Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İlk kez bisiklet ile şehirlerarası yola çıkacaklara öneriler

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında tgulen tarafından paylaşıldı.

  1. tgulen

    tgulen Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Merhaba herkese,

    Geçtiğimiz Ağustos ayında hayatımın ilk şehirler arası yolculuğumu (Bandırma-Lapseki-Çanakkale-Gökçeada ve dönüşte de Gökçeada-Gelibolu-Lapseki-Bandırma) yaptım ve sonunda edindiğim tecrübelerimi şehirlerarasına bisiklet ile çıkacaklara yazmak istedim. :)

    Saygılarımla...

    Tolga Gülen
    www.tolgagulen.com.tr


    ================

    Bisiklet, çoğumuzun olduğu gibi benim de çocukluktaki kısa mesafe ulaşım aracımdı. Bisikletim olana kadar mahalledeki bisikletleri kiralamış, arkadaşlarımızın bisikletlerinde “bir tur” atmış, günün birinde olursa diye rüyalarını görmüştüm.

    Büyüdüğümüzde de ne yazık ki “bisiklet” çoğumuzun gözünden düşer. Yerini “motorlu” araçlar alır. Motosikletler, arabalar… Bisiklet çoğu kişiye göre sanki “çocukça” bir araçtır. Ama benim için öyle değil :)

    Geçtiğimiz birkaç yıl içinde bu hayalimi hatırladığımda mümkün olan en kısa sürede bu hayalimi gerçekleştirmek istemiştim. Ancak Bisiklet ile yola çıkmadan önce gerçekten ciddi bir kondisyon sürecinden geçmesi gerekiyor; malum motor bisikletçidir :)

    Temmuz ayında bu hayalimi gerçekleştirme yolunda kararımı verdim. Günlük bisiklet gezilerimde de kondisyonumu bisiklet forumlarından ve bu konudaki uzman kişilerden bilgiler alarak arttırdım. Temmuz ayında 1.070 km yol yaptım ve bu süre içinde kaybettiğim kilolarla da kas kütlemi koruyarak daha yağsız ve sağlıklı bir noktaya ulaştım.

    Ağustos ayı ile birlikte son hazırlıklarımı; gideceğim hedef ve hedefe giden parkur hakkındaki bilgileri aratırdım. Bunun için de “harita”lara ihtiyacım vardı. Ancak gidilecek km’den çok bir bisikletçi için parkurun “yükseklik” durumu daha önemlidir. Bu konuda Avrupa’da yapılmış yükseklik haritalarının olduğunu biliyordum ancak ülkemizde ne yazık ki herhangi bir “yükseklik haritası”na ulaşamadım. BU konuda yapılmış birkaç akademik çalışmaya ulaşabildim. Ancak akademik çalışmalar da daha çok istatistiki bilgiler içeren günlük kullanımdan uzak akademik metinlerdi. Bu nedenle de ulaştığım ilk çıkarımlardan biri; “Harita, bir yolculuğa çıkıp o yoldaki hedefe giden yolu katetmek için yeterli değildir” olmuştu…

    Benim hedefim belliydi; Gökçeada… İstanbul’dan Gökçeada’ya iki farklı yoldan gidebilirdim.
    1) Kuzey Marmara (İstanbul-Silivri-Tekirdağ-Şarköy-Gelibolu-Kabatepe)
    2) Güney Marmara (Yenikapı-Bandırma-Biga-Lapseki-Çanakkale-Eceabat-Kabatepe)

    Daha çok kuzey Marmara yolunu planlarken ulaşmış olduğum akademik çalışma, Marmara bölgesinin kuzeyi ile güney arasında ciddi bir yükseklik farkı olduğunu söylüyordu. Daha sonra bisiklet forumlarında aynı rotayı yapmış bisikletçilerin güncelerini okudum hatta güncelerini basıp günlerce yanımda taşıdım.

    İlk defa şehirlerarası bir yola (hem de tek başıma) çıkacağımdan oldukça heyecanlıydım. Bisiketçilerin katettikleri günlerde tuttukları bazı akıllı telefon uygulamalarının yükseklik bilgileri verdiğini de görünce aradığım bilgilere ulaşmış oldum diyebilirim. Benim de kullandığım “Map my ride” uygulaması kullanan bisikletçiler, bisiklet forumlarındaki güncelerinde map my ride linklerini ve ekleyerek bana bu konudaki en önemli bilgileri iletmiş oldular. Yolun belki de yaklaşık bir yükselti durumunu öğrensem de en azından yolun hangi noktasında nelerle karşılaşacağıma dair önemli bilgilerim oluştu.

    Yola çıkmadan önce yanımda taşıyacağım malzemelerin bir kısmı bisiklet için bir kısmını da kendim için taşımam gerektiğini biliyordum. Bisiklet’in yolda herhangi bir sorunla karşılaştığında kendi başıma bulacağım çözümleri için öncelikle iç lastikler ve yama setleri aldım. Yanımda götürmeyi düşündüğüm tüm eşyalarımı da şu kriterlere göre gözden geçirdikçe günbegün eridiklerini gördüm; eşyalar olabildiğinde küçük ve hafif olmalıydılar. Tatil için yanıma aldığım t-shirtlerin bile sayısına ve hafifliklerine dikkat ettim desem abartmam.

