yaşadığım sinir bozucu ve tüm motivasyonumu kaybettiren olaya…

    Yukarıda fotoğrafını çektiğim Yeniköy ayrımına gelmeden 1-2km. önce gerçekleşti her şey. Kendi halimde yolun sağından ilerlerken arkamda bana yavaş yavaş yaklaşan bir motor sesi duydum önce. Yol boyunca beni çok sayıda traktör yavaş yavaş geçtiği için yine traktör yaklaşıyor diyerek arkama bakma gereği duymadım ve yoluma devam ettim.

    Ses iyice yaklaşınca birden “HADİ” diye bağıran bir ses duydum. Tam ne oluyor diye arkama bakmaya kalmadan sırtımda, boynumda ve kaskımda patlayan ve bir kısmı da etrafımdan önüme doğru saçılan iri çakıl taşlarını büyük bir acıyla hissettim. Ne olduğunu anlayamadan yanımdan küçük bir motosiklet geçti. Üstünde de ortaokul veya lise çağında olduğunu tahmin ettiğim iki velet (burada velet kelimesine yerine başka bir şey söylemek isterdim) vardı. Benden hızla uzaklaşırken arkalarına dönüp hem gülüyor hem de hareket çekiyorlardı. Hayatımda hiç bu kadar sinirlendiğimi ve öfkelendiğimi hatırlamıyorum. Sürmeye devam ediyordum ve avazım çıktığı kadar ağzıma ne geldiyse bağırmaya başladım. Bir taraftan sinirden pedallara deli gibi asılıyordum onları yakalayabilmek için, bir taraftan da düşünüyordum bu çocuklar gerçekten bana arkamdan taş mı fırlattı diye. İnanamıyordum çünkü, bir insan evladı neden böyle bir şey yapar? Üstelik kaskıma da gelmişti. Ya kask olmasaydı başımda? Arada arkalarına dönüp baktıklarında bütün gücümle “gelin lan buraya x!@...x!” diye bağırıyordum.

    Herhalde çağrıma kulak vermiş olacaklar ki ileride durdular, dönüp karşı şeride geçtiler ve sürmeye başladılar. Uzaktan yüzlerindeki mutluluk ifadesini çok net görebiliyordum. Artık o kadar çıldırmıştım ki yolun en sağında giderken arkadan araba geliyor mu gelmiyor mu diye bakmadan birden onların şeridine girdim ve üzerlerine doğru deli gibi sürmeye başladım. O an öfke kontrolü diye bir şey kalmadı bende. Onlar yaklaştıkça ben daha fazla basıyordum pedala. Birbirimize iyice yaklaştıkça yüzlerindeki şaşkınlık ve korku ifadesini görebiliyordum. Baktılar ki benim çekilmeye niyetim yok, onlar birden geniş açıyla yanımdan geçtiler ve arkalarına bakmadan uzayıp gittiler.

    (Bu yaptığım hareketin büyük aptallık olduğunun farkındayım. Sakin kafayla düşününce bunu net şekilde görebiliyorum. Eğer bir çarpışma olsaydı ve onlara veya bana bir şey olsaydı geri dönülmez bir yola girmiş olacaktım. Ama yapılan bu iğrençlik karşısında kim olsa sinirlerine hâkim olamazdı. Eğer yollarına devam etselerdi ben bol bol küfür ettiğimle kalacaktım ama arkalarına dönüp eğlenmeleri yetmiyormuş gibi bir de geri dönmeleri beni kontrolden tamamen çıkartmış oldu.)

    Bir an onları takip etmeyi düşündüm ama onlara yetişmem mümkün olmazdı. 155’i arasam ne diyecektim ki? Nasıl bulacaktı polis onları. Motorun rengine bile dikkat etmemiştim. Tüm bunları düşünüp yolda ilerlerken karşı yönden, yani çocukların kaçtığı yöne doğru ilerleyen başka bir motosikletli gördüm ve onları durdurdum. Orta yaşlı 2 köylüydü. Bir an kendi kendime “niye durdurdum ben bunları şimdi” diye düşündüm ama hem çaresiz kalmış olmanın verdiği sinirle hem de bir umut belki çocukları tanıyorlardır diye anlattım olayı ve kendilerinin gittiği yönde ilerlediklerini söyledim. Adamlardan “geçmiş olsun, tipleri nasıldı, motor nasıldı” tarzında soru sormalarını beklerken ilk sordukları soru son derece ilginçti : “Nerelisin sen?”. İçimden ne alaka diye düşünürken dedim İstanbulluyum ama İznik’ten geliyorum, belki hızlı giderseniz yakalayabilirsiniz onları (hoş yakalasalar ne yapacaklardı sanki). Benim heyecanlı ve gergin halimin aksine onlar gayet sakin “tamam bakarız biz hadi sana kolay gelsin” deyip gitmeleri bana bir nevi 2. darbe oldu. Evet adamlardan birdenbire polis rolünü üstlenmelerini beklemiyordum ama bu kadar da vurdumduymazlık beklemiyordum. Sanırım İznik’li olduğumu söylesem durum farklı olurdu.

