Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gökova - Bodrum Turumuz

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında tırt kaptan tarafından paylaşıldı.

  1. tırt kaptan

    tırt kaptan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    591
    Beğeniler:
    672
    Şehir:
    Marmaris/Gökova
    Seviye:
    Herkese merhaba, en büyük hayallerimden biri olan Gökova- Bodrum turunu gerçekleştireceğimizi forumda duyurmuştuk. 4 kasım cumartesi günü Tony ve ben, saat 09:00 sıralarında Marmaris’ten arabayla yola çıktık, Fethiye Delta Bisiklet’ten Aykut’la Gökova Dörtyol’da buluşacaktık. Bu tur 3 ay önce bisikletimi aldığımdan beri en büyük hayallerimden biriydi, günlerdir hava durumunu takip ediyor, yağmur yağmaması için dua ediyordum. Nitekim hava açık fakat oldukça soğuktu. Saat 09:30 sıralarında Marmaris – Fethiye ayrımında Aykut’la buluştuk. Tony arabasıyla, Aykut ve bende bisikletlerimizle Akyaka’da bulunan işyerime gittik. Tony’nin arabasını işyerimin önünde bırakıp turumuza başladık. Daha önce Gökova Akbük arasını bisikletle geçmiştim ve muhteşem bir yol olduğunu yine bu forumda anlatmıştım.
    [​IMG]
    Bir gün önce meydana gelen hortumda pek çok ağacın yıkıldığını hayretler içinde gördük, ancak resimlerini çekemedim.
    30 Km sonra dünyanın en güzel yeri olduğunu düşündüğüm Akbük’e vardık.
    [​IMG]
    Her zamanki gibi soluk kesici güzellikteydi, rüzgar yıldız-poyraz dan estiği için görüş çok açık, renkler ise her zamankinden daha göz alıcıydı. Bununla beraber şiddetli esen rüzgarın özellikle Ören’den sonra problem yaratacağını hesaba katmamıştık.
    [​IMG]
    Gökova’dan Ören’in 44 Km uzaklıkta olduğunu biliyorduk yani 14 Km kalmıştı, ancak şiddetli rüzgar ve Kultak yokuşu oldukça zorladı. Ayrıca Aykut bir gece önceden uykusuz olduğu için, ben ise gripi henüz atlatamadığım için çabuk yorulduk.
    [​IMG]
    Örendeki utanç abidesi Termik Santrali ( bu iğrenç tesisi bu cennet yere diken zihniyeti nefretle kınıyorum ) geçtikten sonra Türkevleri Mevkiine geldik. Burada bir okulun bahçesindeki büfede ekmek arası çöp şiş ve ayranları keyifle yuvarladık ve yolumuza devam ettik. Sürekli deniz kıyısından muhteşem bir manzarayla gidiyorduk fakat Datça açıklarında gökyüzü kapanmış neredeyse yağmur yağacak gibiydi.
    [​IMG]
    Poyrazdan esen sert rüzgar, bulutları Yunan adalarına sürükledi, bununla beraber bu sert rüzgar benim gibi amatöre iyi bir ders verdi: “ eğer uzun tura çıkacaksan donanımın tam olmalı “ altımda kısa taytım vardı ama yinede üşümüyordum, ancak içimde de pamuklu tişört vardı ve terledikçe sırtıma yapışıyor rüzgarda ise dondurucu bir hale geliyordu. Allahtan Aykut tecrübeli biri olarak yanında yedek kıyafetler getirmişti ve tam bir takım arkadaşı gibi davranarak rüzgarlığını benimle paylaştı.
    Türkevlerinden sonra ciddi bir sorun yaşadık Bodruma kadar kalan yolun ne kadar olduğu konusunda net bir bilgi alamıyorduk gönlümüzden Bodruma devam etmek geçiyordu ancak eğer mesafe tahminimizden fazla ise geceyi geçirecek yerimiz olmayacaktı ayrıca gece dışarıda kalınamayacak kadar soğuk olacaktı. Bununla beraber oldukça yorulmuştuk fakat yola devat etme kararı aldık, bu arada Aykut bir gece önce saat 05 te kalktığı için daha da yorgundu. Tony ise dopingliymişcesine yokuşları “ bana mısın? “ demeden çıkıyordu. Bir ara Aykut çalan telefonuna bakmak için durdu ben ise ben ise Tony den kopmamak için devam ettim. Bu büyük bir hata oldu, çünkü biz Mazı Köyüne tırmanmaya başladık fakat Aykut yanlışlıkla Çökertme yoluna sapmış ve yaklaşık 3 km sonra jandarmanın uyarmasıyla Mazı’ya dönmüş. Ben ise durumdan habersiz, yokuşu tırmanmaya çalışıyordum, ancak gücüm tükenmişti ve bisiklet elimde yavaş yavaş yürüyordum önümde Tony kaybolmuştu, yollar çok virajlı ve yokuş olduğu için arkamda Aykut’u göremiyordum
