Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Dünyanın en değerli 10 markası

Konu, 'Eski Arşiv' kısmında HaliliOzturk tarafından paylaşıldı.

  1. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Bir kactir konusuluyor forumda da, hangi markanin degeri ne kadar, bu markalar ne durumda diye.

    Bugün Financial Times'in Almanya baskisinda gördüm bu siralamayi, paylasiyim dedim. Eger arada Türkiye'nin ic-dis borclarini veya Türkiye'nin en degerli markasi olan Turkcell'i karsilastirirsaniz, durumu degerlendirmek sanirim daha kolay bir hal alir.

    Iyi eglenceler :)


    #10 Marlboro
    [​IMG]
    Yillarca kovboyla simgelenen, belki de en meshur sigara markasi Marlboro'nun degeri 49,5 milyar dolar.

    #9 Vodafone
    [​IMG]
    Ülkemizde de Telsim'i satin alarak hizmet vermeye baslayan GSM hizmet saglayici firmanin marka degeri 53,7 milyar dolar.

    #8 General Electric
    [​IMG]
    Son finans kriziyle beraber aslinda cok deger kaybeden firma, buna ragmen 8. sirada, marka degeri 59,8 milyar dolar. G.E.'nin Opel'i elden cikartmaya calistigini ve Opel'in durumunun da pek ic acici olmadigini da hatirlatalim.

    #7 China Mobile
    [​IMG]
    Aslinda bu listedeki Vodafone, China Mobile gibi firmalar bize cok güzel bir sey gösteriyor, telekomunikasyon önemlidir ve iyi para kazandirir. Türkiye'nin de en degerli markasinin Turkcell oldugunu düsünürsek, bu sav daha da kuvvetleniyor. Listenin 7. sirasindaki China Mobile'in degeri 61,3 milyar dolar

    #6 Apple
    [​IMG]
    Ipod ve Iphone ile daha önce hic adini duymayanlari bile potansiyel müsterisi haline getirmeyi basaran firmanin marka degeri 63,1 milyar dolar.

    #5 Mc Donald's
    [​IMG]
    "Kilo aldirir" "Kalbe zararlidir" "Obeziteye yol acar" ve hatta bazen "Öldürür" denmesine ragmen Mc Donald's popülerligini koruyor, marka degerini de 66,6 milyar dolarda tutarak listenin 5. markasi oluyor.

    #4 IBM
    [​IMG]
    Her ne kadar dizüstü PC kanadi olan Lenovo'yu satarak son kullanicidan bir adim daha uzaklasmis olsa da, bir cok konuda ilk olmasi ve "profesyonel sunucu" dünyasinda bir numara olmasi nedeniyle IBM'in marka degeri halen 66,62 milyar dolar.

    #3 Coca Cola
    [​IMG]
    Isletme, pazarlama, halkla iliskiler gibi bölümlerde okuyanlarin bir numarali örnek olayidir "Coca Cola" ve onun pazarlama basarilari. Ben de uzun süre Coca Cola hakkinda anlatilanlarla (uydurulmuslarla degil de, arastirilip bulunmus ve kanitlanmislarla) egitilen birisi olarak, firmayi uzun süre listenin basinda biliyordum. Acikcasi sasirdim. Firmanin marka degeri 67,6 milyar dolar.

    #2 Microsoft
    [​IMG]
    Cogumuzun bilgisayarlarinda onlarin yazdiklari programlar kullaniliyor. Bazilari daha tanitilirken cökse de, bazilari icin 2 senede 3 tane "Service Pack" ciksa da, bütün virüsler onlara yazilsa ve hatta haklarinda tekelcilik suclamalari ile sayisiz dava acilsa da, Microsoft dünyanin en degerli 2. markasi ve marka degeri 76,2 milyar dolar.

    #1 Google
    [​IMG]
    Ve iste sasirtici liste birincisi! Henüz bir kac yillik bir firma, ilk kurusulusu sadece basit bir algoritmaya sahip arama motoru. Yazilmasindaki maksat ise süratli arama yapabilecek bir sistem arayisi. Ancak sonuc sasirtici, hem GoogleEarth, Gmail (ilk 1 gb alan sunan mail adresi) gibi yenilikleri, hem de isletme anlaminda Google Campus gibi yenilikleri ile firma, 100 milyar dolarin üzerinde (100,39 milyar dolar) bir marka degerine sahip ve acik ara birinci. Bilmeyenler icin, Google Campus'te calisma saatleri yok, icerisi tabiri caizse oyuncak kayniyor. Yapmaniz gereken tek sey, aylik belirli bir calisma saatini doldurmak. Calisanlarin motivasyonu ve özellikle yaraticiliklarinini gelismesi icin ise bos zaman aktiviteleri ve yaraticiligi gelistirmeye yönelik calismalar, oyunlar Google Campus icerisinde mevcut.

