Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İstanbul-Atina Bisiklet turu (14-26 Eylül 2013) 13. Gün (Atina-Midlli-Ayvalık) SON

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    27/09/2013 – 13. Gün Atina-Pire-Midilli-Ayvalık-İstanbul
    Sabah kahvaltı sonrası, odayı boşalttıktan sonra otelden izin alıp eşyaları emanete bıraktık. Bisikletler zaten kapalı otoparkta kilitliydi. Biz de akşam 20:00’da hareket edecek feribota kadar bütün günü gezmeye ayırmıştık. Ne de olsa bu turda görmeyi planladığımız yerlerden birine, Akropol’e gidecektik. Zamanımız olduğu ölçüde, Akropol’ün dışında başka yerleri de görmeye çalışacaktık. Akropol’ün girişinden aldığımız bilet 5 farklı yere (Akropol dahil) girilmesine olanak sağlıyordu. İlk ve en önemlisinden başladık. Akropol’ün üzerine konuşlandığı tepenin yamacından yukarı doğru çıkarken gördüğümüz turistlerin kalabalığı bizi şaşkınlığa uğrattı. Türkiye’de Ayasofya’nın girişi dahil bu kadar kalabalık olan bir yer yoktu turistik nitelikte. Kalabalığa uyarak yukarı çıktık. Önce Dionisos Tiyatrosu’nu, sonra da daha yukarıdaki Parthenon’u gezip Atina manzarasını izledik. Daha sonra aşağıya inip diğer mekanları ve yeni düzenlenmiş bir müzeyi ziyaret ettik. Gezdiğimiz yerler arasında önemi ile bizi etkileyen yerlerden biri de 1894’te ilk Olimpiyat’ın düzenlendiği Panatletik Stadyum’du. Stadyum çok sade görünse de özellikle içeri giren koridorların ulaştığı alanda sergilenen olimpiyat meşaleleri bizi oldukça şaşırttı. Eski ve yeni, yaz ve kış, bir çok olimpiyatın meşalesi (veya kullanılan meşalelerinden biri) burada sergileniyordu.

    Bir şeyler yiyip otele döndükten sonra, çantaları ve bisikletleri hazırladık. Merkezden geçerek Pire Limanı’na doğru hareketlendik. Yaklaşık 18 Km. yolumuz vardı. Merkezden ayrılmadan Uğur, annesine almak istediği Yunan Kahvesi için bir kahve dükkanına girdi. Ben de bisikletlerin başında beklemeye başladım. (Buraya kadar birçok yerde kahve konusunda Uğur’a “Bizim kahvemiz var niye buradan götürmek istiyorsun ?” diye takılıyordum. Bu arada ben kahve içmiyorum. :) ) Bekleme zamanı oldukça uzayınca da meraklandım. Ama telefonla ulaşamıyordum kendisine. Bir yandan da saati kontrol ediyordum. Uğur gelince neden bu kadar geciktiğini sordum. Kahveci Türkiye’ye gideceğini duyunca sıfırdan kahve hazırlamış. Onlar da bu esnada muhabbeti koyulaştırmışlar. Ve finalde kahveci bombayı patlatmış. “Sizin zaten çok güzel bir kahveniz var. Niye buradan götürüyorsun ?” :)
    Yoğun trafik altında Pire’ye vardık ve 2 Numaralı rıhtımı aramaya başladık. Bizim feribotumuz buradan kalkacaktı. Rıhtımlar 20’ye kadar numaralandırıldığı için büyüklüğü siz hesap edin. Pire’den o kadar çok feribot kalkıyordu ki farklı yerlere çok normaldi bu kadar rıhtımın olması. Kıbrıs ayrı, Girit ayrı, Sakız-Midilli ayrı, yakın adalar ayrı, uzak adalar ayrı… Bisikletleri feribotun fazla erişilmeyecek bir yerine bağlayıp yukarı çıktık. Çantalardan yanımıza sadece mont görevi görecek kıyafetlerimiz almıştık.

