Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gazetelerdeki bisiklet haberleri buraya

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında Fatih Buzgan tarafından paylaşıldı.

  1. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.212
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Arkadaşlar, bisikletin ve bisikletçiliğin nadir de olsa arada haberi yapılıyor, medyada yer alıyor bisiklet. Bisiklete dair bir haber gördüğümüzde, gazetedeki ilgili bölümü tarayıcı ile taratıp bu başlık altında toplayabiliriz.Bu sayede ne tür olaylar haber konusu oluyor, medyanın ilgisini çekiyor görmüş oluruz, azıcık da olsa teselli etmiş oluruz kendimizi, aynı zamanda da güncel haberleri paylaşmış oluruz.
     
  2. soneryen

    soneryen Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Ekim 2006
    Mesajlar:
    3.505
    Beğeniler:
    2.473
    Şehir:
    Bahçeşehir-Esenkent
    Adı:
    Soner
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    iyi olur scannerı olmayanlarda internetten haber sitelerinden gördüklerini buraya atabilir mi? Kaynak gösterirsek sakınca olacağını zannetmiyorum.
     
  3. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.212
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    evet tabi mümkündür, yeter ki medyada yer almış olsun.
     
  4. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    69
    Seviye:
    BİSİKLETÇİLERİN İTİBAR SAVAŞI


    Tüm bisikletçiler 'Olağan Şüpheli'

    Fransa Bisiklet Turu (Tour de France) bugün Londra'da, Trafalgar meydanından verilen startla başlayacak. Britanyalılar şimdiye kadar bünyelerinden çok sayıda büyük bisikletçi çıkardılar ama 'Güneş batmayan imparatorluk'larından geriye kalan puslu adada, bu sporu tam anlamıyla oturttukları söylenemez. Dolayısıyla açılış seremonisi de dahil olmak üzere, üç gün sürecek olan bu organizyonu ziyadesiyle önemsiyorlar.

    Dünyanın en önemli turları üç Akdeniz ülkesinde yapılıyor. Tour de France, bunların en ünlüsü. Giro'd İtaila ve Vuelta Espana onu takip ediyor. Her biri üç hafta sürüyor ve Akdeniz'e yakışır bir karnaval çoşkusuyla geçiyor. Bugün 7.9 km'lik prologdan sonra bisikletçiler, yarın Londra'dan Canterbury'ye uzanan 203 kilometreyi kat edecekler. Pazartesi şöyle bir Belçika'ya uğradıktan sonra, salı Fransa topraklarına girecekler. Saat yönünde ilerleyerek, 29 Temmuz'da Paris'te, Champs Elysees'de bitiş noktasına ulaşacaklar.

    Londra ve Paris deyince akla önce Charles Dickens'ın ünlü yapıtı 'İki Şehrin Hikâyesi' geliyor. Biz de bu vesileyle Dickens'a bir selam gönderip, derdimize tercüman olacak başka bir yazara, Julian Barnes'a kulak verelim. Barnes, Fransız kültürüne derin hayranlık besleyen bir İngiliz yazar. Dilimize de çevrilen ve Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan 'Bir Çift Söz' adını taşıyan kitabında Fransız kültüründen uzun uzun bahseder. Kitaptaki denemelerden biri de, Fransa Bisiklet Turu'na ayrılmıştır. Ama dilerseniz, Barnes'ın söylediklerine geçmeden önce, bir dizi sayıyı peş peşe sıralayalım.

    Bu yıl 21 takıma mensup 189 bisikletçi, üç hafta boyunca toplam 3 bin 570 km. yol kat edecek. Bu mesafe boyunca bisikletçileri 2 bin 895 kayıtlı gazeteci, 92 televizyon kanalı, 260 motosikletli kameraman, 185 ülkede 2 milyar civarında TV izleyicisi takip edecek. Bazı günler 250 km. civarında mesafeler kat edilirken, bazı günler 1000 metreye yakın yüksekliklere çıkılacak.