    Bisiklet forumlarında çok gördüğüm bir uyarıyı dikkate almayarak sırt çantası ile tura çıkmak zorunda kalmıştım. İçinde de en çok su depom vardı. Yaklaşık 7 kg’lık sırt çantam yolun henüz 20. Km’sinde 70 kilo olmuştu sanki. Öyle bir ağrı yapıyordu ki sırtımda anlatamam. İlk gece konakladığım pansiyonda sırt ağrısında dönenmiş durmuştum. Sırt çantası takmayın sırtınıza… Bisiklete eşyalarınız koyacağınız “heybe çanta”nın üstüne ek yüklüklerle sıvı ve su yüklerinizi de taşıyın derim.

    Hazırlık süremin bazen hiç bitmeyeceğini düşündüm diyebilirim. Ne zaman bitecekti bu hazırlık da yola çıkacaktım :)

    Hazırlık aşamasında yapılması gereken çok önemli bir adımı atlamıştım. Yola çıkmadan önce kardeşimin bir ameliyatı olmuştu ve bu nedenle taşıyacağım tüm yükü bisiklete yükleyerek her zaman yaptığım bisiklet parkurunu yapmam gerektiğini biliyordum ama zamansızlıktan yapamadım. Tura çıkarken taşınacak yük ile en azından bir mesafe yapılmasının çok gerek olduğunu iletmek isterim.

    Sadece bu tur için genelde planlı biriyimdir. Çıkacağım bisiklet turunda da yazılı bir tur planı yaptım. Daha sonra o tur planını günlük planlara böldüm. Günü de sıcaklık ve saat durumuna göre bölümleyerek olası gidiş hızıma göre kaç saatte nerelerde olabileceğimi (yükseklik haritasından da edindiğim bilgilerle) tahmin etmeye çalıştım. Güncelerini okuduğum bisikletçiler ortalama 14-16 km/s hızla turlarını yapmışlardı. Ben kendimi daha tecrübesiz bir bisikletçi olarak gördüğümden en kötüyü planlayarak 10 km/s hızla gideceğimi düşünerek günlük planlarımı yaptım. (Bu hız çok yavaş bir ortalamaya denk geliyor ancak özellikle de Bandırma’ya dönüşte sürekli karşımda esen rüzgar yokuş aşağı pedal çevirmeme rağmen saatte 8 km/s’e kadar yavaşlattı beni. Sonuçta yükünüz varsa ve ilk defa şehir dışına çıkıyorsanız hızı düşünmemenizi öneririm)

    Eğer bir günden fazla bir yola çıkıyorsanız amacınızı saate karşı yarışmak değil belirlediğiniz ve önceden tahmin ettiğiniz mesafeye karşı yol aldığınızı kendinize hatırlatmanız gerektiğini düşünüyorum. 100 mt yarışçılarının fişek gibi fırladığı yarışlarda olmadığınızı hatırlamalısınız. İlk yokuşta tüm gücünüzü harcayarak kalan minik bir yokuşta tıkanmanız tüm turu ve ulaşmayı hedeflediğiniz mesafeyi de tehlikeye sokacaktır. Bunun için de “iç disiplin” gerektiğini düşünüyorum. Kendinizi zorlamayın. Ulaşmaya çalıştığınız hedefi unutmayın.

    Bisiklet forumlarında da 60-70 km’den uzun rotalar için kısa ama sık mola verilmesini öneriyorlardı. İstanbul’da hiç durmadan 2 saat içinde 60 km yolu yapmak ile şehirlerarası yolda bu performansı hedeflemek aynı değildir. Şehirlerarası yollarda her şeyden önce yoğun bir araç trafiği olacağını, yolların bazı kısımlarında yol yapım çalışması olduğunu, emniyet şeridinin her yerde kullanılabilecek durumda olamayacağını düşünmelisiniz. Bu molaları zaten turu yaptığınız mevsime göre (hele ki yaz aylarında yapıyorsanız) sıvı dengenizi korumanız için vermeniz gerekecektir. Sadece su değil arada maden suyu ve powerade gibi antrenman takviyeleri de bu tip yoğun performanslarda özellikle kas spazmlarını engelleyecektir.

    Şehirlerarası yollar bisikletler için tasarlanmamıştır. Bu nedenle de yokuşlar ile doludur. Daha önce yük ile bisiklet sürmemiş bir bisikletçi olarak şehirlerarası yolda bisikletin ağırlığına bir de yanlardan geçen araçların rüzgârlarının eklenmesi ile durumun daha da olumsuz hal alacağını düşündüysem de o kadar olacağını düşünmemiştim. Tüm bu olumsuz durumlar da sizin sürüş hızınızı etkileyecektir.

    Yolun düz olduğu noktalar aslında en keyifli noktalarıdır desem yeridir. Hele ki o bölgedeki rüzgâr da arkanızdan size destek veriyorsa… Ancak yollarda bir de yokuşlar var… Bazıları kilometrelerce sürebiliyor. Bisikletin 1. çarkında ve 1. viteste 7-8 km/s hızla saatlerce gitmek durumunda kalabilirsiniz. Bu durumlarda yokuş yukarı gitmenin alacağınız yol açısından olumsuz bir durum olacağını söylemenin yanında yokuş aşağı gitmeye göre daha “güvenli” olduğunu iletmeliyim. Yokuş aşağı giderken de dakikalarca kağnı hızından uzaklaştıkça kaybettiğinizi düşündüğünüzü sandığınız kilometrelere doğru akma hissinde olabilirsiniz; aman dikkat; İç disiplin ;)

