Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gıda, Enerji, Gelecek ve Biz !

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında hkn tarafından paylaşıldı.

  1. hkn

    hkn Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Aralık 2007
    Mesajlar:
    170
    Beğeniler:
    489
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Aslında bu tarz polemik yaratacak ve her türlü kenara çekilecek konular da makale yazmayı seneler önce bıraktım. Çok sıkı çevreciydim, bıraktım. Çok sıkı insan severdim, bıraktım. Çok sıkı ülkesever biriydim, bıraktım. Her bulduğum yıldızı tekrar denize atmak için çabalardım, onu da bıraktım. Yani gençken değer verdiğim her türlü olğuyu, bir kenara BIRAKTIM. Şimdi benim için ailem ve deniz kenarında, hatta denize uzak sakin bir bölgede çiftlik evi ve huzurlu bir hayat. Gerisi hikaye...

    Bugün (6 Haziran) ülkemizde yayınlanan görsel/yazılı medyada yer alan konu başlıklarını inceleyin!

    Bir de dünyada yer alan konuları irdeleyin. Yakın gelecek de dünyadaki tek konu GIDA ve ENERJI olacak. Bu yüzden ülkeler ve insanlar zor durumda kalacak. Dün İngiltere'de ve Ispanya'da oluşan halkın enerji protestosu var. Yakın geçmişde gıda yüzünden çıkan isyanlar var. Bunları bir yere not edin. Önümüzdeki 5-10 sene içinde dünya temelinden sarsılacak.

    Biz ise ne yapıyoruz, biz ne yapıyoruz ?

    Siz yine bügün ülkemizde yayınlanan görsel/yazılı medyada yer alan konu başlıklarına tekrar göz atın !!!

    hakaN

    Not: Bu makale dün Polatlı antreman turunda dikkat çeken bazı tepkiler üzerine yazılmıştır.
     
  2. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.212
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Ömrünün çoğu yollarda geçen biri olarak başına gelenler defaatle benim de başıma geldi Hakan abi.
    Bu yüzden seni iyi anlıyorum, aynı taraftayız.
    Acı olan bu kadar doğru ve yapıcı/akılcı çözümleri olan insanlar olarak hem azınlıkta olmamız, hem de anlaşılamamamız.
    Bizi anlamaya çalışsalar, zaman içinde sayıca artabilirdik fakat bu da mümkün değil.
    Çünkü insanımız değişime kapalı, sınırlandırılmış, kalıplaşmış hayatlar sürüyor.
    Hepimiz çocukluğumuzda yapma, etme, cıs, tü, kaka, polis, doktor amca korkularıyla büyütüldük.Dünyanın en başarılı insanlarının öncelikli avantajları işte bu tip engellemelerden uzak bir çocukluk geçirmiş olmalarıdır.

    Şanslıyım ki biraz olsun bu tip sınırlandırmaların bir kısmından muaf büyüdüm.Hem yaramazdım, hem de meraklı ve fazla hareketli.Bu da kısa sürede başıma iş açacağını önceden belli ettiği için babam engellemeler yerine o başıma açılacak işlerle beni önceden karşılaştırdı.Mesela sürekli yanan sobaya elimi dokundurmaya çalışırken, her seferinde elimi çekmek, elime vurmak yerine, babam aldı, elimi tutup sobaya dokundurdu.
    İşte bu erken tecrübe, beni olası soba/yanık kazalarından kurtardı.Bir daha sobaya dokunmayı denemedim bile.

    Aynı şey bisiklete binmek isteyen çocuklarımız için de geçerli.Arkadaşlarının o eşsiz büyük oyuncaklarla her istediklerini yapabildiklerini gören çocuk, kendi dünyasındaki en büyük beklentisiyle karşılaşıyor.Fakat hep korumacı, hem evham yaklaşımdaki ailesi yüzünden ya bisiklet alınmayıp ömrü boyunca bu hissi tadamıyor, ya da alınsa dahi 365 günde 5-10 gün o da yarımşar saat "doyulamamış keyif" olarak aklında kalıyor.

    Yaptığım binlerce sürüşte neler geldi başıma neler.
    Hello'ları da duydum, küfürleri de, silme geçen mobiletleri de, atılan taşları da, suları da.

    Bizde hep günü kurtarmaya çalışma var, daha büyük beyinlerin bize sundukları sorunlarla uğraşmayı zevk edinme var.Sizce hiç tanımadığınız birinin tayt giymesi bir sorun mudur?
    Bunun yine hiç tanımadığınız bir adam veya kadının ne tür çamaşır giymesi kadar bizi ilgilendirmemesi gerekir.
    Aynı şey yine o kişilerin başlarına ne giydikleri üzerine de örneklendirilebilir;
    benim için şapka, bere, bone, poşu, türban, tülbent, takke, kask, bandana, fötr veya başka bir aksesuar ya da gereklilik unsuru olsun hiçbiri farketmez.
    Bir "başkası" ise o giydiği onu ilgilendirir, ilgilendirmelidir.

