Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

eskilerden: trabzon-maçka-sümela-camiboğazı-kulat-zigana-maçka-trabzon (12.06.2003)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Hüseyin Çelebi tarafından paylaşıldı.

  1. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    514
    Beğeniler:
    2.074
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    10 yıl!! tam 10 yıl önce bugün yaptığım bir sürüşün hikayesini tozlu arşivlerden çıkardım. Zamanında aktif olan bisiklet forumlarında paylaşmıştım, silinip gitmiş, fotoğraflar da silinmiş. Ben de arşivden fotoğrafları da bulup tekrar yükledim. Linkler hariç içeriğe filan dokunmadım.
    Çok etkileyici bir tecrube oldu, o dönemdeki diğer sürüşlerimi de toparlayıp paylaşmaya niyetliyim.



    KUTSAL ROTA
    Zigana dağ yolunun benim gönlümde çok ayrı bir yeri var. Yüksekten giden ve etrafı çok açık bir yoldur, saatlerce onunla vakit geçirebilirsiniz..
    Tabii bunun için öncelikle oraya çıkmanız ve havanın iyi olması için dua etmeniz gerekir. Hava bozduğunda sizi gerçek bir mücadele bekler. Denize karşı yapılan tırmanma rüzgara karşıdır ve 2 metre önünüzü görmenize izin vermeyen bir sis olur. Zigana yolunu işte bu yönlerinden dolayı seviyorum onu elde etmek için çıkıp pedallamanız yetmiyor önce onu gerçekten istediğinizi ve hakettiğinizi kanıtlamanızı istiyor sonundada size kesinlikle sıradan olmayanı vaad ediyor.
    Sümela yolu. kalabalık ve ayağa düşmüş yerleri ne kadar güzel olsalarda sevmedim ama sümela hariç. Sabah erken saatlerde dereye sıfır yoldan hafif üşüyerek ilerlemek bağımlılık yapan hormonlar salgılatıyor. Tekrar ve tekrar gitmek istiyorsunuz. Etrafınızdaki yeniçeri görmüş ağaçlar size bakıyormuş gibi geliyor. En büyük zevkim olan tırmanma ormanlarla bir buluşma aynı zamanda. Ağaçları tanıyorum artık hepsininde bir karakteri var. Mesela sarp kayaların üzerinde dahi büyümüş olanlar ağaç toplumunun karadenizlileri olsa gerek. Başka hiç kimse iki kilo toprakta büyümeye bu kadar uğraşmazdı herhalde.
    Kutsal rota bu iki tapınağın peşpeşe ziyaretiyle yapılan bir hac yolu. ziganadan yada sümeladan çıkıp aradaki dağ yolunu geçiyor ve diğerinden iniyorum. Her yaz sezonunda ilk ve son dağ geçişimin kutsal rota olmasına dikkat ederim. Zigana çıkışı sağlam mide istediğinden ilkinde sümeladan çıkar ziganadan inerim.
    12 haziranda kutsal rotayı geçmeye hazır olduğuma karar verdim. Bir gün önce sabah hafif tempo 80 km düz yol yapıp iyice dinlendim. Sabah erken çıkmadım zira saat 9 civarlarına kadar rüzgar dağdan denize doğru esiyor ve erken saatlerde çok şiddetli oluyor. Buda daha yolun başında maçkaya kadarki 25 km'de haşat olmam demek. Yinede yol hayli uzun olduğundan saat 7 çıkmak için uygun en geç 7:30'da çıkmış olmak gerekiyor karanlık basmadan dönmek için. Maçkaya kadarki yolda görmeye değer fazla birşey yok yada ben 37516 defa geçtiğimden artık farketmiyorum. Tüneli geçtikten sonra sola doğru maçkanın içine giriyorum.Ufak bir alışveriş yapıp sümela yoluna devam ediyorum, yerleşim yerlerinde oyalanmak hoşuma gitmiyor.

