Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Evden Eve Batı Karadeniz Turu – İstanbul-Samsun (30 Ağustos-7 Eylül 2012) (2-3. gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    2. Gün : Adapazarı – Akçakoca
    145 km’lik antrenmanımızdan sonra ertesi gün kalkmak biraz zor olmuştu doğrusu. Kahvaltımızı sağlam tutup bisikletlerimiz hazırlamak için arkadaki otoparka çıktık. Kısa bir bagaj düzenlemesinden sonra artık yol için hazırdık. Tabi hem yorgunluktan dolayı geç kalkmamız (daha doğrusu benim geç kalkmam, Fatih her zamanki gibi erkenciydi ve beni uyandırmıştı) ve kahvaltıyı biraz uzatmamız yola çıkışımızı da geciktirmişti.
    Artık turun gerçek başlangıcındaydık. Adapazarı’ndan kuzeye, Karadeniz’e doğru yol alacak ve kıyıya varınca deniz kıyısından Akçakoca’ya doğru ilerleyecektik. Yolun çok büyük bir kısmının düz olduğunu biliyordum ama çıkışta bu kadar düz ve beton asfalt bir yolla karşılaşacağımı hayal etmemiştim. Fatih’e takılıyordum sürekli. ”Tam senin sevdiğim yollar.” diye. Çünkü o, önceki turlarımızda, asfaltın tüm değişimlerini fark eder ve dişli asfalta denk geldiğimizde şikayet etmeye başlardı.  Yolun kenarında çok geniş bir emniyet şeridi, mısır tarlaları ve yok denecek kadar az bir trafik… Sabah güneşinde mısır tarlalarının görüntüsü muhteşemdi. İleride yolun kıyısında Poyrazlar gölü levhasını gördük. Sola içeriye baktığımızda da Poyrazlar gölü belli belirsiz görünüyordu. Yolda Sakarya Nehrinin de üzerinden geçtik. Yavaş yavaş akıyordu, sanki “Uzun yoldan geliyorum. Yorgunum. Bana dokunmayın.” der gibi…
    Ferizli’ye yaklaştığımızda yolun bu bölümündeki tek yokuşlu kısmı geçtik. Ben Fatih’e hem yolun düz kısımlarında hem de burada, “ilerideki” muhteşem yokuşlardan söz ederek “Bu daha ne ki.” diyordum.
    Karasu’ya vardığımızda bizim için yemek zamanı olmuştu. Daha önceki turlarımızdan edindiğimiz en önemli tecrübelerden biri, bu tür turlarda, yemek zamanını fazla atlatmadan bir şeyler yemenin gerekliliğiydi. Çünkü enerji seviyesi düşmeye başladığında ilerlemeniz de o derece güçleşiyordu. Geçen senelerde seyrettiğim bir bisiklet turunda (ya Cumhurbaşkanlığı Bisiklet turu ya da TDF) yorumculardan birinin “Ne kadar yerseniz o kadar gidersiniz.” sözü hem çok hoşuma gitmiş hem de beni oldukça düşündürmüştü. Çünkü “Nasıl olsa fazla kilom var. Fazla yemezsen enerjimi harcamış olurum.” diye düşünürken, hem bu yorumu duymak hem de bir günübirlik turda, yemek yemeden yola devam ettiğimde, normalde çıkabileceğim bir yokuşu çıkamadığımı fark etmek beni oldukça şaşırtmıştı.
    Karasu’nun şehir merkezini gösteren tabelasına yöneldik ama bu yönde yemek yiyebileceğimiz uygun bir yer bulamadık. Çünkü çarşı içine girmiştik ama bizim aradığımız özellikteki yerler tam aksi istikamette deniz kıyısındaydı. Kıyıya gittiğimizde Fatih’e Karadeniz’i gösterdim ve şöyle dedim. “İşte Karadeniz. Bundan sonra solda hep Karadeniz. “ Yemek işini, daha sonra bunda epeyce pişman olacak şekilde, düşündüğümüzden daha fazla yiyerek hallettik.
    Kocaali’yi geçerken bilindik marka petrol istasyonlarından olmayan bir istasyonda mola vermek üzere durduk. Aslında aradığımız çaydı ama ortalıkta kimse görünmüyordu. Daha sonra ilgili olduğunu düşündüğümüz bir kişi ile karşılaştık. Bizi oldukça sıcak karşıladı. Turla ve bisikletlerle ilgili soru sordu. Çay olup olmadığını sorduğumuzda da şu an demlendiğini az sonra verebileceğini söyledi. Bu arada da sohbet başladı. Galatasaraylı yönetici Abdurrahim Albayrak’ın kendisinin yeğeni olduğundan girdi (adı Musa Albayrak’mış) Bolu Dağı tüneli yapımı sırasında çıkan suyun kesilebilmesi için gerekli betonu üretmek üzere sahildeki kumlardan kamyonlarcasını gönderdiğini, bu iş için epeyce kamyon kiraladığını, bu kamyonlar için akaryakıt gerektiğinden ve işi büyüteceğinden akaryakıt bayiliğine başvurduğunu, şu ara kontrat yenileme dönemi olduğu için de kapalı olduğunu anlattı. Tabi tüm bu muhabbet sonunda da çay çoktan demlenmişti. : ) Çayları içtik, muhabbete devam ettik daha sonra da müsaade isteyip yola çıktık. Düşündüğümüzden daha uzun bir mola olmuştu. Dümdüz uzanan yolun kenarlarında yapım çalışmaları vardı yer yer ama bizim için sorun yoktu. Bisikletforum’da daha önceden okuduğum bir tur yazısında yolun Akçakoca’ya yaklaşan son kısımlarında düz yolun sona erip yokuşların başladığından söz ediliyordu. İşte tam bu kısımlar başlamıştı. 2 gündür dümdüz (kısa ve yormayan rampaları dikkate almadan) uzanan yolların sonunda artık Batı Karadeniz’in dar, virajlı ve rampalı yolları başlamıştı. Kısa süreceğini biliyordum ama “Artık yollar başladı” diyordum kendi kendime. “İşte Batı Karadeniz…”
    Zaman zaman fındıklıkların, zaman zaman evlerin, tarlaların, ağaçların arasında geçen yok yokuşları ve inişleriyle oldukça keyifliydi. İki günün yol atmosferi bir anda değişmişti.
    Yine hava kararmıştı ama Akçakoca’ya da varmıştık. Kalacak yer bulmak için sahil boyu devam ettik. Uygun bir yer bulunca da önce duş aldık. Sonra da yemek için dışarı çıktık. Akçakoca sahilindeki yol oldukça hareketliydi. Gün ortasında Karasu’da yediğimiz yemek o kadar fazla gelmişti ki akşam yemeğinde makarna yemeyi teklif ettim Fatih’e. O da fikrimi beğendi ama yanına marketten aldırdığı ton balığını da açtırmayı ihmal etmedi. : )