    Sanane benim giydiğim kasktan, tayttan.Eğer o kadar ilgileniyorsan, modern bir insan gibi araştır, oku ve sebebini öğren.Herşeyin bir sebebi vardır.

    "SİZİN ATALARINIZ DEĞİL MİYDİ OTOMOBİLLERE ŞEYTAN İCADI DİYEN?
    ŞİMDİ O ŞEYTAN İCATLARININ EN PAHALILARINA YEDİ SÜLALENİZ BİNİYOR, ÜSTELİK HALKIN AĞZINA GİRMESİNE MÜSAADE ETMEDİĞİNİZ LOKMALARLA ALINMIŞ TRİLYONLUK ŞEYTAN İCATLARIYLA"

    Üstteki cümleyi televizyona bir gün çıkarsam söylemeyi gönülden istiyorum.
    Günümüzde doğru konuşana sivri dilli diyorlar, öyle olsun.Doğruluk, yaradanın yoludur, o zaman buna da karışmamalı.

    Psikoloji bilimiyle ilgilenen insanlar sakin olurlar, beni de sinirlendirebiliyorlar ya, herşey müstehak onlara.

    Bu yüzden bu kadar seçkin insan olarak ezilmemek, mağdur olmamak, acınacak hale gelmemek ve topluma yön vermek için her zaman sesinizi çıkarın, haykırın.Biri size çarpmışsa ortalığı ayağa kaldırın, tepki koyun, geçtiğiniz bir yolun zemini sizi rahatsız ediyorsa o mevkinin yetkilisiyle görüşüp şikayetinizi iletin, e-posta yollayın.
    Şova dönüştürmeye gerek yok, onlar istediği şekilde nitelendirsinler, bu bizim hakkımız.Eğer her vergiyi önümüzdeki tabaktaki lokmamıza kadar almayı kendilerine hak görüyorlarsa, biz de her hakkımızı sonuna kadar almayı bilmeliyiz.

    Şimdi bırakın biz o şeytan icatlarının "daha da ileri zekalar tarafından üretilmiş" motorsuz, çevreci, trafik dostu, cüzdan dostu, gürültü düşmanı, ekonomik yeni formu olan "bisikletlerimize" rahatça binelim!
     
  3. ZekiAlper

    ZekiAlper Antalya Downhill Prof MTB rider

    Kayıt:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.905
    Beğeniler:
    1.647
    Şehir:
    Antalya
    Adı:
    Antalya Downhill Özel Antrenör
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Buradaki diyaloglar beni etkiledigi kadar bütün insanlıgını yitirmemiş ve gelecege dair bir parça olsun katkım bulunsun diyen insanlara hitap ediyor aslında insanlıgından nasibini almak istemeyenlere iletilmesi gereken mesajlar bunlar ama onlar burda ifade edilen gelecek kaygısından bi haberler çünkü gününü gün etme derdindeler ne yazıkki!:(
     
    hido_karas ve hkn bunu beğendi.
  4. iskoc

    iskoc Aktif Üye

    Kayıt:
    31 Ekim 2007
    Mesajlar:
    131
    Beğeniler:
    91
    Şehir:
    Bodrum
    Seviye:
    Bu yazılarda gercekler okdar fazla ki bunlara cok daha fazlası bile eklenebilir. Athletic abimizin dediği gibi serbest büymeli cocuklar. Üniversitede bir arkadasımın yegeninin ailesi tarafından halıya bile bırakılmadıgını ögrendim. Kaç aylık diye sordugum zamansa 15 aylık dedi. Şimdi bu cocukla kendi cocuklugumu karsılastırıyorumda cok üzülüyorum bu yeni yetişen nesile. Ben sokaklarda kosarken düştüğüm zaman annem babam hiç yerden kaldırmaz yürümeye devam ederlerdi babamların arkadasları oğlun düştü dediği zaman babama cocuk bu düşe kalka büyüyecek derdi. Şimdi babama Allah razı olsun diyorum. 15 yasımda İzmir'e tek basıma basket oynamaya gittim 3+1 evde tek basıma kaldım yıllarca. Küçükken her bisikletle cıkısımda eve yaralar içerisinde gelirdim. Ben topraga degerek, çamurun içerisinde oynayarak bahcede cadır kurarak büyüdüm. Babam daha 10 yasındayken yaz tatilinde bi butiğe cırak verdi. Para kazanmanın anlamını öğretti. Şimdiyse kardeşime bakıyorum ne sıkıya gelebiliyor ne de ders calışmaya. Lise 2 de babam karneyi begenmedi diye (ilk defa egitim hayatı boyunca takdir almadım :D) 15 günlük tatilde inşaatta çalıştırdı beni. Kardeşim lise 1 de 5 tane 1 getirdi diye birşey diyen bile cıkmadı.
    Lise bittiği zaman sınıf arkadaslarımın hepsi öss yerine ehliyet sınavına calısıyordu. Artık 18 olduk ehliyeti alalımda mezuniyet törenine arabayla gideriz hesaplarındaydılar. Benim lise bitti ne ehliyete basvurdum ne de istedim. Üniversite bitiyor 2 hafta sonra ehliyetimi daha gecen ocak ayında aldım. Arabayı hiç aramadım hiç gerek duymadım, Bodrum'da yasıyorum millet araba araba diye delirirken ben babama bisiklet bisiklet derdim. Cocukken ilkokuluma bile 2km uzakta olmasına ragmen yürüyerek gittim, lisede de öyleydi. Şimdi yaz kış demeden Bodrumda her yere yürüyorum. Babam arabayı al oglum diyor sağol baba yürürüm hem spor olur diyorum. Öyle arkadaslarım var ki market 200 metre ötede arabayla gidiyorlar. anlayamıyorum bu zihniyeti. 200 metre için yaktıgın benzine mi acırsın yoksa kirletilen havaya mı? Birde Dünya'nın en pahalı benzinini kullanıyoruz diyorlar. 200 metre için çalıştır sen daha arabayı.

