Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İstanbul İğneada 3 Günlük Tur

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Orhan Kılıç tarafından paylaşıldı.

  1. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Atakanla birlikte hafta sonu 3 günlük geziler planlamıştık. Geçen hafta sonu benim içim çıktığından Saroz turunu ertelemiştik. Hafta ortası Atakan Cuma gününe sınav konduğunu söyleyince o zaman ben yalnız gidiyorum dedim. Bisikletin arka jantının akordu bozuk olduğundan ften gevşetilmiş durumda ve buda bisikletin fren performansını olumsuz olarak etkiliyor. Hafta ortası Trek Ortaköye görürecektim ama işlerimden dolayı bir türlü fırsat bulup götüremedim. Peşşembe sabahı arka lastiğin tamamen söndüğünü gördüm. Uludağ turundan beri bu bisiklete binmiyordum.
    Lastiğe hava bastım akşam inmediğini gördüm. Bisiklete çantaları ve çadırı yükledim. Sabah için hazırdım. Cuma sabahı yola çıkarken biraz daha hava bastım ve saat 5.45 te yola çıktım.
    [​IMG]
    Sahil yolu boştu.
    [​IMG]
    Hızla yol alıyorum. Bir çırpıda Menekşeye geldim. Tarihi bir lastik fabrikası ve şimdi bakımsız. Yine bir şeyler yapılıyor.

    [​IMG]
    [​IMG]
    E 5 ilerde göründü. Mimar Sinan kavşağına kadar bundan sonra W5 te gideceğim.
    [​IMG]

