Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Evden Eve Batı Karadeniz Turu–İstanbul-Samsun (30 Ağustos-7 Eylül 2012) (9. gün- Son)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Evden Eve Batı Karadeniz Turu – İstanbul-Samsun (30 Ağustos-7 Eylül 2012) (9. ve son gün)
    Sinop - Samsun 07.09.2012

    Otelde Samsun’a devam ettiğimi söylediğimde yeni yolun yapıldığını ama henüz açılmadığını söylediler. Sonuna da ekledirler: “Ama sen girersin.” Tam olarak anlayamamıştım, ama ben nasıl girebilirdim ? Samsun-Sinop arasına sahilden yol yapıldığını biliyordum. Hatta bir kısmından da geçmiştim daha önce birkaç kez, ama bu benim girebileceğim kısmı tam olarak anlayamamıştım. Sinop’a yakın bir yer olacağını düşünmüştüm. Aklıma da, gelirken giremediğim yol yapım çalışmalarının olduğu bölüm gelmişti. Kahvaltı faslından sonra Sinop merkezden pedala asılmaya başladım. Yolda durup arkama baka baka yola devam ediyordum. Uzaklaşırken Sinop arkamda giderek küçülüyordu.

    Bu arada, ardı ardına çok zorlamayan yokuş ve inişleri geçtiğim halde “ama sen girersin” dedikleri yolun girişini bulamamıştım. Sinop’un çıkışındaki kısımda hem viyadük hem de tünellerin yapım çalışmaları devam ediyordu. Ama sahilde bir yol gözükmüyordu. Böyle böyle Gerze’ye kadar geldim. Gerze’de, ana yolun üstündeki Opet’te su ve ihtiyaç molası verdim ve biraz dinlendim. Buraya kadarki kısımda henüz benim geçebileceğim ve trafiği açık olmayan bir yol görmemiştim. Bu yoldan sıklıkla geçtiğim için de yolun devamında yokuşların daha da artacağını ve sağlam iniş-yokuşların olduğunu biliyordum. Özellikle de Güzelceçay’a (eski adıyla Kanlıçay) dik bir iniş vardı. Tabi o inişten önce de ciddi bir yokuş. Ayrıca o dar yolda trafik de çok yoğundu ve çok dikkatli olmam gerekiyordu.
    Gerze’den hareket ettiğimde ufak ufak yokuş başladı. Çıkışta gördüğüm viyadük ve köprü inşaatlarına bakıp “Buralara giremem” dedim kendi kendime. Henüz inşaat devam ediyor ve iş makinaları çalışıyordu. İnşaat alanını geçtiğimde ise aşağıda, deniz kıyısında yeni yapılmış olan yolu gördüm. Viyadüklere kadar yapılmıştı ama devamı inşaat alanı olduğu için açılmamıştı. İşte o anda “Sen girersin” cümlesiyle kast edilen yolun neresi olduğunu anladım. Ama bu yola nasıl girebilecektim ? Yola devam ederek yokuşta pedal basmaya başladım. Biraz ileride, yine yeni asfaltlanmış ve aşağıda doğru inen bir yol ağzı gördüm. Yanında da levhalar : “Girmek yasaktır ! İzinsiz girenler hakkında yasal işlem başlatılacaktır !” Tabi girmeye cesaret edemedim. Çevrede de danışabileceğim, izin alabileceğim biri yoktu. Çaresiz yola devam ettim. Aklım aşağıdaki yolda kalarak… Yaklaşık 500 -700 m. sonra yol kenarında çalışma yapan bir dozer ve bir grup işçi gördüm. Bir kişi de çalışmayı idare ediyordu. Yanlarına yaklaşarak aşağıdaki yol hakkında bilgi almak istedim ve girip giremeyeceğimi sordum. Sorumlu kişi önce çıktığım yokuşa sonra da bana bakarak o sihirli cümleleri söyledi : “Aslında giriş yasak ama sen geçersin.” :) “Yalnız” dedi, “girişteki görevliye, piknik alanına gidiyorum, de.” Ben izin almanın ve girebileceğimi öğrenmenin mutluluğuyla pedallara asıldığım yokuştan 180 derecelik bir dönüşle inmeye başladım. Aşağıya inen yolun başına geldiğinde çevreye bakıp kimseyi görmeyince daha da dik olan yokuştan uçarcasına indim. Artık deniz seviyesinde, dümdüz ve yeni yapılmış yolda ilerliyordum. Ve yol bomboştu. Tamam bazı görevli araçlar ve bir iki uyanık yoldaydı ama bu durum dahi benim yolu bomboş diye tanımlamama engel değildi.