    Yukarıdaki fotoğrafı çektiğim yere kadar sürmeye devam ettim ve Yeniköy sapağında biraz soluklandım ve çok hızlı gelişen bu olayları sindirmeye çalıştım. Hafızamı zorlayıp filmi biraz geriye sarınca bu çocukları Üreğil sapağının girişinde motorlarından inmiş ve yerde bir şeyler ararken gördüğümü hatırladım. Taşları oradan toplamışlardı çünkü Üreğil yolunun ana yola bağlandığı alanın çok mıcırlı olduğunu hatırladım zira bisikletle o taşların içine girmiştim bir anda ve az daha düşüyordum.

    İznik gibi sürekli bisikletlilerin dolaştığı turistik bir yerde muhtemelen o köylerden birinde yaşayan bu çocukların nasıl böyle bir şey yaptıklarını hâlâ aklım almıyor. Çocuktur yaptı bir kere diyeceğim ama böyle de bir şey yapılmaz ki. Hadi madem eğlenmek istedin, korkutmak istedin, sür motorunu üstüme veya geç dibimden, geçerken bağır bir şey yap. O zaman çocuktur diyelim. Nedir sırtıma kafama arkadan bir sürü taş fırlatmaktaki amaç? Bu nasıl bir cehalettir, nasıl bir ahmaklıktır? Burada tek başına bisiklet süren bir sürü insan var, turistler var, kasksız binenler var. Şu iki geri zekalının sebep olabileceği şeyleri düşünebiliyor musunuz?

    ---------------------------------

    Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Yeniköy sapağında biraz kendime geldikten sonra ilk başta planladığım Yeniköy-Ortaköy-Sugören yolundan değil, Orhangazi üzerinden Yalova’ya gitmeye karar verdim. Yeni köyler ve yollar keşfedecek moral ve motivasyonu kaybetmiştim bir kere.
    Geçen turda lastiği patlattığım noktadayım. Neyse ki bu sefer lastik patlamadı. Yoksa bir o eksikti.
    [​IMG]

    ---------------------------------

    3 hafta önce lastiği patlattığımda girdiğim benzincide (Türk Petrol) çalışan ve ileride lastikçi olduğunu söyleyerek beni büyük bir dertten kurtaran Pompacılar Kralı Mehmet Usta’ya (kendisine böyle deniyormuş camiada) teşekkür ziyaretinde bulundum. :)
    [​IMG]

    ---------------------------------

    Yalova’ya iniş öncesi son yokuş… Yalova’ya inişte 63km/h gördüm. 3 hafta önce aynı yolda çantalarla birlikte 56,5km yapabilmiştim.
    [​IMG]

    ---------------------------------

    Saat 14:30’da İznik’ten yola çıkıp 18:10’da Yalova Feribot iskelesine vardım. Toplam 3 saat 40 dk.nın 3 saati pedallayarak geçti. Maalesef feirbot saatine iyi denk getiremedim. 19:00’a kadar beklemek zorundayım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ---------------------------------

    …ve gelelim akşamın diğer büyük olayına…

    Pendik’e vardıktan sonra sahil yolundan Bostancı’ya doğru ilerliyorum. İznik’teki çocuklar yüzünden sinirimden tam olarak kurtulabilmiş değilim. İnşallah bisiklet yolunu kapatmış bir araca denk gelmem diyorum bir taraftan içimden. Ama sizce mümkün mü böyle bir şeyin olmaması? Gerçi Pendik’ten Dragos’a kadar Allah için bir araç bile yoktu bisiklet yolunu kapatan ama Dragos’taki belediye tesisinin önünde aşağıdaki manzarayla karşılaştım.
    [​IMG]

    Dedim ben senle uğraşmaz mıyım şimdi :) Eve geç gitme pahasına olsa bu aracı ihbar etmeye ve takibini yapmaya yani polis gelene kadar beklemeye karar verdim. İyi ki böyle bir karar vermişim çünkü polisin nasıl iş yaptığına bizzat şahit olmuş oldum.