    Beylikdüzünde trafik biraz hareketlendi.
    [​IMG]
    Devebağırtandan aşağı ineceğim ve bu noktadan hem Marmara denizi hemde Büyükçekmece gölü aynı karede görülebiliyor.
    [​IMG]
    Sağımdaki yarihi Mimar Sinan köprüsünü görünce bu sefer o köpeüden geçmeyi planladığımı anımsadım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    İşte sonunda muradıma ermek üzereyim. Köprü karşımda.
    [​IMG]
    Az sonra köprünün bisiklet sürmek için hiçte uygun olmadığını anladım.
    [​IMG]
    Göl üzerine yapılan barajın kapakları.
    [​IMG]
    Buda artık şehrin içinde kalan Akçansa çimento fabrikası.
    [​IMG]
    Bir ayçiçek yada gündöndü tarlası. Sarısıyla, yeşili ile çok hoş duruyor.
    [​IMG]
    Çatalcada çay bahçesinde ilk molamı verdim saat 8.30 ve bahçenin ilk müşterisi benim. Mimar Sinana kadar oldukça iyi olam tempom ana yoldan ayrılmamla birlikte bir miktar düştü.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yarım saatlik çay molasından sonra tekrar yola çıktım.
    Yolun yarısından fazlası geride kaldı.
    [​IMG]
    Akalan kavşağına geldim.Buraya kadarki yolu Akalandan İstanbula doğru 3 kez geçmiştim. Sola Saray istikametine devam edeceğim. Sıcaktan asfalt erimiş, sürmek çok güç oluyor.
    [​IMG]
    Bir süre sonra iki bisikletli seyyahla karşılaştım. Bayan Alman, Erkek İngiliz. Türkiyeye Bulgaristandan giriş yapmışlar. Birbirlerimizin karşılıklı fotoğraflarını çektikten sonra yanıma gelip yolu soruyorlar. Daha rahat sürmeleri için E5 ten giymelerini öneriyorum. Bisiklet lastiği alacaklarmış yardım istediler. Bayan yola kaçta çıktın diye sordu. 5.45 deyince oldukça süratli gelmişsin dedi. Yolları Karadeniz Üzerinden Tahrana gitmekmiş. Birbirimize başarılar dileyip ayrıldık.
    [​IMG]
    İleride yabani erikleri görünce önce bol miktarda yedim, sonrada biraz çantama doldurdum.
    [​IMG]
    Sağda bir silis madeni. Cam ve porselen yapımında kullanılıyor.
    [​IMG]
    İleride böğürtlenleri görünce durup bütün siyah böğürtlenleri yedim. Birazda kırmızılardan yedim.
    [​IMG]
    Yüklü bisiklette ayak çok fazla işe yaramadığından yere yatırdım.
    [​IMG]
    Yola devam ediyorum ama bu arada hiç köy yok. Karnım acıktı. İşin kötüsü bu sefer yanımda bisküvit bile yok.
    [​IMG]
    Sonunda bir köy göründü. Ama köy yol kenarında değil. İçeri girip vakit kaybetmemek için yola devam ettim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Bir çeşmeye geldim. Suyu buz gibi. Köylü yalağa koyduğu kavunları soğutup satmaya çalışıyor. Bende sanki yüküm azmış gibi bir kavun aldım. Köylü ileride yolun 3 km içinde Danamandıra köyü olduğunu eğer devam edersem Aydınlarda yol kenarında etçi olduğunu söyledi. 6 km fazla yol yapmaktansa devam etmeyi yercih ettim.
    [​IMG]
    Yalıköyden çıkan diğer yol demek buraya geliyormuş.
    [​IMG]
    Hala köy görünmedi.
    [​IMG]
    Her tabela gördüğümde artan umutlarım yaklaşınca sönüyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Nihayet Aydınlara geldim. Yalnız bu köyde içeride ama ileride yol kenarında etçi görün.
    [​IMG]
    Burada 1 saat yemek molası verdim. Kuzu külbastı, yoğurt yiyip Cocacola içtim.
    [​IMG]
    2 kedi ve yavruları vardı. Yavrular çok sevimliydiler. Yemeğin üzerine taze çay ikram ettiler. Yalnız hesap tuzluydu. 23 TL. Bu ülkede et yemek artık insanlara haram oldu. Bundan sonra et isteğimizi dana buryon ile bastıracağız.
    [​IMG]
    Yemekten çıkarken arka lastiğimin biraz indiğini hissettim ama idare eder diye yola çıktım. Bitmek bilmeyen çıkışlardan birisi daha eğim az ama mesafe fena değil.
    [​IMG]
    Arka jantın yere vurduğunu hissedip lastiğimi şişirdim. Bu arada gördüğüm güzellikleride görüntülemeyi ihmal etmiyorum.
    [​IMG]
    Binkiliçta benzincide lastiğimi iyice şişirdim.
    [​IMG]
    Az sonra lastik tekrar inince çıkarıp deliği buldum ve yamadım. Çok ince paslanmaz çelik bir tel batmış. Teli çıkarıp yamalı lastiği taktım ve şişirip yola çıktım. Az sonra lastik tekrar inince yedek lastiği takıp şişirdim. Bundan sonra karar aldım kesinlikle yolda lastik yamamayacağım. Ya molada veya tur sonunda o işleri yapacağım. Evinde kalacağım arkadaşım tahmini varış saatini aşınca aradı ve istersem gelip alabileceğini kendimi fazla tormamamı sötledi. Asla dedim. O zaman Saraya gelince haber ver bende alışverişe geleceğim oradan almış olurum dedi. Tama dedim ama pes etmeye hiç niyetim yok. Evlerinin köşesine geldiğimde arayacağım.
    [​IMG]
    İstanbul il sınırını geçip Tekirdağ il sınırına girdikten az sonra Safaalanına geldim. Safaalanının adı acaba bu göletten mi geliyor?
    [​IMG]
    Artık yaklaştım ama yemek ve lastik tamiri için çok zaman kaybettim. Tempomu arttırıyorum. Bunda hedefe yaklaşmak kadar yolun nispeten düz olmasınında etkisi var.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Saray geride kaldı. Güngöemwzw gwlmwk üzereyim. Bu yıl leylekleri bu kadar yakından 2. Görüşüm.
    [​IMG]
    Sonunda Güngörmeze geldim.
    [​IMG]
    Ben sokağın köşesine geldiğimde onlarda yola çıkmışlar. Soldaki Orhan Büyükçekmeceden geldi. Diğeri ev sahibi Mithat. Arkadaşlığımızın temeli 45 yıl öncesine dayanıyor.
    [​IMG]
    Bir hedefe daha varmanın mutluluğunu taşıyorum.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Tur mesafeai 132. Km
    [​IMG]
    Ortalama hız
    [​IMG]
    Max hız
    [​IMG]
    Tur zamanı
    [​IMG]
    Devamı var..........
     