    Yollarda mola vereceğiniz mekânlar için "benzin istasyonları"nı öneriyorum. Yollarda kimsenin olmadığı ıssız mekânlardan da kaçının. Benzin istasyonlarının bazılarında yemek yeme imkânı da bulabilirsiniz. Ayrıca tüm benzin istasyonlarında soğuk su bulunuyor. Yazın yapacağınız bir bisiklet turunda soğuk su hazine değerindedir :)

    Özellikle yaz aylarında sabah gün doğumu ile yola çıkmak çok iyi bir fikirdir??? (Bence) hayır, çok kötü bir fikirdir… Nedeni ise geceden sabaha kavuşma saatlerinde hala aktif olan “köpekler”dir… Özellikle de bisikletin gidiş yönünde size doğru bakıyor ve hareket etmiyorlarsa… Size doğru hareket etmeleri durumunda size saldırabileceklerini, eğer yokuş yukarı bir noktadaysanız sizden daha hızlı koşacaklarını unutmayın. Önerim bisikleti durdurup hemen bisikletten inmeniz, bisikleti köpek ile aranızda kalkan yapmanızdır. Ayrıca yanınızda taşıyacağınız herhangi başka bir araç işe yaramazken kocaman bir sopa köpeklere karşı oldukça caydırıcı olacaktır.

    Yollarda araçlara bilgilendirme amaçlı konmuş trafik levhaları mevcuttur. Ancak bu levhalarda yazan rakamların bazen “tahmini” yazıldığını da unutmayın. Trafik levhalarındaki kilometre bilgilerine güvenmeyin… ;)

    Gece ne olursa olsun bisiklet sürmeyin. Benim tura çıktığım günlerde güneş 20:15 gibi batıyordu. 19:30 itibariyle bir yerlerde konaklamayı düşündüm. Turumun ilk gününde Lapseki’ye kadar gitmeyi planlamıştım kağıt üzerinde. Ancak Lapseki’ye 15 km kadar yolum kaldığını düşündüğümde saat 19:50 olmuştu ve güneş gittikçe hızla batıyordu. Önümdeki yolun ne kadar daha ıssız olduğunu bilemediğimden tahminimden biraz daha önce bir pansiyona giriş yapmıştım. İyi ki de yapmışım; nedenini bir sonraki sabah Lapsekiye 15 km yerine 23 km yol yapınca öğrendim. Planladığım sürede kesinlikle varamayacakmışım. Bazen yaptığınız kağıt üstündeki plana göre iç sesinizi dinlemeniz daha önemli olabilir…

    Son olarak gündüz saatlerinde de olsa “görünür” olmak çok önemlidir. Fosforlu yelek, kask ve kask ışığı hatta alaca karanlığa kalırsanız (bulutlu günlerde gündüz saatlerinde de) farınızı açıp bir çeşit UFO gibi yollarda sürün.

    Yola çıkmadan önce çok sorduğum bir soru da şuydu: “Bisikletimi yolun hangi tarafından sürmeliydim?” Gideceğim yol iki şeritli bölünmüş yol olmasına rağmen yolun büyük bir kısmı bakımdaydı diyebilirim. Bakımda olmayan yerlerde de yolun emniyet şeridindeki olumsuzluklar bazen güvenli sürüş imkânı vermiyordu. Kaldı ki arkadan gelen kamyonların rüzgârları oldukça etkileyebiliyor bisikleti. O nedenle karşı şeride geçip ters yönden ve gelen tüm araçları görerek sürmenin daha güvenli olduğunu söyledi danıştıklarım. Ancak 3 ve daha fazla bisikletli olarak tura çıktıysanız gideceğiniz yön sadece gidiş yönü olmalıymış…


    Bisikletliler için Trafik Kuralları

    Bisikletliler olarak Trafik kanunu yönetmeliğinde bizlerinde uymamız gereken bazı kurallar vardır, bu kurallar hem can hem mal güvenliğimiz açısından önemle uyulması gerekiyor.

    2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu göre; Bisiklet, motorlu bisiklet ve motosiklet sürücülerine aşağıdaki kurallar uygulanır.

    a) Ayrı bisiklet yolu varsa, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yolunda, Bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerin yayaların kullanmasına ayrılmış yerlerde, Bunlardan ikiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yanyana, Sürülmesi yasaktır.

    b) Bisiklet sürenlerin en az bir elleri, motorlu bisiklet sürenlerin manevra için işaret verme hali dışında iki elleri ve motosiklet sürenlerin devamlı iki eller ile taşıtlarını sürmeleri ve yönetmelikte belirtilen güvenlik şartlarına uymaları zorunludur.

    c) Bisiklet, motorlu bisiklet ve sepetsiz motosiklet sürücülerinin, sürücü arkasında yeterli bir oturma yeri olmadıkça başka kişileri bindirmeleri ve yönetmelikte belirtilen sınırdan fazla yük taşımaları yasaktır.

    Sürücü arkasında ayrı oturma yeri olan bisiklet, motorlu bisiklet ve sepetsiz motosikletlerle bir kişiden fazlası taşınamaz.

    (Değişik fıkra: 21/05/1997 – 4262/4 md.) Bu madde hükümlerine uymayan sürücüler 3.600.000 lira para cezası ile cezalandırılırlar.

    Aslında daha yazılacak çok şey var. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Buraya yazmadığım önemli konular da varsa yakında o konuları da derleyip yazacağım. Özellikle de ilk defa şehirlerarası yola çıkacak bisikletçiler için bu yazımın fikir vereceğini düşünüyorum.