    Rota : Adapazarı-Akçakoca
    VDO MC 2.0 verileri
    Çıkış : 09:15
    Varış : 20:00
    Mesafe : 105,19 Km.
    Pedal çevrilen süre : 06:14 saat
    Ortalama Hız : 16,83 km/s
    En yüksek hız : 46,10 km/s

    Yol Notu : Yolda bir çok levha gördüm. “Akaryakıt istasyonu 5 kilometre ileride”. “Lokanta 1 kilometre ilerinde”, hatta Doğu Karadeniz’de “100 Metre geride” vb. Ama ilk defa yolda şu levhayı gördüm :
    “Nalbur 1 Km.” : )

    Adapazarı-Akçakoca Link
    http://www.mapmyride.com/routes/fullscreen/129603675/

    [​IMG]


    Fotoğraflar

    Sabah otel önünde son hazırlıklar. Seleye oturmak çok zor oldu : )
    [​IMG]

    Karasu istikametinde beton asfalt yol. Yol kenarında mısır tarlaları
    [​IMG]

    [​IMG]

    Mısırlar tarlada artık son zamanlarını yaşıyor
    [​IMG]

    Yol hem trafik açısından oldukça sakin hem de bisiklet için oldukça güvenli
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol hem daralıyor hem de dişli asfalta dönüyor
    [​IMG]



    Fatih’in Iphone’undan kareler

    Yol hem düz hem de pürüzsüz
    [​IMG]