    Merdivenlerden yukarı çıkıp asansöre bindik. Çıktığımız yer sanırım altıncı kattı. İnsanların telaşından ve hızlı hareket etmelerinden bir şeyler anlamalıydık ama anlayamadık. Hızlıca bir yer bulmak gerekiyormuş. En önemli gereksinim için : Uyku ! Çünkü Midilli’ye kadar yol 12 saat sürecekti. Akşam saat 20:00’de kalkan gemi sabah 08:00’e kadar yol alacaktı. Ve kamara veya koltuk bileti almamış (bizim gibi) tüm yolcular konforlu bir uyku için uygun yerleri -tam tabiriyle- “kapmaya” çalışıyorlardı. Biz bu raconu bilmediğimiz için “oturacak” bir yer aradık ve kafeteryanın içinde önünde masa bulunan koltuklara oturduk. Fark ettik ki insanlar ayaklarını uzatmak için diğer sandalyeleri de tutuyorlardı. Biz de benzer şekilde, geceyi en az külfetle geçirebilmek için vaziyet aldık. Pencereden dışarısını görebiliyorduk. Rıhtımdan tırlar sıraya girmişti. Bir tır geminin arka kısmındaki geniş kapıdan içeri giriyor, içeride dorsesini bırakıyor ve sadece çekici dışarı çıkıyordu. Buna karşılık Sakız ve Midilli’ye yanaştığımızda da dorseleri almaya gelen çekicileri görecektik rıhtımda dizi dizi...

    Gemi kalkana kadar bekledik herkes kendine bir yer bulsun diye. Sonra biz dolaşmaya çıkınca kaparlar falan… :) Bir de bütün geceyi ayakta geçirmeyelim. Gemideki keşif turuna da birlikte çıkamadık Uğur’la. Önce o sonra ben... Bu büyüklükte bir gemiye daha önce binmediğim için merak içinde gezdim içini. Toplam 8-9 katlı bir gemiydi. Bazı katlar sadece kabinlere ayrılmıştı. O kısımlara biletiniz yoksa giremiyordunuz. Ayrıca pulman koltuk şeklinde koltuklardan oluşan bir bölüm, güvertede açıkta olan koltukların olduğu bölümler de vardı. Açık olan bölümlerin rüzgar almayan kuytu kısımlarında uyku tulumunu sermiş insanlar gördüm. Yataklar hazırdı yani. :) Geminin diğer bölümlerinde oyun alanları, market, freeshop alışverişi yapabileceğiniz mağazalar vardı. Gemide internet bağlantısı vardı ama ücretliydi. Oldukça da talep olduğunu bankodaki kuyruktan anladım. Millet geceyi geçirmek için oyalanacak bir şeyler arıyordu. Bir süre geminin Pire limanından ve Yunanistan ana karasından ayrılışını izledik. Güneş gidip hava kararınca daha önce güzel manzaralar sunan pencerede, dışarının karanlığından dolayı, içerinin yansıması görünüyordu. Kafeteryanın televizyonlarında Türk dizileri (“Ezel” dizisini hatırlıyorum) yayınlanıyordu.


    Saat 00:00’dan itibaren ortalık sessizleşmeye, insanlar buldukları yerlerde uyumaya başladı. Biz de kah masanın üzerine kafayı koyarak kah koltuklar arası uzanarak yarım yamalak uyumaya başladık. Bir yandan da çantamıza, cüzdanımıza sahip olmaya çalışarak... Saat 04:00 sıralarında Sakız adasına yanaştı gemi. Rıhtımda ciddi bir yoğunluk vardı. Yolcuları karşılamaya gelenler, gemiden yük alacak arabalar, hangardaki dorseleri alacak çekiciler sıra olmuşlardı. Kısa sürede yolcuların büyük bir bölümü indi. Yanaşmadan önce hareketlenen kafeteryayı büyük bir sessizlik kapladı. Karanlık gecede Çeşmenin ışıklarını görmem ilginç bir merak duygusu oluşturdu bende. Türkiye karşıda, çok yakındaydı ama varmak için daha saatler vardı önümüzde. Acaba Sakız’da inip İzmir’den mi dönsek demiştik turdan önce ama saati görünce iyi ki böyle planlamamışız dedim. Güneş yavaş yavaş kendini göstermeye başladı doğudan. Ben de arada bir güverteye çıkarak takip ettim sahillerimizi. Sabah 08:30 civarında vardık Midilli’ye. Aslında biz adaya Midilli diyoruz ama o vardığımız limanın adı : “Mitilini”. Adanın adı ise “Lesvos”. Eşyaları toparlayıp hızlıca aşağıya indik bisikletleri hazırlamak için. Limanda bekleyen diğer feribot ise Ayvalık’a hareket edecek olandı. Hareket saati 09:00’du.

