Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İstanbul-Atina Bisiklet turu (14-26 Eylül 2013) 2. gün (Dedeağaç-İskeçe)

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    15/09/2013 – 2. Gün Alexandropolis(Dedeağaç) – Xanthi (İskeçe)
    İlk günün yorgunluğu erken kalkamamamızın en önemli sebebiydi. Kahvaltıları otelde yapıp direkt yola çıkıyorduk ama bu da çok erken olmuyordu doğal olarak. Bugünkü ilk planda Komotini’ye (Gümülcine) ulaşmak hedefindeydik. Yol kıyıdan içeriye doğru giriyordu. Yükselip alçalacağını görmüştük MapMyRide’dan. Direkt otobana girmek yerine gidebildiğimiz kadar kıyıdan gidip sonra otobanla dağı aşalım diye düşünüyorduk. Yol dümdüz Ege’nin Kuzey kıyısında ilerliyordu. Sol tarafa baktığımda, 2 sene önce tek başıma yaptığım Marmara turunda gittiğim Gökçeada’da uzaktan gördüğüm Samotraki (Semadirek) Adası’nı görüyorduk uzaktan. Gökçeada’dayken adanın güneyini görüyordum. Bu sefer ise tam ters istikametten, kuzeyden bakıyorduk adaya. Açıkçası Gökçeada’dan görüntüsü hem daha etkileyici hem de heybetliydi.
    Denize yakın düz bir şekilde ilerleyen yoldan Makri ayrımına kadar gidip sonra bağlantı yoluyla yakındaki otobana geçtik. Amacımız tırmanışları otobanın nispeten az eğimli kısmından geçmekti. Bu kararın doğruluğunu da otobanın yanında kıvrıla kıvrıla ilerleyen yolun gereksiz :) iniş çıkışlarını görünce anladık.
    Bu aşamada Yunanistan yollarında dikkatimi çeken anı noktalarından bahsetmek istiyorum. İkinci günden itibaren gündüz yolculuğu yapmaya başladık Yunanistan’da ve otoban dahil tüm yolların kenarında bir kaide üzerinde küçük bir kilise maketini andıran yapılar gördük. Bazısı oldukça gösterişli, bazısı çok sade, büyüklü küçüklü yapılardı. İçinde eski tip (yağlı) veya yeni tip (lambalı) kandiller bulunuyordu. Ayrıca Hristiyanlık sembolleri, ikonalar… Bazısında isimler hatta resmiler. Sonunda bu noktaların orada olduğunu tahmin ettiğimiz kazalarda hayatını kaybedenler için bir anı noktası olduğuna karar verdik. Eski püskü, tenekeden bir posta kutusu görüntüsünde de olan vardı, para var yaptırırım deyip küçük bir kilise büyüklüğünde, içine girilip ibadet edilebilecek büyüklükte olan da. Bazı noktalarda da birden fazla vardı bu yapılardan. Burada ya birden fazla kaza olmuş ya da aynı kazada birden fazla kişi ölmüş diye düşünüyorduk. Yazıyı yazarken küçük bir araştırma yaptım. Bu küçük yapılara “Monostraki” deniyormuş. Meteora’da öğrendiğimiz kadarıyla, Yunanca’da kelime sonunda bulunan “–aki” eki kelimeye küçültme anlamı katıyormuş. Türkçe’deki “-cik” eki gibi. Bu manada “Monostraki” de “küçük manastır” anlamına geliyor.
    Dağı aştıktan sonraki iniş bizi Sapes (Şapçı) ayrımına getirdi. Karnımız acıkmıştı ama otoban üzerinde herhangi bir tesis olmadığı ve otobandan da çıkmayı (Komotini’ye kadar) düşünmediğimiz için aç aç pedal basmaya devam ettik. Komotini (Dedeağaç) girişinde otobandan ayrıldık. Şehir merkezinde, önceden adını öğrendiğimiz, yemek yenecek bir yeri aramaya başladık. Pazar günü ortalık tenha görünmesine rağmen merkezde hareketlilik vardı. Aradığımız yerin kapalı olduğunu görünce merkezde bir fast food noktasında açlığımızı gidermeye karar verdik. Ve orada tanıştık “Gyros”la. “Gyros” bildiğimiz dönerli sandviçin dönüştürülmüş hali. Ekmeği farklı şekillerde olabildiği halde genel olarak “pita” denilen ve bizim lavaşımızın kalın haline benzeyen bir ekmek kullanılıyor. 