    Bütün bu markalara bakinca benim ilk aklima gelen, 10 markadan 8'inin ABD kökenli olmasi (bilgidim kadariyla Vodafone ingiliz, China Mobile zaten Cin menseiili.

    Eger ülkemiz icindeki markalardan bir siralama yapacak olursak ortaya su tablo cikiyor;

    #1 Turkcell'in marka değeri 1.984 milyon dolar

    #2 Ford Otomotiv'in marka değeri 1.772 milyon dolar

    #3 Petrol Ofisi'nin marka değeri 1.562 milyon dolar

    #4 Arçelik'in marka değeri 1.410 milyon dolar

    #5 Anadolu Efes'in marka değeri 1.162 milyon dolar

    #6 Enka İnşaat'ın marka değeri 974 milyon dolar

    #7 Türk Şişecam'ın marka değeri 803 milyon dolar

    #8 Migros'un marka değeri 735 milyon dolar

    #9 Tüpraş'ın marka değeri 688 milyon dolar

    #10 Akbank'ın marka değeri 631 milyon dolar

    Kisaca, marka degeri denildiginde iletisim ve bilisim firmalarinin acik ara önde olduklari görünüyor. Hizmet veya yazilim degil de, fiziki bir ürün üreterek piyasada var olan firmalar, acikcasi caga göre bir miktar yavas kaliyorlar, malum zaman, bilisim cagi...

    Derleme: Halil I. Öztürk
    www.bisikletforum.com

    Kaynakca:
    Financial Times Deutschland
    Internet Haber
     
  2. Erdem Yıldırım

    Erdem Yıldırım Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    296
    Beğeniler:
    217
    Şehir:
    konya-Akşehir
    Seviye:
    değerli bilgiler için teşekkür ederiz.googlenin yeri gerçekten de çok şaşırtıcı para vermeden kullandığımız arama motoru,earth,sketch up gibi programlarıyla böyle büyük bir marka değeri elde etmesi hayranlık ve hayret uyandırıyor
     
  3. Güney Tuncer

    Güney Tuncer Onursal Üye

    Kayıt:
    21 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.674
    Beğeniler:
    2.804
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Para vemeden mi ?

    Arama motorunda ilk sıralarda çıkmak isteyen firmalar güzel paralar ödüyor.

    Googlemap'i araç takibi gibi konularda ticari olarak kullanmak isteyenler güzel paralar ödüyor.

    Wireless ve GPS uygulamalarından müthiş paralar kazanıyorlar. Mesela dizüstü bilgisayarını bir parkta açtığın zaman civardaki mağazaların reklamları düşüyor tarayıcına. Bu mağaza sahiplerinin paraları ile oluyor :) Tabi henüz bu hizmet burada yok.

    Aynı şekilde cep telefonlarınızda bulunan GoogleMap navigasyonu boşuna bizlere ücretsiz sunulmadı. GPS'i olmayan telefonların bile nerede bulunduğu bilgisi kabaca baz istasyonu kestirmesi ile yapılıyor ve google merkeze gönderiliyor. Ardından reklamlar mı dersin, istihbarat servislerine yüksek paralar karşılığı sunulan bilgiler mi dersin artık :)

    Google yukarda bahsetiğim reklam olayına girebilmek için tüm SanFrancisco'ya ücretsiz wireless döşemişti ve hedefi tüm ABD idi. Şu anda ne durumdalar bilmiyorum. 10larca milyar dolarlarla ifade edilen bu kadar büyük yatırımların ücretsiz olmasını eleştirenler kadar, müthiş doğru ve yerinde bir kadar olarak görenler de var tabi, mesela ben. Bu ve bunun gibi politikalar tamamıyla ilerde Google'a para basacak mekanizmaların bacaklarını oluşturuyor. Şu anda kazandığı para 4-5 yıl sonra kazanacağının %1'i belki ve adamlar 1nci sıradalar. Çok güzel değil mi ? :)
     
  4. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Google aslinda 2 yüzü olan bir madalyon gibi. Her iki yüzünde de farkli hizmetler var, bir taraf ücretsiz, diger tarafta ise ciddi miktarlar dönüyor. Ücretsiz tarafin var olan alicilari, ücretli olan tarafin para ödemesine olanak saglayan hedef pazar aslinda.