    Epeyce bir yokuş ve inişle ve dahi trafikle boğuşacağımı düşünürken kendimi, hayal etsem bunu hala ederdim dediğim bir yolda buldum. Hızımı arttırdım. Durmaksızın pedal basıyor bu arada da daha önce hep yukarıdan gördüğüm kıyıları başka bir açıdan seyrediyordum. Tabi yol da Karadeniz’deki sahil yollarının %90’ı gibi kıyı doldurularak yapılmıştı ve 3-5 sene sonra yolun denize uçtuğunu, heyelan olduğunu bildiren haberlere hazırlıklı olmalıydık. (Doğu Karadeniz turunda heyelandan gidiş kısmı kapanan sahil yolunu hatırladım.)
    Düz yolda, kıyı olmasına rağmen fazlaca rüzgar da olmayınca 25 Km’nin üzerinde ilerleyebiliyordum. İlerde Karadeniz sahilindeki yolların klasiği haline gelen bir tünel vardı. Aklıma yine tur zamanı Doğu Karadeniz sahilindeki ışıksız tüneller geldi. Gerçi zamanla aydınlatılmıştı ama burada henüz trafik başlamadığı için tünelin ışıksız olduğunu düşündüm. “Olsun.” Dedim, “Zaten araba yok. Ben de kendi farımla yavaş yavaş geçerim.” Ön arka farlarımı yaktım. Yola olan konsantrasyonumu en üst seviyeye çıkardım ve tünele doğru pedallamaya başladım. Aydınlıktan karanlığa girince fark ettim ki boşa endişelenmiştim. Herhalde çalışmalar devam ettiği için, (hatırladığım kadarıyla) 1200 metre civarında uzunluğa sahip olan tünelde, 200-300 metre aralıklarla, yolun sağında ve yer hizasına projektörler yerleştirmişlerdi. Projektörler tam sağa baktığı için de gelenin gözünü almıyor ve ortalığı gerektiği kadar aydınlatıyordu. Hiç araç da olmayınca tünelde oldukça keyifli zaman geçirdim. Samsun-Sarp turunda, tünellerde yaşadığım sıkıntıyı hatırlayıp hatırlayıp “Nasıl geçtim oralardan” diye düşündüm. Ve tünelden hiçbir sıkıntı yaşamadan çıktım.