    Artık sportif değil kriminal
    Tek haneli rakamlardan başlayıp, 10 haneli rakamlara kadar uzanan bu sayı silsilesi tabiri caizse Fransa Turu'nun resmi tarihini yansıtır. Oysa turun bir de gayriresmi tarihi var ki, orada rakamlar o kadar net değil: Kaç litre EPO tüketildiği, kaç birim testosteron uygulandığı, ne kadar kan transferi yapıldığı, kaç kilo daha bilmediğimiz doping maddesinin zulalandığı meçhul.
    Son yıllarda, yol bisikleti denen alanın bir numaralı konusu ne yazık ki doping. Bisiklet artık sportiften çok kriminal bir hadise olarak addediliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse doping, bu sporun yeni tanıştığı bir şey değil. Uzun yıllardır çok çeşitli performans artırıcı/uyarıcı maddenin kullanıldığı biliniyor. Ama günümüzde gelinen durum öncekilerine benzemiyor. Konu o kadar tuhaf yerlere vardı ki, üçüncü sayfa editörlerinin avuçlarını ovuşturacakları cinsten...
    Eskiden 'Bisikletçiler doping yapanlar ve yapmayanlar diye ikiye ayrılır' diye latife edilirken, bugün bu cümle 'Bisikletçiler, doping yapıp yakalananlar ve doping yapıp yakalanmayanlar olarak ikiye ayrılır' diye yeniden kuruluyor.
    Turu yedi kez kazanan Lance Armstrong için birçok yerde 'Demek ki çekirge yedi kez sıçrayabiliyormuş' diye yorumlar yapılıyor. Bütün bisiklet camiası töhmet altında, neredeyse bütün bisikletçiler 'Olağan Şüpheli'.


    'Gerekli gördüğüm zaman!'
    Julian Barnes, 1967'de Alpler'in en zorlu zirvelerinden biri olan Mont Ventoux'da, kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden İngiliz bisikletçi Tom Simpson'ın hikâyesini anlatırken, amfetaminin altını çizer. Amfetamin uzun uçuşlarda savaş pilotlarının uyanık kalmaları için geliştirilmiş bir uyarıcı. Bisikletçilerin vücutta yarattığı patlama etkisinden dolayı 'bomba' adını verdikleri bu maddeye yönelmeleri uzun sürmüyor. Kısa zamanda mönülerinin doğal bir parçası haline geliyor. Örneğin İtalyanların efsane bisikletçisi Fausto Coppi "Hiç amfetamin kullandınız mı?" diye soranlara "Gerekli gördüğüm zaman" diye cevap verirmiş. "Ne zaman gerek duyarsınız?" diye ısrar edilirse, "Hemen hemen her zaman" diye konuyu bağlarmış (Bu arada amfetaminin 60'lardan sonra yasaklandığını, Coppi'nin yarıştığı yıllarda serbest olduğunu belirtelim. Dolayısıyla Coppi için 'suçu övmek' gibi bir durum yoktu). Turu beş kez kazanan Jacques Anquetil ise Coppi kadar ironik cümleler kurmaz, kendisine yöneltilen bu tip sorulara "Yılda 235 gün bisiklete binen profesyonel bir bisikletçinin uyarıcı almadan ayakta kalabileceğini hayal etmek için ahmak ya da ikiyüzlü olmak gerekir" diye fırçayı basarmış.

    Kim ahmak olmak ister ki? O zaman bize düşen ikiyüzlülük ithamını kabullenip soralım: Peki ne oldu da, eniştemiz bizi öpmeyi şimdi akıl etti? Madem bugüne kadar bu maddelerin kullanımına bir şekilde göz yumuluyordu da, şimdi niye sporcuların ensesinde boza pişiriliyor? Madem bugüne kadar mızraklar sükut içinde çuvallara sığdı da, şimdi niye velveleden ikrar umuluyor?
    Bu sorulara organizatörler "Doping testleri istenen düzeye ancak ulaştı. Eskiden de çok sık kontroller yapıyorduk ama tespit edemiyorduk" diye yanıt veriyorlar. Bu tezin inandırıcılığını tartışacak durumda değiliz. Ama insanın aklına bazı bisikletçilerin 'Evet, yapmayı düşündüm ama yapmadım' derken gösterdikleri inandırıcılık performansı geliyor (Bu konuyu, 'Aldatmak kafada mı başlar, yatakta mı?' sorularına cevap arayan aşk yazarlarına havale edip, yürüyelim).