    Karşıma ilk çıkan yokuşu en verimli tempoda çıkıyorum daha çok yol var. Bundan sonraki iniş ve düz kısım kahvaltı yapma yeri. Yemeğimi yedikten sonra tekrar direksiyonu ele alıyorum saat 9 olmadı ama trafik başladı yavaştan. Kilise saat 10 gibi açıldığından henüz tur saldırısı başlamamış güvendeyiz. Biraz ilerde artık dereyle buluşuyoruz önümüzdeki birkaç saat beraber yolculuk edeceğiz.



    [​IMG]

    rampaların başladığı köprü




    Tatlı rampaları yavaşça çıkıyorum tek bir yedek tişörtüm var onuda hemen kullanmak istemem. Zaten vadi sabah güneş almadığından oldukça serin. Derenin ve dişlilerin ritmik sesi beni hipnotize ediyor. Birazdan taşocağını geçergen günlük küfür kotasından biraz eksiltiyorum -evet sümela bölgesinde dev bir taşocağı vardı-. Birden yolun kenarında bir hareket görüyorum.. iki bisikletli çadırlarından çıkmış toparlanıyorlar. Adama naber lam tarzı birşeyler söylüyorum geçerken esnemek için ağzı sonuna kadar açık olduğundan cevap veremeyip başını sallıyor kadın gülüp el sallıyor. Sümelaya oldukça yaklaştım, bilinenin aksine çok dik bir yol değildir. Asvaltın bitip betonun başladığı yere kadarki son 3 km'dir dik olan. Tam o sırada yanımdan alman plakalı bir araba geçiyor camından sarkmış genç birisi elindeki kamerayla beni çekerken bir taraftanda kalbin patlar lan bu rampada diye bağırıyor. Çektiği filmin 16 yaş altına yasaklanmasına neden olacak bir hareket çekiyorum. biraz sonra asvaltın sona erdiği ve tesislerin bulunduğu yerdeyim, duraklamadan beton yola devam ediyorum. Aslında su almayı planlıyordum ama çeşmenin başında 5-6 kişi vardı bende inip beklemek istemedim. Hava daha yeni ısınmaya başladı ilerdede harika sular var.


    [​IMG]

    beton yol zahmetli olsada karşılığını veriyor




    Buradaki beton çok zor bir tırmanma zaman zaman ön 2 arka 2'ye düşürüyorum vitesi. Neyseki uzun sürmüyor ve kilise yol ayrımına geliyorum. Burası resmi mola yerim olduğundan durup atıştırıyorum birkaç fotoğraf çekiyorum. Yoldan birkaç motorlu geliyor bende yakından görmek için bekliyorum ancak fotoğraf çekmek için şelalenin yanında duruyorlar bende yayla yoluna devam ediyorum.


    [​IMG]

    yol ayrımından kilisenin görünüşü





    Bu yol sezon başında çok taşlı ve bozuk olur ama sonlara doğru araçların kullanımıyla iyice temizlenip bastırılır o kadarki yol bisikletiyle bile çıkmak mümkün olabilir. Buranın rakımı 1300 metre civarı ve yaklaşık 20 km tırmanıp Camiboğazına 2400 m civarlarına çıkacağız. Taşlı yolda lastikleri kollayarak yükseliyorum yola daha uygun tipte lastikler başıma iş açabilir. Patinajlar çok tehlikeli oluyor bende normalden 1-2 vites yukarda gidiyorum. Ormanın yavaş yavaş seyrekleşip yerini çıplak kayalık ve çeyırlara bırakmasını izliyorum. Bu bölge çok sarp ve kayalık bir yer, dere süt gibi bembeyaz akıyor. Yolda iri taşlar var ama bisikletle etraflarından dolaşıyorum kolayca. Artık iyice yorulmaya başladım ama yolumda vaktimde bol olduğundan keyfim kaçmıyor etrafın keyfini çıkarıyorum.



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]

    sarp kayalıklar ve yaylalar farklı duygular yaşatıyor.



    [​IMG]

    arkada görünen tepe yakın bölgenin en yüksek yeri. 3082 m çakılgöl zirvesi. Altında bir buzul gölü var.