    Konuyu saatleri vererek madde madde özetlemek daha kolay olacak:

    20:18 = Aracı fark edip yukarıdaki fotoğrafını çektiğim an

    20:20 = 155'i arayıp uzun süre kimsenin açmaması

    20:22 = 155'te karşıma çıkan Mustafa adlı polis memuruna durumu izah ettim ve aracın net konumunu, modelini, rengini ve plakasını bildirdim. Hemen en yakın ekibi yönlendiriyorum dedi. Tamam dedim ve beklemeye başladım.

    20:35 = 12dk. sonra dayanamayıp tekrar 155'i aradım. Karşıma çıkan başka bir memura Dragos için bisiklet yolunda hatalı park ihbarında bulunduğumu ancak 10 dk.dan fazla zaman geçmesine rağmen herhangi bir ekibin gelmediğini belirttim ve ekibin ne kadar zaman sonra geleceğini sordum. Karşılığında hafif gergin bir ses tonuyla "Beyefendi, ihbarınızı ekiplere bildirdik, gelecekler." cevabını aldım. "Ben burada bekliyorum ekibin gelmesini, uzun sürmez umarım" dedim, "gelecekler beyefendi" cevabını aldım.

    20:42 = Şu bisiklet yoluna park etmiş araçların çekildiğini dünya gözüyle bir kez olsun görmekte kararlıyım ve inatla polisin gelmesini bekliyorum. İlk ihbarımın üzerinden 20dk. sonra İBB Beyaz Masa'yı (153) aramak aklıma geldi. Belki onlar bir şey yapabilirlerdi ya da onlar da polise durumu bildirebilirdi. Böylece belki de polis aynı ihbarı İBB'ye de yaptıran bir manyağın olayı takip ettiğini anlardı. Beyaz Masa'daki yetkili oldukça ilgili davrandı, kendilerinin herhangi bir ceza kesme ve araç çekme yetkililerinin olmadığını ancak benim 155'e yaptığım ihbarı desteklemek amacıyla kendilerinin de durumu polise bildirebileceğini söyledi. Araç detaylarını ve konumu kendisine de verdim. Beklemeye devam...

    20:56 = İnanılır gibi değil ama 34 dk. geçti ve gelen giden yok. Araç sahibi gelip basıp gitse ve hemen sonrasında polis gelse resmen yanlış ihbar yapmış gibi olacağım. Gergin bir şekilde 155'i tekrar aradım. Daha Dragos der demez karşıdaki memur lafımı kesti ve "Beyefendi çekici yönlendirildi o noktaya" diye azarlar gibi konuşmaya başladı. Bundan sonraki diyalog karşılıklı gergin bir şekilde aynen şu şekilde gerçekleşti:
    - Ben : Çekici ne zaman yönlendirildi? Ayrıca ekip gelecek demiştiniz, cezayı kim kesecek?
    - Polis : Ben ekip gelecek demedim, sizinle ilk defa konuşuyorum. Çekici gelecek kaldıracak aracı.
    - Yarım saatten fazladır burada bekliyorum, çekici falan göremedim ben etrafta. Ayrıca polis de göremedim henüz. Hem polis gelmeyecekse cezayı kim kesecek? Çekici şu an nerede bilginiz var mı? Yoksa araç sahibi gelip gidecek çekici gelene kadar.
    - Çekici şu an sırayla çekme işlemi gerçekleştiriyor. Sıra sizin verdiğiniz adrese gelince kaldıracak aracı. Çekici kesecek cezayı.
    - İyi de çekici gelene kadar bu adam giderse ne olacak. Önceden bir ekip gelse, cezayı kesse, araç sahibi de anlasa yanlış yere park ettiğini ve bir daha bisiklet yoluna park etmese daha iyi olmaz mı? En azından çekici gelene kadar cezayı kesmiş olursunuz. (Bu arada polis benim her konuşmamda araya "beyefendi... beyefendi..." diyerek sözümü kesme çabası içinde)
    - Çekici gelecek beyefendi, çekici yolda!
    - Tamam teşekkür ederim ilginiz için, vatandaşlık görevi yapmak baya zormuş.

    dedim ve kapattım telefonu.