3 yerden et kesildiğini görüp bunların domuz, sığır ve tavuk eti olduğunu düşündük ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Çünkü sığır etidir diye düşündüğümüz şey de domuz etiymiş. Yani bizim yiyebileceğimi sadece tavuk gyros’tu. Bizdeki dönerli sandviçin içine klasik olarak domates, soğan, patates vb. konurken Yunanistan bunu da abartıp içine özellikle “cacıki” dedikleri (bizdeki cacıktan daha katı olan) yoğurt orijinli bir sos, bunun yanında başka soslar ve patates vb. koyuyorlar. Biz de aç olduğumuz için ne varsa koymalarını istedik içine. Bu arada ben sipariş verirken Uğur’u da kast edip 2 tane istedim. Sipariş alan ayrıca bir de Uğur’a sorunca o da bir tane dedi. Böylelikle ben kendim için 2 tane istemiş oldum –ki bunu daha sonra önüme 2 tane gelince anladım :) – Uğur’la paylaşarak sorunu :) hallettik.
    Komotini’ye (Gümülcine) erken vardığımızdan, normalde burada kalmayı planlıyorken, devam ederek Xanthi’ye (İskeçe) gitmeye kara verdik. Gyros’un üzerimizdeki ağırlığı azalınca parkta dinlendiğimiz banktan ayrılıp devam ettik yola. Artık otobanda değildik. Yunanistan’ın E90 kodlu şehirlerarası yolunu takip etmeye başladık. (Yol kodları zaman zaman değişiklik gösterebiliyor.) Yol bizi tekrar denize doğru götürüyordu. Denizle buluşma noktası bir lagün gölü ve kuşlara ev sahipliği yapan sulak alanları oluşturuyordu. Bu alan bir tabiat parkı haline getirilmişti. Deniz seviyesinde ve dümdüz devam eden yolun manzarası önceki otoban manzarasına göre bizi oldukça keyiflendirmişti. Hele etrafta uçuşan kuşları görmek, göldeki flamingoları izlemek… Yol denizle gölün tam birleşme noktasından geçiyordu. Bu noktada durup her iki tarafı seyretmek ve fotoğraf çekmek için epey zaman harcadık. Sonra da bisiklette olmanın keyfini çıkararak etrafımıza baka baka göl ve deniz kıyısında yol almaya devam ettik. Bu esnada dikkatimi çeken, sol tarafta suyun ortasındaki iki küçük adanın üzerine inşa edilmiş iki küçük kiliseydi. Kara ile bağlantıları bir köprü yardımıyla sağlanıyordu ve köprünün yol tarafındaki otoparkta da (Pazar günü olması münasebetiyle) çok sayıda araba bulunuyordu.
    Tarlaların arasından giden dümdüz yol bizi doğruca Xanthi’ye (İskeçe) ulaştırdı.Tabi son saatlerimiz yine havanın karadığı saatlerdi.
    Xanthi’ye (İskeçe) yaklaşırken yolun karşısında iki bisikletli gördük. Hem karşı şeride geçtik ve merhabalaştık. Klasik olarak nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi anlattık. Onların rotalarını öğrendik. Geldiğimiz yol Türkiye’ye gittiği için onlar da doğal olarak Türkiye’ye gidiyorlardı. Çanakkale ve İzmir’e doğru gideceklermiş. Tur ve tur yazılarımı hakkında bilgi verip bisikletforum’da yayınladığımı söyledim. Sadece Türkçe olduğunu duyunca üzüldüler. Kendilerinden önümüzdeki yollar hakkında bilgi alıp vedalaştık. Ama maalesef adlarını sormayı unuttuk. :(