    Yani, Google'in bana sundugu ücretsiz hizmetler sayesinde ben ve benim gibi daha milyonlarca insan Google ve servislerine günde bir veya daha fazla giris yapiyor. Eskiden Hotmail'in en popüler web tabanli mail adresi saglayici oldugu dönemde kapasitesi 2 MB'ti. Google Gmail'le 1 GB'tan giris yapti. Bir süre sonra sürekli artan bir kapasiteyi duyurdu... Bu tip yenilikler ve cazip tekliflerle kendisine genis bir kitle yaratti. Diger firmalar "kullanicilardan" kücük de olsa ücretler almayi hesaplarken, Google büyük bir kitleye ücretsiz hizmet verip, reklam verenler üzerinden para kazanmayi hedefledi ve basardi. Tabi Gmail sadece bir örnek, benzerlerinden Google'da cok var.

    Bu kötü mü? Bence kesinlikle hayir. BF de aslinda cok benzer bi sistemle calisiyor. Bir cok üyemiz var, ama bunun karsiliginda hic kimseden bir kurus talep etmiyoruz. Giderlerimizi reklam veren gelirleri sagliyor. Bir takim özel talepleri olanlar icin (bkz. 2. el dükkanlari) tabi ki belirli bir ücret mevcut, tipki Google'in "GoogleEarth"de anlik bilgi isteyenlerden talep ettigi ücret gibi...

    Ama yalan degil, Marlboro'nun o listede olabiliyor olmasi beni rahatsiz eden tek detay...
     
  5. Hay.alper.est

    Hay.alper.est Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Haziran 2008
    Mesajlar:
    111
    Beğeniler:
    55
    Şehir:
    Ksk/İzmir-Balıkesir/Edremit
    Seviye:
    Gelecek 5 yılda Bir Türk markası Dünyada 1. gelecek süpriz.
     
  6. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Insallah Alper! insallah bu yazdigin nickinden dolayi degildir ;)
     
    Tugkan emir, Hakan Yazman ve Sinto bunu beğendi.
  7. Ouz Deniz

    Ouz Deniz Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.163
    Şehir:
    İzmir-Sivas
    Seviye:
    İBM ve GM dışında maddi manada üretim yapıpta o sıralara çıkan bir marka daha yok. Diğer markalar maliyetinden fazla fiyata satılıp karının yarısından fazlasını reklama ayırmış firmalar ve sadece sanal (iletişim-bilişim[bir nevi bir kere sistemi kur-unut ve sonra kendisi gelişsin])...
    Acaba diyorum MC donalds, coca cola aslında masum markalar olabilir mi? Marka değeri bu kadar yüksek olduu için rakipleri tarafından lekeleniyor olabilirler mi? tamam zaten leke atılıyor ama acaba tamamen suçsuz olabilirlermi?
     
  8. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Acikcasi haklarinda cikan "Sunu yediriyorlar bize", "Böcekten yapiliyormus", "Fare varmis icinde" vb. haberlere ben zaten inanmiyorum. Ne kaynagi belli ne de dayanaklari. Maille gelen yüzlercesi gibi, onlarin da uydurma oldugunu düsünüyorum.

    Ha diger taraftan, ben genel olarak asitli icecek (kola, gazoz vb.) tüketmeyen birisiyim, ama bunu bir markaya da baglamam. Icerisideki karbondioksitten dolayi sagliksiz oldugunu düsünüyorum.

    Yiyecek olayi zaten basli basina bir muamma, mümkünse evde pissin...
     
    Umut Palabıyık ve Hakan Yazman bunu beğendi.
  9. Ouz Deniz

    Ouz Deniz Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.163
    Şehir:
    İzmir-Sivas
    Seviye:
    O yalanlara zaten inanmıyorum ama bu kadar çok şubede satılıp bu kadar büyük miktarlarda tüketilen yiyeceklerden doğal olarak şüphe ederim içinde zaten kimyasallar var bunu kimse yalanlayamaz ama mc donaldsı ele alalım siz oraya gittiğinizde (zaten dana eti fala yediğinizi zannetmeyin) et mi yedik zannediyorsunuz? ;)
     
  10. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Evet, iceriginde yazanlari aynen yedigime eminim. Tüm o koruyuculari, boyar maddeleri, tatlandiricilari.