    İçimden ne haliniz varsa görün diyerek aracın yanına gittim, sileceğini kaldırıp (kırmamak için zor tuttum kendimi) tekrar aşağıdaki fotoğrafını çektim ve basıp gittim. Sonrasında da sahil yolu boyunca bisiklet yolunda yürüyen hanzoların üzerine sürerek ve yol kenarında mangal yapıp her yeri duman altı yapan kırolara bağırarak sinirimi atmaya çalıştım. Eminim ki o aracı kaldırmaya ne bir polis ne de bir çekici gelmiştir. Geldiyse bile herhalde gece yarısında gelmiştir ve tabii ki araç artık orada değildir.
    [​IMG]

    ---------------------------------

    Neyse efendim, o sinirle normal tempomdan daha hızlı giderek sağ salim eve vardım.
    Bu turun sonuçları:
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Sonuç olarak çok güzel başlayan ve devam eden tur maalesef aynı güzellikte bitemedi. Ama hiçbir şey beni İznik gibi muhteşem bir yere tekrar gitmekten alıkoyamaz. :)
     
  4. halil fatih akbaş

    halil fatih akbaş Bisikletkolik

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    8 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    292
    Şehir:
    Darıca/KOCAELİ
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Daha önce İznik turu yapmış biri olarak güzergahınız çok güzel en kısa zamanda bende gerçekleştireceğim. İstatiksel bilgiler çok iyi olmuş bende bunları kullanacağım sayenizde. Siz yine metanetli davranmışsınız başınıza gelenler karşısında, ben böyle davranmazdım. Bisiklet severler olarak sabrımızı kullanmamız gerekiyor aksi takdirde onlardan farkımız olmaz. Bisiklet yoluna parkeden araca yaptıklarınız çok iyi keşke her durumda bunu yapabilsek ve karşılığını da alabilsek..Sonuç itibariyle ufak sorunlar dışında çok çok güzel bir tur olmuş...
    İyi forumlar dilerim
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  5. akifberkant

    akifberkant Bisikletkolik

    Kayıt:
    3 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    1.169
    Şehir:
    -Kırklareli-İstanbul
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    İznik muhteşemmiş, ne güzel yerlerde gezi yapmışsınız. Teşekkürler
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  6. mtsemiz

    mtsemiz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    404
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    :D :boese157: :in: :mad: :D :Skull-175 :D :eek: :D

    Abi helal olsun. Şu anlatımınız bana her türlü duyguyu yaşattı. Aynaya bakıyormuşum gibi hissettim. Pek denenmemiş bir rota kullanmışsınız ve görüntüler çok güzel, çok imrendirici.
    Akşamki bölümde ise hiç zannetmiyorum polisin falan geldiğini. Büyük bir umutla okudum sonuna kadar, inşallah gelmiştir de tarihte ilk kez bir had bildirme durumu görürüz diye, ama malesef. Biz (ben dahil) kıçından dürtülmeden, tepesine binilmeden kurallara uymayı beceremeyen bir milletiz. İnşallah beraber pedallamak kısmet olur. İznik planı yaptığınızda haber verin.
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  7. Şevket Şahin

    Şevket Şahin Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2011
    Mesajlar:
    172
    Beğeniler:
    251
    Şehir:
    ANKARA
    Seviye:
    Üyesi bulundugumuz canlı türünde, insani degerlerini kazanamamıs olanlar kainatın en zararlı en gereksiz adeta virüs konumunda olan canlılarıdır.Toplumumuzda bol miktarda görülürler.( Bununda öğrenim seviyesiyle, gelir durumuyla bir alakası yoktur.Virüs her şartta virüstür.)
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  8. Msgl

    Msgl Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    1 Ekim 2011
    Mesajlar:
    898
    Beğeniler:
    357
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Musa
    Bisiklet:
    Mosso
    Seviye:
    Gerçekten güzel tur olmuş :)
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  9. Salih Dinçer

    Salih Dinçer Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.031
    Beğeniler:
    781
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Öncelikle geçmiş olsun kardeşim...