    Feribotta atıştırmak için limanın yakınlarından bir şeyler aldıktan sonra bileti alıp pasaport kontrolünden geçtik. Feribota yerleştik ve kahvaltı yaptık. Hareket ettikten sonra Midilli’den uzaklaşmasını seyrettik feribotumuzun. Ve bizi buraya getiren daha büyük gemiden… Artık önümüzde Ayvalık vardı. Sahillerdeki evleri ve otelleri seyrede seyrede Ayvalık Limanı’na vardık. Pasaport kontrolünden sonra otogarı sorduk. Hemen karşıda olduğunu söylediler. Otogarda İstanbul otobüslerine bakınırken 11:00’de kalkacak bir otobüs olduğunu öğrendik. Fazla sorun çıkmadan bisikletlerimiz yükledik ve İstanbul’a doğru dönüşe geçtik. Akşam 20:00’de Dudullu’daki terminalde Uğur’la vedalaşıp indim. Bisikletimi hazırladım ve Bostancı’ya doğru pedal basmaya başladım. Yol çok kalabalıktı ve klasik bir Cuma akşamı trafiği vardı. Sağıma soluma dikkat ede ede eve doğru yol aldım. Gidişimiz 12 gün sürmüştü, dönmemiz ise tam 24 saat. :)

    Bu maceranın (da) sonu.

    Akropol’e çıkarken Dionisos Tiyatrosu
    [​IMG]

    VİP tribünler :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çıkarken yol tenha
    [​IMG]

    Dionisos Tiyatrosuna yukarıdan bakış
    [​IMG]

    Şu an aktif olarak kullanılan başka bir tiyatro (Bizdeki Efes veya Aspendos gibi)
    [​IMG]

    Girişteki mahşeri kalabalık
    [​IMG]

    Köpek hiç istifini bozmadı o kalabalıkta :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    Akropol’deki Parthenon (Athena’ya adanmış tapınak)
    [​IMG]

    Parthenon’da restorasyon sürüyor
    [​IMG]

    Atina’nın en yüksek noktalarından birinde olduğumuz için manzara muhteşem
    [​IMG]

    [​IMG]

    Akropol’den kareler
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Akropol’den inip aşağıları geziyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tarihteki ilk olimpiyat oyunları 1896’da bu stadyumda yapılmış. Start almadan olmazdı tabi :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Olimpiyat Stadyumu’nun VİP misafirleri :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    Panathletic Stadyum’un genel görünüşü
    [​IMG]

    Olimpiyat meşalelelrini yakından görmek çok hoş oldu. Buradakiler kış olimpiyatlarına ait meşalelerden bazıları : 1998 Calgary, 2006 Torino, 2010 Vancouver
    [​IMG]

    2008 Pekin Olimpiyatları
    [​IMG]

    2012 londra Olimpiyatları
    [​IMG]

    İşte bu zorlu turun sonunda hak ettiğimiz poz
    [​IMG]

    Bu da benim tek başına pozum.
    [​IMG]

    Güneş Türkiye’den doğuyor Sakız’dan Midilli’ye giderken.
    [​IMG]

    Midilli’den Ayvalık’a feribotta…
    [​IMG]

    Buradan itibaren turla ilgili notlarımızı yazabiliriz artık. Önce Uğur'un notları ile başlayalım :

    Yunanistan’da eski yolları tercih etmek lazım. Bu yollar tarihi alanlara çok daha yakından geçiyor. Ayrıca doğa manzarası buralarda daha keskin, doğayla daha iç içe. Otobanları tercih etmemek lazım. Dümdüz ovalarda uzanan bu yollar bizim Tem gibi zaten, hiç zevk vermiyor. Kuzey bölgeler daha ormanlık ve daha dağlık alanlara sahip. Mavi yeşil tutkunları için tercih edilebilir. Orta kısmı sahil şeridini saran dağların arasında kalmış dümdüz bir ova, pek sevimsiz. Güneye doğru dağlar daha da devasa olarak yükseliyor. Ormanlar da kreması. Bazı noktalarda inanılmaz manzaralar mevcut. Yüzlerce metre uçurum önünde kilometrelerce alanı kaplayan düzlükler ve hemen arkasında heybetli dağlar, rota boyunca karşınıza çıkıyor. Gidilmesi gereken yerler arasında Olimpos Dağı ve Meteora olmalı. Yemek konusunda bizden daha çeşitli değiller. En rahat ve sık bulunan yemek Chiros dedikleri tavuk dürüm. Aç iken çok lezzetli geliyor orası kesin lokantalarda porsiyonlar oldukça büyük. Aç gözlülük yapıp her yemekten söylemeye gerek yok, yazık çöpe gidiyor. Su her yerde var. Hiç sıkıntı çekmedik. Lokantalarda ücretsiz çeşmeler mevcut. Gündüz veya akşam, herkesin elinde hep bir kahve. Sandığımızın aksine herkes frappe içmiyor ama. Akşamları çakırkeyif bir huzur için Uzo ve Metaxa’yı denemenizi tavsiye ederim.