    Saat 13 civarıydı sanırım uzaktan camiboğazı görünüyor. Acemi bir bisikletçiyken burayı ilk çıktığımda gözlerime inanamamış çığlıklar atmıştım. O günleri hatırlayıp gülümsüyorum ama ilerden üzerime koşan köpeği görünce gülümsemem siliniyor. Arada daha mesafe olduğundan durup bisikletten iniyor salına salına etrafta işe yarar birşeyler arıyorum. Yolun kenarındaki bahçenin kar yüzünden kopmuş kazıkları gözüme ilişiyor birini kolayca telden ayırıp elime alıyorum. Köpek iyice yaklaşınca olanca gücümle üzerine fırlatıyorum ve inanılmaz bir çeviklikle üzerinden atlıyor ama atlattığı şeyin korkusuyla köpeğin beti benzi atıyor(!). Anlaşılan böyle bir karşılama beklemiyordu zira ikinci bir kazığı aldığımda uzaklaşıyor ve beni güvenli bir mesafeden izliyor. Yaylalar henüz boş olduğundan çobanlar köpeklere dikkat etmiyorlar zaten saldırgan köpekleri pek serbest bırakmazlar. Tabii milleti değil köpeklerini düşündüklerinden. Saldırgan hayvan hem başka köpeklere hemde insanlara saldırdığından telef olma ihtimali yüksektir.



    [​IMG]

    sağ arkada cami boğazı görünüyor. Ön planda güdümlü kazıklar.





    Camiboğazında bir çay molası vermek gerek. Elimde çayla çimenlerde yalınayak dolaşıyorum biraz önceki köpek çay bardağının zararsız olduğuna kanaat getirmiş olmalıki yanıma gelip kuyruk sallıyor. Çobanlar uysal hayvanları serbest bırakırlar ve fazla yemek vermezler. O hayvanlar diğer insanlardan aldıklarıyla, atıklardan falan idare eder. Aç olduğu her halinden belli olan hayvana biraz önce fırından aldığım pidenin yarısını veriyorum oturup karşılıklı yiyoruz. Kazık hayvana çarpıp bacağını kırsaydı vicdan azabından ölürdüm herhalde. Köpeğe -aç olmasaydın öyle zıplayamazdın şükret yemek bulamadığına diyorum anlamaz gözlerle bakıyor. Aklıma 10 yıllık arkadaşlıktan sonra ölen köpeğim geliyor, gözlerim yaşarıyor. Yorgunluk insanı duygusallaştırıyor yada ben siyah tüylü köpekleri seviyorum.

    Tekrar yola çıkma zamanı yaz ayları hariç 1000 m rakımda yaşadığımdan yüksek rakımın bir etkisi olmuyor ama tırmanışta sürekli değişen tempodan dolayı bacaklarım turşu gibi olmuş. Yolun bundan sonraki 25 km'si hep bu rakımda iniş çıkışlardan oluşuyor. 7 km ilerde maden boğazından geçiyorum buranın rüzgarı ünlü. Aşağıdaki vadiden gelen rüzgar bu tepede çok şiddetli esiyor. O kadarki bisikleti asla düz götüremiyorum hatta sık sık sağ tekerlek izinden soldakine savruluyorum.



    [​IMG]

    camiboğazının hemen ilerisinde kıştan kalan kar





    [​IMG]

    arka planda maden boğazı görünüyor. İlerde sağa doğru devam edeceğim





    [​IMG]

    ilerde sağa devam ettikten sonra bir önceki fotonun çekildiği yer




    [​IMG]

    yine aynı bölgede, başka bir turdan alıntı




    [​IMG]

    artık kulata çok yakınım, yine başka bir turdan alıntı





    [​IMG]

    13 km sonrası ise çocukluğumun yazlarının etrafında geçtiği kulat. Biraz durup sessiz tepelerde sarı kafalı bir çocuk arıyorum, bir daha geri gelmemek üzere gittiğini bilmemezlikten gelerek.