    Erotik yayınlar gibi!
    Yukarıda verdiğimiz rakamlardan da anlamışsınızdır. Bisiklet, dünyanın en zor sporlarından biri olduğu kadar, olağanüstü yayın, reklam ve organizasyon olanağı sunan bir mecra. Dünyanın en uzun ve en geniş alana yayılan outdoor reklamları bu sporla yapılıyor. Bizim gibi faniler, bu biyonik adamları kasları cayır cayır yanarken şevkle izliyor, diğer taraftan büyük bir endüstrinin hedef kitlesi haline geliyoruz.

    Bu endüstrinin ana parçalarını oluşturan sponsorların, organizatörlerin, yayıncıların doping skandalları ortaya çıktığında gösterdikleri tepki insana Anquetil'in cümlesini hatırlatıyor. Sponsor firmalar 'Aaa öyle mi, demek benim sporcularım doping yapıyorlarmış ha? Ben çekiliyorum o zaman bu işten' deyip zeytinyağı gibi, kirlenmiş suyun üstüne çıkıyorlar. Şaşırtıcı değil, dedik ya, bu bir Akdeniz sporu ve zeytin de bir Akdeniz nebatı.
    Birçok Alman şirketi artık bisiklet sponsorluğu yapmayacaklarını, yine Alman ve İspanyol televizyonları bisiklet yayınlarına yer vermeyeceklerini açıklamışlar. Acaba bu kararı alanlar 'Allah korusun, çocuğumuz bisikletçi filan olur da elaleme rezil oluruz' diye mi düşünüyorlar?
    O zaman onlara bir tavsiyede bulunalım: Mesela bisiklet yarışlarını, aynı erotik yayınlar gibi gece yarısından sonra verebilirler.


    Dopingde yeni sayfa
    Bugün herkesi hop oturup hop kaldıran skandallar kraliçesinin adı: EPO (Erythopoitein). Kemik iliğinin alyuvar üretmesini sağlayan EPO, esas olarak diyaliz hastalarında kullanılıyor. Kandaki alyuvar oranının artması, kanın oksijen taşıma kapasitesinin de artması demek. Birçok bisikletçinin aklını başından alan bu fettan, ampuller halinde vücuda enjekte ediliyor. Ki çoğu bisikletçinin bunu kendi kendine yaptığını öğreniyoruz.

    EPO'yla ilgili en büyük operasyon 1998 yılında Festina takımına yapıldı. Ve takım turdan ihraç edildi. Sonraki yıllarda hadiseler daha münferit cereyan etti. Ara sıra EPO kullandığı belirlenen sporcular yakalandı ve çeşitli cezalar verildi.
    Esas bombaysa 2006'da patladı. 2006 Fransa Turu'na birkaç gün kala İspanya'da yapılan 'Operacion Puerto', bütün dengeleri altüst etti.
    Operasyon sonucu tutuklanan Dr. Eufemiano Fuentes, doping tarihinde yeni bir sayfa açmıştı. Sporculardan aldığı kandaki alyuvarları santrifüj yoluyla ayıklıyor, isteğe bağlı olarak EPO ekliyor, sonra kanı aynı sporcuya zerk ediyordu. Fuentes'in takma isimlerle yazılmış müşteri listesi hayli kalabalıktı. Turun en büyük favorisi İvan Basso ve onun en güçlü rakibi Jan Ullrich de bu listenin gediklisi ithamıyla turda yarışmaktan men edildiler.

    Bütün favorilerin devre dışı kaldığı 2006 Fransa Turu'nu Amerikalı Floyd Landis kazandı. Ama çok geçmeden onun da başı yapay testosteron hormonu kullandığı iddiasıyla derde girdi. Landis'in mahkemesi bir yıl geçmesine karşın halen sürüyor ve akıbeti belli değil. Ama Landis'in menajerinin aleyhte konuşanları tehdit ettiği, eski şampiyonlardan Greq Lemond'u arayarak 'Çocukken uğradığın cinsel tacizi herkese anlatırım ha!' dediği bir efsane.