    Bu insanlar nasıl bir krizde anlaması zor. Çok az çalışıyorlar buna rağmen geceleri hep hareketli, meydanlar ve kafeler insan dolu. Asla istanbul’la karşılaştıramıyorum çünkü istanbul’un nüfusu zaten Yunanistanınki kadar fakat gittiğimiz en ufak şehirde bile cafelerle dolu küçücük bir Mis sokağı mevcut. Şehirlerin cıvıl cıvıl görünmesinin sebebi, küçük oldukları için cafeler ve eğlence mekanları belli bölgelerde yoğun ve ulaşım çok kolay, ve biz de hep oralardaydık Atina ve Selanik favorim oldu. Şehirler çok eski gözüküyor. Ama hep bir düzen var. Yollar dar da olsa, sistem tek yön trafik üstüne kurulmuş. Damar sistemimiz gibi tek yönlü hep akan bir trafik var. Sürücüler oldukça saygılı. Gitmeden önce moral bozucu yazılar okumuştuk. Ya şansımız yaverdi ya da gerçek buydu, bisikletlilere karşı oldukça sabırlı ve dikkatlilerdi. Iki hafta boyunca sadece üç kere korna sesi duydum. Bir keresinde dar bir sokakta arkamızda araç kuyruğu oluştuğu halde tek bir ses duyulmadı. Yolda başınıza birşey gelirse, eminim Türkiye plakalı TIR koşturan amcalarımız hemen yardım edecektir. Bizimle sohbet etmeye dünden razılar.

    İnsanlar çok sıcak ve biz Türk’leri seviyorlar, kuşkusuz. Gençler de bizim gibi kozmopolitan zaten. Ingilizce konuşmayan yok, herşeyden haberleri var. Yaşını başını almış bazı amca ve teyzelerden ingilizce konuşmasını beklemeyin. Ama bu durumda bile vücut dilinin çözemeyeceği sorun yok. Tanıştığımız insanların neredeyse tamamı, bir şekilde Türkiye ile bağlantı halinde. “Daha önce ziyarete geldim”ler, “yakında geleceğim”ler,” ailem şu anda İstanbulda”lar, “her ay gelirim”ler, “Bodrum’da çalıştım”lar, “Bir zamanlar İzmir’de sevgilim vardı”lar… bir ayakları hep Türkiye’de… Ayrıca çılgınlar gibi Türk dizilerini seyredip seyredip ağlıyorlarmış. Yunan kahvesi de aslında Türk kahvesinden pek farklı değil. Dönerken Atina’dan 1 kg almıştım. Satıcı arkadaşla yarım saat sohbet ettim. “Bu kadar mı ünlü bizim kahvemiz” diye şaşırdı. Aslında herşeyiyle aynıydı… Hala o yunan kahvesini içer, o tatili hatırlarım. Maşallah pek bereketliymiş. Yolda bizim gibi bir çok bisikletli çiftle karşılaştık. Alman, İtalyan, İsveç, Yunan … aynı donanımlar aynı eşyalar. Bizim gibilerdi, bizden birileriydi. Türkiye’de kervan geçmez bir yolda, başka bir bisikletliyle karşılaştığınızda kardeşinizi görmüş gibi olursunuz ya, işte ırk, dil, renk farketmiyor. Her bisikletli bizim kardeşimiz gibi.

    Unutulmaz bir anım oldu. Sanki bütün Yunanistan’I yutmuşum gibi geliyor. Orası da benim memleket oldu. Yine giderim, sonra yine giderim.
     
