Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İstanbul- İzmir Tur Günlüğü-Ayşe Üstünoldu

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Gürsel A. tarafından paylaşıldı.

  1. Gürsel A.

    Gürsel A. Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.403
    Beğeniler:
    2.248
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    İSTANBUL-İZMİR TURU (20-25 Haziran 2005)

    Hazırlık- Tur öncesi

    Babamın çift kadranlı dev Bisan bisikletinde sürüş keyfini bir kez tattıktan sonra bisikletten vazgeçemeyeceğimi anlamıştım. Üniversiteyi bitirdiğimden beri uzun tura çıkmak istiyordum. Ankara'da Delta bisikletli günlerimden sonra kendimi yurtdışında bulmuştum. Döndüğümde, çalşmaya başladıktan sonra ilk işim bir bisiklet almak oldu. Şimdi geriye, tur hayalimi gerçekleştirmek kalmıştı.



    Ama kiminle ya da nasıl bir grupla? Baktım ki olacak gibi değil tek başıma tura çıkmaya karar verdim. Rotayı bile belirledim.



    İstanbul-Bursa turu yapacaktım. Konuyu etrafımdakilere açtım. İlk tepki belliydi: “Nasıl yani, kız başına mı?” İşte en nefret ettiğim cevapları almaya başlamıştım bile...

    Ta ki Yasin’in (Yasin Sancak) mailini Yeşil Bisiklet listesinde görünceye kadar... Haziran’ın 18 veya 19’unda İstanbul-İzmir arasını pedallamak istiyordu. Zamanlama da hava koşulları da çok uygundu.



    Uzun yazışmalardan ve görüşmelerden sonra rotayı belirledik. Bir arkadaşım Yalova, Çınarcık, Armutlu, Gemlik, Mudanya, Bandırma, Erdek, Kapıdağ Yarımadası ve Bandırma rotasını önermişti. Bu rotayı Yasin’in belirlediği Bandırma-Foça güzergahına eklemek istedik ancak bu kez de bir haftalık iznimin yetmeyeceğini farkettim. Sonunda feribotla Yenikapı’dan Bandırma’ya hareket edip oradan tüm kıyı şeridini takip ederek Foça’ya kadar gitmeye karar verdik.



    Hazırlık aşaması çok heyecanlıydı. Yasin spd pedalda ısrarlıydı, bense şüpheliJ. Onun spd pedalı vardı ve yokuşlarda çok rahat ettiğini söylüyordu. Spd’lerle nasıl sürdüklerine ve onlara nasıl güvendiklerine şaşar dururdum. Sonunda ısrara dayanamayıp aldım. Eee, tabi bir de Yeşil Bisiklet’te gördüğüm ama “alınamaz” bellediğim Shimano sandaletleri de aldımJ. Birkaç kez düşüp kalktıktan sonra alıştım, tur süresince yokuşlarda bol bol Yasin’i andım.



    Carrefour’dan uyku tulumu (12.5 lira), Yasin’in aldığı alüminyum mat, Hüseyin Abi’den heybe, Gürsel Abi’den bagaj, Bahar’dan güneş gözlüğü, uygun dış lastik, ahtapotlar, taytlar alındıktan sonra neredeyse hazırdım. Yasin’le hergün neler eksik diye kontrol ediyorduk.



    Şimdi ortada tek bir sorun vardı; Yasin’in tur talebine benden başka “evet” diyen olmamıştı. Grup çoğalsın istedik, böylece hem daha keyifli hem de daha güvende olacaktık. Nitekim bir süre sonra Bülent Abi’nin (55 yaşında bir bisikletsever) bize katılmak istediğini gördük. Nihayet üç kişi olmuştuk, ta ki turdan önceki gün Bülent Abi, ufak bir kaza geçirip yaralanana ve üzülerek tura katılamayacağını belirtene kadar. Tüm izin işlemlerini halletmiş, malzemeleri almış ve fiziksel olarak da hazırlanmışken bu turdan
    sırf iki kişiyiz diye vazgeçemezdim. Ya gidecektim ya gidecektim....