    Yolun solu denizdi ama sağı da, denizden bağlantı olduğu için, küçük ölçekte uzun bir göl görünümündeydi. Devamı da yükselen, oldukça eğimli bir duvar şeklinde ormanlık alana ve yukarıdaki yola ulaşıyordu. Dedim ya, buraları hiç bu açıdan görmemiştim ve bana çok ilginç gelmişti. Yolda hızla ilerlediğim için tünelden sonra kısa sürede trafiğe açık olan yeni sahil yoluna ulaştım. Ana yolu eski yola yönlendiren bariyerlerin arasından geçerek bölünmüş yoldaki trafiğe katıldım. Arkaya dönüp baktığımda, henüz trafiğe açılmayan ve rahat rahat geldiğim yolu ve trafik işaretleriyle yönlendirilen iki şeritli yolu gördüm. “Eğer yoldaki ekibe sormasaydım şimdi bu taraftan gelmeye çalışacaktım. Hem yol çok kalabalık olacaktı hem de ben kim bilir yolun neresinde olacaktım.” diye geçirdim içimden. Yakakent’e az kalmıştı ve ben çok acıkmıştım. Ama Yakakent’ten de fazla umudum yoktu yemek alternatifi konusunda. Düşündüğüm gibi de çıktı. Yol kenarında en azından bir çorba içebileceğim hiçbir yer yoktu. Yakakent’i geçerken yol kenarındaki bir iki kişiye yemekle ilgili yer sorduğumda beni Alaçam’da yol kenarında, benzinlikteki lokantaya yönlendirdiler. Alaçam’a girdiğimden itibaren yol çalışması vardı ve yol oldukça bozuktu. Tarif edilen yere ulaştığımda yine benzer şaşırmış yüzleri gördüm. Hele “Abi nereden geliyorsun ?” sorusuna “Sabah Sinop’tan yola çıktım. İlk hareket de İstanbul’dan.” deyince verdikleri tepkileri…
    Yemekte çorba yoksa o yemek eksiktir benim için. Hele bir de bisiklet üzerindeysen mutlaka olmalı. Güzelce karnımı doyurduktan sonra artık devam vakti gelmişti. Tabi iki bardak çaydan hemen sonra.

    Yol yine düzdü ve denizden uzaklaşıyordu. Kuralı hatırlayalım. Eğer yoldan uzaklaşıyorsan yükselirsin. Evet Bafra’ya yaklaşırken, her ne kadar Bafra Ovası’nın ortasında olsam da, öncekiler kadar dik olmayan çıkışlar vardı. Kızılırmak üzerinden geçerken durup şöyle bir baktım köprüden. Yavaş yavaş akıyordu sanki denize kavuşmak istediğini herkesten saklar gibi. Bafra’yı geride bıraktığımda artık yolun sonuna çok yaklaşmıştım. Ondokuz Mayıs ilçesini geçtiğinde hedefe 15 Km. kalmıştı. Hedef dediğimde Samsun’daki yazlık. Çocukluğumda sokaklarında ya da tek tük evlerin arasında bisikletle gece yarılarına kadar vakit geçirdiğim yazlık. Tabi o zamanlar böyle bir hayal kurmuyordum. Hedef yoktu, sadece bisikletin üzerinde olmak vardı. O bisiklet de çoğumuzun ilk göz ağrısı olan Belde Pinokyo’ydu.

    Çakırlar köprüsüne geldiğimde son fotoğrafımı çektim. Artık neredeyse gelmiştim. Aslında daha Samsun’a 24 Km. vardı ama benim için yolun sonuydu burası. Bu bölge bir çok sayfiye yerinde olduğu gibi yan yana sitelerden, ama eski tip, sokakları olan ve girişe kapalı olmayan, denize ulaşabildiğiniz sitelerden oluşuyordu. Bir çoğunun ismi de “kent”le bitiyordu. Yalıkent, Uslukent, Gülhankent. Ama bizimkinin adı farklıydı : “Yakamoz”

    Evimiz tamamen kapalıydı. Babam İstenbul’a dönerken elektrik, su gibi kapanması gereken herşeyi kapar ve kapıları da sıkıca kilitlerdi. Ben de evi geçip babaannemi görmek için deniz tarafında devam ettim. Evine ulaştığımda da önce eniştemi gördüm. “Aha da geldi.” dedi “Daha 2 hafta önce söylemişti geleceğini. Dediğini de yaptı.” Bayram için Samsun’a gittiğimizde bisikletle ilgili planımı söylediğimde pek de ciddiye almamıştı. Ben de fazla üstelememiştim. Halamı sorduğumda bisikletle gezdiğini söyledi. Üç tekerlekli bir bisiklet almışlar halama. O da şu an boş olan sokaklarda rahat rahat geziniyormuş.

