Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gilbert: Kahramanın 1001 Yüzü

Konu, 'Basında ve Medyada Bisiklet' kısmında Bisikletli Gezgin tarafından paylaşıldı.

  1. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.262
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Philippe Gilbert, baştan sona domine ettiği yılda kazanmadık kupa bırakmadı. İnan Özdemir, Belçikalı bisikletçinin izini sürdü.

    Rüya gibi geçen bir sezonu nasıl tanımlarsınız? Zaten "rüya" diyerek ilk oltayı attık bile. Adınız Robert Chapatte ise "Chapeau" sözcüğünün kullanım hakları sizdedir, adınız David Duffield ise daha komplike ifade biçimleri seçer "Anneannenizi televizyon başından kaldırın" dersiniz, adınız Caner Eler ise her şeyi özetleyen samimi bir "Muazzam" kâfidir. Değişik tarzlar, değişik spikerler Philippe Gilbert'e uygun sıfat bulmak için farklı yollara başvurabilirdi/başvurdu. Gilbert ise çok net, "A lâ Cancellara" olarak tanımlıyor, 2011 sezonunda yaptıklarını.

    Bir bisikletçinin adının yaşarken terim haline gelmesi alışıldık bir durum değil fakat Fabian Cancellara için bu hakkı saklı tutabiliriz. 2000'lerin son demlerini harika geçirdi "Spartaküs"; kazanarak, rakiplerini her anlamda parçalayarak. De Ronde, Paris-Roubaix, zamana karşılar, Dünya Şampiyonası onun için peçeteye yazıp istek parça olarak yollanan yarışlar olarak kaldılar. Başkaları için zor, onun için basit. Tim Duncan gibi yaptı bunu "Kolay gösterdi".

    2010'da Cancellara neyse, 2011'de Gilbert de aynısıydı. Bu yüzden "A lâ Cancellara bir sezon geçirdim" dediğinde algılarımız kolay çalışıyor. En son bir kitap yazdı Belçikalı bisikletçi, "Rüya yılım" adını verdiği, sezonunu anlattığı. O da bizden, rüyalar görmeyi çok seviyor. Fakat Gilbert'e geçmişten bugüne baktığınzda kısa bir kitaptan fazlasını bulabilirsiniz. Kariyerinin ilk yıllarından beri fazla sayıda malzeme verdi bizlere, yarışlarka, demeçlerle, kavgalarla. Sırayla bakalım, küçük bir GİLBERT SÖZLÜĞÜ çıkaralım.

    [​IMG]

    Şampiyonu takdimimdir
    DOPİNG, mevzubahis yol bisikleti olduğuna akıllara düşen bir kelime. 80'lerde şampiyonlara yoldaşlık yaptığı yılları anlattığı "Rough Ride" kitabıyla bisikletin kara kutusu olduğunu gösteren Paul Kimmage, "Bir bisikletçinin bu kadar olağanüstü bir yıl geçirdiğini gördüğümde hemen aklıma bu geliyor, inceleme altına alınması gerektiğini düşünüyorum" diyor. Gilbert'e bunu sorduğunuzda aldığınız cevap aynı oluyor, "Asla, asla, asla". Hatta Valon hükümetinin anti-doping kampanyası için çekilen reklam filminde oynamıştı, "Merhaba, ben Philippe Gilbert. Bisiklet benim tüm hayatım. 15 yıldır bu spora tutkuluyum ve dokuz yıldır profesyonelim. Güçlü olun, kurallara saygı duyun ve dopingsiz kazanın" sloganıyla. Française des Jeux yıllarından beri bunu söylüyor ve onu tanıyanlara göre tamamiyle masum, tutarlı, haklı.

    TAKIM, Belçikalı için farklı tipte bisikletçilerin bir amaç uğruna savaştığı bir yer değil. Daha derin, daha etkili. Zamanında Cadel Evans ve Lance Armstrong'u karşılaştıran Chris Horner, "Cadel kendi form durumuna bakar, Lance ise tüm takımın ne hâlde olduğuyla ilgilenir. Aralarındaki fark bu" demişti. Cadel de sonradan ne yapması gerektiğini öğrendi, Fransa Bisiklet Turu'nu kazandı. Philippe Gilbert ise en başından beri biliyor. Française des Jeux yıllarında onun menajerliğini yapan Marc Madiot, "Çevresindeki her şeyi analiz eder ve takım arkadaşlarını yüzde bin oranında yükseltir" ifadelerini kullanmıştı.

    ARKADAŞLIK, onun için aynı çatıda bulunduklarınla paylaştığın zoraki bir duygu değil. Bu sene Belçika Ulusal Yol Şampiyonası öncesi, "Evet kazanmak istiyorum ama kimseden yardım istemeyeceğim. Seneye garanti kontratı olmayan birçok takım arkadaşım var. Kazanmak onlar için dönüm noktası olabilir, bu yüzden herkes atak yapabilir" şeklinde konuşmuştu. Daha öncesinde Klasikler'de kazandığı para ödüllerini takım arkadaşlarına paylaştırmıştı. Yeri geldiğinde onları en sert şekilde eleştiren adam, yer geldiğinde onların en büyük destekçisi oluyor. "Gilbertesk" bir hadise, so Gilbertesk.