    Toparlarsam önemli konu başlıkları şunlar:
    1) Hazırlık
    2) Yola çıkmadan önce yük ile tam bir antrenman
    3) Sırt çantası kullanmayın
    4) Heybe çanta içine olabildiğince az ve hafif malzeme yükleyin
    5) Tur ve günlük plan yapın ve molalarınızda hazırlamak için bakın
    6) İç disiplin ile hedefinizi unutmayın
    7) Sık aralıklı kısa molalar verin
    8) Su ve elektroliz dengesini verdiğiniz kısa molalarla koruyun
    9) Yokuş yukarı çıkmanın yokuş aşağı inmeye göre daha güvenli olduğunu unutmayın
    10) Molalarınızı Benzin istasyonları veya kalabalık yerlerde verin.
    11) Sabah saatlerinde “Köpekler”in aktif olduğunu unutmayın
    12) Köpeğin size doğru koşarak gelmesi durumunda bisikletten inerek bisikleti kendinize kalkan yapın.
    13) Trafik levhalarının yanlış mesafe bilgileri verebileceğini düşünün
    14) Gece bisiklet sürmeyin
    15) Fosforlu yelek, Kask ışığı ve farınızı gündüz saatlerinde de yakın
    16) Tek başınıza sürecekseniz yolun ters tarafından ve gelen arabaların yönünde sürün.
    17) Müzik dinleyerek dışarıdaki seslerden sakın kopmayın. Kulağınız yolda olsun...
     
  2. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.262
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    16. maddede size katılmıyorum... Bana göre ters yönde bisiklet sürmek her zaman için çok daha büyük risktir...
     
  3. Eser Sevinç

    Eser Sevinç Onursal Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.782
    Beğeniler:
    2.582
    Şehir:
    Eskişehir
    Adı:
    Eser Sevinç
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Güzel tespitlerde bulunmuşsunuz.
    hem katıldığım hem de ilave olarak söylemek istediklerim şunlar.
    Sabırlı olmak çok önemli, bu her konuda en temel unsur. İç disiplini korumak, günü birlik turlardaki gibi enerjiyi tüketmemek, yol durumunu, ertesi günü ve turun tamamını düşünerek enerjiyi dengeli kullanmak gerekli.
    Sabahları köpekler çok saldırgan ama yaz aylarında sabahları yol almakta apayrı bir zevk :) hem yollar boş hem hava serin ve gideceğiniz yere daha erken gitme imkanını size sunuyor. Tek başıma da olsam köpeklerle karşılaşmayı göze alıp erken yola çıkmaya razıyım, ama köpek korkunuz fazla ise tavsiye etmiyorum ben de.
    Gece çadır kurma vs.. zaten zor olduğu için karanlığa hatta akşam saatlerine kalmadan konaklanacak yer seçilmeli, günün tamamını bisiklet üstünde geçirmemek gerekir. Yemeği vs.. kendimizin pişireceğini düşünürsek hava kararmadan 2-3 saat önce konaklanacak yeri seçip durmak lazım.

    Katılmadığım nokta Mustafa Özkul arkadaşımın da dediği gibi 16. madde.
     
    tgulen ve ihtiyar bunu beğendi.
  4. tgulen

    tgulen Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Katkılarınız için teşekkür ederim. :)

    Ters yönden gitmek önce bir kötü geliyor kulağa ancak emniyet şeridinin bir kısmı yenmiş iki şeritli yollarda arkadan gelen araçları görmeden trafik yönünde gitmek de ayrı bir tehlike değil mi? Biga'dan Bandırma'ya dönüşümde bir TIR emniyet şeridine de girip bana çok tehlikeli bir mesafeden ve oldukça hızlı bir şekilde geçti. Bu sırada önce TIR'ın rüzgarı ile TIR'a doğru çekildim sonra da TIR'ın ardındaki rüzgar ile dışarı savruldum. Karşı şeritten giderken böyle bir durumda kesinlikle kalmıyorsunuz. O nedenle "önerilerim" kısmına bu bilgiyi eklemiştim. :)
     
  5. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Bende Mustafa gibi 16. Maddeye katılmıyorum. Ayrıca belirtmiş olduğunuz bisikletlilerin uyması gereken trafik kurallarına göre de aykırı. Taşıt olarak trafiktesiniz ve sizde hemen hemen aynı kurallara uymak zorundasınız. Ters yönden gitmek çok yanlış...
    Belirtmiş olduğunuz durumlar için ayna kullanabilirsiniz...
     