    Bora, osmane, irfancan ve 17 kişi daha bunu beğendi.
  2. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Gece sohbet uzayıp saat 02ç00 yi bulunca arkadaşlarımında önerisi ile ertesi gün onlarla beraber Kıyıköye denize gitmeye karar verip İğneada gezisini bir gün sonraya bıraktım.
    Sabah geç kalkıldı. Kahvaltıdan sonra 12.00 de Kıyıköye doğru yola çıktım. Bu arada Kastro, Aksicim ve Balkaya gezilerinide aradan çıkartmak istiyordum. Yola çıktıktan 7,5 km sonra Aksicim kavşağını gördüm.
    [​IMG]
    Kıyıköye doğru yola devam ettim. Geçen yaz yağan şiddetli yağışın büyük tahribat yaptığı Bahçeköy.
    [​IMG]
    Burada eskiden çok güzel bir alabalık tesisi varmış. Şimdi harap durumda. Selin etkileri bu noktadan itibaren görülmeye başlıyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Ortada büyük bir lokanta varmış. Adeta dozerle yıkılmış gibi sadece molozları duruyor.
    [​IMG]
    Kastro sapağına geldim. Buraya ilk kez 1986 da gelmiş ve adeta büyülenmiştim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Sel Kastro köprüsünüde yıkmış ulaşım yan tarafa yapılan servis yolundan sağlanıyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Kastroya ulaştım. Her yer çadır dolmuş.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Eskiden buralar boştu şimdi çadırdan geçilmiyor. Burası hem denize girip hem orman içinde piknik yapabileceğiniz hemde yanda akan dereye girip sandal sefası yapabileceğiniz bir yerdi.
    [​IMG]
    Artık kalabalıktan bu mümkün değil. O huzur veren atmosfer yok olmuş.
    [​IMG]
    Giriş ücretli. Yaya bile 2 TL. Çadır yeri gecelik 10 TL. Geçen hafta sonu buraya 15.000 kişi gelmiş. Yer kalmadığından arabaları geri yollamışlar.
    [​IMG]
    Geldiğim yoldan geri dönüp Kıyıköye doğru devam ettim. Kıyıköy girişinde bir dere.
    [​IMG]
    [​IMG]
    İşte Kıyıköy.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Maalesef tarihe sahip çıkmıyoruz.
    [​IMG]
    Kıyıköy limanı.
    [​IMG]
    Aynı yerden Manastır tarafı.
    [​IMG]
    Arkadaşımı aradığımda evden yeni çıktıklarını öğrendim. Çay bahçesinde çay ve maden suyu içip onları bekledim. Geldiklerini öğrenince plaja doğru yola çıktım. Hava çok sıcak. Dünden beri termometre 36 dereceyi gösteriyor. İçtiğim suyun miktarı belli değil.
    Belediye plajı. Burası bir iki günlük çadır kurmak için mükemmel.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Balık fiyatları çok ucuz değil.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Manastır lafını duyduğumdan bizim gideceğimiz yer orası diye manastıra doğru gittim. İyikide gitmişim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Her tarihi eserde olduğu gibi buradada tahribat fazla.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Telefon edip yanlış yerde olduğumu öğrenince geriye dönüp Belediye Plajına gittim. Bisikleti plaja almadıklarından, bende kilidin anahtarını diğer çantada bıraktığımdan denize girmeyip yola devam ettim.
    [​IMG]
    Köyde su aldığım bakkaldan Aksicim yolunu öğrendikten sonra yeniden kendimi bitmez tükenmez iniş ve çıkışlara vurdum.
    [​IMG]
    Sıcaktan eriyen asfalt yolda gitmeyi güçleştiriyor. Bu da bisikletimin asfalttaki lastik izi.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    4 km sonra tabelası olmayan bir kavsak görüp tahminen o yöne saptım. Az sonra beni %10 eğimle iniş olan bir yol karşıladı. Burada asfalt yol boyunca eridiğinden dikkatli indim. Bu sıcakta o erimiş asfaltta yokuşu tırmanmayacağım için çok şanslıydım. Karşıda bir baraj gölü beni selamlıyordu.
    [​IMG]
    Eriyen asfaltı bu fotoğrafta daha iyi görebilirsiniz.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Devamı var.............
     
