Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İstifa Dilekçesi; Ben İnsan Değilim!

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Serkan Taşdelen tarafından paylaşıldı.

  1. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    BEN İNSAN DEĞİLİM!

    Ayrılıkların hepsi acı verir. Ama en acısı vedalaşmadan yaşanan ayrılıklardır. Kahredici bir şeydir akşam eve dönüp de, onun öldüğünü başkalarından öğrenmek. İşte ben böyle ayrılıklar yaşarım her doğaya çıktığımda. Sevdiğim bir derenin vadisi baraj oluverir, nadir bir bitkinin yaşadığı yer sürülür, tarlaya dönüşür. Biraz uzak kalsam İzmir'den, beton katlar karşılar beni; Gediz'de kuş gözlediğim yerlerde. Yollar geçer bozkırların ortasından, kesilir en ermiş ormanlar. Bunların öyküsünü orada yaşayan insanlardan öğrenirim, bir de kuşların artık orada olmayışından. İşte bu öğrenme anı, mutlak ayırılık anıdır, mutlak yalnızlık anı. O an, sevidiğim birini kaybetmiş kadar derin bir acı yaşarım. Başka yerlerde doğanın yaşadığını düşünür, örtmeye çalışırım kanayan yaramı.

    Hayvanat bahçeleri insanların hayvan sevgisi aşılamak için kurdukları açık hava müzeleri. Buradaki hayvanlarda insanınkine benzeyen duyguları izlemek mümkün. Örneğin, ıstırap çekmenin aynı yüz hatlarını, aynı acılı sesleri, edaları.

    Dönüşte etrafımı seyrederek henüz can vermemiş doğal alanlar ararım. Hastene koridorlarında dolaşmak gibi bir şeydir bu yolculuk. Sırtı jiletlenmiş bir dağ, kollarını iş makinelerine kaptırmış bir nehir, karnı yarılarak kurutulmuş bir göl görürüm. Bu hüznün dışına çıkmak, yaşama sarılmak için bir gazete alırım elime.

    Gazeteler bir daha kanıtlar. İnsan: Gelmiş geçmiş en tehlikeli yaratık. Sadece doğaya değil, birbirine de acımasız. Savaş haberlerini okurum, birbirini öldürenlerin cesetlerini görürüm, yine bir din, bir dil, bir gelenek aşağılanmaktadır. Dalga geçilmektedir bir insanla, kafesteki bir maymunla, bir kuşla. Bugün bir insan öldürülür, yarın bir türün nesli tükenir. Hepsi aynı kayıtsızlığın meyvesi aslında. Türker'in yazdığı gibi bunların hepsi birer küçük kıyamet. Belki de gerçekten kıyamet kopmakta ama kimse bunu görmüyor ya da görmek istemiyor.

    YeşilAtlas'ın yazılarını okuyorum, onlarla yaşıyorum haftalardır. Yok olan doğayla bizler arasında köprü olmaya çalışan o hayat dolu satırlar. Her yazı bir tapınak inşa ediyor önce. Tuza direnerek yaşayan cesur bitkileri, orkidelerin renklerini, kurtların arasındaki büyüleyici bağları, yunusların derin seslerini, Anadolu'da binlerce yıldır dolaşan görkemli hayatları anlatıyorlar. Belli ki yetmiyor harfler, yetmiyor sözcüklerin kısır dünyası. Anlıyorum, yer ile hayat arasında tariflere sığmayan bir aşk, hayran hayran seyredilmesi, doya doya yaşanması gereken bir çeşitlilik var.

    Derken `amalar' başlıyor. Birer birer yıkılıyor tapınaklar. Bu nasıl bir kıyım, nasıl bir şuursuzluk? Postları satılan parslar, kuşaklarını DDT'ye kurban veren kelaynaklar, her yıl milyonlarcası sökülen orkideler, zehirlenen kurtlar, evsiz bırakılan denizkaplumbağaları, birer birer vurulmuş toylar. Yerde mi kalacak kanları? Dicle'nin resmini çift sayfa açmış Şükrü. İçim cız ediyor. Bakamıyorum camdan ekrana. Bir gün gerçeği yok olur, geriye sadece bu boya izleri kalırsa diye.

    Toros orkidesi (Ophyrs lycia) insanın doğayı yok etmesi yüzünden nesli yok almak üzere olan canlılardan sadece biri. Dünya üzerinde 40-200 birey kaldığı tahmin ediliyor.

    Yaşamak ne kadar kutsal oysa ki. Nasıl da mükemmel şu an. Ellerimin klavye üzerinde gezindiği şu biricik anda, öylece yaşıyorum. Bir gün bir hastane köşesinde doğduğumu söylüyor annem. Bir gün bir yerlerde öleceğimi anlatıyor doğa. Çok şey yaşamış olmalıyım, her canlı gibi. Direnmiş ve çok şeyi kabullenmiş olmalıyım, her hücre gibi. Ancak kabul edemediğim, kafamın almadığı şeyler de var. Hem de çok var. Dicle'nin göz göre göre yok edilmesi, bin yıllık Gediz Deltası'nın satılması gibi. Dünyanın dört bir yanında süren toplu cinayetler gibi.

