Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Evden Eve Batı Karadeniz Turu – İstanbul-Samsun (30 Ağustos-7 Eylül 2012) (5. gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    5. Gün : Amasra – Cide
    Zorlu gece sürüşünün sabahı doğal olarak yola erken çıkamadık. Cide’ye kadar mesafe fazla değildi belki ama turda artık yeni bir dönem başlamış ve kendimi gerçekten Batı Karadeniz’de hissetmiştim. Tabi bunda bir gün önce geçtiğimiz yolu daha önceki turda da geçmiş olmamın etkisi vardı. Mayıs başındaki Safranbolu’dan hareketle Amasra-Zonguldak-Safranbolu turumuzda Amasra’ya Çakraz tarafındaki yeni yoldan inip Kuşkayası’nın üzerinde bulunduğu eski yoldan geri dönmüştük. Bu turda ise eski yoldan gelmiş Çakraz’a doğru devam edecektik. Tabi yol ile ilgili merakım da artmıştı. Daha önce araba ile geçtiğimde yol tek şeritli ve oldukça dardı. Şimdi ise yol çalışmaları Amasra ayrımından Çakraz’a doğru devam ediyordu.
    Amasra’dan, iyi ve manzaralı bir kahvaltının ardından, ayrılarak yokuşu çıkmaya başladık. Geçen turda aynı yokuştan inerken soğuktan tir tir titrediğimi hatırladım. Hava sıcaklığı 35 dereceden 13 dereceye inmişti. Yokuşun sonunda Amasra manzarasına son bir kez bakıp fotoğraf çektik. Sabah saatlerinde satış tezgahlarını düzenleyen insanlarla sohbet ettik. Sonra da rotayı Çakraz istikametine yönelttik. Yol ilk metrelerden itibaren kendini göstermeye başlamıştı. İnişleri de yokuşları kadar zorlu olacaktı. Yokuşun başından itibaren yol içerilere girmeye başlamıştı ve bu yokuş demekti, daha çok yokuş. Batı Karadeniz kendini böyle anlatıyordu. Eğer yol içeri giriyorsa yokuşlara hazır ol. Aslında hep vardı yokuşlar ama nedense yol ne zaman içerilere doğru giriyor ve denizden uzaklaşıyorsa yokuşlar da uzamaya başlıyordu. Yol yapım çalışmaları buralarda devam ediyor yolun bir kısmı ya mıcır dökülmüş ya toprak ya da direkt taşlık bir görüntüdeydi. İnişlerin de zorlu olmasını sebebi yolun asfalt dışındaki kaygan zeminlerinin de olmasıydı. Amotisörlerimizi her yokuş öncesi kilitliyor her iniş öncesinde de açıyorduk. Bu bize, yokuştaki enerji kaybını en aza indirmekte, inişte de yüksek hızlarda frenlemelerde veya şokların emilmesinde yardımcı oluyordu. Bu sebeple hem disk fren hem de amortisörden son derece memnunduk.
    Çakraz civarındaki köylerden sürekli su takviyesi yapıyorduk. Geçtikten sonra yine bir yokuşun inişinde birden o yeri gördüm. O yer Meydan köyünün küçük kahvesiydi. Yolun hemen kenarında…
    Eşimle yaptığımız, arabayla Batı Karadeniz seyahatinde, Amasra’dan sabah 06:30 civarında kahvaltı bile yapmadan yola çıkmıştık. Sadece gördüğümüz bir fırının ilk çıkan ekmeklerinden birini alarak… Sıcaklığı hala aklımda. Yolda kahvaltı için bir yer buluruz düşüncesindeydik. Bu arada sabahın ilk saatlerinde yağmur da vardı. Yolun kaygan olabileceğini de dikkate alarak yavaş gidiyordum. Meydan köyünde yolun kenarında küçük bir kahve görüp durmuştum. Eşimle birlikte kahvaltı yapıp yapamayacağımızı sormuştum mekanın