    [​IMG]

    EV, Gilbert'in hayatında büyük yeri olan bir kelime. Le Redoute da diyebiliriz buna. Liege-Bastogne-Liege'in yapıldığı parkura yakın büyüdü Gilbert. Maddi durumları pek de parlak olmayan ve savaş cephaneleri üreten bir fabrikada çalışan anne-babası gibi olmak istemedi hiç, öğretmenlerine bu tip bir yaşam istemediğini, bu duvarların dışına çıkmak istediğini haykırıyordu. Bu yüzden de belki kariyerinin hemen başında bir Fransız takımıyla anlaştı. Baskıdan kaçmak ve "şampiyon" olarak geri dönmek için. Bunu yaptı da, geçen ay Liege yakınlarındaki Aywaille'e giderek halkıyla kucaklaştı. Hatta onuruna düzenlenen törende adına bir meşe ağacı bile dikildi. Joseph Campbell'ın anlattığı "kahraman" buydu değil mi?

    REKABET, tüm büyük şampiyonlar gibi Philippe Gilbert'i de besliyor, dişlerini sıkmasına, motive olmasına yarıyor. FDJ'deki ilk günlerinde takımın öteki harika çocuğu Remy di Gregorio olarak yaşadığı rekabet hâlâ akıllarda. Fransız bisikletinin yeni yıldızı olması beklenirken, sıradan bir isme dönüşen di Gregorio, "Gilbert büyük bir şampiyon. Ve biz sadece iyi dostuz" diyor ama ikilinin yakınında olanlar ilişkinin bu kadar güllük güllistanlık olmadığı kanaatinde. Gilbert için yeni rakip bulmak zor değil, seneye onunla başabaş yarışabileceğini söyleyen Peter Sagan'la ilgili, "Genç yaşında böyle iddialı olması güzel ama sezon başladığında kimin daha güçlü olacağını görürüz" ifadelerini kullanmıştı.

    MEYDAN OKUMA, rekabetle kol kola ilerliyor. Bir zamanlar İtalya'nın harika çocuğu olan Filippo Pozzato, Philippe Gilbert'den en nefret eden isim. Kalpler karşılıklı, Gilbert de onu hiç sevmiyor. Bu yılki Ronde van Vlaanderen öncesi "Onunla artık konuşmuyorum, çünkü kibar olmaya çabalıyorum. Ama Ronde'de olduğu için çok mutluyum, çünkü onun tek yaptığı şey başkalarının hayatını zehir etmek. Cancellara'nın peşini bırakmayacaktır" demişti. Pozzato'nun cevabı daha sertti: "Eğer böyle konuşmayı sürdürürse, onun zincirinden asla ayrılmam".

    [​IMG]

    BAŞKALARININ HAYATINI ZEHİR ETMEK, Gilbert'in diline pelesenk olan laflardan biri. Bu seneki Liege-Bastogne-Liege sonrası -son kilometrelerde kafa kafaya yarıştığı- Schleck kardeşleri överek, "Benim yenilmemi sağlamaya çalışmadılar, kendi işlerine baktılar, onları tebrik ediyorum" açıklamasında bulunmuştu. İşine bakmayı seviyor, işine bakanları sevdiği gibi.

    PES ETMEMEK, Belçikalı bisikletçinin şampiyon karakterinin en önemli sacayaklarından biri. Ronde van Vlaanderen'de yarışın başında hemen gerilere düşmüştü. Zaten karakterine uygun olmayan yarışı yine kazanamayacağı düşünülüyordu. Fakat asla yılmadı, son kilometrelerde atak yapıp Cancellara'nın solo kaçışını durduran ekibe dahil oldu. Kazandı mı? Hayır, ama denedi. İsmi Samuel Beckett ya da Julian Casablancas değil ama denedi, tekrar denedi.

    KLASİKLER, Philippe Gilbert'in en büyük yaşamsal kaynağı. Sıkça sorulan "Fransa Bisiklet Turu'nu kazanmayı hiç hedefledin mi?" sorusuna hep ret cevabı vermesinin sebebi de bu. Klasik istiyor, kazanmaya devam etmek istiyor. Ardennes'lerin hepsini aldı, rekorların çoğunu kırdı. Şimdi onları bir kez daha kazanmak istiyor, alırsa bir kez daha, sonra bir daha. Hem daha alınmadık Milan San Remo, Paris-Roubaix ve Ronde van Vlaanderen var geride. Gilbert'e sabahları 6'da kalkmak için bir sebep daha.

    Kapanış
    Harikulade "Just Kids" isimli otobiyografisinin bir yerinde Patti Smith nefis bir cümle kurar: "Saf iyilik ya da saf kötülük yoktur, sadece saflık vardır". Hataları ile sevaplarının kesişme noktasında, Philippe Gilbert saf mükemmelliğin dersini veriyor. 2011 yılını onunla hatırlayacağız.

    İnan Özdemir
    26 Aralık 2011
    http://tr.eurosport.com
     
  2. reha genç

    reha genç Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.326
    Beğeniler:
    994
    Şehir:
    istanbul/İçerenköy-U.Mumcu
    Seviye:
    [​IMG][​IMG][​IMG]
     
    Salih Manavoğlu bunu beğendi.