    Uygun ortam bulunca fotoğraf makinası ile video çekimi yapıyorum.
    [​IMG]

    İşte benim olayım : Yemek yerken okunan gazete ve çay. Lafa aramızda bu durum, evde şikayet konusuyken, turlarda ya yalnız ya da bu durumu sorun etmeyen tur arkadaşlarımdan dolayı çok büyük bir keyif veriyor.
    [​IMG]

    Fzla yediğimiz söylemiştim değil mi : )
    [​IMG]

    Musa Albayrak’la muhabbet sonrası ayrılırken…
    [​IMG]
     
  2. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    3. Gün Akçakoca-Zonguldak
    Sabah kahvaltısının ardından, kaldığımız otelin önündeki kaldırımda bisikletlerimizi hazırlayarak, yola koyulduk. Akçakoca’nın çevreyoluna çıkarken bölünmüş yolda yokuş çıkmaya başladık ama deniz kenarına inen yol yine beton asfalt ve düz bir şekilde devam ediyordu. Fatih’e sürekli ileride çok sağlam rampalar var dedikçe yol inadına dümdüz devam ediyordu sanki. Alaplı’ya doğru yaklaşırken ileride tünel girişini gördüm. Daha önce bu yollardan araba ile geçmiştim ama o zamanlar bu tüneller henüz yapım aşamasında bile değildi. : ) Tünelin içine girdiğimizde oldukça güzel aydınlatılmış olduğunu görüp rahat rahat pedal çevirmeye başladık. Doğu Karadeniz turumda bolca tüneli zifiri karanlıkta geçmek zorunda kaldığım için tünellere temkinli yaklaşıyordum. Ama buradaki tüneller yol kenarı emniyeti açısından da oldukça iler seviyedeydi. Tünelin içinde durup (bisikletleri kaldırıma çıkarıp) fotoğraf çektik ve tenha trafikte tünel içinde video çekimi yapma fırsatı buldum. Sonradan fark ettik ki bir tünel biterken diğeri başlıyordu. İki ayrı grupta dörder tünel vardı ve en uzunu 630 metrelikti.
    Alaplı’yı hızlıca geçip Ereğli’ye vardık. Artık yemek zamanıydı. Şehir içindeki yoldan devam ederken kenarda Dominos pizzayı görünce ne yesek krizimiz sona erdi. Şöyle tam karışık büyük boy biz pizza iyi fikirdi. Önden de bir çorba içtik ve ben yine bir gazete buldum. : )
    Yemek sonrası çay zamanını deniz kenarında bir çay bahçesinde geçirdik. Manzarası çok güzeldi. Çay da güzel olunca çok keyifli oldu. Fatih’e Cehennemağzı Mağaraları’na gideceğimizi söyledim. Mağara lafını duyunca Fatih de meraklandı. Böylece ana yoldan ayrılıp sahil yoluna devam ettik. Cehennemağzı Mağararı Ereğli’nin kenar mahallesi denebilecek bir yerdeydi.
    Eşimle yaptığımız (arabayla) Batı Karadeniz turunda Ereğli, Zonguldak ve Sinop çevrelerindeki mağaraları da dolaşmıştık. Cehennemağzı mağaraları da bunlardan ilkiydi. Efsaneye göre, bu mağaralar Yeraltı Tanrısı Hades’in ülkesine giden kapıymış. Kapının önünde de 3 başlı Kerberos adlı bir köpek dururmuş. Şu an mağaranın çevresindeki eğrelti otları bu köpeğin ağzından çıkan salyalardan oluşmuş. : ) (Bu arada Windows NT işletim sisteminin güvenlik altyapı protokolünün de adı Kerberos : ) )
    Bisikletleri girişteki gişenin yanına kilitledik ve mağaraları dolaşmaya başladık. 3 ayrı mağarayı dolaşmamız 45 dakika ile 1 saat arası sürdü. Geri dönüp yola devam ettik. Artık Zonguldak’a giden ana yola değil, Kandilli Gökçebey istikametine devam ediyorduk. Bu yolun özelliği hem dar hem de oldukça yokuşlu olmasıydı. Ama en güzel tarafı çevresinin yeşilliğiydi. Günün büyük bölümü dümdüz ve beton asfalt yollarda geçtikten sonra başlayan yokuşları görünce Fatih’e seslendim : “İşte yokuşlar başladı. ” Ama ne başlamak. Yol belirli bir yüksekliğe çıkıp sonra inişe geçiyor ve sonra tekrar çıkıyordu. Ulaşacağımız köyleri uzakta görüyor ama varmak için çok fazla yol kat ediyor çok fazla yokuş inip çıkıyorduk. Keşkek Köyünden sonra Kandill’ye girdik. Bu arada suyumuz