    Dana eti mi? Öyle olmali, cünkü o sekilde tüketiciye duyuruluyor ve (saniyorum muhattabi Saglik Bakanligi veya Tarim ve Köy Isleri Bakanligi'dir) hükümet tarafindan kontrol ve denetime tabii tutulduguna inaniyorum.

    Acikcasi bu denli büyük firmalarin bu kadar büyük alimlar yaparken gidip de dana eti yerine baska bir et (bkz. Domuz eti, esek eti vs) tercih etmelerine gerek yok, bu riski göze almazlar. Bir mahalle kasabinin, adi süper kendi yerel süpermarketin bunu yapmasi cok daha kolay.
     
  11. Ouz Deniz

    Ouz Deniz Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.163
    Şehir:
    İzmir-Sivas
    Seviye:
    Sorun da bu ya.İşte o boya kimyasalları ve tatlandırıcılarla bağımlı hale getiriliyoruz ve markalar böyle büyüyor. Emin olun ki müslüman bir ülke olduumuz kimsenin umrunda değil mesela domuz eti ayrımı gözetilmiyor büyük fast food markaları tarafından.Onu geçtik müslüman zannettiğimiz insanlar bile bunu bize yapıyorlar.Gidip kendi büyük kombinaları olan bir markanın sucuk-salam alıyorsun ekmeğin arasına konulduğunda kıpkırmızı boya.Buna ne gerek var? Yani ucuza kaçılıyor.Tavuk eti karıştırılıyor,kemik karıştırılıyor renk açık görünmesin diye boya...
     
  12. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Domuz eti, kemik ve benzerleri konusuna katilmiyorum. Bu gercekten rakipleri tarafindan isin "uydurulmus" kismi. Cünkü ihtiyaclari yok. Sokaktaki kasaplarin büyük kismi bu bahsi gecen yerlerden daha iyi et satmiyor, hele ki sokak aralarindaki restorantlari söylemiyorum bile. Dönerin 1 lira olmasindan durumun vehameti ortada.

    Boya, tatlandirici? evet kullaniyorlar. Ama yediginiz zeytinde bile gida boyasi var. Bahanesi mi isin? Hayir degil, olmamasini dilerdim. Ama zeytin kadar saf bir besinden baslarsak aritmaya boyayi, isimiz daha kolay olur.

    Bagimlilik konusuna da katildigimi söyleyemem. Su anda ikamet ettigim sehre geldigimde, burada Cumartesi aksam üstleri ve Pazar bütün gün, her yer kapali oldugu icin Mc Donalds'a mecbur kalip yemistim. 3. gün aklima bile getiremedim, midem bulandi. Pek bagimlilik yarattigi söylenemez. Ama Mc Donalds'in gelirlerinin cok büyük kisminin cocuk menülerinden geldigini düsündügümüzde, pazarlamanin gücünün bagimlilik yaratmaya yettigini söyleyebiliriz. Bir yetiskin kendi kendine "tadini sevsem de bunu yiyemem, sagliksiz" diyebiliyor. Ama bir anne, bir baba bunu 3-5 yasindaki cocuguna anlatamiyor. Yasak koyunca zaten daha tatli oluyor hersey :), eh seyrek olsa, haftada 1 gün mesela cocugunuzu Mc Donalds'a götürseniz bu sefer de "özel" birsey oluyor o cocugun zihninde. Iste bagimlilik da buradan basliyor.

    Baska bir konu, bu isin "bilirkisi"sinden alinmis bir bilgi mesela (konuyu cok saptirdik ama, laf lafi aciyor). Döneri bir cogumuz severiz, peki ne kadar saglikli? Bir defa direk olarak LPG gazi karsisinda pistigi icin kanserojen bir etkisi var. Hadi bunu gectik, dönerin sürekli disi piser. Disini kesersiniz, ic kisminden pismemis olan ya da az pismis olan kismi pismeye devam eder. Peki ya sonu? Dönercilerin calisma ortamlari yanilmiyorsam 60-70° kadar ölcülmüstü. Sabahtan doldurulan bir döner makinesi, aksama kadar üzerinde ayni döner, sicaklik 70°. Ben sonucunu söyliyim bu denklemin, dönerin özellikle sonu ve ortalarinda asiri derecede bakteri üremesi. Sebebi de bu asiri sicak ortam. Eh hadi simdi afiyet olsun...
     