    Bora, irfancan, cemal_007 ve 15 kişi daha bunu beğendi.
  3. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Çocuklar suda yüzüyorlardı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Balık ta avlanıyor.
    [​IMG]
    Burada su kenarında bir gölgede evden yanıma aldığım ev yapımı poğaçaları yiyip suyumu içtim ve yeniden yola koyuldum. Az ileride bu sefer %10 luk tırmanışı görünce kurtulamadığımı anladım. Bunun inişten tek farkı asfaltın erimemiş olmasıydı.
    [​IMG]
    Mola yerimden 2,5 km uzaklaşmama rağmen göl ağaçların arkasında hala de vam ediyordu.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Sonunda Aksicime geldim. Burada telefon çoğu yerde çekmiyor.
    [​IMG]
    Balkaya bu köyün devamında. Geri dönmem için tekrar Aksicime gelip buradan Kıyıköy yoluna çıkacağım. Köylüler Balkaya girişindede orman içinden giden bir yolu tarif ettiler. Oradan dönmeye karar verdim.
    Rampalar yine beni bekliyor.
    [​IMG]
    5 km sonra bir dere kenarına geldim.
    [​IMG]
    Mola verip dere kenarına sırt üstü uzandım. Güneş yaprakların arasından parlıyordu.
    [​IMG]
    Dere çok temizdi ve belliki suyuda soğuktu. Yolun karşısındaki çeşmeye gitmeye üşendiğimden mataramı ve su şişemi dere suyundan doldurdum.
    [​IMG]
    Yola çıkıp Balkayaya geldim. Köy girişinde yolu görüp sorduğum 2 kişi yardımcı olamadı. Arkamdan gelen bir köylü buraları iyi bildiğini yardım edebileceğini söyledi. Yolu antenlerin olduğu yere kadar tarif etti. İlerisinide Aksicimde tarif etmişlerdi. İş ormanın içine dalmaya kalmıştı. Adam son anda yalnız ormanda şürü köpekleri vardır seni rahat bbırakmazlar yanına bir sopa al deyince vaz geçtim. Hem köpekler hemde yolumu kaybedip ormanda karanlığa kalma tehlikesi bu kararı almamda etkili oldu. Geri dönüp az önce indiğim bir rampayı tırmanırken asfaltta bir tilki gördüm. Fotoğrafını çekeyim diye düşünürken beni gören tilki ağaçların arasından ormana girip gözden kayboldu. Aksicime geldim ve stabilize yoldan ilerlemeye başladım. Ana yola kadar 12 km bu şekilde gidecektim. Bu yolda bisiklet sürmenin asfalta göre daha kolay olduğunu keşfedince hızımı arttırdım. Bazen düz yolda gittim, bazen hoplaya zıplaya indim, bazende kağnı gibi tırmandım. Bu yolda tek şikayetim arada birde olsa gelen araçların hiç hız kesmeden tozu dumana katmalarıydı.
    [​IMG]
    Birt gün önce patlayan lastiğimi suya sokup baktığımda lastikte yamadığım yerin karşısında bir delik daha görüp yamamış ve eski lastiği yeniden bisiklete takmıştım. Lastik bu hoplama zıplama anın da yeniden hava kaçırmaya başladı. Şişirip yola devam ettim. Sonunda asfalt yola çıktım.
    Laladeresi üzerindeki köprüde selden yıkılmış ve kara yolları üzerinden geçtiğimiz köprüyü yeni yapmış.
    [​IMG]
    Gün sonunda 85 km yol yapmışım.
    [​IMG]
    Ortalama hızım.
    [​IMG]
    Toplam biniş sürem.
    [​IMG]
    Maksimum hızım.
    [​IMG]
    İnen lastiği söküp baktığımda yamanın altından çok hafif kaçırdığını gördüm. Bu yama seti ile ne zaman yapıştırsam sonuç olumsuz. Hele yapıştırıp hemen şişirirseniz hiç tutmuyor. Bundan sonra bu markayı kullanmayacağım. Tavsiyem ucuz yama setlerini kullanmayın.
    Devam edecek.......
     
