Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Dünya'nın en zenginleri..

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında lepidoptera tarafından paylaşıldı.

  1. lepidoptera

    lepidoptera Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Kasım 2007
    Mesajlar:
    461
    Beğeniler:
    479
    Şehir:
    Samsun
    Seviye:
    İngiltere’de restoran zinciri sahibi Hüseyin Özer, Avustralya’nın cep telefonu kralı Mustafa İlhan ve ünlü reklamcı Alinur Velidedeoğlu... İşte kazandığını harcamayı da bilen üç “zengin” Türk’ün öyküsü.....

    DISCOVERY’nin sekiz bölümlük yeni belgeseli “Dünyanın En Zenginleri”, aralarında üç Türk'ün de bulunduğu 32 kişinin yaşamına ışık tutuyor... “Zengin” kelimesiyle sadece bankada en çok parası olanlar kastedilmiyor. Kişiliği, hayat felsefesi, karakteri, ruhu, hayat biçimiyle farklı, etkileyici ve ilginç hikayesi olan, sıfırdan başlayıp, tutku ve azimle zengin olan, kazandığını kendisini mutlu eden bir yaşam için harcayanlar programa dahil edilmiş. Belgesele konu olan üç Türk ise Londra’da beş lüks restoran sahibi Hüseyin Özer, geçen Temmuz ayında hayatını kaybeden Avustralya’nın en zengin cep telefonu satıcısı Mustafa (John) İlhan ve ünlü reklamcı Alinur Velidedeoğlu.

    HÜSEYİN ÖZER
    Sokaklardan Londra’nın lüks semtlerine
    Sokak çocukluğundan garsonluğa yükseldi, kendi başına İngilizce öğrendi ve bir daha dönmemek üzere Londra’ya gitti. Türk mutfağını yeniden yaratan prestijli bir Türk restoran zincirinin sahibi olan 54 yaşındaki Hüseyin Özer’in serveti tam 60 milyon dolar.
    Fakirlikten zenginliğe uzanan bir öykü varsa, bunu en iyi Hüseyin Özer anlatacaktır. Çok yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve sonrasında da sokağa terk edilen Özer, ailesi tarafından reddedilince tek başına hayata asılmak zorunda kaldı. Daha iyi bir yaşama kavuşma umuduyla Londra’ya tek gidiş bilet aldı. Ve öyküsüne Londra’da prestijli bir restoran zinciri sahibi olarak devam ediyor. Hatta artık bir belgesele konu olacak kadar da renkli bir kişiliği sahip.
    “Dünyanın En Zenginleri” belgeselinde yer alan 32 kişiden biri olan Özer, yurt dışında kebapçılık dışında bir iş kurarak Türk yemeklerini markalaştırdığı için programa seçilmiş. Diğer bir neden de fakirlikten zenginliğe uzanan ilginç yaşam öyküsü...
    “Hikayem üzücü değil eğlenceli. Tekrar yaşarım. Almaya değil, vermeye dayalı bir hayat benimki...” diyerek sözlerine başlıyor. Özer’i tanıyan birçok kişi de zaten onun ne kadar paylaşımcı olduğuna yakından şahit. Yalnızca geçen ay üç defa Özer Restaurant’ta özel organizasyonlar yaptı ve kapılarını misafirlerine sonuna kadar açtı. Herkes doyana kadar yedi ve içti. Hatta milyarder Hüseyin Özer, çalışanlarıyla birlikte servis bile yaptı o gecelerde. Mütevaziliğini de şu sözleri ispatlıyor zaten: “Övündüğüm işçiliğimdir, patronluğum değil. Patronluğumu yanımda çalışanlar, dost gördüğüm müşterilerim övsün.”
    (Alıntı)
    Bu akşam Uğur Dündar'ın Hüseyin Özer ile yaptığı röportajı izledim ve bu hikayeyi yaşayanın ağzından duymak beni çok etkiledi.Geçmişte yaşadığı zor günlerden gülerek (ama gerçekten içten bir şekilde gülerek) beni hatta anladığım kadarı ile Uğur Dündar'ı da çok şaşırttı.Beni en çok etkileyen sözleri dışarda yaşamak zorunda kaldığı için umumi tuvaletlerde yatmak zorunda kalmış ve bu onun için bir mutluluk kaynağı olmuş,sanki sıcak yuvasından bahseder gibi bahsediyordu o yattığı yerden.Ağabeyi aile mirası bölünmesin diye(birkaç tarla için ) kardeşini zehirlemek istemiş ama Hüseyin Özer için o en mutlu günlerinden biriymiş çünkü zehirlendiği için herkes ona yiyecek vermiş ve çok mutlu olmuş.Okuma yazmayı bir çobanın yanında öğrenmiş ve hiç okula gitmemiş.Ama aklını ve zekasını kullanarak bu günlere gelmiş.Ayrıca geçmişini unutmamış ve kendisi gibi kalıcak yeri olmayan çocuklara kalıcak yer yaptırmış.Sizlerle paylaşmak istedim bu güzel kalpli insanı...
     
    Hasan Çağri bunu beğendi.