    Bence takma kafana çünkü paylaştıklarını ve yazdıklarını kelimesi kelimesine okudum, özellikle istatistik olayını tuttum ama paylaştığın o kadar çok şey var ki Yeniköy tarafında gelişen hadise onların yanında devede kulak kalıyor. Tamam, belki çok sinirlendin (üzerlerine sürmenden belli) ama ondan önce geçirdiğin şeyler bunun yanında önemsiz kalır ki bu yollarda araba altında kalıp ölen de var...:(

    Bak haber verseydin ben de gelir birbirimize destek olurduk. Demek ki bu yollarda tek başına gitmemek lazımmış bize bunu göstermiş oldun. Bu yönden bakınca iyi bir şeye yaradı. Neyse ki olay ciddi bir yaralanmaya dönmedi. Ama seni ne kadar tebrik etsem azdır. Çünkü Karadere yoluna girmeye cesaret etmişsin, tebrikler...:)

    Peki sormak isterdim; Karadere çıkış nasıldı, zor muydu?

    Ayrıca şu yeni inşaa edilen köprü, Karayolları'nın yıkılan köprüsü değil mi?

    Son olarak, İDO'yu zengin ettiğimiz için üzüldüğüm bir şeyi sormalıyım: Biletini niye önceden almadın? Çünkü 3 TL'ye satın alabiliyorsun, paran çok galiba...:)

    Sevgiler, saygılar...
     
    Engin Ertekin bunu beğendi.
  10. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Teşekkürler Halil Bey. İstatistikler size faydalı olacaksa ne mutlu bana. Yaşadığım olay gerçekten çok enteresandı ve düşündükçe hala sinirleniyorum. Bisiklet yoluna park eden araçlara gelince, eğer polisin ilgili davrandığını ve görevini hemen yerine getirdiğini görmüş olsaydım, her gördüğüm aracı hemen ihbar ederdim. Ama şimdi polisin tavrını görünce attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değecek mi diye düşünmüyor değilim. Ama bu 155'i arama ve devamını takip etme olayını 1-2 kere daha yapmayı planlıyorum. Eğer hepsinde polis aynı tavrı gösterirse Bisikletliler Derneği'nin ve bisikletle ilgili diğer kurumların ziyaret etmesi ve bazı şeyleri izah etmesi gereken başka bir kuruluş daha var demektir.
     
  11. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    İznik kesinlikle çok güzel bir yer. Hem tarihi, hem coğrafi güzelliği, hem de köftesiyle... :) Eğer henüz gitmediyseniz havalar daha da bozmadan mutlaka gidin.
     
  12. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Murat Bey, mesajın başındaki ifadelerle benim bu turu ve hissettiklerimi mükemmel özetlemişsiniz gerçekten.. Çok hoşuma gitti :)

    Dediğiniz gibi kurallara karşı gelmeyi marifet sayan ilginç özelliklere sahip bir milletiz. Zamanla değişecektir, yeni nesil daha farklı diye düşünürüm genelde ama bazen umudumu yitirmiyor değilim.
     
  13. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Kesinlikle katılıyorum. Bu çocuklara çok öfkelendim doğal olarak ama onları bu şekilde eğiten (daha doğrusu eğitemeyen) ana-babaları da en az onlar kadar hatta onlardan daha fazla suçlu ve sorumlu. Tabii bu durum zincirleme şekilde geriye gidiyor aslında. Çünkü onların ana-babaları da kendi aldıkları eğitim doğrultusunda bir yere kadar öğretebiliyorlar ve örnek olabiliyorlar kendi çocuklarına.

    Eğitim şart diyoruz her zaman ama nasıl bir eğitimin şart olduğu, o eğitimin kalitesi hakkında uzmanlar ne kadar kafa yoruyor orası tartışılır. Her köyde bir cami var (ki gereklidir elbette) ama her köyde küçük de olsa bir okul yok, var olan da turda fotoğrafını çektiğim ilkokul gibi kaderine terk edilmiş. Hoş her köyde bir okul olsa bile içinde doğru dürüst öğretmen olmadıktan sonra kaç yazar. Ama gerçekten İznik gibi bir yerde hiç beklenmedik bir olaydı bu.
     
    Şevket Şahin bunu beğendi.
  14. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Teşekkürler Musa... En kısa sürede benzer bir tur gerçekleştirmen dileğiyle... :)
     
  15. Engin Ertekin

    Engin Ertekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    9 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Teşekkürler Salih tüm yazdıklarımı okuduğun için (ve okuyan herkese teşekkür ederim elbette) zira biraz uzun ve detaylı yazdığımı fark ettim :)

    Evet benim yaşadığım olay, daha vahim ve ölümlü olayların yanında pek önemli değil ama bugün motosikletle bisikletlilerin arkasından taş fırlatanlar yarın öbür gün ehliyet aldıklarında arabayla kim bilir neler yapar. Bu çocuklara unutamayacakları bir ders verilmeliydi ki bir daha böyle bir şeye kalkışmasınlar ama böyle bir imkana sahip değildim maalesef. O an yapabileceğim tek şeyi yaptım. Ne kadar doğruydu tartışılır ama bir şey yapmam lazımdı.