    Beklenen gün… 20 Haziran Pazartesi - 1. gün – Bandırma - Şahmelek

    Pazar gecesi doğru dürüst uyuyamadım. Sabah 5:30’da kalkmak, 6:15 feribotunu yakalayarak Yenikapı'dan 7:00'da hareket edecek olan Bandırma feribotunu yakalamak gerekiyordu çünkü. Feribottaki heyecanımı ve bir çaya 1.75 lira vermemizi, öte yandan yanında poşet çayını getirip sıcak suyu bedava alan ve çayını beleşe getiren uyanık halkımı hala unutamıyorumJ…



    Müzik dinleyerek ve kahvaltı yaparak geçirdiğimiz keyifli bir yolculuk sırasında yan masadaki ailenin gazetelerine ortak oluyorum ve birinden -yol boyunca hiç bakma fırsatım olmayacaksa da- bir gün önceki ÖSS sınav sorularını alarak çantama koyuyorum. Bende üniversite sınavından sonra alışkanlık haline geldi, her sene bakarım... Ne derin izler bırakmış amaJ.



    9:30’da bisikletlerimizi feribottan indiriyoruz. Çıkışta, kucağında çok sevimli bir çocuk taşıyan bir kadınla konuşur halde buluyorum Yasin’i. Kadın bize şans dileyerek, çocuğu görmemizin bize uğurlu geleceğine dair bir şeyler mırıldanıyor, ne demek istediğini pek anlamasam da gülümseyip teşekkür ediyorum, yola koyuluyoruz. Kadın belki de haklıydı; kazasız belasız, şans eseri çok güzel yollara girdiğimiz ve birşey beklemeden bize yardımcı olan insanlarla karşılaştığımız bir yolculuk oldu çünkü...

    İskeleden ayrılalı beş dakika olmadan yanımdan hızlıca geçen bir arabadan sarkan kadın “kremini düşürdünnn” diye bağırıyor. “Dakka bir, gol bir” deyip geri dönüyor ve parçalanmış haldeki kremi bulup bir kenara koyuyorum.



    Tatlı iniş ve çıkışlardan oluşan yolun 50. km'sinde, Güvemalan köyünde, bir kahvede ilk uzun soluklu molamızı veriyoruz. Zeki Müren, Pamela Spencer, Müzeyyen Senar ve Manga’nın bir arada çalındığı bu köy kahvesinde 3 ayran, 2 simit ve 2 çayı mideye indirip iyice dinlendikten sonra saat 15’e doğru yola çıkıyoruz. Kahvede yol sordugumuz gençler, planladığımız rotada ufak bir değişiklik yapmamıza neden oluyor ve Gümüşçay-Yeniçiftlik üzerinden ve Sinekçi’nin tam ortasından geçerek Karabiga’ya giden yola sapıyoruz. Dar ama trafiğin az olduğu yolda “Bu rüzgar da nerden çıktı?” diye söylenerek ilerlerken yol kenarındaki bir çobana “Karabiga’ya ne kadar kaldı?” diye sesleniyorum. Cevap umut verici: “10 dakikadan az..” ama biraz sonra “acaba, bu süreyi arabalar için mi düşündü" diye içimden geçirmeden edemiyorumJ. Yaklaşık 15 km rüzgara karşı yorucu bir sürüşten sonra -rüzgardan korunmak için sık sık yer değiştirerek- Karabiga’ya varıyoruz.



    Kasabaya girerken Yasin pantolonunu, bense caprimi üstüme geçiriyorum, tam da yanımızdan geçen polislerin şaşkın bakışları altındaJ. Küçük yerlerde hem sizi hem de sakinleri rahatlatan bir yöntem… Karabiga’ya vardığımızda yol bilgisayarı 87 km.’yi gösteriyor. Bu arada Yasin, Eskişehirli bisikletçi bir arkadaşın ertesi gün bize katılacağını söylüyor. Bir süredir bahsediyordu ama ben 2 kişi kaldığımıza o kadar inanmışım ki şaka yapıyor sandım.Bu sefer bir başka Bülent bize katılacaktı. İşte bu güzel bir haberJ. Eskişehirli Bülent'le ertesi gün Balıklıçeşme civarlarında buluşmak üzere anlaşıyor ve başlıyoruz gezinmeye.