    Şimdilerde yediğimiz gıdaların hepsinde ilaçlar var. oysa ne güzelmiş eskiden her şey mevsiminde tüketilirmiş. Domatesi ısırdığın zaman der babam domates olduğunu bilirdin, salatalık kırdığın zaman ise tüm ev kokardı der. şimdilerde ise pazarda sectiğimiz domatesin şekli bile bir garip renginden de gectim.
     
  5. hido_karas

    hido_karas Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Ekim 2007
    Mesajlar:
    34
    Beğeniler:
    40
    Şehir:
    istanbul - Ankara
    Seviye:
    Hakan abi, beni kırmayip bu meseleyi yeni bir konu başlıgında yayınladığın için sağol ama senin gibi candan bir insanın bu konuda karamsar olması beni biraz şaşırttı. :(

    Bizim gibi gelişmekte olan bana göre az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan asil sorunun kaynagi hiç bir zaman cözüme kavuşmaz. Her zaman bu konular sürümcemede birakilir. Yillarca ülke içinden ve ülke dışından nemalanılır. Bu ülkelerdeki genç nüfüs spor denince futbol denen dalgayla yogrulur. :mad:

    Son zamanlarda haberlere bakın forumdaki arkadaşların yazdıklarını inceleyin. Mesela cansın ve atletic arkadaşların yazdıkları ibret verici yada sapanca sporcuların dayak yemesi. :boese157: Bunlar bilinen mahalle baskısı vakaları. Hakan abinin söylediği gibi bugün gazeteleri televizyon haberlerini inceleyince ortaya çıkan görüntüler ve can havliyle ilgilendigimiz şeyler size ne hatırlatıyor. Bu yüzyıllardır süren gereksiz konuların kime ne faydası var.

    Bize her zaman gıda üretiminde kendimize yeten ender ülkelerden biri olduğumuz söylenir. Nedense her türlü gidayi ihtal eden bir ülkeyizdir. Tahil ürünlerindeki fiyat artışları ve yakın zamanda belkide bu ürünlerin kıtlığı olusacak.

    Biz hala ülke olarak nelerle uğraşıyoruz. 19 mayıs gençlik ve spor gösterilerinde kızların giydigi kiyafetleri begenmeyen ve eleştiren yöneticeler var. :mad: Bu anlamsız eleştiriler topluma kötü yansıyor. Bakın gençlik ve spor gösterileri diyoruz. Bu gösterilerde spor çalışmalarında özel kiyafetler mutlaka olacaktır. İnşallah ülkemizde herşey güzel ve dogru şekilde gelişir.
     
    coşkun ayaz, ZekiAlper ve SerdarAktas90 bunu beğendi.
  6. hkn

    hkn Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Aralık 2007
    Mesajlar:
    170
    Beğeniler:
    489
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Güzel kardeşim, bu üretimde kendine yetme bilgileri artık masallarda kaldı.
    Size bu konuda resmi kaynaklardan, bir kaç istatistik bilgi:

    2001 senesinde
    Mersin Limanından 800 bin ton tahıl IHRAÇ edilmiş, 200 bin ton ITHAL edilmiş.
    2007 senesinde
    Mersin Limanından 200 bin ton tahıl IHRAÇ edilmiş, 600 bin ton ITHAL edilmiş.
    Gelen tahıl miktarı anormal şekilde artmış, yani giden tahılın 3 katı oranında ürün ülkeye giriş yapmış.

    Mesela Pamuk üretimi konusunda inanılmaz bir oran değişimi var :

    2001 senesinde
    Mersin Limanından 70 bin ton pamuk IHRAÇ edilmiş, 210 bin ton ITHAL edilmiş.
    2007 senesinde
    Mersin Limanından 70 bin ton pamuk IHRAÇ edilmiş, 700 bin ton ITHAL edilmiş.
    Göründügü gibi inanılmaz bir oran var, tam 10 katı. Örnekleri çogaltmak mümkün...

    Özetle bu başlıkda demek istediğimiz, bu ülkede yaşayan insanları özgür ve mutlu şekilde yaşamasını saglayacak ortamı oluşturmak. Gerisini insanlar kendileri halleder.
     
    hido_karas bunu beğendi.