    tgulen, Barış TURAN ve SerkanNamazcı bunu beğendi.
  6. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba @tgulen,
    Öncelikle bu güzel yazınız için teşekkür ederim. Çok güzel bir içerik hazırlamış ve çok güzel ifade etmişsiniz. Bu içeriği çok beğendiğimi belirtmeliyim. Tekrar teşekkür ederim.
    O kadar yaşadığım şeylerden bahsetmişsiniz ki hepsi için evet ben yazsam aynı şeyleri yazardım dedim. Mesela sabahları köpek tehdidi, yükleri bisiklete taşıtmak, görünür olmak vb. Bir konuda ayrılıyorum ki o da yukarıda diğer arkadaşların da belirttiği karşı şeritten gitmek konusu. Benim bu konuda da yaşanmış bir örneğim var. Yalova-Armutlu-Gemlik-Yalova turu sırasında Armutlu'ya inişte asfaltın erimesi sebebiyle zaten dar olan yolun karşı şeridinde en kenardan devam etmeye başlamıştım. Sorunsuz ilerliyordum ta ki karşımdan bir greyder gelene kadar. Yolda kaçacak bir yer bulamadığım için durup yoldan dışarı çıkmıştım. Sağ şeritte olsan yolun içine veya en dışına doğru hareketlenebileceğimi düşündüm ama sol şeritte ilerlerken kendimi güvensiz hissettim. Belki de alışmadığım içindir. Ama şunu biliyorum ki yanımdan çok tırlar, kamyonlar, otobüsler geçti ama ben görünür olduğum sürece ve yolda sorumlu bir şekilde sürdüğüm sürece onlar da bana saygı gösteriyorlar. Tabi dibimden geçip beni tedirgin etmeye çalışan bir iki serseriyi hariç tutuyorum.
    Tekrar belirtmem gerekirse yazınızın altına (haydi ortak söylenen şekilde belirteyim 16. Madde hariç) imzamı atarım. Bu işe başlayacaklar için çok faydalı olacağını düşünüyorum.

    Kazasız ve keyifli turlar.
    five

    Not:Ben de aynı rotadan geçerek Gökçeada'lı bir Marmara turu yapmış ve burada paylaşmıştım. Göz atma fırsatınız olmuş muydu ?
     
    tgulen ve Tamer KAMIŞLI bunu beğendi.
  7. tgulen

    tgulen Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Merhaba @five :)

    Katkılarınız ve iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. :) Bisiklet keyfinin herkes için kazasız ve keyif ile sürmesi en büyük temennim...

    Köpekler konusunda ise aslında bizzat kötü bir tecrübem olmadı. Ancak Bandırma-Biga veya Lapseki-Çanakkale arasında gördüğüm köpekler bizim şehiriçinde gördüğümüz çelimsiz ve bir bağırma ile kaçacak cinsten de değildi. :) Sadece bir seferinde terkedilmiş bir fabrikanın köpeği yanıma geldi ve o sırada oldukça dik bir yokuş çıktığımdan neredeyse hafif koşu hızındaydım. O zaman inip bisikleti köpekle aramda kalkan yaptım ve bir başka köpek olmadığı için de bu yöntemin yararlı olduğunu gördüm.

    Tura çıkmadan önce de Bisiklet Forum'unda Gökçeada turu yapan tüm tüm yazarların yazılarını okudum. Hatta yazıların önemli kısımlarını bilgisayarıma kaydedip, yolda verdiğim molalarda okumak üzere bastım. Tüm yazılardan çok yararlandım; size de paylaştığınız bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim :)

    Yazdığım yazıyı edit edip hepinizin yanlış bulduğu 16.maddeyi kaldırmak istedim ancak forumda yazılan yazının nereden edit edildiğini bulamadım. 16. maddeyi nasıl edit edebilirim; beni yönlendirebilir misiniz?
     
    five bunu beğendi.
  8. Cömert

    Cömert Kıdemli Üye

    Kayıt:
    20 Şubat 2012
    Mesajlar:
    375
    Beğeniler:
    742
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Her ne kadar 16. madde gerçekten trafik kurallarına aykırı olsada , amaç karşıdan gelen aracı çok önceden görüp , Eğer gerekiyorsa önlem almanıza zaman yarattığı için karayolunda yürümek veya sürmek zorunda kalırsam benimde yaptığım bir uygulamadır.

    Aynı zamanda motorsiklette kullanırım.Ayna kullanmayı da iyi bilirim.Ancak bisiklet için üretilen aynalar çok yetersiz.piyasada satılan nerdeyse her markayı denedikten sonra hepsinden vazgeçip yolu dinlemeyi tercih ettim. Ancak otobanlarda özellikle yoğun trafik insanı yanıltabiliyor.

    Tamam trafik kuralları var ancak birde söförlerin sürüş alışkanlıkları var. Şeridin en sağında olan şöför hiç bir zaman, kendi sağına dikkat etmez. Benzinlik veya mola verecekken ve ayrım noktasına gelip manevrasını yaparken aynasına bakması lazım, ancak bunu yapmaz. Ben çok araçla birlikte benzinliğe dalmak zorunda kaldım.Adam sağına değil hangi pompanın boş olduğuna konsantre olduğu için sizi düşürse bile görmez, farkına varmaz. ne zamanki bisiklet kullanmaya başladım ben bile o zamana kadar bizzat kendimin bile böyle yaptığını farettim.


    Uzun süre direksiyon başında kalmış bir şöför , ne hızını göstergeye bakmaksızın anlayabilir , ne de yanından geçtiği araca ne türlü bir etki edebileceini fark edebilir. Hele hele uzun dorseli tırların yarattığı hava türbülansı nerdeyse sağlıklı bir insanı yürürken bile savuracak kadar fazla veya bir aracı şerit değiştirtecek kadar fazla oluyorsa, önceden görüp buna göre bir tedbir alabilmek , gelen aracı hiç görmeden aniden geçtikten sonraki durumu kurtarabilmekten daha güvenilir olduğu için , trafik kurallarına ayıkırı olduğunu bile bile zorunlu kalırsam yürürken veya sürerken 16. maddeyi aynen uygularım arkadaşlar.