    Artık zigana ile aramda 3 çıkış ve iniş kaldı. Sol dizim ağrımaya başlıyor bende yedek tişörtü giyip diğerinide yırtarak sargı haline getirip dizimi sarıyorum. Tepede duraklayıp dört bir yana göz alabildiğine uzanan dağları seyrediyorum. Birkaç km ilerde büyük bir kayalık olan ayeser tepesinin yanından geçiyorum. Buraya rus işgali sırasında geri çekilen türk birliklerinin şehit olan askerleri alelacele gömdüğünü söylemişlerdi aslı varmı bilmiyorum. ikinci yokuşun inişinde tek dükkan denen binanın önünden geçiyorum. Çevresinde başka bina olmayan bu dükkanı çok yaşlı bir adam işletirdi sonradan öldüğünü duydum. Kapısı kepenkleri sıkıca kapalıydı her geçişimizde kapının önüne dikilen uzun boylu yaşlı adamı görür gibi oluyorum. Kocaman sakalı ve bastonuyla dikilip beni izliyormuş gibi geliyor.



    [​IMG]

    ayeser tepesi, uzaktan göründüğü gibi değil çok büyük kayalar var. Küçükken buranın devlerin yaptığı bir kalenin kalıntısı olabileceğini düşünmüştüm.





    [​IMG]

    Son çıkış inişten sonra artık zigana aşağıda görünüyor. O ünlü 3'lü çıkışları inerek köye ardındanda anayola ineceğim. Ziganada çok dik 3 yokuşla bu tepelere ulaşılıyor. Tünele kadar zaten 65 km gelindiği ve bunun son 25 km'sinin ciddi tırmanış olduğu düşünülürse bu 3 rampanın ne kadar zorlayıcı olduğu anlaşılır. Rüzgar çok sert esip donduruyor bende dizimdeki tişörtü çıkarıp koynuma sokuyorum nede olsa inişte pedallamam gerekmiyor. Yokuştan aşağı salıyorum bisikleti soğuktan katılaşmış parmaklarımla direksiyonu ve frenleri dozlamakta zorlanıyorum ah be abla eldivenleri ne diye çöpe attın ki. Soğuktan çenem titriyor iyice kıvranıyorum. Tam bu sırada hızım 60'lara çıkmış haberim yok. Sezon başında yolda ne olsa çıkabilir oysaki ve ben tam izdeki derin bir hendeğe vuruyorum. Bisiklet neyseki hendeği geçiyor takla atsam nasıl dağılırdım bilmem. Kontrolden çıkan bisiklet yolun her yanını ziyaret ediyor birkaç saniye içinde. Şiddetli çatırtıya rağmen bir yerinin kırılmamış olmasıda beni sevindiriyor. Ağırlığımın pedallarda olması kötü sonu önledi. Biraz daha inişten sonra zigana kasaplarının koyunlarını bekleyen köpeklerin yanından geçiyorum. Yaklaşık 8-10 köpek yolun kenarına dizilmiş ve zincirleri epey uzun. İlki beni görüp saldırıyor neyseki zinciri sağlammış ama diğerleride ayaklanıyorlar ve büyük bir senfoni başlıyor. İçlerinde camiboğazındaki garibanı bir ağızda yiyecek olanlar var ve zincire vurup duruyorlar. Bir kurtulsalar haritadan silecekler beni. Tam atlattım derken son dönemeçteki köpek öyle saldırıyorki 5 metrelik zinciri sayesinde çok hızlanıyor. O süratle zincire çarpınca boynunun etrafında bir tur atıp yandaki bahçe duvarına çarpıyor. Dışarı çıkan insanlar kurt sürüsü yerine toz toprak bir bisikletçi görünce hayal kırıklığına uğruyorlar.


    [​IMG]

    başka bir turdan. İlerde görünen meşhur rampalar.




    Biraz ilerde duraklayıp indiğim dağa bakıyorum bana ulaşılmaz görünüyor. Saat 17:30 civarı ve eve yetişmem için duraklamamam gerek. Hızla devam edip anayola çıkıyorum. Birkaç yıl önce tam bu yolda bir inek sürüsünü ürkütmüştüm. Hayvanlar panik halde sağa sola dağılmışlar ama kaçacak yer bulamamışlardı. Kimi dik yamaca tırmanıp tekrar aşağıya yuvarlanmış kimi ise dik yamaca kaçıp zor anlar yaşamışlardı. İneklerin sahibi yaşlı kadın elindeki uzun saplı kerender denen orağı bana savurmuş neyseki ıskalamıştı. Yine bu yolda bir keresinde turist otobüsünü sollamış ancak dar yol nedeniyle omuz omuza mücadeleye girmiştim. Bu sefer sıradan bir sürüşle anayola çıkıp beklemeden trabzon yönüne devam ettim.