    Bora, irfancan, cedrick41 ve 8 kişi daha bunu beğendi.
  4. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sabah erkenden kalktım. Bisikletimi hazırlayıp ev ahalisinin kalkmasını bekledim. Kısa bir kahvaltıdan sonra 8 de yola çıktım. Yolun ilk 28 km dün kattetiğim yol olduğundan benim için pek bir cazibesi yoktu.
    Hava henüz ısınmamıştı. Günübirlik denize ve pikniğe gidenlerin araçları arada bir peş peşe yanımdan hızla geçip gidiyorlardı. Kıyıköye doğru ilerlerken Tekirdağ il sınırından Kırklareli il sınırına geçip yola devam ettim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Bir manda sürüsüne rastladım.
    [​IMG]
    Her taraf yemyesil.
    [​IMG]
    Fazla bilinmeyen bir milli park. Hoş girmek yasak diye tabelada var az ileride.
    [​IMG]
    Sessiz sakin doğa ile baş başa ilerliyorum. Az sonra başlayacak olan yoğun trafik akşama kadar devam edecek.
    [​IMG]
    Artık Kıyıköy arkamda kalmak üzere.
    [​IMG]
    Dün Balkayadan kıyıköy yoluna çıkmayı deneseydim gördüğünüz antenin yanına kadar çıkıp soldan 2. Yola girmem gerekiyordu.
    [​IMG]
    Yoldan tek tük araba geçiyordu. Hava temizdi. Huzur içinde yol alıyordum. Sağımda kalan sapağı geçtikten sonra başımı çevirince karşı yönden gelenlerin görebileceği bir tabela gördüm. Bu benim devam edeceğim yoldu. Bakmasam başka yollardan gitmek zorunda kalacaktım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Arkadaşımdan Hamidiyeye kadar ineceğimi, Kışlacık a kadarda çıkacağımı öğrenmiştim. Bu durumda iniş az çıkış çoktu.
    Özellikle arka frenim nerede ise hiç tutmadığından temkinli iniyordum. Kıyıköye inen 2,5 km uzunluğundaki lahana bayırında arka freni sonuna kadar sıktığımda bisiklet hızlanmaya devam ediyordu. Bütün dikkatime rağmen bir ara karşıma 180 derecelik bir viraj çıktı. Baktım duramıyorum sol ayağımıda yola sürterek son anda yolda kalabildim. Köy adeta boş gibiydi. Kahvede sadece 2 kişi vardı. Bu köy baraj gölü altında kalacağından nüfus iyice azalmış.
    [​IMG]
    Köy çıkışında rampa ile birlikte yeni dökülmüş mıcır yol başladı.
    [​IMG]
    Yolda ilerlemek oldukça zordu.
    [​IMG]
    Araba az geçtiği için arabaların tekerleklerinin mıcırları temizlediği yerlerden gittim. Yolun kenarlarına biriken mıcır bisiklet sürmeyi oldukça zorlaştırıyordu. Sonunda Kışlacık göründü.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Kışlacık ın 4 tane tarihi mekanının olduğunu görüyoruz tabeladan. Panayır iskelesi, G. Venezilosun evi, Mimar Sinan çeşmesi, kovantaşı mağarası.
    Kahvenin önüne geldiğimde selam verip kaskımı çıkardım. Köylüler beni çok sıcak karşıladılar. Küçük Yusufu kaldırıp beni oturttular. 2 çay içip sohbet ettik. Çay parasınıda soldaki bey ödedi. Çay 25 kuruş.
    [​IMG]
    G. Vezilos un evi rumlardan kalmaymış ve şimdi tamir ediliyormuş. Bunun gibi pek çok ev ya bakımsızlıktan yıkılmış veya orijinali korunmadan tadilat yapılmış. Mağara tadilattaymış ve yolu bisiklete uygun değilmiş. Panayır iskelesi deniz kenarıymış ve çok güzelmiş. Uzun metreler gögüs hizasını geçmezmiş. Köye 12,5 km uzakta olduğundan 25 km fazladan yol yapmamak için vaz geçtim. Sivrilerden Demirköye kestirme bir yol olduğunu söyledim ve nasıl gidebilirim diye sordum. Yol stabilize ve sürat yapamazsın ama araba yoluna göre daha kısa, orman içinden gidip bir dere geçeceksin dediler. Aralarında 2 yolun zorluklarını tartıştılar ve sonunda orman yolundan da gidebileceğime karar verdiler. Bende değişiklik olsun diye ormandan gitmeyi seçtim. Sivrilerde kahvedekilere sor sana yolu tarif ederler dediler. Sivrilere kadar yolda çeşme olmadığını söyleyip suyumu doldurmamı tembih ettiler. Tarihi çeşmede sularımı doldurdum. Bu çeşmenin suyu yaz ve kış 6 derece sıcaklıkta akarmış.
    [​IMG]
    Kahvedekilerle vedalaşıp yola koyuldum. Az sonra yanımdan geçen araç şoförü selam verdi. İleride tarlasının kenarında durup arabasından indi ve tekrar selamlaştık. Bana ikramda bulunmak için soğan istermisin diye sordu. Teşekkür edip yola devam ettim. 2 gün önceki kavundan sonra soğanı taşımaya hiç niyetim yoktu.
    [​IMG]
    Burasıda Panayır iskelesinin köyün 4 km dışındaki diğer girişi. Köyden Panayır iskelesine insem buradan çıkacaktım. En kısa zamanda buralara tekrar gelip panayır iskelesinide görüp konaklamak istiyorum.
    [​IMG]
    Sivrilere hala 10 km yolum var.
    [​IMG]
    Burada verdiğim kısa bir molanın ardından yola devam ettim.
    [​IMG]
    Bu böğürtlenleri görünce böğürtlen yememe kararımdan vaz geçip oradaki bütün olmuş böğürtlenleri yedim. Her birisi bir üzüm tanesi kadarlardı ve şimdiye kadar yediğim en lezzetli böğürtlenlerdi.
    [​IMG]
    Sivrilere doğru doğa ile baş başaydım. Ne bir araç nede bir insan vardı.
    [​IMG]
    Doğa ile baş başaydım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Bu bölgede asfaltta erime yok. Yalnız asfaltın sürüşe uygun olduğunu söylemek imkansız. Aşağı doğru hafif eğimde pedal basarak 13 km hıza zor ulaştığınızda oluyor, hafif çıkışta 20-25 km hıza ulaştığınızda. Adeta yoldaki bir vantuz tekerleklerinizi tutup bırakmıyor.
    [​IMG]
    Sonunda Sivrilerdeyim.
    [​IMG]
    Demirköy üzerinden gidecek olsaydım bu yolu takip edecektim.
    [​IMG]
    Köy kahvesinde 2 çay içtim. Masama gelip oturan iki köylü sanki yokmuşum gibi davrandılar. Ezan okununca kalkıp camiye gittiler. Buradakiler Kışlacıklılar gibi cana yakın değiller. Kahveciden yolu öğrenip devam ettim. Burada çay 30 kuruş.
    [​IMG]
    Yol oldukça bozuk ve hep iniş. Fren yapmaktan avuş içlerim ağrımaya başladı.
    [​IMG]
    Suyum olmasına rağmen çeşmeden tazeledim.
    [​IMG]
    Kahvecinin söylediği kavşağa geldim. Kahvecinin dediği gibi sola devam ettim.
    [​IMG]
    Yolun devamındaki levha moralimi bozdu. Sonra benim aracımın bisiklet olduğunu anımsayıp yola devam ettim.
    [​IMG]
    Dere yolun bir kısmını götürmüş.
    [​IMG]
    Bu dereyi birde kışın görmek lazım.
    [​IMG]
    Dereye geldim. Köylüler dere kurumuşsun rahat geçersin demişlerdi ama ayakkabı ve çorapları çıkarmadan geçmek mümkün değil.
    [​IMG]
    Tekerlekleri kuma gömülen bisikletimi iterek karşıya geçtim. Su çok sıcaktı.
    [​IMG]
    Burası Longoz ormanı. Sinek çok fazla. Su içmek için bile duramıyorum. Sinekler ordu halinde önümde uçuyorlar. 16 km hızın üzerine çıktığımda kayboluyorlar yavaşlayınca yeniden üşüşüyorlar.
    [​IMG]
    Bir ara yokuş çıkarken ağaçların arasından bir kızıl tilki başını uzatıp beni görünce ağaçların arasında kayboluyor. Bir göl levhası görünce 2 km gitmeyi göze alıp yola girdim ama 3 km gittiğim halde gölü göremedim. Yolun sonunda açık bir demir kapı görünce köpek olabilir diye geri döndüm.
    [​IMG]
    [​IMG]
    21 km sonra orman sona erdi ve İğneada yoluna çıktım.
    [​IMG]
    5 km sonra İğneadaya geldim.
    [​IMG]
    İlk işim otogara gidip dönüş bileti almak oldu. Otogar anababa günüydü. Kimi bilet arıyordu, kimi biletini otobüs gelmedi diye iptal ettiriyordu. Doğrusu bu durum gözümü korkuttu.
    [​IMG]
    Önce İğneadayı dolaştım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Çok kalabalıktı ama ben geldikten bir süre sonra insanlar gitmeye başladılar.
    [​IMG]
    O günkü pedal sürem.
    [​IMG]
    Yaptığım yol.
    [​IMG]
    Ortalama hızım.
    [​IMG]
    Max. Hızım.
    [​IMG]
     