    Kaldı ki yollara asfalt atırklırken yolun en dış kenarları ne yapalırsa yapılsın asfalt kalınlığı ince kaldığından ,ağır yük kamyonlarının yaptığı basınçtan dolayı ya bu bölgenin kırılıp parçalanması ya da dış bükey şeklinde bombe vermesinden dolayı istesenizde bu bölümde sürmek bu engebelerden dolayı oldukça zordur. Ne kadar sağa yanaşırsanız yanaşın ister istemez oluşan kot farkından, tümsekten veya büyük çukurdan , kaçınmak için yolun soluna doğru bisikletinizi refleks halinde çekmek nerdeyse kaçınılmazdır. Arkanızdan geleni görmeden bunu yapmak gerçekten büyük risktir.


    Karşı çıkacağınızı biliyorum. Bu durum gerçekten savunulacak bir durum değil. Kanunende yasaktır. Ancak amaç önce sürücünün can güvenliği ise elbette karşınızdaki aracı yüzlerce metre önceden görüp , eğer karşıdan gelen araç kendiniz için ciddi bir tehlike arzediyorsa ( kamyon kasasından dökülenler olabilir, kamikaze gibi makas atarak gelen olabilir, veya Balık sırtı tabir edilen karayolunda kasasının taşıyabileceğinden çok daha fazlasını taşıyanlar olabilir. yolun bir tarafına çok yakın seyreden olabilir ) gereken sakınma hareketlerini yapmak bence her zaman daha mantıklıdır.






    Bundan sonra yazılanın konu ile bir alakası yoktur. Avrupa ülkelerinin şöförlerinin farkı ile türk şöförlerinin farkını belirtmek için yazılmıştır. Okumasanızda olur.

    Motorsiklet tecrübem bisikletten çok daha fazla olduğu için örnekler motorsiklet üzerinedir.

    - Almanyada yaşayan bir arkadaşım anlatmıştı.Yalanmı doğrumu bilemem.Dolasıyla sadece anlattığını aktarıyorum Almanyada yaşayanlar veya yaşamış olanlar kararı versin. Arkadaşım bir gezide , Motorsikleti ile kırmızı ışıkta geçiyor.Bir süre sonra bir mahkeme davetiyesi alıyor. Gidiyor mahkemeye, kırmızı ışıkta geçmekten dolayı hem para cezası hemde sürücü kursunda özel eğitim alması yönünde karar veriliyor. Hemde şart koşuluyor. gitmezse cezası büyüyecek. gidiyor kursa. Her gittiğinde ona sadece "kırmızı ışıkta geçilmez" deniyor. Bu kadar. Bu olay 20 gün kadar sürüyor.Adam bıkmış ama gitmezse ceza katlanacak. bu süre sonunda bakıyor ki bir daha kırmızı ışıkta geçerse aynı olay tekrarlanacak. Bir daha asla geçmiyor.Zaten amaçta buymuş. Parası olan öder unutur. Unutturmamak için bunlar yapılırmış.

    - Yine bir tanıdığım motorsikletiyle yunanistanda gezerken bir jeep buna dokunuyor.devirmiyor. Hafif temas. Sürücü kadın yalvarıyor şikayetçi olmaması için, Meğer oradaki trafik kanunlarına göre eğer trafik ışığı yoksa , 2 tekerlekli her ulaşım aracı yola çıktığı an 4 tekerlekli her türlü ulaşım aracı yol vermek zorundaymış . Eğer arkadaş kendisini yere atsaymış, kadını mahkemeler resmen süründürürmüş.

    - Angaralı bir turizmci abim iş için lozana gidiyor. Bir araba kiralıyor. Ankaranın ETS öncesi eski şöförleri alışkanlıklarından dolayı pek kırmızı dinlemez. Geçivermiş kırmızıda sonradan farketmiş ancak araçta zaten kiralık. Akşamada dönecek. Ama merakta ediyor. Oteline dönüyor 55- 60yaşlarında bir otel görevlisini çağırıp , kırmızı ışıkta geçmenin cezasının ne oluğunu soruyor. Aldığı cevap manidar. " hayatım boyunca hiç geçmedim . Bilmiyorum"

    Bunları neden yazdım ? Şimdi bunları bir türk şöföre anlatsanız güler geçer. Çünkü bu uygulamalar ülkemizde yok. Kanunda Kağıt üzerinde var ama reelde yok.Ehliyet sınavında kağıt üzerinde yaparım veya yapılması gerekir denilen hiç bir kural gerçek trafikte , hele hele acele edilmesi gerektiğinde yapılmıyor. Yazılı olmayan bir " Küçük araç büyük araca her zaman ve her şartta yol verir" kuralı uygulanıyor. Bu mantıkla motorsiklet veya bisiklet en küçük araç sayılıyor ve her zaman kaçsın , yol versin, dursun diye bekleniyor.

    Bu şöförle aynı trafiği paylaşıyoruz. Avrupalı başına geleceklerin gayet farkında, ülkemizde anca kazaya bir fiil karışırsa "ÖĞRENİYOR". Trafik polisimiz bilke malesef trafik kanunu tam bilmiyor.

    Hal böyle olunca 16. maddenin uygulamasının olmaması gerekir. Tamam itirazım yok. Ancak yolların durumu böyleyken , şöförlerinde hali hepimizce malumken , canımı korumak önce benim sorumluğumken, kızacaksınız ama 16. maddeyi aynen uygularım arkadaşlar. karşı çıkana polemik yaratıcı cevap vermem. veya israrla bu konuyu savunmam . Kimseyede yapması için tavsiyelerde bulunmam.Yol uygunsa elbette yolun sağından giderim. Ancak değilse 16. maddeyi Sadece eğer gerek görürsem yaparım.
     