bitti. Bir köy bakkalı bulduk fakat bakkalda sadece büyük damacana su vardı. Susuz kaldığımızı anlatınca bakkaldaki kız eve kadar gidip bize su getirdi sağ olsun. Çikolata-gofret takviyesinden sonra yola devam edip Türkiye Taşkömürü Kurumu Armutçuk İşletmesinin hemen yanından yolumuza devam ettik. Yanımızda, zaman zaman ya grizu patlaması ya da başka sebeplerle oluşan göçük ve altında kalanlarla aklımıza yer eden kömür madenlerinden biri vardı. Oralardan geçerken hep aklıma gelir yüzlerce metre altımızda tünellerde nice zorluklarla çalışan maden işçileri.
    Armutçuk işletmesinden sonra yol kesme taştan bir yokuşa sarmaya başladı. O ana kadar yokuşlarda sürekli kilitlediğimiz amortisörleri burada açarak tırmanmaya başladık. Yoldaki taşlar o kadar sarsıyordu ki başka çaremiz yoktu. Gökçebey’e varabilmek epeyce uzun sürdü. Telefondaki haritaya her bakışımızda ana yoldan hala çok uzakta olduğumuzu görüyorduk. Yol hakkında bilgi aldığımız herkes ileride uzun bir rampanın bizi beklediğini söylüyordu. Rampalı yoldan geç de olsa ana yola çıktığımızda Ereğli-Zonguldak yolunun da en yüksek yerinde olduğumuz fark ettik. Önümüze uzun bir iniş vardı. Ama asıl inişe geçmeden bir şeyler atıştırmak için yer aradığımızda yol kenarında küçük bir yapı ve tabelasında da “Ayşe Teyze” yazısını gördük. Bir çay içmek için durduk ama ev yapımı kek ve çörekleri görünce dayanamadık. Orada garsonluk yapan genç, ailenin oğluydu. Sohbetimiz sırasında adının Onur olduğunu ve daha önce Antalya’da turizm işinde çalıştığını öğrendik. Sohbet epeyce uzadı. Güneş artık iyiden iyiye kaçmaya başlamıştı. Önümüzde uzun bir iniş vardı. Yola koyulduk. Yol sürekli indiğinden ve yapım çalışmaları sebebiyle bir şerit araç trafiğine kapalı olduğundan –ki biz bu kapalı yerden devam ettiğimiz için gayet rahattık- fazla hızlanmamak için ellerimiz sürekli frendeydi. Bu tür uzun ve hızlanmaya çok müsait inişlerde hidrolik disk frenin dozunu ayarlamaktaki rahatlık bize büyük bir konfor sağlıyordu. Zonguldak’a yaklaşırken hem hava kararmış hem de yok gidiş geliş şekline dönmüş üstüne üstlük de çok yoğun bir hal almıştı. Farlarımız bize bu hava ve yol şartlarında çok yardımcı oluyordu ama yoğun trafikte çok dikkatli olmak zorundaydık. Mola için durduğumuz yere kısa sürede onlarca araç geldi. Bir düğün organizasyonu vardı. İnsanlar bize garip garip bakıyorlardı. : ) Su almak için birini aradım ama ortalıkta garson formatında kimse yoktu. Sonunda bir kişi beni daha uzakta bir yere yönlendirdi de su alıp yola devam edebilir hale geldik. Yol eski yol formatında ve tek şeritli olduğundan kenarda çok çok az boşluk vardı ve gecenin karanlığında biz beyaz çizginin üzerinde yol almaya çalışıyorduk. Deniz kenarına inip düz olarak yola devam etmeye başladığımızda da Zonguldak’a yaklaştığımızı düşünmüştüm. Ama aslında yolumuz Kozlu’dan geçiyordu. Karanlık yol yol aydınlatmaları sayesinde ışıl ışıldı. Kozlu bitimi artık Zonguldak’la aramızda bir engel kalmamıştı. Kalacak yeri daha önceden belirlemiştim. Mayıs ayındaki Safranbolu-Amasra-Zonguldak-Safranbolu turumuzda (ve eşimle beraber 2006’da) kaldığımız merkezdeki bir otele yöneldik. Yola aşina olduğum için oteli bulmak zor olmadı. Otel resepsiyonundakilere “Merhaba yine ben geldim.” dedim. : ) Fazla bisikletlilerle karşılaşmadıkları için hemen hatırladılar. Bisikletleri bırakıp yemek işini duştan önce halledelim dedik. Hemen altındaki fast food ortamına dahil olup karnımızı doyurduktan sonra odalara çekildik. Bugün de geceye kalmıştık ama yer arama derdimiz olmadığı için şanslıydık.