    [​IMG]
    Durum gerçekten sinir bozucuydu yolda tek başıma yorgun, terli bir halde yürümeye çalışıyordum. O sırada yanımda bir steyşın araba durdu içinden Aykut çıktı, ve durumu anlattı, neyseki yalnızlığım bitmişti. Ama hava oldukça soğumuş ve kararmaya başlamıştı.
    En kısa zamanda konaklayacak bir yer bulmamız gerekiyordu. Bodruma kadar gidemeyeceğimiz açıktı çünkü daha önümüzde en 50 km vardı. Konaklayabileceğimiz en yakın yer Aşağı Mazı isimli bir yerdi ve 7 km lik dik bir yokuştan inmemiz gerekiyordu. İniş sorun değildi fakat ertesi gün Bodruma devam etmek için aynı yokuşu tırmanmamız gerekiyordu. Başka şansımız olmadığı için çok dik olan inişe başladık fakat hava iyice kararmış ve soğumuştu, ellerim donmuş, buz gibi rüzgar sırtımdaki teri daha da berbat hale getirmişti. Aşağı Mazı’ya indiğimizde soğuktan ve yorgunluktan bitmiş bir haldeydim, şansımıza bölgedeki son açık pansiyonun sahibini evine gitmeden yakaladık. Basit döşenmiş ama en azından sıcak suyu olan ve elektrik sobası olan bir yerdi. Duş alıp hemen yakındaki çok güzel manzaralı bir balık lokantasına gittik. Aykut ve ben nefis bir Barbun, Tony ise Deniz Çipurası sipariş verdik. Tabi yanında salata ve birkaç kadeh şarap ihmal edilmedi. Biz muhteşem yemeğimizi yerken dışarıda Yıldız – Poyrazdan esen fırtına tekrar başladı. O kadar yorgundum ki lokantada fotoğraf çekmek aklımın ucundan bile geçmedi ne yazık ki. Yemekten sonra saat 21:00 gibi odalara gittik. Ben Aykutla aynı odada, Tony ise yandaki odada kalacaktık. Biz odada elektrik sobasını yakıp yattık, fakat saat 00:30 sıralarında kabuslarla uyandım! Rüyamda penguenlerin ve kutup ayılarının tecavüzüne uğruyordum  ….
    Bütün vucudum buz gibi olmuştu, soğuktan burnum tıkanmış ve ağzımdan nefes aldığım için boğazım kurumuştu. Aykut ise uyuyordu… Sarındığım battaniye beni soğuktan korumuyordu bende ayaklarıma çoraplamı giyip üstüme birkaç kat daha kıyafet giydim ama uyuyamadım. Berbat haldeydim, saat 05:45 e doğru dayanamayıp kalktım sobanın yanına gittim geri yatağıma döndüğümde fark ettim ki önünde yattığım Kuzeye bakan cam fırtınanın etkisiyle gece açılmıştı halbuki yatmadan önce kontrol etmiştim fakat perde kapalı olduğu için ilk başta farkedememiştim ve dışarıdaki dondurucu soğuk sabaha kadar üstümde esmiş. Ettiğim küfürleri varın siz düşünün… Camı kapattıktan sonra oda sıcacık oldu ve biraz uyuyabildim ama saat 07:30 gibi Tony uyandırdı, çok kötü bir durumdaydım, neredeyse bütün gece uyuyamamıştım, boğazım acıyordu yorgun ve bitkindim…
    [​IMG]
    Sıkı bir kahvaltıdan sonra Mazı yokuşunu tırmanmaya başladık. 7 km uzunluğundaki bu yokuş için şunu diyebilirim: Buralara gelenler bilir; bizim bir Sakar Geçidi vardır Gökova’ya inerken, işte bu Mazı çıkışı Sakar Geçidini rahmetle aratacacak kadar dik bir yokuş
    [​IMG]
    [​IMG]
    Neredeyse Mumcular Beldesine kadar sürekli yokuş çıktık. Yolda 21 ağustos tarihinde çıkan orman yangınında yanan yerlerin yanından geçtik, durum çok acıklıydı. Yemyeşil ormanlar hayalete dönmüştü, kesim ve temizleme işleri yapılıyordu
    [​IMG]
    Bir süre sonra Mumcular-Çiftlik ayrımına vardık. Mumculara 1 km vardı, Mumculara gidip birer çorba içip Çiftlikköy yoluna geri dönmeye karar verdik. Mumcularda Pazar kurulmuştu ortalık bayram yeri gibi cıvıl cıvıldı. Burada bir lokantada çorba içtik ve Aykutun pazardan aldığı mandalinaları şifa niyetine yedik. Doğrusu bu mola çok iyi geldi ancak dün geceki uykusuzluk beni mahvetmişti. Bu arada Tony’nin de dizi ağrıyordu bir gün önceki performansı düşmüştü, Aykut ise bir gece önce uykusunu almış olduğu için gayet rahat gidiyordu. Mumculardan ayrıldıktan sonra Çiftlikköy’e yöneldik bizi burada dik sayılabilecek bir yokuş bekliyordu.