    Akşam saatlerinde denizden esen rüzgar hafiflediğinden yolun kapasitesini kullanmak mümkün oluyor. fazla zorlamadan 70-75 km hızla iniyordum bir ara 80'li hızlarada çıktım ama hem ufak aynakoldan hemde yorgunluktan hız yapacak isteğim yoktu. Trabzona son 35 km kaldığında artık yapmam gereken sağ salim eve ulaşmaktı. Hafifleyen rüzgar sayesinde sahile ulaşmam olaysız ve rahat oldu. Tabii eve son 5 km'lik çıkış sine sinirlerimi bozdu. Hele mahalleden peşime takılıp 2-3 km yanımda tırmanan daha doğrusu benimle yarışan çocuklarında bunda payı var. -abi nolmuş sana böyle, nerden geliyorsun? -abi sen futbolcumusun? -kamyonmu çarptı abi ehuhehu? -düşmüş düşmüş eheh? -nerde düştün abi? Gazlayıp kaçacak halim olmadığından mecburen cevap veriyorum. Neyseki çok geçmeden yoruluyorlar.

    Eve ulaştığımda yeğenlerimin odama izinsiz dalıp bilgisayarımda film izlediklerini görüyorum. Ortalık savaş alanı yerler yemek ve kuruyemiş artıklarıyla dolu. Beni görünce çil yavrusu gibi dağılıyorlar. Meğer annemin yaylaya gitti sözünü birkaç günlük kamplardan birine gittim diye yorumlamışlar ve anahtarın saklandığı yeride bulmuşlar. Hayalet görmüş gibi olmalarının nedeni buymuş.
     
  2. SerkanNamazcı

    SerkanNamazcı Onursal Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.625
    Beğeniler:
    1.657
    Şehir:
    Giresun/Görele
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Bunu neresine yorum yapayım bilmiyorum ki..
    Mazi çok güzel muhteşem zaten Karadeniz'de olamak büyük bir nimet öp ve başa koy cinsinden..
    Birde burada dağ gezginliği yapıyorsanız o zaman her şeye hazırlıklı olun ıslanmaya,titremeye,yıldırımlara,gök gürlemesine..
    Daha bir çok şeye..
    rakım arttıkça inat eden yokuşlara..
    Sis bastırınca yolunu kaybetme,akşam eve yetişme çabası..
    Tebrikler kaptan pedal buralarda olsan güzel şeylere imza atabilirdik :)
    Tabi bende o sürede iyice pişer işi daha iyi yapmaya çalışırdım...
    Ras gele demek gerekir böyle şeylere..
    Kutsal rota .. hmmm tadına bakmak gerekir.
     
  3. Fatih Toraman

    Fatih Toraman YalağuzSeyyah

    Kayıt:
    25 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    368
    Beğeniler:
    590
    Şehir:
    Giresun
    Adı:
    Fatih
    Bisiklet:
    Amoeba
    Seviye:
    Hüseyin abi, ben ilk okulda "ali ata bak" cümlesini okumakta zorlanırken sen dağlarda mükemmel gezilere imza atıyormuşsun. İnşallah bizede yillarimizi spor yaparak geçirmek nasip olur... O kuvvetli yüreğine sağlık...
     
    SerkanNamazcı ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  4. murat52

    murat52 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2006
    Mesajlar:
    247
    Beğeniler:
    113
    Şehir:
    gümüşhane
    Seviye:
    hep birlikte bu kutsal rotaya zaman ayırabilsek nede güzel olur..........
     
  5. Alper Yılmaz

    Alper Yılmaz Aktif Üye

    Yaş:
    22
    Kayıt:
    15 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    163
    Beğeniler:
    135
    Şehir:
    Gümüşhane - Balıkesir/Altınoluk
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Zigana kesinlikle bambaşka bir alem, fırsat olsa da hep beraber kutsal rotanın huzuruna bırakabilsek kendimizi.
     