    Merkezde bir otel bulup yerleştikten sonra duş alıp yemek yemek için dışarı çıktık. Havaya dikkat etmememiz serinliğin içimize işlemesine sebep olsa da sporculuktan ödün vermedik. :) Yemek için küçük bir pizzacıyı seçtik uzunca bir turun ardından. Pizza dükkanı küçük olmasına rağmen siparişi boldu ve en önemlisi de Almanya’da çalıştığını öğrendiğimiz pizzacı ağabeyimizin elleriyle açtığı hamur çok güzel görünüyordu. Biz İtalyan lokantasını pizza yerine makarna yemek için tercih etmiştik. Ama ön ziyafet, beklerken gelen minik sıcak ekmeklerin arasına sürdüğümüz yağın anında erimesiyle oluşuyordu. :) Makarnaları gövdeyle bütünleştirdikten sonra attığımız tur daha da üşüdüğümüz için kısa sürdü. Otele dönüp yataklardaki yerimiz aldık.
    Alexandropolis(Dedeağaç) – Xanthi (İskeçe)
    Çıkış : 09:30
    Varış : 20:00
    Mesafe : 113,44 km
    Sürüş Süresi : 06:35 saat
    Ortalama hız : 17,21 km/s
    Max. Hız : 44,6 km/s
    Ortalama Eğim Çıkış : %2
    Max Eğim Çıkış : %6
    Ortalama Eğim İniş : %-2
    Max Eğim İniş : %-6
    [URL="http://www.mapmyride.com/gr/alexandroupoli-east-macedonia-and-thrace/alexandropolis-xanthi-route-301329617”]http://www.mapmyride.com/gr/alexandroupoli-east-macedonia-and-thrace/alexandropolis-xanthi-route-301329617[/URL]
    [​IMG]
    Marmara turunda geçtiğin Gökçeada’dan güneyini gördüğüm Samotraki (Semadirek) Adası’nı bu kez kuzeyden görüyoruz.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Semadirek’in Gökçeada’dan görüntüsü daha etkileyiciydi :)
    [​IMG]
    Komotini (Gümülcine)’ye giderken otobanı kullanmaya devam ettik
    [​IMG]
    Yol kenarında görmeye alıştığımız anı amaçlı küçük şapellerden gösterişi olan biri
    [​IMG]
    Komotini (Gümülcine)’de dinlenme zamanı.
    [​IMG]
    Uğu’dan ben Komotini’deyken pozu
    [​IMG]
    Xanthi (İskeçe)’ye devam ederken otobanın dışına çıktık.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Saman kulübelerin ilginç ve hoş görüntüsü
    [​IMG]
    Ege Deniz’inin hemen kenarındaki göller kuşlara yuva olmuş. Aynı zamanda da tabiat parkı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Göllerin içindeki küçük adalar üzerine kiliseler yapılmış. Köprü ile karaya bağlanmış. Gün Pazar olduğu için park yerinde eperce araç vardı
    [​IMG]
    Xanthi’ye az kaldı
    [​IMG]
    [​IMG]
    İki Yunanlı arkadaş Türkiye yolunda. İpsala, Çanakkale üzerinden İzmir’e gideceklermiş.
    [​IMG]
     
  2. baris34ince

    baris34ince Kıdemli Üye

    Kayıt:
    21 Mart 2012
    Mesajlar:
    219
    Beğeniler:
    95
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Kron
    Seviye:
    devamını beklemediğimizi sanmayın :)
     
    five ve Soner Közen bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Yazmayacağımı da sanmayın. :) Toplamda12 gün var yazmam gereken :) Fotoğraflar hazır ama yazı olmadan olmaz:)
     
    baris34ince bunu beğendi.
  4. Bülent Kavakkoru

    Bülent Kavakkoru Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Ağustos 2013
    Mesajlar:
    201
    Beğeniler:
    136
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Merakla ve sabırsızlıkla bekliyoruz :)
     
    five bunu beğendi.
  5. Uğur Sevim

    Uğur Sevim Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    14
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    merak edenlere, lagün gölünün adı Vistonis.
     
    five bunu beğendi.
  6. Uğur Sevim

    Uğur Sevim Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    14
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye: