Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Edirne'den- Roma'ya 6. Gün/ Kötü Günler

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Rahmi Çekmen tarafından paylaşıldı.

  1. Rahmi Çekmen

    Rahmi Çekmen Yeni Üye

    Kayıt:
    7 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    42
    Beğeniler:
    200
    Şehir:
    bursa
    Bisiklet:
    İdeal
    Seviye:
    Andria parkında kampımızı atmıştık.. Sabah bi uyandım.. tüm Andria insanları sabah sporu yapıyor yüzlerce insan.. onlar bize tip tip bakıyor biz de onlara..
    çadırımı malzemelerimi topladım.. Rota>Candela

    Candela'ya gitmek için önce Canosa sonra Lavello'ya uğrayacaktım.. Canosa'ya vardık.. küçük güzel bi yer.. bi kahvaltı yaptık.. Canosa çıkışında.. tur arkadaşımın 6 tane jantı kopmuş.. off ne yapacaz dedik canosa'ya geri dönerken yolda 2 bisikletçi gördü tur arkadaşım.. onlara bizi bisikletçiye götürmelerini söyledi.. beraber onlarla gittik.. sağolsunlar çok iyi insanlardı.. tamir parasını da istemediler suyumuzu verdiler.. telefonlarımızı şarj ettik ayrıldık..
    malum kırsal kesim ve bağ yollarına girdim.. Üzüm ve hasat zamanına denk geldim.. Yol çok dar hem karşı hem de bizim şeritten vızır vızır kamyon traktör geçiyor 30 km çok yavaş ilerledik.. ancak hasat zamanı olduğundan her köprünün altında canosa'nın fahişeleri vardı.. kamyonculara otostop çekiyordular
    ve kırsal kesimde olduğumuzdan tur arkadaşımın ilk kez lastiği burada patladı.. şeytanın bacağını kırdık.. bisikleti bi zeytin bağının içine soktuk yamasını yaptık..

    Karnım acıkmıştı.. çantamda yiyecek hiçbişi yok.. bi ara sağımda solum devasa şeftali bağları vardı.. daldım içlerine 4 tane büyük şeftali yedim.. bi kaç tanede çantama koydum.. ( Bisikletçiye günah mübahtır !) yani şöyle günah felan aldırmayın bağ görünce dalacaksın !

    Lavello'ya yaklaştıkça hava kararıyordu.. bi 5 km daha ilerledik.. yağmur şiddetlendi.. kendimi bi çiftliğe atayım dedim çiftliğin 4 tane köpeği bana doğru havlayarak dibime kadar geldiler.. bisikletten indim hala havlamaya devam ediyorlardı.. neyse bi an ıslık çaldım sustu şarrafsızlar.. ama korkmuştum açıkçası.. yağmur devam ederken karşıda bi çiftlik daha vardı.. ne şanssa çiftliği yaşlı sahibi de tam o ara geldi ona el işaretleriyle gelebilir miyiz dedim.. capito dedi girdik çiftliğinin verandasının altına.. İngilizcesi yok o italyanca konuşuyor bizde anlamış gibi felan yapıyoruz.. bize bi ara buzdolabından pastırma getirdi.. domuz etinden yapıldığını anladım renginde de belli oluyor domuz etinden de başka bişi yemiyorlar.. tabi ingilizcesi yok ama muslim felan dedim yemiyoruz.. oo Muslim felan dedi o da jetonu düştü :) sonra peynir getirdi onu yedik biraz peynirin hepsi bizde kalmasını istedi.. yok dedim sonra ısrar etmedi.. almadığıma pişman oldum.. turdayken çingene olacaksın böyle ikramları felan geri çevirme !

    Olay şimdi başlıyor.. Candela'ya kaç km kaldığını söylüyorum 25 km diyor.. sağnak yağmur 1 saat sonra yerini güneşe bıraktı.. gene yola koyuldum.. kırsal kesimden sanayi bölgesine girdik.. Fiat otomobil fabrikaları.. fabrika önünde yüzlerce otomobil.. oyunca araba gibi duruyorlardı..

    1 saat sonra gene hava karardı.. 20 km yi devirdik Candela veya benzeri bişi görünmüyor.. gün kararmaya başlayınca çok şiddetli bi yağmur başladı tekrardan.. dev bi çam ağacının altına sığındık.. 1 saat geçti şiddetli yağmur hala yağıyor sonrasından bu ağaç yağmur suyunu taşıyamadı ağaca yağan tüm damlalar üstümüze gelmeye başladı.. çöp poşetlerini açtın bisikletin üstüne.. bi matımızı da biz ıslanmayalım diye kendi üstümüze açtık..

    Olacak gibi değildi.. afedersiniz donuma kadar ıslandım.. ayakkabımın içi su dolmuş artık üşümeye başlıyordum.. en çok pasaportun ıslanmasından korkuyordum..
    Tur arkadaşıma benim pedallamam lazım dedim neyimiz varsa ıslandık burada dursak daha kötü dedim..aldım gidon çantasını koltuk altıma tek elle sürmeye başladım bisikleti..

    Gün karardı o karanlıkta o ıslaklıkla o yağmurla pedallıyorum.. arada bi geçen minibüslere otostop da çekiyorum.. Candela Mandela ortalıkta yok.. Dinamom olmasa pedallıyamazdım.. bisikletimin ön farı bayağı motorsiklet farları gibi.. onun sayesinde önümü görebiliyorum.. su biriken çukurlar felan bunu sayesinde geçiyorum.. bi tek ışık yok etrafta.. nereye gittiğimizi de bilmiyorum.. bi ara otobanla kesiştik yol 3 e 4 e ayrılıyor.. dümdüz gideyim dedim.. hala tek bi ışık yok bi insan yok bi ev yok..

    Bi ara moralim fena bozuldu.. Allah'ım ev hotel motel istemiyorum sadece bi barınak dediğimi hatırlarım.. tam dediğim esnada ilerdeki virajı geçtim.. Allah ın tepesinde bi Pavyon !.. ne işi var bunun burada bildiğin gece club görünümlü pavyon.. Mucize diye buna derim ben.. o zaman dedim ki ya bizimkiler bana çok ya dua ediyor.. ya da Yukardaki beni seviyor.. pavyona yaklaşınca God love you Rahmi dedim :)

    Club çalışanları şaşkın bakışlarla bize bakıyor.. 4-5 kişi kapı önünde bize bakıyor.. hiçbirinde ingilizce yok.. hepsi de samimiydi.. neyse biraz soluklandık burada.. Candela kaç km diye soruyorum.. 30 km var diyor.. ulan çiftlik sahibi yaşlı amca senin ben km anlayışının da göz nizamının da içine edeyim dedim :)

    biraz vakit geçirdikten sonra burada adamlardan biri dürüm ve bira getirdi.. para felan istemediklerini anlatmaya çalışıyordu el hareketleriyle.. tabi domuz eti vardır bira da içmiyorum istemedim.. sonra hotele kaç km diye sordum o da en yakın candela'da varmış.. bi ara aralarından biri sleep felan dedi gözlerim fal taşı gibi açıldı.. he he diyorum evet diyorum.. yeme içme için para istemediklerini sadece uyumak için para itediklerini söyledi biri.. tamam dedik.. 5 kişiydiler 3 ü bi ara gitti.. Romanyalı kız ile birisi kaldı burada.. onlarla biraz sohbet ettik.. Romanyalı kız 19 yaşındaymış felan ailesini sordum o konuya hiç girmedi.. kaçmış veya bi sorunlar yaşamış gibi hissettim pavyonda 19 yaşında kızın ne işi var dedim kendi kendime.. cana yakındılar sağolsunlar.. türkiyeden geldiğimizi söyledim bisikleti göstererek bunla mı felan dedi evet dedim.. kızın ağzından çıkan tek kelimesi 'MADOOR MADOOR'.. aman tanrım 'JESUS' gibi bişiymiş.. sonra o da bana kendisinin bi gün Romanya'dan İtalya'ya geleceğini söyledi.. he he dedim felan tabi böyle işin esprisine söylüyordu.. Neyse yorgun olduğumu uyumak istediğimi söyledim bunlara.. bize odayı gösterdiler gittik hotel felan değil adamlar kendi odalarını vermişler.. neyse duş aldım telefonları şarja koydum güzel bi uyku sonrasında sabah uyandım.. tabi iyi güzel uyuduk felan çıktık odadan.. pavyondaki gözlüklü ibine para istiyor.. 50'şer euro kişi başı.. yuh dedim akşamki samimiyet sabah kazık atmak için miydi dedim kendi kendime.. sonra adama buranın 5 yıldızlı otel olmadığını felan el hareketleriyle anlatıyorum felan.. 50€ verdim capito dedim.. kişi başı 25€.. kabul etti biraz daha pazarlık etsem 40€ da kabul ederdi ibine.. moralim bozuldu tur arkadaşıma çabuk toparlan kaçalım buradan daha bunlar bizi soymadan dedim ve oradan ayrıldık.. eşyalar hala sırılsıklam bi benzinlik görene kadar ışık hızıyla bastık...

    (Bugün pek bi fotoğraf çekemedim.. Üstümüze gelen bulutları siz de fotoğraflardan göreceksiniz.. o yağmurdan sonra fotoğraf felan düşünecek halim yoktu.. yağmur başlamadan önce bi kaç fotoğrafım var sadece)


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yardım eden bisikletçiler
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]