  13. Güney Tuncer

    Güney Tuncer Onursal Üye

    Kayıt:
    21 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.674
    Beğeniler:
    2.804
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Dün televizyonda gördüğüm bir haberi paylaşmak isterim. Üniversitelerimizden birinde et mamüllerinin içindeki DNA ları ve miktarlarını ayrıştrıabilen bir cihaz geliştirilmiş. Yapılan ilk testlerde %100 dana eti diye lanse edilen bazı büyük markaların sucuk ve sosislerinde %35'e kadar tavuk etine rastlanmış. İnsan en azından domuz veya eşşek eti olmadığına şükrediyor tabi. :)
    Son zamanlarda duyduğum en güzel haberlerden biri bu, özellkle tüketiciler yani bizler için. Üreticiler de ayağını ayağını denk alır artık.
     
    HaliliOzturk bunu beğendi.
  14. Ouz Deniz

    Ouz Deniz Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.163
    Şehir:
    İzmir-Sivas
    Seviye:
    Bağımlılık konusunda ve içerisinde başka tür etler olduğu hususuna katılmamana rağmen bu böyle ne yazık ki.Bağımlılık yaratması sen yedin sen bağımlısı olmadın şeklinde ele alınmıyor ne yazık ki. Biz işe biraz da sağlıklı yaşam açısından baktığımız için biz beğensek bile yiyemiyoruz.Ama sokaktaki insan buna böyle yaklaşmıyor.Adam mecbur kalıp 2 gün yediğinde 3.gün kendi ayaklarıya gidiyor.Başlarda beğendiği için daha sonraları bağımlısı olduğu için...
    İçine tavuk eti ve kemik katıldığına sadece inanmak istemiyorsun. Sucuk yerken kemik parçasına ben rastladım.Bildiğin kemik yaa:eek: yanılma payım yok.Katkısız yapılmış bir sucukta kemiğe en çok benzetilecek şey sarımsaktır onu da ayırt edebiliyorum zaten :) .
    Peki sana bir soru. Madem dana eti kullanıyor (sana göre) tatlandırıcıya ve renklendiriciye neden ihtiyaç duyuyor?
     
  15. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Basit, üretim adetleri cok yüksek ve bu nedenle ellerindeki et sürekli bekliyor, sürekli dondurulmus. Bilmiyorum hic denedin mi, ama taze et (bkz. Kurban Bayrami'na ikram edilen kavurma) ve bir kac gün beklemis etin arasinda bile ciddi tat ve lezzet farki var. Ayrica hamburger köftesi yapmak icin, her seferinde onlarca baharatla ugrasmaktansa bir kac tatlandirici ile ayni lezzeti yakalamak daha kolay. Renklendiriciler de ayni sebeple ürünün icerisinde. Dedim ya, zeytinde bile renklendirici var...

    Ha bu arada, fazla Mc Donald's savunuyor gibi görünüyor olabilirim. Benim amacim sadece birilerini bos yere suclayarak kendimizi üste cikarmayi birakip, kendi basimiza ürettigimiz birseylerle onlara rakip olma fikrini asilamak.

    Mc'in kendi sitesinden bir alinti;
    Eh, simdi biraz düsünmek vakti. Adamlarin kendi mezbahalari yok, malzemelerin hemen hepsi firma disindan temin ediliyor.

    Yine bir baska alinti;
    2. alintida baharat ve tuz dahil hic bir katki maddesi yok demisler, acikcasi ben böyle bir ibareyi daha evvel okumamistim. Ama eger durum gercekten böyleyse sevindirici.

    Tabi sorabilirsin, inaniyor muyum? Acikcasi bu saatten sonra inanip inanmamam Mc Donalds'i degil, benim devletimi baglar. Ben bu yazilanlara inaniyorum, ona ragmen yemiyorum ama burada söyledikleri dogrudur. Cünkü bu kurumlari denetleyen ve kontrol eden benim devletimin Saglik Bakanligi ile Tarim ve Köy Isleri Bakanligi'dir. Ben bu yazilanlara inanmazsam, o zaman neye inanacagim? En cok göz önünde olan firmayi bile denetleyemeyen kurumdan ne hayir gelir?
     