    Rota : Akçakoca-Zonguldak
    VDO MC 2.0 verileri
    Çıkış : 09:00
    Varış : 20:45
    Mesafe : 98,09
    Pedal çevrilen süre : 06:29
    Ortalama hız : 15,10
    En yüksek hız : 55,12
    Ortalama eğim çıkış : % 4
    En yüksek eğim çıkış : % 17
    Ortalama eğim iniş : % -4
    En yüksek eğim iniş : % -14



    Akçakoca-Zonguldak link
    http://www.mapmyride.com/routes/fullscreen/137608115/
    [​IMG]


    Fotoğraflar
    Akçakoca sabahı
    [​IMG]

    Akçakoca’da otelin önünde yola çıkmadan önce son hazırlıklar
    [​IMG]

    Alaplı’ya yaklaşırken tünellerden birinin içi
    [​IMG]

    Arka arkaya tüneller...
    [​IMG]

    Sahilden giden dümdüz yol
    [​IMG]
    Ve deniz manzarası
    [​IMG]

    İkiz gemiler inşa halinde
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ereğli sahili
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ereğli’de çay keyfi
    [​IMG]

    Cehennemağzı Mağaraların’dan kareler
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Mağaralardan sonra rampalar başlıyor
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    TTK Armutçuk işletmesi
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol köylerden geçiyor
    [​IMG]


    Kesme taşlı dik yokuşa başlıyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Karşı tepelere ulaşacağız
    [​IMG]

    [​IMG]

    Zonguldak’a yaklaşırken yolun yenileneceği tünel inşaatından bellli oluyordu
    [​IMG]

    Karanlıkta Zonguldak’a doğru
    [​IMG]

    İşte Zonguldak…
    [​IMG]

    Fatih’in Iphone’undan
    Sahil yolundaki Aquapark
    [​IMG]

    Cehennemağzı Mağaraları’nın içinden bir kare
    [​IMG]

    Ereğli’den sonra Gökçebey’e doğru rampalar
    [​IMG]

    [​IMG]

    Zonguldak’a doğru uzun inişten önce mola verdiğimiz tesiste Onur’la uzun bir sohbet yaptık.
    [​IMG]
     
  3. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    çok keyifli bir tur gerçekleştirmişsiniz.
    ayaklarınıza sağlık...
     
    five bunu beğendi.
  4. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Asıl macera daha ileride :) Bir de yazabilsem. :)
     
  5. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    Tebrikler Five, bu güzel turunuzu ilgiyle okuyorum, aynı marka ve tip bisiklet kullandığımdan ayrıca ilgimi çekiyor. (Gerçi benim bisikletim x-sport 1 ve maşayı sabit karbon maşayla değiştirdim,bisiklet 2kg daha hafif fakat gidonda sarsıntı daha fazla tabiki.) Sizinle gpa turlarından birinde Bodrum civarında karşılaşmıştık. Başınızı ağrıttım kusura kalmayın. Turunuzun devamını merakla bekliyorum. Yolunuz açık olsun.
     
    five bunu beğendi.
  6. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba,

    Önce "baş ağrıtmak ne kelime" diyeyim. Sonrada çok teşekkür ederim. GPA'da biz "Herkes gider Mersin'e biz gideriz tersine" şeklindeydik değil mi ? :) Tur arkadaşımla arkanızdan imrenerek baktığımızı da itiraf etmeliyim. :) Parkur da son derece keyifliydi.
    X-Sport 0'a serisini uzun süren araştırmalar ve bekleyiş sonrası sahip olmuştum ama şu an geçmişe bakınca çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. (Amortisör konusunda da sabit maşaya geçmeyi hiç düşünmedim ama 28'e uygun daha iyi bir amortisöre yükseltebilirim belki.)