sahibi olan amcaya. Zaten o küçük yerde iki kişi vardı. Birisi, sonradan köyün muhtarı olduğunu öğrendiğim mekanın sahibi, diğeri de onun ağabeyi olduğunu öğrendiğim beyaz uzun sakallı, başında yeşil bir beresi ve gözlüğü olan, uzattığı ayaklarının altında çorabının yamaları gözüken, güleç yüzlü bir amca. Başının tam üzerinde üzerindeki kıyafetle ve özellikle yeşil beresiyle tam bir tezat oluşturan kıpkırmızı bir Coca Cola posteri. Görüntü itibariyle çok ilginç görünen bu amcayla tüm kahvaltı boyunda çok tatlı bir sohbet yapmıştık. Getirdiğimiz ekmeğin yanına peynir, domates, zeytin, bahçeden yeni toplanmış domates, biber… Ve tabi ki çay… Amcayla sohbet o kadar sarmıştı ki zamanı unutmuştuk. Bize askerlikte denizci olduğundan İstanbul’a gelişinden (İstanbul’da Anadolu yakasında oturuyoruz), Samsun’dan (Samsun’luyum), eski zamanlardan bahsetti. Bizi o zamanlara götürdü. Tatlı sohbetin sonunda kendisiyle fotoğraf çektirmek isteğimizi onca ısrarımıza rağmen kabul etmedi. Biz de üzüldük ama saygısızlık olmaması için de durumu zorlamadık. Ama eşimle o amcayı, o yağmur altındaki kahvaltıyı, o köyü hiç unutmadık.
    … İşte o yerdi burası. O güzel anılara sahip olduğumuz yer. Bu sefer daha kalabalıktı. Ama o iki amca yoktu. Mekanın sahibi olan amcaya benzeyen genç bir arkadaş vardı ve köyden diğerleri… Selamlaşıp durduk. Tost yapıp yapamayacağını sorduktan ve yanına çay da istedikten sonra ben konuyu açtım. Yıllar önce buraya eşimle geldiğimden, amcalardan bahsettim. Mekanın şimdiki sahibi olduğunu düşündüğüm kişi de kendisinin önceki gelişimizdeki gördüğümüz kişinin oğlu olduğunu söyledi. Tabi o yeşil bereli amcanın da yeğeni… İsmi Hakkı’ymış. Kamyoncuymuş. Amcadan ve sohbetimizden bahsettiğimde ise biraz duralayarak vefat ettiğini söyledi. Kendisi incir toplamak için ağaca çıkmış ve bastığı dalın kırılması sonucu düşmüş. Bartın’a ulaştırmaya çalışmışlar ama kurtarılması mümkün olmamış. Bana önceki gelişimize ait bir fotoğrafımızın olup olmadığını sordu. Maalesef amca istemediği için çekemediğimizi söyledim. O da bana hak verdi ve amcasının fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmadığını söyledi. Uzun sohbetin ardından yola çıkarken bu sefer fotoğrafı ihmal etmedik. (Bu sefer posta ile ben göndereceğim birer tane)
    Yol sürekli köyleri birbirine bağlar şekilde ilerliyordu. Önce yokuşu çıkıyorduk sonra inmeye başlayıp ya bir köyün içinden ya da bir suyun üstündeki köprüden geçip tekrar çıkmaya başlıyorduk. Yeşil ise eylül başı olmasına rağmen ihtişamından bir şey kaybetmemişti. Geçtiğimiz köylerin kıyıları yoldan uzakta kaldığı için sürekli plaj işaretlerini veya balıkçı barınağı levhalarını görüyorduk. Bartın istikametinden gelen yol, Doğu Karadeniz’deki dolguların aksine bu sefer iç kesimlerden tünellerle devam ediyordu. Bu da bir doğa katliamı yaratsa da hangisinin daha kötü olduğuna karar veremedim. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali… Siz seçin yok etmek istediğiniz doğa parçasını der gibi…