    Mert E., Scherwin, Nomad ve 14 kişi daha bunu beğendi.
  2. Soner Közen

    Soner Közen Sorunsuz üye

    Kayıt:
    14 Eylül 2013
    Mesajlar:
    930
    Beğeniler:
    1.978
    Şehir:
    Münih
    Bisiklet:
    Canyon
    Seviye:
    Tekrar tekrar ayaklarınıza sağlık,13.günde çok eğlenceli resimler var :) Uğur pedaldaşın son notu ve toplamda 13 günlük bu yolculuk beni bile oralara götürdü.Ellerinize sağlık ama yazdıklarınızdan çok yazmadıklarınız olduğunu düşünüyorum,bu anılar insanda derin izler bırakıyor.Eminim bir daha gitmek,geçtiğiniz sokaklardan geçmek,aynı cafede bir şeyler içmek isteyeceksiniz.Hayat şartları buna bir daha izin verir mi bilinmez ama bu tarz özlemler bile insanı mutlu kılıyor.Acaba tekrar gidebilir miyim düşüncesi bile yeter hatırlatmaya o sıcak havada akıttığınız terleri ya da aklına kazıdığınız o manzaraları.Kusura bakmayın çok konuştum ama beni siz doldurdunuz :)
     
    Uğur Sevim ve five bunu beğendi.
  3. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Elinize, ayağınıza pedalınıza sağlık. Bir çırpıda okudum. Five, tek başına zafer işareti yaptığın fotoğraf çok güzel olmuş. 1.lik kürsüsü, 2 işareti, sen de 5 :)
     
    Uğur Sevim ve five bunu beğendi.
  4. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Teşekkür ederim. Uğur'la birlikte olan pozu şen şakrak orta yaş üstü 5 kişilik bir İngiliz grup (tan birisi) çekti. İstanbul'dan buraya kadar bisikletle geldiğimizi duyduklarında çok şaşırıp "Birincilik kürsüsü sizin hakkınız. Orada fotoğraf çektirmelisiniz." dediler. Oldukça eğlenceli bir gruptu. Yer ve fotoğraf içeriği de bu anlamda tur sonuna çok uygundu. :)

    Selamlar

    five
     
  5. Barış Çavuş

    Barış Çavuş Üye

    Kayıt:
    7 Eylül 2009
    Mesajlar:
    69
    Beğeniler:
    30
    Şehir:
    İstanbul-Avrupa
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Turunuzu bir nefeste okudum. Çok beğendim ve çok özendim:) Okurken sanki bende sizle beraber peadallıyordum. Turları yapan arkadaşların buraya yazmaları, fotoğraflayarak ve anılarını bizlerle paylaşmaları çok güzel ve özendirici. Gitmek isteyipte zaman ve bazı şartların uyumsuzluğundan dolayı gidemedğimiz aklımızda olan turları buralarda okuyarak bizde mutlu oluyoruz. Napalım umut işte:) Her okuduğumda İmkanları uydurup bende bir gün uzun tura çıkacağım, buraya yazacağım diyorum.
    İyi akşamlar, iyi pedallamalar diliyorum.
     
    Uğur Sevim ve five bunu beğendi.
  6. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba,
    Sadece fotoğraf koyup buraları gördüm demek yerine ben de duygularımı aktarmak için yazmaya çalışıyorum. O yüzden de gecikiyorum tamamlamakta. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ama emin olun biz yapabiliyorsak sizin de kesinlikle yapabileceğiniz şeyler bu tür turlar.

    Kazasız ve keyifli turlar

    five
     
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Notlara devam :
    1. Toplam tur mesafesi : 1.150 Km.
    2. En uzun etap : Lamia-Thiva : 153 Km
    2. En kısa etap : Kalambaka-Karditsa : 51 Km.
    .

    Biraz da bu işim maliyetinden bahsedelim :
    1. Vize masrafı kişi başı 200 TL. Cosmos Tur - İstanbul. Evrakları teslim ettiğinizde vize onayı 2 günde tamamlandı.
    2. Günlük Konaklama masrafı : 2 kişi için ortalama 40-50 €
    3. En ucuz konaklama : Stavros - 35 € (2 kişi)
    4. En pahalı konaklama : Thiva - 70 € (2 kişi)
    5. Pire-Midilli feribot ücreti : 40 € kişi başı, Midilli - Ayvalık feribot : 13 € kişibaşı
    6. Genel günlük masraf ortalaması : 55 € kişi başı
    .