    Karabiga, çok sevimli bir kıyı kasabası. Meydandaki büyük kahveleri ve eski evleriyle yaşanası bir yer görünümünde. Halk ağırlıklı olarak balıkçılıkla uğraştığından bize de kıyıda ızgara uskumru ve yanında bol salata yemek düşüyor. Balıkları iştahla mideye indirirken kıyıya yanaşan bir balıkçı teknesi daha biz ne olduğunu anlamadan çuvallar dolusu kabuklu malzemeyi iskeleye indiriyor. Yasin önce bu nesnelere midye dese de biraz sonra salyangoz olduklarını ve ihraç edilmek üzere Mudanya’daki bir fabrikaya gönderileceklerini öğreniyoruz. Biz bu bilgiyi ögrenene kadar gecen birkaç dakika içinde tüm çuvallar tek tek tartılıyor ve dibimizde bitiveren bir kamyonete yükleniyor. Balıkçılar da teknelerine atlayıp kıyıyı terk ettiğinde sakin kasabadaki bu tempoya şaşırıp kalıyoruz.







    Karabiga’daki kaleye de uğrayalım diye aklımızda geçirirken

    çadırları kurmak istediğimiz yere yani Kemer’e 35 km daha yolumuz olduğunu öğrenip üstümüzdeki “adaba uygun” kıyafetleri çıkarıyoruz ve başlıyoruz pedallamaya. Kemer’e giden yolu bulmak ve birşeyler de almak için köy kahvesinin yanındaki bakkala uğradığımızda bakkalın ufak yeğeni bize eşlik etmek istiyor ve bisikletine atlıyor. İyi ki de atlıyor çünkü kasabanın ara sokaklarından geçen yol biraz karışık. Bizi Kemer'e ulaştıracak olan yol biri uzun diğeri kısa iki ciddi yokuşu olan toprak zemine sahip. Bütün gün asfaltta gittikten sonra çıktığım toprak yokuşlar, bir dağ bisikleti severi olarak bana çok keyif veriyor. Sonunda inişe geçiyoruz ve karşımıza deniz kenarında bir çadır kampı çıkıveriyor; Şahmelek. Hava da kararmak üzere... Kampı buraya atmaya karar veriyoruz.



    Şahmelek, Karabiga'ya 10 km uzaklıkta, denizin hemen kıyısında, yaklaşık 40-50 çadırın bulunduğu, daha çok emeklilerin ve ailelerin kaldığı bir kamp alanı. Kampın işletmecisi gece yağmur yağabileceğini ve çadırı büyük meşe ağacının altına kurmamızı önerse de biz açık bir alana yerleşiyoruz. Bunca yorgunluğun üstüne denize girmek hoş olur diyerek kendimizi serin sulara atıp üstüne bir de duş aldıktan sonra kampın kahvesinde oturup bira içiyoruz. Niyetimiz çaydı, sonra kahve oldu ama ikisini de bulamayınca niyeti bozduk ve biraya “evet” dedikJ.



    Erkenden yatıyoruz. Gece az da olsa yagmur yağıp uykumuzu bölüyör ama korktuğumuz başımıza gelmiyor. Yarınki rotamız Çanakkale...

    1. günün sonu:

    Toplam km: 97

    Ortalama hız: 19.9
     
  2. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.217
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Bravo arkadaslar, Hem Yasin hem de Bulent'i taniyorum, ilk ist-izmir turumu da Yasin'le yapmistik zaten, hepinizi tekrar tebrik ederim.
    Kendinize iyi bakin.
     
  3. deniz_özharar

    deniz_özharar Yeni Üye

    Kayıt:
    5 Mart 2006
    Mesajlar:
    6
    Beğeniler:
    6
    abileirm siz müthişsiniz başka bir şey demiyorum keşke karabigadaki kalelere de çıksaydınız antik çağdaki adı priapos tur şahmelek karabiga yarımadasındaki bir güzellik fakat karabiga ve çevresinde oncgüzellik var ben 13 yaşındayım sizin gibi bisiklet hastasıydım fakat bisiklete binerken geçirdiğim trafik kazası sonucu bisiklet sporuma biiraz ara vermek zorunda kaldım. sizin gibi olmak çok isterdim fakat çook tehlikeli yöndelri var

    kamer karabiga şahmelek ksaz köyü buraalr cennet eyrlerdir hepsini gezin burada da anlatın sizler muhteşemsinizz...
     
  4. Özgür AKAR

    Özgür AKAR ozgurgezer.blogspot.com

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    3 Mayıs 2015
    Mesajlar:
    121
    Beğeniler:
    285
    Şehir:
    Balıkesir/Akçay
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    :) Resimsiz tur yazısı kaymaksız künefeye benzer...
     
    cenkpasha bunu beğendi.
  5. cenkpasha

    cenkpasha Üye

    Kayıt:
    4 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    71
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    izmir
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    Devamını bekliyorum...