    [​IMG]
    Zar zor bu yokuşu da tırmandık ve Çiftlikköy’den geçip Yalı Mevkii’ne indik.
    Tekrar deniz kıyısına inmiştik, şu bir gerçek denizi görmek bana güç veriyor ve yorgunluğumu alıyor…
    Yalı’da bir kafe de bir şeyler içip yolumuza devam ettik. Rüzgar yine karşımızdan kuvvetli esiyordu, itiraf ediyorum o kadar yorgundum ki Yalı’dan sonra nereden geçtik, nasıl gittik hiç hatırlamıyorum; tek hatırladığım sürekli kendime küfrediyordum bu soğukta, hasta hasta yola çıkılır mı diye! Bodrum’a az kaldığını biliyordum ama bacaklarım beni dinlemiyordu, son yokuşu çıkmaya başlamıştık Tony ve Aykut önde gidiyorlardı. Onlar tepeye ulaşıp beni beklemeye başladılar. Ben elimde bisiklet hani neredeyse, sürüne sürüne yokuşu tırmandım, tepede bir iki parça çikolata yiyip, meyva suyu içince biraz kendime geldim. Bundan sonrası yokuş aşağıydı, 5-10 dakikalık bir inişten sonra Bodrumun girişi göründü. Hayatımda Bodrumu görünce bu kadar sevineceğim aklıma gelmezdi, bir anda bütün yorgunluk bezginlik yerini mutluluğa bırakmıştı.
    [​IMG]
    Saat 15:00 gibi Bodruma girdik
    [​IMG]
    Doğruca garaja gidip Fethiye istikametine giden araç sorduk, saat 17:30 da Marmaris’e araç vardı ve bizi bisikletlerimizle almayı kabul etti. Önümüzde 2,5 saat vardı. Yolda Bodruma varınca hamama gitmeyi teklif etmiştim ve garajın hemen karşısında hamamı bulunca kendimizi hamama attık. Turistik bir hamam olduğu için iyi bir masaj beklemiyordum ve tahmin ettiğim gibi oldu bununla beraber sıcak çok iyi geldi. Hamamdan çıkıp bir dönerciye gittik, burada karnımızı tıka basa doldurup yavaş yavaş yürüyerek otobüs garajına geldik. Birer çay içip hareket saatini bekledik. Saat 17:30 da otobüse bindik.
    [​IMG]
    Saat 19:30 da Muğla’ya vardık. Burada Aykut inip Fethiye arabasını bekledi. Biz ise aynı arabayla Gökova’ya devam ettik. Akyaka ayrımında inip bisikletlerimizin ön tekerleklerini taktık hava inanılmaz soğuktu. Akyaka yokuşundan inerken benim yağmurluğumun fermuarı bozulup açıldı ve buz gibi rüzgara karşı göğsüm açık gittim ( arabanın derecesi 4 C derece gösteriyordu). Sonunda işyerime varmıştık bisikletleri arabaya yükleyip Marmaris’e yola koyulduk. Yolda aklıma, kızıma ve eşime bir hediye bile almadığım geldi. Marmaris’e varınca yolda inip Migros’a gidip kızıma küçük bir oyuncak alıp yine buz gibi havada pedal çevirerek eve vardım.
    Gökova-Bodrum gezimiz toplam 138 Km sürmüştü, ancak bu mesafe rakam olmaktan öte bir şey. Çünkü yollar çok yokuşlu, sürekli inip çıkıyorsunuz, hava oldukça sertti ve rüzgar neredeyse sürekli karşımızdan geldi ( valla doğru; isterseniz haritadan bakın yıldız-poyraz Gökovadan Bodruma gidenlerin karşısından eser  )
    İlk gün 80 KM
    ikinci gün 60 KM
    Rota: Akyaka-Akbük-Ören-Mazı-Mumcular-Çiftlikköy-Yalı-Bodrum
    Sonuç olarak şunu söyleyebilirim Gökova-Bodrum turu bir günde yapılacak bir tur değilmiş, ama bisiklet seven herkesin bu turu yapmasını şiddetle tavsiye ederim. Bununla beraber rotanızı çok iyi belirlemeniz gerekiyor ( bu konuda elimden gelen yardımı yapmaya hazırım ), Bu şekilde bir tura çıkacaksanız donanımınız çok önemliymiş, özellikle kıyafet konusu. Eğer Aykut olmasaydı kıyafet konusunda çok daha zor durumda kalabilirdim buradan kendisine tekrar çok teşekkür ediyorum.
    Sağlık ve esenlikler dileklerimle…
     