    Yemekler - ortam kategorisi :
    1. En afili ortam : Dağın başındaki Dimatis restoran (Ambiyans süper, menüde geyik eti var. :) )
    2. En ilginç menü : Kavala kurabiyesi - Kavun (Stavros'da pansiyon balkonunda)
    3. Çorbaya en yakın yemek : Trikala'daki esnaf lokantasında bulduğumuz, içinde dev köfteler olan sulu köfte yemeği. :)
    4. En yiyecek bir şey bulamayıp tosta dadandığımız yer : Kalambaka (akşam)
    5. En muhabbetli öğle yemeği : Kavala'daki Türkçe bilen pizzacı
    6. En muhabbetli akşam yemeği : Kavala'daki İngilizce bilmeyen sandviççi :)
    .

    Diğer...
    1. Garson kızlarla en muhabbetli grup üyesi : Uğur :)
    2 Wifi bulmak için en fazla çaba gösteren grup üyesi : Uğur :)
    3. En metaxa ve uzo deneyen grup üyesi : Uğur :)
    4. En Facebook'tan check-in yapan grup üyesi : Uğur :)
    .

    Devam edecek... :)
     
  8. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
     
  9. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Devam :
    1. En heyecan verici an : Selanik'te Atatürk'ün evini gördüğümüz an
    2. En hayranlık duyduğumuz an : Meteora Manastır'larını gördüğümüz an
    3. En korktuğum(uz) an : Stavros'a giderken yolda Uğur'la barend'lerimizin takıldığı, düşmeme mücadelesi verirken arkamızdan bir tırın korna çaldığını duyduğumuz an.
    4. Denize girdiğimiz tek an : Stavros'daki 5 dakika süren buz gibi deniz sefası
    5. En güzel akşam yemeği Selanik'teki tavernada Yunan müziği eşliğinde yediğimiz yemek.
    6. En "uçaklı" anlar : Yunan jetlerinden daha yüksekte pedalladığımız :) zaman, uçak kafeyi gördüğümüz zaman ve bir F16 maketinin yanından fotoğraf çektirdiğimiz zaman. :)
    7. En tıka basa yemek yediğimiz yer : Stavros'da, etten dolmaya, Türk yemeklerine benzettiğimiz ne varsa yediğimiz restoran :)

    Daha devam eder bu... :)

    five
     
    Cüneyt HOCAOĞLU bunu beğendi.
  10. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Öncelikle her ikinizinde ayaklarına, yüreklerine sağlık. Bisikletle pedallamak bence dünyanın en güzel uğraşı, hele ki bu bilmediğimiz, görmediğimiz yerlere gitmek şeklinde olursa o daha bir mutluluk. Sizler gibi kardeşlerimizin yaptığı bu turlarla enazından oralara giidemeyen tüm arkadaşların(yaralarına merhem oluyorsunuz) turda resim çekmek gerçekten ayrı bir iş çünkü birşekilde zaman kaybediyorsun. Fakat yapılan bu türden güzel turların tüm bisikletçi arkadaşlarla paylaşılması içinde olmazsa olmaz. Onun için bende gittiğim her turda mümkün mertebe çok resim çekmeye çalışıyorum. Turla ilgili anlatımlarınız içinde ayrıca teşekkür ederim. Oda çok önemli çünkü ayın turu yapmak isteyenler için çok büyük bir rehber oluyor. Onun için tekrar emeğiniz için, paylaştığınız güzel kareler için tüm anlatımlarınız için yürekten teşekkür ederim. Sağlıcakla kalınız.
     
    five bunu beğendi.
  11. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Cüneyt Bey merhaba,

    Güzel dilekleriniz ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Yazdıklarınızın altına direkt imzamı atarım. Bu tür paylaşımları, taa hayal ederken, planlarken, yaşarken ve gerçekleştirdikten sonra, bu düşünceleri, duyguları aktarmanın bir yolu olarak görüyorum. Kendi yaptığım turlarda (siz dahil) bir çok arkadaşın paylaşımları bana yol gösterici oldu. Ben de bu şekilde katkıda bulunmaya çalışıyorum.
    Önceki yazınızda belirttiğiniz gibi : "Bisiklet özgürlüktür." yaşamasını bilene...