    Aslında son konuşmamızda birlikte gitmeyi ben teklif etmiştim sana ama bu turu yapmaya Cuma gecesi karar verdim havanın Pazar sabahından itibaren bozacağı haberini duyunca. En azından sezonun son uzun turunu yapayım dedim. Apar topar oldu her şey anlayacağın.

    Eğer Karadere derken kastettiğin Karadere sapağı ise sapaktan Akçukur-İznik istikametine yani soldan devam ettim. Karadere köyünden geçmedim yani. Yalakdere hep sağımda kaldı uzun süre, Karadere nehrin öbür tarafında. Benim takip ettiğim yol (Çamdibi ayrımına kadar) İznik'e Kızderbent üzerinden gidenlerin takip ettiği yol diye biliyorum. Yanlış mıyım?

    Bu güzergahta Çamdibi sapağına kadar 2-3 kısa dik yokuş dışında yol hiç zorlamadı diyebilirim. Çamdibi Baraj Gölüne kısa bir tırmanma var ama gölün etrafı düz. Göl etrafındaki yolun bazı bölümleri tamamen taşlık ama çok kısa bölümler ve çok etkilemiyor. Esas göle sırtını döndükten hemen sonra keskin U dönüşü ile başlayan uzun tırmanma var ki bu yaklaşık 9km.lik 2.kategoriden bir tırmanma (tam şu noktada başlıyor : http://g.co/maps/cpgxk)). Fulacık'tan çıkana kadar sürüyor bu tırmanış (arada 1-2 rahatlatıcı kısa iniş var). Ama yol ve manzara çok güzel. Çamdibi sapağından Yörükler'e kadar 1-2 traktör dışında hiç arabaya rastlamadım.

    Yenilenen köprü bahsettiğim gibi tarihi bir köprü. Öncesinde yıkılmış mıydı bilmiyorum ama pek öyle gözükmüyordu. Sadece köprü üstünü ve dış cephesini baştan yeni taşlarla restore ediyorlar gibi geldi bana. Zaten çok kısa bir köprü. Her ne kadar haritada o noktada yan yana 2 köprü varmış gibi gözükse de ben bulunduğum açıdan başka bir köprü görmedim. Belki de diğeri gerçekten hala yıkık olduğu içindir.

    Bildiğim kadarıyla Yalova-Pendik Feribotuna 7-10 gün öncesinden bilet alırsan 3TL oluyor ki o da her sefer saati için geçerli değil, bazı saatler (özellikle akşam saatleri) 5-6TL oluyor. Bileti de doğal olarak belli bir saatteki sefer için almak gerek. Yani önceden belirlediğin saate yetişmek durumundasın. Yolda herhangi bir aksaklık yaşasan durduk yere sıkıntı. Aradaki 3TL'lik fark da sanırım kimseyi parası çok veya parası az kategorisine sokmaz :)

    Hem İDO'yu biz değil arabalar zengin ediyor :) Ayrıca bizi uzun bir yol yapmaktan kurtarıyor ama yayadan olmasa da bisikletten hiç para almasalar çok daha iyi tabi.

    Bu arada özellikle Akçukur Ayrımı'ndan itibaren Tahtalı ayrımına kadar yaklaşık 20-25km.lik mesafede farklı noktalarda 10-15 kadar kadar köpekle karşılaştım. Yol boyunca çok fazla ev-çiftlik-bahçe olduğu için köpek nüfusu da fazla. Bu vesileyle yeni aldığım Dazer Köpek Kovucuyu da denemiş oldum ve tahmin ettiğimden daha iyi sonuçlar aldım. Köpeklerin gerçekten de kafası karışıyor ve onlar ne olduğunu çözene kadar siz yanı başından geçip uzaklaşmış oluyorsunuz. Hem bisikletten inerek zaman kaybedilmemiş oluyor, hem de 4 ayaklı dostlarımıza anlık yüksek frekans dinletme dışında herhangi bir zarar verilmemiş oluyor. Ama sağır bir köpekle karşılaşılırsa yapacak bir şey yok tabi :)
     
    Salih Dinçer bunu beğendi.