  9. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba sayın @cömert özen,

    Detaylı açıklama ve örnekleriniz için çok teşekkür ederim.
    Almanya örneğini, 1998'de, Nürnberg'deki bisiklet yollarının sadece çizgi ile ayrıldığını ve hiçbir motorlu aracın bu çizgileri ihlal etmediğini gördüğümde yaşamıştım. Kuralsa gerçekten kural ve ihlali düşünülmüyor bile.

    Yazdığınız "hepsinden vazgeçip yolu dinlemeyi tercih ettim." cümlesinin işin kilit noktası olduğunu düşünüyorum kendimce. Bu yüzden yolda hangi müziği dinliyorsunuz diyen forumdaşlara "rüzgar sesini" diyorum müzik dinlemediğimi belirtmek için. Çünkü yolda olmak, yola konsantre olmak, işin en önemli kısmı bence (ben de yola değil de başka şeylere (video çekmek gibi) konsantre olduğumda düşerek almıştım dersimi :) ). Tabi ki herkes kendince belirli tedbirler alıyordur, almalıdır da.Sizde bu anlamda belirtmişsiniz gerekli gördüğünüz durumları. Mesela otobana bisikletle girmek gibi. Emniyet şeridi bomboş ve siz sorunsuz, zahmetsiz pedal çevirebileceksiniz. Diğer yollardan belki daha da güvende olacaksınız. Ama kural olarak motorlu taşıtların girmemesi gerekiyor ya. Benim söylemim de o hesap. :)

    Hemen belirteyim ki amacım ne konuyu uzatmak ne de polemik yapmak. Herkesin bisiklet üzerinde gelşrtirdiği refleksleri, sürüş stili, zevk aldığı şeyler farklıdır. Ama bisiklet keyfi hep aynı güzellikte kalacaktır. 10 Km'de olsa, 10.000 Km'de olsa.

    Kazasız ve keyifli turlar.

    five
     
    tgulen bunu beğendi.
  10. mtsemiz

    mtsemiz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    404
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    2 sene önce forumda da paylaştığım bir turumda, İznik gölünden dönüş yolu olarak Orhangazi-Soğucak-Yalova anayolunu seçmiştim. Bisiklet hayli yüklü, zirveden aşağı Yalova'ya doğru iniş gayet virajlı ve dik. Ben de gücümün son demlerindeyim. Ağır vasıtası, otobüsü, kamyonu eksik olmayan bir bölge burası. Yolda kaçacak emniyet boşluğu yok, beyaz çizginin dibinde bariyerler. Bariyerin hemen arkası da bildiğiniz üzere derin bir vadiye inen uçurum. Bariyere yapışık ve sürekli fren sıkarak inmeme rağmen, VİCDANSIZ ALLAHSIZ kamyoncular, kimbilir taa nereden görmelerine rağmen, öyle bir sıyırtarak geçiyorlar ki, her birine beddua etmemek mümkün değil. Yani demek istedikleri, buraya nerden geldin, akıllı ol, alırım ehliyetini diyerek Erol Taş gülüşü eşliğinde sıyırtıp geçmek. Bir de rüzgarlarından veya panikten kapaklanıp alabora olursanız değmeyin keyiflerine....
    O yüzden 16. maddede itiraz eden arkadaşlara katılmıyor, illa inmek zorundaysanız ters yönden ininiz, veya en iyisi bu güzergahı seçmeyiniz, alternatifiniz yoksa bu güzergahı tırmanıp dönüşü (inişi) başka yoldan yapınız diyorum.
     
    akın akın ve tgulen bunu beğendi.
  11. Cömert

    Cömert Kıdemli Üye

    Kayıt:
    20 Şubat 2012
    Mesajlar:
    375
    Beğeniler:
    742
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Yurtdışında otoyol veya yol yapılırken , 5 ila 15 derece arasında bir eğim verilir. Burada amaç yağmur yağması durumunda , suyun eğim vasıtasıyla tahliye edilerek , otoyol veya yolun üzerinde kalmamasıdır. Eğer bu eğim iki ve dört veya daha çok şeritli yolda iç tarafa doğru verildiyse suyun toplanmaması içinde yükseklile orantı birde kanal yapılır.

    Türkiyede ise uzun süredir su kanalı açmak gibi extra bir masraf yapılmaması amacıyla "balık sırtı" denilen yolun tam ortasından başlayan ve yolun iki yönüne doğru eğimi azalan mantıkla asfalt atılır. Suyun burada oluşturulan eğim ile yolun iki yanına doğru eğimle hareket edip tahliyesi düşünülür.

    Burada sıkıntı zaten 2 tekerlek ile belirli bir eğim ile mücadele ederken , yolcu otobüsleri veya tır gibi küt burunlu , yüksek tonajlı ve süratli bir aracın yarattığı rüzgar etsiyle aniden karşılaşmaktır. Motorsiklet camiiasında bu yüzden çok tarlaya uçan tanıdığım var. Kaldı ki birde o baskıya bisikletle maruz kalmak ve bunu görmeden , tahmin edemeden bir anda maruz kalmak hakikaten tehlikeli. Bu tür yollar ülkemizde yaygın kullanıldığı için buralara girmeyecek şekilde bir rota çıkartmakta zor.kalkı ki tali ve kasaba yolları da aynı mantıkla yapılır.