    2007'nin bahar aylarında piyasaya çıkan bir kitap ise her şeyin tuzu biberi oldu. T-Mobile takımının masörü Jef D'Hont'un anılarında akıl almaz şeyler anlatılıyordu. Buna göre 96'da turu kazanan Bjarne Riis ile 97'de turu kazanan Jan Ullrich bu başarılarını EPO'ya borçluydular. Türkiye'nin en ciddi bisiklet sitesi olan mtbtr.com'da Cüneyt Kazokoğlu kitabın bazı bölümlerini Türkçe'ye çevirmiş. Öğreniyoruz ki takımların doping testleri için geliştirdikleri hileler akıl alır gibi değil. İdrar kesesini boşaltıp, yerine başkasının idrarını doldurmak bu hilelerin başında geliyor. 60'lı yıllarda yarışan Noel Fore karısının idrarını verdiği için temiz çıkmış. Ama beş aylık hamileymiş!

    Sonuç: Bisikletle ilgili doping hikâyeleri bir 'soap opera' gibi; bitmez. Oysa dünyada milyarlarca insan, bu nesneyi ve sporunu seviyoruz. Sevgimizin gölgelenmesini istemiyoruz. Reklamcı Sequela ünlü kitabının adını 'Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor' koymuştu. Bisikletin itibar savaşından galip çıkmasını diliyor, annelerimizin ellerinden öpüyoruz.

    AYDAN ÇELİK:Çizer, bisikletsever
     
    Hakan Yazman bunu beğendi.
  5. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.212
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Dünkü Hürriyet Pazar ekindeki bir köşe yazarının bisiklet ve bisikletle ilgili geçmişi hakkındaki yazısı.
     
  6. Özgür!

    Özgür! Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ocak 2007
    Mesajlar:
    1.100
    Beğeniler:
    562
    Şehir:
    Güzelyalı, İzmir
    Seviye:
    DHA / Sivas

    Sivasta 15 yaşındaki bisikletcinin arkasından korna çalıp taciz eden dolmuşçuya linç girişimi!

    Verilen bilgilere göre kümbet - Şirinevler istikametindeki 58 u .. plakalı dolmuş şoförü 15 yaşındaki mustafa Sina karaoglu adındaki bisikletçiye trafikte korna çalarak ve sollamaya çalışarak Tehlikeli Anlar yarattığı sebebiyle sivas halkı tarafından dolmuşundan indirilip linç etmek istendi. Halkın bir kısmı "Hala bisikletçilere saygılı olmayan şoforler var. Hakediyor bunlar!" dedi. Bazı bilinçli vatandaşlarsa "bisikletçileri hala göremeyen sadece birkaç şoför var. Bunlar içinse şiddete gerek yok. Bu insanların bilinçlendirilmesi gerekir." fikrini savunuyor.
     
  7. mcyc

    mcyc Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Mart 2007
    Mesajlar:
    322
    Beğeniler:
    156
    Şehir:
    Edirne
    Seviye:
    bir kaç hafta içinde " 8 silindirli ultra maratoncu Fatih abi" nin, Bisikletle Türkiye Gün/Mesafe Rekoru haberi de Edirne yerel basınında yer alacak. yayınlandığı zaman buraya ekleyeceğim tabi ki.
     
  8. Baki Berk Kayalar

    Baki Berk Kayalar Onursal Üye

    Kayıt:
    7 Ocak 2007
    Mesajlar:
    1.594
    Beğeniler:
    1.299
    Şehir:
    TCDD 1. Bölge - İzmit
    Seviye:
    Biraz eski ama..

    http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/04/27/cumartesi/cumartesi1.html