    enis57, irfancan, cedrick41 ve 12 kişi daha bunu beğendi.
  5. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Geceliği 3 TL olan kampta çadırımı kurdum. Elektrik yok. Tuvaletler felaket kokusundan yanına yaklaşmadım. Bir çeşme var her daim başı kalabalık. Duş yolun karşısındaki plajda. Allahtan plaj bedava.
    [​IMG]
    İnsanlar sahili terketti.
    [​IMG]
    5 yıldızlı bir otel var.
    [​IMG]
    Fayton sefası yapanlar.
    [​IMG]
    Burada kuzey rüzgarı karadan denize estiğinden dalga nispeten az oluyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yemek için alternatif bol. Ben köfte menü yedim. Hava kararmaya başladı.
    [​IMG]
    En beğendiğim fotoğraf bu oldu.
    [​IMG]
    Akşam sivrisineklerden korunmak için erkenden yattım. Sabah 7 de kalkıp denize girdim. Kahvaltımı yaptım. İğneada restaurantta balık menü fiyatı hiçte fena değil.
    [​IMG]
    Dönüşte bu güzel çiçekleri gördüm.
    [​IMG]
    Kaldığım kampın erkekler tuvaleti. Bu mesafeden bile burnum düştü. Kullanmam mümkün değil.
    [​IMG]
    Tekrar denize girdim. Rüzgar karadan esmesine rağmen deniz dalgalıydı.
    [​IMG]
    Buda iğneada meydanının 360 derece panaromik fotoğrafı.
    [​IMG]
    Otobüs saati yaklaşınca çadırımı ve eşyalarımı toplayıp otogara gittim ve adeta İETT otobüsü gibi kalabalık bir otobüsle yola çıktık.
    Bu bölgeye yeniden gideceğim ve daha çok kalacağım. Offroad gezi isteyenlere, performansını test etmek istiyenlere, performans arttırmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.
     