    Çakraz’dan Kurucaşile’ye doğru Batı Karadeniz’in bol virajlı, bol yokuşlu ve tabi ki bol inişli, bol mu bol böğürtlenli yollarında ilerlemeye devam ediyorduk. Böğürtlenler yol boyu bizim hem tatlı ihtiyacımızı karşılıyordu hem de bahaneyle mola da vermiş oluyorduk. Ama aslında sahili de hiç görmüyorduk. Yol daha içeriden gidiyor ve sadece yükseldiğimizde uzaktan bakıyorduk Karadeniz’e. Hava da harikaydı yol boyunca. İniş ve yokuşlar arasında Fatih’e ileride Gideros Koyu’nu göreceğimizi söyledim. Karadeniz’in en kapalı koyu sanki her zaman bir şeyleri gizler gibiydi. Akşam üstü artık Cide’ye 15 Km. kaldığını biliyordum ama buraya ikinci gelişimde yine görüntüsü çok hoşuma gitmişti. Yol boyunca gördüğüm heyelanların birini burada da gördüm. Karayolları metal uyarı ve koruma levhaları çakmıştı yola ama tehlikelerden çok fazla koruyacağını da sanmıyorum. Gideros’ta video çekerken Fatih’le ilerideki bir yokuş hakkında konuşuyorduk ve şöyle bir tanım yaptık : n-1. yokuş :)
    Yokuşun inişi ile akşam vakti uzaktan Cide göründü. Ama artık yol düz ilerliyordu ve sorun Cide’de kalacak yer bulmaktı. Yol boyu baktığımız yerler ya uygun değildi ya da pahalıydı. Liman içinde bulduğumuz ve yol boyu reklamlarını gördüğümüz küçük otele bagajlarımızı bıraktık. Yemek için epeyce dolandık akşamın karanlığında ve salaşın salaşı bir lokantada bulabildiklerimizle yetindik.
    Otele dönünce ertesi gün geçeceğimiz (daha doğrusu geçip geçemeyeceğimizi henüz bilemediğimiz) yol hakkında oteldeki görevli bayandan bilgi almaya çalıştım. Turun en zorlu etabı olacağını düşünüyordum. Amasra-Cide etabı da kısa olmasına rağmen oldukça zorluydu. İnebolu’ya kadarki yolsa 101 Km’di ve turun en “devamlı yokuşlu” bölümüydü. Eğer tamamı geçilemezse konaklama için sadece Doğanyurt seçeneği vardı yolda ve oraya ulaşmak için de 70 Km’lik kısmı geçmek gerekiyordu. Oteldeki görevli bayan bize, turcuların bu etabı, genelde, 2 günde geçtiklerini, ya Doğanyurt’ta konakladıkları ya da arada bir yerde çadırda kaldıklarını, bazılarını da bu kısmı minibüsle geçtiklerini söyledi.
    Akşam duş sonrası, Cide-İnebolu arası için haritayı bilmem kaçıncı kez incelerken Fatih geldi. Ben heyecanla yarınki etaptan, zorluklarından, eğer tamamını geçemeyecek olursak Doğanyurt’ta kalabileceğimizden vs. hararetli hararetli bahsederken Fatih bombayı patlattı. “Murat eğer senin için problem olmazsa ben devem edemeyeceğim.” Aslında fazla şaşırdığımı söyleyemem. Yol boyunca hastalığı yüzünden ilaç aldığı için kendini zorlamamasını ben rica etmiştim zaten. Bu sebepten devam etmemesinin daha iyi olacağını düşündüm. O da beni yalnız bırakacağı için üzüldüğünü ama devam ederse beni yavaşlatacağını söyledi. Ayrıca yalnız pedallama konusunda rüştümü çoktan ispat ettiğimden içi de rahattı. Ben devam ettikten sonra o da Cide’den otobüsle geri dönecekti.
    Turdan artık yalnız olacağım ve ertesi gün turun en zorlu etabını geçeceğim için erkenden yattım. Ne de olsa sabah erken kalkman gerekiyordu.