  2. dawson_46

    dawson_46 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Ekim 2006
    Mesajlar:
    787
    Beğeniler:
    377
    Şehir:
    Kahramanmaraş
    Seviye:
    Elinize ayagınıza saglık çok güzel
     
    tırt kaptan bunu beğendi.
  3. candede

    candede Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.095
    Beğeniler:
    1.088
    Şehir:
    DÜŞ BAHÇESİ
    Seviye:
    Oldukca güzel bir seyir yüreğinize sağlık.Sizlere önerim,bu tür kısa yada uzun turlarda iniş ve çıkışlar için en kestirme ve etkin fırsat olan gazete kağıdını değerlendirin.
    Her iniş ve çıkışta göhsünüze ve sırtınıza koyacağınız gazete sizi inanılmaz muhafaza edecektir.İlk tırmanışın sonunda gazeteyi tazeleyip yenisini pratik olarak koymanız mümkün.

    Deneyin farkı göreceksiniz.

    Düşlerinizin taze kalması dileği ile...Hayata gülümse.
     
    tırt kaptan bunu beğendi.
  4. felis911

    felis911 Bisikletkolik

    Kayıt:
    17 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.368
    Beğeniler:
    918
    Şehir:
    ce
    Seviye:
    ayaklarınıza sağlık güzel olmuş paylaştığınız için teşekkürler
     
  5. H.Can DEMİREL

    H.Can DEMİREL Bisikletkolik

    Kayıt:
    25 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.233
    Beğeniler:
    993
    Şehir:
    Muğla
    Seviye:
    Fırat harika bir gezi ve tecrübe olmuş.Dizimdeki ağrılar olmasaydı bende gelecektim çok şey kaçırdığımın farkındayım.Çökertmeden sonra yolun çok rampalı olduğunu biliyordum fakat geçmek nasip olmamıştı.
    Umarım seneye 2 yada 3 hafta önce Gökova körfezi turunu daha müsait bir zamanda yaparız.Zira havalar soğumaya başladı.
    Paylaşımın için tekrar teşekkür ederim...
     