  16. Ouz Deniz

    Ouz Deniz Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.815
    Beğeniler:
    1.163
    Şehir:
    İzmir-Sivas
    Seviye:
    Öncelikle şundan bahsedelim kurban eti, hayvan kesilir kesilmez yenilmez(miş) en azından öyle öneriliyor.2-3 gün sonraki lezzet farkı dinlenmiş olmasındandır. Mesela bizim yaptığımız köftelerle hazır köftelerde büyük lezzet farkı olur çünkü köfteler tıpışlandıktan sonra et dinlendirilir yani et tam terbiye edilir.Beklemiş et diye tatlandırıcı kimyasallara ne gerek var bunu anlamıyorum.Eskiden tatlandırıcı mı vardı?
    Alıntılar için teşekkürler bilgilenmiş olduk sadece Türkiye'de hangi firmadan alınıyor olduğunu öğrendik etin dışardan geldiğini düşünmek zaten aptallık olur.
    Tamam mc donaldsı geçtik Pınar gibi bir markaya bile güvenemiyorum çünkü en basitinden kendi bisiklet federasyonumuzu ele alalım en basit yarışta bile dönen paraya göz dikiliyor-rant sağlanıyor, yarışta sporcu sağlığına dair bir çalışma yok ambulans var doktor yok gibi....kim kimi denetliyor,kim işini doğru dürüst yapıyor ki tarım ve köyişleri bakanlığı veya sağlık bakanlığı işini doğru yapsın.gidip köylüden aldığımız hayvana bile güvenip tam doğal diyerek yiyemiyorum nasıl kesildiğini görmediğim,nasıl yetiştiğini bilmediğim hayvanın etine mi güveneyim. Konuyu baya saptırdık ama...
    Böyle de öğreniyoruz sonuçta...
     
  17. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Iste problem de buradan doguyor zaten. Kasaptaki kiymaya da kimse güvenmiyor, ama suclu arandiginda ilk önce büyük firmalari sucluyoruz, elimizde kanit bile olmadan.

    Halbuki bir kasabin etinden ayni mahallede 100 kisi zehirlense gazetede bir gün manset olur, 2. gün haber, 3. gün unutulur. Diger taraftan büyük bir restorant zincirinin etinden 3 kisi zehirlense artik 6 ay okuruz ayni haberi. O yüzden de bu adamlar bu riskleri göze almazlar.

    Ben ne yazik ki yine ayni seyi yazacagim, her ne kadar sagliksiz bulsam da, et kalitesi olarak Mc Donalds'a, cogu kasap ve marketten daha cok güveniyorum. Benim su anda yasadigim ülke Hristiyan bir ülke ve domuz ürünleri de bolca tüketiliyor (hatta "Nolucak, alkol de iciyorum, domuz yesem kac yazar" diye düsünen müslümanlar da yok degil). Ama buna ragmen Mc ve benzeri bir kac firma, israrla "Sigir eti" diyerek ürünlerini satiyorlar. Domuz eti yoktur diye reklam veriyorlar. Ama sokak arasindaki dönerciye gel de güven... "Domuz var mi icinde?" sorunuza "Hee yok yok merak etme" diye laubali bir cevap aliyorsunuz.

    Neyse, uzatmayalim konuyu. Herkese afiyet olsun :) Saglikli günler!
     
  18. Hay.alper.est

    Hay.alper.est Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Haziran 2008
    Mesajlar:
    111
    Beğeniler:
    55
    Şehir:
    Ksk/İzmir-Balıkesir/Edremit
    Seviye:
    :D yok yok kafam güzel veya atıp tutuyor değilim eğer şans oyunlarında gerekli ikramiye gelirse 5 yıl veya daha az ama ikramiye gelmezse bu süreç uzaya bilir malesef.5 yıl sonra görüşmek üzere
     
  19. HaliliOzturk

    HaliliOzturk Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    7.283
    Beğeniler:
    9.860
    Seviye:
    Bol sans öyleyse.
     
  20. T.Ertan

    T.Ertan Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    23
    Beğeniler:
    12
    Şehir:
    Giresun
    Seviye:
    En büyük on markanın sekizinin Amerikalı olması beni şaşırtmadı. Her ne kadar Çin, Hindistan ve Rusya gibi bazı ülkeler son on yılda büyük gelişme gösterip serpildilerse de Amerikan ekonomisi halen dünyanın en büyük ekonomisi. Çin büyüdü, büyüdü, büyüdü diye duya duya önyargı oluşuyor insanların aklında. Fakat televizyonda bir iktisatçıdan gerçeği dinleyince pes demiştim. Bu nasıl bir zenginlik, nasıl bir sermaye biriki midir? Amerika daha öyle kolay kolay düşüşe geçecek gibi görünmüyor bana sorarsanız.