    İnsanın insanı yok ettiği bir dünyada insanlığa yer yoktur. İnsanın doğa anayı yok ettiği bir dünya, dünya olmaktan çıkmıştır artık. Orası düpedüz cehennem yeridir. Öte yandan biliyorum, cenneti cehenneme çeviren insan, bunun tersini de yapabilir. Neslimiz, bu derin uykudan yavaş yavaş uyanarak cennetin kapılarını yeniden aralayabilir. Bunun gerçekleştiği o uzak günlerin birinde, o maymunla tekrar yüz yüze gelmek ve dertleşmek isterdim:

    Biliyorum, korkuyorsun benden. Gözlerinden okuyorum, güvenmiyorsun bana. Adım kötüye çıkmış bir kere. Çünkü ben gelmiş geçmiş en tehlikeli canlıyım. Savaşı, hırsı, öfkeyi ve toplu kıyımı ben getirdim bu dünyaya. Fakat bir de senin pek bilmediğin yanlarım var. Doğaya âşık dolaştığım günler, söylediğim yanık ağıtlar, çizdiğim rengârenk resimler var. Karanlık suretimi atıp bir tarafa, bu en saf halimle çıksam karşına, ne düşünürsün? İnanır mısın bundan böyle tövbekâr olduğuma?

    Bana yeniden güvenmen için, sırf bunun için, adımı bile değiştirebilirim. Binlerce yıllık geçmişimi fırtlatıp bir yana, türümden istifa edebilirim. İnan bana, ben artık öldüren değilim. Ben, bütün canlıları mutlak yalnızlığa sürükleyen bir serseri değilim. Kırmızı boşluğun içinde tümüyle yok olmadan, anladım yanlış yolda olduğumu. Biliyorum, dünyanın nimetleri sırf benim için yaratılmadı, ben üstün değilim, ben farklı değilim. Duymak istiyorsan eğer, bunu da haykırabilirim:

    Ben insan değilim!

    Güven EKEN - Doğa Derneği


    İşte böyle der Güven EKEN, sanki içimi okuyor. Bende böyle düşünenlerdenim;
    Ve istifa ediyorum. Artık "Ben de İnsan Değilim!"
     
  2. Serdar TEBER

    Serdar TEBER Bisikletkolik

    Kayıt:
    29 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.215
    Beğeniler:
    1.366
    Şehir:
    Ankara, Antalya
    Seviye:
    Çok güzel bir yazı. Paylaşım için teşekkürler.
     
  3. lepidoptera

    lepidoptera Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Kasım 2007
    Mesajlar:
    461
    Beğeniler:
    479
    Şehir:
    Samsun
    Seviye:
    teşekkürler paylaşım için...
     
  4. Burak Taha

    Burak Taha Kıdemli Üye

    Kayıt:
    11 Kasım 2007
    Mesajlar:
    258
    Beğeniler:
    150
    Şehir:
    İstanbul/ALİBEYKÖY
    Seviye:
    Paylaşım için teşekkürler..İyi forumlar
     
  5. Derya AKYILDIZ

    Derya AKYILDIZ Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.551
    Beğeniler:
    1.807
    Şehir:
    Ataşehir
    Seviye:
    Serkan'cım çok güzel bir yazı, gerçekten söylediğin gibi sanki senin "insan" ın içini okumuş Güven EKEN. Yalnız alıntıdaki tarif, bence insan tarifi değil. O şey, bambaşka bir şey... o şeyin adını bende bilemiyorum... Eğer "insan" tarifte yazansa, Güven Eken ve sen gibi düşünüp yaşayanlar kim, değilse o zaman insan kim?

    Bence çözüm; insanlıktan istifa etmek değil, onu iyi tanımlamak ve o bütüne yeni katılımlar kazandırabilmektir. Alıntıdaki insan tanımı içinse, yeni bir isim yeni bir tanımlama yapmak ve onu dışlamak gerekir. O tanıma uyanların "insan" bütününde yeri olamaz.

    Bu anlayıştan haraketle, ben kendi payıma istifanızı kabul etmiyorum. Evet istifa etmesi gereken birileri vardır; ama o kesinlikle bu hasletlere sahip olan "insanlar" değildir. Alıntıdaki tanıma uyan insanlar (ki, bence insan değiller) ismi her ne ise onu da bilemiyorum, asıl onların insanlıkdan istifaya davet edilmesi gerekir. Etmiyorlarsa da, o zaman ben kendi payıma bu kişileri, insanlıkdan reddediyorum.
     
    Serkan Taşdelen ve Haşim Okyay bunu beğendi.