    Başak KESER -
    Meraklıları için bisiklet, kentten kaçış için ideal araç. Bazıları için bir yaşam tarzı. Günlük ulaşımda kullanılabiliyor. Yalova'da ayda 10 bin kişinin yararlandığı jetonlu bisikletler bunun en iyi örneği. 1989'da kurulan 13 bin üyeli Bisiklet Sevenler Derneği (BSD) İstanbul'daki bisiklet gruplarından biri. Derneğin ana sponsoru Murat Suyabatmaz'ın başında bulunduğu Tam Organizasyon Şirketi. 12 yıllık sporcu Suyabatmaz, BSD'nin genel sekreteri. Dernek bisikleti sevdirip yaygınlaştırmayı ve günlük hayatta kullanımını sağlamayı amaçlıyor. Öncelikli hareket noktası güvenli altyapıyı oluşturmak. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışmalar yapılıyor, projeler hazırlanıyor. Örneğin geçtiğimiz yıl Çevre Bakanlığı ve İstanbul Valiliği işbirliğiyle Çevre Haftası'nda düzenlenen köprü geçişine iki bin bisiklet sever katılmış. Her yıl dünyanın pek çok kentinde "Otomobilsiz gün" olarak kabul edilen 22 Eylül'de İstanbul'da bir bisiklet turu düzenlendi. Dünya bisiklet günü olan 18 Eylül'de bu yıl Ataköy'de ilk entegre bisiklet yolu açıldı. İstanbul'da bisiklet yolları uygulaması kapsamında Büyükşehir Belediyesi'yle altı ilçe pilot bölge ilan seçildi: Haliç, Taksim-Maslak, Bağdat Caddesi, Ümraniye, Bakırköy-Sirkeci güzergahı. İki yıldır Trafik Şube Denetleme Müdürlüğü ve sponsorların katılımıyla İstanbul, İzmir ve Kocaeli'nde bisikletle temel trafik eğitimleri veriliyor.

    Ulaşım entegrasyonu
    Bisikletin ulaşım entegrasyonunda önemli bir yeri olduğunu söyleyen Suyabatmaz, "Türkiye'de deniz otobüslerinde ve banliyö trenlerinde bisiklet ücretli. Belçika, işe bisikletle gidip gelenlere ulaşım iadesi veriyor. Şehirlerde bisiklet parkurları ve otoparkları var. Biz ilçelerde lokal ulaşım için bisikletin tercih edilmesini öneriyoruz. İki yıl önce Yalova'ya 100 adet jetonlu bisiklet koyduk. Sepetli ve kilitli. Hiçbiri çalınmadı. Ayda 10 bin kişi kullanıyor."

    Bisiklet akademisi
    Elektronik ortamda üyeleriyle buluşan dernek, Bisiklet Dünyası adlı bültenini yeniden yayımlamayı planlıyor. Projelerinden biri de İstanbul'da beş nokta açmak. Hazırlıklarına başladıkları doğa parkurlarından Green Park'ı üs yapmayı planlıyorlar. Özgürlük rotası olarak özetledikleri alanlarda, bisiklet ve gerekli aksesuvarlar kiralanacak, turlar yapılacak. Green Park'ın içinde bir de akademi açmayı istiyorlar. Bu merkezde her yaştan bisiklet meraklısı, temel eğitim alabilecek.

    bisikletdunyasi.com

    Çevreci dükkan
    Yeşil Bisiklet, 1993 Ocak ayında kuruldu. Gürsel Akay'ın doğa sporları merakı dağcılığa, dağ bisikletlerinin gelişmesi ise bisiklet dükkanını açtırdı. Evlendiğinde eşiyle ilk aldıkları araç, bisikletleri oldu. Vitray yapan çift, vakit buldukça gezilere çıktı. Mekaniğe ilgisi olan Akay, bir süre sonra atölyede bisikletlerin tamirini yapmaya başladı. Bisiklet, zamanla bir yaşam biçimine dönüştü. İkitelli'de müdür olarak çalıştığı şirkete Şişli'deki evinden bisikletle gidip geldi, tahsis edilen şirket arabasını kullanmadı. Eşinin isteğiyle çevreci çiftin Yeşil Bisiklet'i doğdu.

    Yetersiz malzeme
    Bisikletin bir ulaşım aracı olarak görülmesini isteyen Akay, mağazanın bisiklet sevenlerin birtakım ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğunu söylüyor. "Türkiye'de teknik malzeme yetersiz. Parçalar bazen uyumlu olmuyor. Bisikletlerin satıldığı dükkanlarda bilinçsizlik nedeniyle montaj iyi yapılamıyor." Yeşil Bisiklet, araç ve aksesuvar satışının yanı sıra danışmanlık ve teknik hizmet de veriyor. Tamir masrafı yenisinden pahalı olmadığı müddetçe eskinin kullanılmasından yana. Bisiklet parçası ve bisikletle ilgili geniş veri tabanları ve Amerika'daki bazı firmalarla bağlantıları var.