    Kazasız ve keyifli turlar

    five
     
    Cüneyt HOCAOĞLU bunu beğendi.
  12. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Güzel dileklerinize aynen katılıyorum, 2014 yılının hepiminz için güzel,kazasız ve çok hoş anılarla dolu turların olduğu bir yıl olması canı gönülden diliyorum. Şimdi planımızda olan Sinop-Anamur turu var, onun hazırlığını yapıyoruz. Bir aksilik olmazsa Mayıs başı gibi planlıyoruz ya inşallah evdeki hesap çarşıya uyar. Anamurdan 'da Alanya yapacağım büyük bir ihtimalle, sizin turunuz rehber olacak. Sağlıcakla kalın.
     
    five bunu beğendi.
  13. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Cüney Ber tekrar merhaba,

    Tesadüfe bakın ki geçen sene Yunanistan turunu planlayamasaydık benim de rotam Sinop-Anamur olacaktı (tam ifadeyle Samsun-Sinop-Anamur-Gazipaşa). Bu rota hakkında çok hayalim var. Arabayla geçtiğim Ilgaz dağını bisikletle geçmek, hiç görmediğim Çankırı'yı görmek, Ersizlerdre kanyonuna giderken (Küre'den sonra) Ecevit Çorbası içmek, Ankara -Konya arasını pas geçip Kapadokya'ya yönelmek ama Hadim tarafını da atlamamak,Kartal Yuvasını geçip Anamur'u geçerken (Antalya-Adana arası) solda görddüğümüz dağlardan inmek...
    Beraber pedallamak mümkün olmasa bile birbirimize ve bu turu yapmak isteyecek arkadaşlara anlatacağımız çok şey olacaktır.

    Şimdiden kazasız ve keyifli bir tur dilerim. Tur yazınızı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.

    Selamlar

    five
     
    Cüneyt HOCAOĞLU bunu beğendi.
  14. Emrah B.

    Emrah B. Üye

    Kayıt:
    26 Haziran 2013
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    160
    Şehir:
    Erzincan
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Okuması bu kadar keyifliyse tur ne kadar keyifli geçmiştir. Paylaştığınız için teşekkür ederim.
     
    five bunu beğendi.
  15. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Emrah Bey merhaba,

    Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.. Darısı sizlerin de başına :)

    Kazasız ve keyifli turlar

    five
     
  16. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Soner Bey Tekrar merhaba,

    Bir tesadüf yazdıklarınızı yeniden okudum. Bu turu 2013 Eylül'ünde yapmıştık ve 2014 Ağustos'undan aynı rotayı (tabi bazı eklentilerle ve arabayla) ailemle birlikte geçtik. Aynen yazdığınız gibi, aynı yerden bir kez daha geçtik, aynı yerde bu sefer ailemle bir şeyler yedik. "İşte burada durduk", "işte bu yokuşu çıktık" dedim. Gerçekten paylaşması çok güzeldi ki zaten ben de bu duyguyu çok seviyorum.

    Epey bir zaman sonrada sizin yazdıklarınız bana bunları hatırlattı.

    Demek ki siz de beni doldurmuşsunuz. :)

    Selamlar

    five
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.
  17. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Sevdiğim turun yazısı hortlamış ne güzel :)
     
    five bunu beğendi.
  18. KuzuBoyz

    KuzuBoyz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Ocak 2015
    Mesajlar:
    392
    Beğeniler:
    799
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Bisikletler kızmıştır size "Bizim niye fotoğrafımız yok" diye :p
     
    caner1405 bunu beğendi.
  19. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba,

    Bugün tutun son ve bisikletsiz günüydü. Onlar 12 günün sonunda dinleniyorlardı. :)
     
  20. eren cerciz

    eren cerciz Aktif Üye

    Kayıt:
    16 Eylül 2014
    Mesajlar:
    188
    Beğeniler:
    346
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    KTM
    Seviye:
    27/09/2013 – 13. Gün Atina-Pire-Midilli-Ayvalık-İstanbul

    Mükemmel bir deneyim serisi olmuş. Yazan ellerinize, pedallayan ayaklarınıza sağlık. Bu yaz ben de benzer bir tur gerçekleştirmeyi planlıyorum. Yazılarınız sayesinde çok şey öğrenmiş odum. Planımda Meteora Manastır'ları yoktu. Ancak şu anda plana orası da eklendi, sayenizde.
    Yazı ve fotoğraflar için tekrar teşekkürler...
     
    five bunu beğendi.