    Evin üst katına sessizce çıktım. Kapı zaten kapalı değildi. İçeri girdim. Babaannem beni görünce “Sen nereden çıktın.” dedi. Her gördüğümde yaptığım gibi sarıldım. “İstanbul’dan geliyorum.” dedim. “Hem de bisikletle.” Hem işitme cihazından hem de inanmamasından olsa gerek birkaç kez tekrarladım. Her bisiklet konusu açıldığında yaptığı gibi yüzünü ekşitti. “Yapma oğlum.” dedi, “Bırak artık bisikleti. Eşin var, çocuğun var.”

    Sadece gülümsedim. 41 yaşında olsam da onun torunuydum ne de olsa. (Babaannem de 92 yaşında) …Gülümsedim...

    Bu maceranın (da) sonu.

    VDO MC 2.0 verileri
    Çıkış : 08:30
    Varış : 19:00
    Mesafe : 147,25 km.
    Pedal çevirme süresi : 08:01 saat
    Ortalama Hız : 18,34 km/s
    En yüksek hız : 65,14 km/s
    Ortalama eğim çıkış : %3
    Maksimum eğim çıkış : %11
    Ortalama eğim iniş : -%3
    Maksimum eğim iniş : -%12

    Yol notu :
    Yerini tam hatırlamamakla birlikte yol üstünde bir levhada ve bez pankartta :
    “Klimalı tabut imalatı : Morgda buzlanma, meftada sulanma, kefende ıslanma yapmaz.”

    Sabah kahvaltı zamanı otelden Sinop görüntüsü
    [​IMG]

    Sinop çıkışında tünel inşaatı. Yeni yol bu tünellerden Sinop’a ulaşacak.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yokuşun ardından… Arkada uzakta Sinop
    [​IMG]

    Sahil yolunun henüz trafiğe açılmamış kesimindeki tünelin girişinde
    [​IMG]

    Denii doldurulmuş, yol yapılmış, deniz arada sıkışıp kalmış :)
    [​IMG]

    Bomboş sahil yolunda “self portrait” (biz yine de self profil” diyelim. ) :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bafra’da Kızılırmak’a bakış
    [​IMG]

    Turun son karesi… Samsun’da Yakamoz’daki yazlığın bulunduğu sokağa dönmeden önce
    [​IMG]

    Sinop-Samsun(Altınkum) Link
    http://www.mapmyride.com/routes/fullscreen/119084429/

    [​IMG]

    Turun tamamı
    [​IMG]
     
    bkaan, ramon71, Emrah Pektaş ve 6 kişi daha bunu beğendi.
  2. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bu şahane Batı Karadeniz turunun son gününü de keyifle takip ettim.
    Kısmetse yaz için planladığım uzun turda buralardan geçeceğim için daha bir ilgi duydum.
    Yine de sizden öğreneceğim çok şey var muhakkak.. :in:

    Anlatımınız ve anılarınıza bizleri de ortak ettiğiniz için teşekkürler.
    Yollarda karşılaşmak dileğiyle!...



    Bu arada bir sorum olacaktı: Bu 9 günlük turda yollarda yerli veya yabancı başka bir bisikletli ile hiç karşılaşmadınız mı?
    Bu durum hep ilgimi çeker, hoşuma gider de... :rolleyes:

    Ayrıca ilk birkaç gün size eşlik eden o güleç Fatih Bey'e de teşekkürler, selamlar! :)
     
    five bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba Serkan Bey,
    Daha önce bir çok turda çok hoş tesadüflerl
    e çok farklı ülkelerden bisikletlilere rastlamış olsam da bu turda hiç bir bisikletçiye rastlamadım. Bu da ilginçti asında.

    Fatih'e de güzel dileklerinizi ileteceğim.

    Yollarda olduğumuz sürece mutlaka karşılaşırız.

    Kazasız ve keyifli turlar dilerim.

    Sevgiler

    five
     
    Serkan Çoban bunu beğendi.
  4. Gökhan Ö.

    Gökhan Ö. Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    513
    Beğeniler:
    269
    Şehir:
    Samsun
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Çok güzel anlatmışsınız, ağzınıza sağlık =)
     
    ceyhun demirel ve five bunu beğendi.