    Çocuk oyuncağı
    Akay, 90'ların başında dağ bisikletine olan yoğun ilginin azaldığı görüşünde. Bunu bilgisayarın yaygınlaşmasına ve alternatif spor dallarına bağlıyor. Bisikletin hâlâ çocuk oyuncağı olarak görülmesi de bir diğer etken. Sadece sağlık ve spor için bisiklete binildiğinde keyifli yanı kaçırılıyor. Bu konuda her hangi bir yayın da yok. "İlk kurulduğumuz dönemlerde bir dergi çıkarıyorduk. Mümkün olduğunca bilgi vermeye çalışıyorduk. 25 yıldır bisiklet üreten bir firmanın müdürü bana dergiden çok şey öğrendiklerini söyledi. Oysa dergideki temel bilgilerdi. İnternet sitemiz üzerinden üyelerimizle iletişim kurabiliyor ve bisikletle ilgili bilgi aktarabiliyoruz."

    yesilbisiklet.com

    Hafif ve sağlam
    On bir yıldır hizmet veren Velespit'in Kızıltoprak'taki bisiklet mağazasında model ve aksesuvar satışının yanı sıra bakım ve onarım da yapılıyor. El yapımı Cannondale markasının Türkiye distribütörü olan Velespit'te Bianchi, Colnago ve Scott bisikletleri de satılıyor. Mağazanın yetkililerinden Erol Özbey, Avrupa'da yarışların insanların ilgisini çekmesi üzerine bisikletlerin geliştiğini ve şehir yaşamında da kullanıldığını söylüyor. Dağ bisikletlerinin daha fazla tercih edilmesinin nedeni ise çok amaçlı kullanılabilir olması. "Bisiklet binicisi için en önemlisi, sağlamlık kadar hafiflik. Bu tüm bisiklet modelleri için geçerli. Düz yol yarışçısının daha hızlı gitmesi ne kadar önemliyse, dağ şartlarında kullanılan bir bisiklete daha rahat hakim olabilmek ve kolay yokuş çıkabilmek için hafif olması önemlidir. Bu, aynı şekilde, uzun veya kısa bir tura çıkan bisikletçi içinde geçerlidir. Çünkü daha az enerji harcayarak daha fazla yol kat eder."

    Sağlıklı yaşam
    Bisiklete bindiğinizde vücudun her bölgesi çalışır. Bir tek mide bölgesi pasiftir. Eğer düzenli bir şekilde bisiklete biniyorsanız, harcadığınız enerjiye göre metabolizmanız bu pasif bölgeden de harcama yapar. Antibakteriyal bir şort ve teri dışarı atan kıyafetler giyildiği taktirde, bisiklet sporunun vücuda hiçbir zararı yoktur. Sağlıklı olmasının yanı sıra İstanbul gibi büyük bir şehirde trafik sorunu çekmeden, daha ekonomik bir şekilde seyahat edebilirsiniz. Bu yolculuk kimi zaman arabalardan daha hızlı ve keyiflidir.

    velespit.com

    Hafta sonu programı
    BSD, ayda iki kez İstanbul'da çeşitli güzergahlarda bisiklet gezileri düzenliyor. İkişerli sıra halinde bir konvoy oluşturuluyor ve acil durumlar için arkadan bir araç takip ediyor. Kabataş-Sarıyer, Bostancı-Tuzla, Kabataş-Küçük Çekmece, Green Park-Riva ve piknikli Belgrad Ormanı-Karadeniz sahili gezileri. Gezilere bazen buluşarak gidiliyor, bazen de o istikamet üzerinde oturanlar sırayla katılıyor. Yeşil Bisiklet, hafta sonları genellikle pazar günleri Yakacık Aydos'a geziler düzenleniyor. Sabah Selamiçeşme'deki dükkanın önünde buluşuluyor. Bisikletler Yeşil Bisiklet'in minibüsünün üstüne yerleştiriliyor ve yola çıkılıyor. En fazla 15 kişinin katılabildiği geziler öğle saatlerine kadar sürüyor. Yurtdışından gelen ve tur yapmak isteyen kafilelere de yardımcı olan Yeşil Bisiklet, araç da kiralıyor.