  6. gokhan erdogan

    gokhan erdogan Bisikletkolik

    Kayıt:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.016
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Luleburgaz
    Seviye:
    orhan abi çok güzel kareler almışsın dediğim gibi senin kaldığın yerde paralı onun 2 km ilerisinde bi yer vardı ama orada duş yoktu o yüzden burayı söyledim tuvaletler dediğin gibi pis bu kalabalığa göre birde malum insanımız bulmak istediği gibi bırakmıyor buraları beğenmene sevindim panaromalar çok güzel olmuş bir daha ki sefere beraber pedallamak dileğiyle
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  7. Oğuz Kara

    Oğuz Kara Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2009
    Mesajlar:
    195
    Beğeniler:
    187
    Şehir:
    İstanbul/Eyüp
    Seviye:
    Bende sizinle beraber İğneadaya'ya geldim sanki okurken :)

    Harika bir tur olmuş ayaklarınıza sağlık.
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  8. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    tek kelime ile macera dolu nefis bir tur gerçekleştirmişsiniz.yazılarınızı büyük bir keyifle okudum.ayaklarınıza sağlık...
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  9. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sevgili Gökhan. Bu tür deniz kenarı yerlerde rahat etmek istiyorsan hafta arası gideceksin. Birde bedava kalmak için belediyenin parkının yanında bedava konaklamak mümkün. Tuvalet ihtiyacınıda meydandaki umumi tuvalette karşılamak mümkün. Panayır iskelesinide kapsayan yeni bir tur düşünüyorum. Müsait olursanız birlikte yapabiliriz. Bu turun en güzel yanı Mimar Sinandan çatalca yoluna girdiğimde 2 ayrı köpeğin tacizi hariç hiç bir köpek hav bile demedi. Çok rahat bir gezi oldu.
     
    gokhan erdogan bunu beğendi.
  10. ilyas yiğit

    ilyas yiğit Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    317
    Beğeniler:
    325
    Şehir:
    istanbul/sultangazi/malkoçoğlu
    Seviye:
    orhan abi ayağına yüreğine sağlık.çok güzel bir gezi olmuş.hep hayalimdir.ben bu sitede yeniyim.bisiklet kullanıyordum fakat bu denli uzak mesafeli değil.şimdi içimde yeniden bir heyecan var.bisklete binip uzun turlar yapmak istiyorum.öncelikle sizden öğrenmek istediğim bu formunuzu nasıl sağlıyorsunuz.her gün bukadar kilometre gitmeyi nasıl yapabiliyorsunuz.ben bu konuda çok cahilim ben aydınlatırsanız yada tavsiye edebileceğiniz bir antreman programı soylersenız sevinirim.tanıştığımıza memnun oldum.ALLAHA emanet olun
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  11. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sevgili İlyas,
    Ben çok fazla bisiklete binen birisi değilim. Bisiklete binmeye yıllar sonra 21 Şubatta başladım. Öncesinde 1 yıl boyunca her gün hızlı tempoda 10 km yürüyüş ve arada bir koşu yaptım. Bisiklete hafta sonları biniyorum. Başlangıçta fazla iddialı olmayan ama gurup disiplini içinde hareket eden ciddi turları hedefle. İddialı olanlardan kaçın geride kalırsan bu işten vazgeçebilirsin. Zamanın elverdiğince yavaş yavaş tempoyu ve mesafeyi arttırarak tek başına turlar yap. Yüksek kadansta pedal çevirmeye kendini alıştır. Gurup turlarında vitesi düşürüp önündekinden daha hızlı pedal çevirmeye gayret et. Avrupa yakasındaysan yokuş çalışmaları için Sarıyer ve Kilyosu tavsiye ederim. Karaburun, Yalıköy, Büyükçekmeceden Avcılar rotalarıda sana yardımcı olur. Performansını geliştirmek için tek başına turları tercih et ne sen başkasına engel olursun nede başkası sana. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
     