    SerkanNamazcı ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  6. Kadir AYINTAP

    Kadir AYINTAP Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    27 Kasım 2009
    Mesajlar:
    910
    Beğeniler:
    2.781
    Şehir:
    İstanbul Maltepe
    Adı:
    Kadir
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Çok güzel,sisli, dumanlı, dağlı, karlı ve çağlayan dereler harika manzaralara hayran kaldım.. ellerinize ayaklarınıza sağlık...
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  7. H.T

    H.T Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    11 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    893
    Beğeniler:
    1.841
    Şehir:
    Samsun
    Adı:
    Hasan
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    İlaç gibisin abi ilaç...
     
    SerkanNamazcı ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  8. Frédéric LAPOİNTE

    Frédéric LAPOİNTE Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    593
    Beğeniler:
    1.518
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    Her zaman ki gibi çok guzel;
    merak ediyorum: hep dag bisikletle goruyoruz seni; neden yol bisiklete binmiyorsun? O kadar buyuk formdasin;çok guzel tur de yaparsin.
    Tebrikler.
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  9. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    514
    Beğeniler:
    2.074
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    10 yıl bile el değmeden duramadı. Bu kadar gözü aç memlekette beklenen bir durum. Dünya lideri ülkelerden hangileri turizm diye çırpınıyor acaba? Nerede turizm de turizm diyen varsa geri kalmış, sürünen ülkeler. Ama bizim kafamıza aynı şeyi 10 kere tecrübe etmeden dank etmez gerçekler. Birşeyi yaşamadan sonucunu tahmin edebilmek uzaylılara özgü bir yetenek.

    http://www.zaguda.net/haber/spor/sumelada-agac-katliami-engel-tanimiyor/1062.html

    http://www.kalearkasi.com/forum/trabzon/21575-sumelada-doga-katliami.html

    http://www.medyatrabzon.com/devlet-ferhat-olunca-33955h.htm

    http://www.ensonhaber.com/sumelada-yanlislikla-binlerce-agac-kesildi-2012-08-27.html
     
    yasin çalış ve SerkanNamazcı bunu beğendi.
  10. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    514
    Beğeniler:
    2.074
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    yol bisikletim yok :)

    bir tane şehir bisikleti aldım 2009'da ama trainerda kullanıyorum. Bizim asfalt yollar sıkıcı ve tehlikeli. Gezmesi güzel yerlerde de asfalt yok. Bazı dağlara asfalt yol yapmaya çalışıyorlar ama ormanları yokedip daha beter ediyorlar maalesef.

    Daha önce 6 sene Ankara'da yaşadım (98-2004) 9 senedir de İstanbul'da yaşıyorum (2004-). Ankarada antrenman için dağ bisikletiyle yolda biraz sürmüştüm ama İstanbulda bisikletle dışarı çıkmam için birinin bana 1000 dolar vermesi lazım. Trabzon yol ve dağ bisikleti için çok güzel ama 1998'den beri orada yaşamıyorum :(


    rota linki, merak edip çizdim rotayı. 160 km, 3200m civarı tırmanma varmış. Çok geçtiğim bir yol olduğundan diğer yazılarımda da var.

    Kulat'a kadar olan kısım (ilk 75km ve çıkışın önemli bir bölümü):
    http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=88423

    Camibogazı-Kulat arası tekrar:
    http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=90215

    kutsal rota ama düşük performanstan dolayı 1800m'deki zigana tünelinden başlıyor. İnişte yol inşaatından dolayı paraleldeki Larhan vadisinden. Oranın hesabı çoktan görülmüştü 2009'da.
    http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=60579
     
    Frédéric LAPOİNTE bunu beğendi.
  11. Tolga Gürgün

    Tolga Gürgün Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    2.371
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Hüseyin Selam ,

    İstanbul'da bisikletle her çıkış içinmi 1000 dolar talep ediyorsun :)

    yoksa bir kereye mahsusmu ? Selamlar .
     
  12. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    514
    Beğeniler:
    2.074
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    dükkana giren müşterinin tipine şöyle bir bakıp karar veriyorum :)
     
    Tolga Gürgün bunu beğendi.
  13. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    çok güzel resimler çekmişsiniz.
    ellerinize,ayaklarınıza sağlık...
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.