    Çıkış : 09:15
    Varış : 20:15
    Mesafe : 78,1 km.
    Pedal çevirme süresi : 06:26 saat
    Ortalama Hız : 12,23 km/s
    En yüksek hız : 61,63 km/s
    Ortalama eğim çıkış : %5
    Maksimum eğim çıkış : %22
    Ortalama eğim iniş : -%5
    Maksimum eğim iniş : -%15


    Amasra-Cide link
    http://www.mapmyride.com/routes/fullscreen/140918009/

    [​IMG]


    Fotoğraflar :
    Amasra sabahı…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yokuşun tepesinden Amasra manzarası
    [​IMG]

    Amasra Hatırası
    [​IMG]

    Yemyeşil yokuşlarda Fatih
    [​IMG]

    Yeni yol tünellerle içeriden devam edecek.
    [​IMG]

    [​IMG]

    İşte yolların özeti :)
    [​IMG]

    Fatih’in yokuşlarla imtihanı :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    Küre Dağları Milli Parkı’na buradan da giriş var.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Kamyoncu Hakkı ve yıllar önce kahvaltı için uğradığımız küçük kahve
    [​IMG]

    [​IMG]

    Karadeniz’in şirin koylarından biri
    [​IMG]

    [​IMG]

    Fatih’ten harita kontrolü
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kurucaşile
    [​IMG]

    Yeşile gizlenmiş ev…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol boyu heyelanlı bölgeler
    [​IMG]

    [​IMG]

    Akşam güneşinde Gideros Koyu
    [​IMG]

    Cide’ye yakın gün batımı
    [​IMG]

    [​IMG]




    Fatih’in Iphoe’undan

    Amasra’daki otelden kahvaltı manzarası
    [​IMG]

    Alamancı Ali Rıza. Yoldaki bir köyde mola verdiğimizde yanımıza geldi. O bizi, biz de onu yabancı sanmıştık. Bize “Hi, hello” diye yaklaşınca biz de aynı şekilde cevap verdik ama onun bizim Türk olduğumuzu anlamasıyla muhabbet Türkçe’ye döndü. Her ne kadar dil Türkçe de olsa sürekli “wow !, yeah !, good job !” gibi ünlemler kullanıyor ve aksanlı bir Türkçe konuşuyordu. Uzun yıllardır Almanya’da yaşıyormuş ve yaz aylarında Türkiye’ye geliyormuş. Bizi görünce hem çok sevindi hem de buralarda kimse böyle şeyler yapmıyor diye epeyce şikayet etti.
    [​IMG]
     
  2. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Neden kimse yorum yapmamış anlamadım..:rolleyes:

    Turun 5. gününü de zevkle takip ediyorum.
    Fatih Bey'in o güleç yüzünü bu günden sonra göremeyecek olmak üzdü beni.. :(
    Yine de merakla devam ediyorum, teşekkürler!
    :in:
     
    five bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Serkan Bey merhaba,
    Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Fatih'le birçok turda beraber olduk. Bu turda da çok güzel anılarımız oldu. Kendisi tur sırasında biraz rahatsızdı. Turun en yüksek efor isteyen etabından önce dönmesi doğru bir karardı.

    İlginize teşekkür ederim. Sorularınız olursa yardımcı olmaya çalışırım.

    Kazasız ve keyifli turlar.

    five
     
    Serkan Çoban bunu beğendi.
  4. ceyhun demirel

    ceyhun demirel Yeni Üye

    Kayıt:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    35
    Beğeniler:
    62
    Şehir:
    karabük
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    abi en son Spartaküs'ün 2 sezon 5. bölümünde bu kadar heyecanlanmıştım.:) fotoğraflar çok güzeldi.
     
    five bunu beğendi.
  5. MertAhci35

    MertAhci35 Üye

    Yaş:
    22
    Kayıt:
    20 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    152
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    Mert Ahçı
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    fotoğraflar o kadar iyi ki hayranlıkla baktım fotolara gerçekten ülkemizin her köşesi çok güzel.
     
    five bunu beğendi.