  6. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Sevgili Fırat Abicim harika bir güzergah. Bu yolda bende pedal basmayı çok istiyorum. Allah izin verirse yazın bu yolu gidicem. Eşsiz manzara eşiliğinde bol oksijenli bir ortamda pedal basmak gibisi yoktur. Ne kadar zevkli geçtiğini tahmin edebiliyorum.
    Can abicim sanada büyük geçmiş olsun. Katılamamana inan ki çok üzüldüm. Bu fotoğraf karelerinde senide görmek isterdik. Nasip değilmiş. Birdahaki sefere inşallah.
    Fırat Abi paylaşımın için çok teşekkür ederim. Seninle pedal çeviren diğer arkadaşlarada sevgi ve selamlarımla.. Ayaklarınıza sağlık.

    Sevgiler...
     
    tırt kaptan ve H.Can DEMİREL bunu beğendi.
  7. İsmail Ağıllı

    İsmail Ağıllı Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.707
    Beğeniler:
    930
    Şehir:
    Ürgüp, Kapadokya
    Seviye:
    herşey çok güzel gittiginiz yerler harika birde bize güzel anlatmışsınız ki teşekkürler sağolun sağlıcakla kalın :-9
     
    tırt kaptan ve tahayyül bunu beğendi.
  8. a-simetri

    a-simetri Kıdemli Üye

    Kayıt:
    7 Ekim 2006
    Mesajlar:
    256
    Beğeniler:
    166
    Şehir:
    Bodrum / İst.
    Seviye:
    dostum yazin ve fotograflariniz harika. oncelikle icten anlatim tarzini inan cok sevdim. yukarda yazmis oldugun cumle bitirdi beni. ama kotu bi kabus oldugu kesin.


    yazları bodrumda yasiyor ve calisiyor olmama ragmen mazi cokertme ve oren taraflarina bir turlu gidemedim. ...ne arabayla, ne de bisikletle. ve bahsettigin yokusun dik oldugunu duydum. oldukca eski bir yol oldugu icin kaba bir oldugunu da duymustum. sakar rampasindan defalarca gectim. ama bisikletle cikmak ya da inmek nasip olmadi. o rampanin dikligini iyi bilirim ama bildigim kadariyla 3 km.lik bir yol. mazi rampasini gormedim ama tahmin edebiliyorum. orman yolundaki rampalar gercekten sakattir:)


    yaz sezonu boyunca defalarca bodrumdan cikip bodruma giriyorum ve her girisimde sanki bodruma ilk gelmiscesine heyecan duyuyorum. gercekten mukemmel bir manzara... deniz, kos, kale ve beyaz evler her girisimde beni heyecanlandiriyor. mutlaka gorulmesi gereken manzaralardan biri.


    kontrol etmeye gerek yok. inaniyoruz dostum sana. gerci o bolgeye gitmedim ama bodrum yarimadasinin havasi sakattir. oldukca ruzgarlidir. ruzgarin ismini bilmiyorum ama ruzgar bodrum'dan gokova korfezinin icine dogru eser. bazen basladiginda 5-6 gun durmadigi da olur. isiniz zormus dogrusu.


    yaziniz gercekten cok keyifli. ama okuma bittiginde kisa oldugu anlasiliyor. yolda can'a katildigim milas-edirne geziminden sonra ist'ye gitmemis olsaydim bodrumda gorusurduk ve belki de sizi yolda karsilayip bodruma beraber giris yapardik. hem tanismis olurduk yakin bolge insanlari olarak. ileriki zamanlarda bi gun gorusmek dilegiyle saglicakla kalin.
     
    H.Can DEMİREL, tırt kaptan ve candede bunu beğendi.
  9. aysunsakintuna

    aysunsakintuna Yeni Üye

    Kayıt:
    17 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1
    Beğeniler:
    0
    Cok güzel yerler ama bisiklet ile eminim cok cok daha güzeldir.
    Umarım bir gün bizde bu güzergahta turlarız. Bende Drag Hacker kullanıyorum. Geotech in yeni modellerinden almak istiyorum.
    Bizimle boyle bir anlatımda paylastıgınız için tesekkurler
    Aysun Sakintuna