    Uğur ŞENCAN bunu beğendi.
  12. Tunahan_06

    Tunahan_06 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    263
    Beğeniler:
    309
    Şehir:
    Edirne
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Orhan Ağabey,tur harika anlatım da öyle.Haziran başında biz de Kıyıköy'e gitmiştik,dönüşte tek başıma yola çıkmıştım.Hamidiye-Kışlacık ayrımından bende İğneadaya geçip aynı gün oradan Edirne'ye dönmeyi düşünmüştüm.Ancak telefonla görüştüğüm kişiler rampaların çok zorlayacağından bahsettiler,yine de gitmeye kararlıydım fakat ayrıma saat 06,00 gibi ulaştığımda ormanın içlerinden köpek sesleri gelince ıssız orman yoluna girmekten vazgeçip rotamı Çorlu-Tekirdağ'a çevirmiştim.Gelecek yıl için benim de planlarım arasında yer alıyor İğneada :)
     
    gokhan erdogan ve Orhan Kılıç bunu beğendi.
  13. Ramazan Okyay

    Ramazan Okyay Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    848
    Beğeniler:
    653
    Şehir:
    Istanbul/Zeytinburnu
    Seviye:
    ayaklarınıza saglık:)
    fotograf kareleri harika
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  14. Uğur ŞENCAN

    Uğur ŞENCAN Kıdemli Üye

    Kayıt:
    10 Nisan 2010
    Mesajlar:
    202
    Beğeniler:
    150
    Şehir:
    İstanbul-Büyükçekmece
    Seviye:
    Orhan bey cesaretinizden dolayı sizi kutlarım... Asla tek başıma yapabileceğim bir yolculuk değil yaptığınız yolculuğunuz... Tebrikler...:eek:
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  15. ilyas yiğit

    ilyas yiğit Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    317
    Beğeniler:
    325
    Şehir:
    istanbul/sultangazi/malkoçoğlu
    Seviye:
    çok teşekkurler abi sağol tavsiyelerin için.bir gün görüşmek dileğiyle ...
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  16. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    İğneadaya Kıyıköyden vede orman içinden gitmeniz daha mantıklı. Hamidiyeye kadar 2 km oldukça dik bir yokuştan pedal çevirmeden iniyorsunuz. Kışlacıka genelde çıkıyorsunuz arada inişlerde var. Yol şu anda mıcırlı olduğundan bence 5 km çıkmak (ki tamamı çıkış olmadığından 5 km yok) inmekten daha emniyetli. Kışlacıktan sonra yol genelde düz veya çok hafif eğimli. Orman içinden geçerseniz yol 17 km kısalıyor, hep aşağı iniyorsunuz. Doğa ile başbaşasınız. İlk girişte yoldaki taşlar insanı oldukça rahatsız ediyor ama bir süre sonra hem yola alışıyorsunuz hemde yol biraz düzeliyor. Yalnız bisikletin mtb olması daha iyi olur. Bu gezi boyunca hiç köpekle karşılaşmadım. Köpek sesleri ormanın derinliklerindeki sürü köpeklerine ait. Yinede tedbirli olmakta fayda var. Birde geç saatte geçmeye kalkmayın. Yanlış yola sapıp veya lastik patlaması, yarılması gibi bir aksilikle karşılaşıp karanlığa kalabilirsiniz.
     
  17. karatascaner

    karatascaner Aktif Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2009
    Mesajlar:
    104
    Beğeniler:
    256
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Her ne kadar bir solukta okuyup bitirsem bile her bir kareyi keyifle seyrettikten sonra güzel yorumlarla bizlerle paylaştığınız bu değerli turunuzu çok anlamlı ve değerli buluyorum.

    Yeni tur yazıları ve fotoğrafları da beklemekteyiz. İyi pedallamalar!

    Sağlıcakla kalın.
    Caner
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  18. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Caner övgülerin için teşekkür ediyorum. Tuzla köpek barınağı turundan beri görüşemiyoruz. Yeniden birlikte pedallamak ümidi ile. hoşçakal.
     
  19. erdal ırmak

    erdal ırmak Aktif Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2010
    Mesajlar:
    196
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    paylaşım için teşekkürler ..... harika bir gezi olmuş ayağına sağlık... çok güzel BİR ANLATIMMM TEBRİKLER ORHAN ABİ...
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  20. Kemal Tecimen

    Kemal Tecimen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    327
    Beğeniler:
    318
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    orhan bey merhaba güzel ve meşakkatli bir gezi yapmışınız ben bir şey merak ettim kusura bakmayın sağdaki mithat bey resmin solundaki arkadaşınızın vize yonca turizmle ilgisi varmı acaba bende aslen saraylıyım benim çocukluk arkadaşıma benzettim bilgilendirirseniz sevinirim teşekkürler
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.