    Eğer yollarımız ideal olsa , şöförlerimiz bilinçli olsa 16. maddeyi sonuna kadar savunurum.Ama ne yazık ki burası Türkiye arkadaşlar. Her zaman kendi başınızın çaresine bakmanız gerekiyor. Bisikletle yola çıktığımda ,Yolda görüp alkış tutanda var, "bu yaşta bisiklet kullanmaya utanmıyormusun" diye çıkışanda var." Taksi veya otobüs bileti paran yoksa ben vereyim dayı" diye sataşanda var. Yol veren şöförde var, üstünüze direksiyon kırıp ( ne yazık ki ) şaka yapmış gibi gülende var.

    Medeniyet farklı bir şey arkadaşlar. Güzel otobanlar yapmakla , en son model araba satın almakla olmuyor.Kurallar medeni insanlar için var. Bu yüzden kuralları medeni insanlar yapar , bizlerde aynen alıp , Türkçeye çevirip uygulamaya çalışırız.
     
    Ali Ç., tgulen ve tekkir bunu beğendi.
  12. Hucreceperi

    Hucreceperi Üye

    Kayıt:
    15 Kasım 2012
    Mesajlar:
    86
    Beğeniler:
    30
    Şehir:
    istanbul avcılar
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Ters yönde sürmektense yolu dinlemek daha mantıklı,
    Tur öncesi beslenme de çok önemli,
    bisikletinizin bakımı önemli,
    malzemelerinizin kalitesi önemli,
    uzun tura çıkmadan önce şehir içinde kısa turlar yapmak gerekli.
     
  13. tgulen

    tgulen Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sanırım bazen teori ve pratik birbiri ile çelişiyor... Türkiye'deki kanun ve kurallar gereği tabii ki yolun sağından gidilmesi gerekiyor. Ben de yazımda bu kuralı (kötü örnek de olmamak için) belirtmiştim. Ancak yola çıkınca yaşananlar insanı bu kuralların ötesinde durumlara sokabiliyor. "Yolun solundan trafiğe ters yönde gitmek" de bunlardan biri. Bunu bir başka yazsa ben de sizler gibi bu yanlışa karşı çıkardım. Ancak yolda tek başımayken yaşadıklarım bana bu çıkarımı yaptırmıştı. Tabii ki gidilen yol, rota, coğrafi şartlar ve yolun durumu da çok önemli. Ben yaptığım yolculuktaki deneyimlerimi dile getirmiştim. Yanlış anlaşılmak da istemem.

    Önerilen "ayna"ları da denemedim değil. Ancak aynen Cömert Özen'in de belirttiği gibi yol boyu geriden gelen araçları sadece 5 cm'lik bir aynadan görmeye çalışmak bana oldukça zor geldi. Belki bu konuda kendimi daha da geliştirmeli ve aynadan arkadan gelen araçları ve geliş hız-açıları ile yol üzerindeki durumumu değerlendirmeyi öğrenmem de gerekebilir.

    Bir de yolun tersinden gidiş için küçüklüğümüzde trafik eğitim programlarında da verilen bir bilgiden dolayı uygulamış (ve kendi açımdan) sorunsuz bir yolculuk yaşamıştım. Ancak gittiğim parkurdaki yol ve trafik şartlarına göre olumlu sonuç aldığım bu durum başka bir bisikletçiyi başka bir parkur ve yol-trafik durumunda zor durumda bırakmasını da istemem. Ne yazık ki hala yazımdaki 16. maddeyi veya başka bir yerini edit edemediğimden o maddeyi çıkartma veya daha genel bir öneri olarak kelimeleri değiştirme imkanı bulamadığımdan yazı ilk yayınladığım hali ile yayında.

    Son olarak şunu da uzun süredir düşünüyorum. 18 yaşımda ehliyet alıp da direksiyona geçip ilk defa bir arabayı trafikte sürmeye başladığımda ve aldığım sorumlulukların da etkisi ile kan-ter içinde arabadan indiğimde "Acaba trafikte bu durumda (benim gibi) daha kaç kişi var?" diye düşünmüştüm. O günden beri de karşıdan gelen tüm arabaları sanki ilk gün ehliyetlerini almış ve kullanmaya çalışan kişiler gibi düşünürüm. Diyeceğim şu; ehliyet sınavlarında herkes bisiklet ile bilgileri alır ancak herşey o trafik sınavından geçene kadardır. Halen bir bisikletlinin ka metre yakınından geçilmesini bilmez yılların usta şoförleri. Önerim de şu: ehliyet alacak herkesin bisiklet ile trafikte dolaşması iyi olur diye düşünüyorum. Motorlu bir araç kullanmadan önce sürücülerin hem "insan gücü" ile yolculuk etme fikrini trafikteki kuralları uygulama babında yararlı olup hem de günün birinde yolda gördüğü bir bisikletlinin yanından geçerken bisikletli ile daha güçlü bir empati kurabilir düşüncesindeyim.

    Konu konuyu açıyor ancak bu fikirlerimi de iletmek istedim. :)

    Okuyan, katkıda bulunan herkese ve tabii ki trafikte bazen sadece uzaktan bir selamlaşmanın ötesine geçemediğimiz diğer bisikletçilerle yazılı olarak da olsa iletişime geçip bilgi paylaşımında bulunduğumuz Bisiklet Forum platformunu oluşturanlara saygılarımı sunuyorum... :)