    Şu an yazmaya devam ettiğim turun gelecek bölümlerinde (Cide'den sonra Samsun'a kadar) yalnız kalıyorum şeklinde bir tüyo vereyim. :) Ama uzun zamandır planladığım ve kendim için bir hedef olarak gördüğüm turu sağ salim (ve keyifli) bitirmiş olmam da tabiki başka turlar için bana güven veriyor. (Mesela Sİnop-Anamur :) )

    Ben size lastik seçiminiz hakkında bir soru sormak istiyrum. Sanırım X-Sport 1 'de de Schwalbe Racing Ralph vardı değil mi orijinalinde. Değiştirdiğiniz mi ya da dünüyor musunuz ?

    Kazasız ve keyifli turlar

    five
     
  7. Derya Keçeci

    Derya Keçeci Onursal Üye

    Kayıt:
    2 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.748
    Beğeniler:
    4.270
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Derya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Öncelikle bu güzel tur'dan ötürü sizi kutlarım.Yollarda olmak tutkusunu taşıyan herkesle ortak bir dilimiz vardır elbette ve yollarımız daima bir gün kesişir.Kastamonu Samsun Konuma yazdığınız not'a gelince;evet o yolda özellikle Ersizlerdere kanyonu inişi ve çıkışıyla mükemmeldi.Bölgeye yakın bir yerde "Ecevit çorbası" içmediğime pişman ve aç susuz tırmanmak zorunda kaldığımı da hesaba katacak olursak,unutulmazdı.
     
    five bunu beğendi.
  8. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    Tekrar Selamlar Five,
    Ben de biraz ağırlık takıntısı var sanırım ön maşayı bisikletin dengesini bozma pahasına değiştirdim,doğrusu sizin yaptığınız. Lastik konusuna gelince Racing ralph leri
    yeri geldikçe takıyorum(toprak dağ yollarında), ama genellikle Panaracer 700x32C pasela dişsiz yol lastiklerini kullanıyorum, kaçkar'dan almıştım, çok hafif(330gr) ve haliyle dayanıksız lastikler, 2.takımı aşındırıyorum, uzun turlarda kullanılmaz. Fakat asfalt yolda kesinlikle dişsiz yol lastiklerini tavsiye ederim,performansı ve yol tutuşunu arttırır, gürültü yapmaz,yolu kısaltır :))
     
    five bunu beğendi.
  9. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Derya Bey merhaba,

    "Ecevit çorbası" yazısını görüp ben de çok merak etmiş ve içememiştim. Belki de bisikletle kısmet olur. :)

    Sinop-Anamur yolunu mutlaka İnebolu-Kastamonu şekline de gçemeyi planlıyorum. O yoldan geçne ve o çorbayı içmek için. :)

    Selamlar.

    five
     
  10. ihtiyar

    ihtiyar Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.600
    Beğeniler:
    3.684
    Şehir:
    Federal Almanya
    Adı:
    Bülent B.
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    Güzel resimler ve aciklamalar icin tesekkürler. Devamlarini dilerim.
     
    five bunu beğendi.
  11. bülent samsunlu

    bülent samsunlu Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    19 Şubat 2010
    Mesajlar:
    462
    Beğeniler:
    474
    Şehir:
    İstanbul/Pendik/Samsun
    Bisiklet:
    KTM
    Seviye:
    bakarken bile keyif aldım...
     
    five bunu beğendi.
  12. Orhanalkaya

    Orhanalkaya Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    26 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    858
    Beğeniler:
    197
    Şehir:
    Macaristan-Kayseri-İzmir
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    gayet güzel anlatmışsınız daha nice turlara inşallah :)
     
    five bunu beğendi.
  13. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Turunuzu geç de olsa keyifle takip ediyorum, her bölümü inceleyeceğim. :in:
     
    five bunu beğendi.